12 Yorum

Yase’nin Gebelik Günlüğü, 23. hafta

Yase’nin Gebelik Günlüğü kaldığı yerden devam ediyor.  Yase’nin tüm yazılarını buradan okuyabilirsiniz. 

***

22 hafta + 4 gün

Geçen haftaki yazıma gelen yorumlardan sonra bir açıklama yapma ihtiyacı hissettim. Her ne kadar okuyuculardan hamilelikte beslenme ve spor konusuna değinmem konusunda da talep olsa da, bu konulara fazla girmek istememin doğru olduğunu anladım. Mesleğimden ötürü beklenti çok yüksek olacaktı ve tabii ki de oldu da!

Ben bu günlüğü tutarken anılarımı yazmak istiyorum. Bu gebelik yolculuğu esnasında sorularımı sormak, beklentilerimi, bulduklarımı, bulamadıklarımı, duygularımı, sevinçlerimi anlatmak istiyorum. Amacım birilerine örnek olmak, benim gibi düşünmeyenleri/davranmayanları eleştirmek, tanımadığım insanlara kendilerini kötü hissettirmek, ya da buradan gebelikle alakalı tavsiyelerde bulunmak değil. Ben bu yazıyı, bir anne adayı olarak heyecanımı sizler gibi konudan çok haberdar diğer insanlar ile paylaşmak, zaman zaman fikir almak, zaman zaman destek almak fakat en çok da kendim ve bebeğim için güzel bir anı olsun diye yazıyorum. Bir önce yazdığım yazının yanlış anlaşılması sebebiyle mevzu o kadar karmaşık bir hal aldı ki bazı konularda bilgilendirme yapmadan yazmaya devam etmem çok ciddi kopukluk yaratacak.

Değinmek istediğim ilk konu hepimizde infial oluşturan Ebru Şallı konusu. Gebelik günlüğümde böyle yer tutacağını hiç tahmin etmezdim ama Ebru Şallı’yı örnek vermemden ötürü “sorumsuz diyetisyen” yorumları beni çok rahatsız etti. Nitekim mesleğimle ilgili yapılan bu ağır yorum internette de asılı kalıyor. Ben cevaben yorumlara yazmıştım ancak bir kez de buraya yazmak istedim.

İnsanların her ne kadar tepkisini toplasa da vaka vaka baktığınızda bir sürü uç örnek var. Anoreksik (yeme bozukluğu) olduğu bilinen birçok kadının gebe kalması bile mucize olarak değerlendirilir. Ve bu tip vakaların gebe kalıp, gebeliği sonuna kadar devam ettirebilmeleri, plesenta kanlanması, bebeğin beslenmesi, emzirme vs. gibi birçok konuda sıkıntı yaşamamaları ciddi bir düzende spor yapmaları ve kas kayıtlarına bağlanır. Verdiğim örnek de bu bağlamdadır. Spor otoriterileri bu tip uç konuları işlerken bu kimseler en sık verilen örneklerdir. Bu isimler, kulak tırmalasa da, isimlere duyduğunuz önyargıdan ötürü yanlış anlaşılmaya yol açsa da, durum-u vaziyet budur. Bu örnekler sağlıklı beslenme veya sağlıklı gebelik için verilen örnekler değildir. Zinhar!!!

Sanırım her gebeliğin kendine özgü olduğunu kimse göz ardı edemez. Benimki de dahil. Mesleğim icabı birçok profesyonel sporcu gebe kadın takip ettim ve halen de birçoğunu takip ediyorum. Birçok mesleği sporculuk olmayan kadından farklı olarak sporculuk ve bunun gibi bazı mesleklere mensup olan kadınlar, aynı bebek odası, bebek kıyafetleri, bebek doğduktan sonra kim bakacak, bebek doğduktan kaç HAFTA sonra çalışmaya başlayabilecek tarzında konular gibi doğuma kadar kaç kilo alacaklarını, ne kadar antreman yapacaklarını ve doğum sonrası ne kadar sürede forma gireceklerini de planlamaya çalışırlar. Bu planların tutup tutmayacağı meçhuldur.

Özellikle işe hızla geri dönme zorunluluğu söz konusu olduğunda doğum sonrası planların başında kilo kontrolü gelir. Tekrar ediyorum plan tutar ya da tutmaz ancak bir yön çizilir ve gebe kadın bu yöne doğru yol alabildiğince ilerlemeye çalışır. Bu zorunlu mudur? Hayır! Ancak anne adayının gebelikten önceki hayatı göz önünde bulundurularak, kendi isteğiyle bu plana tutunmakta kararlı ise oldukça sağlıklı bir yöntemdir diyebilirim. Uzman olarak konuşmam gerekirse normal koşullarda bu tür planların % 75 oranında tutması beklenir ki bu da çok iyi bir rakamdır.

Ben yazımda dürüstçe kendi planımı açıkladım. Her ne kadar bir çoğuna abartılı ve gereksiz gelse de 4 yaşından beri spor yapan ve yaklaşık 10 yıl boyunca tam anlamıyla profesyonel bir sporcu olarak hayatını devam ettiren benim gibi insanlar için durum azıcık farklı. Benim için spor; fiziğine takık olmak, taş gibi olmaya veya kalmaya çalışmak, kilo konusunda obsesif olmak, formda kalmak için işkence çekmek veya sağlıklı olmak gibi tanımlardan çok çok uzaktır. Spor benim için kendimi ifade etme şeklidir. Hayatımda en iyi yaptığım ve yaparken kendimi en iyi hissettiğim bir yaşam biçimidir. Beni birazcık tanıyan herkes spor ile aramdaki bağın nefes almak gibi hayati birşey olduğunu bilir. Tanımayanlar ise genelde abartılı bulur ve eleştirir ki bunu da anlıyorum.

Tıpkı diğer anne adayları gibi benim için de birinci öncelik bebeğimin sağlığı şüphesiz. Benim için kaygılanarak endişeyle yorum yapan herkese teşekkür ederim. Ben de, bebeğim de çok şükür çok sağlıklıyız.

Sizler geçen haftaki yazımı okuduğunuz sırada biz de detaylı ultrasondaydık. Esas doktorum detaylı ultrason için bizi kendi hocasına yönlendirdi. En az canım arkadaşım kendi doktorum kadar tatlı olan bu hoca doktorcuğumuzdan da çok memnun kaldık. Bebeğimiz tam 400 gr. Artık her şeyleri var. Beyninden, böbreğine, parmaklarından , kalbine kadar tek tek her yerini anlattı, her bir şeysini gösterdi detaycı doktorumuz. “Herşey yolunda Yaseminciğim, demir depoların da iyi görünüyor hiçbir şeyi kafana takma“ diyerek mutlu mesut yolladı bizi çok şükür.

Yase22

Oralara kadar gitmişken çıktığımızda attık kendimizi karşıdaki meşhur AVM’nin içindeki meşhur Çin yemekçisine. Demir depolarıma azcık daha katkıda bulunayım diye kendime bol sebzeli bir et yemeği söyledim. Amanın aman dostlar! İlk trimestırdan beri katiyyen patlıcan ve salça yiyemiyorum zaten. Lakin her ikisi de inanılmaz zehirliyor beni. İçime alev topu düşmüşçesine önce cayır cayır yanıyorum sonrasında da kusma çıkmazına giriyorum. İkinci trimestırda da bu ekibe bir de taze kırmızı biber eklendi. Nitekim meşhur Çin yemekçisinin leziz paprikaları ertesi gün fitil fitil burnumdan geldi. İkinci trimestırda hala kusulur mu? Ara ara da olsa (çok şükür) ben hala kusuyorum. Hala zaman zaman ilaç kullanıyorum çünkü en özet anlatımıyla resmen kusma-fobik oldum. Bu durumun doğuruncaya kadar devam edebileceğini de kabul ettim artık.

Doktorumun dediğine göre gebelik hormonları bazı kadınlarda mide-barsak pasajını aşırı irrite edebiliyormuş. Benim hala gebelik öncesi gibi rahat beslenememi de buna bağlıyor. Mesala hamileliğimden önce nerdeyse her öğün kovayla salata yerdim. Şimdi ne mümkün! Hergün katiyyen yiyemediğim gibi ancak bir minik kase alıyor içim. Tüm samimiyetimle söylüyorum hayatım boyunca gık demeden , kusmadan, öğürmeden hamileliğini geçiren kadın kadar kimseyi kıskanmadım ben. Ne büyük lütufmuş “acaba kusar mıyım?” diye korkmadan yaşamak!

Hamileğimin ilk aylarında su içenleri de pek kıskanıyordum neyseki su içebiliyorum artık. Soğuk buz gibi su hem mideme çok iyi geliyor (ki eskiden soğuk su içemezdim). Hem de ilk aylarda mide bulantısından ötürü nefret ettiğim su ile hasret giderebiliyorum.

Bu arada çok müjdeli bir haber var. İçimde bir balık varmış gibi bir his olmak ile beraber Yase artık minik bebesinin hareketlerini hissedebiliyor! Ne komik, ne heyecan verici, ne kadar mucizevi bir şey! İçli baba nerdeyse eve bir stetoskop getirip 7/24 Yase’nin karnına yapışık yaşamak üzere. Her elini koyduğunda bebe kıpırdanmayı bırakıp, put kesiliyor diye iyice içleniyor, iyice hisleniyor. Acaba bu bebe beni sevmiyor mu diye arabeske bile vurdu. Yazık ya kıyamam… Bu babalar, bebeler doğuncaya kadar ne yapacağını, nasıl iletişim kuracağını bilemeyip, kendini oyun dışına atılmış gibi hissediyor ya çok üzülüyorum bu duruma. Arkadaşların dediğine göre benim içli kocanın durumu “görmemişin bir oğlu olmuş, çekmiş şeyini kopartmış” kıvamında… Yase’ye sorsan çok tatlı…. Bebenin onunla direkt bir bağlantısı yok diye sürekli bir arayış ve mucitlik peşinde…

Bizim evde kocam benden daha fazla hamile. Sürekli rahatlatıcı yoga müzikleri dinliyor, isim kitapları karıştıyor. Doğum videoları izlemeye başladı bile. Neyse ki birimiz azcık hazırlanıyor. Çünkü ben daha normal doğum hakkında bildiklerimin üstüne iki kelime bile eklemedim. Akşam Elif’te kızlar buluşması var, ondan kitaplar alıp, bu duruma start vereceğim inşallah.

Bu arada isim demişken bizim oğlana annem kod adı olarak Ali Can taktı. Zaten bizim ailenin tüm erkek bebelerinin kod adı: Ali Can, tüm kız bebelerinin kod adı da Şukufe’dir. Kendimi bildim bileli durum budur. Paylaşmak istediğiniz değişik erkek isimleri varsa aşırı makbule geçer lakin henüz bir karar verebilmiş değiliz.

Haydin benden bu günlük bu kadar…. Haftaya kadar herkes göbeeyle, bebesiyle, kendiyle, mutlu mesut kalsın inşallah…

 

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

12 yorum

  1. Merhabalar, sporla ilgili yazdığınız düşünceleri çok iyi anlıyorum. Çünkü ben de aynı şeyleri hissediyorum!! 26 haftalık hamileyim ve 1.5 yaşında kızım var. Ayrıca tüm gün çalışıyorum. Kızım yatana kadar ilgilenip gecenin 10’unda spor yapıyorum bazen, kimse bunu sadece “taş gibi olmak istemekle” açıklayamaz. Spor, benim için lüks değil ihtiyaç. Vücudum istiyor. Bu disipline girdi bir kere vücudum ama ben ne profesyonel sporcuyum ne de diyetisyenim. Bu sebeple çevreme kendimi anlatmakta zorlanıyorum. Kafayı taktı diyorlar, varsın desinler, ben öyle mutlu oluyorum:)
    Sağlıklı bir gebelik diliyorum!

  2. Ay ben bu gebe günlüğünün hastasıyım, her hafta heyecanla bekliyorum. Bu gün açıklama yapmak zorunda bırakılmana çok üzüldüm, internet dünyasında ne yazık ki anlamaya çalışma pek yok, bodoslama giriyor herkes birbirine… ben geçen haftaki yazıyı okumuş olmama rağmen Ebru Şallı diyince “Allah Allah ne zaman bahsetti ki Ebru Şallı’dan ben geçen haftayı okumadım mı acaba” diye döndüm bir daha baktım. Bir örnekten nerelere gelinmiş…

    Bebek isimleri konusunu da çok severim, sportif bir aile olduğunuzdan da sanki sizin erkeğe Rüzgar, Poyraz gibi hareket içeren isimler yakışırmıs gibi geldi bana. Hatta soruyu okuduğum an ilk aklıma Poyraz düştü.

    Yeterince gevezelik ettiğime göre haftaya görüşmek üzere der kaçarım…

  3. Bence kendinizi aciklamaniza bile gerek yoktu inanin, anlamayan da varsin anlamasin. Sizin dogrulariniz sadece sizi ilgilendirir. Cok iyi anliyorum yazdiklarinizi, nedense ahkam kesme konusuna gelince Turk milleti hemen uzman kesilir, elestirme konusunda ustumuze yok. Kendimize batirmadigimiz cuvaldizi onumuze gelene batiririz. Saglikli, keyifli bir hamilelik diliyorum, dilerim bulantilarda en kisa zamanda gecer gercekten keyifli yeme icmenin ne kadar onemli oldugunu anliyor insan hamileyken 🙂

  4. Biz zaten sizi tanıdık Yase hanımcım. bırakın akışına, isteyen istediğin düşünsün.
    Bebişle mutluluklar.
    İsim olarakta sadece Can olabilir, Çınar ve Doruk ta benim favori isimlerim.

  5. Merhaba yasemin hanım . Hamilleliğim boyunca hiç ilaç kullanamadım ve demir konusunda kan tahlillerinden anladığımız kadarıyla hiç sorun yaşamadım. Bebeğim 4,5 kilo doğdu boy ve kilo gelişimi hep öndeydi hala öyle bebeğimde herhangi bi ilaç kullanmadı 6 ay sadece anne sütü sonra ek gıdalar şimdi bir yaşını geçti ve çok şükür çok sağlıklı. Ben bu dönemi atlattım ve artık hamilelik günlüklerini okumuyordum size kadar zevkle gülümseyerek okuyorum. Sevgiler…….

  6. Sevgili Yase,

    Açıkcası ben senin gebelik günlüğünden daha farklı (bir önceki yazın gibi) bir mevzuat 🙂 bekliyorum. Bazı okuyucular rahatsız olabilir(!) diye günlüğünün içeriğini değiştirmemeni rica edeceğim. Eğer “30 kilo aldım, her yerim şisti , önüme gelen tatlıyı yedim, zaten bi cocugum daha var, spor da neymiş calısıyorum vaktim mi var”, tarzı bir gebelik günlüğü beklentisinde olan varsa, internette milyonlarca örneği var. Boyle sert yazmak istemezdim ama bazı yorumlar boylesine sertti. Biz hala sporu kilo takıntısı zanneden bir toplumuz ne yazıkki..Senin günlüğünün bir farkı olsun, spor ve diyeti profesyonel olarak yasamayı bırakın öğreten insanlarsınız, sizin gebeliğiniz nasıl geçer, bunu görelim, lütfen kimse de rahatsız olmasın, ebru şallı diyince bütün tüyleri diken diken olan kadınlar, kacınız onun gibi vucudu reddederdiniz imkanınız olsa, gecen yazıdaki yorumlara cok icerledim, ve ben gercek anlamda öğünlerinizin ve sporunuzun, günlük rutininizin ayrıntısını öğrenmeyi cok isterim, sevigiler ve saglıklı günler, herkese, gönlünce.. (15 haftalık gebe bir okuyucu)

  7. Ben de acaba okumadim mi diye geri dondum gecen haftanin yazisina. Sonucta bu bir gebelik gunlugu, senin yasadiklarin, hissettiklerin. Bir “her hamile boyle yapmali” kitabi degil. Meslek yuzunden beklentiler artiyor demek, ama olmamali. Guzlece, saglikli gecsin hamileligin tabi herkesin ki gecsin guzel. Her isteyen saglikla alsin bebisini eline, gerisi detay 🙂

  8. Diledigince tut gunlugunu sansurleme kendini derim. Dileyen takip eder, begenmeyen de etmez. Bulantilar konusunda Allah yardimcin olsun, benim o zamanlarda gecmis istahim da guzel guzel acilmisti ama annem bana ve kardesime hamileyken 9 ay boyunca kustum bisey yiyemedim demisti… bebenin babasina seslenmek istiyorum bir de, bebe annesinden sonra en iyi babasini tanir. Bu sebepleee, baba bebeyle bol bol konussun, ona dokunsun, dogumdan sonra hemen tanir babasini bebe boylece.

    Bebeginizi saglikla kucaginiza alin…

  9. Merhaba….

    Okadar severek takip ediyorum ki sizi,yazınızı okumayı iş yerinde sakin olduğum bir zamana erteliyorum tadını çıkara çıkara okuyım eyleniyim diye.Meğer neler olmuş benim okumamdan sonra.Çok üzüldüm üzülmenize ve sizi üzmelerine 🙁 Ebru Şallı örneğini bende sıradan bir örnek olarak okuyup geçmiştim keşke spor severler kadar disipli hevesli spor yapabilsem diye de hep hayıflanırım.Spor yapmak dediğiniz gibi yaşam biçimi olmuşsa zaten siz ne yaparsanız yapın tank gibi kapıdan sığamayanlardan olamazsınız.Çok uzattım sevgiler.

  10. Yalnız bu puan veren arkadasların hiçbir yorumu begenmemelerine ne demeli 🙂

  11. Yase Hanım, hiç bir anne yavrusunun kötülüğünü istemeyeceğine göre bence açıklama yapmanıza gerek bile yok. Her annenin yoğurt yemesi farklıdır ama amacı aynıdır. (Bebeğinin sağlığı, mutluluğu, vs…)
    Açıkçası ben de sizin gebeliğinizin nasıl geçtiğini ne dozda spor yaptığınızı hatta detaylarını merak ediyorum ve ilgiyle sizi takip etmeye devam edeceğim…