12 Yorum

Kahrolsun baĞzı kantinler

Nem tutucular (sorbitol)
Asit düzenleyici (sitrik asit)
Doğal aroma verici
Topaklanmayı önleyici (yağ asitlerinin magnezyum tuzları)
Tatlandırıcılar (aspartam, asesulfam K)
Meyve ekstraktı

Bunlar, Deniz’in kantininde satılan bir şekerin içeriği…

Okul kantininde satılıyor, evet. Sadece bu değil üstelik… Vampir dişi de satılıyor kantinde… El büyüklüğünde, dil şeklinde bir jelibon da… Ve ayrıca, patates cipsinin satışı yasak olduğundan kraker görüntüsüne sokulmuş ama aslen cipsten hiçbir farklı olmayan bir diğer abur cubur da…

Bunların dışında her türlü gofret, çikolata, meyve suyu ve bilumum atıştırmalıklar da bulunuyor okulumuzun kantininde…

Deniz bir devlet okuluna gidiyor. İyi de bir devlet okulu, genel olarak çok memnunuz. Ancak işte bu kantin olayı beni hayrete düşürüyor.

Ben yemek konusunda aşırı duyarlı bir anne olmadığımı iddia ediyorum. Bir yandan mevsim sebze meyveleriyle beslenmeye çalışan, ancak şehir yaşamının kıstırılmışlıklarına boyun eğen, gelişen hayatın kolaylıklarına  uyum sağlayan bir kadınım. Hiçbir şeyde aşırıya kaçmamak için uğraşıyorum, buna “mutlaka ve her gün çok dengeli, çok sağlıklı beslenmeye çalışmak” da dahil… Çocuklarım şekeri de biliyorlar, çikolatayı da, jelibonu da…

Hal böyleyken, okuldaki kantin ile ilgili olan şikayetim “Ay benim çocuğumun yeme alışkanlığını bozuyor!” değil. Evet, çocuğumun, yemesini onaylamadığım abuk sabuk şekerlere okul ortamında maruz kalmasından rahatsızım. Ona harçlık vermesem de arkadaşlarından almasının (ya da onların ikram etmesinin) önüne geçemiyor olmaktan şikayetçiyim. Ben yanına her sabah elma koyarken, ailesinden aldığı harçlıkla kantinten saçma sapan yiyecekler alan arkadaşlarının oğlumla “elma yediği için” alay etmelerine kılım. Ama o kadar. Ben çocuğumun bunları yememesi için uğraşıyorum. Ne başka velilere bir şey diyebilirim, ne de yokluğumda arkadaşından aldığı şekeri engelleyebilirim.

Asıl şikayet ettiğim şey, bir yandan Sağlık Bakanlığı aracılığıyla obeziteye savaş açan devletin diğer yandan da eğitim kurumlarında bu tür yiyeceklerin satılmasına göz yumması. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?!

Geçenlerde bununla ilgili bir mini-isyanda bulundum, gelen yanıtlar çeşitliydi. Kimisi okul kantinlerinde satılan yiyeceklerin Tarım Bakanlığı tarafından onaylandığını söylüyor, kimi ise Okul Aile Birliği’nin kantini denetlemekten sorumlu olduğunu belirtiyordu. Hangi bakanlık neyi onaylıyor, bilmiyorum; bildiğim, bizim okuldaki Okul Aile Birliği’nin, bu saçma sapan abur cuburlar yüzünden kantinciyi uyardığı ve fakat hiçbir gelişme kaydedilmediği…

Neden? Çünkü bu yiyeceklerin satışı “yasak” değil. Yasak olan iki şey var: Bir: gazlı içecekler, ve iki: patates cipsi. Cips firmaları da bu yasağa çok güzel uyum sağlamışlar, daha doğrusu etrafından pek güzel dönmüşler, adı kraker ama tadı bildiğin cips olan bir ürün yaratmışlar, sen sağ, ben selamet!

Peki ne yapacağız? Change.org’da kampanya başlatalım diyenler var. Olur, başlatalım. Ama açıkçası ben bu konuda biraz karamsarım. Nitekim çok değil, bundan bir buçuk sene önceki İlkokul için Beş Buçuk Çok Erken kampanyası kapsamında “çocukları 5 yaşında ilkokula başlatmayın, okul öncesi eğitimi zorunlu yapın!” diye bir tarafımızı yırtarken biz, bize ayar verenlerden ümidim yok. Hükümet-cemaat ekseni dershanelerle uğraşırken, Van’da insanlar bu soğukta konteynerlerden atılıyorken, hele de yerel seçimler yaklaşıp toplum mühendisliği çabaları tavan yapmışken hiçbir devlet kurumunun okullardaki kantinlerin ne sattığıyla ilgilenmeyeceğinden yüzde 8500 eminim.

Evet, öleceğini bilsen de yaşamayı unutmamalısın ve fakat öyle aptalca, öyle saçma sapan şeyler oluyor ki memlekette, öyle mide bulandırıcı şeylerle uğraşıyor ki “seçilenler”, seçim ve iktidar ihtiraslarını bir kenara bırakıp çocuklarımızın sağlığı gibi bir konuyu gündeme alacaklarını hiç ama hiç sanmıyorum.

Ben çocuğuma neyi yiyip neyi yememesi gerektiğini öğretmeye çalışıyorum. Evde sağlıklı yiyecekleri önüne koymak için uğraşıyorum. Daha fazlasını yapacak takatim yok. Şu anda yok, artık yok, bilemiyorum. Zaten eğitim sistemi nereden tutsan elinde kalıyorken, değişmesi gereken onca şey varken, hiçbir şeyin değişeceğine inancım da yok.

Sadece oturduğum yerden şikayet ediyor, cılız bir sesle “kahrolsun baĞzı kantinler” diyebiliyorum. O kadar…

12 yorum

  1. Harika bir yazı çok çok beğendim.
    Ellerinize sağlık ve umarım, canı gönülden paylaştığım bu düşünceleriniz birilerine ulaşır.
    Benim umudum var. Lütfen sizde umudunuzu kaybetmeyin.
    Sevgiler

  2. Merhaba, ben Tarım Bakanlığı çalışanı olarak (Gıda Mühendisi) okul kantinleri de dahil gıda denetimi yapmaktayım. Kantinlerde satılamayacak gıdaları Tarım, Sağlık ve Milli Eğitim Bakanlıkları birlikte aldıkları bir kararla sınırlandırmış durumda, denetimlerde de esas yetki/yaptırım Tarım Bakanlığı’nda olmakla birlikte zaman zaman Milli Eğitim Müdürlüğü ile birlikte denetim yapılmaktadadır. Ancak sıkıntı oluşturan durum bizim mevzuatımıza göre cips/asitli içecek satan bir kantine yasal işlem yapamıyor olmamız, söz konusu gıdalara Türk Gıda Kodeksine aykırı /sağlıksız deme şansımız yok çünkü diğer satış yerlerinde raflarda bulunuyorlar, satışları devam ediyor. Mevcut kanunda da (5996 sayılı Kanun) kantin satışları ile ilgili bir hüküm bulunmamaktadır.
    Ayrıca okul kooperatiflerinde bile (ki burada mal alımı/satışlar görevli öğretmen gözetiminde) bahsettiğiniz abuk subuk ürünler satılmaktadır.
    Yine ilçe Hıfzı Sıhha kararları ile kantinlerde satılabilecek ürünler de sınırlandırılabilmektedir ama Kaymakamlıkların bu kararlarla ilgili bir yaptırım yaptığını henüz görmedim.
    Satışı yasaklanan ürünlerle ilgili üretici firmaların Ar-Ge çalışaları ise takdire şayan. Yasağı delen ancak yasak olandan minik bir farkla ayrılan ürünlerin ardı arkası da kesilmiyor.
    Aynı zamanda bir anne olarak konuyu toparlamam gerekirse, bu yetki/denetim karmaşasından çıkmak zor. Çocuklara yönelik üretilmiş ürünlerin sadece okullarda sınırlandırılması bile çok yetersiz. Şimdiye kadar en saçma ürünlerle karşılaştığım marketler/büfeler okul civarında olanlardı!!! Bence yapılması gereken çocuklara yönelik ürünlerin üretim/ithalat aşamasında sınırlandırılması, tatlandırıcı/aroma vericiler/boyara maddeler vb katkı maddelerinden ari tutulmasıdır.
    İşin en acı tarafı da yaklaşık on yıllık iş tecrübemle bunun bir hayal olduğunu anlamış olmam…

  3. Merhaba,
    Turkiye’deki okul surelerini bilmiyorum. Ben Fransa’da Grasse sehrinde yasiyorum. Buradaki hic bir okulda okul kantini yok. Evet bir kantin var ama o bizim dilimizde yemekhane karsiligi, cocuklar burada ogle yemegi yiyorlar. Bu ogle yemekleri de salatasindan, meyvesine, ana yemeginden tamamlayicisina kadar bir cocugun doyabilecegi sekilde tam bir menu seklinde. Okulumuz sabah 8.30 da basliyor, oglen 16.00da bitiyor. Oglen saatinde yemek yeniyor. Bunun disinda ben ve kizimin arkadaslarinin anneleri cocuklarimizin yanina tenefuslerde yemeleri icin bazi yiyecekler koyuyoruz. Sabahlari kahvalti yaptiklari icin sabahlari okulun sekreterliginde satilan cikolatali ay coreginden alma ihtiyaci hissetmiyorlar ama kahvalti yapmadan cikan cocuklar icin tipik fransiz kahvaltisi yiyecegi aycoregi burada mevcut…Onun disinda para ile satilan yiyeceklerin bulundugu bir yer yok. Ve boyle bir ihtiyac da yok…Ben Turkiye’deki bu abur cubur takintisini anlamiyorum. Duzenli yiyen bir cocuk ara ogunde abur cubura ihtiyac duymamali. Ben cocuklarima arada yesinler diye bazen bir meyve, bazen kurutulmus meyse, bazen ev yapimi pogaca kek, bazen de tamamen iceriklerinden emin oldugum hazir biskuvi ya da sut veriyorum, arada meyve suyu, sandvic falan da olabiliyor…bazi cocuklar seker geitiriyorlar ama seker genelde dogumgunlerinde oluyor…Turkiye’ye ne zaman gelsem, ailemin yasadigi semtte yemek oncesi parka gittigimde ki yemege maksimum 1 saat falan kala bir suru cocugun cips paketleri ve kola siseleri ile orada atistirdiklarini goruyorum…Bu bizim beslenme duzenimize cok aykiri. Kizlarim cips yiyorlar ve buyuk kizim arada kola da iciyor…Ama ne zaman cok ender zamanlarda…Dogumgunleri ya da disarda yenen yemekler sirasinda bu tur yaramzaliklar yapmalarina izin veriyorum…Seker de aliyorum ama aldigim ile kaliyorum yemiyorlar…Evde oldugunu biliyorlar ama o kadar. Cunku onlarin beslenme aliskanliklarini olustururken bu tur abur cuburun sagliklarina zararli olabilecegini ozellikle vurguladim. Kuru yasaklar yerine aciklamalari ile beraber zaralarindan bahsettim ve bahsetmeye de devam ediyorum. tamamen yasaklar koymak ve eve almamak cozumunu kati buluyorum. Zira o kadar cok dogugunu ve arkadas ziyaretine gidiyorlar ki, her aile her duzen bir degil elbet bir yerde karsilacaklar…
    Ama bu tur gidalarin bile bile okul kantinlerinde satilmasina karsiyim. Okul kantinlerine de anlam veremiyorum ama… ne bileyim bir peynirli sandvic , simit, sut, ayran meyve suyu satilir sabah iyi kahvalti etmemis cocuga destek olsun diye ne bileyim bir elme bir muz ama sekerin, cipsin, kolanin cocuk beslenmesinde ne kadar yeri var ki, okul kantininde olsun…Kusura bakmayin cok uzattim ama kantinlere ve orada satilan zarali urunlere karsi baslatacaginiz bir kampanya ya da girisimde yaninizdayiz…
    Selamlarimla,

    • kesinlikle haklısınız kantinlerin gereksizliği konusunda. bir okulda kantine neden gerek var ben de anlayamıyorum. sabahları zaten evlerinde kahvaltı yapmalı çocuklar. eğer tüm gün okulda kalıyorlarsa öğle yemeklerini de okulda yemeliler ama kantinden aldıkları fast food, abur cubur tarzı yiyecekler yiyerek değil sizin bahsettiğiniz şekilde yemekhanelerden temin ederek. belki her okula yemekhane düzeni ilk etapta oturtulamayabilir. o zaman da annelerin hazırladıkları beslenme çantaları imdada koşar. yapılması gereken kantinleri ortadan kaldırmak bence, satılan yiyecekleri layıkıyla denetleyebilmek çok zor bu ülkede.

  4. Kızım, özel bir okulda 1. sınıfta, haftada sadece bir gün öğretmenleri nezaretinde kantin günü oluyor. Bağımsız olarak alıveriş yapmaları nedeniyle, kendilerine olan öz güvenleri gelişecekmiş, bize yapılan açıklama bu (hiç tatmin edici değil, kendi gözetimimde de aynı şeyi uygularım ben çocuğuma, öz güveni eksikliğiyse bu durum). Aynı abur-cuburlar orada da var. Üst limit 5 lira. Ben bazı haftalar özellikle 2-3 TL ile koyuyorum, o bile problem oluyor kızım için diğer arkadaşları 5 lira harcarken. Devlet, okul, öğretmen kimseden umudum yok. Öğretmen diyor ki, okul idaresinin uygulaması, okul idaresi diyor ki, yine biz iyiyiz, diğer okullarda gün ve miktar kısıtlaması bile yok, aman genel merkez duyarsa hesap sorar bize. Kısaca tamamen ticari, kantin kazansın, okul kazansın, patronların cebi dolsun. Daha vahimi 10 TL’lik alışveriş yapana kazı kazan kartı veriliyormuş, kazıyınca içinden bedava lolipop vb çıkıyormuş. Nedir bu Allahaşkına, kumar oynatsınlar bide bari. Şikayet ettik, geri dönüş bekliyoruz. Kızımla anlaşma yaptık, tost ve limonata harici bir şey almaması konusunda, elimden gelen bu şimdilik.

  5. flzpink verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ediyorum.Bu konuda neler yapılabilir çok fazla bilgim yok ve birşeyler yapmak istiyorum.Dediğiniz gibi bir yerden başlayacaksak, bu ürünlerin üretim/ithalat aşamasında sağlığa zararlı maddelerden arındırılması çok daha akıllıca olacaktır.Bizler için çırpınan bilgilerini paylaşan ve birşeyler yapın artık, buna ancak sizler dur diyebilirsiniz diyen bilim insanlarımız var.
    Bu insanlara ulaşmayı ve danışmayı öneriyorum.Elif belki ilk etap da bu konu ile ilgilenenlerle bir araya gelip toplanabilir ve bilgi paylaşımında bulunabiliriz.El ele veririz, ilk adımları atarız ne dersin Elif.

  6. elif biz elimizden geleni yapalım. tavşan olalım. dağa küselim. ben fatma şahin’den umutluyum yine de.
    ve bu yazını elimden geldiğince yayacağım. herkesi de buna davet ediyorum

  7. Okul aile birligi kooperatif gibi birsey kurup alternatif seyler satabilir mi acaba? Muz, elma, portakal,daha saglikli kraker, biskuvi gibi. Biz ogrenciyken okulda vardi bir kooperatif ama yiyecek satilmiyordu orada, ne tur bir izin gerekiyordur bilmiyorum. Ders saatlerinde kapali olurdu, teneffuslerde de buyuk siniflardan gonullu ogrenciler dururdu basinda. Ek bir maliyeti yoktu yani satilan malzeme disinda.

  8. flzpink Hanım, verdiğiniz bilgiler sahiden çok değerli. Ve de sonuç çok derin. Demek ki devletten bir şey bekleyemeyeceğiz. Oysa bence ancak o çözebilir. Bir günde zırt diye kanun çıkıyorsa bu atıştırmalık zararlı yiyecek içekler içinde kanunlar konmalı, ama nasılsa kanunda açık çok illa bir yerden kaçar üretirler değil mi? Kantinciler okula kira parası verirken kantin kapanır mı hiç? o ürünleri satsın diye üretici firmalar okula ve kantinciye bol keseden hediye verirken bu kârdan vazgeçen olur mu? çocuklarıyla pek ilgilenmeyen veliler (ağar oldu ama öyle, tost yapamayan anne bile gördüm ben) elma getiren çocukla veya sigara böreği yiyen çocukla dalga geçmeyi keserler mi? Çocuklara bu tür kıvır zıvırı yedirince çocuk derste hazımsızlık yaşar uykusu gelir karnı ağrır diye düşünen bir okul idaresi olur mu? okula kantin yerine yemekhane açacaklar mı bunun içinde envanter için para bulabilecekler mi? hijyen için eleman tutabilecekler mi? ….

  9. Merhaba

    Benim kızımda devlet okuluna gidiyor. Bu kantinde satılan ürünlerden hangilerinin sağlıklı hangilerinin sağlıksız olduğunu zaman zaman konuşarak sağlıklı ve sağlıksız abur cuburları birbirinden ayırdık. Ve en önemlisi öğretmenlerinin yönlendirmesinin çok etkisi oldu. Çocuklarla bu konu ile ilgili sürekli bilgi veriyor ve uyarılar yapıyor.

  10. Merhaba,tam da yalnızlık duyduğum bir konuda birilerinin varlığını görmek iyi hissettirdi. Besin döngüsü içine mümkün olduğunca ekolojik pazar katmaya çalışan mevsimsel alışveriş eden ve abur cubur alışkanlığına savaş açmış bir anneyim Oğlum ikinci sınıf öğrencisi devlet okuluna gidiyor. Her öğlen evimiz yakın olduğundan ve sıcak tencere yemeği yemesi için eve getiriyorum. Iştahlı bir çocuk olması eve hiç girmeyen şeylere dikkatini çekiyor. Genel olarak yememesi gerektiği hususunda uyum gösterse de öğlen yemeğini okula cips olarak getiren öğrencilerin karşısında öğretmenimiz bile çileden çıkıyor.Sorun beslenmeyi abarttigimizi düşünen şuursuz veliler. Kendi çocuklarını onemsemeyen insanlarla konuşacak bir ortam da kalmıyor maalesef. Bizler çocuklarımıza doğruyu öğretecegiz başka yolumuz yok.

  11. Öncelikle sanırım okula bir yemekhane yapılabilmesi için okulun tam gün olması gerekiyor çünkü yemekhanede zaman geçirebilmek için 30-40 dklık öğle araları lazım onlar da çoğu devlet okulundaki sabahçı-öğleci sistemde mümkün değil.Bu konudan şikayetçi olan ailelerin yapabilecekleri beslenme çantalarıyla sınırlı ne yazık ki çünkü ebeveynlerinin yeterince ilgilenemediği çocuklar da okula gidiyor,anne kahvaltı hazırlayamıyor mesela,çocuk sadece harçlıkla gidiyor okula (ki o çocuğa zararlı maddelerin bilinci kazandırıldıktan sonra bu da önemli değil) ve o çocuk kantinden beslenmek zorunda.Kantinde satılan,sırf yapay maddelerden oluşan şekerlere gelince…Kantinler bu tarz maddelerden arındırılsa bile çocuk kanallarında sürekli reklamları dönüp duruyor,sevdikleri karakterler abur cubur paketlerini süslüyor.Sanırım Türkiye’de çocukları bu tarz şeylerden uzak tutmak imkansız.