1 Yorum

KAÇUV Aile Evi Projesi

KAÇUV’dan bundan birkaç sene önce, Nehir için düzenlenen ilk yürüyüş sayesinde haberdar olmuştum.

Haberdarlığım, Tutumlu Anne sayesinde tanışıklığa dönüştü. Tutumlu Anne’nin girişimci anne sahibi Özden Pusat, TutumluAnne.com üzerindeki satışların yüzde birini devrettiği bu dernekle biz blog yazarı anneleri tanıştırmak istedi ve hep birlikte Cerrahpaşa’daki KAÇUV Aile Evi’ni görmeye gittik.

Güzel bir sonbahar günü yaptığımız gezi akılda kalıcıydı. “Ben giderken ayaklarım geri geri gitmedi” dersem yalan olmaz. Cerrahpaşa’ya tedavi için gelen ailelerle ve çocuklarıyla tanışacaktık orada… Ne bekliyordu bizi? Neler görecektik? Umutsuz vakalar, gözü yaşlı aileler?

KACUV1

Kafamdaki senaryo gerçekleşmedi. Evet, tedavi gören, saçları dökülmüş çocuklar vardı orada. Ve onların aileleri, babaları… Ama hiçbiri umutsuz değillerdi. Zaten aslında KAÇUV Genel Sekreteri Gözde Kaymaz’ın dediği gibi, erken tanı ve doğru tedavi merkezi ulaşımı ile çocukluk çağı kanserlerinin yüzde 80’i aslında başarıyla alt ediliyordu. Ancak bizler -bir çocuğun kaybı çok çok üzücü bir şey olduğundan- genellikle çocuk ve kanser kelimelerini “felaket”le eşdeğer tutuyorduk, gördüklerimize dayanarak…

Burada sözü KAÇUV Genel Sekreteri Gözde Kaymaz’a bırakayım. “Kanser sadece tedavi gören çocuğu değil, bütün aileyi etkileyen bir hastalık” diyen Gözde Kaymaz, ailelerin o dönemde neden birlikte hastane yakınında vakit geçirmek zorunda olduklarını, uzun süreli ve pahalı tedavi süreci boyunca morale ihtiyacı olan ailenin, Aile Evi’nde bu ihtiyaçlarının nasıl karşılandığını anlatıyor:

KAÇUV’un Aile Evi projesi gerçekten harika bir proje. Dört katlı binayı gezdik. İçerisi ailelelerin, hastanedeki tedavileri süresince rahatça kalabildikleri odalardan, giriş katında sosyalleşebildikleri bir kafeteryadan, çocukların dışarı çıkıp hava alabildikleri ve hatta oynayabildikleri küçük bir bahçeden ve alt katta çocuklar için (Nehir’in anne ve babası Zeynep Erden ve Mahmut Bayazıt’ın yaptırdıkları) oyun odasından oluşuyor. Aslında yapılabilecek başka şeyler (ve yer) de var, ancak bunun için tabii ki finansman gerekiyor.

KACUV2

Açıldığı 2008 yılından bu yana 74 aile ve 193 çocuğa ev sahipliği yapan, onları hastane koridorlarında uyumaktan kurtaran böylesi bir aile evinin işletimi de tabii ki kolay değil. Türkiye’nin farklı yerlerinden kanser tedavisi için İstanbul’a gelen maddi dezavantajlı ailelere hiçbir ücret talep etmeksizin konaklama, gıda ve bakım hizmetleri sunmak, her aileye bütün ihtiyaçları karşılanmış (yatak, buzdolabı, masa, sandalye, gardırop, televizyon, telefon, klima vb.) bir oda tahsis etmek ve odaların düzenli sterilizasyonu yapmak maliyetli bir iş. Ve kurumların ve bireylerin desteğini gerektiriyor.

Türkiye’de yılda 3.000’in üzerinde 0-17 yaş arası çocuğa kanser teşhisi konulduğu, nükslerle birlikte bu rakamın 5.000’e kadar çıktığı ve bu durumun aile boyutunda sağlık göçlerine yol açtığı düşünülürse KAÇUV Aile Evi gibi projelere duyulan ihtiyaç daha iyi anlaşılıyor.

KAÇUV’u web sitesinden, Facebook sayfasından ve Twitter hesabından takip edebilir, Aile Evi projesine destek olmak isterseniz önümüzdeki iki ay boyunca, “kitlesel fon yaratma” mecrası olan Fongogo’daki KAÇUV kampanyasını destekleyebilirsiniz. Kampanya kapsamında belirlediği hedefin henüz çok başlarında olan KAÇUV’a dilediğiniz miktarda (az ya da çok) bağış yapabilir, bu kampanyayı etrafınızdakilerle paylaşabilirsiniz: KAÇUV Aile Evi Projesi

Bu bağışlar gerçekten fark yaratıyor.

Bir yorum

  1. Sevgili Elif merhaba,
    Birkaç gün önce bu yeni yazını yayınladın. Fotoğrafı görür görmez yazını okumadan/okuyamadan bilgisayarımı kapattım. Kapattım da ne yaptım. Ağladım, ağladım, ağladım. Kaçabildim mi hayatımızın gerçeğinden hayır kaçamadım. Kendimi hazır hissedince okudum. Keşke bizim de KAÇUV’la tanışıklığımız uzaktan olsaydı ya da hiç olmasaydı. Ama biz KAÇUV’ la yavrumuzun tedavisi için cerrahpaşa’da kalmaya başlayınca tanıştık.

    Kızımıza lösemi tanısı konulduğu ilk hafta geceleri eşim hastane koridorlarında ve arabada kaldı. İçimiz o kadar yanıyordu ki, o kadar şoktaydık ki, o kadar ne yapacağımızı bilmez haldeydik ki, o kadar anlatılmaz duygular içindeydik ki kışın soğuğunda hastane koridorunda bank üstünde ve arabada kalmak dışında çözüm bile aramamıştık, düşünmemiştik. Doktorumuz eşimin arabada kaldığını duyunca hemen KAÇUV’da kalmasını istemişti.
    KAÇUV aralıktan mayıs ayına kadar hayatımızın o zorlu günlerinde evimiz oldu. Yavrumuz için ağladığımız, dualar ettiğimiz, umutla beklediğimiz, uyumadan sabahlara kadar beklediğimiz sığınağımız oldu.
    Sürekli kızımın yanında kalmak zorundaydım. Haftada birkaç gün, bir saat kadar eşim Berrasu’nun yanında kalıyordu ben de hastane dışına çıktığım tek mekan olan kaçuvdaki odamıza gidiyordum . Her acımıza rağmen insan olarak temel ihtiyaçlarımız vardı. Hastane odamızda duş alma yasağı olduğu için oraya duş almak için gidiyordum. Biz çamaşırlarımızın temizliğini anneme göndererek ya da kuru temizlemeye vererek yaptırıyorduk. Birgün havlumuzun yanlışlıkla kaçuvun çamaşırhanesine alındığını farkettim onları almak için çamaşırhaneye indim. Kaçuv’un temizliğinden sorumlu bir bayanın çamaşırhanede yatak çarşafı vb ütü yaptığını gördüm. Bütün çamaşırlar normal bir ütü ile ütüleniyordu. Eşim Volkan’a gidip sıradan bir ütü ile ütü yaptıklarını gördüğümü, oraya bir buhar tanklı bir ütü alıp bağışlayalım dedim. Volkan oradaki yönetici ile bu durumu paylaşınca “bir bağış yapacaksanız ütü değil buradaki insanların erzakları, yağları, deterjanları bitti, elektrik faturamızı ödeyemedik lütfen bu tür bir bağış yapın demişti”. Ütü ile çalışanlar rahat edecekti. Ama onlar, mutfak erzakları / deterjanları bitmiş ya da bitme aşamasında olan orada kalan aileleri düşünüyorlardı. Hastalığımızın ilk gün ilk anından itibaren bizim yanımızda olan montessori anneleri grubundan Nuran hanım’a Kaçuv’un ihtiyaçlarını anlattım. Nuran’ın organizasyonu sayesinde montessori anneleri ve sevgili dostlarımız migros sanal marketten alışveriş yapıp bağışlamışlar o günlerde kesilme aşamasındaki elektrik faturasının bir kısmı ödenmiş.
    Kanser manevi zorluklarının yanında maddi olarakta çok zorlayıcı bir hastalık. Cerrahpaşa çocuk onkolojide yatan hasta çocuklar için bir mutfak var. Neden? Çünkü çocuklara dışarıdan yemek yedirmek yasak. Çocuklara her öğün taze yemek yapmak zorunluluğundan dolayı servisin içinde annelerin kullandığı bir mutfak var. Ytarak tedavi alınan serviste ve Kaçuv’da kalan aileler gerçekten çok büyük maddi zorluklar yaşıyor. Çocukluk çağı kanserleri tedavisi ve süreci çok zor bir hastalık. Orada kalan ailelerin çoğu sadece hastalıkla değil parasızlıkla da savaşıyor. Çünkü, babalar / anneler hastanede uzun süre kalmaya başlayınca işsiz kalmışlar. O mutfaklara yapılan bağış erzaklarla yavrularına yemek yapıyorlar. Yavrularının çamaşırlarını servise yapılan bağış deterjanlarla yıkıyorlar. O kadar maddi imkansızlıklar yaşıyorlar ki anlatacak kelime bulamıyorum. Bağaışlanmış olan tuvalet kağıtları bile odalara birer ikişer dağıtılıyordu. Hayat devam ediyor. Bir tarafta kanserle savaşan evlat, diğer tarafta evde kalan evlatlar,okulları, servis paraları, kiralar, borçlar, ilaç paraları…
    Yazdıklarımın uzun ve dağınık olduğunun farkındayım ama bu yazıyı yazmak bana duygusal anlamda çok zor geldi.
    Bir diğer konu: Diyorsun ki “Kafamdaki senaryo gerçekleşmedi. Evet, tedavi gören, saçları dökülmüş çocuklar vardı orada. Ve onların aileleri, babaları… Ama hiçbiri umutsuz değillerdi.”
    Elif oradaki anneler ve babalar kendilerini bir zaman sonra “biz hastalığı yaşayanlar ve dışardaki hastalığı yaşamayanlar ve bizi anlamayanlar” diye ayırıyorlar. Umutsuz değillerdi sözüne “umut dışında başka çare var mı ki” diyeceğim. Sadece içimizden geçenleri anlatsak insanlar değil taşlar bile dayanamaz parçalanır diyeceğim. Ben hastalığımızı, sürecini, yaşadıklarımızı anlatıyorum paylaşıyorum kısmen de olsa çevremin beni anladığını düşünüyorum. Ama birçok aile daha hastanedeyken toplumdan kendilerini soyutlamıştı. Bu konuda çok fazla ayrıntı yazmak istemiyorum.

    Elif’ciğim yazından dolayı çok teşekkür ederim. Blogcu anne okurları, birgün içinizden bir yerlere bağış yapma duygusu gelirse, (miktarı ya da çeşidi hiç önemli değil) KAÇUV veya Cerrahpaşa çocuk onkoloji servisi çok doğru adres. Çünkü, yapacağınız bağış yavrularına şifa bulmaya gelmiş ailelere ve kahramanca kanserle savaşan yavrularımıza gidecek bundan emin olabilirsiniz. Sağlıkla kalın…