20 Yorum

Gribin Domino Etkisi

Her şey geçtiğimiz Pazar gecesi yatmaya hazırlanırken Doğan’ın “Elif… Derin’in ateşi var…” diye seslenmesiyle başladı.

O an, tam o saniye teşhisi koydum ben: Grip.

Biliyordum. Derin bir haftadan fazla süredir antibiyotik alıyordu zaten. Bir hafta önce yakaladığı Beta’dan sonra enfeksiyon ciğerlerine inmiş, bronşite dönüşmüştü. Antibiyotiğe rağmen ateşinin 38,5’a çıkması ortada başka bir şeyler döndüğünü gösteriyordu.

Saatin gece yarısı olmasına aldırmadan [doktor] halamı aradım. “Grip gibi duyuluyor” dedi.

“Hah” dedim Doğan’a, “bak gördün mü, şimdi yandık işte…”

Ay sen bana bir kız! Efendim nerden çıkarıyormuşum da, ne gribiymiş de, niye bu kadar bıt bıt takip ediyormuşum da, onun etrafında bir kişi bile grip değilmiş de ben nereden biliyormuşum bunun ağır geçtiğini de bıdı da bıdı.

Nereden mi biliyordum? Etrafımda bir sürü arkadaşım, sosyal medyada takip ettiğim birçok anne son birkaç haftadır “Grip olduk, ateş düşmüyor, hastanedeyiz” türünden alarm veriyordu da oradan biliyordum.

O gece yarım saatte bir Derin’in ateşini kontrol ettim, sabah 5 buçuğa kadar takip ettim. 39’5’larda gezinen, inatçı bir ateşti. Bir de hapşırığı vardı. İkna olmuştum, gripti bu.

Sabah olur olmaz doktoru aradım. Normal şartlarda birkaç saat içinde randevu verebilen sekreteri öğleden sonraya güç bela sıkıştırdı. Salgın varmış! (Ben dedim bak, grip). Ve biz gittik.

Öncesinde ateş düşürücü almak için eczaneye uğramıştım. Hoş beş, ne var ne yok, dedim “Sanırım ufaklık grip oldu. Öğleden sonra sizden grip ilacı almaya gelebilirim.”  “Bulamazsınız” dedi eczacı. “Nasıl ya?” dedim. “Yok, o ilaç bulunmuyor” dedi. “Hayır olsun” deyip çıktım eczaneden.

Hastaneye geldik. Derin’in burnundan test yaptılar. Ve tabii ki sonuç pozitifti: Influenza A. Doktoru anti-viral grip ilacını yazdı, “Ateşi yükselebilir, ateşten korkmayın, doğal yöntemlerle düşürmeye çalışın, Cuma günü itibarıyla hala ateşleniyorsa getirin göreyim” dedi. Dedim “ilaç bulunmuyormuş”, dedi ki Filanca’yı bulamazsanız Falanca’yı alın. [İlaç ismi vermekten özellikle imtina ediyorum, evet].“Yalnız” dedi, “sizin 45 mg’lık dozdan vermeniz lazım. İlacın hangi dozajını bulursanız onu alın, gerekirse kapsülü açıp içindeki granülün miktarını ayarlayacaksınız. Yani biraz eczacılık oynayacaksınız.”

“Eyvallah” dedik çıktık hastaneden. Moda’ya döndük, ben ilk olarak yine bizim eczaneye gittim, dedim “Grip”, dedi “İlaç yok.” Dedim “Filanca yok anladık da, Falanca da mı yok?” Dedi “Hiçbiri yok. Bulunmuyor.” Dedim “N’apıcaz peki?” Dedi “Panik olmayacaksınız. Merak etmeyin, çocuğunuzun başına bir şey gelmeyecek, o ilaç sadece daha hafif geçirmesini sağlayacaktı, biliyorsunuz grip ilaçla 7 günde, ilaçsız bir haftada geçer derler, çocuğunuza iyi bakın, destek olun, doğal yöntemlerle bıdı bıdı…” Dedim “Ben bi’kaç eczaneye daha sorayım.” Dedi “Sor, ama bulamayacaksın.”

Ve sordum. Ve bulamadım. Bi daha sordum. Bi daha bulamadım. İlk dört beş eczanede “İyi günler… Sizde Filanca ilacı var mı?” diye başladığım soru sonraları “Filanca sizde de yok di mi?”ye dönüştü.

Yaklaşık 10 eczanenin sonunda biri “Yarın sabah gelecek, isterseniz size bir kutu ayırayım” dedi. E ayır kardeş de, çocuğun bu akşam başlaması lazımdı? “E yok” dedi, “olsa dükkan senin.” Peki dedik, elimiz boş döndük eve.

Bu sırada tabii ben bu ilacı tek başıma aramıyorum. Ben Kadıköy’ün altını üstüne getiriyorsam Doğan Mecidiyeköy’de, bir arkadaşım Çapa civarında ava çıkmış, halam ise hastane kontaklarını devreye sokmuş durumda. Yok. İlaç yok. (Ve bundan sadece iki gün sonra Sağlık Bakanlığı “Son günlerde medyadaki eczanelerde grip ilacı bulunamadığı yönündeki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır” şeklinde bir açıklama yaptı, “insan gerçekten hayret ediyor”)

Halam sebebiyle biliyorum ki belirtiler ortaya çıktıktan sonraki ilk 48 saat içinde ilaca başlamak önemli. E Derin’in ateşi çıkalı neredeyse 24 saat olmuş daha ortada ilaç yok, ertesi sabaha geleceği meçhul. Evet, panik olmayalım falan tamam da, saat de, çocuğun ateşi de ilerliyor hani…

Bir mucize oldu ve ben bu süreç boyunca Twitter’da bık bık öterken bir takipçim mesaj attı, dedi ki “Bende bir tane kapsül var.” Önceki hafta onlar da ailecek hasta olmuşlar, ve bizim gibi ilacı bulamamışlar, ve bir şekilde Çanakkale’den getirtmişler, ve nasıl olduysa bir kapsül, tek bir kapsül artmış, e o da Derin’in kısmetiymiş. Babam atladı gitti aldı o tek bi kapsülü, o da Derin’in o geceki dozu oldu, ertesi sabah ilacın eczaneye geleceği umuduyla, 40’a yaklaşan ateşle uğraşarak atlattık o geceyi.

Derin’in grip olduğunu öğrendiğimizde olacakları az çok kestirebilmiştim. Önümüzdeki bir hafta içinde hepimiz bir şekilde hastalanacaktık, sonuçta eve giren mikrop herkesi ziyaret etmeden çıkmıyordu. Ama olaylar beklediğimden daha hızlı ve şiddetli gelişti.

Derin’in pozitif test sonucunu aldığımız günün akşamında ben “Üşüyorum” demeye başladım. Bu kadar çabuk beklemiyordum.

O gece Deniz ishal oldu.

Ertesi sabah evdeki çocuklardan biri ateşli, biri ishalliydi. Öğleden sonra Deniz’in de ateşi çıktı. Ve bu arada hala ortada grip ilacı yoktu, eczane “Bekliyoruz ama gelmeyebilir” demeye başlamıştı.

Neyse ki ilerleyen saatlerde beklediğimiz telefon geldi. Babam eczaneden ilacı almaya giderken “Fazla varsa alalım, bu gidişle hepimize lazım olacak” dedim. Eczacı eline zaten üç kutu geldiğini, onların da sahipli olduğunu söyleyerek vermemiş.

Deniz de ateşlenince halam ona da ilaç vermemi söyledi. “Fazla varsa siz de alın” dedi, dedim “yok, ancak ikisine…” 

Babam ilacı alıp geldi, 75 mg’lık kapsülü açtım, içini 37,5 olduğuna inandığım bir şekilde ikiye böldüm, iki ayrı kaşığa koydum. Bir kapsül daha açtım, ondan da 8’er gram olduğuna inandığım birazını kaşıklara pıt pıt dağıttım. İlacın tadı zehir gibi acı olduğundan balla karıştırıp çocuklara verdim. Önümüzdeki birkaç gün boyunca bu tuhaf süreçten her geçişimde 21. yüzyıl Türkiye’sinde değil de savaş zamanı üçüncü dünya ülkesinde yaşıyormuş hissine kapılacak, grip sezonunda grip ilacının bulunamayışına ve benim böyle milimetrik hesaplar yapmak zorunda oluşuma hayret edecektim.

O akşam ev halkının yüzde ellisi ateşliydi, diğer yüzde ellisini zor tutuyorduk. Doğan eve “Üşüyorum, her yerim ağrıyor” diyerek geldiğinde ben de titremeye başladığımda geri kalan yüzde elliyi de tutamayacağımızı anladık.

Sonrası?.. Sonrası yokuş aşağı… Annemin bize taşınması, ardından babamın da taşınması, bu arada bize telefona destek veren halamın da hastalanması, annemle babamı hasta etmeyelim diye binbir takla atmamız, çocukların ateşinin 40’ı geçmesi, bizim ağrıdan ölecek hale gelmemiz, annemin gece boyunca bir bana bir Doğan’a kompres yapması, Doğan’ın gece boyu kusmaktan helak olması derken iki günün sonunda sabah kendimizi hastaneye zor attık.

Aslında oldukça sakin başlamıştık. İlk iki gün hastalanacağımızı biliyor, vitamin alıyor, çorbalara, şifali bitki çaylarına yöneliyor, şiş boğazlarımızı, öksürüğü peluzeyle bastırmaya çalışıyor, kısacası direniyorduk. Çocuklar ilaçlarını alıyor, ateşleri çıkıyor ama ateş düşürücüye yanıt veriyor, arada kompresler, duşlar derken idare ediyorduk.

Peluze

Ne olduysa ilk iki günden sonra oldu. Neden bilmem, belki uzun süredir yorgun ve stresli olduğumuzdan, belki de ilacı bulup alamadığımızdan ben ve Doğan hayatımızda olmadığımız kadar hastalandık. Sen hiç vücut ağrısından uyuyamamak nasıldır bilir misin Abidin? İnşallah bilmezsin. Ben domuz gribinde öğrendim sanıyordum ama o hiçbir şeymiş. Resmen dört gün ağrıdan uyuyamadım. Dördüncü günün sabahında hala 39 ateşle uyanıp evin içinde katlanan iskemle gibi gezip bir de “Ben artık dayanamıyoru-uhu-uhu-uhu…” diye ağlama krizine girince, Doğan da kusmaktan susuz kalınca artık bu olayla evde başa çıkamadığımızı anladık.

Hastaneye gittik, test yapıldı, benim influenza A pozitif çıktı, üstüne bir de influenza B de çıktı artık nasıl oluyor bilmem. Doğan’ınki negatif çıktı ama pek kıymet vermedik, sonuç olarak iki gün bol bol serum, ağrı kesici, ateş düşürücü alarak kendimize geldik ve hastaneden çıktık. Doktora sorarsan en az birkaç gün daha evde dinlenmeliydik, ancak tabii ki gerçekler acıydı: evde çok yorgun bir anneanne, ondan hallice bir büyükbaba ve bir haftadır dışarı çıkmadığı için enerjisi tavan yapan iki canavar vardı. Annemleri azad edip kaldığımız yerden devam etmeye başladık.

Ha, bu arada o Filanca ilaçtan hastane de bulamadı. Adana’dan gelen kayınvalidemler orada bulmuşlar zar zor iki kutu, onlar getirdi. Ama artık bizim için çok geçti, zaten 48 saat de çoktaaaan geçmişti, hastanede başka bir tedaviye başlamışlardı, o kutuları öksürmeye başlayan babama ve burnu akmaya başlayan anneme verdik. Ve onlar da bu süreci biraz öksürük, biraz burun akıntısıyla atlatmış oldular, çok şükür…

Sonuç olarak “Grip, ilaç alırsan bir haftada, almazsan yedi günde geçer” sözünün aslında “Grip, ilaç alırsan bir haftada geçer, almazsan yedi günde DELER DE geçer” olduğunu anlamış olduk.

Şimdi peki bu neden böyle oldu?

Bu sene grip aşısı olmadık. Ben bu aşı işini şahsen çok araştıran birisi değilim, doktor halam var, onu dinlerim. Ol dese olurum, olma dese olmam. Hamileyken, bundan dört sene önce Domuz gribi aşısı ne idüğü belirsiz bi şey, olma dediydi, olmamıştım. Emzirirken “Bu sene grip aşısı ol” dedi, oldum. Son birkaç senedir olmuyoruz, bilmiyorum seneye olur muyuz… Hastalığın kendisini olmak daha zevkli. Şaka şaka…

Halamın açıklaması şu yönde: CDC, bir dönem grip aşısının koruyuculuğunun %70-90 arası olduğunu iddia edermiş. O zamanlar grip aşısı olmak mantıklıymış. Ancak son senelerde bunu 50-70’e çekmiş. Dolayısıyla sağlıklı bir insan için çok fazla koruyuculuğu olan bir aşı değilmiş. O yüzden de normalde sağlıklı bir insanın grip aşısı olmasıyla olmaması arasında çok fazla fark yokmuş.

Peki, bu seneki grip domuz gribi miydi, eşek gribi miydi neydi bizi eşek tepmişten beter etti? Efenim bu seneki H3N2 virüsü gayet sıradan, bildiğin, tipik grip virüsüymüş. Daha önceden de dolanımda olan, bazılarımızın karşılaştığı bir mikropmuş. İlk kez karşılaşan çocuklar, yetişkinlere göre daha ağır geçirirmiş ancak ilk 48 saat içinde uygulanan ilaç tedavisiyle hastalığın etkisi hafifletilebilirmiş. Çünkü ilk 48 saat içinde alınan ilaç, virüsün boğaz, burun vs. hücrelere tutunmasını engellediğinden vücutta daha az virüs barınıyormuş. Ne kadar fazla virüs, o kadar şiddetli tabloymuş.

“Peki” dedim “hala, bu ilaç krizi de nedir?” Dedi ki “işte onu aklım almıyor. Bir yandan “Sağlıkla ilgili hiçbir sorunumuz yok, herkes istediği ilaca ulaşılabiliyor” deniyor, bir yanda da bu karaborsa, anlamak mümkün değil.”

Cumartesi günü hastaneden çıkmak üzereyken biz, gazetede Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasını okudum: “Son günlerde medyadaki eczanelerde grip ilacı bulunamadığı yönündeki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır” Nasıl yani “gerçeği yansıtmamaktadır”??!! Asıl sizin açıklamanız gerçeği yansıtmamaktadır! 

Biliyorum ki bu sadece bizim başımıza gelmedi. Bu süreç boyunca ne zaman bir şey paylaştıysam memleketin dört bir yanından “Biz de hastayız. Biz de hastanedeyiz. Biz de, biz de!” sesleri yükseldi. Hepimize cümleten geçmiş olsun. Allah kimseyi burun tıkanıklığı yüzünden ne tarafa yatacağını bilemez hale getirmesin.

Ya da, zamanın popüler beddua trendiyle, Allah onların vücutlarına grip mikropları salsın! Burunlarını tıkasın, kulaklarını bloklasın, kaslarını lime lime etsin, yataktan kalkmasına imkan vermesin!

Yok yok… Ben yine de “Allah düşmanımın başına vermesin” diyeyim…

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

20 yorum

  1. Buyuk gecmis olsun. Sezonu kapatirsiniz bu ilk ve son olur insallah.

    Bu arada tartisma konusu yapmak istemem (hatta nazar etmek hiiic istemem ama), ben Adana’dan cikip Istanbul’a adin attigim gunden beri herrr sene grip asisini yaptiririm. Ne domuz ne essek ne baskasi kapimin onunden gecmedi. Bir sene karambole geldi zamanini gecirdim, ve de buyuk bir simariklikla “gucludur benim bunyem grip de neymis viz gelir tris gider” dedim, o kis 3 hafta yataktan kalkamadim! Sonra pasa pasa oldum tabii her sene, hamileyken ve hatta emzirirken de dahil!

    Bir de PELUZE demisken gulumsemeden edemedim. Onun adi bizim evde PALIZA’dir ve bana cocukken babannemin yayla evinde gecen senlikli gunleri hatirlatir. Yillaaar oldu yemeyeli (bizimki kasikla yenecek kadar kivamli olur). Rahmetli babannem olsaydi da yapsaydi keske…

  2. cok cok gecmis olsun…
    bu yazida bile farkinizi ortaya koyuyorsunuz. `insan gerçekten hayret ediyor` kisminda cok guldum. harikasiniz…

  3. Su anda Kanada’da maalesef hakim olan grip domuz gribi. Burada varsa global dunya Turkiye’ye de ulasmistir. 2009da olsaniz bile domuz gribi asisini bu sene de olun (normal grip asisi icinde) cunku hem bagisikliginiz azalmistir hem de virus biraz mutasyona ugradi dedi saglik bakanligi. Ben 2009daki ne oldugu bilmez asiyi oldum, tum Kanada halkina ucretsiz asi kampanyasi vardi. O gunden sonra da her grip asisini oldum. Pisman degilim 🙂 buyuk gecmis olsun.

  4. merhaba,
    cok cok gecmis olsun…cok zor zamanlar gecirmissiniz. en zor kismi da ilac bulunamamasi, belki ilac hemen bulunsaydi bu SIKINTILar yasanmayacakti…ve maalesef hala piskin piskin medyaya yorum yapan yetkililere ne demeli…piyasada ilac sorunu yoksa nerde bu piyasadaki ilaclar???? ozellikle cocuklar icin arayip bulunamayinca yasadiklarinizi yuregimin en derininde hissettim…ne buyuk istiraptir bir anne icin…cocugunun hasta oldugunu bilip ilacin cozum olabilecegi ama o ilaca ulasamamak…bogazda bir yumruk ve isyan….cok uzucu…
    yeniden gecmis olsun, bir daha hic bir mikrop ugramasin ….
    saglikli gunler….

  5. Elif tekrar hepinize cok gecmis olsun.saglik bakanliginin agzina agzina vurmak istiyorum konustukca.yalancilik rutin huy oldu tum devlet kademelerinde ya.yok bu ilaclar kardesim yok.ithalati sorunlu.gelen az.kalan stok az.saglik bakanligi kuru 1.95 e sabitledik.fiyati ucuz kaliyor ithalatci da kurtarmadigi icin ilaci ya da uretmek icin etken maddeyi getirmiyor demiyor,diyemiyor.yemiyor.! E bari yalan soyleme degil mi ilac bulmada sorun yok diye.sansli addediyorum kendimi tiraji komik olarak ki bulduk getirttik baska sehirden.of of!

  6. geçmiş olsun, böyle zor bir dönemi bile ne kadar keyifle okutuyorsun insana, diline eline sağlık

  7. Cok zor cok.
    Basindan beri cok farkli bir virüs oldugunu düşünmedim; ama 33 haftalik hamile oldugum icin cok korkuyorum. Sanki sokaga mi cikmayacagim ise mi gitmeyecegim.
    Saglik bakanligina da diyecek birsey bulamiyorum. Ya adamlar getiriyor eczacilar satmiyor_ pek ihtimal vermiyorum ya- ya da her zamanki gibi göz gore gore yalan söylüyorlar. .. olan yine bize oluyor. Neyse ki atlattiniz artik, cok gecmis olsun

  8. Gerçekten yazınızı okurken sanki savaş zamanındaymısız gibi hissettim.Benim kızımın da sınıf arkadasları içersinde aynı hastalıgı gecirenler oldu , insallah biz basımıza gelmeden kışı atlatırız.Geçmiş olsun.Gercekten bu ulke gitgide yasanılması imkansız bir yere donusuyor !

  9. çok geçmiş olsun, umarım bu sene bir daha sizin evden içeri girmez bu virüsler.

    hamileyim, 4 yaşındaki oğlum bu sene kreşe başladı ve bu grip hikayelerini duydukça korkuyorum. yapacak bir şey de yok malesef. dua edip virüslerin bu sene bizi es geçmesini ümit ediyorum 🙂

  10. Ben eczacıyım ve ilacın bulunmamasının yarattığı sıkıntı bir yana bir de gerçeği kesinlikle yansıtmayan
    “Son günlerde medyadaki eczanelerde grip ilacı bulunamadığı yönündeki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır”
    şeklindeki açıklamalar yüzünden sıkıntı çekiyoruz. Maalesef hastalarımız bize, sanki ilaç varmış da vermiyormuşuz gibi muamele ediyorlar. Keşke bu hastalıkları yaşamamış olsaydınız ama gerçeği burdan takipçilerinizle paylaştıgınız için teşekkür ederim.
    Herkese geçmiş olsun,acil şifalar…

  11. Merhabalar Elif Hanımcığım çok geçmiş olsun dahada kötüsü olabilirdi. Bende kivi tüketiyorum okadar iyi geliyorki..

  12. Çok geçmiş olsun.Umarım şu anda hepiniz iyisinizdir. Bem aşı oldum, eşimde aşılı,ayrıca ben Zatürrie aşısı da oldum. Dolayısı ile bu mikrobu sadece bir haftalık bir nezle ile atlattık. Ama 15 gün geçmesine rağmen hala geceleri çok terliyorum ve sıkıntılıyım. Doktorum gribe bağlıyor bu durumu. İzmir’de yaşayan 3 ve 9 yaşındaki iki torunum aşılı değil. 15 gündür hastalar. Kısacası herkesi yoklayan ve perişan eden bir mikrop. Geldi mi de arsız misafir gibi gitmiyor evden. Neyse hepimize geçmiş olsun. Yazılarınızda başarılar dilerim. Saygılarımla

  13. Çok geçmiş olsun..Normalde kapsül formundaki ilaçların kapsül içinde olmasının da bir nedeni var aslında.Emilimin ağızda olmaması gerekiyor bildiğim kadarıyla.Tabi ki insanın böyle bir hastalık durumunda bunu düşünecek hali bile olmuyor,bizi bu hale getirenler utansın,ne diyelim ki!!

  14. Hastalığın kendisini olmak daha zevkli.
    Siz cok yasayin! 😀
    Gecmis olmus cok sukur, sevgiler xxx

  15. Ben anlamadim:
    “… normalde sağlıklı bir insanın grip aşısı olmasıyla olmaması arasında çok fazla fark yokmuş.”
    Cok fazla fark yoksa da neden yaptirmamayi seciyoruz? Zarari mi var?
    Ayrica asi yaptirinca gene de yuzde elli ihtimalle koruyor, yaptirmazsan hic koruyuculuk yok. Yanlis mi anladim? Grip mikrobuyla karsilasinca hasta olma ihtimalini yariya indirmek bile super bir sey degil mi?

  16. Ah Elif’ciğim bu tablo o kadar tanıdık ki her hastalıkta böyleyiz biliyorsun hem de 3 kuzuyla. Çok geçmiş olsun. Olacağı varmış. Biz de bu durumu benim kanser ameliyatımdan 1 ay sonra yaşadık. Sağolsun hasta ziyaretime hasta çocuğu olan biri geldi ve tüm çocukları hasta edip gitti. Sevinç de o furyada ikinci havalesini geçirdi. Bu kış diyorum tam kara kış! Ama bak grip aşısı olmadık diye lütfen üzülme biz olduk da ne oldu grip aşısından hasta olduk ve yine perişanlık oldu. Bak burada anlatmıştım http://hassasanne.com/wp/2013/10/14/grip-asisi-sizi-hatta-ailenizdeki-diger-insanlari-hasta-edebilir-mi/ Bir daha da açıkçası grip aşısı kesinlikle olmam ve çocuklara yaptırmam. Bugünkü seminerde Prof. Ahmet Aydın da yaptırmayın dedi. Geçmiş olsun bir daha hastalanmayın. Fuarda görüşürüz inşallah. Bekliyorum yine konuşuruz 🙂

    • Ece Hanim, yazinizi okudum, gecmis olsun ama yanlis bilgilendirme oldugunu dusunuyorum. Unutmayin ki gribin kulucka suresi 1-4 gun arasi, asinin ise bagisiklik sisteminize etkisi yaklasik iki hafta surmektedir. Yani bu sirada grip virusunu kapip hasta olmak icin bolca zamaniniz var. Ayrica unutmayalim ki gribe benzeyen ama grip olmayan bircok ust solunum yolu rahatsizligina yol acan virusler ver. Ayrica grip asisi (nazal spreyi olmadiysaniz) canli virusten yapilmiyor yani grip asisindan grip kapmak imkansiz. Prof. Ahment Aydin’a gelince, her turlu tedavi icin “onu oyle yapmayin, bunu boyle yapin” diyen bir doktora rastlarsiniz. Bu yuzden zaten su anda Kuzey Amerika’da cocuklar arasinda kizamik ve bogomaca hastaliklari salgin olmaya basladi, bazi doktorlarin “kizamik asisi otizme yol acar, cart curt” demesi yuzunden. Ve en acisi bu hastaliklardan bebek olumlerinin olmasi. Grip de maalesef bebek olumlerine yol acan bir hastalik. Sonucta kacimiz grip oldugumuz zaman bastan sona kendimizi karantina altina aliyoruz? Kimbilir su anada kadar kimlerle temas ettik ve kimlerin ciddi derecede hastalanmasina belki de olumune yol actik. Grip asisi yuzde yuz etkili bir asi degil, o yuzden topluca asi olmamiz toplumu korumak icin cok onemli. Kanada’da Quebec’in saglik bakani Dr. Rejean Hebert ve ayrica tabipler odasi baskani kac haftadir radyoda aglayacak halde “ne olursunuz grip asinizi olun, bakin saglik ocaklarinda bedava” diyorlar. Burada saglik sigortasi devlete ait. Eger ise yaramayacak ve insanlari hasta edecekse devlete daha cok masrafi olur. Yani bu doktorlarin cikip “ne olursunuz grip asinizi olun” diye yalvarmasi ise yaramasaydi gercekten cok aptalca olurdu.

  17. Esra Feyizoğlu

    Neşe Hanım bazı durumlarda tedavide kar-zarar hesabı yapılır. Tedaviyle elde edilecek sonuç çok anlamlı değilse o yöntem uygulanmaz. %50 astım hastasıysanız, diabet vs farklı risk gruplarındaysanız tedavi olmaya değer bir orandır. Virüsler çok hızlı mutasyona uğradığı için oran %50 bile değil bence. Aşı olup da grip olduğundan yakınan bir sürü hastam var. Size de geçmiş olsun Elif Hanım. Sağlık Bakanı değişti ama zihniyet aynı maalesef. Yakın zamanda da depo penisilinlerin piyasada olduğunu iddia etmişlerdi. Hatta sonradan firmanın deposunda 23 bin adet bulduk diye şov yaptılar. Kime yetecekse…

    • Kar-zarar hesabi tabii ki yapilir da, zararin olduguna dair delilimiz bu mu? “Aşı olup da grip olduğundan yakınan bir sürü hastam var.”

  18. çook geçmiş olsun…biz de yeni atlattık bu anlattığınız gribi.. çocukların ateşi nasıl olduysa aynı anda 39 a yükseldi ve nedendir bilinmez aynı sizin gibi biz de ‘ateşi var bu çocukların’ dediğimde kavgaya tutuştuk..abarttığımı düşünüyordu ve fakat 7 gün boyunca 38,5 altına düşmeyen ateş, kutu kutu ilaç , tıkanık burunlar gerçeğini değiştiremedi…bu çocuklar hasta olunca kocalar niye sinirlenir bileniniz var mı acaba ?