72 Yorum

Sana bir vurana sen ne yapmalısın?

Geldiğimiz noktada, memleketin içinde bulunduğu ahval ve şerait içinde, bir ebeyvene düşen en ama en büyük sorumluluğun vicdanlı bir evlat yetiştirmek olduğuna inanmış bulunuyorum.

Son aylarda, özellikle Gezi’yle başlayan süreçten bu yana öyle vicdansızlık örnekleri gördük, öyle katı kalpler gözler önüne serildi ki, tek dileğim vicdanlı bir çocuk yetiştirmek, başka bir şey değil.

Hatta bu “vicdanlı olma” öyle önemli bir kriter ki benim için, karşı cinste de en aranılan özellik olarak tarif ediyorum. Hani böyle kadın dergilerinde falan sorarlar ya, “Bir erkekte olmasını beklediğiniz en önemli özellik nedir?” diye, işte kimi “İri omuzlar” der, kimi “Gözler” der, kimi “Espri anlayışı” der; ben “vicdanlı olması” diyorum. Ve ne mutlu bana ki bu anlamda birlikte olduğum insanı seçerken nokta atışı yapmışım.

Geçenlerde Özgür Anne’nin çok güzel bir yazısı vardı: Hayır diyebilen çocuk yetiştirmek diye… İşte bu vicdan meselesine bakışımı çok güzel özetliyordu. Birileri (ama fiziksel özelliği, ama sayısal azınlığı, ama neyse yüzünden) dezavantajlı birine karşı baskı yaparsa, zorbalık yaparsa, yanlış yaparsa, çocuğun ona “dur” diyecek mi? “Yapma” diyecek mi? Karşısında duracak mı? Yoksa boyun mu eğecek?

Bu işin bir de başka boyutu var: Çocuğun, kendisine yapılan haksızlıklara karşı nasıl duracak? Karşı koyacak, karşılık verecek mi? Yoksa sineye mi çekecek? Boynunu mu bükecek?

Bugüne kadar ben Deniz’e hep “Biri sana vuruyorsa ona vurmaması gerektiğini göster, kendine vurdurtma” diye öğrettim. Etrafımda “Sana vurana sen de vur” ve hatta “Sana bir vurana sen iki vur” diyenler de var. Ben, kendi doğrularım çerçevesinde birisi bana vuruyorsa önemli olanın kendime vurdurtmamak olduğunu düşündüm, çocuklarıma da öyle anlatmaya çalışıyorum. Ama bilmiyorum yanlış mı yapıyorum. Çünkü şimdi gördüğüm kadarıyla daha çok “ezilen” tarafta olan bir çocuğum var.

Geçenlerde bir sınıf arkadaşıyla yaşadığı bir sıkıntıdan bahsetti; arkadaşı fiziksel olarak sataşmış buna, kötü bir şekilde üstelik… Sen ne yaptın oğlum? Öğretmene söyledim.

Hay sana akıl veren aklıma tüküreyim. Oğlum öyle bir şey yapıyorsa itsene çocuğu? Kendini savunsana!

İnsanların karakter özellikleri farklı tabii.. Benim “Sana biber gazı sıkana sen karanfil uzat” türünden yaklaşımımın gerçeküstlüğü kadar Deniz’in duygusal yapısı da etkili oluyor bunda… Karıncayı incitmekten imtina eden çocuk sınıf arkadaşına nasıl vursun, Allah aşkına? Aynı şey Derin’in başına gelse mesela, biliyorum ki kıyameti koparır. Şu haliyle, şu yaşıyla kafa kafa kavgaya tutuşmaz belki ama ortalığı birbirine katar.

Benim burada merak ettiğim iki şey var:

(1) Zorbalık gören bir çocuk, zorbalık yapana nasıl karşılık vermelidir? “Sana vurandan uzaklaş” mı? “Sana vurana sen de vur” mu? “Sana bir vurana sen de iki vur” mu? “Öğretmene söylesin” çok gerçekçi bir çözüm değil. Hepimiz okul ortamında orman kanunlarının geçerli olduğunu biliyoruz.

(2) Çocuklar neden birbirlerine karşı bu kadar acımasız davranıyorlar? Bu tür davranışları nerede, neden öğreniyor ve uyguluyorlar? (Sanırım bunun yanıtının “evde” olduğunu hepimiz biliyoruz ama işte sormadan edemiyor insan, bir çeşit isyan.)

Çocuğumun “ezen” tarafta olmasını hiçbir zaman istemem. Yaşının, fiziksel özelliklerinin avantajını kardeşine karşı kullandığı zaman bile rahatsız oluyorum. Ancak vermeye çalıştığımız “vicdan, hakkaniyet, iyi niyet” özelliklerinin karşısına bir dezavantaj olarak çıkıyor olması ihtimali de bir o kadar rahatsız hissettiriyor beni.

Niye ezen-ezilen diye bir ayrım olmak zorunda, onu da anlamış değilim ya… İyi olmak, en azından iyi olmaya çalışmak bu kadar mı zor?

72 yorum

  1. Elif, buna benim de çok moralim bozuluyor. Aylin’in durmadan saçını çeken, onu iten kakan bir çocuk var serviste. Ona mantıklı şekilde çocuğa bunu yapmasının ne kadar yanlış olduğunu anlatmaya çalışmasını söyledim. O da “Sen neden durmadan benimle uğraşıyorsun? Böyle davranınca benim kendimi kötü hissettiğimi bilmiyor musun?” demiş. Çocuk bunun üstüne daha da azıtmış. En sonunda ben delirdim, iş servis şoförü aracılığıyla şikayete kadar gitti. İşe yaradı mı? Yaramadı çünkü şimdi de kimse bakmazken saçını çekiyormuş. Gidip çocuğun ödünü patlatacak kadar dibine girip, yüksek sesle bağırmamak için kendimi zor tutuyorum. “Herşeyi git şikayet et” diyen bir anne de olmak istemiyorum. Ama kendimi çaresiz hissediyorum. Topu topu 7 yaşında olan bir çocuğa karşı içimdeki öfke ise beni korkuttu geçen akşam. Allahtan o an yanımızda değildi, yoksa bir daha değil saç çekmek, saç görünce ağlayarak kaçmak durumunda kalacağı derecede hırsımı ondan alabilirdim.

  2. Bende kızım için aynı durumdayım dünya rafine bir yer değil ,ilkokulda çok farklı öğretmen her zaman yanlarında değil olan oluyor malesef ki,..

  3. Öyle sıkıntılıyım ki tam yazsam mı yazmasam mı diyordum.
    Kızımın problemi de sınıfın en çalışkan çocuğunun grup kurması ve buna kızımı dahil etmemesi .Dahil olmak istediği için de kızımın kullanılmaya çalışılması.Çocukta öyle bir özgüven varki.Bunu çocuklardan bir şeyler istemeye kadar getirmiş.Tabir şu ; kızlar canım tatlı çekti parası olan var mı? Yoksa ,sizden arkadaş olmaz falan .Bilemiyorum hangi kanaldan nereye gitmeli, kimle görüşmeli.Durum o kadar vahim ki , başka okula gitmek istiyor çocuk .

  4. Oğullarımız aynı yaşta. Çok benziyorlar. Ve aynı durum bizde de var.

    Ne yapacağız bilmiyorum ama? Biraz da kişilikle ilgili diye düşünmeden edemiyorum. Çünkü bende hiç “sende vur kızım” diyerek yetiştirilmedim ama diğer çocukları hep dövdüm. Acayip kavgacı bir çocuktum. Annem bıkmıştı artık herkesin şikayete gelmesinden.

    O yüzden oğlumun dayak yemesine üzülüyorum ama bu durumu değiştiremiyorum da.

  5. Esra Ün Güçlü

    Ben çocuğuma sana istemediğin davranışta bulunana,sana vurana önce yanlış yaptığını anlat,konuş diyorum.Ama bütün çocuklar aynı şekilde yetişmediği için,çözüm olmuyor.Dayak yiyen çocuk oluyor ve mutsuz oluyor.

  6. Ah tatlı çocuk. Çok üzüldüm. Ama karşılık vermediği için gurur duymalısın. Hamileyken devamlı merhametli bir oğlum olsun diyordum. Doğduğu günden beri hep, merhametli oğlum diye sevdim. Sanırım senin vicdan ve benim merhamet aynı yere çıkıyor. Şiddete asla şiddetle karşılık vermemek gerektiğine inanıyorum. Bunun için Gandi ve diğer nonviolence taraftarlarını okuyorum. Şiddetsizlik ve pasif direniş farklı şeyler. Gandi önce pasif direnişle başlar ve bunu öğütler. Fakat sonra, pasif direnişin onu ezilen konuma düşürdüğüne inanmaya başlar. Bunun yerine şiddetsizlik kavramını geliştirir. Yani pasif olmayan, boyun eğmeyen, AMA asla şiddet kullanmayan bir direniş biçimi. Şiddetsizlik şiddetten ve pasif direnişten büyük cesaret istiyor. Gerekirse, canınızı tehlikeye atın der. Tabi ki, bunu küçük bir çocuğa öğretmek saçma, ama yaşına uygun ne bulunabilir?

    Şimdi bu nasıl olacak hayatın farklı alanlarında? Özellikle çocuklarda. Bunu uzun süredir düşünüyorum. Birkaç şey de okudum. Sanırım biz oğlumuza, birisi ona burduğunda, karşısına dikilip, dimdik gözlerine bakmasını öğretmeye çalışacağız. Çünkü bully’ler genellikle zayıf gördüklerine gidiyorlar. Bir güç gösterisi mutlaka şiddet içermek zorunda değil. Hayvanlar nasıl üstünlüklerini göstermek için tüy kabartıyor, uluyor, birşeyler yapıyor, onun gibi bir hareket. Benim de tek aklıma gelen şu anda, karşısına geçip, gözlerine bakmak, dimdik, ağlamadan, korku göstermeden. Bu öğretilebilir mi acaba diye merak ediyorum. Yoksa, bizimki de ezilen olacak diye çok endişeliyim. Vurmayı, itmeyi öğretmek de istemiyorum.

  7. 🙁 bu sene ilkokul bire baslayan oglumla da benzer problemleri yasıyoruz…ve ben resmen akşamları olayları dınlerken hırsımdan aglamak ıstıyorum…

  8. Benim oğlumda 3,5 yaşında ve iki yaşından beri kreşe gidiyor,ilk günden beri ona ”annecim sana vurana sakın birşey yapma,ona deki bende sana vurabilirim ama güzel güzel anlaşmak istiyorum seninle,öğretmenimede söylerim ama gel sen vurma,yada itme kakma..herneyse bende seninle güzel arkadaş olayım ” de diye öğrettim hep,ama baktım ki hep itilen,kulağı çekilen,saçı çekilen,bana kıyıda köşede bu olayı anlatmak zorunda kalan hep benim oğlum oldu,
    Sonrasın da dedim ki sende sana vurana vur,altta kalma,bir vurana 2 tane geçir,
    o zamanda çocuk bırak arkadaşlarına kötü davranmayı bize bile kötü davranmaya başladı,hırçınlaştı,kendini süper kahraman gibi görmeye başladı,herşeyi yapabileceğini ispatlamak için daha da aksileşti,ne oldu yani şimdi,hani benim MUTLU ÇOCUK yetiştirme hayallerim,sırf başka çocukların altında kalmasın ezilmesin diye yok oldu gitti,bu olay yaklaşık 4 ay önce yaşandı,inanın ben 4 aydır oğlumu eski haline döndürmek için uğraşıyorum,şunu daha iyi anladım Kötü daha çabuk öğreniliyor..

  9. Elif’cim aynı duyguları ben 1,5 ay önce yaşadım. Fark ettim ki kızımı baskı altına almışım, arkadaşlara vurulmaz, o küçük idare edicez o vursa da sen vurma, (salak. manyak vb) kelimeler için çirkin sözler kimseye böyle hitap edilmez, arkadaşın söylese de demek ki öğrenmemiş bilmiyor ama sen doğrusunu biliyorsun onun gibi davranma şeklinde öğütlerdim. Baktım ki işler böyle yürümüyor. Sürekli şiddet hareketleri içinde olan komşumuzun küçük oğlu için gerçekten canını acıttığında sende onun canını acıtabilirsin dedim, okulda biri seni sıkıştırıp canını acıttığında bacağına tekme atabilirsin dedim. Evet gerçekten dedim. Çirkin sözler için tavrım halen aynı, umarım bu konuda bir değişikliğe gitmek zorunda kalmayız 🙂

  10. ben de bunu kara kara düşünüyorum. bırak sana vurana iki vur demeyi, sana vurmayana da vur diyebilen insanlar da var ne yazık ki etrafta.
    http://birkizbiroglan.com/2012/10/04/hayat-kavgasi/

  11. Evet ben o sana vurana iki kere vur! Sana vuramayacağını öğrensin! diyen annelerdenim. Yo böyle biri değildim sonradan oldum. Çünkü karınca dahil hiç bir canlıya şiddet göstermemesi gerektiğini, insanların sevgiyle anlaşabileceğini anlatıp durduğumuz cocuk okula başlayıp bir şekilde mutsuz olduğunda şiddete başvurmayı öğrenen yaşıtlarıyla karşılaştığında hayatının şokunu yaşadı, çünkü öğrendiği gibi arkadaşına yaptığının yanlış olduğunu söylemesi fayda etmiyor, öğretmenine söylemesi de işe yaramıyordu. Yaşıtı çocuk da karşılık almadıkça devam ediyordu, karşındakini it kendinden uzaklaştır demek de işe yaramadı. Biz de vurana iki kere vur sana vuramayacağını anlamalı ama asla birisi sana vurmadan vurma demeye başladık. İlk başlarda bocaladı bilemedi bize kızınca vurmayı denedi, e hani siz dediniz vur diye dedi ısrarla vazgeçmeden anlattık. Sonuç itibariyle uzun zamandır hiç bir vukuat yok arkadaşları karşılık aldıklarından mı yoksa başka bir sebepten mi bilinmez vurmuyorlar hiç şükür ki Kuzey’in de kendisine vurulmadığı halde başkasına vurmuşluğu olmadı. Keşke biz cocuğumuza vurmayı öğretmek yerine arkadaşlarına vurmamayı öğretebilseydik ama malesef yaşadığımız hayat böyle değil.

  12. Benim oglum 2,5 yasinda ve bende ayni sizin gibi yalnis birsey gordugunde konusmasi gerektigini ogrettim. yakin zamanda krese basladi ve goruyorum ki malesef kreste arkadaslari ve buyuk siniflar tarafindan cok eziliyor. ben oglumu sevgi ve saygi dolu bir ortamda buyutuyorum ama baska aileler bunu yapmadigi icin benim oglum aci ceken taraf oluyor. inanilmaz kiziyorum, sinirleniyorum ama surekli mudahale eden anne olmak istemedigim icin de elim kolum bagli kaliyorum. Vur, it, kak demek istemiyorum ama sanirim sinirlarimdayim ve yakinda ben de ogluma sana vurana sende vur demeye baslayacagim. Sonucta benim oglum bunu haketmiyor ve guzelce konusmasi da sorunlarini cozmuyor. Kreste gozlemledigim birsey aileler cocuklari yani baslarinda baska bir cocuga vurduklarinda(ki bu cocuk onlarinkinin yarisi yasinda ve boyunda) donup de bir cift laf etmiyorlar cocuklarina. yani yalnis buyutulmus bir yetiskinin sucunu iki kucuk cocuk cekiyor.

  13. Sanirim butun annelerin ortak derdi. Oglum 2 yasinda. Simdiden basladik. Bir cocuk ona saldirinca bocaliyor kaciyor hani arkadas iyiydi ciciudi diye bana siginiyor. Sanirim hirpalanarak ogrenecekler. Malesef hayat onlara sundugumuz gibi degil. Hep bu gibi seyler yasayacaklar ve kendilerini korumayi ogrenecekler ama nasil! Vuran cicuklarin anneleri bazen cok uzuluyor bazen unursamiyor. Annenin babanin tavri da onemli bence

  14. Elif yaz aylarında gözümün önünde şiddet gördü arca. Ve biz anne baba olarak çok çeliştik. Hatta blogda yzadım ve gelen yorumlar da bir o kadar ilgi çekici ve faydalıydı benim için. Müsaadenle paylaşıyorum.
    http://gununcorbasi.blogspot.com/2013/07/oglan-cocuklarnn-dunyas.html?m=1
    Savunma sporlarına yöneltmeyi düşünüyorum arcayı. Vurmasın ama kendini savunabilsin en azından.
    Vicdanlı çocuk konusuna gelince… Bence de en önemli erdem vicdan sahibi olabilmek. Tabii önce kendimiz olmalıyız. Ne olmasını istiyorsak önce biz o olmalıyız

  15. Merhabalar,
    Yine güzel bir konuya değişmişsin Elif, benim oğlum okulunu değiştirmeden önce “ezen” taraftaydı, sınıfının güya 4+4+4 e uyarlanmış olması sebebiyle 3-5 yaş arası çocuklardan oluşan karma bir sınıftı, paylaşmak istemedi oyuncaklarını, vurdu, ısırdı vs. Psikologa götürdüm, evde sürekli konuştum, ceza-ödül yöntemi. Sonuçta öğretmenin dikkatini o şekilde çekmeye başardığını gördük.
    Allah’a şükür zor geçen günlerden sonra okul değiştirdik, her şey yolunda şimdi.

  16. Elifciğim,
    sen bilirsin de diğer okuyucukar için söylemek istiyorum, benim biri 9 biri 18 yaşında iki aslanım var. Büyük oğlumda aynı yukarıda anlattılan sorunlar beni de düşündürüdü. Çok yakın görüştüğümüz aile dostlarımızın kızı her defasında oğlumu tırmalar ısırır ağlatırdı. Ailesi çok mahcup olur ve her buluşmamız oğlumun o güzel gözlerinden akan sıra sıra incilerle noktalanırdı. Kızın ailesi gayet düzgün ve şiddetten her türlü uzak insanlardı, çok yakından tanıyorduk anneyi de babayı da. Fakat çocuk şiddete meyilli idi ve bunu da sonuna kadar yaşıyordu. Bir gün oğlum tombiş yanacığında koskoca diş izleri ve gözünün altında koca bir tırmık iziyle “ama baba ama niye ama” diye hıçkıra hıçkıra ağlarken eşim delirdi ve çocuğu karşısına alıp aynen şöyle dedi: “bana bak eğer bir daha ki sefere o kız senin üzerine atladığında saçını başını yolup onu ağlatmazsan ve kendini korumazsan bir tokat da benden yersin!” Birden sustu çocuk ve “tamam” dedi. Ben de o kadar hırslanmıştım ki hiç karışmadım. Sonuç: ilk buluşmanın son görüntüsü: kolu ısırıktan morarmış bir oğlan ama hiiiç ağlamıyor çünkü elinde neredeyse kafa derisiyle beraber bir tutam saç muzaffer bir edayla neye uğradığını şaşıran kızın deliler gibi ağlamasını izliyor. Kızın babası oğlumu tebrik etti “hah şöyle be!” dedi hatta. Kız bir daha oğluma hiç dokunmadı, oğlum da hiçkimseye zarar vermedi sonraları, hala efendiliğiyle takdir toplar aslanım. Yani arkadaşlar tecrübenin size önerisi:
    1. Çocuğunuza kendini korumasını tembihleyin kendine haksız yere zarar vereni o da iyi bi pataklasın. Sonuçta dayak yese bile karşısındakine gereken mesajı ancak böyle veriyor o yaşlarda malesef. Emin olun ileride bunu davranışlarına yayıp da genişletmeyecektir. Yani şiddeti sevmiyorsa zaten ileride de şiddette durup dururken, hatta bazen hiç başvurmayacaktır.
    2. Bir çocuk şiddete eğilimli ise anne baba olarak bunu farkettiğinizde çevreden ve gerekirse bir uzmandan ufak yardımlarla halledemeyeceğiniz bir sorun değil bu, yeter ki tutarlı olun.
    3. Yukarıda bahsi geçen oğlan ve kız hala çok yakın arkadaşlar, aynı lisede birlikte okuyorlar, arada eski günleri yadedip gülüşüyorlar, ikisi de bu sene üniversite sınavına giriyor. Ve diyorum ki eeeyyy anneler, üniversite sınavı stresini yaşamadan stres yaşadım, endişeleniyorum demeyin!!!!

  17. Merhaba,

    Ben bu sorunu “sana vurana sen de vur” noktasına gelmeden çözebilenle henüz karşılaşmadım, varsa çözebilen beri gelsin!
    Ben çok direndim, ben arkamı döndükçe babası “sen de vur” dedi, şimdilik sorun yok..
    Evin içinde de iki kardeş birbirine kızabilir ama vurmak yok desek de.. malesef var, karşılıklı olduğunda sonuç çoğunlukla gülüşme..

  18. Yılbaşı tatilimizi İstanbul’da geçirdik. Oğlumla aynı yaşta çocukları olan çok yakın arkadaşlarımızın evinde. 1 hafta boyunca iki çocuk arasında yaşanan olaylar hep, bizimkinin bizi bile şaşırtacak derecede olgunlukla çözmeye çalışmasıyla sonuçlandı. “Bak ben tartışmak istemiyorum, nasıl yapalım?” filan gibi cümleler kurdu 5 yaşındaki çocuk. 1 haftanın sonunda zaten kendi programları içinde olan diğer çocuğun psikolog görüşmesinde, arkadaşım bizimkiyle geçirdiği haftayı psikologa anlatınca, psikologun yorumu şu olmuş: “O çocuğun davranışları gayet normalmiş, kıskanmış. Bizimki ise “Alman/Amerikan” gibi yetiştiğinden zaten Türkiye’de durumu zor olurmuş” Nasıl? Bunu söyleyen TR’de bilinen saygın bir psikolog.
    Şimdi twitter’da sana yazdığım şeyi (de/da ları yerine yerleştirip) doğru düzgün bir daha yazayım. Sorum şu: Herhangi bir sebeple yurt dışına çıkan bu insanların, yurda dönünce “Yaa adamlarda saygı var, sıraya girmek var, trafikte bir korna sesi duymadık, yani sokaklar tertemiz… vb medeniyet işte” diye ballandırıp anlattıkları durumdan hiç mi insan kendine bir pay çıkarmaz?

    • ev sahibi -turkiye-deki cocuk nasil davranmisti? neler gozlemlediniz? neler normalmis? kiskanan kim?
      O çocuğun davranışları gayet normalmiş, kıskanmış.

      biz tatilde iki arkadasimin cocuklariyla da cok iyi vakit gecirdik. Ama kumsalda, parkta yeni tanisilan cocuklar -hele ki 1-2 yas buyukse belli bir “kiskanclik” sebebiyle buyuk ihtimalle biraz siddete maruz kaldik.
      ——
      bizde yurtdisindayiz suan, anaokullarinda siddet karsinda cok SIKILar, kacirmadiklari surece. Ailelerde oyle Turk ebevynler gibi yarim agizla evladim bebegim vurma, ayip ama deyip istersen sen vurda biz görmeyelim, ve dayak yiyen sakin ola sen olma diye bir mesaj veriyorlar. Burda da Mizac olarak cok siddetli, gergin, sinirli, hircin cocuga pek rastlamadim. Ama var yok degil. Ama maalesef iki turk ebeveyn li ailelerde Turk mizacindan midir nedir bilemiyorum ama Hircinlik siddet biraz daha fazla. bizim komsu kizi gib:-(( Egri oturup dogru konusalim: cocugunuz Yasam hanimin ki gibi dayak yedi ve agliyor, cocgunuz Yeliz hanimin kine benzer bir sekilde baska cocuga dayak atti. hangisinde iciniz daha cok parcalanir di?

  19. şahsi kanaatim vurana sende vur ve ilk vuran sen olma ama hakkını korumayı bil yönünde, ya değilse eziliyor, ben bunu üstelik arkadaşla değil kuzeniyle yaşadım. halsının oğlu sürekli ezdi, dövemediği zaman psikolojik şiddet uyguladı, en sonunda altta kalma kendini koru demeyi öğrendim bende :), şimdi kendini korumak için bir tepki verirse ya istifimi bozmuyorum ya da usulen aaa olur mu öyle şey diyorum:)

  20. Çevremdeki hemen hemen tüm büyüklerin “böyle yapma yahu” diye çıkışmalarına rağmen ısrarla tavrımı koruyorum.” Sana vurana vurulmaz, vurmak iyi bişey değildir, sana vurulmasından hoşlanmıyorsan, sen de sana vuran kişiye dahi olsa vurmamalısın.” Evet çogu zaman ezilen bir çocugum var ve sizin de dediğiniz gibi bu benim yol göstermem kadar kendi naifliğinden de kaynaklanıyor. Ama ezen taraf olmasındansa böyle devam etmesini tercih ederim.

  21. Maalesef benzer şeyleri sürekli yaşıyorum. Oğluk çok naif ve duygusal bir çocuk. Sürekli arkadaşlarından dayak yiyor. Sözel şiddet görüyor. Öğretmene söylüyorum diyor ama maalesef çözüm olmuyor. Kesinlikle 3 yaşından beri sana biri vurursa sen de vur ama ilk vuran olma dememe rağmen kesinlikle karakter meselesi sanırım. Kesinlikle karşısındakine vurmayan ve hatta kendisini korumayan bir oğlum var 🙁 Ağlamaktan helak oldum sürekli bacakları mor içinde 🙁 Öğretmenimiz yumuşak kızıyor sanırım kime söylediysem, derdimi anlattıysam öğretmende bitiyor otoriter olmalı, biraz daha sert çıkışmalı diyor. Ne yapacağımı şaşırdım. Dönem ortası okul değiştirmek istemiyorum ama 2. yıl sanırım okul değiştireceğim. Okuma yazma öğrenmemize de balta oluyor bu yaşadıklarımız. Sürekli arkadaşları Can çok yavaşsın, akşam oldu bile halka bitirememişsin bal biz bitirdik, yazın çok ç,rkin gibi sözel şiddette görüyor oğlum. E bu çocuktan başarılı bir öğrenci olması beklenir mi? 🙁 Çok doluyum, çok kötü hissediyorum 🙁

    • Bu kadar ciddi seviyede bir şiddete müdahale etmeyen öğretmen kendinden utanmalı. Çocuğunuzun sizden başka güvenebileceği hiç kimse yok o zaman. Demek ki, okula gidip birbirine katmanın zamanı gelmiş de geçiyor. Öğretmeni de, müdürü de, gerekirse milli eğitim müdürlüğünü de ayağa kaldırın. Hiçbirşey bir çocuğun bu şekilde şiddete maruz kalmasına göz yummayın. Kimseyi memnun etmeyi düşünmeyin. Sizin çocuğunuz düzenli şekilde şiddet görüyor. Bunu bir yetişkine yapsalar, polise gidebilir. Şiddeti uygulayan hapse girer. Halbuki bir çocuğun daha fazla korunmaya ihtiyacı var. Rica ederim, hemen gidin ve buna müsade eden herkes için hayatı zindan edin. Bir öğretmen İSTERSE bunu okul sınırları içinde durdurabilir. Bunun yöntemleri de var. Tanıdık varsa, aracı edin. Her imkanınızı kullanın ve bir gün dahi beklemeyin. Siz yapamıyorsanız, yapabilecek bir aile üyesini, ya da dostunuzu alarak, gerekli her merciye başvurun. Öğretmeni, müdürü boşverin. Gerekirse okul değiştirilir. Ama çocuğunuzun bunu yaşadığnnı bir günü bile fazla. İhtiyacınız olan cesareti ve manevi desteği biz burada yeterince veremeyiz, ama elimizden geldiğince destek oluruz. Kötü hissetmekte çok haklısınız. Rica ederim, bu zorbalara teslim olmayın. Yardım isteyin. Rica, tehdit, tatlı dil, bağırmak ne gerekiyorsa kullanın. Çocukken maruz kalınan şiddetin izi ömür boyu geçmeyebilir.

      Bir eğitimci ASLA şiddet göreni eleştirmemeli. Otoriter olmalı demek, kurbanı suçlamaktır. Ahlaksızlıktır. Kimse otoriter, ya da güçlü olmak zorunda değil. Özellikle bir çocuk. Ama eğitimciler, kendilerini emanet ettiğimiz çocukları korumak konusunda otoriter ve güçlü olmalı. Ufak olaylara müdahale etmeyebilirler. Ama kronikleşmiş vakaları seyrediyorlarsa, onlar da bu şiddeti uygulayanlar kadar suçludur.

      Bu durumlarda öğretmenin yapması gereken şudur:
      Öğrencileri takip etmek.
      Olayı gördüğü yerde, anında durdurup, şiddet uygulayana dönüp, “arkadaşına şunu yaptın” diyerek HERKESİN İÇİNDE ne yaptığını sözlü olarak, ama sakince yüzüne söylemek.
      Bu yaptığın yanlış. Bir daha olmamalı, olursa şu şekilde cezalandıracağım diyerek uyarmak.
      Öğrencinin özür dilemesini talep etmek. Özür dilemesini sağladıktan sonra, şiddet gören öğrenciye yalnızken konuşarak, söylemek istediği birşey olup olmadığını sormak.
      Daha sonra olaya karışan öğrencileri takip etmek ve şiddet devam ederse, şiddeti uygulayan çocuğun aileleri ile görüşerek, çocukları için psikolojik danışmanlık önermek.

      Size bol şans ve sabır diliyorum. İşiniz kolay değil, ama hepimizin her an başına gelebilecek bir durum. Keşke yapabileceğim birşey olsa. Bu olayları duymak beni delirtiyor.

    • Bu arda, sene ortasında okul değiştirmeniz çok istenilir birşey olmasa da, çocuğunuz için daha iyi olacaktır. 4 ay daha buna maruz kalmasındansa, yeni bir okula gitmesi onun için daha iyi olur. Çocukluklarında bu tip şeyler yaşayan insanlardan bunu duydum. Okul değiştirmek ne kadar zor olsa da, onları çok rahatlatmış. Bir dönem 6 yaşındaki bir bıdık için çok uzun. Tekrar sabır diliyorum. Sizin çocuğunuzun durumunda çok çocuk olduğuna eminim. Herkesin ailesi sizin kadar duyarlı olmuyor ama.

    • Aysuda Hanım herşeyi söylemiş, ben de çocuğunuzu daha fazla bu ortama, bu şiddete maruz bırakmayın, harekete geçin derim. çocuklarımıza yazık oluyor. daha bu yaştan, iyi huylu, vicdanlı, karşısındakine zarar vermeyenler eziliyor, yazık. bu algının onlarda kalıcı olmasını engellemeliyiz, yoksa tüm hayatı boyunca acısını çekebilirler.

  22. kusura bakmayın lütfen stresten, üzüntüden yazım hatalarım, anlamsız cümlelerim olmuş 🙁

  23. bu akran zorbalığının sebeplerini aşağı yukarı tüm psikologlar araştırıyor, ama yok ulaştıkları bir sonuç. Pazartesi günü gittiğim veli toplantısında kızımın bir çocuğu omuzlarından tutup sarstığını öğrendim bir veliden. Toplantının gerisini anımsamıyorum bile, sanki ben sarsılmış gibiydim omuzlarımdan. Evde öğrenilir demişsiniz, biz iki öğretmeniz evde ve son derece uyumlu ve sakin insanlarız. Pek öyle olmayabiliyor her zaman. Sonra eve dönerken öfke kontrolüyle ilgili küçük bir konuşma yaptık arabada. İyi insan olmanın öfkeli zamanlarda kendimizi ne kadar kontrol edebildiğimizle ilgili olduğunu anlattım. Son sözü şuydu kızımın: ben yürürken ayaklarını uzatmasın, düşüyorum. o zaman dedim bunu ona söylemelisin. vs. vs. sürdü gitti konuşma. belki de kendim konuştum kendim dinledim bilmiyorum.

  24. AYSUDA HANIM (Yorumum arada kaynamasın, görebilin diye büyük harflerle yazdım.) Maalesef, öğretmenimiz, ne kadar yapmayın, etmeyin, yanlış dese de bu çocuklar nasıl çocuklar bilmiyorum ama hala aynı şeyleri yapmaya devam ediyorlar. Aileleriyle konuşmaya çalışıyor. Konuştukları tamam ilgileneceğiz diyorlar ama çocuklar hep aynı şekilde davranmaya devam ediyorlar. Ben Okul daha açıldığı ilk günler yaşadığımız bir iki olay üzerine bize bu olayları yaşatan çocuğun annesini aradım, bana hak vermek yerine her çocuk yapar bunu dedi ve telefonu suratıma kapattı 🙁 (Bu arada yaptıkları arasında meyve saati beslenmesinde, oğlumun meyvelerini yemek oğluma sormadan ve hepsini tüketmek suretiyle, tuvalete kapatmak vb.) Bir veli toplantısında babasıyla konuştuk, sizin oğlunuzun yaptıkları yüzünden sorunlar yaşıyoruz, oğlunuzu bir pedagoga götürseniz iyi olur sanki diye tatlı bir dille söylediğimiz halde, Benim oğlumun yardıma ihtiyacı yok diye çıkışıldı bize. Benim oğlum sizin oğlunuzun yaptıkları yuzunden yardım alıyor ama (o dönem pedagoga götürmüştük bu yaşadıkları yuzunden 1-2 kez) dediğim zaman beni ilgilendirmez diyerek umursamadı. Bu olaylardan sonra O çocuk başka çocuklarında aklını çelerek Can ı dövün diyerek oğlumu hedef gösteriyormuş ve o çocuklarda Cana vuruyormuş. :(( Hala da ara ara yapıyor anne diyor oğlum. Ve sınıftaki diğer erkek çocuklarda Can a cephe almış durumda. Hatta bazı kız çocukları da sözel şiddet uyguluyorlarmış :((

    Şu an bu satırları yazarken hem sinirden hem üzüntüden ağlıyorum 🙁 Moralim çok bozuk. Ne yapacağımı bilmiyorum. Pedagogumuza sordum, dönem ortası okul değiştirmeyin. Rehberlikle konuşun öğretmen biraz daha sert çıksın diyor. Öğretmenle yarın konuşmaya gideceğim. Olmadı rehberlikle de konuşacağım ama ne kadar sonuç alabilirim bilmiyorum 🙁

    Çocuktur yapar demek istiyor bir tarafım ama bu kadarı da fazla 🙁 Okuma yazma durumlarımızı kesinlikle çok etkiliyor bu durumlar 🙁 Yazmaktan nefret ediyor. Okula gitmek istemiyor vb..

    Off.. Çok doluyum..

    • Evet, çocuktur yapar. Çocuk tabii ki sınırları zorlayacak, zaman zaman otoriteyi test etmeye çalışacak. Ancak burada ebeveynin tutumları da çok önemli. Ben de Deniz’in düştüğü durumla ilgili arkadaşının annesiyle konuştuğum zaman “O da onu çıldırtacak bir şey yapmıştır” yanıtını aldım. Nasıl yani? Hak etmiştir, öyle mi? Velev ki hak etti, velev ki onu “çıldırtacak” bir şey söyledi, kimse kimseye vuramaz. Nokta. Bu “çocuktur yapar, karşıdaki hak etmiştir” tavırları yüzünden ortalık “dişi köpek kuyruğunu sallamazsa…” diyen, kadın dayak yediği zaman “E o da hak etmiştir” diyen insanlarla dolu.

      Size uzaktan akıl vermek çok zor, hele de uzman değilken bu konuda. Sadece sesinizi duyuyor olduğumuzu bilin. Ve çocuğunuzun arkasında olun. Kolay gelsin. Dilerim en kısa zamanda çözersiniz.

      • Elif Hanım desteğiniz için çok teşekkür ederim. İnşallah. Yarın öğretmenle konuşmaya okula gidiyorum. Rehberliğe de çıkacağım.. Bakalım ne olacak..

        • Burcu Hanım, dilerim sorununuz en kısa zamanda çözülür. biz de okula ilk başladığında oğlum, bir iki olay yaşamıştık ve çok üzülmüştüm. satırlarınızı okurken sanki biz aynı durumdaymışız gibi hissettim, çok üzüldüm.

          ayrıca, eğer okuldaki durum iyileşmezse, okul değiştirme fikrine bir şans daha verin derim. bu konuda uzman değilim ama, yaşadım tecrübe ettim. ben de eskiden dönem ortasında okul değiştirmeye, sene içinde yeni herhangi bir şey yapmaya karşıydım. ama artık öyle düşünmüyorum. çocuklarımız sandığımızdan daha sağlam ve daha olumlu atlatabiliyorlar bu süreci. lütfen siz de bundan korkmayın. hele, sıkıntılı bir ortamdan iyi bir ortama değişiklik olduğunda oğlunuz için okul değiştirmek çok daha iyi olabilir. naçizane fikrim bu yönde.

          oğlunuz için bundan sonraki eğitim hayatının güzelliklerle dolu olmasını temenni ederim.

          • Zeliha Hanım, çok teşekkürler.. Aşağıda paylaştım son durumu. Bir şans daha veriyoruz. Ama iyi gitmezse donem ortası okul değiştireceğiz evet. Bakalım..

  25. “su yolunu bulur”
    senin oglanlarin arasindaki yas farki ayni olan kucukleri de bende var. cok siklikla dusundugum oluyor ozellikle kucuk buyuk kavgalarinda. sonunda suna karar verdim; bunlar cocuk, butun bu deneyimler gerekli! 5 yasindaki bir cocugun dogada karsiligi olan bir yavru hayvan gorurseniz ayni davranis cesitlemelerinin hepsinde oldugu kesin. bence o kadar kafayi takma bu soruna, oglusunun bunlari sana anlatmasi cok guzel ve ustune gitme, gidersen ve kendi yontemini uygulatirsan ilerde anlatmayi birakabilir. bence cocuklar kendi sosyal dunyalari olan ve kendi cozumlerini uretebilen varliklar. butun bizim korktuklarimizin ‘tecrube” olarak geri donecegine inaniyorum
    sevgiler

  26. Benzer bir sekilde biz de Yasam hanimin yasadiklarini yasiyoruz. 4 yas cocuklariyla. Yalniz bizim ki oglan olunca kizin ailesinden bir de bizim oglan icin: korkak, beceriksiz, aman hic te cesur degilsin, miz miz, kizlardan bile dayak yiyor gibi yaklasimlar yiyoruz. Kendi cocuklarina terbiye verip, saldirma, vurma, baskasinin oyuncagini alma demek yerine. Cinsiyete gore egitim derken artik olay erkek cocuklara sakinlik, barisci olma ögretilirken, kizlara vur kizim, al, parcala kizima döndu. Kiz cocuklar pasif olmasin derken, olay agresiflesmeyi ögretmeye dondu bence.

  27. Elif hakli. Uzaktan akil vermem aslinda dogru degil, ama cocukken bunu yasamis insanlarin deneyimlerini okudum ve bu konu beni cok sarstigi icin haddimi astim, Burcu Hanim. Konusurken sunu dusunmelerini rica edebilirsiniz ama. Ayni ogrenciler, ogretmenlerinin bacagini morartip, onu tuvalete kapatip, onu ac biraksalardi, okul idaresi ve ogretmen ne yapardi? Bunun cevabini vermelerini isteyin bence. Sonra da 6 yasindaki bir cocugun neden bir yetiskinden daha az korumaya ihtiyaci oldugunu sorun. Cocuklarimiz daha mi az degerli. Biz bir AB projesi kapsaminda, cocuk haklari ile ilgili bir calistay duzenliyoruz. Istanbul’daki lise hocalari icin hazirlamistik. Ama okulunuz isterse ve okul Istanbul’da ise, orada da bir egitim verebilirim. Biraz ilkokula uyarlayarak. Nisan ayinda musaitim.

    • Aysuda, ben bunu sana yönelik olarak söylemedim. Bence doğru bir telkin Burcu’nun gidip konuşmasını söylemek… Sadece biz istediğimiz kadar söyleyelim, çözüm olamayız. Hele de böyle süregelen bir taciz sözkonusuysa senin de dediğin gibi, buna ciddi bir şekilde müdahale etmenin, ortalığı birbirine katmanın vakti gelmiş de geçiyor. Ben bile buradan diş biliyorum, oturduğum yerden. Elbette farklı dengeler söz konusu, çocuklar yaşayarak öğrenmeli, vs vs ama ebeveynler de çocuklarının olumsuz -ve bu durumda zorbaca- davranışlarından muaf olmamalılar. Beni en çok ebeveynlerin umursamaz ve çocuğuna konduramaz tavrı deli ediyor.

      Ve bu bahsettiğin eğitimle ilgili seninle konuşmak isterim. Dur yazışalım.

      • Rica ederim, bana yönelik yazdığını düşünmedim, ama yazdığını okuyunca yine de uzaktan ne kadar doğru yorum yapabilirim diye sorguladım kendimi. Yazışalım.

    • Iyı aksamlar Aysuda Hanım, rica ederim, hepiniz bana destek olmak için yazıyorsunuz. Çok teşekkür ederim. Yarın rehberliğimize bu eğitiminizden bahsedeceğim. Rica etsem yavasburcu@hotmail.com adresime size ulaşabileceğim bir mail adresi gönderir misiniz? Rehberlikten olumlu cevap alırsam size ulaşabilmek adına. Tekrar herkese her şey için teşekkür ederim.

  28. Ben size kendi, ortaokula giden bir cocuk olarak yasadiklarimi yazmak istiyorum. Su anda 33 yasindayim ve 2 yasinda bir oglum var. Istanbul’da ozel bir okulun ortaokulunda sinifin en caliskani olarak bir cok takma ada sahip oldum. Gozlerimin cekik ve kilolu olmamdan dolayi inek, mooo gibilerine bir de Sumo ve Honda gibi o yasta kaldiramayacagim kelimeler de eklendi. Ve ben bunlari sabahin erken saatlerinden aksama kadar hic ara vermeden cekmek zorunda kaldim. Oyle bir duruma gelmisti ki artik ogretmenlerimiz bile bu duruma alismis, hatta ders ortasinda yapilan espirilere guler hale gelmislerdi. Bir de isin kotusu burslu okudugum icin bursumu alirlar diye bundan ne kimseye hatta anneme bile bahsedememistim. Evet sonunda olan oldu ve bir ogle teneffusunde sinif arkadaslarimdan birine tahta silgisi firlatttim! Gozunu siyirip gecti. Revire goturduler. Annesi geldi. Ben ise korkudan ne yapacagimi bilmeden siramda oturakaldim. Ama kimse bana birsey soylemedi. Herkes bu olay olmamis gibi davrandi. Sinif ogretmenimiz dahil! Ben bile bu olayi anneme birkac sene oncesine kadar anlatamadim. Bilmiyorum ben ogluma boyle bir durumda ne tavsiye edicem. Ama vicdansizlik ile karsindakine anlayacagi dilden konusmak baska sey. Yapilana karsilik verdim diye suclu muyum? Hayir degilim. Cunku ancak ondan sonra beni ciddiye aldilar. Ben bununla surekli yatip kalkarken, onlar icin sadece bir eglence konusuydum. 5 dk sonra unuttuklarini ben hala icimde yasiyorum. Esim ortaokul arkadaslarimdan biri. O da benimle az dalga gecmedi ama hicbir zaman vicdansizca davranmadi bana… Hala arada beni Sumom diye sever 🙂 Simdi gulup geciyoruz… Ama bana vicdansizca saldiran, gozyaslarima aldirmayanlar kalbimin bir kosesini hala, seneler sonrasinda dahi acitiyolar! Emin olun zamanla unutulmuyor…

    • Çok acı… Mutlaka telafi edilmesi gereken, iz bırakan şeyler bnlar…

  29. Psikolog,öğretmen veya anne değilim ama ilkokul 1. sınıftan 8.sınıfa kadar akran zorbalığına maruz kaldım.Okulda teneffüslerde sürekli koşan şişman,düzgün duramayan bir insan olduğum için.2.sınıftan 6.sınıfa kadar sıra arkadaşım olmadı,7.sınıfta şu an da çok sevdiğim bir arkadaşımla tanıştım,belki de o yüzden daha kötü bir durumda değilim.Önceden ben de karşılık verirdim,ama lisenin ilk sınıfına geçtiğimde ikinci sınıftan bir kız herkesin ortasında yok yere gömleğimden sutyen kopçamı çıkarınca ertesi gün çantasını beşinci kattan aşağı attım.Kesinlikle doğru değildi ama haketti,ileride bir kızın bile sutyen kopçasına dokunmamışsa ne mutlu bana.Şu an lise son sınıftayım,anlattığım olaylar dışında bir şey yaşamadım çok şükür,kendimle de dalga geçebiliyorum (ha özgüven sahibi miyim,tartışılır) ama eğer en küçük bir aşağılamayla karşılaşırsam tepkim aşırı oluyor.

    Akran zorbalığının sebebi özünde tektir ve basittir ; hoşgörüsüzlük.Çocuk genelden farklıdır,öne çıkar ve dışlanır.Çözüm olarak ise eğer anaokulu ve ilkokul çocuklarından bahsediyorsak çocuk öğretmene söylemişse ve öğretmen bir şey yapmadıysa müdür rahatsız edilmeli bence,MEB’e dilekçe yazmaya kadar gidebilir çünkü ciddi bir iş özellikle 7-12 arasında yaşanılan her kötü şey insana travma olarak geri dönüyor,daha da kötüsü bu yaşta zorbalaşan bir çocuğun empati kuramaması muhtemel,ondan sözel şiddetin dayağa kadar gitmesi kaçınılmazdır.

    Bir de annelerden bir ricam olacak,ne olur öğretmeninden veya akranından yakınan çocuklarınıza Nazilik oynamayın,eğitim hayatım boyunca sorguladığım şeylerden biridir öğretmenlerin psikolojik bir teste tabi tutulup tutulmadığı.

    • Çok teşekkür ederim. Ve lütfen yazmaya devam et Nikki. Senden çok şey öğreniyorum.

  30. 2 erkek cocuk annesi olarak cocuklarımın ‘ezen’ taraf olmasını istemedigim gibi ‘ezilen’ tarafda olmasını istemem,ancak kötünün iyisi olarak kendini savunan taraf olmasını tercih ederim.Siddet icinde buyuyen cocuklarin ilk ogrendigi sey siddetle cözüm oldugu icindir bunlar anababalar cocuklarina siddet uygulamazsa ezen cümlelerle ezer ezilende cümlelerle cevap verir !

  31. Ben madalyonun diger yuzundeki annelerdenim. Yoga egitmeniyim. Fiziksel, sozel ve psikolojik her turlu siddete karsiyim. Hayat felsefem ve yasam seklim bu sekilde. Hayvansal besinleri bile siddet olarak degerlendiririm ve tuketmem. Esim de ayni benim gibi. Evimizde gayet sicak ve huzurlu bir atmosfer vardir. Inanilmaz huzurlu bir hamilelik ve dogum yasadim. Kizim dogdugundan beri ne kadar cok sevildigini ve bizim onemli oldugunu her an hissettirmeye calisiyoruz. Ancak kizim ayaklandigindan itibaren yasitlarina vurmaya basladi. Gerek oyuncak kavgasinda olsun gerek salincak sirasinda olsun diger cocuklari itip kakmaya basladi. Bunu asla bizden ogrenmedi. Siddet gosterdigi hic bir durumda bu durumu hos gormedik ya da gormemezlilten gelmedik. Her seferinde uyardim ve karsidaki cocuga empati yapabilmesi icin ne kadar canini acidigini ve uzuldugunu anlatmaya basladim. Cevremdem ‘birak cocuk hakkini arasin, ezilen olmasin, ne guzel iste” yorumlari alsam da bunu asla dogru bulmadim. 2 yasinda krese basladi ve kreste arkadaslarina vurmaya basladi. Belki de durup dururken vurmuyordu ama bir sorunla bas etmek zorunda kaldiginda siddete basvuruyordu. Ancak bu sekilde cozebiliyordu. Oyuncak kavgasi, sira kapma mucadelesi genelde kizimin vurmasiyla sonuclaniyordu. Kucuk yaslardayken bunun yanlis oldugunu anlayamiyordu ama artik 3 yasina yaklasti ve vurmanin dogru olmadigini ogrendi. Gosterdigi siddet kayda deger oranda azalsada tam olarak bitmedi. Ogretmeninin anlattigina gore es kaza biri yanlislikla kizima carpsa ya da oynamak istedigi oyuncagi kizimdan once kapsa bir anda diklenip, gozleriyle tum gun cocugu takip ediyormus ve ogretmenin gormedigi bir anda cocugu sikistiriyormus. Bazi gunler kizimi okuldan aldigimda ” anne ben bugun kimseye vurmadim. Vurmak hic guzel bir sey degildir. Arkadaslarimiza vurursak bizimle oyun oynamazlar. Canlari cok acir aglarlar” diyor. Artik bu konuda farkindaligi artti ama yine de cozumsuz kaldigi anlarda siddet ilk basvurdugu cozum oluyor. Siddetin cozum degil daha buyuk problem oldugunu onun kapasitesine indirgeyerek anlatmaya calisiyoruz. Su an icin sergiledigimiz tutum bu sekilde. Bu konuda farkli yaklasim, kaynak,kitap onerecek olan varsa cok memnun olurum. Siddet gosteren cocuk kesin evde siddet goruyordur genellemesinide dogru bulmuyorum cunku bunu bizzat kendi ailemde deneyimliyorum. Sunu da tum samimiyetimle itiraf etmeliyim ki bir gun sokakta, parkta kendinden daha disli bir cocuga denk gelecek ve karisilik olarak ciddi/kalici bir hasar alacak diye de endiseleniyorum zaman zaman 🙁

    • Ay ne kadar acik yureklilikle durustlukle yazmissiniz. Benim arkadasim da sizin gibi mizaci (yoksa onlarla niye goruseyim) ama gel gör ki kizlari konusunda sizin gibi acik yurekli degiller. Ne diyecegimi bilemiyorum ama umarim sizin farkindaliginiz sayesinde bu sorunu cozebilirsiniz.

      • Çok teşekkürler ince yorumunuz için. Evet, bu sorunu çözeceğimizden eminim çünkü gösterdiği şiddeti pekiştirebileceği bir çevrede yetişmiyor kızım. Eşim ve ben bu konuda elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz. Yukarıda yazdığım gibi farkındalığı arttıkça şiddet eğilimi de çok azaldı. Gösterdiği şiddet karşıdakini üzmekten ziyade, kendine saldırı olarak değerlendirdiği için oluyor ama mazereti ne olursa olsun kabul edilebilir değil. Desteğiniz için teşekkürler.

        • çocuğu şiddete başvuran tüm ebeveynler sizin gibi olsa, sorun zaten çözüme ulaşır. nitekim siz de ulaşıyor görünüyorsunuz. davranışınızdan ötürü sizi tebrik ederim. ancak, maalesef en büyük dert aksi durumda ebeveynlerin de bulunması bence. çünkü onlar çocuğunun daranışını hatalı bulmuyor, düzeltmeye çalışmıyor. dolayısıyla çocuk da aynı şekilde davranmaya devam ediyor diye dşünüyorum ben. oplum şiddet uygulamıyor ama şu an iki yaşındaki kızım uyguluyor ve ben de her defasında ne yapmış olduğunu kendisine açıklamaya çalışıyorum. umarım biraz daha büyüdüğünde sizin kızınız gibi farkındalığı artar.

          • Çok teşekkür ederim. Ebeveynler olarak çocuklarımızın davranışlarına karşılık, diğer insanlara verdiğimiz tepkilerin çok egosal olduğunu düşünüyorum. Ebeveynlerin bilinçaltında “Benim canımdan bir parça- BENim parçam- hata yapamaz,” ” Benim çocuğum haklı çünkü onu BEN yetiştiriyorum. ” gibi egosal tepkiler yattığını düşünüyorum. Bu sebeple de bazı ebeveynlerin çocukları ile ilgili sorunları görmemezlikten geldiklerini, bu sorunların başkaları tarafından yüzlerine vurulduğunda ise hemen savunmaya geçtiklerini düşünüyorum. Bu sadece şiddet konusunda değil, ileriye dönük bir çok konuda da sorun yaratacak olan bir bakış açısı.
            Evet, çocuklarımız elbette bizim canlarımızın parçası ama bu düşüncede aşıraya kaçmamak gerekiyor. Biz ebeveynler, çocuklarımızın hayat bulmasına aracı olan bedenleriz ve tüm hayatları boyunca her daim yanlarında, arkalarında sevgiyle, merhametle, sabırla destek olmak zorunda olan kişileriz. Onun dışında onlar bizden bağımsız birer kişilikler. Hataları da var, yanlışları da var. Bunu kişisel algılamamalı ve tüm hayatımız boyunca onlara ışık olmak için uğraşmalıyız. Bizim farkındalıkla ve sevgiyle tuttuğumuz ışık onlara her daim doğru yolu gösterecektir ve onların hatalı davranışlarını düzeltecektir. Kısaca benim ebeveynlik anlayışım budur. Sevgilerimle…

    • Haklısınız. Benimki fazla geniş bir genelleme olmuş. Yukarıda Yaşam’ın dediği, sizin burada anlattığınız gibi durumlar da söz konusu elbette.

      • Sevgili Elif, sizi hamileliğimden beri( yaklaşık 4 senedir) keyifle ve merakla takip ediyorum. Sizden öğrendiğim o kadar çok şey oldu ki! inanın ki, yaşadığım o muhteşem normal doğum deneyiminde, sizin desteğiniz çok büyük oldu. Yazdıklarınız her zaman kulağıma küpe oldu.
        Yaptığınız genelleme çok doğal çünkü içinde bulunduğunuz durum bu. Bu sayfaya kendi deneyimleriniz ve yaşamınızdan yola çıkarak yazılar yazıyorsunuz. Bu açıdan bakıldığında yazdıklarınız da haklısınız.
        Yine de, size farklı bir bakış açısı sunabildiysem ne mutlu bana.
        Sevgilerimle…

    • Çok güzel ifade etmişsiniz, aynı durumdayız, öğretmenimiz kabullenmeyip bütün sınıf velilerinin ortasında senin oğlun bunu yaptı, onu da dovdu vs. diyerek bizi rencide etmeye kadar getirdi olayı. Bize yol göstermek yerine diğer velilerin önünde küçük düşürüp okuldan gitmemizi sağladı kendince. Sonunda devlet okulundan alıp özel okula vermek zorunda kaldım. Psikologu su anda herseyin yolunda olduğunu söyledi. Bıçak gibi kesildi derler ya, vurma, ısırma hiçbiri kalmadı okulu değişince. Bugün MEB’de görüşmem vardı, şu an da sakin anlatıyorum ama BİMER, 147 ve MEB’e elden dilekçeyle durumu bildirdim, yalnız değilmişim.

      • Bizim sonsuz sevgi ve sabrımızla çocuklarımız bu süreci atlatacaklar. Size ve bize kolaylıklar diliyorum 🙂
        Sevgilerimle…

  32. Hırt magneti midir nedir, benim çocuklara da hep birileri musallat olur.
    Kızım anasınıfında iki öğretmenin gözü önünde bir yaşıtı tarafından yanağından ısırılana kadar ben de “sevecen,çiçek,böcek,cici kardeş” formatında yetiştiriyordum.
    O okuldan aldım kızımı. O dönem “baktın geliyor, kaç!”, “yüzüne bağır!” telkinleri ile geçti. Kızım başka okulda da rastladığımız anasınıfı teröristinden kendini kollamayı öğrendi.
    İlkokulda Aikido kursuna götürdüm. Her sorun çıktığında bizzat el koydum. Sorun yaratan çocukla, ailesiyle konuştum. Kızıma vurmaya/çubuk krakerini almaya çalışan çocuk iki kere düşünür oldu. Çıkışta gövde gösterisi yaptım, pis pis baktım, göz ayırdım. Kızım haylaz çocuklardan “korkmamayı” öğrendi. Arkasında her zaman ben varım.
    Bir de “badi” müessesesini öğrettim kıza. Asla yalnız gezme. Hep bir arkadaşın olsun yanında. İki kişi daha güçlüsün.
    Böyle böyle, ilkokulu atlattık. Başarabildiği kadar kendisi kaçındı kavgadan, başaramayınca arkasında kale gibi bir anne olduğunu bilmenin güveni ile büyüdü.
    Şimdi ortaokulda, yeni okulunda kendini sınıfına kanıtlamayı başardı.
    Yine bir sorun çıksın, yine basarım sınıfı. Yellozlukla değil,ya da şiddet uygulayarak değil yanlış anlaşılmasın. Dağ gibi tepelerine dikilmem yetiyor genelde.
    Benim kızıma/oğluma kötü muamele edecek adam karşısında beni bulur. Karşıda bulunmak için de, oldukça fena bir insanımdır.

  33. Felsefe şu:
    (Iron man filminden)
    My old man had a philosophy: peace means having a bigger stick than the other guy.

    Bu durumda, kimse kimseye vurmuyor. güllük gülistanlık geçinip gidiyorlar.

  34. Sizin en çok sevdiğim tarafınız kendiniz gibi bilinçli takipçilerinizin olması. Herkes herşeyin farkında. Okuyan araştıran, çocuğu için çabalayan insanlar. Bu konu çok önemli ailelerin bilinçlenmesi lazım. Gel görki birde araştıramayan farkında olmayan aileler var onlar için de tv de bir uzmanla keşke bunu işlensede diğer insanlarda birşeyler öğrense…(inş son çıkan bir uzman gibi birileri çıkmazda kendini pedegog ya da anestezi uzmanı her bişey sanan)

  35. Ben de vurmanin iyi olmadigi, aslinda vuran cocugun ne kadar yanlis bir sey yaparak asil onun icin uzucu bir durum olustugu vidi vidilarini soyleyip dururdum vurma olaylarinda. Bu yil yeni bir anaokuluna baslayip cocuk hem alisamamislikla hem de siddet gosteren bir cocukla basa cikmak durumunda kalana kadar. Annenin mantigi da bildiginden 2 hafta bi sey anlatmadi. Sonra anneme anlatmis derdini, bana degil yine (bu konu ayri bir sarsinti benim icin) artik tavrim degisti. Henuz sen de vur asamasina gelmedim. Ama zorlarlarsa gelirim. Su an sadece “og-ret-me-niiiim” diye bagirmasi yetiyor. Ama yorumlar beni cok korkuttu. Zira fazlasiyla naif bir kizim var, bakalim bizi neler bekliyor..

  36. Bence cevap “sen de ona vur” olmali çünkü: 1)ona vuran çocuğun vurma etleminin sonucunu hissetmesi lazim, 2)sen bana vurunca ben üzülüyorum canim yanıyor bu iyi bir davranis degil demenin hicbir etkisi olmaz cunku vuran cocuk zaten vurmanin kotu bosey olduğunu bildifi gibi amaci karsi tarafi uzmek, 3) ogretmene sikayet hic mantikli değil kendi sorunuyla kendisinin ugrasmasi gerektiğini baska ne zaman öğrenecek? Ayrıca sikayet ancak hikuki bir karsiligi oldugumda anlamli diger türlü ispiyonlamaktan veya ezikligini kabulden baska bir anlam ifade etmiyor bence, hem ogretmenin yaklasimi da vuran cocuga nasihatten oteye gecemez bu sa 1. Maddeye götürür bizi.. benim cocuguma ogudum, biri sana vuracak olursa sen de ona vur ama ayni siddette aynıyontemle asla daha haince veya acimasizca degil..

  37. Dün bu konuda söylemek istediklerimizi ve buralarda gördüklerimizi, yaşadıklarımızı bir toparladık. Burayı istila etmiş olmayalım diye ayrı bir yazı hazırladık. http://www.onlineanne.com/?p=13735&preview=true

  38. Buradaki ve Yeliz’deki, secce’deki yorumların hepsini okudum. Henüz yeni bir anneyim. Bu konunun tartışılması bana çok faydalı oldu. Sanırım oğlumu “kardeşe hiçbir surette vurulmaz, çiçek böcek sevgi bıt bıt” diye büyütmeyeceğim. Çünkü o zaman ezilen olacak. Yeğenim de parkta kaydırak için sıra bekler, diğer çocuklar onu kenara ittirip öne geçince “ama anne sıraya girmiyorlar, beni itiyorlar” diye ablama ağlardı. Ablam da en sonunda gidip o veletleri ittirip “işte böyle sen de onları iteceksin” demiş ve “biz sıra beklenir, itilmez vurulmaz diye öğretiyoruz, başka anneler yüzünden çocuğumuza itmeyi öğretmek zorunda kalıyoruz” diye dert yanmıştı. Hayat böyle bir şey, yapacak bir şey yok. Sonuçta çocuklarımızı kendi fanusumuzda yetiştirmiyoruz.
    Bu yazılardan sonra kendi çocukluğumu hatırladım. Anaokuluna 3 sene gittim. Annem aynı okulda ilkokul öğretmeniydi. 3 sene boyunca dövüldüm, hırpalandım, öğretmenim annemin arkadaşı olduğu halde hiçbir şey yapamadı, o arkasını dönünce yine dövüyorlardı. En sonunda ilkokula başlayınca bana vurana ben de vurmaya başladım. Bu konuda annemin herhangi bir telkini oldu mu hatırlamıyorum ama insan bir yaştan sonra (ve biraz dövüldükten sonra!) kendini korumayı öğreniyor sanırım.

  39. Siddet butun cocuklarin dogasinda var. Medeniyet de galiba bunun kontrolunu ogrenmek oluyor biraz 🙂

    Neyse ki yurtdisinda ilimli bir ortamda yasiyoruz da cok fazla siddet hikayesi olmuyor okulda ya da arkadaslariyla bir aradayken. Ama tabi ki yine de oluyor. Ben evde oglumun siddet kullanmasini nerdeyse sifira indirdim, konusarak ve bunun kotu oldugunu anlatarak.

    Ama tabi onemli olan disaridaki hayat. Ben onceden sakin vurma baskalarina filan diyordum ama artik taktik degistirdim. Yaklasimim soyle. Dogruyu soylemek…

    “Oglum vurmak kotudur fakat ne yazik ki dunyada bazi insanlar ve bazi cocuklar bunun kotu oldugunu bilmiyor. Ve sen onlara bunun kotu oldugunu ve seni uzdugunu soylesen bile birsey degismiyor ve vurmaya devam ediyorlar. Ve ben bu durumda ne yapmak gerektigini bilmiyorum. Sen neyin dogru oldugunu dusunuyorsan oyle yap”

    Bu hem onun sorumluluk almasini sagliyor. Bazen karsilik veriyor bazen uzulerek arkadaslarinin ona vurdugunu bana anlatiyor… Sanirim su yolunu bulacak… Oglumun bunun kotu oldugunu bilmesi ve baslatan olmamasi, evde ve benimle arkadas ortamlarinda gozlemledigim kadariyla siddete basvurmamasi benim icin yeterli su anda…

    Sevgiler.

  40. Merhaba, insan doğasında tehlikelere karşı 2 tür tepki vardır. Savaş ya da kaç. Bazı çocuklar doğuştan savaş tepkisine eğilimli olur bazısı kaç tepkisine. Aileden gördüğü, etrafın pekiştirdiğine göre bu tepkiler yerleşir ya da törpülenir. 0-3 yaş çocuğu doğuştan getirdiği eğilimi net olarak gösterir, özellikle de ilk iki yaş dahilinde. 2 yaştan itibaren karşısındakinin canını yaktığını anlayabilir, bunu yapmaması gerektiğini öğrenebilir (eğer anlatılır ve model olunursa). Çocuklar büyüdükçe öğretilmesi gereken kendisine bir sataşma geldiğinde uzaklaşması, bir yetişkinden yardım istemesidir. Bunları yapamayacağı bir ortamda ise kendini koruması gerektiği öğretilmelidir. Maalesef çok farklı çocuk yetiştirme tutumlarının içinde ebeveynlerin çocuklarına verdiği yöntemler her zaman işler olamaz. Özellikle somut öğrenme çağındaki çocuklarda yaşadığı bir olayı hatırlatarak yapılan uyarılar daha etkili olmaktadır. (sınıf içinde arkadaşının saçını çekmesine öğretmenine şikayet ederek engel olabilen bir çocuk, okul tuvaletinde saç çekilmesi vb fiziksel sataşmaya maruz kaldığında ne yapacaktır). Yaşam içinde çok fazla kombinasyon bulunduran bir döngü. Ebeveynler olarak biz öğreteceğiz, uyaracağız, korumaya çalışacağız. Bu arada çocuklarımız bizden aldıkları, kendi doğaları ve deneyimlerinin birleşimi sonucu kendi akıllarına uygun bir çözüm bularak büyüyecekler. Anne – baba olmak zor, çocuk yetiştirmenin tek bir formülü yok…

  41. ilkokul öğretmenine sinirlenip tokat atmış biriyim ben..çünkü o da bana el kaldırmıştı..madem o bana vurabilecek ben de ona vururum o zaman diye bi mantık yürütmüştüm..şu an 3 aylık bi oğlum var..vur kır parçala demicem ona tabii ki, ama karşısındaki ona nası davranıyosa onun da öle davranmasını söyleyeceğim..vuruyo mu sen de vur, seviyo mu sen de sev! bu kadar..

  42. Hep ikilemde kaldığım bir konu. Hakkını savunsunla, şiddete başvurmasın arasındaki ince çizgiyi tutturmak gerçekten mağrifet. daha doğrusu bunu başarabilen bir birey olabilmek mağrifet. Karşındaki sana laf sayıyorsa hadi eğitimin görgün bilgin doğrultusunda yanıtlarını düzenleyebilirsin ama tekme tokat giriyorsa da sözleyebileceğin bütün sözler kifayetsiz kalıyor. Elini yüzünü kafesleyip kendine korur vaziyette karşındakinin öfke patlamasının geçmesini mi bekleyeceksin? Hani şiddete başvurmayacaksın ya sen de karşındaki gibi, durum böyle olunca da aklıma gelen tek çözüm havaya 2 el silah sıkmak (biiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiip +18) öyle işte. bulunan çözümlere açığım, Şiddete hayır!!!!

  43. Okula gittim. Öğretmenimize, içimden ortalığı ayağa kaldırmak geçse de, sakin bir şekilde yaşadıklarımızı anlattım. Farkında olduğunu ne kadar kızsa da çocukların sadece Can a değil sınıftaki diğer bazı çocuklara da böyle davrandıklarını söyledi. Can ı rehberliğe göndereceğini (Hemen, benim oğlum ne yapıyor ki rehberliğe gidiyor mağdur olan o diye savunmaya geçecektim ki durdurdu beni) rehberlikte yalnız olarak onunla konuşulacağını ve kendisine bunu yapanların isimlerinin alınacağını, daha sonra hem o çocuklarla hem de velileriyle görüşüleceğini söyledi. Bilmiyorum ne kadar faydalı olacak. Bekleyip göreceğiz.

    Bu arada Can ı aikido ya başlatacağız. Bu Cuamrtesi denme dersine gidiyoruz. Hoşlanırsa devam edecek ve bence çok iyi olacak böyle bir kursa gitmesi. Hem kendine güvenini yerine getirecek hem de kendini savunmayı öğrenecek. İnşallah hoşlanır..

    Desteğiniz için çok teşekkür ederim :).

    • Umarım siz de, Can da kendinizi daha iyi hissedersiniz ve her şey yolunda gider.

  44. susamin annesi

    Ahh ne kadar da guzel bir son, iyi olmak ya da olmaya calismak bu kadar mi zor? Evet ne yazik ki cok zor sevgili Blogcu Anne, cunku kotu insanlar anne baba oluyorlar bu memlekette ve agaclar buyuyor, cocuklari buyuyor habersiz…ev dedigin bombos bir kuru yemek bir yataktan ibaret boyle seyleri ne yazikki ogrenecekleri tek yer evleridir cocuklarin… Ama umutluyum insallah bir nesil sonra daha farkli bir dunya olsun, kucucuk yawrularimiz cocuk yaslarinda hayat mucadelesini bu sekilde tecrube etmesinler insallah!

  45. susamin annesi

    Ahh ne kadar da guzel bir son, iyi olmak ya da olmaya calismak bu kadar mi zor? Evet ne yazik ki cok zor sevgili Blogcu Anne, cunku kotu insanlar anne baba oluyorlar bu memlekette ve agaclar buyuyor, cocuklari buyuyor habersiz…ev dedigin bombos bir kuru yemek bir yataktan ibaret boyle seyleri ne yazikki ogrenecekleri tek yer evleridir cocuklarin… Ama umutluyum insallah bir nesil sonra daha farkli bir dunya olsun, kucucuk yawrularimiz cocuk yaslarinda hayat mucadelesini bu sekilde tecrube etmesinler insallah!

  46. bence kendine yapılanı aynen yapsın öyle alttan alacak bitip diilim hakedene hakettiği kadar 🙂