25 Yorum

Eğitim sistemine RAĞMEN…

Çok değil, bir buçuk iki sene önce biri kalkıp da bana evde eğitimi -mümkün olsa- ciddi ciddi düşüneceğimi söylese gülerdim.

Neden bir insan çocuğunu okula göndermesindi? Çocukla ilgilenmek yeterince zorken neden bir de okulun yapması gereken, devletin parasız sunmakla yükümlü olduğu eğitimi üzerine alsındı? Hem evde eğitim gören çocuklar asosyal olmuyor muydu? Evde eğitim (homeschooling) Amerika’daki falan aykırı tiplerin tercih ettiği bir aykırılıktı işte…

Deniz okula başlamadan önceki sene bana sorsan çocuğumun eğitimiyle ilgili en büyük soru ve sorun onu devlet okuluna mı özel okula mı göndermem gerektiği idi. Düşündük, ettik, yattık kalktık, yazdık çizdik derken karar verdik: İlkokul için devlet okulu, son kararımızdı.

İkinci soru ve sorun, Kasım sonunda doğan oğlumuzun okula akranlarıyla mı yoksa bir sene geç mi başlaması gerektiği idi. Küçüklerin büyüğü mü olsun, büyüklerin küçüğü mü olsun diye döndük dolandık. Sorduk, soruşturduk. Okuduk ettik. Ve kararımızı verdik: Büyüklerin küçüğü olacağına küçüklerin büyüğü olsundu.

Ben tam hayatımdaki en önemli iki sorunu çözdüğümü düşünürken bir Mart sabahı bir habere uyandık: Eğitim sistemi değişiyor, 4+4+4 sistemine geçiliyor, dahası, ilkokula başlama yaşı 5’e çekiliyordu. Yapmayın, etmeyin, 5’te ilkokul olur mu, onun yerine okulöncesi eğitimi zorunlu yapın derken ilkokula başlama yaşının 5,5 olarak tespit edildiği belirlendi, konu kapandı. Buna karşı çıkan veliler “şımarıktı”, hesap vereceklerdi. 5,5 yaşındaki çocuğunu okula başlatmayan veliler çocuklarında bir gerilik olduğuna dair rapor alacaklardı. O ana kadar yaptığımız bütün küçüklerin büyüğü, büyüklerin küçüğü planları elimizde patladı. Nitekim artık sınıfta en küçük olmayacaktı, bir sonraki seneyi bekletmemiz halinde bu sefer bazı sınıf arkadaşlarıyla arasında ikiye yakın yaş farkı olabilecekti. Anasınıfı diye yola çıkmışken, anasınıfını atlayarak kerhen başlattık birinci sınıfa. Ve dedik ki: Bu kararımızı hayatımız boyunca sorgulayacağız.

Birinci sınıfa başladığımızda okulla ilgili problemlerin Türkiye’nin lanet olası eğitim sisteminden kaynaklandığını düşünüyordum. Son 11 yıl içinde Milli Eğitim Bakanı’nın beş kere değişmesi (ve her bakanla birlikte yeniden değişen eğitim sistemi), eğitimin her zaman için siyaset malzemesi olması, bir türlü siyaset üstü olamaması bu ülkede eğitimle ilgili en büyük sorundu. Ben de çocuğumu bu sisteme ezdirmemek için elimden geleni yapacaktım, hazırdım.

Okul başlayınca gördüm ki benim sandığımdan çok farklıymış durumlar. Bir kere devlet okulu deyip geçmeyecekmişsin, hangi devlet okulu olduğu çok önemliymiş. Nitekim devlet okulları arasında bile sınıf, statü ve özellikle de imkan farkı varmış, hakikaten de “bizim zamanımızdaki gibi değil”miş. Bunu fark ettiğimizde okul değişikliği yaptık. Ve şimdi daha rahat ettiğimiz, sosyal etkinlikleri olan, öğretmenin müfredatı zenginleştirmeye çalıştığı, çocukların çeşitli alanlarda takviyeler aldığı bir okul/sınıfta yoluna devam ediyor Deniz.

Biz bu okul değişikliğini yapınca büyük ölçüde rahatladık. Ancak bazı sorunlar vardı ki okul değişikliği ile çözülebilecek gibi değildi. Okul dediğimiz müessese aslında çocukların yaratıcılığını öldüren, onlara birilerinin gerekli gördüğü bilgiler dışında bir şey öğretmeyen, çocukları sistemin istediği gibi bir birey olarak şekillendirmenin dışında bir “katkısı” olmayan kurumdan ibaretti. Bir sene önce binbir heves resim yapan ve hayal bile edemeyeceğin figürler ortaya çıkaran çocuk, girdiği okuldan -senin benim gibi- dağ, üzerinden akan nehir, üzerinden batan güneşten ibaret resimler yaparak çıkıyordu.

EvdeEgitim

Ve bu da -istisnalar dışında- özel okul-devlet okulu ayrımı gözetmeden böyleydi. Çünkü sorun verilen eğitimin devlet ya da özel bir kurum tarafından verilmesi değil, kitlesel olarak verilmesiydi. Sorun tırmanabilip tırmanamayacağına bakmadan balığa bile ağaca çıkmayı öğretmekti. Sorun, okulların birey değil, ileride topluma faydalı, ekonomiye faydalı, işgücüne maddi katkılı robotlar yetiştirmesiydi.

Einstein

“Herkes üstün zekalıdır. Ama bir balığı ağaca tırmanabilme yeteneğiyle değerlendirirseniz bütün hayatını aptal olduğunu düşünerek geçirecektir.”

Bütün bunların üzerine Türkiye’deki eğitim sisteminin çivisi çıkmışlığını, eğitim sistemiyle ilgilenenlerin bu konuda hiçbir yetkinliği olmadığını, varsa da bunu etkin bir şekilde kullanamadıklarını ya da kullandırılmadıklarını ekleyince ben artık kendimi isyan ederken buluyorum. Tabii bir de eğitimin sadece devlet katında değil toplumda ciddiye alınmayışı, böyle gelmiş böyle gider anlayışı, “Canım sen de amma büyüyütorsun, ne var yani okullar çocukları yunus gösterilerine götürüyorsa, sen mi değiştireceksin dünyayı, sen mi biliyorsun en iyiyi?” bakış açısı eklenince ben “Bana müsaade, ben çocuğumu evde eğiteyim daha iyi” demek istiyor, “beni evde-eğitim yapmaktan alıkoyan tek şey bu işin yasal olmaması. Diploma işini bi halledebilsem arkama bakmadan koşarım” diye haykırıyorum.

Elbette bu haykırış cılız ve romantik bir isyandan ibaret. Nitekim, Erkin Koray örneği dışında Türkiye’de bunu Türk eğitim sistemiyle barışık bir şekilde yapabilen ya yok, varsa da kimse bilmiyor. Hani böyle bir şey mümkün değil ama olsa nasıl yapılacağı hakkında bir fikrim de yok açıkçası ancak atla deve olmadığını, önemli olanın sistem, materyal ve istek olduğunu tahmin edebiliyor ve takip ettiğim, evde eğitim yapan (yabancı) annelerden de görüyorum. Her şeyden önce bakış açısını değiştirmek lazım: “Çocuğum okula gitmezse ne kaybeder” diye değil de “ne kazanır?” diye sormak lazım belki de… 11 yaşındaki bu çocuğun (İngilizce) konuşması neler kazanabileceği hakkında biraz fikir veriyor. Eskiden evde eğitimin en büyük yan etkisi olarak gördüğüm “asosyallik” ise şu an için endişe konusu bile değil. Çocukların sosyalleşebilecekleri ortamlar sadece okuldan ibaret değil. Hem top oynamanın yasak olduğu okullarda ne kadar sosyalleşiyor çocuklar, bir düşünelim…

Türkiye’de evde eğitim yasal değil, alternatif eğitim örnekleri artmaya başlamakla birlikte yok denilecek kadar az, e çocuklar büyüyor, zaman geçiyor, bunların okula gitmesi lazım, ne yapmalı? İlkokulda bu soruyu bulabildiğimiz iyi (buradaki “iyi” kavramı mutlaka akademik anlamda başarılı değil) bir devlet okuluyla birlikte çocuğun ilgi gösterdiği alanları dışarıdan destekleyerek yanıtlamaya çalışıyoruz. Ancak bu dışarıdan desteğin nasıl olduğuna çok önem veriyoruz. Okul zaten yeterince baskıcı (ve sadece otoriter anlamda değil, yaratıcılığı kısıtlayıcı) bir ortam, o zaman dışarıdan aldığı takviyeler bunun tam tersi olsun. Gitar dersi mi istiyor? Didaktik bir kursa gideceği yerde bir caz gitaristiyle bir araya gelsin, ilgi duyduğu şarkıları öğrensin, bir akşam gidip onun performansını izlesin. Resim dersi mi istiyor? Her ders ne yapması gerektiğinin söylendiği bir ders yerine ilgi duyduğu alanlara yönelebileceği, öğretmenlerin resim yapmayı öğretmekten çok resim yapmak isteyen çocuğa yol gösterdikleri, yardımcı oldukları, keşfetmesine izin verdikleri bir atölyeye gitsin… gibi… Çok fazla dağılmadan, kendini kaybetmeden, bu takviyelerin eğlencenin önüne geçmesini izin vermeden, sıkılmasına fırsat vererek, tadını çıkararak…

Şimdilik böyle düşünüyor ve hareket etmeye çalışıyoruz ama doğru yapıp yapmadığımızı zaman gösterecek. İleride mutlu, isteklerini dile getirebilen, onları elde etmek için ne yapması gerektiğini bilen bireyler çıkarsa bu evden o zaman “doğru yapmışız” deriz sanırım.

Geldiğimiz noktada, hele de Türkiye gibi eğitimin siyasi malzeme olduğu ve içi para dolu ayakkabı kutularının, yargının alaşağı edilmesinin eğitim sisteminden daha çok yer kapladığı bir ülkede çocuk yetiştirmenin eğitim sistemiyle birlikte değil, eğitim sistemine RAĞMEN yapılan bir şey olduğuna inanmış durumdayım. Ve şunu kendime hep hatırlatmaya çalışıyorum: Okul hayatın merkezi değil. Okuldaki başarı hayattaki başarıya eşit değil. Ve şu mesajı vermeye çalışıyorum çocuklarıma “Okul, gitmeniz gereken bir yer. Ancak hayatta öğrenecekleriniz okulda öğreneceklerinizden çok daha fazla. Sakın ola ki okulda öğrendiklerinizin size yettiğini düşünmeyin. Ve daha da önemlisi, okulda size sunulan her şeyin doğru ve tek gerçek olduğuna inanmayın.”

Ne güzel olurdu, alternatif eğitimin devlet tarafından da desteklendiği, kitlesel eğitimin siyaset malzemesi yapılmadığı, evde eğitimin mümkün olduğu ve hakkıyla gerçekleştirilebildiği bir sistem… Günümüz Türkiye’sinde yok. Yakın zamanda da olmayacak. O zamana kadar benim MEB’ten tek dileğim, “gölge etme, başka ihsan istemem.”

25 yorum

  1. Belde Akyol Dilber

    Aklına fikrine kalemine sağlık..

  2. Alternatif eğitimin devlet tarafından da desteklendiği, kitlesel eğitimin siyaset malzemesi yapılmadığı, evde eğitimin mümkün olduğu ve hakkıyla gerçekleştirilebildiği bir sisteme sahip olsaydık eğer, çok farklı şeylerden şikayetlendiğimiz okullara sahip olabilirdik. O zaman eksiklerden bahsetmek yerine daha iyisi, daha fazlası nasıl olur onu konuşurduk. Çocuklarımızı evde eğitme seçeneğini düşünmezdik bile.

  3. Okumaya doyamadım, elinize aklınıza sağlık. Kendi çocuklarım ve diğer tüm çocuklar için en güzeli en iyisi ne olur diye derin derin düşündürüyor böyle yazılar.

  4. Her zamanki gibi yüreğimdeki çığlıklardan birime daha tercüman olmuşsunuz. Ben oğluma okul / kreş ararken ilk baktığım şeylerden biri duvara asılmış çocuk resimleri oldu. Güneşin yuvarlak, nehirlerin mavi, ağaçların yeşil olmadığı bir okuldu aradığım. Ama bulamadım. Üstelik çevredeki herkes eşim dahil bana tuhaf gözlerle bakıyordu. Bir de onlara açıklama yapmak zorunda kalıyordum. Ne yapmak lazım acaba? Yapacak bir şeylerimiz olmalı mutlak. Ama ne? İşte onu bilmiyorum.

  5. Nilüfer Akyol/niloyka

    Fikirlerinize, ifadenize sağlık, gerçekten çok güzel aktarmışsınız. Geçtiğimiz hafta, çocukları 23 ve 26 yaşında olan bir arkadaşım ile konuştum (Bizler, sizin bir üst yaş nesliniziz:)). Arkadaşım çok erken evlenmiş ve erken çocuk sahibi olmuştu, çocukları önce Türkiye’de adı bilinen, çok iyi okullar diye nitelendirilen okullarda okudular sonra yurdışında yine iyi okullarda master yaptılar. Aaaa ne güzel, tebrik ederim dedğim de bana, beni çok etkileyen ve bir haftadır unutamadığım bir cevap verdi. – Ama ikisi de MUTSUZ, bugun elimde olsa evde eğitim verirdim ve çocuklarımın mutlu olmasını sağlardım… dedi. Sevgiler…

  6. Çok güzel bir yazı ellerinize sağlık kasım doğumlu kız annesi olarak bende yasadım kreşte 3 yaş grubu 4 yaş grubuna hangisine yazdırmam gerektiği 4 yaş olduk

  7. Bu aralar üzerinde en çok düşündüğüm konuya değinmişsin, yine aklımı okudun Elif.

    • Rüya, çok teşekkür ederim ilgine…
      Bir de eklemek istiyorum: Türkiye’de evokulu yasal değil, demek doğru değil.
      Sadece ilk 4 sene için yasal değil, sonrası için devlet uzaktan eğitim adı altında evokuluna engel olmuyor. Okulsuz eğitim (unschooling) konusu belki zorlayabilir ama evokulu Türkiye’de ikinci ve üçüncü 4 sene için yasal.
      İlk 4 sene için yasal değil demek de sert bir ifade aslında. 70 km hız sırını olan bir yerde 72 km hızla gitmek yasal değil midir? Trafik hız sınırını aşarsanız sadece idari para cezası ile cezalandırı-labilirsiniz. AYnısı evokulu için de geçerli. Eğer çocuğunuzu ilk 4 sene okula göndermezseniz, idari para cezası ile cezalandırlabilirsiniz, ama genel geçer duruma göre para cezası bile almamanız büyük bir ihtimal, aynen trafik cezası gibi.
      Bunlar da Milli EĞitim Bakanlığı’na bağlı Açık Ortaöğretim ve Açık Lise linkleri:
      http://aio.meb.gov.tr/#
      http://www.aol.meb.gov.tr/sayfa_goster.asp?ID=108

      Açık öğretim haricinde sırf dışarıdan bitirme sınavlarına girerek diploma almak da mümkün ki herkesin örnek gösterdiği Erkin Koray’ın kızı da an itibariyle lise diplomasına sahiptir.

      Örnek olarak her ne kadar 1 tek kişi verilmiş olsa bile Türkiye genellikle okullaşma oranı aslında düşüktür, 4+4+4 sistem ile amaçlananlardan biri de okullaşma oranını arttırmakti. Doğu illerinde, dağ köylerinde okula ulaşamadığı için okula gidemeyen veya kız olduğu için okula gönderilmeyen veya okula gitme ihtiyacı hissetmeyen insanlar var. Adam “ÇOcuk benim gibi çiftçi olacak, okul zaman kaybı” diyor ki bir bakıma da haklı elbette. Çiftçi ya da hayvan yetiştiricisi olacak insanlar için özel eğitim öngörülmüyor. Adam niye 18 senesini logaritma öğrenmek için filan harcasın? Köy enstitüleri onları okullaştırmak için uygun bir sistemdi ama işlemesine izin verilmedi. Bu nedenle aslında evokulu veya okulsuz eğitim ile eğitilen çok insan var Türkiye’de.

      Bir de Erkin Koray’ın kızı gibi afişe olmamak adına, evokulu yapan ama söylemeyen entellektüel insanlar da var ki mesela ben de kızıma evokulu, hele hele okulsuz eğitim (unschooling) yaparsam, bunu kesinlikle başkaları ile paylaşmam. Kızımın özelidir, ileride isterse kendisi paylaşır. Çocuğumun isminin olur olmaz her yerde geçmesini ve en ufak başarısızlığının okulsuz eğitime bağlanmasını istemem.

      Aslında bu işin hukuki boyutunu da etraflıca yazmak istiyorum ama sonra misyonerlik yapıyormuş gibi de olmak istemiyorum, kararsızım 🙂

  8. Türk eğitim sisteminin binlerce kurbanından biri olarak homeschooling konusunu yakından takip ediyorum ve gelecekte kendi çocuklarım olursa rahatça uygulayabileceğim bir duruma sahip olmayı diliyorum çünkü ben ileride çocuğum 18 yaşında Powerpoint slaytı yapamayan (MEB’in yeni düzenlemesine göre sözlü notu almak için her dersten bir konu anlatmak zorundayız ben genellikle slayt tercih ediyorum arkadaşlar yazıp okuyorlar),İngilizce ”en sevdiğin müzik tarzı nedir” sorusuna cevap veremeyen,tek becerisi ezberlemek olan (İngilizce öğretmenimiz sınıfın geneli fazla kredi alabilsin diye aldırdığı eski paragraf test kitabının sözlük kısımlarını ezberletip sınav yapıyor,ezberlemedim şu an sınav notlarım 100-95,sözlü notlarımdan birisi 30),bırakın ikinci yabancı dili kendi dilini bile doğru düzgün konuşamayan (Üniversite mezunu olup da dahi anlamındaki de ekini ayıramayan insanlar var) biri olsun istemiyorum.İşin bilgi kısmını bir kenara bırakalım,ABD ve Avrupa’da sırf okulda akran zorbalığına maruz kaldığı için intihar eden binlerce liseli genç var.Bir başkasının sorumluluğunun büyüklüğünü anlamadan çocuk yapması ve o çocuğa hoşgörü verememesini onlar,ben,benim çocuğum… çekmek zorunda mı? Akran zorbalığı (atarlandım,kabul ediyorum…17 yaşımdayım,idare edin :D) Tabii ki akran zorbalığı sadece okulla alakalı bir durum değil ama yoğunluk olarak okullarda yaşanıyor.

  9. kaleminize sağlık..yazdıklarınızı sonuna kadar destekliyorum fakat alternatif yollar için para yine başrolde..

    • Evokulu, devlet okulundan bile daha ucuza geliyor inanın.
      Devlet okuluna çocuğu gönderince, devletin yapmadığı maddi yardımı yapmak zorunda kalıyorsunuz, yoksa çocuğunuz maddi olanakları kötü bir sınıfta okuyor. Devlet okulları 15.00’a kadar eğitim veriyor. Sonrası için eğer çalışıyorsanız bir etüt merkezi veya çocuğu evde karşılayacak bir bakıcı bulmanız gerekiyor. Çocuk okula servisle gidiyor, o da bir masraf kapısı. Ayrıca çocuk sistemin içine girdiğinden dershane, özel ders gibi masraflardan da kaçamıyorsunuz.
      Özel okulların ücretleri zaten belli.
      Ayrıca okulların ekstra masrafı da oluyor. 12 yaşından önce insanın bağışıklık sistemi gelişimini tamamlamamış olduğundan ve insan bünyesi tüm gün kapalı alanda, hareketsiz oturmaya programlanmadığından, okullar hastalık kapısı oluyor. Doktor ve ilaç masrafları da ayrı bir masraf kapısı oluyor. Akla gelmeyecek masraflar da var; mesela herkes tatilini okul günlerine göre planladığından, okul zamanı yapılan tatiller çok daha ucuza geliyor. 15 tatilde oteller, normal zamanların 2-3 katı para istiyorlar.

  10. O kadar net bir konu ki bu, eğitim yaratıcılığı öldürür. Hiç bir zaman okulu sevmedim hala da sevmiyorum, eğitim ailede başlar insan kendini eğitir, bu sadece türkiyenin değil dünyanın da sorunu. Sonuna dek homeschooling destekliyorum, amerikada harika, instagram bu acıdan harika bu tip ailelerle tanışabiliyorsunuz, neler yapıyorlar…Home schooler olmak için çiftlik gibi birşey lazım çok iyi olur yani, özellikle şehirde çocuk işleri mümkün değil benim için, ne waldorf ne de başka sistem uygun değil, şehirler kapitalizmin kaleleri ve köleleri yetiştirmek için muhteşem yerler, kutucuklara tıkılı insanlar, çocuklarını sisteme dahil etmek zorundalar, zorundayız. Sistem de sistem olsa türkiyede cidden, minnacık çocuklara ödev veriyorlar bunu göze alamayacağım, zaten farklı bir insandım farklı bir anne oldum, kızım okula gideceği zaman farklı bir veli olacağım ve umarım bu ülkede okutmayacağım sonuna dek.
    Ted konuşmalarında harika konuşmalar var link veremiyorum şu an ama izlemişsinizdir muhakkak. Okula gitmemek harika, asosyal olur zırvalarına inanmıyorum alakası bile yok, muhteşem insanlar var dünyada eğitim sistemine girmemiş, türkiyede var mı, erkin korayın kızı diyorlar, sadece o olamaz elbette. Ne kadar geri bir ülkedeyiz, ne kadar değişime kapalıyız, daha çok yol var gidilecek.
    Şimdi bbom var ama sadece 1 tane açıldı, okulda sınıfta ders artık bu devirde çok abes, hayatın içinde olacak çocuk bir kere yaratıcı olacak, sanatla içiçe olacak, ama sistem buna izin vermez, o eğitimi verecek ezberletecek, kendine ilerde çalışan iyi boyun eğen köleler yetiştirecek :/
    ne kadar acı…

  11. Bu arada birden fazla çocukla homeschooling harika oluyor, babanın da evde olduğu aile modellerinde en ideal seviyede kanımca, hatta amerikada bunu yapan türk anneler de var. Orada sistem iyi ama gene kayıtlısınız, bir müfredat var, eğer müfredata uyamazsanız sanırım okula alıveriyorlar çocuğunuzu. Türkiyede de böyle aileler görmek isterim, bir de gezgin bir aile var karavanla gezen 4 çocuklu, zaten gezen insanlar okula yollayamaz çocuğunu. Umarım bir yerden ben de başarırım ilerde bir şekilde

  12. Verdiğim linklerin yorumlar bölümünde de çokça faydalı bilgiler var.

  13. Merhaba,

    Benim bu aralar en cok dusundugum konulardan biri hayatimizin en az 12, hatta bazi durumlarda 22 (master ve doktorayida ekledigimizde) yilini, surekli tekrarlanan ve aslinda bize pek de birsey kazandirmayan okullarda gecirdigimiz gercegi. dusundukce gecen yillarima aciyor ve henuz okula baslamaya 3-4 yili olan oglumu nasil kurtarabilirim diye dusunuyorum. Tabiki bu dusuncemi dillendirince garip karsilaniyor, ve sen neden doktora yaptin o zaman diye tepki aliyorum. Belki de bunu anlayabilmeme yaradi yaptigim doktora diyorum ben de 🙂

    Oglum okula gitmedigi icin ne gibi sorunlar yasayacagini bilmiyorum ama burdan okuduklarimdan pek de guzel tecrubeler edinmeyecegimizi gosteriyor.

  14. Bir süredir unutmuştum eğitim sisteminin beni ne kadar mutsuz ettiğini. İlkokulu Eylül’e kadar bir kenara bırakmıştım. Kızıma istediğin gibi çizebilirsin, istediğin renge boyayabilirsin dediğimde öğretmeni ile ters düşeceğimi biliyorum.

  15. Derin bir iç çekişle bitirdim yazınızı…değindiğiniz konular konusun da sizi takdir ve tebrik ediyorum.

  16. Hem devlet okulunda bir öğretmen hem anne adayı olarak yazdığınız yazıya bayıldım.Bir veli olarak endişelerinizde çok haklısınız. Emin olun bizler de sürekli eğitim sistemini sorgulayıp bu konuda ciddi değişiklik yapamadığımız için çoğu zaman karamsarız. Öğrenci merkezli eğitim sistemini 40 kişilik sınıfta uygulamaya çalışmak, her öğrencinin ilgi alanını keşfetmeye çalışmak ama bunu yaparken de sınavlarda karşılaşacağı soruları,öğrenmesi gereken müfredat bilgilerini vermeye çalışmak, hele bi de çalıştığınız bölgede öğrencinin ayağında kışa uygun ayakkabısı bile yoksa, veliniz- öğrenciniz türkçe bilmiyorsa, yarım ekmeğin arasına konmuş nerde yapıldığı belli olmayan salamla öğle yemeğini yiyorsa öğretmen olmak istemiyorum bile çoğu zaman.içim acıyor yaşadıkları evi görünce.Keşke herkes sizin gibi bilinçli olsa keşke her okul iyi şartlarda olsa keşke keşke keşke diyebilecek o kadar çok şey var ki..Bu saatten sonra eğitim sistemimiz değişir mi, her çocuğun yaratıcılığı köreltilmeden istediği mesleğe ulaşır mı bilmiyorum ama eğitim bu ülkede kanayan bir yara malesef..

    • Incir'in Annesi

      Cok guzel yazmissiniz Cansu hanim. Yaziyi begendigim kadar sizin yorumunuzu da begendim. O kadar degismesi, donusmesi gereken sey var ki, insan umutsuzluga kapiliyor.

      Saglikla bebeginizi kucaginiza almaniz dilegiyle. Sevgiler.

  17. İnanın bu işin her iki yönünde de yer almak çok daha çelişkili. Hem anne hem de eğitimci olduğunuzda iş daha da içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Toplumu yönlendirecek kişiler yine bizleriz. Alternatif eğitim yöntemlerini daha sık ve daha yüksek sesle konuşmalıyız. Sevgilerle…

  18. Ne güzel anlatmışsınız.

  19. Yazini alkisliyorum! Anne değilim ama okuyan, gören her birey gibi ben de ülkemdeki eğitim sistemine üzülüyor ve bunu her fırsatta dile getirmeye çalışıyorum. Tebrik ederim Elif!cok doğru noktalara hakkıyla parmak basmışsın!

  20. Türkiye’de insan homeschooling değil unschooling olsa kabul edecek duruma geliyor maalesef

  21. Merhaba, ben bir öğretmenim. Yazdıklarınızı içim burkularak okudum, çünkü haklısınız. Bir buçuk yaşındaki kızım için karı koca öğretmen maaşımızla nasıl yapsak da insana insanca, uygarca, özgürce eğitim veren bir ülkede imkanlar sağlasak diye rüyalarımda bile düşünüyorum. Onu doğurmuş olmam, hele ki bu ülkede böyle bir çabaya borçlu kılıyor beni. Maalesef ben çocuğumun benim okulumda öğrenci olmasından korkan bir öğretmenim, ben çocuğumun benim ülkemde yaşamasından korka bir anneyim. Amerikalı arkadaşım
    Adana’da ince eleyip sık dokuyarak seçtiği binbir zahmetle ve bağışla kabul edildiği 🙂 okuldan bile illallah deyip çocuklarına evde eğitim vermeye başladı. Şu an hissettiğim tek kelimeyle çaresizliktir.