7 Yorum

Yase’nin Gebelik Günlüğü, 30. hafta

Yase’nin Gebelik Günlüğü kaldığı yerden devam ediyor. Yasemin’in tüm yazılarını buradan okuyabilirsiniz. 

30.HAFTA

Birek birek,

Günaydın sayın okuyucu,

Güneşli bir salı sabahından yazıyorum. Allasen bitsin bu güneşli bahar tadında kış günleri yahu… Maaile hastalıktan öyle bir nasibimizi aldık ki artık sabah güneşi gördüm mü sinirlerim zıplıyor. 30. haftada olmaktan mı nedir bende yavaş yavaş hamilelik asabiyeti de başladı zaten. Bebek büyüdükçe yeri daralıyor, yeri daraldıkça daha agresif hareket ederek hıncını benden almaya çalışıyor. Ee benim sıpa oğlum civciv yumurtadan çıkmış da kabuğunu beğenmemiş misali nedir bu isyan? Nedir bu hoplama zıplama? Sanki yer var da senden sakınıyoruz. Fıldır fıldır dönüyor içerde. Sanırsın koşuyor! Hem de durmamacasına! Tutabilene aşk olsun yani o kıvamda!

Yase30

Yavrum, senin anan yıllar yılıdır 36 bedene sığmış, boyu uzun ama eni ufacık tefecik şimdilerde içi dolu turşucuk tadında bir kadın. Sen niye bu kadına böyle tavır sergiler, canından bezdirirsin? Kendi turşu ama hareketine baksan sanırsın tüm bir lahana!

Hamileliğimin 20.haftasından bu yana sadece akşamları hissetiğim ağırlığı şu son iki gündür artık sabahtan itibaren hissediyorum. Zaten 30. haftanın dönüm noktası olduğunu duydumdu. Bir bedende iki can sığışamaz olduk resmen. Dört gözle bekliyorum minik erkeğimi ama Allah’ın bildiğini de senden saklamayacağım okuyucu; onu beklediğim kadar bedenimin sadece bana ait olduğu günleri de dört gözle bekliyorum. Vallahi de tillahi de… Bedenimde bir başıma yaşadığım günleri sabırsızlıkla, hasretle bekliyorum. İstediğim gibi hareket etmeyi, istediğim zaman yemek yemeği, istediğim kadar ağır antreman yapmayı ve en başta da istediğim gibi tiril tiril giyinmeyi çok ama çok özledim.

Bu minik adam acıktı mı uyuman ne mümkün! Tepe tepe uyandırıyor beni minik herif! Gözümden uyku aka aka kalkıp yemek yiyorum. Yeminlen bazı sabahlar ne yediğimi bilmeden. Gözüm kapalı halde. Ben yiyince o doyup uyuyor sonra da benim uykum kaçıyor. Hııı hele mesela azcık kaçır yediğini, kusturana kadar uğraşıyor. Valla bir kaşık fazla yiyemiyorum hiçbir şeyleri. Zaten içerde yer azaldıkça mide bulantılarım tekrar hortladı. Kusmuyorum ama bu son bir haftadır sanki boğazıma bir el yapıştı, sıkıp duruyor. Tıpkı ilk aylarda olduğu gibi… Bu 30.haftadan sonra aç geziliyor herhal. Ben zaten hiç bir zaman çok yiyen midesi büyük bir insan olmadım ama eskisinden bile az yiyebiliyorum artık. Bu bebe geldi mideme oturdu kardeşler. Akşamları bir tas çorba içebiliyorsam ne ala, sonrasında nefes alacak anca yerim kalıyor.

Bir tek yediğime mi karışıyor sanki, giydiğime de ortak minik böcek! Azcık dar bir şey giysem tepinmeler başlıyor içerde. Çıkar da bunu çıkar! Yahu evladım senin anana ne babası ne kocası karışmış şu güne kadar…. Sen bit kadar boyunla başıma adam mı oldun daha şimdiden?

Ayrıca senin Gidget anan Yase hep süslüdür, hep topuklu giyer, hep dar kıyafetlere bayılır. Sen şimdi minicik pirinç kadar halinle heriflik mi yapıyorsun! Yok anacım dinletemiyorsun bebeye! Hele şimdilerde öyle kuvvetli tepmeyi öğrendi ki nefesimi kesiyor, hareketsiz bırakıyor beni bazen… Bakma ben hiperaktifim de hiç frene basmıyorum benim yerimde başkası olsa iş temposunu da düşürür, hayatının temposunu da. O inatçıysa anası da inatçı! Bana çekmiş zahir!
Mesela yüzmeye gidiyorum di mi? Ulen sıpa oğlum ben zaten yüzüyorum sen niye tepiniyorsun içerde? Bir dur, şapur şupur yüzüp, sallıyorum ben seni zaten…. Yok anacım o da kıpırdanacak illa ki… İşte ilk kim pes ederse…

Macit mucit kocamla bu hastalık evresinde aramıza pek mahsun bir hasret cebelleş oldu. Ayrı ayrı yatmak zorunda kaldık. Dolayısıyla iyileşmenin şerefine şu günlerde çok sıkı fıkıyız. Tekrar kavuştuk birbirimize. O da devamlı göbeğimde diyebilirim. Oğluyla devamlı irtibatta. Wireless da değil ha, elli kollu, manuel bağlantı. Babası konuştu mu veya dokundu mu duruyor sakince benim böcek oğlum. Babasını özlüyor da ondan mı böyle tepiniyor nedir diye düşünüyoruz bazen…. Ya da adam devamlı konuşuyor, ilgileniyor diye beni tanımıyor da bir tek babasını mı tanıyor acep diye düşünüp dertlenmiyorsam taş olayım valla! Mümkün değil ama di mi? Allah benim gibi aklı ayrım gebelere yardım etsin, elinden tutsun, akıl versin inşallah!

Bak ama gene de anlatmadan geçemicem. Bir akıl da sen ver bana. Böyle çok vurdu mu falan yavaşça sokuluyorum kendisine; Oğlum napıyorsun şekerim, bir dur bakalım, sakin ol kuzum diye ben elimi koyuyorum bir tane daha tekme atıyor ama babası dokunsun hemen lokum gibi yumuşuyor. Çekiyor elini ayağını. Ne ses var ne seda! Bu kasten değil de ne şimdi? Hadi sen söyle!

Kocam artık beni “dolmam” diye sevmeye başladı. Hele de gripken burnum da kıpkırmızıydı ki tam ağzı domatesle tıkanmış bir dolmayı andırıyordum! Şimdilerde daha normalim merak etme! Ama yine de seksi bir kadınken biber dolması olmak kolay hazmedilir bir şey değil şekerim. İnan şu gebelik travmasını bir erkek yaşasın bırak dünyaya bebek getirmeyi daha gebeliğin üçüncü ayından ıskartaya çıkmazsa benim adım da Yase değil! Ama n’apacan, azcık daha sıkıcaz dişimizi….

Neyse ki şimdilerde enerjim bombastik… Enerjim öyle fazla ki her gece doğuruyorum maşallah. Dün rüyamda minik erkeğimle buluştuk. Bilemiyorum neden erken doğurmuşum ama bebem pek sağlıklı ve haylaz. Sanki yetişkin bir erkek gibi ince uzun parmakları var. Ama diğer her bir yerleri minicik, hap kadar. O kadar minik ki aldığımız en küçük tulumların içinde bile kaybolmuş…

Erken doğurduğum için olsa gerek ben hemen toparlanamamışım ama bebecik hiç de öyle değil. Dolayısıyla ilk günlerde benim yokluğumu anneannesiyle gidermeye çalışmış. (Bu da 7/24 çalışan ve Adana’da ikamet eden bir anneanne ile imkansız bir teori ama işte rüya n’apacaksın). Ben toparlanıp da rüyaya dahil olduğumda üstümde spor kıyafetlerim var. Ben de güya toparlanamamışım ama spora gidebilmişim. Bu da başka bir rüya saçmalığı… Antrenmandan daha henüz gelmişim, üstümde sırıl sıklam spor kıyafetleri var ve hiç göbeğim möbeğim yok sanırsın başkası doğurmuş bu bebeyi. (Rüyaya gel, saçmalık teorileri fantastik! )

Bebemi de alıp spor salonuna geri gidiyorum çünkü o kadar meraklı ve yorulmaz bir minik adam ki hiç durmuyor. Daha henüz doğmuş olmasına rağmen aklı fikri hep dışarda. Neler oluyor, kim var, kim yok, bütün derdi o. Hiç ağlamıyor, asla huysuzlanmıyor. Ben de artık uyusun diye spor salonuna götürüyorum zaten. Bebe spor yapacak da, yorulup uyuyacak sanki. Tövbe tövbe! Hay Allahım anlattıkça saçmalaştı!..

Sanki telaşı varmış da ondan erken gelmiş gibi. Yetti be içerisi bir halt yok diye düşünüp gelmiş sanki bebe! Dışarda olanları daha fazla kaçırmaya dayanamamış da gelip de kendi gözüyle bir bakmak istemiş gibi. Kucağımdayken kafasının ne kadar yumuşak olduğuna irkiliyorum ve çok korkuyorum bir şekilde onu yanlış tutucaz, zarar verecez diye… Ama onun hiiiç umrunda değil minicik yuvarlak kafasını daha şimdiden taşıyabiliyor ve fıldır fıldır kocaman gözlerle hep etrafı kol açan ediyor.

İşte durumum budur canım okur. İyi ki sen varsın, diyorum ya aklım iyice havalara kaçtı… Bir yandan heyecan, bir yandan merak, bir yandan da bilmemekten kaynaklanan korkular… Basıyor da basıyor ama olsun, bunlar da çok güzel. Yase herkesi öpüyor. Minik oğlundan da herkeslere birer tepik!

Haydin kalın sağlıcakla…

7 yorum

  1. çok fantastik ve bombastik bir yazı olmuş yaseee eline diline sağlık 🙂 sevgiler..

  2. maşallah maşallah yase hanım:)

    sağlıkla inşallah kucağınıza alacaksınız yakında şurda kalmış 8 ya da 9 hafta:)böyle yazdıklarınızı okuyunca şimdiden doğum hikayeniz nasıl olur diye de düşünmeden edemedim eminim bol hareketli ve eğlenceli olacak

    sevgilerle

  3. Bu erkek bebelerin babalarla ilişkisini çözebilmiş değilim. Bizimki de karnımı bir o yana bir bu yana sallarken bak babası dediğim anda ya da babası elini karnıma koyduğu anda duruyor:)

  4. Yase, sonradan özlersin o tepikleri. Bir bedeni iki kişiye yetirmeye çalışıp, sadece onu düşünerek hareket etmeyi. Bak özlemezsen ben buradayım;) Annelik ikilimi buradan başlıyor. Kendi vücudunu özlüyorsun, dilediğini yiyip içip giymeyi, sporu (ben de son güne kadar salonlardaydım valla, sporu şimdi özlüyorum asıl)… Bebe çıktığı gibi de karnındaki hareketlerini özlüyorsun, hep birarada olmayı falan, onu herkesle paylaşma fikri o an çok da güzel gelmiyor. Böööyle biran bakıyorsun “ben naptım” diyorsun ama artık iş işten geçmiş, dünyanın en garip duygusunu tatmışsın, dönüş yok:)

  5. Son 10 gunum kaldi. Dediginiz gibi kizimla bulusmayi istememin yaninda bedenimde yalniz kalacagiminda heyecani var ;)gunler gecmiyor. Sanki ben hamile degilmisim onca aydir. Son 20 gun asil hamilelik. Uyku yok. Yer yok kipirdayacak. Butun kaburgalarim agzimda sanki. Ama az kaldi sanirim hanimefendi gecikmezse 😉

  6. Yasecim merakla bekliyorum yazılarını inan ki 🙂 Sona az kaldı inşallah sağlıkla sevgiyle bebeni kucağına alman dileğiyle.Sevgiler…

  7. 🙂 sağlıkla doğar zamanında doğar inşallah. 34.haftamda ikiz kızlarımı kucağıma alamadan kuveze verdim.on gün bekledim koklamayi. Aman deyim.
    duble anne