22 Yorum

Annelik her gün tozpembe değilmiş

Her zamanki gibi bir Pazar günüydü dün…

Ya da değildi, bilmiyorum… Ses kayıtlarının uçuştuğu, çeşitli rezilliklerin ortaya döküldüğü, iğrenç ilişkilerin deşifre olduğu günler şu günlerde sıradanlaştığına göre “her zamanki gibi” demek herhalde yanlış olmaz…

Sabah 6’yı 10 geçe uyandı(rıldı)m. 7’ye kadar yatakta uyumaya çalışırmış gibi yaptıktan sonra 7 buçuk itibarıyla hane halkı olarak ayaktaydık. Önce çocuklara erken kahvaltı (Pazar sabahı 7 buçukta kahvaltı etmeyi reddediyorum), sonra birlikte kahvaltı (hoş, masadan kalktığımızda saat 9 bile olmamıştı), sabah kahveye misafirler falan derken öğlen oldu, Deniz’i yüzme kursuna götürdü babası. (Sitedeyken komşumuz olan bir yüzme öğretmeninden ders alıyordu Deniz, şimdi Galatasaray’ın yüzme okuluna başladı. Ay beni bir göreceksin, sanki çocuğum olimpiyatlara hazırlanıyor, bir hava, bir heyecan!)

Neyse, Deniz’le babası gittiler, ben Derin’i uyuttum. Sözüm ona o uyuduğunda azıcık oturup gazete okuyacaktım, hani Pazar gazetesi denilen bir şey var ya, insanlar ayaklarını uzatıp okurlar. Hah, işte ondan. Öyle yapacaktım ben de. Ancak Derin inat etti uyumadı, tam havlu atmak üzereyken baktım uyuyakalmış, tam popomu koltuğa koymuş ayaklarımı uzatmak üzereyken Doğan aradı, Deniz dersten çıktı geliyor, karnı çok aç dedi, haydiiii kalktım ona yemek hazırladım, Deniz geldi, yemek yedi, Doğan müzik çalışmasına gitti, gitmeden “Deniz çok yorgun, mutlaka uyusun” dedi, Deniz “hayatta uyumam” dedi, uyursun-uyumazsın, uyuyacaksın-uyumicam! tartışmasından sonra uyursa akşam geç vakte kadar oturabileceği teklifiyle onu yatırdım ve tabii ki onu yatırır yatırmaz, yastığa başını koyar koymaz Derin uyandı.

Derin uyandı, uykudan önce yemek yemeye direndiği için onun yemeğini verdim, önce ikna etmem gerekti, çünkü trenlerle oynamak istiyordu, pazarlık yaptık: trenleri çıkaracağız ama yemekten sonra oynayacağız, olur-olmaz, höt-zöt derken ikna oldu, Derin yemeğini yedi, derken Deniz kalktı geldi, meğer hiç uyumamış, komşunun çamaşır makinesi çok yüksek sesle çalışıyormuş, film seyretmek istedi, Derin tren yolunu kurmamı istedi, Deniz mozaik pasta istedi, Derin de istedi ama süt de istedi, tren yolunu Deniz’e kurdurttum ama Derin beğenmedi, Deniz film koymamı istedi, filmlerini koydum, mozaik pastalarını verdim, sütlerini de verdim, gazetemi elime aldım, ayaklarımı uzattım ve okumaya başladım.

Pazar

Başlığı henüz okumuş ve onca haber, makale ve yazının içinde gözlerimin annelikle ilgili bir yazıya gitmesine hayret etmeye başlamıştım ki Derin bir daha mozaik pasta istedi ve ben isyan ettim:

Ay bi durun ya! Ya bi durun Allah aşkına! Ay! Yoruldum yahu! Sabahtan beri onu getir bunu götür, tek tek gelin ya! Aaaa, valla bayılıcam ha şimdi, hiç oturmadım, az bi dinleneyim izin verin de ya!

Ve bunun üstüne Deniz ne derse beğenirsin?

Anneeee! Sen annesin! Anne olmak kolay değil. Hem annelik her gün tozpembe değil…

Dumur oldum.

Bu sözü daha önce bir yerlerden duymuştum ben. Aslında birçok yerden ve birçok insandan duymuştum. Bugüne kadar birçok kişi “İlk kez sen anne olmuyorsun” ya da “Herkes anne oluyor” ya da “Anne olmak kolay değil, ne sanıyordun” demişti bana. Ben “çok şey istemiyorum aslında” dediğim zamanlarda, bir şekilde şikayetlendiğimi duyan herkes bir hizaya getirmeye çalışmış, anneliğin çok kutsal ve üstün bir mertebe olduğunu hatırlatmış, halime şükretmem gerektiğini söylemiş, bana “Annelik toz pembe mi ki?” dedirtmiş, en sonunda bir de kitap yazdırmıştı.

Ama bunu kendi çocuğumdan duyacağımı hiç düşünmemiştim. En azından bu yaşta…

Demek ki doğruydu. Demek ki gerçekten annelik tozpembe değildi.

Ve bunu 7 yaşındaki çocuk bile biliyordu…

22 yorum

  1. Incir'in Annesi

    Gunaydin, ahahaaa… Valla bu cocuklar bizi sasirtiyor. Bu arada yazi sahane ama ben mozaik pastaya takildim. Kac vakittir aklimda, guya annemden tarif isteyecegim, unutuyorum. Bu hafta yapayim artik aaaa. Yaninda sutle de ne guzel olur:) Acaba 2 yas cocugu yiyebilir mi? Hatirladigim kadariyla yumurtasi pismiyor, o bakimdan..

    Sevgiler,

    • Araya giriş gibi olucam ama yorumunuzu okuyunca yazmadan duramadım 🙂 Mozaik pastada yumurta olmuyor normalde, ben geçen gün blogumda paylaştım üstelik benimkinde yağ da yok, dolayısıyla 2 yaş çocuğuna da yedirebilirsiniz. Tarifi burada: http://www.ozgeninoltasi.com/2014/02/yagsiz-unsuz-mozaik-pasta.html

      • Incir'in Annesi

        Rica ederim Ozge Hanim, tesekkur ederim tarif icin. Hemen bakip not edecegim.

        Bu arada annemle de kontrol ettim, eskiden yumurta koyuyormus ama “pek cok kisi koymuyor son zamanlarda, ben de cig yumurta oldugu icin koymuyorum ne zamandir” dedi.

        Gonul rahatligiyla yumurtasiz mozaik pasta keyfine varabiliriz.
        Sevgiler,

        • Incir'in Annesi

          Sevgili Blogcuanne,

          Su yaziyla sergiledigin feverani da mozaik pastayla sabote ettigim icin kusuruma bakma lutfen.

  2. benim de çok hislerime tercüman olan bir yazı, elinize sağlık… bugün kahvaltıda kızımla ilgili aynı şeyleri düşündüm. hazır cevaplığından, herşeye her an söyleyeceği bir şey olduğundan.. ona baktım ve içimden dedim ki; aslında dünyaya ne çok bilgi ile geliyorsunuz…

  3. hahaha yaa sizin pazar aksiyonunuza hayran kalmış bir kere de cidden mi böyle demiştim bir fotoğraf vardı sanki hep anneler köle gibi çalışıyor evde çocuklar ve babalar yatıyor, eğitimli bir bloggersınız gerçek olamaz omuştum neyse, şöyle olabilir, tabi 2 çocukla zordur bende 1 tane var ama şu an 3 olacak, dedim ki erken kalkarsan -benim için 9dan öncesi erken ve 8de kalkıyor- sen odanda oyna, o da kalkıyor tuyvalete gidiyor, eşim o tıkırtıdan uyanıyor, ben de uyanır gibi oluyorum 🙂 sonra geri dalıyorum falan, kız bazen yanımıza geliyor bakıyor uyuyoruz, kapımızı kapatıyor ve odasında oynuyor, eşim de böyleymiş, erken kalkar ama sessizce oynarmış ev ahalisi geç kalkarmış, ve hatta 5 yaşından sonra kahvaltısını hazırlarmış, kızım da böyle olacak. Olabilir yani. Neyse, misal sizde 2 çocuk var ya, öğlen uyumak istemiyorsa uyumaz, sakin saat olabilir, belki de öğlen uyuduğundan sabah çok erken kalkıyorlar ?
    siz dinlenirken onlara anlatırsanız anlıyorlar ve sessizce oynuyorlar. öğlen ya da canım istediğinde yapabiliyorum ve hatta uyuyabiliyorum yani kestiriyorum ben. yemek konusunu babası dışarda halledebilirmiş bu örnekte 🙂 siz de dinlenirdiniz, gerçi okula gidiyorlar hafta içi dinlenme şansınız var yalnız kalarak çok da şikayet edilecek bir durum yok, çok çalışan anne pazarları çok yorulduğunu söylüyor ben çalışmıyorum o kadar yorulmuyorum çünkü çocuğumu tanıyorum ve planlı olunca sıkıntı olmuyor, eş desteği de lazım, yemekleri baba yapabiliyor, gezme işini ben daha çok sevdiğimden gezdiren ben oluyorum, yani ben çocuğu kursa götürüp getiren, babamız da evde yemek hazırlayan taraf.

  4. Cok tatlısınız sizi cok seviyorum,fedakar bir anne olmanızı cok beğeniyorum,bana annemi hatırlatıyorsunuz,her yazınızda mutlaka kendimizden ve ailemizden bir şeyler buluyoruz,sevgiler

  5. Sevgili Elif, bu yazidan sanki onlar ne istiyorsa aninda oluyor gibi anladim. Yazili kurallariniz var mi bir yerde? Sabah 6’da kalkiliyorsa saat 08;00e kadar sut icilip anne baba kalkana kadar cizgi film izlenecek. Bir kasede kuruyemis de verebilirsin, ac kalmazlar. Deniz okumayi biliyor. Ozgur Bolat’in bu konuda guzel bir yazisi var. Ya da ne bileyim yemek yedikleri, uyuduklari bir duzen var mi? Ya da istedikleri anda her istediklerinin kendilerine sunulacagini mi zannediliyor. Esin hafta sonu kendi zevki icin zaman ayirirken sen de ayiriyor musun? Anneligi ve ebeveynligi biraz da biz mi zor hale getiriyoruz? Ben kendimi gecen haftalarda boyle helak olmus bir vaziyette bulmusken dusundum bunlari da paylasmak istedim. Ben boyle yetistirildim, elim sicak sudan soguk suya girmedi, annem de heralde gorevinin bu oldugunu dusunuyordu ama ben yetiskinlikte, evlendigimde cok zorlandim.

    • aynen…yani annem herşeyimi herzaman yaptı hiç doğru değildi, elif hanım böyle olmayabilir belki de oladabilir ama çok anne böyle bugün. özellikle 3 5 kardeş olan arkadaşlarımsa hes işlerini kendileri yapıyormuş ufakken, böyle bir lüx yok, ben böyle yetiştiremem, yapamam herşeyi kesinlikle

  6. harika bir yazı olmus benim gibi bircok annenin duygularına tercüman olmussunuz benim de iki yasında bir oğlum ve uc aylık bi kızım var su günlerde anneligin pek cokkoyu rengini görüyorum zor gercekten kolay olmasını beklemiyordum ama arada bir nefes almak istiyor insan umarım anneliğin tozpembe gunlerini görmem yakındır zira cok ihtiyacım var buna 🙂
    not: bu yorumu yazarken bile defalarca sabote edildim ordan pay biçin :))
    yazılarınıza bayılıyorum
    sevgiler 🙂

  7. Bal Yanağın Hikayesi

    Vay başımıza gelen desene Elif…
    Bazen insanın hiç oturmadığı oluyor ama ortada işte olmuyor kuru kalabalık..
    Gerçekten zor iş annelik

  8. annelik gerçekten toz pembe değil, hamileyken türlü türlü hayaller kurar bebeğimizle nasıl vakit geçireceğimizin planlarını yaparız. fakat doğumdan sonra bakarız ki tozpembe hayaller içinde değiliz büyük bir gerçek bizi bekliyor.malesef bu gerçeklik içinde çoğu zaman yalnızız.

    anneleğin tozpembe olmadığı biliyoruz peki ya çalışan anne olmak bende bloğum da çalışan annelerin günlüklerini tutmayı amaç edindim. Gelin birde çalışan annelere kulak verelim

    http://nazlicanim.wordpress.com/2014/02/06/calisiyorum-ve-anneyim/

  9. Ay benim de canim mozaik pasta cekti sabah sabah simdi. Yumurta konusuna gelince pastorize edilmis yumurta aki konulabilir 🙂

  10. of bi de çalışıyosanız…..daha dört aylık bu denli yorulmaya hakkım var mı bilmiyorum ama yoruluyorum..işte yoruluyorum işten çıkıyorum trafikte yoruluyorum..eve geliyorum yemek ye, emzir, altını değiştir, oyna, uyut, süt sağ, ortalığı toparla derken saat 1 oluyor, kendine vakit sıfır tabii..sonra sabah 6da kalk ve aynı döngü devam….
    haftasonu daha rahat sanki..trafik yok en azından 🙂 bi de bir parça daha fazla uyku tabii 🙂

  11. Bir an bizim evde kamera var ve birisi hikayemi aliyor sandim :))

  12. Bir ay kadar önce, “kitap dedin okuduk, oyuncak dedin oynadık, market dedin gittik, tüm gün ne istediysen yaptım, ama sen beni çok üzüyorsun, hiçbir dediğimi yapmıyorsun” diyerek serzenişte bulunduğum -henüz 3 yaşını bile doldurmamış olan – oğlum Rüzgar’dan “ama ben anne değilim” (!!!) cevabını şu kulaklarımla duymuş bir anne olarak duygularını tüm varlığımla anlıyor ve paylaşıyorum Elif 🙂
    Sevgiler 🙂

  13. Ne kadar abartiyosunuz ya yapmayin allah askina benimde var iki cocugum hic sizin gibi bir gün yasamadim evet kucuk daha bebekken oluyodu ama simdi biri 7 digeri 4 yasinda cocuklar cok simarttiniz demekki kusura bakmayin aklima baska bisey gelmedi

  14. ne güzel güldürdünüz beni :)))ben bir çocukta böyle düşünürken iki olunca daha da artıyor bu durum..ama nasıl doğru demiş deniz oğlan son golü çok fena atmış ve bizi kendi silahımızla vurmuş:)))

  15. Sizin adiniza üzülüp kendi adima yalniz değilim deyip sevindigim bir yazi daha…

  16. Yahu akil veren cok olurmus boyle durumlarda ama bosver Elif ya, spordan gelince yorgunsa zaten uyur, biz nasil hissediyorsak o hissetmiyor mu yorgunlugunu; acsa yer, sikilirsa oyunu kendi kurar. Ne bileyim ben mi cok bos vermisim acaba? Ben boyle buyutuldum, hic de annem babamla hirgurumuz olmadan mutlu mesut gecmis cocuklugum, ergenligim de keza. Uyaninca yelegimi giyer ya televizyonu acardim annem uyanana kadar ya oyun oynardim ya da gider aralarina yatardim annemle babamin. Sonra hep beraber keyifli kahvalti ederdik, annem “istemiyorsa yemesin” kafasindaydi, kardesim buyurken de. Simdi kardesim 1.85 boyunda, ben de fena sayilmam. Yani amaan Elif bosver diyorum, her seyi dusunme, pimpirikli olma, keyfini cikar…

  17. -1 çocuklu versiyonu bizde de var. Ve ben kahretsin ki çok benzer bir cümleyi küçüklüğümde anneme söylemiş bir insanım. 4-5 yaşlarımda annem mide veya mens sancısıyla yatarken elimi belime koyarak ‘Anne neden hala yatıyorsun, kalk bize kahvaltı hazırlasana’ deyip zavallıdan ‘ama çok hastayım kızım’ cevabını aldıktan sonra da ‘Ee sen de anne olmasaydın o zaman. Annesin sen yapmalısın’ diyen ve kadını kaldıran bir uyuz çocuğum!!! Ettiğimi çekeceğim günü bekliyorum… 🙁