25 Yorum

Herkes anne oluyor ama…

Birçok şeyi sorguladığım bir dönemde tesadüfen karşıma çıkan bir kitapta buldum, sorduğumu bile bilmediğim bazı soruların yanıtlarını…

Tam da “Bu aralar hiç annelikle ilgili kitap okuyasım yok” derken, bir yandan da okumak istediğim 948503984203 tane kitap bir köşede beklerken, “Bir Annenin Doğuşu” adıyla Türkçeye çeviren Meltem Aydoğdu’nun bana gönderdiği kitabı bir kenara koymuştum ki biri bana “Okusana, bu kitap sana çok iyi gelecek” dedi. Aldım elime, ve daha ilk sayfalardan itibaren çok tanıdık hisleri buldum kitapta. Bazı sorularıma da yanıtlar.

Bir Annenin Doğuşu

Örneğin: Annelik ve Geniş Anlamda Toplum bölümünde diyor ki kitap:

Son 30 yılda, kadın hareketinin anneliğin içi dünyasını anlama konusunda öncülük etmesi beklenebilirdi. Cinsiyetler arasındaki eşitsizliklerle mücadele konusunda merkezi öneme sahip konular olan, kadınların üreme ve işyerindeki haklarını tanıyan baskın güç, kadın hareketiydi. Fakat stratejik nedenlerden ötürü hareket, dikkatini sorunlu bir alan çocuk yetiştirme konusundan çok, eşitlik ihtiyacının çok net ve zorlayıcı olduğu alanlar olan, çalışma hayatı, spor, siyaset gibi alanlara yöneltti.

Bundan bir süre önce akademisyen bir takipçimle bir araya gelmiştik. “Cinsiyetler ve Yeni Medya” alanındaki bir konferansta yapacağı “blogların toplumsal değişime katkısı” konulu bir oturum için benimle görüşmek istemişti. Annelikten, kadınlıktan, blog yazmaktan konuştuğumuz keyifli bir söyleşiydi. Sohbetimiz sırasınca bana annelik üzerine blog yazmamın feminist harekete katkı olduğunu söylemişti. Şaşırmıştım. Çünkü bana yaptığım tam tersiymiş gibi geliyordu. Kadınların, erkeklerle eşit olmak için mücadele ettikleri bir dönemde, tamamen de “kadın işi” olarak  görülen “annelik” hakkında yazıyor olmak mıydı feminist harekete katkı? “O kadar okuduktan sonra” çalışmayı bir kenara bırakıp, “koca parasıyla” çocuk bakarken yaşadıklarımı yazmak, anneliği bazen parlatıp bazen yermek feminist bir duruş muydu? Feministlere sorsan tam tersini yapıyor olduğumu düşünmezler miydi?

Feminizmin felsefesini çok araştırmadım, feminist olduğumu (!) bile tesadüfen öğrendim ben. Ama ister feminist, ister ne olursa olsun, özellikle de eğitimli kesimde anne olmanın, annelik yapıyor olmanın küçümsendiği, eğer okumuşsan, çalışmışsan çocuğuna bakmak için profesyonel hayatı terk etmenin aptallık, en basitinden “hafiflik” olarak görüldüğü, koca-parası-yiyor-arabasına-binip-geziyor olmaya indirgendiği bir toplumda, bir dünya düzeninde yaşıyoruz.

Ne ilginçtir ki aynı dünya düzeninde çocuk bakmak da kadının işi. Bir yandan anne olmak ve annelik yapmak küçümsenir, bunun sıkıntısını paylaşmak ayıplanırken, bir yandan da kadının gerçek görevi ve sadece kadının görevi olarak algılanıyor annelik. Ve sadece erkekler ve toplum genelinde de değil üstelik. Bugüne kadar annelikle ilgili dert yandığım zamanlarda bana “Herkes anne oluyor” ya da “Sanki de dünyadaki tek anne sensin” veya “O da bir şey mi, ben var ya…” yahut “Anne olmak kolay değil, haline şükret” gibi yorumlar yapanların kaç tanesi erkekti dersiniz? Sıfır. Ve fakat hepsi de anneydi.

“Anne olmak, annelik yapmak” özellikle de eğitimli kesimde küçümsenen bir şey. Bir dönem yeni tanıştığım insanlar “Sen nerde çalışıyorsun/ne yapıyorsun?” diye sordukları zaman “Çocuğumu büyütüyorum” derken utanıp sıkılırdım. Sadece onlardan değil, kendimden de üstelik. Çünkü anne olmak bir meziyet değildi, herkes anne oluyordu, anne oldum diye çalışmayı/topluma katkıda bulunmayı neden bırakayımdı, çünkü çocuk yetiştirmek topluma yeterince katkıda bulunmak değildi, o zaten benim görevimdi. Hem niye “sadece anne” olayımdı? Boşuna mı okudumdu?!

“Annelerin sezgisel olarak yeni ve oldukça tüketici olan güçlü duygular -şiddetli bir sevgi, hevesli bir koruma duygusu, harekete geçirici bir yeni bir yaşama bakma ve besleme ihtiyacı- yaşadıklarının farkında olduklarını, ancak nadiren bunları kendilerine, daha da az başkalarına nasıl açıklayacaklarını bildiklerini” söylüyor Bir Annenin Doğuşu… Ve devam ediyor:

Ne sağlık çalışanları, ne de geniş anlamda toplum [annelerin] içsel psikolojik deneyimine ilgi göstermişlerdir. Toplum olarak, sabah bulantılarından, acıyan meme uçlarından ve yeni annenin yorgunluğundan kolaylıkla bahsederiz. Emzirme veya biberonla beslenmenin faydaları konusunda alenen tartışır, ya da bir annenin işe dönüp dönmemek konusundaki ikilemini veya ne zaman dönmenin uygun olacağı konusunu en ince ayrıntısına kadar analiz ederiz. Politik olarak, daha iyi sağlık bakımı veya aile izni konularında mücadele ederiz. Fakat garip bir şekilde annenin iç dünyasında olan dramatik ve zorlayıcı değişimler konusunda sessiz kalırız.

Sessiz kalmayanları da “Herkes anne oluyor, sanki dünyadaki tek anne sen misin?” diye sustururuz, öyle değil mi?

Evet, herkes anne oluyor. Ama kimse konuşmuyor.

25 yorum

  1. Bu kadar olur. Tam burda bahsi geçen mevzularla ilgili çevremde sorunlar yaşarken..Teşekkürler tanıtım için. Hemen edinecegim.

  2. Yine çok güzel yazmışsınız ve hislerimize tercüman olmuşsunuz.

  3. Gerçekten insanlar anneliği küçümsüyor ve anneliğin ne kadar kutsal olduğunun farkında değiller.Altını temizleyip karnını doyurdun mu bitti bu kadar demekle yetiniyorlar.Annelik hissini yaşayamayacak olan (erkekler) bu düşünceleri asla değişmeyecek bence…

  4. Master derecesini almış, seninkilerle aynı yaşta iki oğlana annelik yapmak dışında (koca parasını yiyip, arabaya binip gezmek ve de) birşey yapmayan bana nasıl iyi geldi yazın anlatamam. Hep söylemiş/düşünmüşümdür kadınları feraha çıkaracak olan yine birbirini anlayan destek olan kadınların biraraya gelmesi diye. Bu konuda somut adımlar atan seni candan tebrik ediyorum. Melbourne’den sevgiler

  5. evet herkes anne oluyor ve sirf bu yuzden bağzi cook okumuslar da dahil saniliyor ki cok siradan bir is bu annelik. Evet herkes anne oluyor ve hayir bu cok zor bir is hem de belki calisan annelerin bile anlayamacagi kadar zor bir is. Evet ben okudum, cok okudum ve cok kalifiye bir calisandim, ve evet isimi biraktim, ve evet ogluma kendim bakiyorum. Evet koca parasi yiyorum,evet onun arabasiyla geziyorum, cunku ne onun ne de benim parayla satin alamayacagimiz kadar gerekli bir is yapiyorum. Sigortan yatmiyor emekliligini dusun calisman lazim dedi gecen gun birisi, sadece guldum, sonsuz sorumlulugum ve yetistirmem gereken bir evladim varken bu aklima gelebilecek en son sey cunku. 7/24 anne olmak dunya uzerinde en az para odenen ancak en agir istir, karsi cikan varsa dinlemek isterim. Evet ben anne oldum, bir cok sey iken sadece herkesin gozunde sadece ev hanimi oldum. Kimsenin ne dusundugu umrumda da degil acikcasi iyi mi kotu mu yaptim 20 sene sonra bir delikanli olunca oglum gorecegiz…ama yanilacagimi hic sanmiyorum!

    Super bir kalemsiniz Elif hn! Elinize saglik yine yeniden!

    Sevgilerimle,

  6. Eğitimli annenin mutlu-mutsuz halleri, çırpınışları, debelenmesi, yavrusunun tüm anlarına full time tanıklık etmesi vb. birçok şey ancak bir blogda anlatılabilirdi herhalde. bunu en sistematik, en içten şekilde yapabildiğiniz için bence de toplumsal değişime büyük katkınız var:) (yani ben de full time anne olmak isterdim:)

  7. ipek böcüğü

    Elif hanım yazınızı çok keyifle okudum. kitap öneriniz konusunda da çok teşekkürler. ne ilginçtir ki, bir toplumda annelik ne kadar kutsanırsa ,o toplumda kadınlar o kadar bu yüceltme üzerinden zarar görüyor. Ne özgürce tercih yapabiliyor ne de özgürce konuşabiliyor kadın. Toplum kadının annelikle ilişkili güçlü duygularını da kullanılarak kontrol altına alıyor.

  8. feminist ve evde iki çocuğunu büyüten bir kadınım. anne olduktan sonra çektiğim iç sızılarımın burada dillendirildiğini görmek beni sevindirdi. koca parası yemek ve SADECE çocuk bakmaktan ibaret bir hayatım var denilerek gizliden küçümsendiğimi, züppe bulunduğumu, dertleşmek istediğimde halime şükretmem gerektiğini düşündüklerini biliyorum…giderek bana böyle hissettiren herkesten uzaklaştım, nefes almam için gerekliydi. aslında gerçekten konuşabileceğim, bir kahve içip hafiften sızlanacağım meğer hiç arkadaşım yokmuş. iyi ki bu kitabı önerdiniz, bana iyi geleceğini biliyorum, sevgiler blogcu anne iyi ki varsınız…

  9. Dünya düzeninde çocuk bakmak kadının işi gibi görünse de modern toplumlarda bunun yavaş yavaş değiştiğini, çocuk bakmak için evde kalan babalar ve kariyerine devam eden anneler olduğunu (daha çok kazanıyor diye) bizzat görüyorum.
    Kadının üniversite okumuş, çalışmış ve çocuk için tüm bunları bırakıp kocasının eline bakması kavramı, nedense(!) Türkiye’de çok aşağılayıcı bir şekilde. İngiltere’de yaşadığım için, etrafımda birçok insan anne olunca kariyerine ara veriyor. İşi bırakıp sadece annelik yapmak, herkesin arzusu eğer maddi imkanı elveriyorsa, herkes ondan yana. İsviçre de kadının çocuktan sonra evde kalmasını savunan bir ülke. Öte yandan Türkiye’ye geldiğimde ben de işi bırakıp evde oğluma baktığımı söylerken çekiniyorum. Çünkü insanlar küçümsüyor hakikatten. Acınacak haldeyim gibi geliyor sanırım onlara, bak çalıştı etti şimdi eve kapandı mantığı mı var nedir? Ev kadını diyorlar en başta, habuki İngiltere’de bunun adı full-time mum. Ve 7/24 bir çocukla ilgilenmek her işten daha zor birşey. Neyse ki eşim bunu öyle kabul ediyor ve işimi bıraktığım için bana saygı duyuyor. Halbuki işi bıraktığım için en çok annem kızmıştır bana 🙂

  10. “Fakat garip bir şekilde annenin iç dünyasında olan dramatik ve zorlayıcı değişimler konusunda sessiz kalırız.” Sanırım bunca konuşmaya çabalamamın sebebi ve konuşamadıkça-paylaşamadıkça oluşan öfkemin sebebi bu; onların sessiz kalması. Gerçekten sormamaları, uğraşmak istememeleri nede osa bebekleri-çocukları sevmek biraz oyun oynamak daha kolay.
    Teşekkürler sevgili Elif, bu kitabı paylaştığın için.

  11. türkiyede işe ara vermek diye bir kavram yok..bıraktın mı tam bırakıyorsun..zaten iş dünyası tam bir jungle o nedenle tekrar işe dönmen çok zor olabiliyor..
    evet insanın çocuğuna kendi bakması çok çok güzel bir şey..ve evet bunu yaparken sadece koca parası ile geçiniliyor..peki ya allah korusun kocaya bir şey olursa? o zaman ne olacak?

  12. Bende ilk cocugunu kucagina almak icin insallah birkac ayi kalmis egitimli, calisan bir anne adayiyim. Dogumdan sonra isime donmeyi evet dusunuyorum suan icin ama belki de donmeyecegim. Hem is hem kariyer yapmak, super anne, super es, super kadin olmak; birilerinin super kahramani olmak gibi hayallerim yok. Tek istedigim mutlu, saglikli, huzurlu olup cocugumu da mutlu, saglikli, huzurlu ve ozguven sahibi olarak yetistirmek.Bunun icin de gerekirse koca parasi yiyerek kocamin aldigi arabaya binecegim ve insanlarin benim hakkimda ne dusundugunu hic onemsemeyecegim, kendimi kocama karsi borclu hissetmeyecegim, onca egitimimin ziyan oldugunu hic dusunmeyecegim cunku ben hem kadinim hem de anneyim ve ev hanimliginin kucumsenemeyecek kadar buyuk sorumluluklari oldugunun da farkindayim. Kadinin en buyuk dusmani sadece ve tek basina yine kadindir ve biz umuyorum ki birgun birbirimizi yermekten vazgececegiz.

  13. Ben doğum sonası 7 ay oğluma baktım işime geri döndüm pişman değilim:) Annelik çok zor, işim de zor ama ikisinide seviyorum ve yapmak istiyorum. Tam terside mümkün bende çalışıyorum oğlumu ihmal mi ediyorum iması ile karşılaşabiliyorum, mesela kayınvalidem iki oğlu için işini bırakmış ve hep kendinin daha iyi anne olduğu vurgusunu yapar, bu durumda ben kötü anneyim. Ama hiç öyle hissetmiyorum asıl işimi bıraksam ben ben olmazdım mutsuz olurdum, annelikde de ozaman daha başarısız olurdum diye düşünüyorum. Bence içinizden nasıl geliyorsa nasıl mutluysanız öyle yapın. Ben hayat şansımı iyi kullanmaya çalışıyorum, herkes için istediği gibi olsun:))

  14. Ben işini yarızamanlı sürdürebilen şanslı kişilerdenim. O nedenle sanırım herhangi bir kınamayla karşılaşmadım. Bir dönem ben eşimden fazla kazanıyordum, şimdi o benden fazla kazanıyor. Çocuklar biraz büyüyünce yine ben daha fazla çalışıp eşime biraz keyfe keder iş yapma şansı vermek isterim ömrümüz olursa. Ne de olsa hayat müşterek. O nedenle koca parası yiyormuş gibi hissetmiyorum kendimi, az da olda kazanıyorum zaten; bugün ben, yarın eşim… Ayrıca doğacak her çocuğum için önceden yatırım yapmadan hamile kalmadım. Eğer eşime bir şey olursa çocuklarıma bakabileceğim gibi, eşimle boşanırsak da maddi gelirimi garanti ettim elimden geldiğince.
    Ayrıca süper çocuk yetiştirmeye de çalışmıyorum. Yani her ne yapıyorsam çocuğum için değil, kendim için yapıyorum. 20 sene sonra şımarık, sorunlu vs bir çocuğum olsa bile, bugünlerim için mutlu olurum sanırım, çünkü mutlu ve tatmin edici günler geçiriyorum. Beni ben yapan “mesleğim” ya da “işim” olmadığı gibi “çocuklarım” da olmayacak. Ben mutlu olduğum şekilde yaşıyorum. Nasıl ki kişisel, mesleki va gelişimim için yurtdışına gidip seneler geçirdiğimde kimse kınamadıysa; çocuk doğurduktan sonra yaşadığım kişisel aydınlanma dönemimde de kimseye hesap verecek değilim. Her canlı gibi bütünlenmeye çalışıyorum elimden geldiğince ve annelik de bu yönde bir alet elimde olan, neden kullanmayayım?

  15. Yazınızı okuduktan sonra yorumlarıda okurum mūmkūn olduğunca. Ve şunu gördūm yorumlarda hep bir ötekilestirme var. Ben çalışmak zorunda olanlardandım. Inanın bunun vicdan azabıda ayri. Turkiye de anne olmak çok zor, annelere bakış açısı herşekilde rahatsızlık verici. Herşekilde psikolojik baski var. Işte kadınlar olarak ortak noktamız bu. Herkese sabır ve kolaylıklar diliyorum 🙂

  16. esra a nında dediği gibi çalışanlar ve evde kalanlar diye ayırmak iki kesiminde birbirine farklı bakması çok yanlış ben oğlum 6 aylık olduktan sonra işime dönmek zorunda kaldım gündüz ig de parka çocuğunu götrüen anneleri görünce keşke bende evde olsam diyorum ama bir yandan da çalışmayı seviyorum ama şunu biliyorumki gerçekten 7/24 anne olmak dünyanın gerçekten en zor işi

  17. Bir onerme muhakkak ki bazilari icin dogru, bazilari icin eksik ve bazilari icin yanlis olacaktir. Ama birbirimize karsi saygimizi, insan olarak ozumuzu, hosgorumuzu yitirdigimizde yaptiklarimiz herkes icin yanlis olacaktir… bugun bircok yerde temel sorun bu bence…

  18. Üç saat önce tamda arkadaşıma anne olmanın inanılmaz bir iş olduğunu anlatıyordum ki şimdi kendimi yazınızı okurken buldum. Çocuğum küçükken inanılmaz derecede çalışma aşkıyla doluydum ama eşim işe girmemin yersiz olduğunu söylüyordu ya nasıl olur, onca yıl çalışmışım üstelik her girdiğim ortamda ne zaman işe başlayacaksın? Artık ev hanımımı oldun? tarzında iğneleyici sorular ve sohbetlerle karşı karşıya kalıyordum. Acemi bir anne olarakta çok üzülüyordum. İkinci bebeğim doğdu, ilki okula başladı ve sonra eşim şirket yapılandırmasından benim işlerin başına geçmemden bakıcı bulmamdan bahseder oldu uzun bir süredir olmasını çok istediğim şey o an için hiç cazip gelmedi. Bakıcı mı??? Benim çocuklarıma verdiğim eğitimi çocuklarımın ne kadar tahsilli bir bakıcı tutarsam tutayım alabileceğini hiç sanmıyorum. Onların annelerine ihtiyacı var ve inanın gözlemliyorum oğlum okulda çok kötü bir şey dahi yapsa gelip mutlaka bana söylüyor, derslerinde de başarılı küçüğü ise üç yaşında ve ansızın hiç tahmin etmediğim bir anda gelip beni öpebiliyor ve ben biliyorumki büyüdüklerinde sevgiyi başkalarında aramayacaklar ve hep sevgi ve güven veren insanlardan olacaklardır. Peki ben mi?? Evet ben, biz kötü bir evde oturuyoruz hayalini kurduğum şirketi açamadık eşim başka bir şirkette çalışıyor aracımız yok bana misafire gelen insanlar binamızın ne kadar eski olduğundan dert yanmaktalar. İnanın canları cehenneme. Öyle değerlerim var ki iki tane evladım. Ben ev hanımı değilim ben anne olmaya çalışıyorum.

  19. evvet işte yarama parmak basma durumları. okumuş, başarılı kadınların (bunu da sürekli belirtiyorlar) ben annelik için işimi bıraktım, hem de çok başarılıydım, hem de çok zekiydim, hem de odtü lüydüm, hem de master lıydım… demeleri de beni, benim gibi olanları üzüyor olamaz mı acaba? ben mi çok alıngan davranıyorum bilmiyorum ama açık konuşalım birikimler olmasa, eşlerinizin, hayat arkadaşlarınızın en azından orta halli gelirleri olmasa nasıl bırakabilirdiniz ki çalışmayı? ben bırakamadım işimi, öyle çok başarılı, zeki, hede hödö değilim. orta halli, belki biraz daha iyiyim. izin bile kullanamadım. anneliğin ne kadar ciddi bir iş, ne kadar zor bir uğraş olduğunu bilmediğimden, anlamadığımdan; kızıma özel ilgi göstermeyi düşünemediğimden değil, şartlar öyle gerekti. yoksa ben de isterdim en azından kızımın ilk 1 yılında yanında olmayı.

    o nedenle benim gibi işini bırakamayan ve bunun vicdan azabını yaşayan anneleri de unutmayın lütfen. sizler böyle kendinizin yaşadıklarını anlatırken ben ve benim durumumda olanlar belki de alıngan davranarak ama vicdan sızısının da etkisi ile alt metinde “bak ben neleri teptim elimin tersiyle, neden ? çünkü çok iyi bir anneyim, sen ise 2 kuruşa yavrunu sattın ” cümleleri okuyoruz. duyurulur 🙂

  20. Elifcim,
    Aklıma bloguna bıraktığım ilk yorum geldi, 2009du sanırım. Henüz neye uğradığımı anlayamamış, bu şaşkınlığımı da yazarak aşmaya çalıştığım bir dönemdeydim. Ve bayılmıştım senin sesine. Aradan geçen zaman, NumNum’da oturup bişeyler içtiğimiz “Annelerin Dünyası” günlerinin ardından beni Klinik Psikoloji masterı yapmaya, seni de yazı dünyasının esaslı bir kalemi olmaya götürdü. İkimiz de aynı şeyi yapmaya gayret ediyorduk, çocuklarımızı anlamaya çalışmak ve onlardan hareketle kendimizi… Bu kitabı yakın zamanda okumalıyım sanırım çünkü çocuk ve ergen psikopatolojisi dersinde tartışmaya sunduğum çoğu konunun neden yanıtsız kaldığı ile ilgili mantıklı bir çerçeve çiziyor gibi görünüyor. Anneliğin psikolojisi!.. Bütün bir hayatın neşvü nema bulduğu bir kaynak olan “annelik” söz konusu olduğunda tartışılan çoğu şeyin beslenme-bakım ekseninde takılıp kalıyor oluşunu, yüzleşmekten yana duyulan korkuya mı bağlamalı? İkinci kez anne olma şerefine erişmek üzere olduğum şu günlerde, blog dünyasına, anneliğe dair yazmaya geri dönmek istiyorum sanırım. Sevgilerimle…

    • Remziye, çok tebrik ederim öncelikle! Ne güzel bir haber bu… Ve dilerim geri dönersin yazmaya, hep keyifle okurum yazdıklarını, hep bir şeyler öğrenirim.

      Ve bu kitabı okumanı mutlaka tavsiye ediyorum. Ben henüz hepsini bitirmedim, ancak okuduğum kadarıyla bile bana çok iyi geldi. Hamile kuzenime verdim şu anda ve o da çok beğendiğini söylüyor. Okuduktan sonra senin ne düşündüğünü de öğrenmek isterim.

      İyi haberlerini bekliyor olacağım.

  21. Aynen böyle oluyor… Hiç bir erkek anneliği sorgulamazken, eleştirmezken en büyük yargıyı gene anneler yapıyor. Ben en çok da buna şaşırıyorum. Diğer taraftan da hiç anne olmamış ama sonuçta bir annesi olanların halden anlamama durumu da içler acısı. İşe başladım ve daha 2.hafta olmuşken adapte olmam beklendi bir bayan müdürüm tarafından… açık olan müdürlük pozisyonuna uygun olmadığım ama hemen çabalarsam bir ihtimal olabileceği söylendi. Ben yeni anne olmuş, kızını anneanneye bırakmış aklı onda kalan bir anneden yepyeni bir organizasyonda harikalar yaratmasını bekliyorlar. Kısmet 🙂