8 Yorum

Ek Gıda/Katı Gıda: Giriş-Gelişme-Sonuç

Aşağıdaki yazı 8 aylık-bebek-kuzu-mutluluk kaynağı Ali Aral’ın anne-aşçı-hemşire-itfaiyeci-polis-doktor-şoför-araba taşıyıcısı-kanguru-arkadaş-temizlikçi-banyocu-gece bekçisi-kucakçı-alt değiştirici-hızır acil-şarkıcı-hikayeci-heykelci annesi Selin Aral tarafından kaleme alındı. Selin’in bir de blogu var: ackapaparantez.tumblr.com

***

Ek Gıda/Katı Gıda: Giriş-Gelişme-Sonuç

Anneler olarak bebeklerimizle ilgili konulara normalin beş katı kaygıyla yaklaşıyoruz. Beslenme elbette bunların başında geliyor. Bakınız günümüz ebeveynlerinin ebeveynlerine; annennelere, babaannelere, dedelere…. Kaçarı yok böyle büyütüldük.

Beslenme ile ilgili kaygılar henüz bebek yeni doğduğunda, emzirme ile başlıyormuş da haberim yokmuş. Yaşadım. Biz emzirme dönemini sütümün az olması nedeniyle bir ileri, iki geri yaparak beş buçuk ayda tamamladık. Bebekler ihtiyaçlarını giderme konusunda pek maharetliler, biberondan kolayca mamayı midesine indirmek varken niye memeden süt çekmeye uğraşsındı, zaten sütümle doymuyordu. Elimden birkaç gün daha sağmaktan fazla birşey gelmedi, vicdanen çok zorlandım ama bebeğimin tercihiydi.

Sekiz aylık bir bebeğim var ve şu kısacık zamanda anladığım bir şey varsa o da annelik konusunda tek bir doğrunun olmadığıdır. Herkes bu yolculukta kendi çözümünü üretiyor. Yani okunan kitaplar, uygulanacağı düşünülen yöntemler, asla yapmam denilenler vız gelip tırıs gidiyormuş. Ben de bu yazımda ek gıdaya geçiş, katı gıda, kısaca bebeğimin beslenmesi konusundaki kendi çözüm sürecimden bahsedeceğim.

Hoşgeldiniz beslenme-yemek serüvenimize.

Ek gıdaya bebeğimin memeyi erken bırakıp, mamayla başbaşa kalmamız sebebiyle 6. ayına girmeden başladık. Bebek için anne sütü-mamadan farklı tatlara geçmek nasıl olağanüstü bir deneyimmiş daha ilk günlerde anladım. İlk olarak bebeğimi mama ile beslediğimden şifa niyetine yoğurtla tadım yapmaya başladık . Bebeğimin tepkisi çok iyiyiydi, 6. ayına kadar öğlenleri ara öğün olarak yoğurt yedirdim. Sonrasında acele etmeden ve 3 gün kuralını uygulayarak sırasıyla, avokado (süper besin), elma, armut, tadarak devam ettik. Avokado süper besin, ancak alerji riski çok da yüksek. Neden derseniz, hem tropik bir meyve hem de sofralarımızda çok yeni, yani bizden önceki kuşak avakado yemediğinden bünyemizin tepki verme olasılığı çok yüksek. 3 gün bekleme kuralının önemi burada ortaya çıkıyor.

Sonrasında mevsim sebzelerinin tek tek püresini denemeler, yavaştan püre şeklinde sebze çorbaları derken, az biraz yemek dünyasına adım attı bizim küçük gurme. Ancak iyi hoş yiyordu da bizim yemek saatleri biraz meydan muharebesine dönmeye başlamıştı. Kuzu kaşığı tutmak istiyor, yemeğe dokunmak istiyor, ben kaşığı kaçırıyorum, ağlıyor, kaşığı vermeyince stres oluyor ağzını kapatıyor, hadi sakinleştir falan derken, yemek saatleri stresli geçiyordu. Baktım ki içimdeki klasik Türk annesi hortlayıvermiş, kendi yerse aç kalacak, nasıl yiyecek, ya boğulursa, hep püremi versem, sonra hep püre mi ister, katı gıda nasıl olacak, kaşık çatal tutmayı ne zaman öğrenir, elle nasıl yiyecek, ya etraf batarsa, zaten kendi nasıl yesin canım, üstü kirlenir, yok canım nasıl olacak diye düşüncelere gömülmüşken bu böyle gitmez dedim. Sakinleşmek, doğru düşünebilmek, sorunu anlayabilmek için frene bastım. Bebeğimin yemekle kuracağı ilişkiye zarar vermek istemiyordum.

Hemen iki tık araştır, oku, konuş derken sakinleşip sil baştan yaptım. Böyle zamanlarda fikirdenk arkadaşlar, kardeşler, internetteki güvenilir kaynaklar ve doğru yazılmış kitaplar, en önemlisi de annelik içgüdüleri kurtarıcı oluyor.

İşte beslenme konusuyla ilgili başucu yaptığım ve bayağı yararlandığım doğru kitaplardan biri Doğan Kitap’tan çıkan, Doğru Yiyecek Sağlıklı Çocuk / Kelly Dorfman. Kitap, besin alerjilerinin bebeklerin-çocukların sağlığı ve gündelik hayatı üzerindeki etkilerini yaşanmış örneklerle anlatıyor. Anlatılanlara inanamayacaksınız!! Kitap güzel bir dille yazılmış ve sanırım çevirisi de iyi olduğundan örnekler yabancı kalmıyor. Özellikle aile geçmişinizde alerji varsa mutlaka bakmanızda yarar var ki ülkemizde alerji konusu hala muamma, kendimden biliyorum.

Diğer bir kitap ise, Gün Yayıncılıktan çıkan Hatice Oluk tarafından Türkçeye henüz çevrilmiş olan “O tabak bitecek! mi?”. Beslenme konusunda benim gibi bebeğinizle mücadeleye girdiyseniz çok iyi bir yol gösterici. Kitapta baby led weaning yönteminden yani bebeğin kendi kendini beslemesinden bahsediyor.

Bebeğin kendi kendine beslenmesi aslında birçoğumuzun bildiği ama korktuğu bir yoldur, ancak bu yöntemi uygulamak için çok ikna ve teşvik edici bir kitap. Kısaca diyor ki; bebeğinize kendi yiyebileceği yiyecekler sunun, zaman ve fırsat verin, o nasıl, ne kadar yiyeceğini zaman içinde öğrenecektir, bebeğinize güvenin, müdahale etmeyin, illa kaşıkla besleyeceğim diye diretmeyin, ilk etapta yiyecekeleri finger food yani parmak yiyecekler olarak sunmanız ve tek tek vermeniz bunu kolaylaştıracaktır, ama mutlaka farklı kıvamları da sunun. Zaten meraklı olan minikler büyük bir istek ve iştahla önüne koyduğunuz şeyi yiyeceklerdir. Ağzını bulması, yediği şeylerin karnını doyurduğunu anlaması, nasıl yendiğini keşfetmesi, dil kaslarını kullanması, öğürme refleksinin ne işe yaradığını anlaması, tükürmeyi yani diliyle yiyecekleri öne itmeyi bırakması zaman alıyor. Öyle ilk günden eline verdiğiniz elmayı löpçük diye çiğneyip yutamıyor tabii ki, biraz sabır.

Kitap bir yandan okunurken, pek tabii “aman eline verme boğulur, çocuk nasıl kendi yesin?, gıda alamaz”cılara sakın aldanmayın. Sakin kalmaya çalışın ve müdahale etmelerine izin vermeyin. Çünkü yine “bu çocuk doymuyor”cular iş başında olacaklar, hiç bitmiyor anacım bunların mesaileri hiç! Panik yapmayın, hem çocuk doktorumuzun dile getirdiği hem de kitapta bahsedildiği üzere bebeklerimizin 9. ayına hatta belki 1 yaşına kadar ana besini yine anne sütü ya da mama oluyormuş, olmalıymış. Çünkü henüz gelişen bağırsak sistemdenlerinden dolayı yedikleri sebzeden, meyveden, yemekten almaları gerektiği kadar vitamin, mineral alamayabiliyorlarmış. Dolayısıyla bebeklerimizin katı gıdaya geçişteki ilk birkaç ayını oyun olarak görmemiz hem bizim açımızdan hem de bebeğimiz açısından yeme saatlerinin daha keyifli geçmesine yardımcı olacaktır. Katı gıda ile değil yine mama ya da anne sütü ile doymalarını beklemek en doğrusu. Yani katı gıdalar bir nevi ara öğün olmalıymış. Hatta yine kitapta “tok olduğu zamanlarda verilmeli ki besinsiz kalmasın deniliyor” ve ekleniyor “zaman içinde zaten bebeğiniz öğünlerini kendisi ayarlayacak ve katı gıda ile doymaya başlayacak bu nedenle bebeğinize hazmedemeyeceğinden fazlasını yemeye zorlamayın, aç ise öncelikle mama ya da anne sütü ile besleyin.”

Biz bu kritik eşiği aşalı bayağı oldu, çünkü kuzu her şeyi yediği gibi kereviz, enginar gibi çoğu annenin “nasıl yaa?” dediği sebzeleri de yemekle birlikte, yemeğini kendi kendine yiyor, kendi doyum noktasını biliyor, mama-yemek dengesini açlığına göre ayarlıyor, ağzına aldığı parça yutamayacağı büyüklükteyse ya parçalayıp bir kısmını atıyor ya da tamamını çıkarıp başka bir parça koparıyor, eline aldığı şeyi asla direkt ağzına götürmüyor, önce inceliyor, Ne bu? Nasıl yerim? Kıvamı ne? Hangi tarafından başlasam? sonra, homini gırtlak…

AliAral

Pek tabii arada yoğurt gibi akışkan yiyecekleri ben yediriyorum, henüz onları yiyebilecek becerisi gelişmedi ama denemelerimiz devam ediyor. Yemek yiyemeyeceği bir mekana gidiyorsak, mesela pazar günleri gittiğimiz heykel atölyesi gibi, yanıma meyve, yulaf, yoğurt ya da çorba alıp kendim yediriyorum. Bu tamamiyle benim tercihim, BLW yöntemi, anne yöntemi ortaya karışık.

Kendi kendine yediği zamanlarda ise ben yan gelip yatmıyorum, önceliğimiz güvenlik olduğundan yemek boyunca onu rahatsız etmeden gözlemliyorum, hem de neyi ne kadar yediğini görüyorum. Tedbiri elden bırakmamak esas. Kendi kendine yemeyi öğrenebilmesi, kendince ve kendini keşfedebilmesi, dokularını, tatlarını, kokularını istediği kadar, istediği şekilde, istediği sürede öğrenebilmesi ve her şeyden tadabilmesi için kontrolü ona bırakmak en güzeli. Pek tabii bunun için önden ufak bir hazırlık yapıyorum. Konu 6-7-8 aylık bir bebeğin kendi kendini beslemesi olunca ev ortamını şöyle bir gözünüzde canlandırın, neden bu hazırlığı yaptığımı anlayacaksınız.

Öncelikle yemeğini hazırlıyorum, sonra yüzüme, gözüme, her yerime gelebilecek yemek bombaları için kılıç kalkan kuşanıyorum. Şaka bir yana, birçok market hatta pazarda bulabileceğiniz silinebilir bir masa örtüsü edindim, bebeğimin mama sandalyesinin altına seriyorum, bazen de portatif mama sandalyesiyle ada mutfak tezgahında yiyor, örtüye gerek kalmıyor. Sonrasında bebeğime şu uzun kollu faaliyet önlüklerinden giydiriyorum, çamaşırdan tasarruf olduğu gibi bazı kıyafetleri lekelendiğinde içim cızlamasın diye. Boynuna içten mutlaka normal bir önlük takıyorum ki yedikleri boğazından içeri sızmasın diye, artık ne kadar kurtarabilirsem, alt kısmına ise ya ufak bir örtü ya babamızın eski tişörtlerinden ya da kullan at alt değiştirme örtülerinden serip, elimin altında da mutlaka ıslak mendil bulundurup (yeni doğan saf su pamuk olanlarından tercih diyorum) bebeğimi yemeğiyle başbaşa bırakıyorum. Güvenliği ve ulaşamadığı noktalar dışında müdahale etmiyorum ki bu keşfin tadını çıkarsın, zaten müdahale edilmesinden de hoşlanmıyor. Çok müdahale etmem gerekiyorsa da anlatarak yapıyorum. Kısacası bebeğim yemek yerken ona refakatçi oluyorum.

Bebeğe saygı ilk kuralımız.

Önceleri önüne koyduğumda neyi nasıl yapacağını bilemeden eline almaya çalışan bebeğim çok kısa bir zamanda küçüçük parçaları dahi parmaklarıyla tutup ağzına götürmeye başladı. Ağzında çevirmeyi öğrendi, dil kasları gelişti, tükürmeyi bıraktı. Nihayetinde bu süreçte, bebeğinizi ve iç güdülerinizi dinlemeniz, güvenlik için tedbiri elden bırakmamanız en iyisi. Müsaade edildiğinde o minicik elleriyle nasıl tutacaklarını, nasıl yiyeceklerini o kadar güzel öğreniyorlar ki , o minnacık ağızlarına neleri, ne kadar götüreceklerini o kadar iyi biliyorlar ki, ben çok şaşkınım… babası daha da şaşkın… büyükleri hiç anlatmıyorum bile.

Bundan iyisi Şam’da kayısı diyorum çünkü, bu durum HER YERDE böyle, bir restorana gittiğimizde de, ev ziyaretlerinde de bebeğim yerken biz de rahat rahat yemeğimizi yiyoruz. Pek tabii dışarıdaysak yemek sonrası yerleri bir bal dök yala kıvamına getiriyorum ancak, olsun o kadar da. Kahrolsun içimdeki Köle İsaura!!

Biz dışarıdaki yemek konusunda seyyar bir mama sandalyesi alarak da durumumuzu kolaylaştırdık çünkü, her gittiğimiz mekanda mama sandalyesi olmadığı gibi, olanlar da kirli olabiliyor ya da güvenlik açısından uygun olmayabiliyor. Piyasada sandalyeye takılabilen, katlanabilir, hafif, ucuz, çanta gibi omza asılabilen mama sandalyeleri mevcut. Ufak bir piyasa yoklamasıyla çok uyguna edinilebilir. Bu da ayrı bir konfor, demedi demeyin.

Sonuç olarak, biraz olsun okuyup araştırmam ve sakinleşip, iç sesime yönelmem, en önemlisi de bebeğimi gözlemleyip, kontrolü bebeğime bırakmam sayesinde uykularımı kaçıran yemek olayımızın, bebeğime düşen kısmını çözmüş bulunmaktayım. Bana düşen kısmı ise çok fena çünkü, her gün başka başka yemekler icad etmek büyük mesele, bu konuya hiç girmiyorum.

Velhasıl, amacım illa bir yöntem tavsiye etmek, illa bir kalıba girmek, illa ki bu kitap olmazsa olmaz da değil, amacım aslında bebeğimize güvendiğimiz taktirde sürecin daha kolay işleyeceğini anlatmak. Ben bebeğimin tercihi doğrultusunda hareket ediyorum. Burada BLW de başka bir yöntem de ancak yol gösterici olabilir. Bırakalım kendileri karar versinler neyi, ne zaman, ne kadar, nasıl yiyeceklerine. Böylece bebeğinin peşinden tabakla koşan, tv açıp yedirmeye çalışan, sürekli aç gezen bebeğiyle münakaşa eden, oyunla, ödülle yemek yedirmeye uğraşan anne popülasyonunda biraz azalma olabilir diye düşünüyorum. Kınamıyorum çünkü, herkesin kendi çözümü, kendi doğrusu.

Önce bir sakinleşin, sonra biraz cesaret toplayın, ki bunun için kitap çok işe yarıyor, bebeğinize güvenin, yöntemi deneyin diyorum.

Denemekten ne çıkar? Mutlu bebek, mutlu anne, mutlu yemek saatleri çıkar.

Herkese mutlu sofralar olsun.

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

8 yorum

  1. Oğlum 17 aylık. Bir yaşına kadar (ilki 10.gündü) 4 defa ciddi boğulma tehlikesi atlattı. İlkinde hastaneye nasıl yetiştik, öncesinde sırtına vurup kendine nasıl getirdim bir ben bir Allah biliyor, zaten ölümden döndü, kusmuğu kaçmış boğazına ve biraz da ciğerine.
    Benim gibi rahat bir kadının tek korku noktası bu yiyecekler oldu 🙁 ama su yolunu buluyor. Yavaş yavaş kendimi telkin ederek, başında durarak, pütürlü vererek, korka korka olsa da alıştım. Geç alıştık ama alıştık.
    En önemli noktanın da çocuğun üzerine gitmeme olduğunu düşünüyorum. Gidince ters tepiyor yeme problemi başlıyor, tepki geliştiriyor, sonra zayıflık, kabızlık vs sorun hiç bitmiyor. Ve evet herkesin yöntemi kendine, bu da güzel bir paylaşım olmuş, yazana da paylaşana da teşekkürler.

  2. Selin e ve diger annelere hergun bebegine ne yemek uretsem diye dusunen herkese buldugum kaynagi soylemek istiyorum Annabel Karmel baby and toddler meal plan. Tabii icindeki lezzetler yada gidalar bizim turk mutfagina uymaya bilir ama pratik ve guzel seyler bulabilirsiniz hatta cok daha saglikli besinler bulabilirsiniz.
    Ayrica benim kizim da sut alerjisi vardi biz yogurta ancak 18 aylikken gecebildik yine de 1 yasina kadar inek sutu ile yapilan hic birseyi isvicre `deki doktorlar onermiyorlar. yogurt dahil . hele hele daha 6-7 aylik bir bebek icin yogurt bile ( ki en faydali sekli sutun ) fazla gelebilir o yuzden bence oranini cok da vermemeye gayret edin derim. her nekadar Turk anneleri ` aa yogurt en faydali besin ` deselerde o sutun o inegin kalitesini nekadar bilebileceginize iyi karar verin. Ille inek sutu iciren anneler keci sutu nun daha faydaligi oldugunu bilsin lutfen inek sutunun faydasi sadece kendi yavrusunadir.Yogurtu mumkunse kendiniz yapin Cunku Turkiye`deki marketlerde satilan tum yogurtlarin icinde kivam arttirici bir suru zararli madde var inanin bunu direk yogurt ureticilerinden ogrendik.Icine camasir suyu koyduklarini soylediler .Sokak sutcusunden tabiiki sut almayin ama guvendiginiz bildiginiz ciftlikleri arastirin onlardan alin veyahut bildiginiz guvendiginiz markalari secin sut alimindan onlardan yogurt yapin.
    Ayrica cocugu doydumu doymadi mi diye tum anneler dert eder ve hep doymadigi kanaatindedirler. Aslinda bebeginiz doymustur ac kalsa aglayarak size bunu belli eder ve ve en onemlisi bebeginizin midesi avucu kadardir buna lutfen inanin. Tika basa doldurup cocuklarinizi kusturmayin 🙂 sevgiler

  3. Evet bogulma tehlikesini bende 2 kere gecirdim ve ilk yardimi malesef kendim yaptim ilk yardim bilmek cok onemli. Ama sezaryen ile dogan cocuklarin reflu problemi bogulmayi tetikleyebiliyormus ben bunu ogrendim ve sorunumuzu isvicredeki Osteopatimiz duzeltti boynunda saga dogru bir egrilik oldugunu dogumdan ve buradaki tikanikligin midesine kadar etki ettigini ogrendik (cok sasirdik) Ancak birdaha asla bogulma tehlikesi gecirmedik. Sebebi beslenme degildi cunku ikisinde de sadece sut iciyordu .tabii biberon tutusunuza kadar onemli. birinde sut bitmis sadece gaz cikariyordu. Ancak Sezaryenin cocugun uzerindeki negatif etkilerinden biridir mide kasinin iyi gelisememesi . Turkiye de de bir suru osteopat ( kemik bilimi uzmani ) doktorlar vardir eminim Bebek ve cocuklarla calisanlarina bir gozukmesini tavsiye ederim sezeryan ile dogmuslarin.

  4. duygu demiroğlu

    merhaba.öncelikle paylaşımınız için teşekkürler.o tabak bitecek mi ‘yi bende okuyorum ve uygulamaya başladım.bebeğim 7,5 aylık ve 5 aydan itibaren kaşıkla beslemeye başladım.fakat son zamanlarda özelliklede et ile beslenmeye geçince tepki vermeye başladı.kaşığı görünce ağzını açan çocuk şimdi sımsıkı kapatıyor.bende kitaptaki önerileri denemeye başladım.kendi kendine yemek çok hoşuna gitti.ama bahsettiğiniz gibi dağınıklığı göze almak lazım.yazdıklarınıza katılıyorum ve bende bu yöntemi annelere öneriyorum.

  5. Boğulma ve nefes borusuna yemek kaçma durumu sıklıkla karıştırılır. Çocuk öksürüyorsa boğulmuyor, nefes borusundakini çıkarmaya çalışıyordur. Boğulma nefes borusunun tamamen sıvı ile veya fındık gibi yusyuvarlak bir besinle tamamen kazanmasıdır. Çocuk öksüremez, nefes alamaz. Sıvı ile boğulma çocuğun kafasının tamamen suya dalması ile olur. Onun dışında aşırı zor bir ihtimaldir. Katı besinle boğulma ise ancak ve ancak yuvarlak ve sert besin tanesi ile olur. Baby led weaning uygulamasında tek dikkat edilmesi gereken sert ve yuvarlak beain verilmemesi ve çocuğun genzine Birşey kaçarsa sırtına vurarak müdahale edilmemesidir. Sırtına vurma çocuğa yardım edeceğine besini yeniden genzine yerleştirir. Yemek yerken dikkatini dağıtmayın yeterli.

  6. Size sonuna kadar katiliyorum. Benim de 9.5 aylik bir kizim var onunla ayni yontemi uyguluyoruz, yemek yerken cok keyifli oluyor bu da beni cok mutlu ediyor (temizlik fasli biraz zorlasa da).
    Ellerinize saglik cok guzel bir paylasim olmus…

  7. Merhabalar. Yaziniz cok ilgi cekici kizim kucukken de bu konuyla alakali okumustum ama unutmusum . Simdi 9aylik oldu rica etsem onune kendi yiyebilmesi icin neler koydugunuzdan bahsedebilir misiniz? Kizim finger food a cok merakli ama ben neyi eline verebilecegim konusunda kararsizim

  8. Merhaba,
    Yazinizi keyifle okudum,digerlerini de bir cirpida okuyup bitirecegim vakit bulursam.
    Kizim anne sutunu 3.5 ay gibi alabildi,sut miktari yetersizdi,kilo alamiyordu.Buna benzer bir durumu paylastiginiz icin tesekkur ederim,cunku kendimi gezegendeki sutu olmayan tek canli gibi hissediyordum zira sut verebilen anneler boyle bir durumu daha da zorlastirdilar,nasil olur da bir annenin sutu olmazmis anlayamadilar.
    Neyse,kucuk bir ic dokme seansindan sonra, su BLW yontemi cok hosuma gitti.Kati gidaya meyveyle basladik,simdi de sebze puresi,yogurt var.Kizim 7 ayin baslarinda, oturamadigi icin bu yontemi denemek mumkun gozukmuyor,umarim yemekten sogumadan oturmaya baslar.