58 Yorum

Baba gözüyle “çocuktan sonra evlilik”

Daha önce bir okur mektubunu içeren “Hayalimdeki evlilik bu değildi” başlıklı yazıma, Bir Baba kod adlı bir baba aşağıdaki yorumu bırakmıştı.

Üzerinden zaman geçmiş olmasına rağmen her zaman güncel bir konu olduğunu ve  “çocuktan sonra evlilik” olayına baba gözüyle bir bakış sağladığını düşünerek Bir Baba’nın bu yorumunu öne çıkarmak istedim. Paylaşmama izin verdiği için kendisine teşekkür ederim. Aşağıdaki yazıyı okumadan önce Bir Baba’nın yorum yazdığı yazıyı hatırlamak da doğru olur sanırım: Hayalimdeki evlilik bu değildi.

Buraya sadece annelerin yazabiliyor olması gibi bir zorunluluk yoktur sanırım. 🙂 Mektubu ve yorumların bazılarını okudum. Biz de eşimle aynı sorunları yaşıyoruz. 4 yıllık evliyiz, 2,5 yaşında bir kızımız var. Tabii bizde eşimin yabancı olması ve yurtdışında yaşıyor olmak gibi sorunları arttırıcı etkenler var ama durum hemen hemen aynı. Size durumun erkek gözünden nasıl göründüğünü anlatmak istiyorum (en azından benim gözümden)

Eşim çalışmıyor, sürekli evde ve kızımıza bakıyor. Ev işine fazla zaman harcamıyor, eve geldiğimde ev dağınık ise ya da yemek yok ise hiç zaman bulamadığını söylüyor (bütün gün nasıl zaman bulamadığını anlayamıyorum aslında). Yaşadığımız şehir, ikimizin de şehri değil, işim nedeni ile burdayız, bu nedenle burada hiç arkadaşımız yok, çocuğumuzu bırakıp baş başa bir yere gidebileceğimiz bir yer yok. Bu nedenle birlikte yaptığımız, ya da yapabileceğimiz pek birşey bulamıyoruz.

Akşam eve işten saat 18:00 gibi geliyorum. Geldiğimde istediğim 2 şey oluyor, birincisi bir 30 dakika kafamı dinleyip işin stresinden arınmak, sonrasında da kızım ile vakit geçirmek. Bu nedenle saat 22:00-22:30’a kadar eşimle hiç iletişimimiz olmuyor. Ben kızım ile oynarken o da ev işleri ile uğraşıyor, ya da internette birileri ile konuşuyor.

Kızımızı saat 22:30’da yatırdıktan sonra da kendisi de hemen uyuyor. Bense hergün umutla acaba uyanır da birlikte bir film izler miyiz diye bekliyorum. Evet, arada sırada kız uyuduktan sonra kalktığı oluyor, ama onda da yine sadece kendisine zaman ayırıyor, birlikte birşey yapamıyoruz.

Bayramda Türkiye’ye gelip kızımızı anneme bırakıp başbaşa 3 gün tatil yapmaya karar verdik, 3 gündür, gece uyuduktan sonra gidip onu kaldırmaya çalışıyorum. Amacım birlikte internetten nereye gideceğimize karar vermek, ama 3 gündür bunu bilmesine rağmen kalkmıyor, uyumaya devam ediyor. Sorduğumda da kendisini çok güçsüz hissettiğini o nedenle kalkamadığını söylüyor. Ancak geçenlerde TV’de sevdiği bir program vardı ve bunun için kalkabildi!

Böyle olunca, ben de eşimin bu tatil için heyecan duymadığını, benimle tatil yapmanın çok da önemli olmadığını ve beni sevmediğini düşünmeye başladım.

Yine tatil için karar vermek ve tüm ayarlamaları yapmak bana düşecek.

Aslında, benim eşimden beklediğim, birlikte yapabileceğimiz şeyleri bulması, ayarlaması ve bana önermesi. Çünkü, öncelikli olarak çalışırken zaten birçok şeye karar verip organize ediyorum, eve geldiğimde artık böyle organizasyon işlerine kafa yormak istemiyorum, hem de çocuğun işleri temel olarak eşimin kontrolünde olduğu için, çocuğun durumuna uygun şekilde bir ayarlama yapmasını bekliyorum. (aynı şekilde, çocuğun sorumluluğunun alınması konusunda da, direktifleri onun versin, ben de yapayım şeklinde bir düşüncem var. Sonra ben işten gelirken çocuğa meyve suyu alsam, ne gerek vardı evde meyve suyu var diyor 🙂

Geçenlerde bu konular hakkında konuşurken bana ” Ben kişiliğimi yitirdim, artık senin istediğim gibi biriyim, kendime ait birşeyim yok, hobilerimi yapamıyorum, istediğim gibi yaşayamıyorum” dedi. Ben bu konuda biraz siz anneleri haksız buluyorum. Anne olmanın getirdiği yaşamsal kısıtlamaların, değişikliklerin tüm suçunu babaların üzerine atıyorsunuz (Babalar da annelerin üzerine atıyor). Halbuki tüm bunların nedeni çocuğun var olması. Ancak her iki taraf da vicdanen çocuğu bunların suçlusu olarak nitelendiremediği için, karşı tarafı suçluyor. Belki de birini suçlamadan bu durumu kabullenmek ve konuşarak çözüm yolları aramak lazım.

Kısacası, her iki taraf da karşısından bir adım bekliyor, ama bu beklentiler bir türlü örtüşmüyor. bu beklentileri örtüştürebilmek için bence en önemli şey karşılıklı açıkça konuşabilmek. (Bizim şu anda eşim nedeni ile yapamadığımız şey, ya zamanı olmuyor, ya da canı konuşmak istemiyor).

Karşınızdaki insanın, bir zamanlar sevdiğiniz, aşık olduğunuz insan olduğunu unutmamak lazım, o insan değişmedi, hala aynı kişi. Bu düşünce kafanızda oldukça, umut vardır.

Biraz dağınık bir yazı oldu, kafamda 1 milyon düşünce varken bunun sadece bir kısmını yazabildim o yüzden, kusuruma bakmayın.

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

58 yorum

  1. Kadın depresyonda.
    Bu beye tavsiyem: İşten 3 gün izin alsın. Cumartesi günü sabah saat 8de eşi evden çıksın ve 5 gün boyunca sabah 8:00 akşam 18:00 arası sokaklarda dolaşsın, kafelere gitsin, kitapçılarda otursun. Eğer 5. günün sonunda bu bey hala çocuğa da baktım, yemek de yaptım, ortalık da toplu, erken de yatmadım, karımla da ilgilendim diyebiliyor mu bir denesin:)

    “Direktifleri o versin…” Çok sorumluluktan kaçış kokuyor. Hele ki bahsettiğimiz 6 aylık bebek değil! Koca çocuk. O yaşta benim bey benden farklı değildi çocuk bakımı konusunda. Bilmiyorum. Çare aramak lazım.

    Ha tabi çiftlerin sorunu çocuk değil belki de başka bir şeydir. Onu bilemem. Konuşarak bulmaları lazım. Belki de gerçekten onunla tatile gitmekten heyecanlanmıyordur. Aşk emek ister.

  2. Blogcuanne merhaba 2 yıldır gizli takipçinim. Bugün yazmak istedim. Aslında yazıdaki babaya katılıyorum. Benim de 3.5 yılım bu yazıdaki anne gibi geçti. Anne çocukla başbaşa kaldığında çocuk anneyi resmen sömürüyor ve bütün enerjisini alıyor. Bu durum da annenin ne kendine ne de eşine ayıracak vakti, enerjisi kalmıyor. Şu an çalışmaya başladım. Eşimle ayrı şehirlerdeyiz. Çalışmak bana kendime dışarıdan bakabilme imkanı sordu meğer 3.5 yılın ne zor ne çok şikayetle geçmiş. Şimdi bu babanın yazısını okuyunca eşimin benden neler beklediğini ve ne çok hayalkırıklığına uğradığını görmüş oldum. Ama biz anneler daha çok sorun odaklı yaşıyoruz. Erkekler ise çözüm odaklı. yani biz sorunun içinde (çözüm bulmaktansa) debelenmekten hoşlanıyoruz sanki. Şahsen ben öyleyim sanki. Oradaki anneye tavsiyem bu sorunun (sorunun farkındaysa) sadece kendine has bir durum olmadığını bu durumu bütün kadınların yaşadığını anlaması açısından anne bloglarını takip etmesidir. Bloglar arasındas benim favorilerim blogcu anne ve deli anne ikisine de hayranım. Ayrıca bir anne olarak time management konusunda pinteresttten ilham almasını öneririm. Pinterestteki anneler zamanı okadar iyi yönetiyorlar ki (hatta insanı komplekse sokuyorlar)çoğu homeschooling bile yapıyor. kesinlikle pinterestten ilham almalı.Sevgilerr….

    • “Kadınlar sorun odaklı, erkekler çözüm odaklı yaşıyor.” Herkes için geçerli mi bu bilmiyorum ama sanırım bizim evde doğru…

  3. Bu yorumda göz ardı edilmemesi gereken bir nokta var. Ben işin gündüz kısmına odaklanmak istiyorum. Baba gün boyu dışarıda ve farklı şeylerle uğraşabiliyor. Kapalı bir ofiste olabilir ama bu müşterileriyle veya iş arkadaşlarıyla sosyalleşmesine engel değil. Öğlen arasında arkadaşlarıyla veya yalnız başına yediği bir yemek, içtiği bir kahve, boşken bilgisayarından internette zaman geçirmesi hayatına pozitiflik katıyor. Çok saçma gelebilir ama inanın evden çıkıp işe giderken ve geri dönüşte alınan yol bile insanı mutlu edebilir. O an belki müzik dinleyebilir veya kitap okuyabilirsiniz, araba kullanıyor olabilir ve bundan zevk alıyor olabilirsiniz. Bunların hepsi çok normal ve tabi ki hiçbirisi suç değil. Baba zaten baba olmadan önce de bunları yapıyordu.
    Öte yandan anne o saatlerini çocuk ile ilgilenerek geçirmek zorunda. Ve bir çocuk ile ilgilenmek erkeklerin sandığı kadar kolay değil. Koyunca durmaz, susup oturmaz, saatlerce uyumaz, pişirirsin yer veya yemez, döker toplarsın yine döker. Eve geldiğinde eşinin dağınık bulduğu ev belki toplu hali bile olabilir. Demek istediğim anne bir kısır döngüdedir. Ertesi gün de böyle geçecektir. Ve altını çizmek istiyorum anne anne olmadan önce bunları yapmıyordu. Bütün zamanını evin bir bireyiyle uğraşarak geçirmiş olmanın yorgunluğunun üstüne evin ilgi bekleyen (ki bu çok doğal) diğer bireyi de eve ulaştığında kadın farkında bile olmadan kendinden beklenen ilgiyi sunamıyor veya sunmak istemiyor (ki bence bu da çok doğal). Uyumayı tercih ediyor çünkü bunu hak ettiğini düşünüyor çünkü gün boyu belki de kendisi için yapmayı tercih ettiği ve yapamadığı bir sürü şey vardı. Baba kendisini eğlendirmek amaçlı hiçbir şey yapmıyor olabilir (maç izlemek, arkadaşlarıyla toplanmak vs gibi) ama istediğinde yapabileceğini bilmek ona pozitif düşünceler sağlar. Anne ise istese de yapamayacağı düşüncesinde olur genelde çünkü çocuğumu nasıl bırakayım duygusunu dibine kadar işler hormonlar vücuda.

    Tüm bunların olmasının nedeninin çocuğun var olması konusuna katılıyorum. Ama çocuğun varlığı anneyi, babayı etkilediğinden kat be kat daha fazla etkiliyor. Annelik dünyanın en mükemmel şeyi ama bir o kadar da yorucu. Eminim babalığın verdiği sorumluluk da çok yorucu olabiliyordur. Ama bir anne olarak gerçekten kendi istediğim şeyi yapamadığım veya istesem de yapamayacağım duygusunu hissediyorum. Evde istediğim bir şeyi yapıyor olduğumda da çay isteyen, konuşmak isteyen, odanın toplanması/çamaşırların yıkanması/ütü yapılması/ gerektiğini hatırlatan (bu liste uzar) bir baba ile çişi gelen, oyun oynamak isteyen, şeker için izin isteyen, kek isteyen, elinin yıkanmasını isteyen, süt isteyen, su isteyen, çorabını çıkartmış giydirilmesi gereken, suyu üstüne döktü değiştirilmesi gereken (bu liste de uzar) bir çocuk tarafından zaten bol bol bölünüyorum. Uyuyor olsaydım belki kimse benden bir şey isteyemezdi kendi kendime kalabilirdim… Bir de böyle düşünmek lazım 🙂

    Son olarak, gün içinde baba başkaları için bir sürü organizasyon planlayabiliyorsa hayatındaki en kıymetli insanlar için de bunu yapmak neden zor gelsin ki?

    Sevgiler…

    • Yorum harika… Babanın yazısı eşimi, sizin yazınız beni anlatıyor ve sizin yazınızı eşime ve akadaşlarıma okurken yuh yani onca şey düşünene kadar ev işi yapılırdı diye dalga geçtiler benimle ve benim gibi düşünenlerle ve o yüzden düşünüyorum benimle dalga geçen bu adama ben nasıl aşık olmuşum zamanında. Ayrıca bir sorunumuz daha var konunun dışında kayınvalide… Evlilik denen şey başlı başına bir iş, görev sevgililik gibi olmuyor olabilenleride tebrik etmek gerek…

      • Babanın yorumunu ve kendi yorumumu ben de eşime okudum (itiraf ediyorum kırılmasın diye onun benden bekledikleri hakkındaki listeyi atladım sadece çocuğun listesini okudum 🙂 ). Baba gündüz yaptığı o işlerden sandığın kadar zevk almıyor olabilir dedi. Ama ailesi için o organizasyonu yapmalı karısından beklememeli dedi.

        Maalesef bir çok erkek, ev işi yapmanın, yemek yapmanın, çocuk bakmanın/büyütmenin/eğitmenin/terbiye etmenin çok basit olduğunu sanıyor. Daha beteri, şikayet ettiğinde bunu saçma buluyor. Bu algı benim eşimde de var ama biraz yumuşadı veya benim ona listeyi okumamam gibi o da bana içinden geçen düşünceleri okumuyor 🙂 Bu algıyı bir değiştirseler belki o zaman ilerleme kat edebilecek ilişkiler. Bazen ‘çok yoruldun otur biraz şunu da ben yapayım’ demeleri bile yeterli aslında.

        Hep diyorum evlilik zormuş ve içine girmeden ne kadar zor olduğu bilinebilecek bir şey değilmiş.

    • neen çocukla sosyalleşemiyor kadınlar neden hep farklılar bencede abartıyorlar

      • Çocukla sosyalleşemiyorlar derken ne demek istediniz? Çocukla sosyalleşmekten kastınız çocuğu da alıp daha önceden gittiği yerlere gitmek yaptığı şeyleri yapmak mı? Çocuğu olunca hiç kimse eve tıkılmak zorunda değil. Elbette çocuğu alıp dışarı çıkabilir anne. Gel gör ki çocukla sosyalleşmeye çalıştığınızda birinci ilgi odağınız yine çocuk olacaktır, dikkatinizi vermek istediğiniz başka şey değil. Ayrıca çocukla gidilebilecek alan ve yapılabilecek aktivite belli bir çerçeveye kadar sınırlıdır.

  4. beyfendiyi tebrik ediyorum. harbiden çok açık sözlülükle anlatmış durumu. açıkçası bir bey yazısı olunca ben “işten geldim, baktım yemek yok, hemen girdim yaptım” muhabbeti bekliyordum. bence işten gelince çocukla oynarken o annesi bıraksın evin işini, çıksın yarım saat sokakta dolaşsın. temiz hava iyi gelir.

    • tabii erkekler yemek yapacak orası kesin :))

      • atması bedava hehe

      • erkekler yemek yapacak yazmışım -3 oy almış ne acaipsiniz siz kadınlar ya, eee bunu eksileyen zihniyet günde 3 öğün yemek yapmayı ve evişinden kafayı kaldırmamayı hak eder müstehak hahah :)))

      • ama hakkaten çocuk bakmakta ne var, evde 1 çocuk bakamyor muyuz hanımlar bu mudur gelinen son durum, biraz saçma değil mi, uyutmak da nesi çocuk kendisi uyuyacak kendisi uyanacak kendisi yiyip giyinecek. sıkıntı bebek muamelesi yapmak türkiyede çocuklara, aman üşür diye üstünü örtüyorlar gece uyanıp. gece uyanmayan bebeklerini acıkır ya da nefes alıyomu diye uyandıran anneler var, al başına bela, çocuğu uyandıra uyandıra uyku sorunu yaratıp sonrada uykusuzum diyorlar. dışarı çocukla çıkmayı beceremiyip babaynın başoının etini yiyolar. el insaf ama. erkekler haklı, kadın da becerisini kazansın, ev işi yapmayın istemiyorsanız. bırak dağınık kalsın, neden çok yoruluyor bu tipler, herşeyi kendileri yapmak istiyolar çünkü. herşeyi kendin yapınca ve mükemmel yapmaya çalışınca da olması mümkün diil. hem erkeklerde eve geç gelmiyosa çocuk bakabiliyo yemek yapabiliyo. ama sen yapamazsın diyo kadınlar, erkeğe de yapamazsın dediğinde yatıyo, e haklılar, naapsınlar, bana da yapamazsın dese eşim ee sen yap der yatarım banane.
        okadar abartmayı doğru bulmuyorum. hepimizin çocuğu var. binyıllardır çocuklu kadınlar var bu kadar zorlamamak lazım. müze gibi hijyen evlerde yaşamak isteyenler de çocuk yaparken düşünsün yorulurlar

  5. Bir kez daha görüyoruz ki; çocuk bakmakta ne var konulu bir erkek düşüncesi 🙂
    Beyefendi kendisi söylüyor ki; hiç yardımcımız yok, arkadaşımız yok diye. Öncelikle 2,5 yaşındaki bi çocuk, bir evi mütemadiyen dağınık tutabilmek için yeterlidir. Yani eşi tüm gün evi mis gibi toplasa ama 17:30’da “eehh yeter artık” diye bıraksa; saat 18:00’e kadar o ev hallaç pamuğu olabilir ve eş de işten geldiğinde tüm gün niye toplamadı ki diyebilir. Kadın sıkılmış, bunlamış ve muhtemelen -yalnızlık, kimseyle konuşamama, tüm gün evde kalma vs..- depresyonun eşiğinde. Ve genelde deprseyonda olan kişiler bunun farkına pek varamazlar. Ama sürekli uyku ve yorgunluk hali, herşeye karşı bir isteksizlik, hevessizlik, var olan monotonluğu kabullenip değiştirmek için çabalamama gibi şeyler depresyon belirtisidir.
    Direktif verme konusuna gelince; bazı şeyler söylemeden yapılınca kıymetlidir. Kadın direktifi verene kadar kalkıp kendisi yapar zaten. Çocuk bakımı konusunda direktiflere ihtiyaç yoktur. O ikinizin çocuğu ve sizde babasısınız sonuçta. Annenin çocuk hakkında direktif vereceği kişi çocuğun bakıcısı olabilir mesela; babası değil. Baba zaten konuya hakimdir ve direktifsiz gereken şeyleri yerine getirir. Mesela dolabı açıp baksa evde meyve suyuna ihtiyaç olmadığını farkeder gibi 🙂

  6. Nerden baslasam bilemedim.Yasadiklarim gozumun onune geldi.%100 soyleyebilirim ki esiniz DEPRESYONDA Bir baba..Destek olmazsaniz devami gelecek su anki sessiz,uyuyan halini mumla arayabilirsiniz.Gunduz is,yemek vs.yapmiyor ya her firsatta uyuyor yada icinden gelmiyor,ic dunyasi karisik cunku.Siz ise severek gitmeseniz bile 2 insan yuzu
    goruyor ev ortamindan kafayi bosaltmis olarak donuyordunuz.Esiniz 7×24 dort duvar arasinda, nefes
    alabilecegi ortam,insan,durum yok.Yalniz, cok yalniz.Su
    an gunluk hatta saatlik yasiyor.Disaridan rahat,kaygisiz gorunuyor olabilir ancak yalnizligi,yapamadiklari,istekleri
    ,kaygilari bir suru sey icten ice O’nu rahatsiz etse de degistirmek
    icin birsey yapamaz cunku saglikli dusunemiyor.Birde
    plan-prg.yapmasini beklemeyin ltf. Gununun nasil gectigini,istekleri,ihtiyaclarini hic sordunuz mu,anlamaya
    calistiniz mi?Bugun/bu gece cocukla ben ilgileneyim sen dinlen dediniz mi? “Baba” sadece cocukla oyun oynayan
    degildir,oyun disinda aldiginiz sorumluluklari var mi?Suclamadan,yargilamadan duygularinizdan bahsettiniz
    mi,destek olacaginizi soylediniz mi,oldunuz mu?Gerekirse
    yardim alin “sen al,benim sorunum yok”diye
    degil,beraber. Saglikli dusunemedigi icin su an soylediklerini yanlis anlama yada anlayamama ihtimali cok yuksek.Sabira ihtiyaciniz var cokca.Bunlari babayi suclamak icin yazmadim elbette.Anlamadiklarina dikkat
    cekmek, sorgulamadiysa bunlari da dahil etmesini
    saglamak icin.
    Ogrendigim cok onemli bir sey daha “karsimizdakini suclamadan once hatalarimizi dusunup sorumlulugunu
    alirsak suclamadan yaklasabiliriz”
    Umarim hersey yoluna girer..

  7. merhabalar…
    bu yazıyı yazan ve yorum bırakan herkesin kendi bulunduğu durumla ilgili çok doğru tespitleri var…benim açımdan da durum şöyle…3 yaşında kızım var. genel olarak (istisnalar dışında) erkeklerin bu çocuk konusunda bence oldukça tuzu kuru…eşim sabah 8 akşam 8 çalışan birisi…ben ise akademistenim. sonuçta ikimiz de çalışıyoruz.eşimin eve iş getirdiği bir durumu yok…ama benim için öyle değil devamlı okuyup bişeyler üretmem gerekiyor.işten eve döndüğümde çoğu zaman üzerimi bile değişmeden yemeğe girişiyorum…bütün tatil planlarını, evin alışverişini, yemeğini, ütüsünü, çocuğun ihtiyaçlarının alışverişlerini planlamaları, banyoları, aktiviteleri benim üzerimde.eşim işten geldiği zaman naber sorusuna sadece çoook yorgunum diyor. o saate kadar benim ise leşim çıkmış oluyor. erkekler ilgi beklemeyebilirler fakat ilgi de göstermeliler sonuçta onların karşılarında da “super hero” zannettikleri ilgi bekleyen, çok daha fazla yorulmuş eşleri var …emin olsunlar ki beyler 1 adım yaklaşırlarsa bayanlar 5 adım atar…hepinize bol sevgili, gülüşmeli günler dilerim…

    • neden herşey sizin üstünüzde 2 taraf da çalışıyorsa ortak değil mi banyosu aktivitesi neden kocalarınıza sorumluluk vermiyorsunuz, haftada 3 gün siz 3 gün de o yapsın pazarları da siz yatın baba çocukla gezsin mesela olmaz mı, kadınlar mı acaba erkeklere iş vermiyor diyorum bazende. kocalarınız baya rahata alışmış ne ala

  8. Bu yaziyi bir an benim kocam mi yazdi dedim.Cunku Durumlar ayni,yurtdisindayiz kizimiz 2.5 yasinda ve benim aksam olunca pilim bitiyor kizimiz uyudugunda sadece gidip uyumak istiyorum. Kocam da onunla oturup film izlememi istiyor. Oysa bana film izlemek ya da ekrana bakmak bile zulm geliyor. Uykumdan kacirdigim her saniye kendime kiziyorum cunku benim mesaim gece de bitmiyor. Babamiz calistigi icin geceleri de ben en az 4 kere kalkiyorum cunku kizim ya agliyor ya sut istiyor ya su istiyor ya da sadece beni istiyor. Ustelikte hamileyim bu hamile halimle o kucucuk yataga otur kalk bile bana dert. Bu baba`ya siddetle Aupair almalarini tavsiye ediyorum ve ya kizlarinin okula baslamasini. Biz oyle yaptik her ikisini de yakinda aupairim de olucak. Evet ben calismiyorum ve inanin babamiz seyehate gidince aksam ne yemek yapicam derdinin olmamasi beni daha rahat ettiriyor cunku kizima en hizli ve saglikli seyleri yapabiliyorum kendimi umursamiyorum bile .VE o uyuyunca sadece uyumak istiyorum. Esim ise aynen yukardaki baba nin dusuncelerinde biliyorum ve duyunca bile tuylerim diken diken oluyor. Ben boyle babalara annelerle yer degistirmelerini oneriyorum. Eminim o kadin icin tatile gitme dusuncesi bile dert . Duzenleri degisecek Cocuk donunce daha huysuz olucak seyehat oncesi ananeye giderken toplanmasi hersey hersey ama baba bunlari gormez bile. Bence Kadin esini sevmiyor degil eminimki cok seviyordur sadece hayata bakis acilari farkli Erkek bencil . Gun boyu yorulmus enerjisi tukenmis bir kadina `hadi simdi de kadinlik gorevlerini yap benimle ilgilen ben ben ben diyor. Ustelik EN kotusu tum bunlar icin cocugunu sucluyor. Bir anne asla cocugunu suclamaz. Evet yorgun olabilir evet depresyonda bile olabilir ama yine sorsaniz cocugu oldugu icin cok mutludur,Bence baba biraz annenin yukunu hafifletsin ozaman karisindan istedigi ilgiyi de gorebilir.

  9. su da fevkalade olabilir, cocugu baba uyutsun.. bunun icin harcanan süre ve caba yerine de anne ne isterse yapsin.. iste o zaman o annenin cocuk uyuduktan sonra babayla gecirecek bir nebze vakti ve enerjisi olabilir..
    cocugu uyuturken uyuya kalmamak buyuk beceridir ve ben her kaldigimda kendime sinirlenirdim. hem esim hem kendi adima.. ama olmuyor, uyuyorsun iste, yani o uyku rehavetine girdikten sonra uykuya teslim olmak cok kolay oluyor..

  10. Ben de çoğu konuda beyfendiye hak veremedim.Tüm anneler farklı şekilde geçirdik bu süreçleri belkide hala geçiremedik 🙂 Ben kendisine teşekkür ediyorum kendi eşimi daha bi sevdim. Kızımıza bakması, ilgilenmesi, beraber dışarda baba kız gezmeleri, yemeke yemeleri ne büyük nimetmiş.Kızımız 3 yaşında bu arada. Rolleri değiştirmek mümkün olmadığı için bir babanın bir anne gibi hissedebilmesi mümkün değil.Tabi bunun tersi de mümkün değil. Bu sorunlar nesilden nesile miras kalacak . Acaba bizim bebelerde büyüyüp anne-baba olduklarında of ya annemler zamanında hiç böyle değilmiş ne kadar kolamış o zaman çocuk yetiştirmek falan diyeceklermi 🙂

  11. Hiç kendinizi yormayin hanimlar. Anlayana sivri sinek saz anlamayana taksim meydaninda “uykusuzum , yorgunum ulen” diye bagirsan da az !

    Sevgili baba , sadece bir haftasonu eşinizi bir otele veya arkadasina gönderin ve pazartesi sabahi ilk yazdıklarınızı tekrar okuyun ;çok büyük bir amme hizmeti yapmış olacaksınız. Tabi çocuğun önüne cips-cikolata ve tablet koyup saatlerce basinda oturtmaktan bahsetmiyorum.
    Evinde böyle babalar olan annelere tek tavsiyem parasına kesinlikle acimadan acilen bakıcı/kreş bulmalari .

  12. “direktifleri o versin” kısmı beni en çok yoran kısım. Ben de çalışıyorum eşim de, ev ile ilgili tüm organizasyonu benim yapmam gerekiyor. Evet haftada 2 gelen bir yardımcımız var, onun hangi işi yapacağı direktiflerini ben veriyorum, onun olmadığı günlerde ev işlerini yapmaya çalışan kişi benim. Çocuğumuzun tüm organizasyonunu yapan benim. Yediren yıkayan uyutan sakinleştiren benim. Ve ben de eşimin benim için, seveceğim, keyif alacağım bir organizasyon yapmasını istiyorum, bir yemek, bir sinema ya da sadece elele tutuşup sahilde boşboş gezmek… Tabii işler böyle yürümüyor eşim bu organizasyonları da benden bekliyor, ben yapmayınca/yapamayınca da “sen fazlaca anne oldun, senin tercihlerini yaşıyoruz, mutsuzum” diyor. Bunun benim tercihim olmadığını çocuklu hayatın böyle birşey olduğunu söylemem ise yetersiz kalıyor. Tam zamanlı bir bakıcı tutup, gündüz okula akşam bakıcıya emanet ederek, biz “normal” yaşantımıza devam edebilirmişiz. “normal” ne demekse…

  13. aslında beyefendinin yorumunun üzerinden neredeyse 2 yıl geçmiş. çocuk artık 4-5 yaşlarındadır ve anne üzerindeki yükü mutlaka azalmıştır. haliyle anne de epey rahatlamış ve belki de evlilikleri “normal ve olması gereken” haline dönmüştür. belki hanımefendi çalışmaya başlamıştır ya da ne bileyim yeniden hamiledir 🙂 o yüzden ben genel bi yorum yapmak istiyorum, kendimi ve evliliğimi de örneklendirerek.

    çocuk (ilk ve tek olanını biliyorum henüz) evliliği değiştiriyor. değiştirmek ne kelime, alaşağı ediyor 🙂 çocuktan önceki blogcu annenin de dediği gibi “hadi çıkalım, hadi kaçalım, yemek yemeyelim, mutfakta sevişelim, öğleye kadar uyuyalım” durumları sonlanıyor mecburen. bebeğin doğumundan sonraki ilk aylarda zaten acemi anne öyle yorgun, öyle bunalmış, öyle şaşırmış ve öyle tecrübesiz ki… bırak kocayı kendini bile görmüyor, göremiyor. her şey bebek olmuş… bebek uyudu, bebek uyandı, bebek pırt yaptı, bebek acıktı, bebek güldü, bebek ağladı… günler hem hızla geçiyor hem de külçe gibi ağır, geçmek bilmiyor. bir tuhaf lohusalık hali… ben ki 1,5 yıl kadar postpartum depresyonla savaşmış bir kadınım, lohusalıkta ve doğum sonrasında yaşadığım çaresizliği, güçsüzlüğü, yorgunluğu ve bıkmışlığı başka hiçbir zaman yaşadığımı hatırlamıyorum. burada pek tabii en büyük görev eşe düşüyor. madem bebeği “birlikte” yaptık o zaman onun getirileri ve götürüleriyle de birlikte baş etmeye çalışacağız. kaldı ki artık yalnız değiliz. bu pek zorlu süreçte bize muhtaç bir masum yavrucak da var.

    lohusalığı kimi kadın çabuk ve az hasarlı atlatıyor da kimisi hatta kendinden hiç beklenmeyen bazısı(ben mesela) atlatamıyor bir türlü de, boğuşuyor duruyor. fiziksel acılar geçiyor zamanla, uykusuzluğa alışıyor bünye ama bu sefer başka şeyler akla geliyor. bi türlü küçülmeyen göbeğim, doğumdan sonra sürekli dökülen saçlarım ve doğum sonrası (nedense) kararan diz kapaklarım bile tek başına koca sorun haline gelebildi benim için. artık eskisi kadar güzel değildim, bakımlı değildim, seksi değildim. hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı ve ben mutsuzdum. herkes(kocam dahil) eski hayatını sürebiliyordu ama ben bebek bakmaya mecburdum. bu ruh halindeyken uykudan daha kolay bir kaçış yolu söyleyin bana 🙂 işte bu hanımefendinin sürekli uykusuz olmaları, kalkmak istememeleri, güçsüz olmaları hep bundan. yine söylüyorum ki burda en büyük görev babanın. ne kadar onun hayatı da değişmiş olsa anne kadar etkilenemez, bunu kabul etmeli. madem tatile çıkılacak, organizasyonu uykuya kaçan bi kadının yapmasını neden bekliyorsunuz ki? yapın kendiniz en güzelinden bi organizasyon. madem ev o kadar düzenli ve temiz değil, bi yardımcı tutmayı teklif edin hatta tutun. daha önemlisi kaçan ve yalnızlığa sığınan o kafası karışık kadına sık sık onu ne kadar güzel bulduğunuzu, onu ne çok sevdiğinizi söyleyin. çabalayın biraz, dirayetli olun, elinizi uzatın. inanın zamanla zaten kolaylaşacak her şey.

    böyle böyle atlatılıyor doğum sonrası karmaşası. hatta psikolojik destek almak bile iyi gelebiliyor çoğu zaman. insana dışardan tanımayan bir gözün bakması da oldukça faydalı. sonra yavaş yavaş normale dönüyor her şey. kilolar veriliyor, makyajlar yeniden yapılmaya başlanıyor. tatiller keyifli ve dinlenmeli oluyor yeniden. hiçbir kötü şey çok kalıcı değil, yeter ki insan meyilli olsun kendini ve sevdiği kadını bu tatsızlıktan, bu kaostan kurtarmaya.

    • hımm… yorum yazıdan epey sonra yazılmış sanırım, bi 8 ay geçmiş üzerinden… ilk cümlelerim anlamını kaybedebilir şu durumda…

    • @mabellam
      o kadar güzel yazmışsın ki yanında olsam bi sarılmak isterdim ^_^

  14. Merhaba,
    Anne gözünden baba gözünden çocuk gözünden bakıyoruz….
    yorumlar yapıyoruz ama her insanın duyguları düşünceleri beklentileri farklı….
    sanırım anlayış çok önemli ve sabır…
    bulunmaz hint kumaşı gibi bir kocam var….
    bir çocuğum var 5 yaşında….
    çocuğum dünyaya gelince 4 sene evde oturdum
    ve eşim sağolsun işe gitmesine rağmen gece uykum çok bölünüyor diye uyanan çocukla kalkar ilgilenirdi işe gidene kadar uyurdum ben…
    ev işlerini yemeği yapamadığımda hiç bir şey demedi gerekirse dışardan gerekirse kendi destek oldu….
    çok destek oldu bana çok emek verdi
    dediği tek şey aşk fedakarlık emek isterdi….
    sonra işe girdim çalışmaya başladım…
    diğer kocalar gibi paranı bana vereceksin kart bende kalacak demedi, aksine ortak giderler çıkarılır 2 ye bölünür yarısını sen yarısını ben öderiz dedi…
    bir gün yemek temizlik bendeyse çocukla ilgilenme onda diğer gün çocuk bende yemek temizlik onda böyle bir çözüm bulduk…
    evet benim kocam gerçekten mükemmel, bir gün sesini yükseltmedi bir gün kötü kırıcı bir söz de söylemedi… nereye gitmek istiyorsam götürdü ve getirdi… ne almak istiyorsam aldı…
    şu an kendime vakit ayırabildiğim bir günüm bile var elimde sinemaya tiyatroya gidebiliyorum arkadaşlarımla da buluşabiliyorum, aynı şekilde o da… onunda kendine ait bir günü var… sporuna gidebiliyor arkadaşlarıyla buluşabiliyor,
    haftanın bir günü ortak aktivite olarak ailecek dışarda yemek yiyoruz….
    demem o ki ilişklerde tek tarafa yüklenilince insanlar yıpranıyor…
    biraz sabır biraz özgürlük biraz anlayış….
    sevgiler

  15. Baba üç gün izin alıp çocuklarına bakarsa anne de tek başına gidip tatil yapsa harika olur… Hepbirlikte olma çabası yerine anneyi yalnız bırakma çalışmaları yerinde olurdu…Tabii bu arada gece eminim sadece tv izlenmek istenilmiyordur…

    • tabiki anne de baba da birlikte de ayrı da tatil yapmalı, yapıyoruz da tavsiye ederim çok önemli bir de tv hayatımızdan çıkarttık, tavsiye ederim :))

  16. madem bu kadar kendinizle ilgilisiniz çocuk yapmış olmak için yapmayacaktınız. sırf çocuk yapmak için çocuktan vazgeçmek bu olsa gerek…. anneye destek olmak için haftasonları onun yerine ev işini yaparsa anne babaya yaklaşır ve (olmayan) sorun ortadan kalkar sanırım………….

  17. Valla ne şanslıymışım bazen insan elindekinin kıymetini bilmiyor.çok güzel iyi kazançlı da bi işim vardı, eşim çocukla beraber zor olur dedi istersen ayrılabilirsin. Ve ben isteyerek ayrıldım. Sonra bı yardımcı tuttuk 5 gun gelen bi iki ay sonra ayrıldı kızım 2 aylık oldu tek basına ev cocuk hersey dısarı cıkamama çok kötüydü. Ailemin yanına gidelim dedim ve kabul etti kendi evimizden tasındık ve babamın boşta duran bi daıresıne yerleştik. İstanbulda bostancıda 4+1 havuzlu siteden izmitte dağ yamacında 2+1 kucucuk bı eve sırf bn ıyı hıssedeyım dıye tasındık. Daha doğrusu oraya ufak teek esya alıp yerlestık. Canım kocam komsulardan bı kadın bulduk tuttuk.nasıl istersen dedi. Kızım 2 yasına gırıcek her akşam işten gelir sütünü yapar uyutur gece artık o kalkıo bakıo cunku 2. Ye hamıleyım . En başlarda da Gece biraz uyur soragece nöbeti devralırdı hastanede evde loğusalık donemımde ıkımızde salonda kanepelerde helak olmuştuk kızım uyumuyordu hıc. Bır gun ne yemek sorun ettı ne de ben calısıyorum sen evdesın vs vs dedı. Sımdılerde hep senin yükün ağır artık ben yarsımcı olmalıyım diyor.. Beyefendının esının yasadığını ailelerden uzak tek arkadaşsuz 2-3 ay yasadım kabus gıbıydı. O dışarı çıkamama psikolojisi varya o bıle yetıyor yanı. Ne ekmeğe ne kuafore cıkamıosun. Bunu yasayan anlar ancak. Bence size çok iş düşüyor alın şu kadının yükünü biraz çok üzüldüm onun için 🙁 sevginize aşkınıza siz de emek verin.
    Sevgiler

  18. 21 ayda 3 çocuk sahibi olmuş (1+2) bir anne olarak tabii ki anneye hak veriyorum çokça, ne kadar yorgun bıkkın olduğunu tahmin edebiliyorum. Benim durumum da kızalrın ilk 2 senesinde daha bile zordu ama annelik genellikle çok zor. Herkesin zorluğuna saygım sonsuz. 1 çocuk 3 çocuk hepsi zor hepsinde kendinden veriyorsun. .Ben çok şanslıydım çocuklardan sonra hiç depresyona girmedim o nedenle o bölümünü bilmyorum ama daha önce girmiştim ve ne kadar zor olduğunu biliyorum. Tedavi edilmesi gereken bir sorun. Yorumlara katılıyorum anne depresyonda veya girmek üzere. Babanın çabalarını da görelim ama çalışma saatleri eşimle aynı ve bence biraz ilgiye ihtiyacı var. Çocuklarımıza bakıyoruz ama evlliğimize de bakmamız gerek. Sonuçta evli kalamazsak mutlu olmazsak bu çocuklarımızı çok üzer ve hayatları bundan etkilenir. Burada da evliliğinin tehlikeli bir yola girdiğini farkeden bir baba var. Onu duyalım derim. Ben eşime çok aşığım 18 yıldır ve gerçekten çok zor zamanlarımız oldu. Hepsini yazmama gerek yok ama benim annemle babamın bir günde ölümü, doktora süreci (ki 3 çocuğa bedeldi), 6,5 yıl Amerikada yaşamak, ilk oğlumuzun vefatı, benim yumurtalık kanseri sürecim, bir günde tek çocuktan 3 çocuğa çıkmak bazıları. bu zor zamanlarda benim de depresyona girme eğilimlerim oldu. Kendi uğraşlarımla ve eşimin yardımlarıyla atlattım. Bir olduk birlik olduk. Adamcağız başbaşa tatil planı yapıyor bari ona biraz fikir verebilir bence eşi. Nerdeee benim eşim bunu yapacak. Biz 7,5 yıldır başbaşa tatil yapmadık. 3 çocuğu bırakacak bir ekip bulmak zor, yaşayan akraba sayımız da biraz az. Ama sorun da etmedik. İhtiyaç dumadık. Şöyle bir başbaşa tatil yapalım aşk alevlensin gibi bir zorunluluk hissetmiyoruz. 3 çocuğa bakmak zor olsa da bunu omuz omuza yapınca batmıyor insana. Banyoları birlikte yaptırırız, yemekleri beraber uğraşırız beraber yatırırırz bu da bence evliliğimizi güçlendiriyor. Devamlı ayrı birşeyler yapmaları pek normal değil bence. Hep ayrılar hiçbirşeyi paylaşmıyorlar sanki. Akşamları adam 30 dk. dinlendikten sonra beraber baksınlar çocuğa beraber yatırsınlar. Sonra da en azından 1 saat başbaşa otursunlar konuşsunlar. Eşim her gece 1 saat bana işte neler oldu anlatır bu da bir ihtiyaç. Paylaşmak çok önemli. Adam bir şeyler paylaşamamanın rahatsızlığını yaşıyor. Alın çocuğunuzu çıkın gezin. 1 çocuktan bahsediyoruz. ne kadar zor br çocuk olsa da evin dışında olmak iyi gelir. Haftasonu da baba çocuğa bakarken anne yanlız başına birşeyler yaparsa çocuksuz kalırsa iyi gelir. Ama bundan önemlisi karı koca birşeyler yapmaları. Anne için de belki bir uzmana danışmak ve depresyon varsa çözmek girmek üzereyse önlemek iyi olur. Bu ailenin tekrar paylaşmaya başlaması ve çocuklu olmaya alışması gerek ve uzman yardımı alması.

    • SİZE CANI GÖNÜLDEN katılıyorum.. çocuğun her şeyi kısıtladığı düşünmek insanı çok daha fazla bunalımlara sürükler.. Başbaşa olmak tabi ihtiyaç ama çocuktan sonra insan onsuz bir yere gitmek istemiyor oda bu paylaşımın içinde olsun istiyor özel günlerde tabi başbaşa yemekler vakitler olmalı.
      Karşılıklı anlayış anne baba özverisi bu noktaya gelmemeyi sağlayabilir.

  19. neresinden başlasam? bu konu çok derin ve tek bir doğru yok. ama bildiğim bir şey var, kadın ne kadar çocukla kalır, onsuz vakit geçiremezse bunalım o kadar derin oluyor. ya çalışmak lazım, ya çocuğun okula gitmesi lazım, ya da buna benzer bişey, çocuk bakmaya ara.

    neyse ki çocuk büyüdükçe durum iyiye gidiyor, o yüzden bu süreci, anne baba olmuş çiftin birbirini çok yıpratmadan tamamlaması önemli. bence bu dönemde babaya çok iş düşüyor. artık kendi yapabildiği şekilde, duygusal ve/veya fiziksel her yönden kadını desteklemesi lazım. aksi takdirde biz kadınlar çok yara alıyoruz, ve bitti noktasına gelebiliyoruz. çünkü, altını çizmek istiyorum, çocuk anne için apayrı bir sorumluluk ve 7/24 mesaisi olan bir iş. kim işyerinde mola vermeden çalışıyor? annenin bu kadar yorgun olmasının başlıca sebebi işte bu. yoksa evdeki fiziksel işler elbet yapılıyor bir şekilde, yapılmasa da yaşanıyor.

    ha anneye iş düşmüyor mu? evet ona da düşüyor, ama kendine düşenleri farkedebilmesi için bile önce bi nebze rahatlaması, kendinin farkına varması lazım. yoksa zor…

    iki çocuğum var, çalışmayan anne de oldum, çalışan anne de. ve bir süredir de yurtdışındayız. zor zamanlarımız oldu ve olmakta hala. ara ara birbirimize giriyoruz. ama birbirimizi seviyoruz, ve bu dönemin geçici olduğunu biliyoruz. işte bu ikisi ve çocukların varlığı geri kalan şeyleri katlanır kılıyor bende.

    dileğim, hiçbir evlilik bu süreçten derin yara almasın, ve olgunlaşarak çıksın.

  20. Bende 2 yaşında aşırı hareketli uykusuz iştahsız bir oğlun annesiyim. Ve çalışıyorum. Ve hep çalışmanın vicdan azabını yaşıyorum. Bir buçuk yıldır çalışıyorum hala alışamadım. Koşa koşa eve gidiyorum. Geceleri 10 kere uyanan (hala ve doğdu doğalı öyle tüm gece emen bir çocuktu 18. ayına kadar) akşamları zar zor 10 11 arası uyutabildiğim, yemekleri saatlerce yedirebildiğim bir saniye yerinde duramayan bir çocuk. Her gören çok zor işin çok hareketli diyor. Yani demem o ki ben de tüm annelerin yaşadığı şeyleri yaşıyorum. Ayrıca çalışmaktan hiç memnun değilim. Bana en ihtiyacı olduğu zamanda onun her anına şahit olmak her şeyi ben öğretmek isterdim ama çalışmak zorundayım. İşten arta kalan zamanda kendim için hiç bir şey yapmıyorum. Ne sinemaya ne arkadaş oğlumu bırakıp hiç bir yere gitmiyoruz. İş te de zaten malum yoğun iş temposu özel sektör öyle sanıldığı gibi kahve kakara kikiri sohbet muhabbet değil.. Bitmeyen yoğunluk. Ayrıca evime kadın da gelmiyor. Kimi zaman yemek var kimi zaman geçiştiriyoruz. Ev her zaman toplu olmaz. Her şey bir arada olmuyor ya ev ihmal olacak ya çocuk. Tabi ki çocuk ihmal edilmez. Eşim bu konuda anlayışlı çok şükür. Çünkü her şeyi birlikte yaşıyoruz. Ama bence kadınlar çok abartıyor. Kardeşim biraz ağır olacak ama hazır değilseniz çocuk sahibi olmayın. Abla abi olunca bile hayat değişiyor.. Evlenince değişiyor tabi ki çocuk olunca da değişecek.. Bu değişimden acısıyla tatlısıyla memnun olacaksanız bu kararı verin ki ne çocuklar zebil olsun ne eşler ne kendiniz.. Hiç bir şey kolay değil ki çocuk kolay olsun.. Şimdi hem herkes çocuk istiyor hem de eskisi gibi hayat devam etsin.. Ben bu ikilemi anlamıyorum. Hiç annesi yakını olmayan hiç nefes alamayanları anlıyorum. Ama yine de bu kadar tüm aileyi tüketecek boyutta bunu yaşamayı anlamıyorum.. Çalışıyosun tabi diyeceklere 7,5 ay evdeydim oğluma sadece ben baktım uykusuz yorgun her gece her gün aynı şey ama yine de bu şekilde düşünmedim. Hazır olmak olmamak… Tek mesele bu bence..

    • HERKESİN KARAKTERİ FARKLI HERKES KARAKTERİNE GÖRE SEÇİMLER YAPMALI. SİZE BASİT GELEN BAŞKASINA ZOR GELİR YA DA TAM TERSİ. HER ŞEYİ ÇOCUK ÇOCUK ÇOCUKKTAN ÖNCE ÇOCUKTAN SONRA DİYE SÜREKLİ GÖZE SOKMAK ÇOK ACIMASIZCA GELİYOR. ÇOK BUNALDIĞINIZ ZAMANLARDA FARKLI ŞEKİLDE BUNUN İÇİNDEN ÇIKMAYA ÇALIŞMALI. Kİ SONUNDA BU TIKANMALAR YAŞANMASIN. ÇOK BUNALAN HER HAFTA Bİ SAAT KREŞE YA DA C.TESİ PAZAR EŞİNE 1 SAAT BIRAKSA BİLE ÖZLEMLE KOŞA KOŞA GERİ DÖNÜYOR EMİNİM. HER ŞEYİN ÇÖZÜMÜ VAR. YETER Kİ SAĞLIK OLSUN.

    • bu durum çocuk sahibi olmaya hazır olup olmamakla ilgili bir şey değil malesef. doğumdan sonra o zorlu süreçte ortaya çıkan ve kimisi için birkaç gün kimizi için birkaç hafta bazen de (malesef) aylarca süren bir depresyon durumu. yani hazır olmakla olmamakla dirayetli olmakla olmamakla malesef alakalı değil ve zaten kişinin elinde de değil bu şekilde mantıklı düşünebilmek. yaşamayanlar, postpartum depresyonu tecrübe etmeyenler gerçekten çok şanslı diyebilirim (:

    • İşte tüm mesele sizin de dediğiniz gibi burada: “Eşim bu konuda anlayışlı çok şükür. Çünkü her şeyi birlikte yaşıyoruz.” . Hazır olmakla alakası yok, ne kadar hazır olsanız da daha önce tecrübe etmediğiniz dünyanın en zor ve en güzel sorumluluğunun altına giriyorsunuz. Çocuğa bakmak için aldığın izinde, yemeğe ve eve zaman ayıramayınca “Madem öyle sen çalış ben evde çocuğa bakayım” diyebiliyorlar. Bir de kendi annesi aşırı fedakar olup yediğini önüne yemediğini arkasına koyan bir tipse…

  21. Beyefendi çok açık sözle yazmış.
    Ancak yazının her yanında kadınının ev içi emeğini değersizleştiren bir içerik var. Ve kendisini bir iş veren pozisyonunda tanımladığı çok açık.
    1. Kendisi ev dışında çalışıyor diye evin her türlü sorumluluğunu, evin temizlenmesi, cocugun fiziksel bakımı, yemek gibi, eşi ev içinde çalışıyor ve bunun maddi bir getirisi yok gerekçesi ile ev içinde harcanan emeği değersizleştiriyor (“Eşim çalışmıyor, sürekli evde ve kızımıza bakıyor. “). Beyefendiye hatırlatırım, çocuk bakıcılığı diye bir iş bir meslek var. Bir insanın hem gün boyu layıkıyla bir çocuğa bakması ve ev içi işleri yapması bir insanın gün içinde çalışabileceği sınırları aşıyor.

    2. Eşi ev içinde çalışıyor diye yine ev içi emeği değersizleştiren bir anlayışla, eşinde kendine ait bir zaman dilimi gönlünce geçirmek gibi bir hakkı olmadığını belirtiyor (“yine sadece kendisine zaman ayırıyor, birlikte birşey yapamıyoruz.”). Peki kendisine soruyorum, eşinizin kendisine ne zaman vakit ayırmasını bekliyorsunuz? Bir “iş veren” olarak bunu siz mi belirleyeceksiniz?

    Kendisine iki yıl önce doğum yapmış bir anne olarak önerim, eşinin ev içindeki emeğini değersiz olarak görmekten vazgeçmesi, eşinin kendisine zaman ayırma isteğine saygı göstermesi, her ikisinin de mesai saatleri bitimi gibi bir saat belirlemeleri, bu saatler dışındaki ev işlerini paylaşmalar ya da birlikte yapmaları, keyifle çocuklarını BİRLİKTE büyütmeleridir.

  22. Sorunlar tamamen kadın kaynaklı, haklı yazmış bu baba 🙂 bu arada eşi yabancı ve yabancı ülkedeler ama sorunların aynı olmasına şaşırdım, benim yabancı arkadaşlarım oldukça rahat. Hiç bir zaman anlayamadığım bir şey var, bir kadın evde bir çocuğa nasıl bakamaz, yani bakar da nasıl zaman bulamaz, 3 senedir her şeye vaktim var benim ki ben de yalnız bakıyorum ve kendi şehrimizde yaşamıyoruz, tanıdık yoktu, tanıştık, sosyallik çok önemli, biz bunu başardık, herkes de yapabilir. Çocuğa erkenden kendi öz becerilerini öğretince her şeye de vakit kalıyor, doğumdan beri uykusu çok süperdi ve bu tabi bir artı oldu, eşimse çok yardımcı idi.Ve haklı bu baba, eve gelince eşime zaman veririm yarım saat kahvesini içer, dinlenir ve kızımızla ilgilenir. Bense her zamamn vakit yaratırım, kızı ailem yoksa arkadşıma bile bırakıp yemeğe sinemaya gitmek için fırsat yaratırım, kızımı bırakıp tatiller ayarlarım, bnun için çaba sarfederim. Ev işini çok umursamam kadın bulurum, yani erkeklerin kafasını böyle detaylarla meşgul etmemek lazım. Vakit ayarlanacak, tek çocuk bir şey değil ama 1den fazla çocuklular konusunda bir şey diyemem 🙂
    Kendinize vakit ayırın, eşinize de, ev işi bekler ama aşk beklememeli. Geceleri hiç iletişim kurmamak da iyi değil, çocuklar kendi uyumalı oynamalı, kendi yemek yemeli, kendi yıkanmalı ve kendi giyinmeli, bu saydıklarım 1-2 yaşından itibaern mümkün. Bebek gibi muamele edilen 3-4 yaş çocukları bunları yapamıyorsa evet anne yoruluyordur bu da onun hatası olabilir.
    Eşimden yazmasını isteyeceğim 🙂 nasıl görüyor acaba tüm bunları, aslında kadınlar erkek gibi düşünebilir ben öyle yapıyorum, sakin, rahat, çocuk işini çok abartmadan da yaşamak mümkün. Ama kadın 1 dakika çocuktan ayrılamıyor ya da hep yakınıyor banyoya bile vakit bulamıyorsa, anlatırken ben yoruluyorum 🙂 eşlerinin durumu zor

    • Bechis sana katilmiyorum bir kadin nasil zaman bulamaz demissin ama sen cocugunu birakacak sinemaya tatile gidecek zaman yaratabiliyormussun. Arkadaslar edinir insan demissin valla nerde yasiyorsun bilmiyorum ben 5 yildir yurtdisinda yasiyorum bir suru de arkadasim var ama benim cocugum benim ve kocam disinda kimse ile kalmaz simdiye kadar topu topu bir kere nanny tuttuk o da kizimiz uyurken gittik geldik uyansa kiyamet kopardi. Yani bu isler cocukda bitiyor cocuga nasil neyi ogrettirsen ogret eger cocugunun karakteri zor ise veya akrabalardan uzakta yasiyorsan cocuklar daha anne babaya bagli oluyor yabancilarla kalmak istemiyorlar. Oyle olunca da cocgunla 7/24 sadece sen ilgilenebiliyorsun. ustelik kocamda cok yardimci demissin herkesin boyle firsati da olamayabiliyor esim cock calisip cok seyehat ediyor evde oldukca bana yardimci oluyor ama yetmiyor cunku cocugunda baba ile gecirmesi gereken zaman acik kalinca cocuk daha huysuz olabiliyor. Bence burda elestirilecek kisi asla anne degil bir kadina tum gun cocuk baktigi ve aksamda kocaciyla film izlemedi diye asla anlayissiz davranamazsiniz.

      • güneyde yaşıyorum ben genellikle anneler beni sevmez böyle çat çut yazarım, hiç gocunmam. vakit yaratabiliyorum bu benim elimde, ben bunu istiyorum çünkü. en son 3 hafta kızımızı bırakıp yurtdışına gittik, annemden farklı yerde yaşıyorum hatta hiç yaşamadığım bir yerdeyim şehir bile değil, 4 sene oldu isteyerek taşınalı, tamamen spontane. Ben de anneyim, ben de hamilelik geçirdim, ben de doğurdum, benim de çocuğum var ama ne uykusuz kaldım ne de yoruldum. Evet yoruldum ama bnu dert edinmiyorum. Yaşadığım yerde hemen anneleri buldum tanıştım, çok fazla yabancı da var oyun gruplarımız var, anneler olarak çocukları babaya satıp gece rakı masası bile kurabiliyoruz. Hiç tanıdığım yoktu, hiç arkadaşım da yoktu, ama şimdi 10larca anne ve çocuk tanıyorum üstelik kızım daha okula bile gitmiyor. Günümün yarısından fazlası dışarda geçiyor hele yazın çok daha rahat sürekli geziyoruz, aslında kışın da geziyoruz,
        Anlayışsız davranmak istemiyorum insanlar depresyona girebilir haklılardır, her şeyin tedavisi var hepimizin inişi çıkışı oluyor ama 1 tane çocuk bakmak çok zor olamaz, bence değil, 2 ya da 3 tane çocuk bakmak zor olabilir o ayrı. Neyse, sinemaya da giderken arkadaşıma bıraktığım oldu daha 1 yaşındayken, hiç gözüm arkada kalmıyor, bunlar isteklerdir, imkan yaratmaktır, kimisi tercih etmez ama anneliğin zavalılık gibi lanse edilmesinden rahatsız oldum ve kendi deneyimlerimi paylaşmayı seviyorum herkes gibi, eksi puan verebilirsiniz ama gerçekler değişmez.
        Herkese çocuğu ve eşiyle mutlu, eşit, huzurlu bo uykulu ve bol gezmeli günler dilerim, dilediğinizce :)))

        • Ne mutlu size sevgili Bechis ki kendinizi iyi hissettirecek bir ortam kurmuşsunuz. Dileğim, bunu şu ya da bu sebeple yapamayan annelere de biraz olsun empatiyle yaklaşabilmeniz.

      • sizin çocuğunuz kimseyle durmuyor diye duranlara anlayışsızlık yapmayınız. daha ilk günden alıştırın, sizinkiler de dursun. herşey öğretilebilr, ailenin yaklaşımı ve hayat tarzı belirler.

  23. ve bence çocuk evliliği değiştirmiyor, kadın değişiyor. belki de erkek, ama genellikle kadına bir şey oluyor, her şey kafada oysaki.

  24. SEVGİLİ ELİF DOĞAN, SİTENİZİ AÇAR AÇMAZ SAYFANIN DÖRTTE ÜÇÜNÜ KAPLAYAN REKLAMLARDAN ÇOK RAHATSIZ OLDUM. ARTIK GİRESİM GELMİYOR BLOGA.

  25. Yukarıda biri yazmış, eminim akşamları sadece tv izlenmek istenmiyordur diye. Post partum depresyonu yaşayan en yakın arkadaşım geldi aklıma anında. Kendisi özel hayat konusunda inanılmaz bir kapalı kutu olmasına rağmen kimseyle paylaşamadığı için bir gün sinir krizi şeklinde bana açılmıştı ve içim acımıştı. Bir de işin o TV izleme dışında ki kısmı var erkeğin ilgi beklediği. Arkadaşım sezeryanla doğum yapmıştı ve iltihaplanma sonucu çok ciddi sorunlar yaşamıştı, buraya kadar biliyorduk hepimiz zaten. Bebekleri belli bir zamana kadar elbette odalarında ama daha sonraları aralarında yatmaya başlamış ve depresyonla birlikte evlilikte cinsellikleri bitme noktasına gelmiş, anlattığına göre eşi fiziksel olarak iyileşme başlar başlamaz ‘taleplere’ başlıyor, arkadaşımın göğüsler dolu, üstü kusmuk, kafa bin dünya, bedeninden nefret ediyor, bebek kolikli. Ve resmen bir yerden sonra neredeyse her geceye düşen talepler sonucu arkadaşım resmen kocasından kaçmaya başlıyor. Bir gece red sonrası eşi patlıyor, ‘sen artık beni istemiyorsun, arzulamıyorsun, cinsellik olmadan evlilik mi olur, anne baba olduk karı kocalık bitti diye’. Ve sonuç, bir sinir krizi her şeyi çözer:)) Arkadaşım açıyor ağzını yumuyor gözünü, belki de hata olan o zamana kadar sürekli ilgi (!) bekleyen ama o ilgiyi almak için gereken destek, şefkat ve ilgiyi göstermeyen adama sadece off diyip geçmekti! Paylaşmak çok önemli…

    • bu da çok önemli konulardan biri, belki de erkek için en önemlisi 🙂 çünkü pek çok erkek evin dağınık olmasını, yemeğin hazır olmamasını vs. takmaz ama cinselliğin azalmaya başlamasına katlanamaz. ki onlar da haklı, kesinlikle yadırgamıyorum. fakat her şeyin bi yolu yordamı var. arkadaşınızdan bahsetmişiniz ya bedeninden nefret ediyor diye. sahiden öyle anlar oluyor ki insan kendinden soğuyor. memeler kafa kadar olmuş, dokunsan süt fışkırıyor. üstün başın iki saat temiz kalmıyor, ekşi süt kokusu kimseyi rahatsız etmese seni ediyor. göbek bi türlü küçülmemiş, kilo almış başını gitmiş. bu halde kadın kendini beğenmiyor ki erkeği düşünsün. ama burada da iş yine erkeğe düşüyor 🙂 sabırlı olmak şart. fazla ısrarcı olmayıp(ya da en azından hissettirmeyip) yavaştan ağır ağır olaya odaklanmak lazım. bazen eşinin omzuna başını koyup yarım saat kestirmek süper bi sevişmeden daha keyifli ve huzurlu oluyor o günlerde.

      • Söylediklerinize aynen katılıyorum:) Ben de yadırgamıyorum elbette, ama işte söz konusu çocukluğunu bildiğim arkadaşım olunca baya bir süre nefret etmiştim eşinden:)) Aynen dediğiniz gibi birlikte sarılıp yatmak, mecazi anlamda değil kelimenin gerçek anlamıyla tv izlemek:), ve bu gibi paylaşımlar da çok değerli. Arkadaşımın durumunda işin onun anlattığı kadarından yola çıkarak çok ‘dan dun’ bir durum vardı ve sorun olan oydu aslında:( Belki çocuktan önce o direkt talepler sorun olmuyordu ama işte kadının bedeni ve hayatı değişirken erkeğin bedeni ve hormonları aynı kalıp hayatının sadece bir kısmı değişince beklenti dengesizliği oluşuyor sanırım:/ Yani eşi zaten sizin de bahsettiğiniz şartlardan dolayı cinsellikten soğuyan karısını, baskıyla daha da soğutmuştu, olay yatak meselesine gelene kadar eve güler yüzle gelip, destek olup şefkat gösterip sonra ima edilse çok daha farklı olabilirdi diye algılamıştım ben. Ama bu olayda da gördüm ki bazen patlamak ve içini dökmek erkeklere bir şeyi anlatabilmek için sessiz kalmaktan çok daha etkili oluyormuş gerçekten, çünkü sonrasında baya bir değişim olmuştu destek ve ilgi yönünden:-)

      • sadece erkekler mi cinsellik bitince kadın için de zor diil mi ben de takmam yemeği ama cinsellik en önemli şey kadınlar bedenine baksınlar lütfen 🙂 yeni doğum yapmış halimle bile çekici görünmeyi başarıyordum hem de löplöp yememek lazım herşeyi. sonra verilemiyor bu da bunalıma sokar kadını.

        • Cinsellik elbette kadın için de önemlidir ancak lohusa olsun veya olmasın depresyonda ve psikolojik olarak dipteyken insanın en son düşüneceği şeylerden biridir cinsellik, o durumda da eşlerin birbirine anlayışlı olması gerekir diye düşünüyorum ben şahsen. Ne mutlu size, formunuzu korumayı başarmışsınız doğum sonrası bile ama örneğini verdiğim arkadaşım çok ağır bir gebelik diyabeti geçirdi, sağlık sebepleriyle aşırı kilo aldı ve riskli bir doğum olacağı için mecburen sezeryan oldu, sonrasında ise başka ciddi sağlık sorunları yaşadı, ne yazık ki herkes sizin kadar şanslı olamayabiliyor ve o şanssız durumlarda cinsellik bir kadının listesinin en başında duramayabiliyor…

  26. şubat february

    Beyefendi çok açık sözle yazmış.
    Ancak yazının her yanında kadınının ev içi emeğini değersizleştiren bir içerik var. Ve kendisini bir iş veren pozisyonunda tanımladığı çok açık.
    1. Kendisi ev dışında çalışıyor diye evin her türlü sorumluluğunu, evin temizlenmesi, cocugun fiziksel bakımı, yemek gibi, eşi ev içinde çalışıyor ve bunun maddi bir getirisi yok gerekçesi ile ev içinde harcanan emeği değersizleştiriyor (“Eşim çalışmıyor, sürekli evde ve kızımıza bakıyor. “). Beyefendiye hatırlatırım, çocuk bakıcılığı diye bir iş bir meslek var. Bir insanın hem gün boyu layıkıyla bir çocuğa bakması ve ev içi işleri yapması bir insanın gün içinde çalışabileceği sınırları aşıyor.
    2. Eşi ev içinde çalışıyor diye yine ev içi emeği değersizleştiren bir anlayışla, eşinde kendine ait bir zaman dilimi gönlünce geçirmek gibi bir hakkı olmadığını belirtiyor (“yine sadece kendisine zaman ayırıyor, birlikte birşey yapamıyoruz.”). Peki kendisine soruyorum, eşinizin kendisine ne zaman vakit ayırmasını bekliyorsunuz? Bir “iş veren” olarak bunu siz mi belirleyeceksiniz?
    Kendisine iki yıl önce doğum yapmış bir anne olarak önerim, eşinin ev içindeki emeğini değersiz olarak görmekten vazgeçmesi, eşinin kendisine zaman ayırma isteğine saygı göstermesi, her ikisinin de mesai saatleri bitimi gibi bir saat belirlemeleri, bu saatler dışındaki ev işlerini paylaşmaları ya da birlikte yapmaları, keyifle çocuklarını BİRLİKTE büyütmeleridir.

  27. Muhtemelen çocuk artık büyümüştür ve bu süreci atlattılarsa rahata çıkmışlardır biraz. Baba tek taraflı bencilce çok güzel karısını irdelemiş. Ama bu annenin bunalımda veya depresyonun eşiğinde olduğunu nedense fark edememiş diyeceğim neden fark edemediği çok açık kendi penceresinden bakıyor bütün olaylara. bütün gün evde 2,5 yaşında çocukla geçirip akşam uyumak istemekten daha doğal ne olabilir. baba zaten çalışmak zorunda olduğundan çok uzun saatler anne ve çocuğun hayatında yok. ee eve gelince kadın iki ev işi yapıyor çocukla baba ilgilenirken sonra da yatıp uyuyor. o uyku ne kadar kıymetlidir. baba seni terk edicem gidicem dese kıpırdamaz depresyondaki anne o kadar yani hiç bir şey umurunda değil çünkü. baba da daha kalkmış planı organizasyonu o yapsın diyor eminim kadın tatile bile gitmek istemiyordur. bu tarz anne/eş örneğine sahip babalara kocalara tavsiyem eşiniz çalışamasa da yardımcı bulun ya da çocuğun kreş yaşı geldiyse onu organize edin. ve eşinizi psikolojik destek alması için yüreklendirin. evde bütün gün çocukla vakit geçirmek ne kadar yorucu ve ne kadar monoton bir süreç. hele bir de iki laf edeceğiniz kafanızı dağıtacak kimse yoksa etrafınızda.

  28. Benzer sorunların sadece kendinde olmadığını görmek bile rahatlatıcı. Bunu dile getirmek belki de çok bencilce…Ben ne olduğunu anlayamadan, oğlumuzun 5. ayı civarından beri gittikçe artan bir soğukluk… Sanki bana verecek sevgisi kalmadı. Eşim çocuktan sonra işyerindeki pozisyon değişikliğinden dolayı zaten yoğun olan iş temposunu 2 katına çıkarmak zorunda kaldı. Zaten işi evden çok uzakta olduğu için köprü trafiğini atlatmak düşüncesiyle ve çalışma bahanesiyle eve 9,10 hatta 11’den önce gelmez oldu. Niye gelmiyorsun, bir gün de erken gelsen dediğimde “evde yemek olmadığı” cevabını aldım. Yemek yaptım gel dersem, gelirmiş. Yaptım, geldi de; eline sağlıkla et de kötüymüş karışımı bir cevap aldım, kendisi için uğraşırken çocuğu zorlukla idare edebildiğim, hatta bir süre ağlattığım bir yemek için. Oğlum 5-6 aylıktı sanırım. Oysa ben de o evde her akşam yemek yiyordum, kayınvalidem yapıp getiriyordu, kendim hızlısından bir şeyler yapıyordum; aç kalmıyordum yani; ama o mükellef sofra bulamadığı için “aç kalıyormuş”. İş yoğunlaştı biz uzaklaştık. O işten çıkınca trafiğe çok takılmasın diye diğer yakaya taşınmaya karar verdik. Ev alacaktık. Neyse bir şekilde baktık aldık, birkaç ay sürdü. Ev sahibinin çıkması ve tadilat gerekiyordu, o da zaman aldı. Ben işe başladım, işten çıkıp hemen eve gitmek istedim doğal olarak ev tadilatıyla ilgilenemedim, o ilgilendi; ama benim gitmemem problem oldu onda. O da işi aksatıp gidiyordu belki de. Taşındık, tadilat bitmemişti. Bir hafta izin aldım, her gün evde ustaların başında durdum. Sonraki 2 hafta da eksikler vardı yerleşemedik, bir annemde bir kayınvalidemde kaldık. Evdeki her türlü aksaklık gözüne battı, beni suçladı. Artık evimizde yaşama geçtiğimizde, eve daha da geç gelmeye, hatta bazen gelmemeye başladı. Bense her akşam başka bir usta çağırıyordum eve eksikler düzelsin diye. Gündüz de geliyordu ustalar zaman zaman. Ama o mutlu olamadı bir türlü, her geçen gün daha da kötüye gidiyor. Ev almış olmak da üzerinde bir yük oldu belki, her zaman oturduğu bölgeden taşınmış oldu, kendi mantığıyla belli bir parayı eve bağlamak mantıklı gelmedi; ama ben istediğim için almış oldu. Oysa ben maddi açıdan talepkar bir insan hiç değilim. Hatta kendi parama göre yaşamaya çalışırım, eşimin parasını yiyeyim gibi bir mantığım asla yok.
    Yemek yapmıyormuşum, eksikler gözüme batmıyormuş falan filan. Oysa her akşam ben de o evde kendi yaptığım veya bakıcıya yaptırdığım bir şeyleri yiyorum. Ben de akşam eve normal bir saatte gelip çocuğuyla ilgilenen bir koca isterdim ki madem öyle yemek yapayım. Yoksa çocukla çeşit çeşit yemek çıkarmak, mükellef sofra hazırlamak nerdeeee?Çocuğuma ayıracağım zamandan çalmak demek bu zaten haftaiçi. Ama bunu kabul etmiyor.
    Evden çıkmak için hem kendimi hem yerinde duramayan çocuğu hazırlıyorum, o son anda gelip ayakkabısını giyiyor ve ben daha ayakkabımı giymediysem, gene bizden önce hazırlanmış oluyor (klasik erkek). İşte problemler var, üzerinde baskı var… Ama her şeyden önce gariptir ki bizde erkekten taraflı, hem de hamilelik haberini duyduğundan beri cinsellik kalmadı ve tüm problemlerin bu kadar büyümesini buna bağlıyorum. Benim onun yanında çocuğu emzirmem onda bu konuda daha da olumsuz etki yaptı. Kendisi “bende artık taşınmayla birlikte kayış koptu” diyor. Ben gerçekten ne yapmış olabileceğimi anlamıyorum. Nereye gidiyoruz bilmiyorum; ama güncel durumda aslında çocuğuna yalnız bakan -tabii annelerin de desteği yok değil- bir anneyim.
    Evlilik danışmanına gitmeyi düşünüyorum; çünkü ikimizin de dışardan birinin görüşlerine ihtiyacımız var.
    Bu konuda tavsiyelere de açığım.

    • Bence bir danışmana mutlaka gidin. Evlilik terapisti olabilir, ya da ilk etapta sizin gidip içinizi dökebileceğiniz biri olabilir. Bağımsız, tarafsız biriyle konuşmak insanı çok rahatlatıyor ve halihazırdaki sorunlara farklı gözlerle bakabilmenizi sağlıyor. Mutlaka destek alın derim.

  29. ama hakkaten çocuk bakmakta ne var, evde 1 çocuk bakamyor muyuz hanımlar bu mudur gelinen son durum, biraz saçma değil mi, uyutmak da nesi çocuk kendisi uyuyacak kendisi uyanacak kendisi yiyip giyinecek. sıkıntı bebek muamelesi yapmak türkiyede çocuklara, aman üşür diye üstünü örtüyorlar gece uyanıp. gece uyanmayan bebeklerini acıkır ya da nefes alıyomu diye uyandıran anneler var, al başına bela, çocuğu uyandıra uyandıra uyku sorunu yaratıp sonrada uykusuzum diyorlar. dışarı çocukla çıkmayı beceremiyip babaynın başoının etini yiyolar. el insaf ama. erkekler haklı, kadın da becerisini kazansın, ev işi yapmayın istemiyorsanız. bırak dağınık kalsın, neden çok yoruluyor bu tipler, herşeyi kendileri yapmak istiyolar çünkü. herşeyi kendin yapınca ve mükemmel yapmaya çalışınca da olması mümkün diil. hem erkeklerde eve geç gelmiyosa çocuk bakabiliyo yemek yapabiliyo. ama sen yapamazsın diyo kadınlar, erkeğe de yapamazsın dediğinde yatıyo, e haklılar, naapsınlar, bana da yapamazsın dese eşim ee sen yap der yatarım banane.
    okadar abartmayı doğru bulmuyorum. hepimizin çocuğu var. binyıllardır çocuklu kadınlar var bu kadar zorlamamak lazım. müze gibi hijyen evlerde yaşamak isteyenler de çocuk yaparken düşünsün yorulurlar

  30. Yazıyı yeni gördum ve bugun yaşadığım bir olayı paylaşmak istiyorum sizlerle..6 yıllık evliyim 2,5 yaşında bir kızım var,kızım 3 ay önce tuvalet eğitimini aldı,fakat zamanın doğru olduğunu düşünmeme ve kendi de çok istekli olmasına rağmen kakasını bir türlü öğrenemedi,çişi öğrendiği için tekrar beze de dönemedim(kendisi de bezi istemiyor zaten) ve 3 aydır her gun hatta bazen gunde 2-3 defa altına kaka yapıyot,aylardır sabırla temizliyorum,altını yıkayıp kıyafetini değiştiriyorum,fakat dun gece misafirlerimiz vardı ve sabah 5 e doğru yattık,kızım sabah 7 de kalktı,tabi kalkmak babaya değil bana düştü herzaman ki gibi(buarada kızım doğduğundan beri geceleri bazen 3bazen 6-7 kex uyanır ve ben kalkarım) bunun uzerine öğlen saatinde artık pilim bitmiş halde koltukta uzanırken kızım yine altına kaka yaptı ve ben ilk kez eşimden temizlemesi rica ettim,bana cevabı sadece “gulmek”oldu..ben de “neden guluyorsun,çok mu zor bunu yapmak”dedim..ve bekledim,beklerken uyuyakaldım ve gelip beni uyandırdı,”çocuk bekliyor yazık ama” dedi.bunun uzerine yatak odasına geçip panjurları indirdi ve yattı..daha da uzulduğum kızımın aramızda bu gerginliği anlayıp”anne kaka yaptığım için mi kızdın babaya”dedi:( bu yalnızca bugun yaşadığımız geçmişte kalanları unutmaya çalışıyorum..benim görüşüm Türk erkekleri anneleri tarafından böyle yetiştiriliyor,erkek çocuklara iş yaptırılmayan tabağını bile kaldırmaları beklenmeyen,bebekle oynamaları yasak olan bir erkek nasıl eşine destek olabilir ki ileride..bir gun bi restaurantta otururken bir çift arkadaşımız geldi,bayanın eşi ve annesi de yanı da olmasına karşın bebeğin altını baba değiştirmeye gitti,masada oturan eşim ve kayınvalidemde dahil hepsi eleştirdiler,onun bundan mutluluk duyacağı akıllarına bile gelmedi..bence yaşadığımız herşey kúlturumuzden kaynaklanıyor..tum annelere sabır ve anlayışlı eşler diliyorum..

  31. Alttaki hikayede bayanın “kızkardeşi ve annesi”dicektim yanlış olmuş 🙂

  32. Merhaba,
    Kadınlar yüzbinlerce yıldır anne oluyor. Bizim anneannelerimiz, babannelerimiz, teyzelerimiz, annelerimizde anne oldular hemde çoğunlukla bizlerden daha zor koşullarda, daha az teknolojiyle, daha az parayla, bakıcısız, tatilsiz, sinemasız, kızkıza gezmesiz…Ama şimdi bizler bir çocukla depresyona giriyoruz, evliliklerimiz bozuluyor. Bence sorun kadınlar, erkekler, çocuklar değil. Sorun hazır olmamak, aslında zaten uyumlu olmadığımız biriyle evli olmak ve çocuğun bunu gözümüze sokuyor olması, dış dünyanın dayattıklarıyla yaşadığımız tüketim kültürü. İyi anneliği çocukları boğarcasına kontrol etmek, rahat bırakmamak, herşeyin mükemmel olmasını istemek, akışa bırakmamak… Hiç birimizin annesi evde oturarak depresyona girmedi, bizimle bir projeymişiz gibi uğraşmadı, yeri geldi bizi anneanneye yolladı kocasıyla başbaşa kaldı. Bizde normal insanlar olarak büyüdük. Bence bakış açımızı genişletmekle, mükemmeliyetçi olmamakla çoğu problemimiz hallolur. Çocuklar her zaman otoriteyi ve onlara birilerinin neyi yapıp yapmayacağını söylemesini severler. Hayatı çocuklara göre değil, çocukları kendi doğrularımızla yaşamak ve onların bunu öğrenmesini sağlamak bence en doğrusu.