72 Yorum

Çalışan anneden çalışmayan anneye mektup…

Aşağıdaki yazı, geçen haftaki “Herkes anne oluyor ama…” başlıklı yazıma yorum olarak bırakılan “A Letter from a Working Mother to a Stay-At-Home Mother, and vice versa” başlıklı yazının çevirisi… 

Çok beğendim ben. Hatta gözlerim bile doldu okurken. Ve belki de taşmıştır. Çevirip paylaşmak istedim yazıyı… Beni yazıyla buluşturan Mehtap’a teşekkür ederek… 

İngilizce’deki “stay-at-home mum” tabiri Türkçeye “Evde kalan anne” değil de, “çalışmayan anne” olarak girdiği için ben de o şekilde kullandım. Öte yandan, çocuk olduktan sonra şu veya bu sebeple dışarıda maaş karşılığı çalışmayı bırakan annelerin “çalışmayan anne” olarak nitelendirilmesine de aşırı gıcık olan bir kişiyim. Sanki de çalışmayıp yan gelip yatıyoz. Neyse, iç isyanlar başka yazıya…

***

Sevgili Çalışmayan Anne,

Bazı insanlar senin bütün gün evde ne yaptığını sorguluyorlar. Ben biliyorum. Biliyorum, çünkü ben de anneyim ve bir süreliğine de olsa ben de senin yaptığını yaptım.

Maddi karşılığı olmayan, hatta çoğu zaman karşılığında bir teşekkür bile almadığın, sabah uyanır uyanmaz başlayan ve akşam yattığında bile bitmeyen bir iş yaptığını biliyorum. Bitmek bilmeyen bir şekilde hafta sonları ve geceleri de çalıştığını biliyorum. Bütün bunların karşılığının mutluluk verici ama yetersiz olduğunu biliyorum.

Çayını, kahveni nadiren sıcak içebildiğini biliyorum. Dikkatinin sürekli bölündüğünü, herhangi bir işi tek seferde, bölünmeden yapabilmenin ne kadar zor olduğunu biliyorum. Halen gündüz uykusu uyumaya devam eden tek bir çocuğun yoksa eğer, gün boyu sakin bir an yakalayamadığını biliyorum.

Gün be gün nelerle uğraştığını, destek alamadığını biliyorum. Ağlama nöbetleri, tuvalet kazaları, yemek savaşları, yere saçılan yiyecekler, duvara sıvanan boyalar, kardeş kavgaları, durmaksızın ağlayan bebekler… Ardı arkası gelmeyen, ucu bucağı görünmeyen bir iş olduğunu biliyorum: Yemek için alışveriş yap, hazırla, pişir, çocuklara yedirmeye çalış, yere dökülenleri temizle, bulaşıkları yıka ve bütün bunların hepsini üç saat içinde tekrar et…

Öğle yemeğini huzur içinde yediğini ya da öğleden sonra kısa bir şekerleme yapabildiğini hayal ettiğini biliyorum. Bütün bunlara değip değmediğini sorguladığını, işyerinde arkadaşlarıyla kahve molası verebilen arkadaşlarına imrendiğini biliyorum. Akşam eşin işten eve geldiğinde, tam da senin dinlenmeye en çok ihtiyacın olduğu anda onun ayaklarını uzatmak istemesinin seni nasıl ağlamaklı hissettirdiğini biliyorum.

Kimsenin yardımı olmadan, bütün gün aralıksız bir şekilde çocukla ilgilenmenin zorluklarını anlamayan birçok insanın seni nasıl hafife aldıklarını biliyorum. Onlar, senin, çocuklar bir kenarda sessizce oynarken kahveni yudumladığını zannediyorlar.

Finansal bağımsızlığını özlediğini biliyorum. Başka insanların hafta sonu geldiği için sevinmesinin seni rahatsız ettiğini biliyorum çünkü senin için her gün aynı: hiç tatilin yok. Maddi karşılığını almadığın, gerçek bir iş yaptığın halde birçok insanın senin çalıştığını anlamadığını biliyorum.

Sevgili çalışmayan anne, nasıl yaptığını bilmiyorum. Sonsuz sabrını, her günü heyecanla karşılamanı ve çocukların seni yorduklarında bile onların hayatlarına neşe katabiliyor olmanı alkışlıyorum. Herhangi bir karşılık almadan, terfi, ün, maaş olmadan çalışıyor olmanı takdirle karşılıyorum. Çocuklarının kendilerini önemli hissetmelerini ve sevgi dolu bir ortamda büyümelerini istediğini biliyorum ve sen, sevgili çalışmayan anne, bunu en iyi şekilde yapıyorsun.

Seni anladığımı bilmeni istedim. İkimiz de anneyiz. Ve biliyorum.

Yolun diğer tarafından sevgiyle…

Çalışan Anne

Sevgili Çalışan Anne,

İnsanların, çalışmak için çocuklarını başkalarının bakımına bırakıyor olman yüzünden seni yargıladıklarını biliyorum. Bazı insanlar senin çocuklarını biz çalışmayan annelerin kendi çocuklarını sevdiği kadar sevmediğini bile iddia edip, çocuklar için en iyi şeyin evde anneleriyle olmak olduğunu söylüyorlar.

Bunu nasıl söyleyebilirler? Ben, senin çocuklarını diğer her anne kadar sevdiğini biliyorum. İşe dönmenin kolay bir karar olmadığını biliyorum. Artılarını eksilerini bebek olmadan çok önce tarttın. Hayatının en önemli kararlarından biriydi bu… Bunu belki öğrenciyken bile düşünüyordun.

Seni her yerde görüyorum. Sen, çocuklarım hasta olduğunda onları iyileştiren doktorsun. Sen benim çocuğumun alerjisini teşhis eden uzmansın. Sen kocamın sırt ağrılarını geçiren fizyoterapistsin. Vergi ödemelerimizi koordine eden mali müşavirsin. Oğlumun ilkokul öğretmenisin. Kreşimizin müdürüsün. Kızımın jimnastik öğretmenisin. Bize evimizi satan emlak uzmanısın. Sen olmasaydın bu dünya nasıl bir yer olurdu? Ya “bir annenin yeri evidir” diye ısrar edenlere teslim olsaydın?

Her işi, sana ve ailene uygun olup olmadığı konusunda tarttığını biliyorum. Spor yapabilmek ya da biraz olsun kendi kendine kalabilmek için herkesten bir saat erken kalktığını biliyorum. Akşam eve geldiğinde “ikinci mesai”nin başladığını biliyorum. Dışarıdan konuşanlar profesyonel işinin yanı sıra bir de koca bir evi idare ettiğini anlamıyorlar. Eve geliyorsun, yemek pişiriyorsun, çocuklarını yıkıyorsun, onlara kitap okuyorsun. Yataklarına yatırıp iyi geceler öpücüğü veriyorsun. Faturaları ödüyorsun, mutfak alışverişini yapıyorsun, çamaşır, bulaşıkla uğraşıyorsun, diğer tüm annelerin yaptığı gibi…

Çocuklarından daha fazla ayrı kalmanın seni suçlu hissettirdiğini, bu yüzden kendine ait zamandan fedakârlık yaptığını biliyorum. Çocuklarını kreşe bıraktığında işten kendin için izin almayı kendine çok gördüğünü biliyorum. İşe gidiyor olmanın senin için “izin” olduğunu düşündüğünü biliyorum. İşte geçirdiğin saatlerde hiçbir anı boşa harcamadığını biliyorum. Yemeğini masanda yediğini, kahve içmeye çıkmadığını, işine kendini tamamen adadığını biliyorum. Orada olmayı seçtin. Orada olmak istiyorsun.

Çocuklarına kimin bakacağı konusunda kılı kırk yardığını, birçok yuvanın çok iyi hizmet sunduğunu biliyorum. Çocuklarını sadece gerçekten sevilecekleri ve iyi bakılacakları bir ortamda bırakacağını biliyorum. Çocukların hasta olduğunda, belki de o günün kazancından vazgeçip onlara bakmak için evde kaldığını biliyorum. Böyle zamanlarda gizliden gizliye mutlu olduğunu, çocuklarınla olabilmekten büyük keyif aldığını biliyorum.

Her zaman orada olamadığın için suçlu hissettiğini biliyorum. Ama sevgili çalışan anne, şunu da biliyorum ki, sen çocuklarına çok iyi örnek oluyorsun. Onlara kadının kariyer sahibi olabileceğini, evin dışında çalışarak verimli olabileceğini, aynı zamanda sevgi dolu bir anne olunabileceğini gösteriyorsun. Kızlarına hayatlarında ne isterlerse onu olabileceklerini gösteriyorsun. Güç, dayanıklılık, tutku, direnç timsali oluyorsun, ve bunu da sevgi ve mutlulukla yapıyorsun.

Seni anladığımı bilmeni istedim. Çünkü ikimiz de anneyiz.

Yolun diğer tarafından sevgiyle…

Çalışmayan Anne

***

Yazının orijinali için tıklayın.

72 yorum

  1. Yazınız ben de gülen /ağlayan gözlerle okudum.Çalışan bir anneyim ve her iki tarafı da çok iyi anlayabiliyorum.Hafta sonu “çalışmayan anne”.hafta içi ise “çalışan anne” modu olmak insanı yoruyor zaten.İki tarafa da ait olamamak arada kalmak deyimi tam da bizim için söylenmiş bir söz olsa gerek.Bu şekilde diye diye çalışma hayatımızın bitmesini ve emekli olacağımız günleri hayal ederek yaşıyoruz:) İster dışarda ister evde çalışsın tüm annelerin çocukları için en iyiyi istediğini ve yapmaya çalıştığını biliyorum.Hepimize bu zorlu yolculukta boş şans diliyorum:)

  2. son zamanlarda daha güzel bir yazı okumadım.paylaşım için teşekkürler

  3. 2.oglum için dogum iznindeyim ve ben de şu anda her ikisiyim. Hem çalışan anneyim hem de calışmayan. Yüreginize saglık… Daha güzel anlatılamazdı! Seni seviyorum Elif!

  4. Yazıyı bizimle buluşturduğunuz için sonsuz teşekkürler, siz kesinlikle çalışan bir annesiniz “blogcuanne”, kendinize haksızlık etmeyin, yazılarınız bana güç veriyor, sürekli takiptesiniz, teşekkürler.

    Evde çalışan anne

  5. Harika bir yazi..!
    Ceviri icin tesekkurler, sevgiler..

  6. Ne yaptın blogcu anne “çalışan” anne olarak ofiste okudum yazıyı, 2.bebeğime hamileyim ve ağlıyorum şimdi, ne kadar güzel ifade etmiş yazan, karşı tarafı yargılamadan, suçlamadan çok çok güzel yazmış.

  7. Ne denilebilir ki;

    Kızıma 2 yaşında kadar kendim baktım ve daha sonra iş hayatına geri döndüm.Her ikisini de yaşamış biri olarak söylüyorum ; bu iki durum çok benzer hiçbiri bir diğerinden kolay ya da zor değil.

    Evde olsan sürekli aynı atmosfer beş dakika nefes alamıyorsun işte olsan eve gelince iş güç boğuluyorsun..

    Özetle:Evet; annelik de çalışan annelik de zor BİR CANLININ MESULİYETİNİ ALMAK NASIL KOLAY OLSUN?

    Çok güzel bir paylaşım Elif. Sağ ol.

  8. Gözlerim doldu okurken!! Nasıl guzel anlatmiş her iki anneyide.. Ben calısmayan anne annemde calısan anneydı o kadar duygulandım ki..

  9. Bartu'nun annesi Simge

    Çook tanıdık satırlar gerçekten de,her iki taraf içinde ayrı ayrı zor yada kolay denilebilecek kavramlar mevcut,her iki tarafta kendi içerisinde haklı ve her iki tarafta birbirini çok iyi anlıyor….ne bir eksik ne bir fazla….dengelemek gerçekten zor…ne diyelim hemcinslerimiz olarak kolay gelsin hepimize sabırlar versin Allahım,çok teşekkürler ayrıca Elif paylaşımın için…bir nebze de olsa yalnız olmadığımı bilmek ve anlanmak güzel şey…Sevgiler…

  10. Çok güzel bir yazı olmuş, teşekkürler… Ben evde çalışan anneyim. 2 oğlum var ve ilk oğlum olduğunda 10 senelik çalışma hayatımı bırakıp evde çalışmaya başladım. Ama dışarıda ‘Siz ne iş yapıyorsunuz ‘ diye soranlara Evde çalışıyorum dediğimdeki yüz ifadelerine gıcık olan bir anneyim… evde yapılan hiç bir şeyin değeri ve önemi yok maalesef çünkü onlar doğal yapılması gereken şeyler.. ama dışarıda çalışıyor ve para kazanıyorsun ya o çoook önemli… Dışarıda çalışsanda annesin,ev hanımısın yine aynı aslında..
    ama değer bilen var mı onu bilmiyorum işte …..

  11. evden çalışan ve çok şanslı bir anne olarak gozyaşlarıyla okudum. yolun her iki yanı da zor ve çetin

  12. Nihat'ın Annesi

    Bunu iş yeride mas başımda öğlen yemegimi yediğim şu 15 dk boşluğumda okumamalıydım… 1 yazıyı okurken hüzünlendim, ama ikinci yazıyı okurken göz yaşlarımı tutamadım wc gidip hüngür güngür ağladım… insan sadece yazşadığını anlar ve anlatabilir. Elif süpersin…

  13. Cok guzel muhtesem bi yazi

  14. kesinlikle teşekkürler yolun diğer tarafından çalışmayan Anne 🙂

  15. Ne kadar çok ihtiyacımız varmış böyle bir yazıya…
    muh-te-şem!!!

  16. Uzuun yıllardır çalışan annenin vicdan azabıyla başbaşayken son paragraf beni kendime getirdi. Teşekkürler Elif..

  17. Her haliyle annelik büyük fedakarlık gerektiriyor…

  18. Kadınlar için -belki de herkes için- en önemli şeyin ‘anlaşılmak’ olduğunu farkettiniz mi?Bu yüzden gözlerimiz doldu her paragrafta,birinin bizi anladığını gördük çünkü.
    Sevgiler herkese,anne ve anne olmayan tüm kadınlara.

    • ipek böcüğü

      Duygu hanım çok önemli bir noktaya dikkat çekmişsiniz. Yaşamdaki her problemde aradığımız şey çözüm değil sadece anlaşılmak değil mİ? Sadece anlaşılmak içimize huzur verdi ve tüm yorgunluğumuzu aldı götürdü.

  19. gerçekte çok güzel bir yazı olmuş ben de çalışan anne olarak ve pazartesi günün vermiş olduğu hüzünlü halimle bunu okudum ve gözyaşlarımı tutamadım. 2 tane kızımı evde bırakmak ara sıra zor olsa da onlar için çalıştığımı düşününce az da olsa rahatlıyorum. Bence her ikisi de zor… Ama en güzeli ANNE olmak…

  20. Merhabalar yolun iki tarafından da merhaba deme şansı yakalayanlardanım.Her iki yakayı da ne güzel dile getirmiş duygulandım okurken

  21. Pınar Yıldız

    Paylaşım için teşekkür ederim..çalışmayan ikizlerine bakan bir anne olarak..nihayet çalışmayan
    anne için yazılmış gerçek duygular..acındırma yok yada hor görme..çalışanı çalışmayanı anne olanı olmayanı hepimiz kadınız kendi seçimlerimizi yaşıyoruz (şanslıysak)..saygı duymalı..anlamaya çalışmalı..

  22. ağlıyacağım şimdi ;(

  23. Çalışan bir anne olarak çalışan veya çalışmayan tüm kadınlar olarak birbirimizi anlamamız,yargılamadan destek olmamız gerekiyor…Bu paylaşımınız içim de teşekkür ediyorum..

  24. o zamn diyoruz ki çalışmayan anneden çalışan anneye teşekkürler…..KAdının en büyük düşmanı kadındır diyenlere selam olsun. Birbirini anlamak ve hepimizin ne kadar büyük zorluklardan geçtiğimizi unutmamak gerek.Paylaşım için çok teşekkürler……

  25. Ne güzel yapmışsınız Elif Hanım. Güzel insansınız vesselam.

  26. Semra Tutcu Şahin

    Kusursuz bir empati özelliği. Çoğu zaman memleketin halinden, işlerimizin yoğunluğundan, ve daha birçok nedenden dolayı gözardı ettiğimiz, bilinçaltından bizi hep rahatsız eden “o duygu”yu, böyle yazılarla bilincimize taşımak ve rahatlamak zorundayız. O yüzden bu yazıdan her anneye her gün 1*1 reçetelemek şart. Sevgiyle.

  27. Çalışmayı bırakmış anneyim. Tam da hayatımı sorguladığım bu günlerde çok iyi geldi bu yazı. Moral verdi, teşekkürler..

  28. Bu çok iyi…
    Kimi yargılasak da biz daha iyi görünsek diyenlerin dünyasından sıyrılmanın ve “birbirini anlamanın” yazısı… Daha doğrusu yolun iki ayrı tarafından aynı şeyi seslendiren bir yazı… Müthiş… çeviri için de çok teşekkür ederim.

  29. doğumla birlikte çalışmayı bırakmak ve çalışmaya devam etmek… iki ucu pis değnek. şimdi ikinci oğluma hamileyim ve kısmetse 4 ay sonra onu kucağıma alınca yapabildiğim kadar ücretsiz izin alıp sadece çocuklarıma ve evime odaklanmayı planlıyorum. ilk oğlum(şu an 4 yaşını geçti) henüz 6 aylıktı işe döndüğümde. her ne kadar babannesine gözüm kapalı emanet etsem de onu, hep içimde kaldı o ilk aylar. bu sefer de bunu deneyeceğiz bakalım…

  30. İş yaşamını bir kenara koyup çocuklarımı kendim büyüteceğim diyen ama çıldırmasına da ramak kalan ben gözyaşlarımla okudum. O kadar gelgitler içindeyim ki. Çalışsam tekrar diye düşünürken çocuklarım ne olacak kaygısındayım. Evde okula götür getir, diğer ihtiyaçları derken kendimi de yetersiz işe yaramaz hissediyorum. Bu yazı tam duygularıımı dökmüş.

  31. Bu yazıyı kadınlardan çok ERKEKLER okumalı.

  32. Aslında türkçenin azizliği mi yoksa geri kalmışlık mı ?
    Çalışmayan anne evde çalışmıyor değil elbette, ama şu var ki 3 senedir hür irademle çalışmıyorum, yani ofise falan giderek çalışmıyorum 🙂 ama çalışan çok kişiden daha iyi bir iş yapıyorum, bir insan büyütüyorum ve o insan benim kanımdan, canımdan. Onun büyüyüşünü kaçırmıyorum, vicdanım rahat ve en önemlisi : mutluyum.
    Evdeyim, çocuk yaptık, çocuğu isteyerek yaptık ve benim için bir anne ve baba 3 sene çocuk bakmalı, bakmak demeyelim, bu güzel zamanların tadını çıkartmalı. Baba için herkes yapamaz tabi çok kişi çalışmak zorunda ama en ideali de ailece birlikte, bir olmak aslında.
    Bir insanın ilk yılları çok ama çok önemli.
    Çalışmayan anneyiz 🙂 kimilerine göre, ama çalışmıyor değiliz, bunu kimseye ıspatlamak zorunda da değiliz. Kendime hep vakit ayırdım, ayırıyorum, çayımı da sıcak içerim, duşuma da girerim, dışarı da çıkarım. Bazen anneme bazen eşime bazen arkadaşlarıma bırakırım kızımı bebekliğinden beri, hiç gocunmam. Ona göre ayarladım, kızım gayet süper de uyur, yer ve oynar, bunları hep ben yaptım çünkü ben bakmayı seçtim.
    Bir kadın mutlu olursa yuvası da mutlu olurmuş diyorlar, doğrudur. Evde olmak kendini salmak, eve kapanmak, çocuktan başka bir şey yapmadan ev işine gömülmek değildir. Bir yardımcı almak bugün herkesin yapabildiği bir şey, oldu bitti, temizlik bir daha yapmazsınız, rahat rahat çocuğunuzla gezer eğlenirsiniz. Herkesin akıllı telefonları, yetmiyor, tabletleri, çocuklarının marka marka boy boy 10larca ayakkabısı varken haftada bir temizlik çalışanı için bütçem yok diyemez.
    Kimileri ise her gün yardımcı alır gene de söylenir, hep şikayetçidir, kimi de yardımcısı yoktur ama mutludur. Bu yapı meselesi ama türkiyede anneler hep ahvah ederek prim yapıyor. Çocuğun ne kadar zorluyorsa o kadar annesin sanılıyor. Evde olan kadın yakınıyor, evişi, temizlik vs vs. Ben de evdeyim ama herşeye vaktim var abartılıyor da, ama kolay değil elbet. Nesi kolay biliyor musunuz ? Saçmasapan sevmediğim bir işte, bir başkasının altında, aptal kapalı bir binanın içinde adeta hapishane gibi bir ofiste omaktan kolay-evet benim için istanbulda ofis hayatı böyle-
    Sevgilim yanımda, evimdeyim, istediğim an istediğmi yapabilirim, canım istemez dışarı bile çıkmam, çocuğu öyle bir yetiştirirsiniz ki, 9lara dek bile uyuyabilirsiniz. Bütün çalışan arkadaşlarım benden erken 6larda uyanıyor, ve buna mecburlar.
    Çalışmama sebebimse, annemin çalışması, ben çalışan annenin ne olduğunu biliyorum, çocuğuma bunu yapmayacağımı biliyordum, çalışmak zorunda olsam çocuk yapmazdım 40larıma dek, geç de değil 40 oldukça genç yaşlar artık. Sıkıntı olmazdı. Bizim nesli kandırdılar 🙂 çocuk da yaparım kariyer de diye diye, yok öyle bir şey, kariyerini yap, tatmin ol, sonra çocuk yap. Bakıcı konusunda ılımlı olmam mümkün değil, tasvip etmiyorum.
    İmkanlar her zaman yaratılır, insan istediği hayatı seçer ve yaşar. Her şey bizim elimizde. İstemek de elde etmenin yarısıdır. Bugün Alakır’da dağda yaşayan o yüce çifti gıpta ile okuyoruz, kaçımızın cesareti var ? Sistem bu diye kadın erkek çalış, çocuğuna başkası baksın. Her zaman alternatif vardır, az kazan, az harca ama mutlu ol.
    Haa evde oturamam diyen kadınlar da var anlamaya çalışıyorum, insan çocuğuna neden bakmaktan kaçar ki. En azından ilk yıl bari bırakmasınlar, ne bileyim, çok garip, üzgünüm.
    Ama hepimiz anneyiz, tabiki hepimiz istediğimiz gibi büyütüyoruz, istediğimiz gibi mni gerçekten ? anne olmak vicdan azabıdır diyenler var, hayır yanılıyorlar, vicdanlar rahat olmalı, ancak o zaman huzurlu olur ve huzur verebiliriz. Nasıl istiyorsak öyle yaşayalım. Çalışmak isteyen çalışsın ama vicdan yapmasın, yapacaksa çalışmasın. Çalışmak istemeyen çocuk bakana da çalışmıyor muamelesi yapılmasın, bize dayatılmış, oku oku işe gir çalış çalış…ama ne için ve nereye kadar, çocuk varsın en iyi okullarda okumasın ama mutlu bir çocukluk geçirsin annesiyle ve babasıyla mümkünse.

    • Yorumunuzda hakli oldugunuz yer yok degil cok, cok da bu kadar olumlu bir yaziya “yine en dogru ben bilirim, en dogrusu da su” diye bir yorum yapmaniz beni uzdu acikcasi. Yazinizi “soyle hadi iyi politik bitireyim” diye “Nasil istiyorsak oyle yasayalim” diye yavan bir cumle maalesef kurtaramadi.

      Yazinizda cok buyuk bir celiski var. “Benim için bir anne ve baba 3 sene çocuk bakmalı, bakmak demeyelim, bu güzel zamanların tadını çıkartmalı. Baba için herkes yapamaz tabi çok kişi çalışmak zorunda ama en ideali de ailece birlikte, bir olmak aslında” demissiniz, sonra da “Haa evde oturamam diyen kadınlar da var anlamaya çalışıyorum, insan çocuğuna neden bakmaktan kaçar ki.”. Erkeklere verdiginiz yesil isigi neden bayanlara veremediniz anlamiyorum? Demek ki cinsiyet ayrimciligi bilincaltimiza o kadar cok islemis.

      Hadi babaya olan daha az kati tutumunuz “e baba emziremez, bebegin sagligi icin anne sutu sart” olsun. O zaman “calisma evde otur” diye kadina yuklenmek yerine bu enerjiyi dogum haklari konusuna cevirseniz? Bakin benim tuzum cok kuru, 14-15 aylik dogum izni olan bir ulkede yasiyorum. (inanin 12 ayin altinda dogum izni alan tanimiyorum. Hicbir kadin boyle bir nimeti bu dunyada tepmiyor. “Ohhhh ne guzel en az bi sene izindesin” deme cesaretini gosteren erkek de tanimiyorum. Cunku dogum izni istenirse paylasiliyor, erkek cani isterse 12 ay dogum iznine gidiyor – tabii demokrasi harikasi Kanada’da bile erkekler o kadar cok bebek bakmaya ragbet etmiyor- Sizin yorumunuza benzer “kadin en az birbucuk sene evde kalmali” da diyebilirdim ama boyle bir yasal duzenlemenin olmadigi bir topluma ozellikle bunu demiyorum cunku hepimiz bu yasam savasinda elimizden geldigince en iyisini yapmaya calisiyoruz.

      Ha zaman sorununa (ya da oyle bir sorunun yokluguna) gelince, siz nasil “benim zamanim varsa herkesin olur” diye genellemeler yapiyorsaniz ben de “Ben hem calisip vergimi oduyorum, hem cocugumla cok iyi zaman geciriyorum, hem esimle ilgileniyorum, hem evime hem de kendime bakip spor yapiyorum, ben yapabiliyorsam sen de yaparsin , kimsenin evhanimi olmak icin kimsenin maazereti yok” diyen anneler de taniyorum. Pardon da bu “ben matematik birincisiydim, ustelik de hic odev yapmazdim derste sipsak ogrenirdim, sen neden ogrenemiyosun” demek gibi birsey. Her insanin kendine ozgu bir ritmi, engelleri ya da yetenekleri oldugunu gozardi ediyor boyle yorumlar.

      Ha bir de annenizin calistigini ve bunu sizde bir ukte oldugunu yazmissiniz. Peki akliniza annesi calistigi halde mutlu olan cocugun cok oldugu (bir tanesi benim, doctor anne tarafindan buyutuldum) ve annesi calismayan cocugun da calismadigi icin mutsuz olan cok cocuk oldugu (mesela halis mulis Kanadali esim) geliyor mu? Ya ustelik calismadigi ve uzun sure isten uzakta oldugu icin kolay kolay is bulamayan ve mutsuz bir iliskide maddi nedenle hapis olan anneler aklimiza geliyor mu? Yani demek istedigim siz mutsuz oldunuz diye diger cocuklar da mutsuz diye bir kural yok. Lutfen “cocuk da yaparim kariyer de yalan. Kariyerinize doyun sonra cocuk yapim” diye biraz fetva vermissiniz sanki.

      Anladigim kadariyla calisan annelerin elestirileri cok kirmis ama bu yorumunuzun da size elestirenlerden pek farki olmamis. Ayni role burundugunuzu umarim farkedersiniz.

      • oo analiz, çok uzun yazmışsınız tebrikler 🙂 iyiyim böyle ben sağolun gerek yoktu böyle düşünüyorum dahasını da düşünüyorum da yazmayayım kaldıramıyorlar :p

      • artı : cinsiyet ayırımı demişsiniz de ever erkekler daha düzgün oluyor kadınlar hormonlara çok kapılıp saçma histerilere kapılabiliyor anne olunca örnekler ortada, yeşil ışık yakmşım demişsiniz, ya çok eğlenceli yazmışsınız ama ne uzun zaman harcamışsınız, teşekkürler valla hiiç beklemiyordum

        • Yo ben hic uzun zaman harcamiyorum. Neden sordunuz, siz yazdiginiz uzun yoruma cok mu zaman harcadiniz? 🙂

          • taktınız mı bana ? yeniden yazdığımı okudum da düzgün de yazmışım aslında bu kadar rahatsız olmuşsunuz, evet çok yavaşım çok uzun zaman harcadım uzun yazıma, her işe yetişemiyorum da malum evde çocuk bakıyoruz, siz ne kadar becerikli ve hızlısınız yaa :))

            • Zaman konusunda baskalarina karsi cok katisiniz, o yuzden takilmak istedim :). Takmaya gelince uzun bir yorum yazdiktan sonra yorumunuz uzun diye bir cevap yazmak cok ilginc… Neyse tabii siz bakin cocugunuza, burada durup yorum yazdiginiz kabahat :). Ben de isime doneyim bari. Empati kelimesini anlamaniz dilegiyle iyi gunler size.

              • yazıya uzun yazmışım size değil ama siz bana yazmışsınız o garip geldi, neyse ben sizin bildiğiniz türk anası değilim düşüncemin de arkasındayım, sanırım çocuğunuz yok, olunca da aşırı duygusal olmayın, evham pimpirik panik ve aşırı duygusallık annelikle yanyana olmuyor. erkekler daha iyi düz ve coo, bu sebepten doğrular. neyse doğru söyleyeni 9 köydeeeen :))) ve empati tabi. evet.

  33. gerçekten çocuk yaptıktan sonra ikilem yaşatan sistem yüzünden böyle, halbuki her anne doğada çocuğuna bakar ve bakmalıdır da. hiç üzülmesin kimse, çocuk bakmak en mükemmel iş şu hayatta. en değerli şeyi yapıyorsunuz, çalışmıyor değilsiniz.

  34. ama buna bakınca sanki anne olmak hep çok zor çok ağır gibi öylemi ciddenki yaa dedirtiyor anne olmayanlar korkucak valla, babalar ne düşünüyo, kadınlar mı fazla abartılı gene

  35. cok guzel, calisirken calısmayi calismazken calismamayi sorguladim durdum.. Benim isime iki yil ara vermek gibi bir sansim oldu.. herkesin olamazki, kimse kimseyi bu kadar kolay yargilamamali.. simdi ikinciyi yapsam mi diye bile sorguluyorum, o zaman calismaya ara veremem ve ikinci bebise haksizlik mi olur diye?

  36. Yazilarin ikisi de guzel. Ancak orta sinif calismayan anneden, orta sinif calisan anneye olmaliydi basliklari. Azicik farkindalik. Nasil bir annelik yapma halinde oldugunu bilmek kadar, nasil bir sinifsal pozisyonda annelik yaptiginin farkindaligi da onemli cunku. Iki yazinin da her satirinda orta sinif hayati var. Faturalari duzenli odeyebilmekten, iyi kresi bulup gondermeye kadar. Bu aslinda cok da fazla insanin sahip olmadigi bir yasam taayyulu. Insanlar annelik rollerini sorgularken, bir de bunlarla ugrasiyorlar, o yuzden cok cok dikkatli olmak lazim onkabulleri boylece yazarken.

    • Bu yorumunuzu doğrudan yazara iletmek gerekirdi sanırım, ben sadece çevirisini yaptım 😉

  37. Ha bir de ekleyeyim, yukarida biri herkesin alabildigi yardimci kadinlardan bahsetmis ya, iste en cok o yardimci kadinin da anne oldugunu unutmak bu kadar kolay oldugu icin sinifsal pozisyonu vurgulamak cok onemli. O yardimci kadinin da, belki de herkesten cok, bu sorgulamalari yasamaya hakki oldugunu unutan anneler yuzunden…

    • yardımcı kadın olmasa ne olurduk cidden, o da bir iş hiç de kötü bir iş değil çok önemli bir iş hem de, iyiki varlar. anneliği kolaylaştırıyorlar

  38. Bir de “mecbur” anne var.calisan ama bunu tercih ettigi icin degil madden zorunlu oldugu icin.bebeginin kokusundan vazgecip sabahin korunde yollara dusen, ya beni unutursa daha az severse diye korkan.karni tok bebegine gelecek hazirlayabiliyor diye sukreden ama bedelini de agir odeyen.keske her iki mektubu yazan anne gibi ozgur irademle kararimi verebilecek luxum olsa.keske onun bana ihtiyaci varken ben evin disinda, yillar sonra onun bana ihtiyaci kalmadiginda emekli olup eve donen olmasam.keske her agladiginda sarilabilsem.keske baskasinin onu yetistirip sekillendirmesini uzaktan yabanci gibi seyretmesem.ona anane babaanne bile baksa haksizlik diye icim sizlamasa.o onlarin degil ki benim evladim.ne guzel hem kendi evlatlarini hem torunlarini büyütebiliyorlar diye insan kendi annesine bile ozeniyor.kisaca ben birbirlerini anlamayip yeren ya da yeri gelip anlamaya çalışan ama sonucta kendi kararlarini yaşayan bu annelere coook ozendim.3.taraftan sevgilerle:)

  39. Hayat çok zor yaa..

  40. beni biri ancak bu kadar güzel anlatabilirdi elif hanım Akşam eve geldiğinde “ikinci mesai”nin başladığını biliyorum dediğiniz kısımda biz mimar annelerin bir de 3.mesaisi başlıyor bu yazdıklarınızdan sonra herkesi uyutup cogu aksam uykusuz kalarak çizim yaptığımız geceler vardır sırtlarınız tutulur gözleriniz bozulur ama yarınki görüşmeye sunumlar ve 3 boyutlu renderlar alırız oğlumu her sabah kreşe bırakıp aksam alıp markete uğrayıp mutfak serüvenine başlayan uzun bir döngü yasıyorum.bunları sizin yazınızda birerbir yasadım kendimi buldum

    • Bir yanlış anlaşılmayı gidermek isterim: yazıyı ben yazmadım, İngilizceden çevirdim. Ve bence de çok güzel anlatıyor.

  41. Cok zor… Iki tarafi da biliyorum, tattim, oglum iki bucuk aylikken ise basladim. Simdi oglum bir yasinda, ben full time calisiyorum, oglumuzun bakicisi var, ben ikinci bebegimize hamileyim. Is ne kadar stresli olursa olsun benim icin dinlenme yeri, bir isi nolunmeden yapabildigim, kahve molasina cikamasam da bilgisayar karsisinda sicak kahve icebildigim, insanlarla bebek bagirtisi olmadan konusabildigim yer. Aksam eve geldigimde ikinci, gece yatarken ucuncu mesai basliyor ki asil mesailer onlar. Yemek yedirmeye calis, yerlere yemegi sacsin, yemesin, temizle, uykusu geldigi icin huzuesuz olsun ama uyumak istemesin. Sonra gece kac kere kalksin sut icmek yaninda yatmak istesin… Oof of… Hem boyle, hem de bebegimi bakiciya emanet ettigim icin icim yaniyor.

  42. Elif Hanim,
    Demokrasi icin mucadele ederken, begenmediginiz yorumlari yayinlamamak ayip olmuyor mu biraz?

    • Beğensem de beğenmesem de hakaret içermeyen, saldırı niteliğinde olmayan yorumları yayınlıyorum. Sizinki, bu yazıya yapılan diğer başka yorumlar gibi, ilk kez yorum bıraktığınız için denetime takılmıştı. Denetime takılan yorumları aynı gün onaylayamadığım oluyor. Demokrasi mücadelesiyle alakalı değil yani 😉

  43. Elif Hanim, cok guzel bir yazi. Cok tesekkurler paylastiginiz icin. Calisiyorum ve icimde hep bir sucluluk duygusu. Calismayan anneleri de cok iyi anliyorum. Hicbir karsiligi olmayan, dogal gorev adlediliyor annelerin yaptiklari.

  44. ipek böcüğü

    mükemmel, mükemmel, mükemmel. Yazan, paylaşan, çeviren herkesin emeğine sağlık. İşte ihtiyacımız olan şey. YOLUN HER YÖNÜNE SEVGİYLE!!!!!!

  45. çalışan anneyle çalışmayan anne ayrımı beni rahatsız ediyor. anne sonuçta ikisi de. yok biri bakıcıya çocuğunu bırakamaz biri evde bunalır sıkılır doğal olarak monotonluktan. ikisi de birbirini anlamak durumunda değil. herkesin kendi seçimi. ben çalışıyorum diye başka bir annenin beni anlamasına onaylamasına ihtiyacım yok ya da benim hakkımda yorum yapmasına. yok bakıcıya nasıl çocuk bırakıyor bilmem ne. bırakıyorsam da vicdan yapmam bunlar hep seçim. evdeysem de habire ev boğucu şöyle böyle demek yerine buna bir çözüm bulmaya çabalarım ki ev gerçekten benim için boğucu. 14 ay çalışmamış biri olarak oğlum 2 aylıktan beri yardımcım vardı her istediğimi yaptım ama yine de çalışma hayatına döndüm. haa çalışma hayatı benim için bir ofise tıkılıp kalmak değil. herkesin çalışma hayatı işkence değil. şu dönem tatmin oluyorum ve çalıştığım için mutluyum. para biriktiriyorum, istediğim gibi harcıyorum, evdeyken de o monotonluğa girmemek için epey çaba harcadım ama zor. hele yardım yoksa ilk bebeklik dönemi zor. çalışmayan anneye hiç bir zaman yaymış popoyu gözüyle bakamam çalışan anneye de vah vah yavrusunu evde bırakmış eşekler gibi çalışıyor ne için çalışıyor aç gözlü kadın demem. kadın çalışmaz daha mütevazı bir hayata geçilir. annemin de çalışan bir kadın olması çalışmam da etkilidir. sıkıntıya düştüğümüz bir durum olduğu takdirde şartları değerlendirip başka bir hayat tarzı da oluşturulabilir. biz de babanın evde olması benim çalışmaya devam etmem gibi bir seçenek de var örneğin. illa anne anne insana gına geliyor. kadın milletinin sürekli böyle iç muhasebelerle mi geçecek hayatı. babalar böyle kendilerini didikliyorlar mı ohh mis kafa rahat. çocuk üç günlükken baba aynı hayatına devam ediyor kapıyı çekip gayet rahat işe gidiyor anne de el kadar bebeyle evde kala kalıyor.
    ama kadına yine kadın yapıyor ne yapıyorsa. her anne türünün her anne türü hakkında bir yargısı bir eleştirisi var. bu çocuklar öyle böyle büyüyecek.

  46. Ben ilkokul 1.sınıftayken, okuma bayramı için kıyafet denendiği bir gün bütün anneler okula geldi. Benim annem kendisi de öğretmen olduğu için yanımda değildi ve ben ateşler içinde yanıyordum, çok ağır griptim. O gün hiç bir veli bakmadı yüzüme (baktığınızda bunlar da anne, orada hasta ve yalnız küçücük bir kız var) ve annem herkesten 1,5 saat sonra gelebildiğinde, biz annemle birbirimize sarılıp saatlerce ağladık. Çünkü annem çalışıyordu, yanımda olamıyordu, zamanımız kısıtlıydı. En basiti özlüyorduk birbirimizi.. Ya da annemin zorunlu hizmet için tayini çıktığında -ben 5 aylıkken- beni kucağına alıp, Bingöl’e gittiğinde o da günlerce gecelerce bana sarılıp ağlamış.
    Her hayatın kendisine göre bir zorluğu var.
    Çalışan bir annenin çalışan kızı olarak, kuvvetle muhtemel çalışan bir anne olacak 26 yaşında bir kadın olarak; kimsenin kimseyi yargılamaya hakkı yok diye düşünüyorum bu hayatta. Kimi çocuğuna kendisi bakar kimi çalışmaya devam eder ama kimse bilemez çocuğunu ne kadar sevdiğini, onun için neler yapabileceğini, belki geçinmek için çalışmak zorunda olduğunu.. Herkesin kendi hayatı kendi tercihi..
    Bıla bıla bıla. Mantık vs hiç birşey durduramadı ofisin tuvaletine gidip ağlamama.
    #kahrolsunbaĞzıhormonlar

  47. Nazan (Gizem'in Annesi)

    Evet çok isterdim çocuğumu daha rahat şartlarda ,hem kendim hem de çocuğumun zorlanmadan büyütebileceğim olanaklarımın olmasını.
    En zoru da hasta olduğu zamanlarda içimdeki korku ve endişelerle işe gitmek zorunda olmamdı.Olmadı, olamadı ne yazık ki ama…
    Bu şartlar, karakteri sağlam, kendine güveni yerinde, sorumluluklarının farkında,anne ve babasının değerini bilen bir evlat kazandırdı bizlere.
    Herkesin yaşam biçimi,tercihleri aynı olamayacağı için birbirimize ”ANNE ,, olarak bakarsak aramız hep iyi kalacaktır.

    .

  48. Boğazım düğüm düğüm…
    Yazı bir ayrı, Gizem’in yorumu bir ayrı çöktü içime…Çok duygulandım…
    çalışan veya çalışmayan ne farkeder, anne değil miyiz hepimiz?
    Aynı değil mi yavrularımıza hissiyatımız? Ben çalışıyorum diye daha mı az fedakarım yavrum için, ya da arkadaşım çalışmıyor diye yan gelip yatıyor mu evinde? Herkesin yaşam koşulları farklı, hayatı nasıl algıladığı, hayatın ona sundukları farklı, niye kıyaslarız, niye ayırırız anlamam bir türlü…
    Anneyiz arkadaşım hepimiz, yavrumuz söz konusuysa ne farkımız var birbirimizden?

    Yazanın, çevirenin yüreğine, eline sağlık…
    Birbirimizi, yolun diğer tarafındakini anlayabilmek adına harika bir paylaşım.
    Teşekkürler….

  49. ‘Bechis’ adlı yorum yapan arkadasa cevap veren sevgili ‘deniz’: elektrik elektronik muhendisligi okumus iyi bir sirkette cslisan ve bir prenses annesi olan, evinde mutlu, isinde mutlu ve en onemlisi bebegi ile son derece keyifli zaman geciren bir anne olarak soylemek istiyorum ki;eline ağzına saglik. Yazılabilecek en doğru kelimelerle en anlamlı cevaplar vermişsin.

    • Sevgili Nihal, anatemasi empati olan bir yaziya karsilik Bechis’in yorumu daha cocugum olmamasina ve uzun bir dogum iznine erisimim olmasina ragmen beni gercekten cok uzdu. Zaten Turkiye’de kadinin is hayatindaki yeri giderek azaliyor. Dogum haklari ve planli calisma saatlerine odaklanmak yerine kimin cocugunu daha cok sevdigini, kimin evde “daha alpha” bir kadin oldugunu tartisiyoruz.

    • ilginç adım geçmiş de neden bu kadar birlik oluyorsunuz hemen, fikrimi yazdım böyle düşünüyorum o kadar abartmayın.

  50. niçin bir kadın diğer bir kadını böyle müthiş bir annelik duygusu için üzer anlamıyoyum.çok güzel bir yazıydı.keşke herkes byle hissetse.

  51. Kendimi oldukça yetersiz ve beceriksiz hissetiğimi itiraf etmeliyim, 1,5 yaşına kadar kızıma baktım, ama doğum sonrası depresyon ile birlikte, mutsuz anlarım ağırlıktaydı, sonra iş hayatına geri döndüm, evde olmak daha zor, olmamak bir ayrı zor… Benim gibi herseyi mükemmel yapmalıyım saplantısı ile yaşayan ben, çocuk ile zor anlar yaşadım, çünkü böyle bir mükemmellik YOK. Annem büyük yardımcı, bakıyorum eve geldiğimde yemek hazır, çamaşırlar yıkanmış, ev toplu… utanıyorum valla, ona rağmen yetişemiyorum, kızımla oyun oynuyoruz, dışarı çıkıyoruz, annemin bize hazırladığı yemekleri yiyoruz ve beraber yatıp uyuyoruz, sabah işe geç kalıyoruz. Ama kendime vakit ayırmaya vicdanım el vermiyor. Bu yazının iki tarafını da yaşadım ve yaşamaya devam ediyorum. Evet babalara okutmak lazım, ama benim kocam okusa, ohooo der sen ne yemek yapiyorsun, ne spor yapiyorsun, ne ütü yapıyorsun ne de evi topluyorsun… işe gidiyorsun kızınla oynuyorsun kendini ve beni bol bol ihmal ediyorsun, hiç üzerine alınma bu yazılanları der…

  52. Keşke çalışmayan bir kadın olsaydım tek mesaim evim ve çocuklarım olsaydı..Eğer ki çalışmayı tatmamış biri olsaydım belki de çalışan kariyer sahibi kadınlara imrenecek ve hayıflanacaktım ama çalışmanın ‘yavan’ tadını ne yazık ki tattığım için ve kazancım da hiç ama hiç tatminkar olmadığı için keşke diyorum,çalışma hayatımı sonlandırıp artık ‘evimin kadını olacağım’ diyebilecek lüksüm, cesaretim, ve manevi gücüm olabilseydi…..

  53. Çalışmayan anne yazısı yine bana oldukça hitap eden yazılardan birisi. Öncelikle çevirisini yaptığınız için teşekkür ediyorum Elif hanım. Benim gibi bir çok annenin hislerine tercüman olmuş bu iki yazı. Çocuklarım yokken dahi çalışan bir eş olarak evin işlerine zor yetişiyordum hatta yetişemiyordum. O nedenlede çocuklarım doğduktan sonra imkanlarımızı zorlayarak evde kalma lüksünü yaşıyorum. Evde kalıyorum diye yazıda da anlatıldığı gibi yan gelip yatmıyorum evde kalmanında zorlukları, bir o kadar da güzellikleri var. Ayrıca hepimiz anneyiz ya da annelik içgüdüsü olan kadınlarız. Bir annenin ya da bir insanın başka bir insanın anneliğini kendi doğrularına göre eleştirmeye hakkı olduğunu düşünmüyorum. Ve çalışanıyla çalışmayanıyla doya doya anneliğin tadını çıkartmalarını diliyorum. Bir de çok istedikleri halde anne olamayan kadınlarımız var. Bunuda unutmamak gerekir…

  54. her ikisini de tatmış bi anneyim.
    13 aylık oğlum var. şuan ananesi bakıyor. ( bu yönden kendimi çok şanslı hissediyorum.)
    tam gün çalışıyorum..doğumdan önce de çalışıyordum.
    10 ay doğum iznim boyunca oğluma kendim baktım. oğlum saat başı emmek isitiyordu. kolikti. sadece kucağımda ve emerek uyumak istiyordu. gece uykuları düzensizdi. gündüz 1 saat bile uyumuyordu. kahvaltı öğle yemeği akşam yemeği hep birbirine karışıyordu. bu süre zarfında onsuz hiç bir yere çıkamadım. eşime güvenip bırakamadım. alış verişe gidemedim sosyal hayattan tamamen koptum. ve depresyona girdim farkında olmadan. akşam eşim geldiğinde onunla ilgilenirken yemek yapıyordum sadece. hafta sonları da temizlik. doğum iznim bitince işe geri dönmemeyi düşündüm. oğlumdan ayrı kalmak beni o kadar üzüyodu ki günlerce ağladım.
    sonra bi arkadaşımın işe geri döndüğünde herşeyin değiştiğini söyledi. ben de düşündüm ki 1 gün işe gidip denemeliyim birşey kaybetmem diye düşündüm.
    ilk gün aklım onlardaydı. saat başı aradım. ama korktuğum gibi olmadı. oğlum ananesiyle uyumaya alıştı. beni özlüyordu ama eve gelince hasretimiz bitiyordu.
    bu arada beni eleştirenler de oldu tabi ki. ne gerek var çalışmana bu günleri bi daha bulamazsın dediler.
    ama öyle değil işte.sadece işe gelip gitmek bile benim ruh halimi değiştirdi. ve bu şekilde oğluma daha yararlı bi anne olduğumu hissettim.. işten gelince de onunla mümkün olduğunca çok vakit geçirmeye çalışıyorum. zaten hala emzirdiğim için bırakmıyor beni. şimdilik mutlu görünüyor. şuan herşey yolunda ama ilerde ne olur bilemiyorum..hayat sürprizlerle dolu. ben de evimde daha fazla vakit geçirmek istiyorum ama öte yandan yaşam şartları ağır. oğluma daha iyi bir gelecek hazırlamak da söz konusu olunca en iyisinin böyle olduğuna karar verdim şimdilik.
    gizem hanım ın da yazdıkalrını gözlerim dolarak okudum..
    çok güzel bir paylaşım olmuş…
    az önce bir yazı okudum hoş görü ile alakalı paylaşmak istedim.
    “hoşgörü, yapılan her şeyin kolayca kabul edilmesi değildir. o, başkalarının görüşlerini anlama kabiliyetidir. menfi hiçbir his beslemeden onları anlayışlı bir şekilde tartışma arzusudur.”
    Birbirimiz daha iyi anlayabildiğimiz, hoşgörü,saygı ve sevginin hakim olduğu bir dünya dileğiyle..sevgiler

  55. bence “maasli calisan anne” vs “evde calisan anne” olmali. “stay at home mom” da gorunmez emek’i gorunur kilmiyor…