7 Yorum

Yase’nin Gebelik Günlüğü, 35. hafta

Yase’nin Gebelik Günlüğü tüm heyecanıyla sona yaklaşmaktaydı.  

Yasemin’in tüm yazılarını buradan okuyabilirsiniz. 

***

35. hafta

Merhaba Okuyucu,

Keyfim gıcır enerjim bombastik yine bugün. Muhteşem bir haftayı geride bıraktım. Gez gez gez, eğlen eğlen eğlen… Vallahi her çiçekten öz alan bal arısı gibiydim bu hafta… Hamileliğimin başından beri geçirdiğim en heyecanlı, en pırpır haftaydı bile diyebilirim sanki…

Yase35

Bir kere önce herkese burdan anons edeyim. Bebeğimizin adı hazır, hatta bu anonsu yapmadan önce yeteri kadar zaman tanıyıp önce onu adıyla tanıştırdık. Fakat yine de kendisi aramıza katılıncaya kadar sadece üçümüzün arasında bir sır bu. Ne zaman kendi gelir işte o zaman dünya aleme söyleriz biz de adını. İsim konusunda hiç kimsenin fikir beyan etmesini istemedik, bu konunun sadece üçümüz arasında bir mevzu olmasına karar verdik. Hem azcık da heyecan olsun değil mi? Meraklansın teyzeleri, neneleri, halaları, dedeleri…

Midemde yanma neyin kalmadı. Doğru teşhis etmişim: Tatlı meyve yok, yanma yok! Ne zaman tatlı meyveler geliyor o zaman meşaleler basıyor benim midemi… Dolayısıyla 35. haftaya girdiğim bu haftada fiziksel olarak sorunsal diyebileceğim tek durum artık gerçekten yorgun olmam. Ama kestim mi hızımı? Allah kesmek zorunda bırakmasın inşallah! Amin… Gezmelerdeyim, sevdiğimle, dostlarla, kuzenlerle…

Perşembe akşamı kalktık kız kuzenler Karsu Dönmez konserine gittik. Hem de metrobüs ile… Yani toplu taşımaya hamile bir kadın olarakta biniliyor anacım, korkmayın! Ama kimseden de öncelik veya nezaket beklemeyin onu da deyim. Kimse de öyle bir hassasiyet kalmamış tillahi! Sevgili halkım, hamile kadına “madem buralara kadar geldin o zaman demek ki iyisin” tavrıyla yaklaşıyor… Yani evden çıkıyorsan hiçbir ayrıcalığı da haketmiyorsun. Durum ne yazık ki budur! Yani bu tip ortamlara giriyorsan benim gibi seni ve bebeni kendi canı gibi koruyup kollayan hafiyelerinle salacan kendini!!! Bizim kızlar beni oturttular da itip kakmaya çalışanları yıkıp devirdiler de…

Gel gelelim bunca riski göze alarak gittiğimiz konsere… Allahım o nasıl bir ses? O nasıl bir konserdi? O nasıl bir kadındı öyle? O kadar halim tavrım değişti ki o konserden sonra…. İliklerime kadar neşeyle ve güçle doldum resmen. Şu anda da fonda Karsu çalıyor. Neden bilmiyorum içim ilhamla doldu Karsu Dönmez konserinden sonra. Zaten adında kar geçiyor ya benim için açık ara puan almasına yetiyor. Tepeden tırnağa yenilendim resmen… Ayrıca daha komiği minik erkeğim de çok sevdi Karsu’yu. Bütün konser hiç etmediği kadar hareket etti. Onun da kulaklarının pası gitti zahir! Anasının karnında gur gur gur seslerden sonra, çocukta büyülendi tabiisi…

Ve çok komik, hamileliğimin başından beri Macit Mucit Kocam hep beni rahatlatıcı müzikler dinlemem konusunda ikna etmeye çalıştı. Hatta ben dinlemeyince ya kendisi dinledi sanki bebe onun karnındaymış gibi ya da kendi dinliyormuş gibi bütün evde çiş getiren SPA müziği eşliğinde yaşadık çoğu zaman… Lakin neden bilmem bu bebe bilerek veya bilmeyerek müziğe tepki veriyor gerçekten…. Yani benim içli köfte kocam haklıymış meğerse. Hele Karsu “Domates, Biber, Patlıcan’ı” söylerken gel izle benim göbeee… Sanırsın parti var içerde!

Geçtiğimiz haftanın en bombastik ikinci olayı Baby Shower’ımın nerdeyse tüm hazırlıklarının bitmiş olması. Semin ve Berrin bize şahane Mini Aktivite Merkezi‘nin kapılarını sonuna kadar açmakla kalmadılar, o kadar beni, bizi, aşkımızı yansıtan bir tema hazırladılar ki… Daha güzelini hayal etmem de, detayları daha fazla beğenmemiz de mümkün değildi. Davetiyeyi, baner’ı, renkleri, organizasyonu, herşeyi o kadar zevkli, o kadar yaratıcı şekilde dizayn ettiler ki ben kendi partim için sabırsızlanır oldum. Bu Cumartesi konuklarımızı ağarlamaya hazırız artık. Hem de her bir şey içime sinmiş vaziyette… Düşünemeyeceğim tüm detayları düşünmüşler, her şeyi planlamışlar… Hiç öyle bir beklentim yokken o kadar kusursuz yaratıcılıkla çalışan iki çılgın kadının elinden çıkıyor ki partim, bundan iyisi şamda kayısı!

Bu haftanın beni iliklerime kadar neşeyle dolduran bir diğer konusu ise evlilik yıl dönümümüz olmasıydı. Bu diğer herşeyden de azcık ağır basıyor tabiisi. 22 Şubat ben ve sevgilimin ilk evlilik yıl dönümümüzdü. Çok sevdiğimiz ve çok beğendiğimiz en az bizim kadar eğlenceli ve snowboard delisi bir çift arkadaşımız var. Geçen yaz onlarla snowboard kampına gittiğimizde bir şeyden bahsetmişlerdi: Her yıl evlilik yıl dönümlerinde biri, bir diğerine sürpriz hazırlıyormuş. Yani hediye falan almak değil, yemeğe gitmek de değil. Bir günlüğüne bile olsa rutini kırıp, bir yerlere gitmek gibi… Her sene bu görev sırayla birisine geçiyormuş. Duyunca benim çok hoşuma gitmişti bu fikir ve biz de böyle yapmaya karar vermiştik.

İlk yılda da hiç hamile olacağımı planlamayarak ben gönüllü olmuştum. Gel gör ki ilk evlilik yıldönümümüzde 34 haftalık ve dolayısıyla uçağa binemeyen bir kadın olarak ancak denizleri Büyükada’ya kadar aşabileceğim gerçeğiyle karşı karşıya kaldım.. Ama olsundu. Madem sıra Gadget Yase’de idi o zaman elinden geleni ardına koymayacaktı. Büyükada’da Avrupa’nın en romantik otelleri arasında geçen enfes bir otel var. Çıkarken beni oraya ilk defa kocam götürmüştü. Odalarda kocaman yere kadar pencereler var ve deniz pencerelere kadar geliyor. Yani odanızın duvarlarını dalgalar yalıyor. İlk yazın gitmiştik. Pencereden denize girebiliyorsun eğer hava güzelse. Ama kışın da ayrı güzel bir yer. Çünkü dalgaların sesini, çıtır çıtır yanan çıralarla birleştiren şahane bir şömine sesi sarıyor ki, çok romantik… Adını vermem doğru olur mu ama ben vereyim yine de Elif isterse sansürler: Aya Nikola Butik Otel. Adanın en sonunda. Yani eğer bizim gibi fayton tutmazsanız merkezden 5 km falan yürümeniz gerekir. Ama hava güzelse ve nefesinize güveniyorsanız yürümenizi çok öneririm çünkü yürüdüğünüz sokaklar tarih kokuyor. Şahane eski usul yalılar ve çok yaşlı bir dolu ağaç görüyorsunuz. Biz merkezde yemek yedikten sonra hava da şurup gibi olunca karanlık sokaklarda sadece ben ve kocam olmak üzere 45 dakikalık süper romantik bir yürüyüş yaparak gittik otele. El ele çıt çıkmayan sokaklarda baş başa yaptığımız bu yürüyüş en az Karsu Dönmez konseri kadar iyi geldi ruhuma. Divane aşıklar gibi dolandık yollarda.

Otelde televizyon, telefon, hiçbir teknolojik kirlilik yok. Banyolarında kurnalar var eski usul. Banyo tasıyla kurnadan su ala ala dökünüp yıkanıyorsunuz ki bu benim için kendi başına bir tatile bedel. Benim için eski zamanlar, eski konaklar, eski usul aşklar, eski usul yaşamlar, yanan tezek kokusu, eski ahşap mobilyalar, varaklar, inanılmaz bir merak konusudur. Sanırım önceki hayatımda bir konakta falan yaşıyordum. Bir bağlantım varmışcasına o kadar tanımsız etkiliyor bu tip şeyler beni.

Dolayısıyla sadece dalga sesi, şömine ışığı, eski mobilyalar ve odun kokusu olan bu otel benim için büyünün tek tanımı. Ve gökyüzüne kadar uzanan bir deniz. Sabaha kadar koyun koyuna, bıdı bıdı konuşa konuşa sevdiğinizle vakit geçirmekten başka yapacak hiç bir şey yok. Sabah uyanınca da o şahane manzara eşliğinde hepsi bahçe mahsülü olan şahane bir kahvaltıya uyanıyorsunuz.

Ya işte benim için geçen hafta böylesine büyülüydü. Bakalım sıradaki hafta bize neler getirecek? Hepinizi öperiz. Benden ve minik erkeğimden aşağıdaki şarkı tüm aşıklara gelsin…

7 yorum

  1. Haha ne güzel tesaduf 🙂
    Bizim de evlilik yıldönümumuz 22 Şubat…
    Nice mutlu yillar dilerim. Sizin 1, bizim 11 :))

  2. Ne kadar da hayat dolusunuz. Insan okurken bile imreniyor:) Böyle aşıkların var olduğunu bil ek çok guzel. mutluluğunuz daim olur inşallah.

  3. Ah ne kadar güzel bir hafta geçirmişsin, çok iyi olmuş. Vallahi süper! 🙂

  4. Yaecim yazmaya başladığın ilk haftadan beri severek takip ediyorum seni :)Öncelikle 1.evlilik yıldönümünüzü kutlarım Güzel haberlerini aldıkça günüm aydınlanıyor neden bilmem hakikaten bir bağ oluştu aramızda.Baby Shower resimlerini merakla bekliyorum.Sevgiler 🙂

  5. ne güzel yav herşey maşallah 🙂 peri masalı gibi. sağlıkla olsun devamı da sonuna kadar…
    dubleanne

  6. Incir'in Annesi

    Gunlugun basindan beri yazdiginiz en guzel yazi bence.. Gozumun onune geldi otel, deniz, yuruyusler.. Konser hissiyati da uzun zamandir tadamadigim ama cok sevdigim duygulari hatirlatti, bebegimin icimde hoplayip ziplamasinin yarattigi mutluluk hissi dahil olmak uzere.

    Gebelik seruveninin bu son haftalarinda dilegim, “keske”siz dogum, saglikli sehzade ve saglikli annesi 🙂

    Sevgiler,

  7. Tebrikler! Nice yillariniz olsun!
    Bir de tesekkurler. Oyle guzel, oyle olumlu bir yazi olmus ki gune sayesinizde guzel basladim 🙂