18 Yorum

Körebe

Gündemle nasıl başa çıkıyorsunuz kuzum?

Aklımda bir sürü yazı var, hele bir tanesini günlerdir, belki de haftalardır toparlamaya çalışıyorum. Ama öyle zor ki kafayı toparlamak… Yapamıyorum.

Haberlere göz atmak, Twitter’a bir girmek yeterli karışıklıktan gözlerinin belermesi için. Berkin 16 kiloya düşmüş, Cumhurbaşkanı 268 gün sonra ilk kez Berkin’in babasını aramış, Tuncay Özkan tahliye edilmiş (niye girmişti, niye çıktı), öte yandan Sedat Peker de tahliye edilmiş (hö?), HDP binasına saldırı düzenlenmiş, HSYK birilerine rest çekmiş, yeni tapeler çıkmış, birileri birbirlerine girmiş, o olmuş, bu olmuş. Nasıl memleket burası, ne biçim yer? Biz kimiz, ben kimim? Neler oluyor?

Geçen gün Deniz “Anne, Başbakan Küçük Prens’teki kendini beğenmiş adama benziyor, hep kendi istediği olsun istiyor” dedi. Böyle bir tespit yapmasına hem üzüldüm, hem mutlu oldum. Üzüldüm, çünkü yedi yaşında böyle şeyleri biliyor olduğu gerçeğiyle yüzleşmek beni ürküttü. Mutlu oldum, çünkü yedi yaşında öyle ya da böyle bir yargıya varabilmesi, okuduğu bir kitaptan yola çıkarak kendi kendine çıkarım yapabilmesi beni mutlu etti.

Çok git-gelli duygular içindeyim ben bu aralar. Sanırım hepimiz öyleyiz. Daha geçen sene bu sıralar en büyük endişe konumuz 4+4+4 idi, ki o bile beni canımdan bezdirmeye yetmişti. Şimdilerde ise bambaşka bir kaos içindeyiz. Kaos üzerine kaos biniyor, aklımı yitirmek üzereyim.

Çocukları bu kaostan ne kadar uzak tutmalıyız? Tutmalı mıyız? Yoksa hayatın gerçekleriyle (filtreleyerek de olsa) yüzleştirmeli miyiz? Dahası, yüzleştirmek istemesek bile, ne kadar uzak tutabiliriz?.. “Cumhurbaşkanı öldü mü anne?” diye bir soruyla karşılaştım bizim evde geçenlerde. “Hayır canım” dedim. “Ama gazetede gördüm, mezar resmi vardı, üzerinde çiçekler vardı…” deyince anladım ki Abdullah Cömert’ten bahsediyor. Neden, nasıl öldüğünü sordu, o an anlatmak istemedim, geçiştirdim. Beni test edermiş gibi demez mi “Polisler mi öldürdü, başına mermi mi geldi, ben korkmayayım diye mi bana söylemiyorsun?” diye?..

Evde vermediğim jelibonla okulda tanışan çocuğum, aynı şekilde okulda arkadaşından duyup “Anne, başbakan hırsız mıymış?” diye eve geldiğinde ben ona “Aaa, bak kuş geçiyor” mu yapmalıyım? Yoksa hayat müşterekse ve onlar da bu hayatın içindeyse ve bize piyangodan çıkan da böyle bir memleketse o halde elimden geldiğince gerçek ama onu ürkütmeyecek bir şekilde anlatmalı mıyım?

Ebeveynlik zaten başlı başına el yordamıyla yapılan bir şey… Ama bu memlekette, bu zamanlarda, bu ortamda iyice körebe oynamaya benzemeye başladı.

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

18 yorum

  1. Cok zor gerçekten. Gezi sırasında çıkan bir yazı: http://www.radikal.com.tr/hayat/catismali_gunlerde_cocuklara_nasil_davranmali-1138924 Belki okuyanların ilgisini çekebilir.

  2. Bugün bir yandan iş ile ilgili bir şey düşünüyor bir yandan da twitter’da yazılanları okuyordum. Birden Berkin’in 16 kiloya düşmüş olduğu haberini okudum. Bir anda gözlerim doldu, hatta tutamadım gözyaşlarım aktı birden. Babasını, annesini düşündüm sonra. Ben iş ile ilgili konuyu düşünürken onlar kim bilir ne haldeydiler. Üstelik bu benzersiz acıyı içlerinde yeşertmek zorunda oldukları umuda rağmen çok uzun zamandır çekmekteydiler. Anne, baba olmak çok zor şey ama aynı zamanda mucizenin de ta kendisi. Ben bugüne kadar yazmış olduğum tüm bu konuyla ilgili yazılarımda hep anne, baba ve çocuk(lar) arasında kurulması gereken bir dengeden bahsetmişimdir. Yanılmışım ya da belki aslında hep ideal bir durumdan bahsetmişim boşu boşuna. Anne, baba olmak kendinden vazgeçmek aslında , böylesi bir ruh durumunda nasıl dengeden bahsedilebilir ki!

    Kim aramış ya da kim aramamış ne önemi var ki Berkin’in annesi ve babası için. Berkin dilerim yeniden eski sağlığına kavuşur ve bu aile yeniden ışığa kavuşur.

    İçinde bulunduğumuz dönemde yaşananlar bence biriciklerimiz için çok ama çok fazla. Ben bu karanlık günler geçene kadar bir süre daha “Aaa, bak kuş geçiyor” demeye devam edeceğim.

    Sevgi ve saygılarımla,

  3. ufff…gündemle başa çıkamıyoruz, ne yapalım, olacak gibi değil, toplumsal kaos, toplumsal depresyon dedi bir arkadaşım geçen gün. Ben kaçan bir tipim, ilgilenmesem duymam sanırdım, 5 yıldır tv ile bağlarımı kopararak başettim bu adamlarla, öncesinde zaten haber izlemez gazete okumazdım napim, başka ülkelere yöneldim, iyi şeyler okuyup dünyada iyi olanları örnek almaya çalıştım. Hakkaten çocukların bilmemesi gerekli gibi geliyor, neden bilsinler, o kadar güzel şey varken dünyada bu kısırdöngüde bu zırvaları mı bilsinler beyin hücrelerimize yazık değil mi.
    Ama şeker gibi jelibon gibi aynen, toplum çoğunluğu ne yapıyorsa çocuk etkileniyor illa ki, bizim kız hiç görmedi yaşı da ufak ama büyük olsa da görmesini bilmesini istemiyorum. Nebileyim, ne gerek var ki diyorum, belki yanlış, belki de son noktada herşeyi bırakıp kaçıp gideceğim. Çünkü bu kadar kara bu kadar depresif bir toplumda yaşamak beni germeye başladı, kaçamıyorum, çocuğumu bu ortamda nasıl büyütürüm, eğitirim, bilemiyorum 🙁
    böyle olmamalıydı, üzgünüm, üzgünüz.

  4. ilkokuldaydım..sanırım deniz’in yaşlarındaydım..genel seçimler vardı ve ben anap’ın şarkısına hasta olmuştum 🙂 tutturdum annemlere buna oy verin diye 🙂 annemler “he he” der geçer sanmayın sakın..oturdular bana adam gibi neden onlara oy vermek istemediklerini oy verecekleri partiye neden oy verdiklerini falan anlattılar 🙂

    tabii biz büyüdükçe türkiye’nin gündemi daha da çalkantılı hale geldi..hepsini bana ve kardeşime yaşımıza uygun olarak açık ve seçik anlattılar..yani biz hep ailemizin fikirlerini bildik, hiç geçiştirilmedik..sanırım en güzeli uygun bir dille anlatmak..ülkede neler olup bittiği konusunda fikirleri olsun yavrucakların da..sonuçta onlar bizim geleceğimiz 🙂

  5. Kızım henüz 4,5 yaşında, kreşe de gitmiyor. Dolayısıyla hiçbir şeyden haberi yok. Sadece beni elimdeki telefonla daha çok ilgilenrken görüyor ve gerginliğimi fark ediyor. Neden böylesin, ne okuyorsun; diye soruyor. Ben de bu aralar canımın sıkkın olduğunu, Türkiye ile ilgili şeyler okuduğumu, biraz beni idare edebilirse yine tüm günü onunla oynayarak geçireceğimi söylüyorum. Hamileliğimin ilk aylarında mide bulantıları ve aşırı uyku halim varken de benzer bir şeyler söylemiştim. Biliyor ki söylediklerim doğru, hepsi geçecek ve eski halimize döneceğiz.
    Ölümden gayri her şeye çare var. Neler neler geçirmiş insanlık, bu günler de geçecek. Ensemi karartmak istemiyorum. Hamileyim zaten, karnımdakine günah. Bugünler de gelir geçer. Sadece kızgınım ama bir yandan da insanlığın nasıl vahşi ve karanlık yönleri olduğunu bir daha öğreniyorum. Hayat böyle bir şey, kaçış yok. Yaşamaya bakacağız…

  6. Ben tesetturlu bi hanimim ve bu sebepten onlardanmis gibi gorunmekten cok rahatsizim.ayrica herkesin aksina icinde ufacik dini hassasiyet olan birinin bu hukumeti icinin almasina,kabul etmesine akil erdiremiyorum.onu begenmeyeleri dinsiz ilan etmelerini anlayamiyorum kabul edemiyorum.
    Konuyla ilgili yorumuma gelince bence Deniz’i karsiniza alip onun anliyacagi sekilde anlatmalisiniz.suphesiz bunu sizden daha iyi yapicak kimse olamaz.sevgiler

  7. Sanırım çocuklarımıza, onları ürkütmeyecek ve onların anlayabilecekleri bir dille anlatmak doğru olan. Hayatı toz pembe göstermek ilerisi için hayal kırıklığı yaşatır belki de..Annelik gibi hayat da her zaman toz pembe değil!

  8. İçini bulandırmayacak kadarını anlatıyorum ben. Hiç bir şey yokmuş gibi anlamasını istemem. Hem evde başka ne konuşuluyor ki zaten.

  9. Çocukların sorularına anlayabilecekleri kadar cevap verme taraftarıyım. Yumuşatılmış da olsa gündemle ilgili fikirleri olmalı. Çocuklar ortalıkta bir sorun olduğunu da soru sorduklarında geçiştirldiklerini hemen anlıyorlar. Kaldı ki anladığım kadarıyla Deniz algısı yüksek bir çocuk, onu tatmin edebilecek cevaplarla günümüz gündemiyle başa çıkabilir gibi.

  10. çocuklar neyi duyuyorsa nasıl yetiştiriliyor nasıl büyütülüyorsa o şekilde şekilleniyor. ben söylediklerine hiç şaşırmıyorum. sonuçta sizin çocuğunuz. hiç bir çocuk kendi kendine bir şey öğrenmez.. öğretilir.. siz laf ile söylemeseniz bile yaşadıklarınızdan hareketlerinizden izlediklerinizden biriyle ettiğiniz sohbetten her şeyi kapıyorlar.. anne babalara çok iyi düşüyor.. çocuklarımız hep iyilikler içinde büyüsün hep iyi insanlarla karşılaşsın inşallah….

  11. 4 yaşındaki oğlumun bütün bu olanlardan haberi yok, olmasın da zaten, istemiyorum. masum, tertemiz bir dünya anlayışı var şu an, öyle kalsın. en büyük derdi kırılan oyuncağı olsun, cezalı olduğu için almadığımız çizgi film cdsi olsun… ne gerek var kafasını, gönlünü bulandırmaya? bizimkinin bulandığı yetmiyor mu?

    kreşe de başladıktan sonra çok değişti, büyüdü. düşünceleri, soruları boyut değiştirdi, algıları açıldı. sorduğu her soruya aklının alabileceği şekilde cevap vermeye çalışıyorum, geçiştirmiyorum. duygularını dikkate alıyorum, hassasiyetlerini önemsiyorum. ama şu kaos ortamında pek çok şeyi bilmesi gerektiğine inanmıyorum. mesela polisleri iyi insanlar olarak biliyor oğlum. dışarda olası bir sıkıntı anında başına(ya da başıma) kötü bir şey geldiği anda çevrede varsa polise gitmesi gerektiğini öğretiyorum. polisin, ambulansın numarasını biliyor. başbakanı, cumhurbaşkanını tanıdığını sanmıyorum, tanıyorsa da ilgisini çekmiyor henüz. evde haberler izlemiyoruz. zaten gün boyu olan biten her şeyi öğrenip takip edebiliyorum, bir de akşam birkaç saatlik birlikteliğimizi kötü haberlerle, başbakanın oğluyla, telefon konuşmalarıyla doldurmamayı tercih ediyoruz. eşimle de gündeme dair çok iddialı tartışmalarımız, konuşmalarımız olmaz. konuşacak, paylaşacak onca güzel şey dururken… kaldı ki yukarıda biri daha yazmış, ben de hamileyim, karnımdaki yavruya da yazık… fazla kafaya takıp bunalımlara girmemeye çalışıyorum. bugünler de geçecek bir şekilde, ne günler atlatmış anne babalarımız… herkes cezasını bulacak, mükafatını da…

  12. Incir'in Annesi

    15 yasinda bir cocugun olduguruldugu bu ulkede, cocuklarimizin gercekleri ogrenmesi kacinilmaz galiba. Tercih edilen bu olmasa da, kacinilmaz.

    “Hayat guzeldir” filmini hatirladim ben simdi. Oyle miydi filmin adi? Orda babanin hayata bakisi, Nazi kampindaki yasamlarini bile etkilemisti. Sadece bir film diyebiliriz elbette ama bence anne-babanin hayata bakisiyla cocuklarina neyi ne kadar anlatacaklarinin olcusu dogru orantili.

    Sizi taniyorum denemez, iste bu okuduklarimiz kadar ama su anda Deniz’i o anlamli yuzunden bir opmek isterdim. Cocuklarimiz varolsunlar, mutlu olsunlar. HEP.

    Nur icinde yatsin Berkin Elvan. Anne ve babacigina da Allah sabir versin.
    Sevgiler,

    • Çiğdem-Üzüm

      Hay sen çok yaşa, filmin adını aratırken bir yandan, dedim belki başka yazan da olmuştur bir baktım yıllarımı yan yana geçirdiğim dostum hatırlamış…Çocuk yetiştirmek üzerine henüz tecrübeye dayanan hemen hiçbir şey söylemeye hakkım yoksa da bana bu ülkede de yaşasa çocuklar çocuk kalmalı gibi geliyor. Belki onlar güzelleştirecek bu hayatı, ülkeyi; şimdiden çirkinliklerle doldurmak haksızlık değil mi o güzel akıllarını?

  13. Bugün 15 yaşında bir çocuğun ölüm haberini aldım, yarın ise kızım dünyaya gelecek. Kızımın heyecanını unutup Berkin’in acısına boğuldum. Yarın kızımın gözlerine nasıl bakacağım?! Onun gözlerinde Berkin’i görünce ne yapacağım?! Onun masumiyetini kirletecek bu dünyayı nasıl öğreteceğim ona?!

  14. Sanki beni anlattın. Yaklaşık 4 yıldır anneyim öncesinde 9 ay hatta bebek istediğimden beri hep kaygılarım vardı benim ama son yarım yılda ki kaygılarım ciddi……ne olucak elif ? öngörüsü yüksek bir insansın bide geleceği yazsana bize. Kaygılarım biraz olsun hafiflesin yoksa hafiflememeli mi ?

  15. siz çocuklarınıza evde ne anlatırsanız onlarda onu öğrenecektir elbet. çocuklarınızın anlattığı şeylerde sizinde tabirinizde burada devamlı bikbiklediğiniz şeyler aslında. çok fazlada sasırmaya gerek yok aaa gazeteden görmüş polis öldürmüş başından mermi yemiş başbakan hırsızmış falan. herzaman felaket tellallığı yapıyorsunuz. bu ülkede hiç mi güzel şeyler olmuyor. yok olmuyor size göre değilmi? iyi niyetli ve tarafsız olduğunuzu düşünmüyorum. nice güzel erdemlerin yanında çocuklarınıza taraf tutmayı siz öğretiyorsunuz. ve bunun sonucunda eyvah görüyormusun çocuk bile farkında ayaklarına yatıyorsunuz . hee 4 4 lük bir evlat yetiştireyimmi istiyorsunuz işte bu çok kolay çocuklarınıza Allahı anlatın kitabını okuyun hayatınızı ona göre şekillendirin. siz sevsenızde sevmesenızde kabullenmek zorunda olduğunuz bir hükümet var. egrisi vardır doğrusu vardır. ama vardır. çocuklara güzelliklerle örnek olmak isteyen bir anne çocuklarını neden gaz bombalarının içine sokar. küçükten taraflı yetişsinler doğruyu görmeden at gözlükleriyle yaşasın diyemi? siz varya cok tehlikelisiniz cok

    • Ne anlatsam kar etmeyecek, sizi ikna etmeyecek. Sadece yazınızdaki “teknik bir hata”yı düzeltmek isterim: Çocuklarımı hiçbir zaman gaz bombalarının içine sokmadım.

  16. Evlatlarınızı ne kadar şanslı sizin gibi bir anneleri var.