10 Yorum

Zorunlu açıklama

Bugün burada “İnsanlar konuşa konuşa” başlıklı bir yazım olacaktı.

Uzun uzadıya, blog yazmaya başladığımda “Blogda din ve siyaset konuşmayacağım. O konularda çok kavga çıkıyor.” dediğimi, sonrasında kendimi ayıpladığımı anlatacak, “‘Kavga çıkıyor’ diye ben bir konuda yazmaktan, sen de yorum bırakmaktan çekiniyorsak biz bu blogları kapatalım gitsin!” diyecektim.

“Hem zaten ben siyaset yasağımı Gezi’yle deldim, ama öncesinde de siyasi içerikli yazılarım varmıştı. Nasıl olmasındı ki? Bu ülkede yaşamıyor muydum? 4+4+4 beni ve çocuğumu direkt etkileyen bir olay değil miydi? Devlet okullarının halinden şikayetçi değil miydim? Oturduğum evin hemen üstündeki sokakta kadın cinayeti işlenmemiş miydi? Yaşadığım şehirde, evimin yakınında çocuğumu götürebilecek kütüphane bulabiliyor muydum? Şehrin ortasında, gecenin bir vakti iş makinalarıyla uyanmıyor muydum? Bunlar siyasi konular değil de neydi?” diye ekleyecektim.

“Başımıza ne geldiyse siyaset konuşmamaktan geldi, apolitik nesil olduk da ne oldu, asıl biz anneler siyaset konuşmalıyız” diyecek, “insanlar konuşa konuşa anlaşmaz mı?” diye soracaktım.

Sonrasında önümüzdeki Pazar günkü yerel seçimlerde hangi partiye oy vereceğimi açıklayacaktım. Bu yazıyı yazarken Derya’nın şu yazısını yazmış olmasının da bana cesaret verdiğini söyleyecek, kimseyi benimle aynı şekilde hareket etmeye ikna etmeye çalışmayacak ancak kendi sebeplerimi anlatacaktım. Bu kararı vermekte zorlandığımı, çünkü hiçbir adayın, hiçbir partinin beni gerçek anlamda ve bütünüyle temsil etmediğini, ancak geldiğimiz noktada önemli olanın mevcut gidişatı durdurmak olduğunu düşündüğümü anlatacaktım.

Yassah

Cesaret edemedim.

Seçim yasakları başladı, emin olamadım.

Her ne kadar Hasan Cemal bugün kendi fikirlerini açıklamış, CHP’ye oy vereceğini söylemiş, ben yazmışım çok mu!” dediysem de, onunla aynı şeyi söyleyecek olsam da cesaret edemedim.

Her ne kadar memlekette hak hukuk adalet kalmamış olsa, kimse yasak masak dinlemese, Yüksek Seçim Kurulu’nun“Türk bayrağı propaganda amaçlı kullanılamaz” deyip yasakladığı reklam için birileri kalkıp “Biz de yasağı yasaklarız” dediyse de benim onu diyecek gücüm yok. Ben “Bu blogda yasağı yasaklarım” diyemem.

Bari şunu hatırlatayım: Özgürlüğümüz kısıtlanamaz. 

Bu hafta hayırlısıyla geçsin.

31 Mart sabahı hepimiz için daha huzurlu bir memleket vaad ediyordur umarım…

 

10 yorum

  1. Hayırlısı inşallah birilerinin gitmesi olur…… umutla..

  2. iyiki varsın

  3. Seçimler bitince bitecek mi tüm sıkıntılar? Sadece gürültü yapan o seçim arabaları kaybolacak ortadan.
    Seçtiğimiz insanlar bizi temsil edebilecek mi? verilen sözler tutulacak mı bu sefer ? Keşke yeni bir partimiz olsa yalan dolan hırsızlık olmayacağına dair yemin etsek. Açık,kapalı, ocu, bucu diye ayırmasak insanları insanlık adına çalışsak Geleceğimiz gördüğümüz evlatlarımıza daha kardeşçe insancıl bir ülke bıraksak. çok şey istiyorum belki ama inanıyorum bir gün olacak bunlar…

  4. Aynen beni temsil eden parti aday yok neyazikki başka birine gıcığım diye gözüm tutmayan dürüst olmadığını düşündüğüm bir adaya oy vermek zorunda olmak ne yaman çelişki, keşke siyaset böyle olmasaydi, daha özgür demokratik günler dileğiyle:))

  5. Hernekadar bağzıları kendi oy verdiği partiye oy vermeyenleri akılsız kafasız koyun vs gibi yaftalasa da herkesin aklı fikri ve hemen hemen her parti ile ilgili geçmiş deneyimleri var. 90 yıldır Turkiye halkının anatomisini anlamamış yada anlamak istememiş dolayısıyla çok partili dönemde hiç iktidar olamamış bir partiye oy vereceğime kötünün iyisi başka bir partiye veririm daha iyi.Işte bu yüzden oy vereceğinizi ima ettiğiniz parti bir türlü oyunu arttiramiyor. Madem siyaset konuşuyoruz… bir de gerçeğin bu açısından bakalım.

  6. Incir'in Annesi

    Biz cocuklarimiza durustlugu, siddetin kotulugunu, adaleti, calmadan onurumuzla yasamayi ogretiyorsak, mutlu olmayi hakettiklerini soyluyorsak siyaset yapacagiz. 31 Mart’ta sihurli degnek degmiscesine her seyin degisecegine falan inanmiyorum ama tepkimizi gostermek, daha iyisi icin bir seyler yaptigimizi hissetmek adina, mucadelemizin parcasi olarak elimizden geleni ardimiza koymamaliyiz.

    Yillardir memleketimin onunde bir engel vatmis da bir turlu hakettigi atilimi saglayamiyormus gibi hissetmekten, kronik mutsuzluga hapsolmaktan yoruldum.

    Sevgiler

  7. keşke bütün anneler konuşabilse, sesini duyurabilse. sizin gibi bende blog yazmayı içime attıklarımı dışarı tek tek çıkarabilmeyi isterdim. bende 31 mart’a çok farklı uyanabileceğimizi düşünmeyenlerdenim. oğlumun geleceğini düşündükçe, biz bir şekilde bu yaşa geldik, ya o napacak, nerde yaşayacak, kimlerin arasına düşecek diye endişe etmekten kendimi alamıyorum. sizin gibi aydın kadınları, anneleri klonlayabilsek keşke 🙂

  8. Umarım ve dilerim öyle olur…