40 Yorum

Her şerde bir hayır

Beş senedir blog yazıyorum. Cidden, beş sene olacak bu ayın 29’unda. Şaka gibi, bence. Nasıl yani, beş sene?..

Neyse, blog yazdığım süre boyunca bir sürü şeye şahit oldum. Ulaştığım/bana ulaşan insanların çok büyük  bir çoğunluğunu hiç görmesem de onlardan bir şeyler aldım, duydum. Kimi zaman iyi, kimi zaman kötü. Duyduğum iyi şeyler beni çok mutlu etti, kötü şeyler ise kimi zaman üzdü, kimi zaman öfkelendirdi. Tanımadığın bir insanın söyledikleri insanı kırar mı, kırar. Hele de seni aşıp çoluğuna, çocuğuna vardırıyorsa mezvuyu.

Özellikle de son zamanlarda, Gezi’den bu yana aldığım eleştiri ve yorumlar boyut değiştirdi. Çoğunu kendime sakladım, çok azını paylaştım. Kendi adıma bugüne kadar duyulabilecek birçok şeyi gördüm, duydum sanıyordum. Öyle değilmiş.

Cuma günü küçük bir çocuk kayboldu İstanbul’da. Pamir… Zekeriyaköy’de, ormanlık alanda… Sabah anne-babası uyurken evinden çıkmış. Ormana doğru gittiği düşünülüyor dendi.

Bütün İstanbul seferber oldu. Profesyonel arama ve kurtarma timleri gitti. Asker, jandarma gitti. Ve gönüllüler. Aralarında benim şahsen tanıdığım insanlar da vardı.

Yine sosyal medya üzerinden, en çok da Twitter üzerinden organize oldu insanlar. Diğer sosyal mecralarda da (Facebook, Instagram) bir günlüğüne de olsa hemen tüm akışlar Pamir üzerineydi. Bulunması için. Daha geçen hafta down sendromlu bir genç Twitter sayesinde bulunmuştu. Pamir de bulunabilirdi…

Cuma gecesi uykusuzduk. Küçük bir çocuk ormanda kaybolmuştu. Nedendi, niyeydi, ihmal mi vardı, nasıl evden çıkıp gitmişti, yoksa bu bir viral reklam mıydı?… Bunlar çok gereksizdi o anda. Bence yani… Önce çocuk bulunmalıydı. Sonra bunlara gelinirdi. Zaten işin adli kısmı da illa ki soruşturuluyordu, o polis/jandarmanın işiydi.

Geç yatıp erkenden kalktım Cumartesi sabah. Acaba bulundu mu diye… Twitter’ı açtım kalkar kalmaz, artık sabah alışkanlığım olduğu gibi. Bulunmamıştı. Bulunmamakla beraber hakkında, daha doğrusu konu hakkında enterasan teoriler ortaya atılmıştı. Anlamlandıramadım ilk başta.

Sonra bir okudum ki, neler denmiş. Neler neler denmiş. Akla hayale gelmeyecek şeyler söylenmiş. “Proje” denmiş, “ikinci Gezi ayaklanması yapılmaya çalışılıyor” denmiş, “Buradan sokak hareketi çıkmaz” denmiş. Ve daha neler. Ne seviyesizlikler. Ne vicdansızlıklar. (Bölündük haberimiz yok)

Kalakaldım. Hayatımda bu kadar dehşete düştüğümü hatırlamıyorum. Bunun benzerini, ancak çok daha az şiddette, Haziran ayında yaşamıştım. Gezi’nin ilk günlerinde, henüz olay Gezi Parkı’ndaki ağaçları korumaktan ibaretken ve biz oraya ağaç nöbeti tutmaya giderken, insanlar çapulcu demişti, serseri demişti. Bizlere. Bana. Ben serseri değilim ki? Oradaki çoğu insan değildi ki? Çok enteresan gelmişti böylesine kör yorumlar.

Ancak geçtiğimiz hafta sonu duyduklarım bana Pes dedirtti. Söz konusu küçük bir çocuktu. Küçük.Bir.Çocuk. Kaybolmuştu. Bulunması gerekiyordu. Her dakika değerliydi. İnsanların “Acaba ihmal mi var?” sorguları bile o an için yersizken, filmlerde bile gerçekleşmeyecek senaryolar yazmak, bunları dile getirmek hangi habis oluşumun eseriydi?

Keşke bu hasta ruhluların söyledikleri gerçek olsaydı. Keşke bu bir proje, bir reklam, bir “ikinci Gezi ayaklanması” olsaydı.

Ama değildi. Pamir bulunmuştu. Ve artık çok geçti.

Küçücük bir çocuk, üzerinde konuşulması gereken çok önemli bir konuya dikkat çekerek gitmişti bu dünyadan: İnsan hayatına verilen değer. 

Dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde, hiçbir evin havuzu öyle korumasız bırakıl(a)maz. Hem bırakılmaz, çünkü işte bu yüzden; hem de bırakılamaz, çünkü çok ciddi cezai yaptırımları vardır. Öte yandan, dünyanın hiçbir gelişmiş ülkesinde çocuklar arabada karpuz gibi de taşınmaz. Bunlar konuşulmalı…

Çok fazla çocuk kayboluyor bu ülkede… Kaçırılıyor. Organ mafyası denilen, akla hayale getirmek istemediğimiz dehşet verici bir gerçek var, konuşulması gereken…

Belki en az bunun kadar konuşulması gereken bir şey varsa o da kaybolan insanlığımız. Bu ülkede çocuklar ölüyor ve birileri, bırak onlar için üzülmeyi, üzülenleri hedef alıyor. Ölen çocukların annelerini yuhalatıyor, kayıp çocukları arayanları politik bir başkaldırı yapıyor olmakla itham ediyor.

Bunlar gördükten sonra dedim ki: Ayrışmamız lazım. Bu, ötekileştirmek değil. Kimseye, ne siyasi görüşünden, ne oy verdiği partiden ötürü lakaplar takmıyor, takılmasını onaylamıyorum. Kimseyi dini inancı, mezhebi, etnik kökeninden ötürü ötekileştirmiyor, ötekileştirmenin karşısında duruyorum. Ama bu, başka bir şey. Burada insanlık söz konusu. Kaybolan bir çocuğu arayanlara böylesi saldırabilenler, çocuğun anne-babasına çeşitli yakıştırmalar yapabilenlerle ben aynı havayı soluyor olabilirim. Ama ben anladım ki, nefes alıyor olmak, insan olmaya yetmiyor. Bunları yapabilen insansa, ben değilim. Yok ben insansam, onlar değil. Ayrışmamız lazım bizim. Biz ve onlar. Sevgi ve sevgisizlik. İnsanlık ve… adını bile koyamadığım şey.

Nefret ettim o gün sosyal medyadan. İlk kez, bunca olaydan sonra ilk kez Twitter hesabımı dondurmak istedim. Uzak olsun benden böyleleri, görmeyeyim, bilmeyeyim böyle şeyleri, kirlenmesin ruhum dedim. Çekip gitmek istedim.

Yapmadım sonra. Biraz çekildim, dinlendim. Düşündüm, o kadar güzel insanlarla da “tanıştım” ki ben orada… Öyle iyi “arkadaşlarım” var ki… O kadar çok şey öğrendim, öğreniyorum ki o hiç tanımadığım insanlardan. Gitmedim.

Zaten ne demiş Can Yücel,

Gözün arkada kalacaksa marifet değildir gitmek

Gitmedim. Dedim ki, bu insansılar beni insanlığımdan nefret mi ettiriyorlar? Yaşama sevincimi mi yok ediyorlar? O zaman bak ben ne yapacağım! İnadına mutlu olacağım.

O sırada Derin koşarak yanıma geldi, gülen gözleriyle… Ama öyle içten gülüyor ki, çizgi gibi kısılmış gözleri… Bana bakıyor, ben ona bakıyorum, dedim ki “Ben bir yandan zamansız giden çocuklara ağlayabilirim. Bir yandan bu insanlığını yitirmiş, belki de hiç insan olamamış yaratıklara öfkelenebilirim. Ama YETER. Artık YETER. Çocuklarımın bana ihtiyacı var, benim de onlara… Hayatta zamansız acılar çok, ve Allah kahretsin ki onları katmerleyen şeyler de var. Ama burada, hemen önümde ilgimi isteyen, sevgimi bekleyen iki tane çocuğum var benim. Bu an geri gelmeyecek. Sarılacağım onlara…” 

El ele

 

Derin’in elinden tuttum, dondurma almaya gittik birlikte. Şehrin bir yanında, bir daha göremeyeceği çocuğuna ağlarken bir anne-baba, ben de o çocuğun bir daha yiyemeyeceği dondurmayı aldım oğluma. Bu sefer, bunu yaptığım için utanmadım ama… Neden bilmem… Belki de gördüğüm onca kötülük, bana insanlığımı biraz daha hatırlatmıştı. Belki de o an kendi çocuğumu seviyor, sevindiriyor olmanın, aynı anda başka bir çocuğa üzülüyor olmama engel olmayacağını fark etmiştim. Belki de o dondurmayı sadece kendi oğluma değil, onunla hemen aynı yaşta bu dünyadan ayrılan bir başka çocuğa alıyormuş gibi düşünmek bana iyi gelmişti… Bilmem ki…

Çok kötü şeyler gördüm, duydum. Keşke görmeseydim, keşke duymasaydım. Şahsıma yönelik bir sürü küfür, aşağılama, hakaret duydum bugüne kadar. Ama hiçbiri beni, hiç tanımadığım küçücük bir çocuk üzerinden söylenenler kadar sarsmamıştı.

Ama bir şey oldu ve onca kötü söz, onca iğrenç itham beni kendi içime yöneltti. Elimdekilere, hayatımdakilere baktım bir. Çok şükür, çok şükür, çok şükür… Acılar var, kayıplar var… Benim de hayatımda oldu… Daha da olacak… Önüne geçemeyeceğim şeyler… Ve fakat sevgi var etrafımda, hayatımda… Ve aslolan bu.

Ve ben oğlumun pamuk elinden tuttum. Ve biz el ele yürüdük. Ve hatırladım ki BEN insanım. Hatalarıyla, kusurlarıyla, ama vicdanıyla bir insan. Ve anneyim. Ve çocuklarımı çok ama çok seviyorum.

Her şerde bir hayır dedikleri belki de budur.

40 yorum

  1. anneannem derdi ki gunahin ne oldugunu unutursa insanlar dunyanin civisi cikar. Ben anneannem ve babannemden ogrendim gunah ne. en buyuk gunah da yalan soylemek ve baskasi hakkinda konusmak derlerdi bana. Simdi cok inancli insanlarin gunahlariyla bir degil bana ogretilenler. Ve benim bildigim sekliyle gunah ne unutuldu. Herkes, herkes hakkinda konusuyor. Bilip bilmeden. En cok da bilmeden. Iste o yuzden anneannem hakliymis. Dunyanin civisi cikti. Ama ayni seyi dusunuyorum Elif, bunun beni umutsuz yapmasina izin vermek istemiyorum. Bari biz bazi seyleri unutmayalim. En cok da sevmek ne demek unutmayalim. Boylece insan kalanlar olacak belki…

  2. Elif yine hislerime tercüman olmuşsun, Cuma gecesini ben de uykusuz geçirdim, oğlumu uyuttum, başında oturup Pamir bulunsun diye dua ettim bütün gece, umutla bekledim twitter’da, belki iyi bir haber alırım diye.. Ama olmadı , maalesef o minik, o güzel gülüşlü Pamir melek oldu .. Ben umutla iyi bir haber beklerken aynı anda insan bile diyemeyeceğim bazı varlıkların Pamir için yazdıkları kanımı dondurdu,her okuduğumda bir kez daha yıkıldım sanki,inanamadım yazılanlara,insanlığımdan utandım..Sözkonusu olan küçücük bir çocukken bile nasıl bu kadar acımasız,nasıl bu kadar vicdansız olabildiklerine hayret ettim ve aynen senin gibi ” ben bunlarla aynı havayı solumak istemiyorum ” diye isyan ettim.. Alevi, Kürt, Türk, Sünni ,başı açık , başı kapalı , o veya bu oldukları için değil ama bu isyanım, insan olamadıkları için , vicdan taşımadıkları içindi.. Hayatım boyunca hiçkimseyi inançları için,dini, dili, ırkı için yargılamadım ben, insanı insan olduğu için sevdim, sıfatlar önemsizdir benim için .. Ama artık kaldıramıyorum ben bu nefreti, böyle insansıların var olmasını artık kabullenemiyorum.. Seninle aynı şeyi düşünmüştüm Pamir’in kötü haberini aldığımda, ” keşke onlar haklı çıksaydı, keşke hepsi bir oyun olsaydı da Pamir şimdi yaşasaydı” yazmıştım sosyal medyada ve çok içten isterdim bunu .. Keşke haklı çıksalardı , keşke haklı çıkmanın galeyanıyla nefret saçmaya devam etselerdi ama o minik Pamir melek olmasaydı..Ne diyelim , Allah ailesine sabır versin 🙁

  3. seni seviyorum Elif oysa dünya görüşümüz o kadar farklı ki ama bu seni sevmeme engel değil hiçbir zamanda olmayacak iyiki seni tanıdım iyi ki hayatımdasın ve hep olursun ve iyiki bu blog var ve yine iyi ki çocuklarımız var yoksa seninle hiiiçç tanışamayacaktımm…

    • Çok teşekkür ederim! Çok!

    • Ne güzel yazmışsınız Nimet Hanım. Görüşler farklı olsa da sevgi hep aynıdır ve her yerdedir!

      • kesinlikle öyle.. burda çok şey öğrendim ve öğrenmeye devam ediyorum yeri geliyor bana uymuyor yeri geliyor tam benlik bu benim diğerlerini ötekileştirmek anlamına gelmiyor herkes ne almak istiyorsa onu alır.. amerika, ingiltere ve diğer avrupa ülkeleri hepsi kozmopolit ama biz daha kendi ülkemizde aynı dil, aynı din vs. olan şeyde bile buluşamıyoruz bence hepimizin birbirimizi hazmetmesi lazım. iyiki burdaki tüm güzel insanlarla aynı havayı soluyorumm.

  4. Elif Hanım merhaba,

    Ben de Cuma gününden beri daha da yoğun bir şekilde sorup duruyorum kendi kendime ve çevremdeki herkese: “ne zaman böyle kötülükle doldu insanlar?” diye! Ve kendimce şu cevaba vardım: “Aslında hep kötülük insanların içinde var ancak bu kadar kişi kişi duyamıyorduk kötülüklerin sesini” sosyal medya bize pek çok olumlu katkı sağlasa da sizin de bahsettiğiniz gibi kötülükleri, vicdansızlıkları, merhametsizlikleri de filtresiz olarak sunuyor. Ve biz de sanki geçmişte daha iyi, vicdanlı, merhametli bir toplumduk da sonradan bozulduk zannediyoruz. Oysaki inanıyorum ki sosyal medyada insanların düşüncesizce ve cok acımasızca yaptığı yorumlar aslında pekçok evde, sokakta, iş yerinde yani insanların bir araya geldiği her yerde yapılıyor! Ben de twitter hesabımı kapatmayı, sosyal medyadan uzaklaşmayı düşündüm Cumartesi günü özellikle ama hem dediğiniz gibi pek çok iyi şeye de vesile oldu bugüne kadar sosyal medya hem de hayatın kendi akışında bir arada aslında bu iyiler ve kötüler, vicdanlılar ve vicdansızlar, merhametliler ve merhametsizler! Çok uzun yazdım, içim bu konuda çok dolu…. Bu ara çok sık tekrarladığım bir cümleyi de eklemek istiyorum: Çocuklarımızı vicdanlı olarak büyütebilelim ve de inşallah vicdanlı insanlarla karşılaştırsın hayat onları… Sevgiler:)

  5. En etkileyen yazınız bu oldu, iki gündür aynı haleti ruhiye içindeyim. İyi ki sizin varsınız, iyi ki sizin gibi düşünenler var yoksa çıldırmamak elde değil.

    • Nur Can Hanım Çok Affedersiniz Yorumunuzu beğenmek isterken yanlışlıkla beğenmedi butonuna bastım ve iptal edemedim bir anda rahatsız oldum yazmak istedim kusuruma bakmayın lütfen

      • Canınız sağolsun Aysun hanım, teşekkürler inceliğiniz için. İyi ki varsınız 🙂

    • Sağ olun, iyi ki sizler de varsınız da anlıyoruz yalnız olmadığımızı…

  6. Pamir’in ölümünün ertesi günü, arabada çocuklarla gidiyoruz, çok kısa mesafe yolumuz. Bizim büyük oğlan önde oturmaktan çok keyif alıyor. Ben de kısa mesafede ses çıkarmıyorum pek. Eşimle çok tartışırız, araba koltuğu ve emniyet kemeri takma konusunda. Kendi şoförlüğüne hakaret olarak alıyor sanırım halbuki kastettiğim o değil. Siz kaza yapmazsınız gelir biri size çarpar. O gün önde oturuyor zaten, bari emniyet kemerini takayım diye yeltendim. Takmana gerek yok zaten iki adım ötesi dedi eşim. Üzgünüm ama belki de o anne baba da o gün kapıyı kilitlemeyi unuttular ya da bir şey olmayacağını düşünerek ihmal ettiler dedim. İlk defa sessiz bir şekilde de olsa haklı olduğumu kabul etti.
    Kimse onları suçlayamaz, zaten böyle bir hakları da yok! Ateş düştüğü yeri yakar.O sözleri yazanların da insanlığından şüphe etmek lazım.

    • Hepimiz yapıyoruz. Hepimiz yargılıyoruz. Ben de yaptım, geçmişte… Belki yine olsa yine yaparım. Ama savunmacı bir güdüyle yargılamakla bu yaratıkların yaptıkları çok farklı. Çok. Kelime bulamıyorum…

      Ve eşinizin başının etini yiyin bu konuda. Hiç geri adım atmayın. Varsın kavga edin. Pişman olmaktan iyidir.

  7. Son zamanlarda bu ülkede yüzümüzü güldüren tek bir olay dahi yaşanmadı.Her yerde küfür,aşağılama,ayrımcılık,ırkçılık,şiddet.
    Pamir bambaşka bir konu,haberlerde ölüm haberini görünce oğluma sarıldım deli gibi ağladım, onun için yazılan çizilenleri gördükten sonra bende twitterdan nefret ettim.Bu kadar insafsızca yorumları kurmak nereden geliyor bu insanların aklına.Hiç mi empati yapmıyorlar.
    Çok kötü bir ülke olduk,kimse kusura bakmasın.Gittikçe de kötüleşiyor her şey.Ben güzel olan tek bir şey göremiyorum ve işte bu yüzden her birimiz kendimize dönmeye başladık.Ruh halimizi düzeltmek onarmak için en güzeli kendimize,sevdiklerimize dönmek.

  8. Canınız sağolsun Elif Hanım, teşekkürler inceliğiniz için. İyi ki varsınız 🙂

  9. Ben bu kayip olayini sosyal medyada kendi hesabimdan paylasmamistim. Elim gitmedi. Cunku cok cok icim yaniyordu o anda ama inancim yoktu o anda sadece korku…yasaklar, yasaklar aman dikkat et, usutmesin cocuk, ceryanda kalmasin, dondurma yemesin bogazi siser, parkeye -betona oturma karni agrir, sut cok sicak dilin yanar, armut cok buyuk bogazina takilir, hemen pure yap, cocuga catali verme gozune batar, yasaklar yasaklar…bizim kadar cocuklarina yasak koyan, aman aman dikkat diyen ama yeri geldi mi de aman biraz da rahat ol bak avrupa’linin cocuguna kendi kendine yiyor…ama o avrupa’linin cocugu araba 40 kere test edilmis koltugunda yolculuk ediyor. Annesi Antalya Pazarinda guvenlik tasmasi takinca ama manyak, cocuguna saygisiz kadin oluveriyor… surekli ikilemler icindeyiz. ne dogru ne yanlis bilemiyoruz, cunku karar verme, karar alma yetenegimiz bebeklerden daha ileri seviyede degil. Hep birileri bizim adimiza konusuyor, hep birileri bizim adimiza karar veriyor. Cocugun ne yapsin nasil yapsin, kamu karar veriyor. Sonra ana-babalar karar vermeden, ne olcagini dusunmeden yasamaya devam ediyor. Nasilsa birileri karar verecektir sizin adiniza.
    Ihmal maalesef heryerde ABD de arabada sicakta unutulup olen cocuklar, ve (evcil hayvanlar ) tekrarlanmasin diye park yerlerinde uyarilar vardir degil mi? Iste bazen oyle kararlarin alinmasi gerekiyor. Bana ilk gordugumde hangi man-kafa cocugunu araba da unutur ki diye cok sacma gelmistir. Aslinda unutmuyorsun, cocuk uyuyor sen de firsattan istifade “5-10 dakkika da 2 ekmek 1 sut alip, hemen dönerim diyorsun ya iste hersey o zaman zarfinda oluyor.” O hemenler varya….
    Bundan ayri ama daha önce de Ali Emir di adi galiba yine boyle bir havuz faciasi olmustu ve babanin anneye tepkisi “yine internetin basindaydin dimi”….suclamak o kadar kolay ki…ates dustugu yeri yakiyor. canim ulkemden guzel haberler istiyorum artik…

  10. İyiki varsın…

  11. ahh içimizi yaktı gitti pamircik… giderken de hepimizi farklı farklı etkiledi. bir kez daha şükretmeyi hatırlattı sahip olduklarımız için. evlat acısının ne büyük, ne tarifsiz bir şey olduğunu üstüne basa basa gösterdi yine. keşke gitmeseydi ama kader, kısmet, takdir-i ilahi… allah anne ve babasına sabır versin, güç versin dayanmak için. bizler de belki daha çok dikkat edeceğiz bu sayede önemsemediğimiz şeylere. diğer kötüler ise Allahlarından bulsunlar. İnanıyorum ki hiçbir kötülük karşılıksız kalmayacak ve onlar da bir gün cezalarını ödeyecekler belki de yorum yaptıkları acıların aynısını yaşayarak.

  12. Hergün kötü bir haber. Artık yüreğim kaldırmıyor. Dün de Kars’ta bir çocuk kaybolmuş 9 yaşında. Uff uf!!

  13. Incir'in Annesi

    Artik belki de normallesmeye calismaliyiz. Ben de dusundum ve hatta Twitter’da yorum yaptim sana “Boyle gidersek tukenecegiz” diye. Bizim tukenmemizin kime, ne faydasi var? Elimizden geleni yapmadan, cocugumuzu mutlu etmeden, ufacik bir seyi degistiremeden, umutsuz, mutsuz nereye kadar? Cok cok iyi yapmissin Blogcuannem. Hem de Moda’nin dondurmasi harikadir. Derin’in gozler iyice cizgi olmustur soguk soguk yalayinca dondurmayi. Afiyet olsun.

    Dolayli arkadaslarimdan biri duzenli antrenman yapiyor kosulara, maratonlara katiliyor. Hani Adim Adim gibi. Dun fotograf koymus uzerinde AKUT yazan tisortler giymisler grup olarak. Demem o ki, iyi insanlar, mucadele eden insanlar her yerde var. Hala var. Varoldukca bizim de ulkece mutlu olma olanagimiz artiyor. O kadar masal okuyoruz cocuklarimiza iyilerin hep ama hep kazandigina dair. Azicik bizim de masallara inanma vaktimiz geldi de gecmedi mi?

    Sevgiler

    • Sanırım bir kırılma noktası var. O noktaya gelince ya çıldıracak insan, ya, yapacak başka bir şey olmadığından, tekrar umuda dönecek… Galiba bana ikincisi oldu. Sürekli kendime hatırlatıyorum: “Duyarsız değilim, duyarsız değilim… Oksijen maskesini önce kendime takmam lazım. Önce ben, sonra çevrem. Önce ben, sonra çevrem… “

  14. tam ihtiyacım olan anda …teşekkurler elif. kendimi biraz daha iyi hissediyorum.

  15. O kadar ayni hissediyor ve davraniyoruz ki sizinle ben. Bir kez daha bu blogu takip etmekle ne dogru karar verdigimi hissettim.sizin gibi insanlarin varligi umut verici. 5 yillik blogunuzun 3 yillik takipcisiyim. Iyi ki de o oyleyim.

  16. Sevgili Elif Hanım,
    Sanal olmasını sonuna kadar sömüren insansı yaratıkların bolluğuna rağmen, tüm o sanallık içinde gerçek olarak varolan kullanıcılar adına, ben sizi sosyal mdeyada tanımış ve okuyor olmaktan memnunum. Gezi’den bu yana hep gerçek bir insan, kadın ve anne yüreğiyle gerçek şeyler yazdınız. Her konuda çaba gösterip elinizden geleni yaptınız.
    Paylaşımlara aracı olan mecra kokuşmuş yorumlarla, vicdansız zombi ve yüksekten atan RT ve takipçi derdindeki ergenlerle dolsa bile siz gerçek yüreklere tutunun, varlıklarını bilin. Onlar sizi bulmuştur, bulacaktır… Bizler birlikte güç veriyoruz birbirimize, tamamen manevi. Bir güven. Yazdıklarımızdaki mantığa, vicdana güven… Bu çok kıymetli bir şeydir. Kaybetmemeli. Son olarak, Allah evlatları anne babalarına bağışlasın.

  17. uzun yıllar yaşadığım Kırgızistanın önemli değerlerinden Cengiz Aytmatov diyor ki: Adamga en kıyını kün sayu adam boluu . Şöyle tercüme edeyim: İnsana en zor şey her gün insan olabilmek. Malesef son günlerde yaşadıklarımız bana hep bu sözü hatırlatıyor. Bir de son okuduğum kitaptan kısa bir alıntı . Peygamberimiz arkadaşlarıyla otururken bir cenaze geçer yoldan.Efendimiz ayağa kalkar. Sahabeler o cenazenin bir hristiyana ait olduğunu söylerler yani kalkmaya saygı göstermeye gerek olmadığını. Ama peygamberimiz insana vurgu yapar ve hristiyan da olsa insandır der. Anlayana….

  18. Elif bence uzulme insanligini yitirmisler o kadar cok degil oyle olsaydi istanbulda binlerce kisi kosup pamircigi aramazlardi. kendini bilmez bir kac kisi elinde bilgisYar olur olmaz yorum yapiyorlar herkes birden rt leyince de kabarip buyuyorlar . Sevmeye devam:)) bir de yabanci kitaplar okuyup tavsiyeler veriyordun devam okuyoruz bilgileniyoruz

    • Orası doğru… Sayıca çok daha azlar, ama çok göze batıyorlar… İyilik, güzellik daha fazla.

      Düzenli kitap okuyamıyorum ki şu aralar?.. Okusam, paylaşım da yapacağım ama…

  19. canım benim..eline, yüreğine sağlık,allah sana ,hepinize sağlıklı güzel günler göstersin:)

  20. Eliffff,ne de güzel yazmışsın.
    Ben tam da bu duyguların içinde kaybolduğum an çıktı ya karşıma bu yazı…
    Yüreğine sağlık..

  21. Gülçin Tandoğan

    tebrik ederim harika yazmışsınız. hislerimize tercüman olmuş bu cümleler … bizler unutmayacağız ki “aslolan insanlık”

  22. inanın elif hanım ben de sizinle aynı hisleri taşıyorum.hatta ben umudu kendimde görmeye başlamamıştım sizi okuyana kadar.teşekkür ederim.

  23. naz ' ın annesi

    Yazamadım gözlerim doldu yine. Evladını kaybetmiş olmak ne fecidir ana biz insanlığimizi kaybediyoruz. Pamir icon söylenenler , bu sabah çıplak öldürülüp atılan Mert , ihmal yada dikkatsizlik yüzünden denize düşen Ece ve o beyaz tombis erkek bebek.

  24. Elif sen bir yere gitme. Sen böyle sağlam durdukça o yaratıklar da ezilip, küçülüp, silinip gitsinler. Senin koskoca bir yüreğin var, içi de ağzına kadar sevgi dolu. O “insansılar” var ya, sevgisizlikle yok olacaklar. Sevgisizlikten acı çekecekler, asla insan olamayacakları için saldıracaklar, kendilerine acıyacaklar ve bitecekler. Onlar için yapacak hiçbir şey yok. Karanlık, vicdansız yüreklerinde boğulsunlar.

  25. Elif içim taşarak, gözüm dolarak okudum yazdıklarını. Denebilecek herşeyi demişsin, üstüne bir nokta bile konmaz artık. İyi ki de demişsin…

  26. Daha bu akşam şunu konuştuk eşimle,din ,dil ,ırk,renk ayrımı değil bu dünyada sadece iyi ve vicdan sahibi insanlarla, kötüler var.sadece iyi ve kötü.son yaşanan herşey bunu tekrar hissettirdi.my name is khan filminde bir replikti.sadece iyiler ve kötüler.Malesef Elif Hanım bu hafta sonu bunu çok derinden hissettim.Sosyal ortamda abuk sabuk yorum yapanlarında vicdan sahibi olmadıklarını,maskelerinin bu tür olayların yorumlarında düştüğünü düşünüyorum.Ayrıca ülkemizin içinde ki durum içinde aynı şeyi düşünüyorum.İnşallah ayrışmayıp, inancına, siyasi görüşüne değilde iyi insan ve kötü insan diye ayırmak gerekiyor galiba …?

  27. Sosyal medya benim için uzun zamandır zararı faydasını geçmiş bir oluşum. BİRKAÇ BLOG TAKİP EDİYORUM BİR DE FACEBOOK. Orda da olumsuz paylaşıma eğilimli kişileri çıkardım takip listemden.

    Dünyada pekçok kötülük ve kötü var. Etrafımda mevcut olanlar yeterli, bir de başka şehirlerin başka ülkelerin kötülerinin enerjisini yüklenmek istemiyorum doğrusu.

    Pamir’den sonra ben de yazdım:
    http://aydinlikyuz.blogspot.com.tr/2014/04/sosyal-medya-zehirlenmesi.html

    İyi şeylere de vesile oluyor sosyal medya ama devede kulak misali ..

  28. yine gözlerim dolu dolu okudum yazını, iyi ki varsın