14 Yorum

Bir şeyi yanlış yapıyor olabilir miyiz?

Bu sabah posta kutuma bir bülten düştü:

Merakla beklenen Minopolis Çocuk Şehri 7 Mayıs Çarşamba günü açılıyor!

Bu, geçtiğimiz aylarda hakkında benzer şekilde basın bülteni aldığım üçüncü “çocuklara gerçek hayat tecrübesi edinmeyi vaad eden” eğlence merkezi.

Ne tesadüf ki diğer ikisi de yine, benzer şekilde, alışveriş merkezlerinde açıldı (Trump Towers’daki Kidzmondo ve Akasya AVM’deki Kidzania).

Hepsinin vaadi üç aşağı beş yukarı aynı: Gerçek dünyanın küçültülmüş haliyle çocuklara hayattan tecrübeler yaşatmak, meslekleri tanıtmak… Bir yandan eğlendirmek, bir yandan öğretmek, falan filan.

Bunlardan Kidzania olanına Deniz gitti. İlk açıldığı günlerde, daha doğrusu henüz “halka” açılmamışken, drama öğretmenine davet gelmiş; bir grup çocuk atlayıp gittiler. Ben de peşlerinden gittim, ancak içeri giremedim davetiyem olmadığı için. (Açıkçası başlarında öğretmeni olunca, yeni açılan Victoria’s Secret’a girmeyi tercih ettim onun yerine, nihohohahahaaa!)

Her neyse işte, içeride çocuklar mesleklerle tanışıyorlarmış. Para kazanıyorlarmış, para harcıyorlarmış. Dükkan dükkanmış içerisi, markalar varmış. Pek eğleniyor, pek öğreniyorlarmış! Nitekim Deniz de çok eğlenerek çıktı, günlerce Kidzania’yı sayıkladı. Birkaç hafta sonra bu sefer sınıf olarak tekrar gittiler. O arada ben Uzun Çorap’taki şu yazıyı okumuş ve olayın adını koyamadığım bir boyutunu adlandırmış, çocuğumu gönderdiğim için biraz da salak gibi hissetmiştim kendimi. Ancak yapabileceğim bir şey yoktu, sınıfça gittiler, çoooook eğlenceli bir gün geçirdiler ve geri geldiler.

Sonra içimdeki bir ses, bu salak gibi hisseden sese dedi ki “Elif… Sen de amma büyütüyorsun her şeyi… Yani ne var çocuk gidip orada eğlense? İlla da her şeye limon sıkacan, seni gidi aşırı mükemmeliyetçi sözüm ona kılı kırk yaran zamane ebeveyni! Sen değil miydin çocukken Fame City’ye gitmek için çırpınan? Gittiğinde “Biraz daha kalalım, biraz daha biraz daha!” diye tepinen? Ne çabuk unuttun oradan aldığın tadı?! Sen büyüdün diye çocuğun da yetişkin gibi davranmak zorunda mı ya, bi rahat bırak ya!” 

Ay hakikatendi yani… Bana de ne oluyordu? Çocuğumu Kidzania’ya göndermeseydim kapitalist değil de sosyalist bir ülkede mi yaşıyor olacaktık sanki? Ya da oraya gönderdim diye bizimki kontrol dışı bir tüketim manyağı mı olacaktı?

Hayır, tabii ki öyle olmayacaktı… Ama birkaç ay içinde, arka arkaya, üstelik de alışveriş merkezlerinin içinde birbirinin fotokopisi olan “çocuk şehirleri” açılması da pek “manidar”dı.

Amerika’da görmüştük “çocuk müzeleri”ni… Öyle içinde marka falan olmayan (ama evet, markalar tarafından da desteklenen), çocuklara gerçekten deneyim yaşatan, örneğin çocukların marketten güya alışveriş yaptıkları, sözümona inşaatta çalıştıkları, sadece çocuklara hitap eden müzeler… Bizimkilerin aklı gitmişti, tabii bizim de… Bu “çocuk şehirleri”ni ilk duyduğumda “Acaba onlar gibi mi?” demiştim ama anladım ki çok uzakmış o kavramdan…

AVM’lere külliyen karşı değilim ben. Canım alışveriş yapmak istediğinde bebeği pusetine atıp o uyurken dükkan dükkan gezmenin de keyifli de olduğunu düşünüyorum; hava yağmurluyken ıslanmadan gezebilmenin de… Ama Türkiye’de 347 tane AVM varken (ve buna karşılık 295 tane müze varken) ve bu AVM’lerin 90’dan fazlası sadece İstanbul’dayken, kendimi AVM’lere mahkummuş gibi hissediyorum.

AVM’ler alışveriş yapmak için var. Oradaki “çocuk şehir”lerinde çocuğuma hayatı deneyimletmeyi düşünmem ben. Ha, ben alışveriş yaparken o eğleneceği bir yerde oyalansın? Tamam, ona varım. Ama “hayatı büyükler gibi deneyimlemesi, tecrübe kazanması” falan… Bunlar, bir alışveriş merkezinde markalarla donatılmış bir eğlence merkezi için fazla iddialı söylemler.

Çocuklara hayat tecrübesi mi öğretmeye çalışıyoruz? Alışverişe çıkalım onlarla, sadece AVM’de değil ama… Manava gidelim. Görsünler meyve sebze nasıl seçilir, tartılır. Eczaneye gidelim, ilaç alalım onlarla. Anlatalım ne nedir, nasıldır… Meslekleri mi öğreteceğiz? Onları ara sıra iş yerlerimize götürelim mesela… Varsa yakınımızda bir fabrika, ya da fabrikası olan tanıdığımız, oraya gidelim. Görsün fabrika nasıl işler… Şehir tiyatrosunda bir yakınımızdan çocuğumuzu sahne arkasına almasını rica edelim. Doktor bir yakınımızdan, uygun bir zamanında bizimkini laboratuara sokmasını isteyelim. Oyuncak mikroskop yerine, gerçeğini görsün mesela…

AVM’ler alışveriş için olsun. Tecrübe edinmek için değil. Çocukların tecrübe edinmesi için hiç değil.

O kadar da yapay olmayalım yahu… O kadar da değil…

14 yorum

  1. benim kizimda bir arkadasinla gitti cok keyifli vakit gecirmis, bir cok meslek denedik orada dedi. markalarla ilgili ilk ciktiginda su vardi dondurma yaptik bu vardi falan dedi ama marka takintisi falan olmadi. belki de yasi da buyudugu icin..yine bir musait zamanda tekrar gitmek istiyor. eger eglenceli vakit geciriyorsa neden olmasin…ama sadece buraya gidipte muze park bahce gezmeyen bir cocuk degil….ama alisveris merkezinde benimle dukkan dukkan gezecegine bir iki saat burada vakit gecirebilir diye dusunuyorum benim fikrim..

  2. biz oğlumla gittik kidZmondo’ya hatta eşim ve 1,5 yaşındaki kızım da vardı:) A Oğlum bir yana biz de ayrıca cok begendik burayı. İçeri girmiş ve 3-4 saatini burada geçirmiş biri olarak şunları anlatmalıyım: İçeride markalar gözünüze sokulmuyor. Çocuklar örnegin itfaiyeci olduklarında, içerde 10 dak. bir eğitim alıyorlar, siz kucuk itfaiye istasyonunun camından izliyorsunuz ancak,içeride yangın anında neler yapılması gerektiği, nasıl söndürüleceği, insanların nasıl kurtarılacagı vs hakkında ön egitim veriliyor, sonra itfaiyeci kıyafetleri giydiriliyor. itfaiye arabasına binip, similasyonla yapılmıs yanan bir binaya gidiyorlar ve su sıkarak yangını söndürüyorlar.Acil servis doktoru oluyorlar örnegin, içeride yine egitim var. Egitmen anlatıyor: önce nabzına bakın (cocuklar tek tek nabza bakıyorlar), nefesini dinleyin (cocuklar steteskopla hastayı dinliyorlar), gözlerine bakıyorlar.. vs vs sonra cocukların hepsine (içerde 4-5 cocuk var) bir görev veriliyor; sen nabzına bak, sen gözlerine ışıkla bak, sen göysünü dinle.. vs Ambulansa binip dogru yangından yaralanan hastaya müdehale etmeye gidiyorlar (hasta da cocuklardan biri, hasta rolü yapma karsılıgında kidsmondo parası kazanıyor). Hepsi hastaya ilk müdahaleyi yapıyorlar. sonra kolundan tutup aambulansa bindiriyorlar. içerde son bir özet geçip, çocuklara paralarını veriyor ve gönderiyorlar. Dha hepsini tek tek anlatabilirim:) Oğlum 4 yasında oldugu halde,ki içlerinde en küçüğü idi. Dişçi oldu dişlerdeki çürükleri temizledi. Şimdi her aksam dişlerini fırcalarken, fırcalamazsak çürükler olur diye anlatıyor. Cunku orada çürükleri gördü:) (mankenin dişlerine siyah hamur gibi birşeyler geçirmişler, onları dişçi aletleriyle temizlemişti). Bence önyargılı olmayın 🙂

  3. reklam yaptı demezseniz sitede de yazdım ve bir sürü fotograf ekledim lütfen bakın: http://lulutata.com/mekanlar/117/kidzmondo-istanbul

  4. Öyle akıllıca ticari bir girişimde bulunmuşlarki bu anlamda tebrik etmek lazım.Ama ben çocuğumu böylesi ticaret kokan bir yerde 5 saat bırakamam.Onun yerine sizinde söylediğiniz gibi minyatürize etmeden aynen olduğu gibi gösterebileceğim,hakkında fikir sahibi olmasına yardımcı olabileceğim yerlere götürürüm.Doktor olmanın bir süreci var hoop diye doktor olunup ameliyatlara girilmiyor.Evet “ameliyata girdin başardın al bu da paran” demek çocuğa hiç düşünme fırsatı vermeden hayal kurmalarına engel olmak gibi geliyor bana…

  5. Facebook’taki yorumumu burada da tekrarlayacağım: Sanırım benim itirazım bu tür yerlerin varlığından çok pazarlanış biçimine… Ben “olmasın” demiyorum, çocuğumu da götürürüm, alışveriş yaparken bırakırım, ama “meslekleri deneyimlesin” beklentisiyle değil. Ben alışveriş yaparken ayağıma dolanmasın diye… Bir de arka arkaya üç tane açılması?.. O kadar mı açız yani çocukların meslek deneyimlemesine? Buralar olmasa öğrenemeyecek mi çocuklar? Ben bu kadar hazıra konmak istemiyorum.

  6. Ben bu tur yerlerin acilmasi yerine Cocuk muzelerinin ve de Science Museumlarin acilmasini gormek isterdim Istanbul gibi bir sehirde. Dunyanin en guzel Modern Sanat Muzelerinden birini Istanbulda acabiliyorsak nicin bu tur seyleri acamiyoruz. Ben Amerikada cok kucuk koy denebilecek bir sehirde yasiyorum ve bizim yasadigimiz sehre buranin koklu bir ailesi yatirim yapti eski bir okul binasini cocuk muzesine cevirdi. Cocukalar icin cok guzel bir yer oldu. Benim kizim ne zaman MInneapolise gitsek Science Museum a gider ve cok eglenir. Ustelik bir cok grantler var. Her saat basi bir gosteri (science) yapiyorlar nan o technology ve de diger ilginc ne kadar deneyim varsa ogreniyorlar. Alisveris yapmayi ogretmek gibi mi geliyor bu tur yerler istanbulda. Bence yanlis bir kavram. Ustelik cocuk muzelerinin icinde haftanin belirli gunlerinde kitap okuma saatleri oluyor. Bu tur yerlerde acaba bu olay var mi? Cok yazik.

  7. Evet elif hanim son yorumunuza birebir katılıyorum. Hersey bu kadar kolay ve hazir olmamali.cocugu para karsiligi kapali bir mekana tikip herseyin tek parca halinde önüne hazir paket olarak konulması cok sacma.bence ebeveynlerin kolayina geliyor bu.halbuki doğada hersey mevcut.cocuklari avm yerine doğa ile baristirma yanlisiyim

  8. hem hak veriyorum hem hak vermiyorum sanki yazınıza..çocukların kapitalizmle bu kadar erken tanışması, avmlere mahkum olmamız konusunda evet çok haklısınız..

    ben de oğluma gerçek manavdan, gerçek eczaneden, gerçek kasaptan alışveriş yapıp öğretmeyi çok isterim..ama dünya değişiyor, koşulları değişiyor, alışkanlıklar değişiyor..biz tam geçiş süreci çocuklarıyız, mahalle çarşılarını da gördük, avmleri de..sokakta da oynadık, atari salonlarında da..ama çocuklarımız avmlerin, eğlence merkezlerinin, teknolojinin içine doğuyorlar..yanlış anlaşılmasın savunmuyorum ben bunu ama dünya böyle artık..belki de onları bu kadar çok uzak tutmamız ters tepecek, geleceklerindeki dünyaya ayak uyduramayacaklar..bilemiyorum..ama sanki bizim doğrularımızdan çok yeni düzenin doğruları önem kazanıyor gibi..

    umarım anlatabilmişimdir.. 🙂

  9. Özlem hanım gibi biz de baba, anne 1.5 ve 5 yaşında çocuklarımızla gittik Kidzmondo’ya. Büyük kızım çok eğlendi. Markalar var evet ama kızımın günlük hayatta, sokakta gördüğünden fazla değil, gözüne sokulmuyor. Migros’a cocugumla da gidiyorum, evimizin yolu üzerinde Acıbadem hastanesi var, garanti bankası her yerde. Netice olarak çocukların keyifli iki saat geçirebileceği bir aktivite. Bunu yaparken cocuğumuzu gerçek hayattan soyutlarsak sorun orada. Evet sen bu mesleği burada denedin ama doktor olmak için 6 yıl üniversite okuman lazım sonra bunun ihtisası var diye açıklama yaptık biz mesela. Benim kızım okulu tarafından organize edilen itfaiye, diş hekimi, huzurevi gibi ziyaretleri yapıyor. Hem bizimle hem de okuluyla semt pazarına, markete gidip alışveriş yapıyor. Müzeleri geziyor (bu arada müzelerde çocukların hiç düşünülmediğini gözlemliyoruz, tuvalet, bakım odası, pusetle hareket). O nedenle kırk yılda bir böyle bir aktiviteye katılmasında bir sorun görmüyorum. AVM çokluğu ve hayat tarzı olarak gözümüze sokulması konusuna katılıyorum. Özellikle o AVMlerde yapılan dogum günleri, bangır bangır müzikli ortamda oynanan oyunlar. Bence asıl bunlar ciddi tehlike oluşturuyor.

  10. Ben İstanbul’da yaşamıyorum ve bahsettiğiniz yeri hiç görmedim ve çocuğum da görmedi. Uzunçorap’taki yazıyı okuduğumda bende bir ön yargı oluştu. Ama sonradan düşündüğümde bu önyargının aşırı olduğunu düşündüm. Çocuklar zaten bizlere özenirler, bizi taklit etmeye çalışırlar. oyun oynarken babası gibi mühendis, annesi gibi tasarımcı, teyzesi gibi kuaför vb olurlar hep. bu durumda çocuklara oyun içinde meslekleri deneyimletmenin yanlış olduğunu düşünmüyorum. Bir iş yapıp para kazanmak, para harcamak şu anda onlara çok çekici geliyor, çünkü bunu oyun olarak yapıyorlar. zaten büyüyüp de gerçeğini yapmaya başladıklarında kazın ayağının öyle olmadığını görecekler:))) Bırakalım oynasınlar…
    Biz küçükken kuzenler kardeşler bir araya geldiğimizde hepimiz bir meslek sahibi olurduk, kağıttan paralar yapıp birbirimizden mal ve hizmet satın alırdık. çok eğlenirdik.

    Beni tek geren içerideki marka bombardımanı olurdu (öyle bir şey var mı bilemiyorum, okuduğum yazıya göre konuşuyorum). Eeee ama TV yi açar açmaz, evden dışarı adım atar atmaz (ve hatta evin içinde bile) aynı bombardıman zaten var. ille de özel bir mekana gitmemize gerek yok ki…

  11. Incir'in Annesi

    AVMler tam da yukarda yazilan sebeplerden oturu iyi, guzel. Istanbul’da yasasaydim hep giderdim kis gunlerinde. Ancak yasamiyorum, yasadigim yerde boyle AVMler yok ve gelip de tatilde bir AVMye girdigim zaman ciglik atarak uzaklasmak istiyorum, sinirlerim geriliyor o kalabaliktan, ust uste olmaktan, o yankilanan gurultuden. Ben kiz zaten tam koyden indim sehire, cocuk cildiriyor saga sola bakarken:) Meger ne kadar az uyarana maruz kaliyoruz bu yad ellerde.

    Ancak ben zaten calistigimiz ofislerin de “insan”a uygun olmadigini dusunuyorum. Bunaliyorum. Yani ben kapitalizm, reklam, AVM veya yanlis ve kotu pazarlamadan cok bu yasadigimiz topraktan uzak hayata kiziyorum.

    Hem modern hayatin nimetlerini reddetmiyorum ve hatta onlardan zevk aliyorum hem de aslinda dayanamiyorum o hayata.

    Cocuk eglence yerlerini gormedim ama herkes pek bir yazdi, cocuklarinin ne kadar da eglendigini soyledi falan (bazi arkadaslarim dahil). Bilmem ama reklamlari her yerde, her sekilde goruyorlar. TVde, sokaklarda, giydikleri kiyafetlerde. Izledikleri cocuk kanallarinda bile. Dora’li uyku tulumu, Mickey’li yastik vs. Ote yandan yazinda yazdiklarina da katiliyorum. Galiba bu pilav cok su kaldirir.
    Sevgiler,

  12. Uzun Çorap’ın yazısını da okudum ve o bana biraz aşırı geldi,böyle bir dünyada çocukların kapitalizm bombardımanına sadece avm’lerde maruz kaldıklarını düşünmüyorum açıkçası.Bir de bu tür yerleri gözlemleyen annelerin dediği gibi,çocuklar bir kere bunları görünce marka bağımlısı falan olmuyor.Bazen çocuklara ”gerizekalı” muamelesi yaptığımızı düşünüyorum,çocuklar markaları,parayı v.s istemiyorlar ki,büyüyüp anneleri ve babaları gibi olmak istiyorlar.Babası medeniyetten uzakta bir kabilenin reisi olan çocuk da kabile reisi gibi olmak ister,Amish bir annenin kızı da yetişkin bir Amish gibi yaşamak ister.Çocuklar yetişkinlere özenir.

    Sizin yaklaşımınız ise bana daha doğru geldi,bazen ebeveynlerin kendilerini de salak zannettiğini düşünüyorum çünkü ortaokul mezunu olsanız bile çocuğa hayatının geri kalanında çok yardımcı olacak bilgiler verebilirsiniz.Kimya,matematik,İngilizce’yi görünce karpuz seçmeyi,dikiş dikmeyi,ampul değiştirmeyi unuttuk biz millet olarak,bilgi sadece okulda öğrenilir zannettik.Ben 18 yaşımdayım ve marketten maydonoz yerine dereotu aldığımı bilirim.Eğer çocuk ”gerçek hayatla” tanıştırılacaksa,gerçek hayatın içine atılmalıdır,bu basittir.Evet şehirdekiler artık sebze ve meyveleri manavdan almıyor ama Migros v.b yerlerde de meyve seçilebilir.Tanıdıklara gerek yok,aile de harika bir öğretmen olabilir.

    Ben İstanbul’da olsam ve çocuğum olsa,tek gitme sebebim sizin de dediğiniz gibi ben alışveriş yaparken onun da eğleniyor olduğunu bilmek olurdu.

  13. 4,5 yaşındaki oğlumu geçen perşembe Kidzaniaya götürdüm, ben ebeveyn olarak işletme mantığını hiç beğenmedim ama önemli olan benim ne düşündüğüm değil bence zira oğlum çok eğlendi, gerçekten iyi vakit geçirdi. Bu nedenle bu tarz yerleri deneyimleme taraftarayım çocuk sevmezse zaten bir daha götürmezsiniz ama her durumda öncelikle çocuğa bir şans verilmesi taraftarıyım.

    Kidzania bir Meksika markası ama türk mantığıyla işletmeye çalışılıyor. Örneğin girişte upuzun bir kurallar listesi yazmışlar ama buraya bir cümleyle içeride 90 farklı etkinlik var ama bunların sadece şu kadarı 4+ yaşa uygun diğerlerinin hepsi 6+ yaş diye belirtme gereği duymadan 4 yaşından da 14 yaşından da aynı ücreti alıyorlar. Çocuklarla birlikte her etkinlik için sıra beklemeniz gerekiyor ki ben 8 aylık hamileyim 🙂 oturma yeri bile yok ayakta beklemek gerekiyor.

    Marka bombardımanı eleştirisine ise katılmıyorum zira hayatta böyle bir şey gittiğimiz gerçek marketlerin de bir markası var içindeki ürünlerin de, gittiğimiz restoranlar da markalı, hayatta da bunlarla karşılaşıyor zaten çocuk.

  14. AVM’lere kesinlikle karşı olan biri olarak söylüyorum ki, bu yapılan aktivitenin çocuklara bahsettiğiniz gibi zarar uyandırabilecek bir etkinlik olduğunu düşünmüyorum. Çocukları tüketimden, aşırılıktan ve avm mantığından koruyalım tabi evet ama küçükken bankacı olmak, kasiyer olmak gibi hayallerimiz vardı ve böyle oyunlar oynardık evdeki hesap makinesiyle kumandayla. Şimdi bu imkan varken ve radyasyon vs gibi sağlığa zararlı birşey yokken niçin çocuklar sanki polismiş gibi oyun oynayayamasın. Böyle düşünüyorum bilemedim. Çocukları korumamız gereken daha önemli konularımız var maalesef. Cep telefonları gibi, ipadler gibi. Abartı doğum günü partileri gibi. Herkese iyi günler,