6 Yorum

Sıradaki merak…

Hayatımızın farklı dönemlerinde farklı şeyleri merak ediyoruz.

Bilmediğimiz ne varsa ondan korkuyoruz.

Deniz’i beklerken en büyük merak konularımdan biri doğumun nasıl bir şey olduğu idi. Kadınlar birçok konuda, ama belki de en çok doğumla ilgili korkutulduklarından, ben de anneme hep soruyordum: Nasıl bir şey? Çok mu canın acıyor?

Annemin yanıtı hep aynı oluyordu: “Elbet acıyor, ama hemen unutuveriyorsun. Öyle olmasa insanlar bir daha, bir daha yaparlar mıydı?”

Deniz doğdu. Sıradaki merak —> bu sefer nasıl uyutacağımı merak ettim. Uyuttum, sıradaki  —> nasıl yedireceğimi… Yedirdim, sıradaki merak —> nasıl tuvaletini öğreteceğimi… Hep beklenen bir şey var…

Sonra Derin’e hamile kaldım. Sıradaki merak —> Bu seferki merak konum ikincisini birincisi kadar sevip sevmeyeceğimdi. Ya sevmezseydim? Ya daha çok severseydim??

Ne ilginç -ya da ne doğal ki- şimdi ikinci bebeğini bekleyen Sanem de benzer endişelerden bahsediyor: İki çocukla hayat nasıl olacak? Geçen hafta yine ikinci bebeğine hamile kalan bir anne benzer endişeyle yazdı: Ya ikinci oğlumu ilki kadar sevemezsem?

Birbirini hiç tanımayan kadınlar aynı endişeleri hissediyoruz. İçgüdüsel demek bazı şeyler… Ya da kültürel olarak kodlanmış içimize…

Deniz’e ayakkabı almaya çıktık geçen hafta. Eylül’de aldığımız ayakkabı kullanılamayacak hale geldi. (Rahmetli anneannem, “Çocuğun yediği helal, giydiği haram” derdi). Gittik aldık. 34 numara giydi. OTUZ DÖRT. Ben kaç giyiyorum, biliyor musun? OTUZ SEKİZ. Bazen YEDİ bile. Yan yana koyunca ayakkabılarımızı, inanır mısın çok az fark var. “Bir iki sene sonra aynı giyersiniz” dedi satıcı adam. Utanmasam ağlayacaktım. Daha dün gibi hastanede ayak izini alışımız!

Yazlık-kışlık yaptım geçen hafta. Eski kıyafetlerini görünce zıp zıp zıpladı bizimkiler… Deniz’in bazı eskileri Derin’le geçti. Derin’inkiler… ayrıldı. Verilmek üzere… Nasıl ya? Of beeee… Bu kadar da çabuk büyümeseler?..

Birçok şeyi eksik, yanlış yapan bir anne olabilirim ama “çocuklarını öpme” konusunda eksiği olmayan bir anneyim, kesin bilgi. Babaannemden devşirme bir özellik olsa gerek, muuuuaaahhhhh diye öpmek… Geçen gün yine Deniz’i şapırttt diye öpüp “Oh beeee, ne kadar öpsem doymam!” diye iç geçirdikten sonra seninki ne dese beğenirsin? “Anne, abartma…” 

Bundan beş sene önce tam bugün blog yazmaya başladım. O zamanlar henüz iki buçuk yaşında olmayan, haftada üç yarım gün okula giden oğlumla bugün ikinci sınıfın sonlarına yaklaşıyor. Okuma yazma bilen, kendi merakları, tercihleri, beğenileri olan bir insan.

Sıradaki merak!

Ve benim “sıradaki merak”ım ergenlik… Yolda ergen çocuklarıyla yürüyen annelere ilgiyle bakıyorum. “Nasıl bir şey ki şimdi bu?” Bazen bir kafeye gittiğimde ergen oğluyla gelen anneler oluyor. Bazen sohbet ediyor, bazen ayrı takılıyorlar. “Biz nasıl olacağız acaba?..”

Zaman çok çabuk geçiyor. Çocuklar çok çabuk büyüyor.

Neyse ki hep umutla bakacağımız bir şeyler var…

6 yorum

  1. ikinci oğlumu kucağıma almama (normal şartlarda) 2 ay kadar vaktim kalmışken kafamda türlü türlü meraklar dolaşıyor benim de… nedense ben “ilkini sevdiğim kadar sevebilecek miyim” diye düşünmedim hiç. o karnımdayken bile şimdiden öyle çok seviyorum ki zaten, böyle bir tedirginliğe düşmedim. benim merakım iki oğlan annesi olmak üzerine genelde. bir tanesi bile yeterince zorken iki olunca ne yapacağım? becerebilecek miyim ikisinin arasında ve(veya) arkasında durmayı? birbirlerine zıt gittiklerinde aralarını bulmayı? ilkini ihmal etmeden ikinciyle de ilgilenmeyi? sorular, sorular… daha niceleri… ben de yetişkin iki oğlu olan anneleri gözlemliyorum sık sık. genelde oğulları tarafından fazlasıyla sevildiklerine ve şımartıldıklarına tanık oluyorum, hoşuma gidiyor. bi kız doğurmak nasip olmadı ya “belki de bu evin tek prensesi hep ben olacağım ondandır” diyorum 🙂 uzun lafın kısası meraklar, sorular hiç bitmiyor, bitmiyor…

  2. aynı şeyleri yaşıyoruz aynı kadınlarla ama senin önemli bir farkın var ki bunları çok güzel ifade ediyorsun

  3. Elif hanım, öncelikle sizi tebrik etmek istiyorum.Ne mutlu size 5 . yıl daha niceleri nasip olur inşallah 🙂
    Sayenizde bir çok annnein ortak sevinçlerini, ortak sorunlarını,ortak endişelerini öğrendik.Fikir yürüttük Yorumlar ile paylaştık.Henüz anne olmadan çok şey öğrendim bu blogtan.Aslında iyiliğiniz bu kadar insanı bir çatı altında toplayan.iyiki varsınız.Sevgiler 🙂

  4. Anne degilim, evli bile degilim 🙂 ama dogumu ben de cok merak ederdim (hala da ederim ablamin dogumuyla biraz daha yakindan tanişsam da). Ben de anneme sorardim hep, nasil diye, daha çok dogum sancisini merak ederdim. Ve benim annem de ayni sizin annnizin verdigi cevabi verirdi her seferinde, hic cikmaz aklimdan, ” Dayanilmayacak bir şey olsa insanlar ikinci çocuğu yapar miydi?”
    Kadin meraklari ayni, anne cevaplari da ayniymiş demek 🙂

  5. Ergenlik demek 😀 Yaşım gereği merağınızı az da olsa gidermeyi görev biliyorum eheh.
    Bir kere ergenlik,herkesin dediği gibi kendini tanıma dönemidir ve upuzundur.Hormon pompalanması sağolsun ergenlik yaşı 9’a kadar indi ama bende 13 yaşımda başladı,sanırım bir erkek çocukta da en geç iki sene sonra başlayacaktır(ortaokuldayken bıyıkları terlemeye başlamıştı çoğu arkadaşımın.).Fiziksel iğrençliği es geçiyorum,ne de olsa ara dönem.Ergenlikten çirkin çıkan insan azdır ama.

    13’ten 18’e kadar olan dönemde kişi,sosyal medyada genellikle 20 yaşında insanların eziklediği ”liseli” dönemini yaşar.Kızlar herhangi bir gruptaki herhangi bir herife aşık olup alım güçlerine göre dergi(poster),tişört,albüm…Allah ne verdiyse ailelerinin ocağına incir ağacı dikmeyi amaçlarlar.Her kız ergen hayatının bir döneminde kilometrelerce uzaktaki ünlü bir hayırsıza tutulup onun hakkında herşeyi bilme şansına erişir.Erkek ergenlerde gözlemlediğim kadarıyla hayran olma eğilimi…nasıl desem…daha geniş mecralara yayılıyor.İnternet geçmişiniz gerekli sinyalleri verecektir.

    Şaka bir yana her iki taraf da ilgi duyduğu cinse meraklı olacağı için bu dönemde en önemli olacak şey dış görünüştür.Geçen sene bayıldıkları ayakkabılara burun kıvırırlar çünkü okuldakiler onu giymiyordur,moda değildir,ya da idolleri olan müzik yıldızlarının tarzına uymaz.Uyku delisi çocuğunuz bir anda saçını güzelce yapabilmek için bir saat öncesinden kalkmaya başlar.Dış görünüş kadar önemli olan bir diğer şeyse ”etiketler”.Metalci,popçu,kaykaycı…Tanıdık geldi mi? Ergenler her ne kadar farklı gibi görünseler de ait olma hissine bayılırlar.Kendilerine yakın gördükleri ya da içlerinde bulunmak istedikleri gruba kabul olmak,”onlar”dan biri olmak her ergenin amaçladığı şeydir.Burada ebeveynlerin dikkatli olması gerektiğini düşünüyorum,bu dönemde asıl tehlikeli olan çocuğunuzun odasında,sizden uzak geçirdiği saatler değil,arkadaşım dediği kişilerle geçirdiği saatlerdir.Müziğe dayalı gruplar genellikle zararsızdır,hatta kabız eğitim sistemine rağmen enstrüman çalan bir çocuğunuz bile olabilir.Ancak özellikle erkek anneleri,ne olur dikkatli olun.Siz daha iyi bilirsiniz,çocuğu sıkıştırmadan,gerçekten güvende olduğunu anlamanız çok önemli.Eğer bir ergenin iplerini salarsanız,en iyi ihtimal eve kusarak gelmesi olacaktır.13 yaşında sigara,esrar ve içkiyi düzenli olarak alan insanlar gördüm.Hangi çevreden gelirseniz gelin,çocuğunuz bu dönemde genele yönelecektir ve her türlü insanla tanışacaktır,bunların içinde çok iyileri de olacaktır ancak sırf yaptığı işte iyi ya da yakışıklı\güzel diye kötü insanlar tarafından gözü boyanan,bir-iki sene sonra bir şey olsa o çevreden aforoz edilecek kişiler de gördüm.Kendimden örnek vereyim,bir grup tarafından geri çevrildim ve intihar girişiminde bulunacak kadar ağır bir depresyon geçirdim.Belki bu beni daha güçlendirdi ve olgunlaştırdı,ama ya o zaman bileklerimi dikine kesseydim? Çocuğunuz ”beni yalnız bırak” dediği zaman bile size ihtiyacı olacak,çoğu aile ya aşırı sıkıyor ya da ”ne yapsa yapsın” kafasında,bunun ortasının bulunması lazım 😀

    16-18 arasında ise yetişkinliğe geçişi hissedersiniz.O agresif çocuk gitmiştir,biraz daha farkınızdadır artık sizin,kitap okumayı seviyorsa artık en çok seveceği yazarları belirlemeye çalışıyordur,enstrüman çalıyorsa giderek daha iyi oluyordur,en sevdiği ders giderek üniversite tercihlerine ve kariyer planlarına dönüşür…Kendini anlama,tanımlama yavaş yavaş sonlanır.Ülkemizde yanlış yönlendirme ve bireyselleşememe sonucu kendini tanıma yaşı 45lere çıkıyor (”Bankacıydım,fırın açtım.Doktordum,müzisyen oldum.Muhasebe okudum,sonra workshoplere katıldım,modacı oldum.” dersem özetlemiş olurum sanırım.) ama genellikle,herhangi bir ülkede herhangi bir ergen,18 ve sonrasında yetişkinlikte ne yapacağına karar verir.

    Ergenlik 25 yaşa kadar sürebiliyor bu arada.Sivilceleri ve uzamayı demiyorum,ruhsal süreç.Ama genellikle iki periyodu vardır ergenliğin; çocuk önce ergenliğe alışmaya çalışır,özellikle kadınlıktan utandığımız ülkemizde kız çocukları agresifleşir ve bol giyinmeye çalışır,bir anda ”Zıplama! Sen artık yetişkin bir kadınsın! Ağırbaşlı ol!” komutlarını gerçekleştirmek bir sene önce ip atlayan,paten kayan,seksek oynayan bir canlı için zordur.Ayrıca sütyen,regl,dış görünüş sorunsalı…Hepimizin ortak çilesiydi,kabul edelim.Erkek olmadığım için erkek çocuklarına göre bir yorum yapamayacağım.Ergenliğin fiziksel kısmına alışılsa da zihinsel kısmı uzun bir yolculuktur ve yolculuğun finiş çizgisi ancak (minimum) üç sene sonra gözükür.Gözüken finiş çizgisine ulaşmak da bir o kadar zaman alır.

    Kısacası ayrı veya beraber olun,ne olur bir gözünüzü çocuklarınızın üzerinde tutun.Bir de ”kız mevzusu” sorunsalına hazır olun.

  6. Bende bir şey merak ettim şimdi.
    Deniz blog taki yazılarını merak ediyor, okumak istiyor mu?
    Biri 3 biri 5 yaşında iki oğlan annesi olarak bende okuma yazma bilen çocuklarla hayat nasıl olur acaba çok merak ettim :))

    Ergenlik demişken, belki senin böyle bir blog yazman (duygularını çok güzel ifade ettiğini düşünüyorum 🙂 )
    Deniz ile yaşanması muhtemel ergenlik sorunlarında yardımcı olur? mu acaba ?