7 Yorum

Bardağın dolu tarafı

Bu blogun ortaya çıkış amacı dert yanmak, deşarj olmak olduğundan, haliyle yazılar da genellikle Ayh! Of! Bıktım! Vallahi usandım! kategorisinde ya da Ne biçim memleket burası?! Ne acayip şeyler oluyor burada! Alın da eğitim sistemini başınıza çalın! temaları altında toplanıyor.

Bugüne kadar eğitim sistemi ve okullar hakkında söylediklerim, söyleyebileceklerimin teminatıdır. Vallahi bak, Allah seni inandırsın az şikayet ediyorum. Her gün karşıma çıkan, söylenebilme kapasitesi olan konuları bir yazsam buradan Fizan’a yol olur.

Daha dün bir annenin (daha doğrusu oğlunun) sınav hikayesine yer verdim. Çok değil, birkaç hafta önce SBS sonuçları iptal edildi. Günlük hayatımızı eğitim sistemine rağmen devam ettiriyoruz. Bu liste uzar, gider…

Peki, hiç mi iyi bir şey yok? Sistemin genelinde cidden olmayabilir. Yani, çok fazla aşırı iyi niyetli falan olmak lazım “Bu sistemin şusu da güzel” diyebilmek için… Ama bu, kendi küçük dünyamda mutlu olmak için sebep bulamayacağım anlamına gelmemeli, değil mi? Ben de arayıp buldum:

  • İstanbul’un bence en yaşanılası yerlerinden birinde, evimize yürüme mesafesinde gayet iyi, küçük bir devlet okuluna gidiyor çocuğum. Trafik derdi yok, servis masrafı yok.
  • Tecrübeli, sevgi dolu, adil, çocukların iyiliğini düşünen bir öğretmeni var. Benim de eşlik ettiğim bir okul gezisinde, öğrencilerden biri yerinden kalkıp gidip şap! diye öpmüştü öğretmenlerini. Hem kızın o hareketi, hem de öğretmenin sevgi dolu karşılığı çok şey ifade ediyordu.
  • Çocukları farklı yönlerden de geliştirmeye çalışıyor öğretmenleri. Müfredatta resim dersi var diye kendi kafasına göre resim çizdirmiyor; branş öğretmeni getirtiyor. Folklor dersi alıyorlar (ve sevdiğini söylüyor — ben hiç sevmezdim), ritm dersi yapıyorlar. Yaratıcı Drama için ayrıca gelen bir öğretmenleri var. Düşündüğün zaman, hiç fena değil, hatta gayet yeterli, değil mi?
  • Bütün bunlar için elbette para ödüyoruz, ancak özel okul masraflarıyla karşılaştırdığında … Aslında pek karşılaştırılamıyor.
  • İngilizce dersi var. Müfredatta var zaten. 4+4+4’ün tek getirisi bence bu oldu.
  • Okulun kapısında görevli var. Ders saatlerinde kimse elini kolunu sallaya sallaya giremiyor okula. Veliler bile.
  • Aynı görevli çıkış saatlerinde de “Yavrum, evladım, anneniz gelmediyse çıkmayııın!” diye kontrol etmeye çalışıyor çocukları. Aradan fıyanlar oluyor ama çoğunluk dinliyor.
  • Etüt var. 2 buçukta okul bittikten sonra iki ders daha etüde kalıyorlar. Okuldan gayet makul bir saatte, üstelik ödevlerini yapmış olarak çıkıyorlar.
  • Okulda ödevlerini yapınca hafta arası çantalarını bile eve göndermiyor öğretmenleri. Ellerini kollarını sallaya sallaya gidip geliyorlar. Ödevi hafta sonları yapıyorlar. Hafta arası okuldan sonra oyuna, kitap okumaya, gezmeye,… zaman kalıyor.
  • Rahat. Okul olsun, öğretmen olsun. Forma var, ama zorlamıyorlar. El yazısıyla yazacaksın diye tepesine binmiyorlar. Çocuk nefes alabiliyor. Lüks, ne yazık ki…
  • Okulun fiziki şartları tatmin edici. Sınıflar aydınlık, eşyalar iyi durumda. Evet, bahçesi çayır çimen değil ve top oynamak yasak belki ama kantinden aldıkları limonatayı içtikten sonra boş şişesiyle oynamalarına ses çıkarmıyor kimse (Şükür?). Onlar da her öğlen maç yapıyorlar.
  • Okulda kütüphane var. Kullanıldığından emin değilim. Ama var. Ama kullanılıyor mu bilmiyorum. Ama var. Neyse işte…
  • Fen laboratuarı var. Onun da kullanıldığından emin değilim. Var işte… Var mı? Var.
  • Tuvaletlerde sorun yok. En azından devlet okulu denilince akla gelen o efsanevi iğğğğğrenç tuvaletlerden biri değil bizimkilerinki. İdare ediyor. Sayılır.
  • Okul gezileri oluyor. Dün tiyatroya gittiler mesela.
  • Okulda bir revir ya da hemşire yok belki ama sürekli orada olan, gayet ilgili bir Okul Aile Birliği kadrosu var. Deniz kaç sefer eve geldi “Bugün okulda dizimi yaraladım, kafamı çarptım, hemen okul aile birliği anneleri buz koydu” diye, sağ olsunlar.
  • Farklı sosyo ekonomik düzeyden oluşan, farklı hayat görüşlerine sahip ve fakat anlaşabildiği, benim de aileleriyle selam’ın ötesine geçen bir ilişki kurabildiğim arkadaşları var. Büyük nimet.

Sistemden henüz çok etkilenmiyor. Daha doğrusu, öğrenci odaklı bir sistem olmayışından elbette etkileniyor. Ancak henüz dayatmalar, seçmeli ders kılığında zorunlu din dersleri, çocukları yiyip bitiren sınavlar falan başlamadı. Dolayısıyla nispeten korunaklı şu an… İçinde bulunduğumuz şartlar dahilinde, rahatımız yerinde diyeyim.

Her şeyin ötesinde Deniz mutlu. Okulunu seviyor. Okula gitmeyi seviyor. Öğretmenini çok seviyor. Arkadaşlarıyla birlikte olmayı seviyor. (Sanırım kantini de bayağı seviyor, kahrolsun baĞzı kantinler!)

Baktım da, saydıklarımın bazıları, hatta çoğu olması gereken şeyler aslında… Ve her bir madde için, en az iki olumsuz madde çıkarabilirim onun doğruluğunu götüren… Ama bu yazıyı bardağın dolu tarafından bakabilmek için yazdım. “Okulda hayat tozpembe olmasa da… işte, renkli sayılabilir” diyebilmek için. Belki de biraz kendimi tatmin etmek için…

7 yorum

  1. Ne guzel bir yazi. Herkes bana ne kadar sansli oldugumu avrupada yasadigimi soyler hep, evet tabiki iyi taraflari cok fazla ama iki yasindaki cocuk kres ogretmenini sarilip optu diye,” evde anneni opersin”. diye uyaran ogretmen gordum ben burada,, kim daha sansli acaba????

  2. Bence gayet güzel bir okulmuş. Böyle bir devlet okulu bulabilseydim gönderirdim.

  3. oğlum 5.5 yaşında bizim ve çocuğun hiç hazır olmadığı okulların açılmasına bir hafta kala ikimizinde tabiri cayizse bodoslama daldığımız bir okulda öğrenim hayatına başladı. okulu, öğretmenimizi hiiiç tanımıyorduk. Efe okula çok hazır bir çocuk olmasaydı zaten böyle bir kadar vermezdik. neyse ilk haftalar bir sorunlu geçti. sebep, ilk günler okulda ki kargaşalardan çocuğun ürkmesi. Aynı bahçe içinde bir de imam hatip ortaokulu var ve bu okul bizim binanın zemin katını almak istedi bir on gün veliler okulu vermek istemedi oyle kargaşa oldu. o kalabalıkta efe çok korktu çok. ben çok pişman oldum neden böyle bir hata yaptım neden oğlumu bu minicik yaşında bu okula ve bu siyasi kargaşanın tam da ortasına attım diye. neyse korkulan olmadı ve ilkokulun içine imam hatip giremedi. zamanla efe okuluna öğretmenine alıştı. harika bir öğretmenimiz var. sevecen, çocuklara sevgisini gösteren sık sık sarılıp open, velileri yarışa sokmayan, çocuğu eğitmenin öğretmenin görevi olduğunu savunan ve bizlere görev yüklemeyen, tuvaleti gelen çocukları kendi götürüp, temizleyen ve bundan hiç yüksünmeyen, terleyen, üstleri pislenenleri değiştiren, çocukla ilgilli ne olursa arayan daha da ileri gidip bizlerin sıkıntılarını dinleyip akıl veren sonrasında herşey yolunda mı diye takip eden arayıpta uzay boşluğunda bile bulamayacağım nadir kalmış bir öğretmene dek geldik şükürler olsun…

  4. Kizim 5 yasinda. Bizim dikkat eksikliği problemimiz var. Bu taniyi 2 yil boyunca farkli destekler aldiktan sonra Aralik 2013 tarihinde konusunda en uzman diyebileceğimiz kişiden aldik. Görsel dikkati cok iyi (hatta olmasi gerekenden iyi) ancak işitsel dikkat konusunda büyük sorunlar yasiyoruz. Okunan bir kitabi sonuna kadar dinlemek kizim için cok zor.
    Akademik performansi yapilanlara dikkatini verebildiği sürece çok yüksek. Diger durumlarda ise oldukça daginik oluyor.
    Egitimimize rehberlik ve destek biriminin kuvvetli olduğu, kizimin takibini anlik yapabilecegimiz butik bir ilkokulda devam etmek zorundayiz.
    Ben calisan bir anneyim, bu takipleri devlet okulunda yapabilmem imkansiz. Yani bir kurumdan ücreti karsiligi bu hizmetleri alabilmeliyim.
    Uyum sikintilarini en aza indirgemek için hazirlik sinifini baslayacagi ilkokulda okumasi öneriliyor.
    Çocuklarin bu kadar çok seçildiği ve bence çocuk olmalarina izin verilmediği bir özel okul dünyasinda hangi okuldan en iyi desteği alabilirim.
    Bütün okullar en mükemmeli yaratacagim, benim okulum çok düzgün, imkanlarim harika derken, en asil görevlerinin çocuklari saglikli olarak topluma kazandırmak olduğunu nasil unutabiliyor?
    Bu çocuklarin da eğitim hayatlarinda zorlandiklari alanda destek alarak sonrasinda saglikli kazanilmis bireyler olarak hayata devam hakki nerede?
    Ya da bu tip okullari (Anadolu yakasinda) bilenlerden tavsiyeler var mi?
    Çok tesekkürler

  5. Keşke , benim kızım okulu içinde bardak bu kadar dolu görünseydi.

  6. Elif Hanim,bence secilebilecek en iyi devlet okulunu secmissiniz.Idealist ogretmenler gercekten azaldi.Ogretmenlikle alakasi olmayip da ogretmenlik okuyan bir suru tanidigim var.Para ve tatil istiyorlar,cocuklarla ilgilenmeyi degil.(lutfen bu yorumu okuyan ogretmenler alinmasin,egitim hayatim boyunca idol olarak gordugum ogretmenlerim de oldu) Yazinizdan sunu cikardim,iyi bir ogretmen,boylesine kotu bir egitim sistemini bile bertaraf edebilir.Umarim ogretmeniniz degismez.

  7. ben de pek çok şeyin öğretmende bittiğine inananlardandım eğitim sisteminin içine ikide bir edilene dek. artık bu sistem içinde çok iyi bir öğretmenin bile çaresiz, yetersiz kalabileceğini görüyorum üzülerek. ama yine de öğretmen çok önemli. devlet okulu olsun ya da özel okul… öğretmen mesleğini sevmiyorsa, çocuklara iş olarak bakıyorsa o okuldan da öğretmenden de hayır gelmez. çocuk da okulu hep külfet olarak görür. ama fedakar, işini seven, çocuklara gerçekten değer veren bir öğretmen her türlü imkansızlıkta harikalar yaratabilir.

    siz bahsettiklerinizle sahiden şanslı tarafta bulunuyorsunuz. neler neler duyuyoruz özellikle devlet okullarına dair. ben çok soğumuş durumdayım devlet okullarından, kaldı ki üniversite de dahil olmak üzere devlet okullarında geçti eğitim hayatım. sahiden hala sevgiyle, saygıyla ve minnetle andığım öğretmenlerim oldu. fakat oğlumun benim kadar şanslı olamayacağına inanıyorum üzülerek. şimdiden(2 yılımız var ilkokul için) özel okul arayışlarına girdim. en “özel” gibi olmayan “özel” okulu arıyorum…