20 Yorum

İçimdeki anne ve içimdeki çocuk

İlk olarak Byron Norton isimli Amerikalı bir oyun terapistinden duymuştum:

Sizin ebeveynliğiniz en az beş nesili etkiliyor. Siz sadece kendi çocuğunuza değil, torununuza, torununuzun torununa, onun torununa, … ebeveynlik yapıyorsunuz.

Ve o an, orada bayılmak istemiştim. Nasıl yani “en az beş nesili etkiliyoruz” n’ayır, n’olamaz!”

Okuduğum kitaplarda, dinlediğim seminerlerde, konuştuğum sohbetlerde daha çok karşıma çıkmaya başladı bu konu.

Geçtiğimiz hafta HT Hayat‘ın düzenlediği bir seminerde Nilüfer Devecigil de yine benzer yere vurgu yaptı: “İçimden annem çıktı.”

Ben onu “içime annem kaçtı” olarak kelimelere döküyorum.

Size de oluyor mu: Çocuğunuzla olan ilişkinizde, siz gayet iyi bir dikiş tutturduğunuzu düşünseniz de, birden içinizden anneniz çıkıveriyor. Sanki o an içine annen girmiş, seni bir kenara itmiş, sen seyircisin ve senin bedenindeki annenin senin çocuğunla etkileşimini yukarıdan izliyorsun. Aaa, n’oluyo anne yaa, bi git!

“İçindeki anne” bu. Senin çocukluğundaki annen.

Genellikle stresli dönemlerde ortaya çıkıyor. Örneğin çok yorgun bir günün sonunda, çocuğu yedirmeye çalışıyorsun. Çocuk “doğru dürüst” yemiyor. Hop! annen geliyor oturuyor içine.

– Çekil kızım şurdan, ben bi yedireyim şunu.
– Aa, anne bi dur ya!
– Yahu bırak sen, bak zaten kendi kendine yemeye bıraktığından beri süzüldü çocuk. Kilo verecek, hasta olacak alimallah.
– E peki yedir bari…

Ondan sonra içindeki annen, senin çocuğuna yemek yedirmeye çalışıyor. Sen bunun yanlış olduğunu biliyorsun. Ne de olsa bir sürü ebeveynlik kitabı okumuşsun. Dahası, içinden bir ses sana “kimse kimseye zorla yemek yedirmemeli” diyor. Ama bir şey yapamıyorsun.

Neden, biliyor musun?

Çünkü içinde bir de çocuk var: Senin çocukluğun.

İçimdeki anne ve içimdeki çocuk - 12 Mayıs 2014

İçindeki çocuk, içindeki annene teslim oluyor o anda…

Nasıl küçükken ses çıkaramadıysa, o zaman da çıkaramıyor.

Şimdiki yetişkin sen, “Yahu n’apıyorsunuz, bi durun” diye bıkbıklansa da elinden pek bir şey gelmiyor.

Uzmanlar diyor ki: içindeki çocuk da, içindeki annen de senin ilkel beynindeler. Ve “tehlike anlarında” mantıklı tarafımız değil de ilkel beynimiz devreye girdiğinden bize sadece olanı seyretmek, sonrasında “Aaa, o neydi ya öyle” demek ve yaptığımızdan pişmanlık duymak kalıyor.

Harika bir bilim kurgu senaryosu, ama gerçek.

Kolay değil içindeki çocuğu tatmin etmek, içindeki anneyi susturmak.

Sanırım işe, içimizdeki varlıklarını kabul ederek başlamalı…

20 yorum

  1. Ya Elif bu resmin içindeki çocuk olmayan versiyonunu paylaştığında gelen yorumlara ne güldüm ya. Vermek istedigin mesaji ileride Anneanne olacagni vurguluyormussun gibi algilaynlar olmuş ya. Iste resim ve şiir böyle birs şeydir. Tek bir dili yoktur. Bakanin bakis acisi ve anlamlandirmmasina gore elli farkli şekle girebilir. Bu yüzden çizimlerin cok güzel ama zor bi alana el attin hayirli olsun geçmiş olsun:)))))

    • Evet, baktım ki çoğu insan anlatmak istediğimden farklı anlamış. Ama dediğin gibi, yazılan, çizilen her şey yoruma açık. Paylaşmayı güzel kılan da bu 😉

  2. Son zamanlarda Çınar’ın geçirdiği öfke nöbetlerinde sakin kalmaya çalışırken içimdeki ses sürekli Çınar’a yok bişeyin ağlama artık, bunda ağlanacak birşey yok gibi cümleler kuruyor. Bir de içimizdeki anneanneyi sakinleştirmek gerekiyor…
    Çizim şahane 🙂

  3. ilkel beyin ne demek????

  4. o zaman erkek çocuğu yetiştiren anneler o zaman kesintiye uğruyor

    • Yoo, onların da içinde anneleri var. Ve/veya babalar (bizim de.) Yukarıda anlattığım benim (anne) bakış açısı.

  5. Daha gecenlerde annemle bir konusmamizda ona “Bu annelik tuhaf birsey, zaman zaman Eren’e soyledigim seylerde seni goruyorum, bir an ben Eren, sen de ben olmussun gibi geliyor, kendi cocukluguma donuyorum” demistim. Anneligin beni en zorlayan tarafi bu. Aklim ve mantigim (ve gecmisten gelen deneyimelerim) cercevesinde olaylara verdigim/vermek istedigim tepkilerle pratikte -ozellikle kriz anlarinda- ortaya cikan tepkim her zaman uyusmuyor. Yaptigimi fark ettigimde ise cogunlukla is isten gecmis oluyor. Ama yine de mumkunse geri adim atiyorum, bazen bu, tukurdugumu yalamak anlamina da gelse yapiyorum. Cunku bahsettigin o icimdeki cocuk-benin boyle durumlardaki mutsuzlugunu hatirliyorum ve yetiskin-ben, kendi mutsuzlugumu degistiremeyecek olmakla birlikte oglumun da ayni sebepten ayni mutsuzlugu yasamasina gerek olmadigini soyluyor. Yani bazen icimdeki cocuk icimdeki anneme galip geliyor!
    Senin de dedigin gibi, bu durumun bilincinde olmak, duzeltmek adina atabilecegimiz ilk ve en onemli adim galiba.

  6. Incir'in Annesi

    Elif bacim sen ne yaptin bize boyle? Ben daha kizimin benim yuzumden mutsuz olabilecegi gercegiyle yuzlesemiyorum, bes nesil ne demek? Ay dun zaten ben cok gerginim, cocugu al etrafimdan dedikce bunaldim, hissettikce kendimi sucladim. Pofff.

    Artik anamizi, cocuklugumuzu da idare edecegiz. N’apalim?

  7. kesinlikle doğru, çocuklarıma yemek yediren ben değil annem :)) yemezde süzülürse naparız..

  8. Bu döngüyü kırmak elimizde, taaa hamilelikte başlıyor bu flashback durumu. Bilemiyorum yaşadınız mı ancak ben hamileliğimde özellikle ebeveynlik-bebek-çocuk konularında okuduğum zamanlarda çocukluğuma çok ziyaret yaptım ve farkettim ki müdahale etmezsem, üzerinde çalışmazsam annemin kopyası olacağım. kuzuyla ilk münakaşamızda ki 7 aylıkken oluyor bu 😉 içimden annem çıktığında baya bi sarsıldım.işte bend o an bayılmak istedim. Yok yoook teslim olmamak lazım….

  9. kızım uyumadığı zaman çıkıyor içimdeki annem!!’Zeynep çabuk uyu’,’kapa gözünü”aaa yeter artık’ !!!çocuk n’apsın iki dudak büzüyor sonra çaresiz uyuyor:(o zaman kendimden nefret ediyorum işte..hiç istemiyorum onu üzmek,korkutmak,böyle baskı altına almak..ama uyumuyor gece sabaha kadar ayağımda sallıyorum,gündüz bütün gün aktivite,park vs…cılkım çıkıyor..(illa kendimi haklı çıkarıcam,çocuk o çocuk)!!annem de böyle tahammülsüzdür,bize karşı da öyleydi aslında yaşadığı hayata tahammülsüzlüğü ama acısını biz çocuklarından çıkardı hep..yaşadığı mutsuzlukların sebebini belki de biz olarak gördü..ondan hepimizin tahammülsüzlüğü,mutsuzluğu..ben onun gibi olmuycam derken aynen onun gibi oluyorum kriz anlarında,o kadar da naomi aldort okudum,nilüfer devecigili makaleleri ezberledim,kendime telkinler verdim..olmuyor Zeynep uyumayınca ben benlikten çıkıyorum,tek derdim uyku benim…aşarız elbet bunuda..

  10. 4 yaş civarına kadar ben idare ettim içimdeki anneyi, sonra aaaaaaaa kendine gel yaptım telkin v.s tekar kontrol altına almıştım fakat şimdi 7 yaş civarı tekrar hortladı inş bunu da aşarım aynen kriz anları doğru düşünemiyorsun bilinç altı seni yönetiyor ……..5 nesil mi dedin bu çok ağır oldu sindirmedim bu bilgiyi …

  11. bence temel sorumuz biz neden annemiz gibi olmaktan bu kadar kaçıyoruz? olmalı. doğru yaptıklarına inandığımız şeyler bile sıkça öfkelerine kurban gittiğinden midir? hayata hazırlamak için kulandıkları hoyrat dilden mi bilinmez tüm annelerde bu kaygı var… annesine benzemekten korkan kızlarla, annesine benzeyen kızlarla evlenmek isteyen erkekler çıkıyorsa bu çocuk yetiştirme sürecinden, bir yerlerde büyyyüük yanlışlık var demek ki…

  12. Kara koyun gibi oldum ama içimden sık sık annem çıksa da bana yardım etse, ben varım valla. Hoşuma gitti. “Doğruları söyle, köşene çekil ve seyret” prensibiyle büyütüldüğüm için olabilir. Sigara dahil hiç birşeye engel yoktu. “Zararlı birşey sigara, içmezsen iyi olur, içersen sen bilirsin” dendi hep. Ben yapıyorum sen asla yapma dersleri yoktu hayatımda. 38 yaşındayım hala sigara içmem mesela. Oğlum için de aynı şeyi yapıyorum. “Ege gitme düşersin”, giderse düşüyor ve göz göze geliyoruz. 2.si tekrarlanmıyor genelde. Güzel yanlarını görelim ailemizden gelen deneyimlerin. Sıkıntı duyulan yanlar varsa düzeltmek elimizde bunu bilelim. Geçmişten gelen her miras bizi olgunlaştırıyor ben buna yürekten inanıyorum. Tuğba’nın dediklerini de düşünmek lazım…

  13. Ben kurtulmak için uğraşıyorum,benim çocuğum benim olsun, hem annemin hem benim değil, daha yolun çok başındayız, sonra ne yaparım bilemiyorum???

  14. benim durum biraz daha değişik sanırım anneler.. ben de annemin bana yaptığı şeylerin tam tersini yaparak büyütüyorum bebeğimi. 2. de öyle olacak inş. Annem ilkokulu bitirene kadar lokmaları boğazımdan aşağı ittirirdi yemek yemekten tiksinirdim annem beni bana bıraktığı liseden itibaren çevrede obur olarak bilinirim ama kg 50 :)) oğlumda babası yedirmeye çalışır peşinden koşar. 2 yaşına bile girmedi henüz yumurta peynir süt hiçbirini ağzına koymaz. gene de ısrar etmem köfteye çorbaya katarım hamurişinde yediririm benim gb yemeklerden tiksinmesin diye. annem baskıyla 9 aylıkken wc eğitimi vermiş 1.5 yaşında tekrar yapmaya başlamışım öyle bi korkutmuş ki birgün korkudan dilim tutulmuş aylarca psikolojik tedaviye götürmüşler dilim açlısın diye. birşeylere kızar çoğu zman da bana döverdi. dövdü diye ağladıysam susmuyorum diye evde araya araya bulur bi daha döverdi. walla ben çok çektiğim için oğluma bunların hiçbirini yapmıyorum. normalde aşırı sinirliyimdir çabuk parlarım ama anne olunca insanın tüm huyları değişiyormuş. çok yaramaz bi oğlum var çarşı pazarda herkes Allah kolaylık versin diyor yaramaz değil hareketli aşırı yerinde durmz hiç. 2 yaşında 10 kg boy da kısacık ama umurumda değil. mis gb yaşasın çocukluğunu o yıllar bi daha geri gelmeyecek. liseye kdr uzama şansı var. hatta genetik olarak 1.70 olması bile zor zaten o yüzden baskıcı değil aşırı aşırı rahat anne lafı yiyorum etraftan.. :))

  15. Bu bahsettiğiniz kuşaklar arası aktarılandır… Bilinçdışı’dır… Sizin anneninzle ilişkinizden başlar, babanızla ilişkinize evrilir, sonra kardeş, öğretmen, arkadaş sürer gider… Aslında anne olduğunuzda hem çocukluğunuzu tekrar deneyimlersiniz, hem anneliği, kadınlığı temize çekersiniz… Aslında tüm ilişkiler ilk deneyimlenenlerin tekrarıdır der kısaca Freud buna…
    Ne zaman bilinçdışınızı anlamaya, ilişkileri analiz etmeye ve öykünüzü en başından kurmaya başlarsınız, o zaman anlam kazanır herşey…

  16. içimdeki annem ortaya çıkmasın mümkünse başka bi dünyaya transfer olsun diye uğraşıyorum. çünkü benim annem annelik yapmayı anne olmayı sevmeyen bi anne. kendi başının çaresine bak beni sıkıntılarınla üzme diyen bi anne..herşeyi mükemmel yaparım yanlış olan sensin diyen bi anne. bana layık bi evlat olamadın diye anneler gününde gönderdiğiniz çiçek için bile sizi aramayan bi anne.. işte o da böyle bi anne.. öyle kötü olduğunu düşündüğüm ya da yargıladığım ya da ayıpladığım için değil de beni ne kadar üzdüğünü, yalnız kaldığımı, kendme güvenimi ne kadar sarstığını bildiğim ve çocuğum da benim kadar üzülmesin istediğim için annem gibi bi anne olmamayı seçtim. bu yolda da çabalıyorum. kıvamını tuturmak zor bazen. annem gibi olmayım derken saçmalama ihtimali de var. ama bi çaba işte..bu yüzden hepimiz içimizde annemizi taşıyoruz, beklemediğimiz bi yerde aniden ortaya çıkıveriyo yazıları bende kaygı uyandırıyo..biliçaltımı silmenin bi yolu yok mu acaba….

  17. “Sizin ebeveynliğiniz en az beş nesili etkiliyor. Siz sadece kendi çocuğunuza değil, torununuza, torununuzun torununa, onun torununa, … ebeveynlik yapıyorsunuz.”
    Kesinlikle muhteşem ve kesinlikle doğru.