46 Yorum

Zararlı umut

Bugün benim “Hediye kitap” günüm. Çok farklı bir yazı yazacak, beni çok etkileyen bir kitabı paylaşacaktım. Aslında geçtiğimiz hafta boyunca, ve ondan önceki haftada da farklı yazılar yazacaktım. Bahsetmek istediğim kitaplar vardı. Paylaşmak istediğim keşifler. İçimi dökmek istediğim konular…

Olmadı. Olmuyor. Bu ara bir şey çıkmıyor.

“Zararlı umut” diye bir şey var. İlk olarak, geçtiğimiz aylardaki “Anne Baba Farkındalığı” seminerini veren Fatma Tosuntaş Karakuş’tan duymuştum. Yani, kavram yeni bir şey değil tabii ama isimlendirmesi ve “Hah işte bu!” demem Fatma Hanım sayesinde olmuştu.

Aslında ebeveyn-çocuk ilişkisi üzerinden anlatmıştı Fatma Hanım (ayrıntıları burada var) ama sanırım her türlü ilişkiye yaymanın sakıncası yok. Karı-koca, işveren-çalışan, öğrenci-öğretmen, arkadaşlar arasındaki ilişkilerde de olabiliyor bu zararlı umut.

Basit bir anlatımla “Olmayacak duaya Amin demek” olarak da özetleyebiliriz zararlı umut kavramını. İlişkide bulunduğunuz karşı tarafta olmayan bir şeyi “Ya olursa?” diye bekleyip durmak. “Ya gelirse? Ya beni severse? Şunu da yapsam, bunu da etsem işe yarar mı? Belki …’dan sonra, ya da … olunca düzelir her şey?”

Bu zararlı umut var ya, insanın içini kemiren bir şey. Çünkü sizin o karşı taraftan beklediğiniz şey her neyse, YOK. Eh, olmayan bir şeyi de alamazsınız, değil mi?

Sizi sevmeyen birine kendinizi zorla sevdiremezsiniz. Ya da seven ama göstermeyi bilmeyen birine göstertemezsiniz. Kimseyi değiştiremez, olmayan bir şeyi yoktan var edemezsiniz. Unutun o işi.

Unutunca rahatlıyor insan. Elbette çok istediği bir şeyin olmadığını, olmayacağını fark etmek kolay değil. Ancak ondan sonra iyileşme süreci başlıyor.

Şimdi, son bir senedir memleketin haliyle olan ilişkimi de ben “zararlı umut”la ifade ediyorum.

Sürekli “Bu iş düzelecek, bundan sonra artık bu adamlar başımızda duramaz, aha da adam oğluna “Paraları sıfırla derken yakalandı, artık gidici”, 300’den fazla insan öldü, birileri istifa eder artık insanlar gerçekleri görmeye başlar” dedikçe ben, normal bir ülkede 958697498379485 kere iktidarı istifaya zorlayacak olaylar, tam tersine, hükümetin artı hanesine yazılıyor.

Ben “Tamam artık, birileri bu işe bir dur diyecek, bundan sonra muhalefet meclisten çekilecek, bu olaydan sonra artık herkes birlik olacak” dedikçe karşı taraf daha da azgınlaşıyor. Bir kişi daha ölüyor, birinin daha gözü çıkıyor. Tokat yiyen “O tokat değildi” diyor, tekme yiyen “Aslında vurmak istememişti” diyor. Ve benim hayal kırıklıklarım daha da büyüyor. 

Belki de bu “zararlı umut”u geride bırakmam lazım.

Bu ülkede hiçbir bok düzelmeyecek.

Ya da, benim istediğim zamanda ve benim istediğim hızda düzelmeyecek.

Elbette bir şeyin hakkını vermek lazım: Gezi isyanı, bu memleketin gördüğü en haklı, en onurlu, en güzel direnişlerden biriydi. Böyle haklı bir ayaklanmanın içinde yer almış olmaktan hayatım boyunca onur duyacağım. İleride çocuklarıma, torunlarıma gururla anlatacağım: “Bu ülkede böyle bir şey yaşandı ve bizler de oradaydık.” Bunu bugün iç mihrak, dış mihrak, ayyaş, çapulcu, CeHaPe zihniyeti, zart zurt olarak açıklamaya çalışanlar o zaman tarih, pardon, çöp olmuş olacaklar. Hala nefes alıyor olanları ise böylesi onurlu bir direnişin karşısında durduklarını saklayacaklar. Kendilerine utançlarıyla mutluluklar diliyorum.

Gezi’den hemen sonra birçok kitap çıkmıştı direnişle ilgili. Bazıları fırsatçılık ürünü olsa da, Emre Kongar ve Aykut Küçükkaya’nın Gezi Direnişi kitabı bence çok ayrı bir kategorideydi. Gezi arşivimin de baş eserlerinden biri oldu.

Orada şöyle diyordu Kongar:

Artık hiçbir şey eskisi gibi olamaz!

İnsanlık tarihinin yeni bir dönemi, Bilişim Devrimi başlamışken, Türkiye buna karşı duramaz.

Bu devrimin Demokrasi ve İnsan hakları olarak ortaya çıkan ideolojisi, tüm dünyadaki otoriter ve totaliter rejimleri sarstığı gibi Türkiye’yi de etkileyecek ve istesek de istemesek de toplumsal ve siyasal hayatımızı daha özgür, daha demokratik bir yapıya kavuşturacaktır.

Çok kısa dönemler için geri gidişler yaşanıyor gibi görünebilir ama bunlar geçici olmaya mahkumdur!

Taksim Gezi Parkı direnişi, evrensel bir olayın Türkiye’ye yansıması ve ülkemizin kendine özgü koşulları ile birleşerek bir birikimin patlak vermesidir. 

Bu nedenle geçici değil, kalıcı etkileri olacaktır:

İç nedenler ve evrensel konjonktür birleşmiştir…

Kimse bunun karşısında duramaz.

İktidar bir an önce bunun farkına varsa hepimiz gelecekte çok daha az bedel öderiz.

Sorun, ödediğimiz bu bedellerin bir türlü bitmemesinde… 300’den fazla insanın öldüğü önlenebilir bir faciayı “fıtrat, olağan şeyler” diye kader kısmete sığdırmaya çalışan, cemevine cenazeye giden vatandaşı kafasından vurup öldürüp aynı cemevinden ertesi gün cenazesinin kalkmasına yol açan bir zihniyete karşı bir şey yapamamak, bütün bunları sadece seyretmek, her seferinde “Bundan daha öteye gidemezler” deyip çok daha ötesine gidildiğini görmek…

Bu konuda elinden gelen tek şey sesini yükseltmek olduğunda “Aman işte anca böyle tweet atarsınız, duyar kasarsınız, üç gün sonra unutursunuz” diyen “en duyarlı, en mağdur benim” diyen bir kesimden de “şımarık, elitist Beyaz Türk” yaftası yemek…

Müthiş bir çaresizlik hissi…

Bir yandan hayatına devam etmek ya da etmeye çalışmak, yemek yapmak, yazı yazmak, tatil planı yapmak, şarap içmek, çocuğunu parka götürmek, kahve içmek ya da en azından bunları aklından bile geçirmekse insanı kendinden tiksindiriyor. Lokmalar boğazında diziliyor, hemen aklına daha düne kadar adını bile bilmediğin, videoda yere yığıldığı anı seyrederek ölümüne tanık olduğun, evli olduğunu, 2 yaşında bir oğlu, onu seven bir karısı olduğunu öğrendiğin, aile fotoğrafından eksilen bir baba olan Uğur Kurt geliyor. Ali İsmail Korkmaz geliyor. Berkin Elvan geliyor. Ethem geliyor. Geliyor da geliyor. Kalıyorsun.

Vicdanlı, adil olmaya çalışan, çocuklarını da bu değerler etrafında büyütmek için uğraşan bir insanım. Çocuklarıma iyi bir eğitim vermeye çalışıyorum. Helal para kazanarak yaşamaya uğraşıyorum. İleride bu kendine, topluma faydalı olabilecek iki oğlan çocuğu büyütmeye uğraşıyorum. Emeklerimin karşılığını alıyorum; bak, 8 yaşında değil biri, her gün kendi kendine yatağını topluyor.

Oyumu, halihazırdaki yönetimi değiştirmek üzere kullanıyorum. Anayasal hakkım olan protesto hakkımı kullanıyorum. Yetmiyor. Neyin bedelini ödüyorum? Bu ülkenin tarihinde katliamlar, ayrımcılıklar, darbeler, neyler varsa, BENİM suçum ne? BEN mi yaptım katliamı? BEN mi devirdim yönetimi? BEN mi sürdüm insanları dağa?

Benim şansım, stabil olmayan bir ülkede doğmuş olmak ve burada yaşamaya devam etmek İSTEMEK mi?

Eğer evet’se, içimdeki bana “Bu memleket düzelecek” diyen zararlı umuttan kurtulmak için ne yapmalıyım?

Ve bu hayata devam ediyor olmanın verdiği suçluluk hissini nasıl geride bırakacağım?

46 yorum

  1. bu zararlı bir umut değil bence herşey düzelecek ve biz o günleri göreceğiz.

  2. Ben de zararli bir umut olmadigina katiliyorum, sen iyi ve ornek cocuklar yetistirerek zaten elinden gelenin en iyisini yapiyorsun!
    Evet! Kayiplarimiz cok ve bizi caresiz hissettiren o kayiplarin acisi. Biz goruruz ya da gormeyiz ama duzelecek!

  3. Tüm bu yaşadıklarımız belki hergün görmezden geldiğimiz, insanı, toplumu, doğayı, emeği hiçe sayan bu vahşi düzeni tartışmamıza sebep olacak ben buna inanıyorum, bu blogta siz bunları annelik bazında pekçok kez yapıyorsunuz. Mesela bulunduğumuz bu sistemde kadın gücünün istihdamını bahane ederek doğum izni ile ilgili yasal bir düzenleme yapılmaması ile ilgili pek çok yazınız var, bunların hiçbiri zararlı umut değil. Son yaşadıklarımızla hepimiz vicdanlarımızda hesaplaşıyoruz, kim bize neyi ikna etmeye çalışırsa çalışsın bu toplum yaşadıklarının kaderleri olmadığını anlayacak, bu hesaplaşmalar sırasında tabiki sarsılacağız, umudumuzu yitireceğiz ama ben inanıyorum bir gün bu durum mutlaka değişecek.

  4. Tamam yazdıklarınızın çoğu doğru şeyler ülkede yanlış giden çok şey var. Ama Uğur Kurt’un öldürülmesi ile ilgili olayda neden vatan hainlerinin gösteri yaptıklarını, polis aracına molotof kokteyli atarak Türk Milletinin polislerini öldürmeye çalıştıklarını eklemiyorsunuz? Bu ülkede olan her kötü olayda ortaya çıkan ülkeyi bölmeye çalışan, devletin polisine, malına zarar vermeye çalışan provakatörlere nedense HİÇ TEPKİNİZ YOK!.Sizin bu ayrımcılık yapan yazılarınızdan bıkmış biri olarak yaklaşık 4 -5 yıldır takip ettiğim yazılarınızı artık takip etmeyeceğim.

    • Ben de aynı gidiş gelişleri yaşıyorum uzun zamandır. Umut ediyorum, sonra umutsuzluğa kapılıyorum. Hiçbir şey asla düzelmeyecek gibi geliyor. Sonra tekrar umutlanıyorum. Bir şeyler değişecekse Gezi’deki liseli gençler ve bizim yetiştiridiğimiz çocuklar yapacak ne yapacaksa. Ülkeyi sarıp sarmalamış örümcek zihniyetler, onların zekasıyla baş edemeyecekler. Aslında şimdi de edemiyorlar, bu öfkelerinin bir nedeni de buymuş gibi geliyor bana.

    • Ve Hale Hanım,
      Türk milletinin polislerinin yine bu ülke halkına saldırdığını ve polisin toplum düzenini sağlamak yerine bir süredir bilinçli olarak toplum düzenini bozduğunu da unutmayın ama. polisin parasını biz vatandaşlar ödüyoruz. Polis halkın emrindedir, halka karşı olamaz. Bu ufak ayrıntıyı atlamayın lütfen.

    • hale hanım,

      bizi korumakla yükümlü olan polis ÖLDÜRÜYOR! nokta.

  5. Polis bilinçli olarak toplum düzenini bozmaya çalışıyor öyle mi? Gerçekten çok şaşırtıcı. Kendi üzerine molotofla saldıran ve öldürmeye çalışan vatan hainlerini (direnişçi değil bunlar altını çiziyorum) kucaklaması gerekiyordu herhalde size göre.

    • hale hanım, polisler vandallara karşı güç kullanınca “benim vergim” ; vandallar yakıp yıkıp küfredince “hak arayışı”. öğrenin bunları.
      ölümlerden beslenenler için polisler iyi ki varlar.

      • çok şaşırıyorum bu yorumları okuyunca, işinize gelen bizden, işinize gelmeyen tükaka..yazık ya :/

        • Bi de sokaktakı ınsanlara vandal dıyemezsınız, o kadar ölüden, o kadar olaydan sonra..Bir şey hissetmıyorsanız, körseniz bu sizin vandallıgınız sadece..Eylem yapan ınsanların çok az kısmı art niyetli..BU ülkede insanlar varlar..Başkasının felaketıne üzülen insanlar var..

  6. Hale hanım, bi zahmet o vatan hainleri deyip ayırdıgınız ınsanların içine karışın, her gösterıde provakötörler oluyor, ama normal sıradan vatandaşlar direnen, artık ben evde çocugumla güvende oldugum için suçluluk duyar oldum.Yuzlerce ınsan ölüyor, tın, sokkata vatandaş ölüyor, ölmüş bitmiş, duyarsız saçma konuşmalar..Nereye gidiyoruz??Daha neye alışacagız acaba??

    Polıslerın de arasında ınsanlar var ama kadrolaşma sonucu polıslerın çoğu iktidar aracı olmaktan öteye gitmiyor, her türlü ölümcül malzemeyı kullanıyor.Bizi korumak için varlar, öldürmek için değil…

  7. Geçen yaz Amerika’da Time meydanında yürüme mesafesinde sheraton hotel new york time square de kaldım ve bir gece dışarı çıktığımda time da 2 grubun kavga ettiğini ve polisin onları ayırmak isterken şüphelilerden birini vurarak öldürdüğünü ve olay yerinin şeritlerle çember altına alındığını biliyorum bizzat… Ve üstelik Amerika’da polisin dur ihtarına uymayanları öldürme yetkisi var bunu en iyi siz biliyor olmalısınız. Ki ben bunları bu kardeşimizin ölümünü normal karşılamak adına asla söylemiyorum çok üzüldüm ailesine sabır versin Allah . Üstelik küçük çocuğu varmış çok acı ama yani ortalığı karıştırmaya ve eylem adında terör estirmeye çalışan ortalığı yakıp yıkan ve üstelik molotoflara polisi yakamaya çalışanlara polis gel aferin yak beni diyecek değil .. Yaralanan polislerde insan. Yani siz dahil kim kabul edebilir üzerimize molotoflar atılmasını aferin iyi yapıyorsun mu derdiniz biri molotoflarla saldırsa reflekske ateş edilincede bu kardeşimiz can verdi maalesef..

    • Sorun burda zaten Esra hanım, polis dediğiniz kişi reflekse ateş edemez, elindeki gerçek tabanca ve gerçek mermi.. karşısında molootf kokteyli atan bir grup varsa, kendine zarar vermeye çalışan bir gurup varsa onları engellesin, vay sen beni yakmaya mı çalıştın diye kör gözüm parmağına misali MASUM HALKIN üzerine ateş etmek marifet değildir. Buna eğitimi ya da kondüsyonu yetmiyorsa da sahaya çıkmasın..

      • Hakikaten (eksi) oylamak için birileri oturmuş çalışmış, çok komik. Sizin şu yorumunuza bile eksi oy vermişler. Artık ne kadar “kör gözüne parmağım” olduğu çok aşikar. Bence bu tip insanlara laf yetiştirmeye çalışmayalım. Kimseyi ikna edemeyeceğimiz gibi kendimizi boşuna üzüp yormanın gereği yok. Elif’ciğim de herkesin her yorumunu yayınlamak zorunda değil ayrıca, burası onun özgür mecrası, daha önce de demiştim, bu blog parayla satılan veya halka hizmet veren vs. gazete falan değil. Tarafsız olmak zorunda değil. İnsanlar “blog”un anlamını bir zahmet öğreniversinler. Zaten sevmeyen beğenmeyen de okumasın yahu, kim zorluyor ki sizi? Madem blogcuanne’yle fikirleriniz uyuşmuyor, ne demeye okuyorsun kardeşim?

    • O zaman polisimizin cok kotu bir egitim aldigini kabul ediyorsunuz. Iki sene once Quebec’te ogrenciler artan universite harclarini protesto ettiler, gunler haftalar suren cok buyuk bir protestoydu, butun Montreal kilitlendi. Tabii butun buyuk protestolarda oldugu gibi araya orgutler de karisti. Polise molotof kokteyli attilar. Polis refleks olarak ne orgut elemanini vurdu ne protestocuyu. Bu polislerin refleksleri yok mu peki? Birakin yoldan gecen herhangi birini bir protestocu boyle bir duruma kurban gitseydi hem polisten hem de hukumetten bircok ust duzey isim serefiyle istifalarini verirdi cunku halk aksi hale musade etmezdi.

  8. eminim burayı takip eden birilerinin polis yakın tanıdığı vs. vardır. polislerde bu devletin her türlü imkanından yararlanıp vatanı üzerinde nefes alıp veren kimseler değil midir? dolayısıyla o insanlarda görevleri harici halktan değil midir?
    ayrıca en doğal hakları olan protesto haklarını kullanan bu insanların halkın diğer kısmına ait olan dükkan, yahut kamu malına zarar vermeye ve yine halka sahip çıkıp onu korumakla mükellef devletin kolluk kuvveti ve onlarında mallarına zarar vermeye hepsinden öte molotof kokteyli sallamaya ne hakkı vardır? yada böyle davranışlarda bulunulması o masum haklarını kullandıkları yönündeki masum düşünceme birer kurşun sıkmak değil midir?

    bu gösterilerde bu durumlar devam ettikçe kimse masum göstermeye çalışmasın..
    hakkını savunurken haksız düşersiniz hatta bu ülkeyi karıştırmaya çalışıyorlar damgası da yersiniz..

  9. soru:
    polisin oldurdugu kisi terorist mi? yoksa cenaze beklerken seslere olaylara bahcenin icerisinden bakan birisi mi?
    polisin gercek mermi kullanmasi normal mi?
    savcinin o kadar saat sonra gitmesi normal mi ( savci gelene kadar cenazeye dokunulmaz!)
    bu ulkede son 10 yilda kac milyon terorist turedi ve bu teror estirdigini soylediklerinizin talebi nedir?
    bebegim nefes alamiyor yeter artik diyen birine polisin verdigi cevap normal mi?
    devletin vatandasi tokatlamasi veya tekmelemesi normal mi (hangi gelismis ulkede boyle bir skandal var)
    herseyin cevabi su: basbakani yuhlayamazsin, yuhlarsan yersin tokati! tokatin cismi ve sekli degisse de bu basbakandan memnun olunmazsa milletce tokati yemegi hakediyoruz oyle mi? ya teror estirmis oluyoruz ya da islam karsiti!!! yok oyle yagma! biz vatandasiz lutfen bu sozcugun anlamini bir zahmet okuyunuz!
    lutfen yureginizi acin biraz bize de! derdimiz var evet! sesimizi duyun! koru korune desteklemeyin! sevebilirsiniz sectiginiz kisiyi ama bu demek degilki herseyine eyvallah demelisiniz! bu ulkede son bir kac aydir dul kalan, yetim kalan, evladini kaybeden anne sayisi her gun artarken artik bir dusunun neden? bu teror estirenler yuzunden mi yoksa kolluk kuvvetleri veya politikalar yuzunden mi!

  10. Neredeyse bir asırdır bu Coğrafya nın kimyasına aykırı olarak yapılan her devrimin bir yan etkisi, zehiri kusması ve kitlesel halk direnişi olarak algilayip burayı böyle kabul edip rahatlayabilirsin. Chp zihniyeti diye birşey var evet ve ne hale getirdiyse artık halkı düşünün ki bu kadar atılan çamura rağmen akp ye kendini mecbur hissediyor. Hâlâ mesajı alamiyorsaniz artık hatayı kendinizde arayın. Ha bir de “vicdan azabından içtiğim şarap bardağı resimlerini paylasamiyorum..ne biçim ülke..” hissini veren yazınız da olayın ruhuna ne kadar yabancı kaldığınızı gösteren vahim bir tablo olabilmis sadece. Sizi yıllardır takip ediyorum. Ama bu konudaki fikirlerinizi isabetsiz ve tek taraflı buluyorum.

    • “Şarap” kelimesine ilk takılan kim olacak diye merak etmiştim…

    • Incir'in Annesi

      Sayin Eslem, ilk cumlenizden anladigim kadariyla Cumhuriyet fikrine tepkilisiniz. Sahsen anlayabiliyorum CHP zihniyetine tepkiyi ancak sizin de ben gibilerin AKP’nin yaptiklarini yapan herhangi bir partiye AKPye verilen tepkiyi verecegimizden emin olmanizi isterim. Son 1 yildir ozellikle verlen birtakim mucadelelere katki veren bircok insanin da CHP’den en az sizin kadar kactigini okuyup da anlamamak imkansiz.

      Ne yazik ki sizin CHP zihniyeti diye cercevelediginiz dusunce yapisinin -tahminim yasakci, dini vecibeleri yerine getirmeyi zorlastiran, basortusune sinirlama getiren dusunce butunu- baska seklini ben AKPde goruyorum. Ictigim saraba yuzde bimem kacyuz vergi koyan, basini ortmus ama altina pantolon giymis kadinlara alti kaval ustu sishane diyerek hedef gosteren, genelde bircok kadina satilik, ucuz yaftasi yapistiran, tarihi eserlere canak comlek diyen, rant ugruna satilmadik yer, fabrika birakmayan, Aralik 2013 oncesinde ne idugu belirsiz hocalariyla elele verip ulkeyi yoneten, cikarlari ayrilinca ne idugu belirsiz hocalarina terrorist, provokator deyiveren, bakaninin midesizce Soma’da devletin konut yapacagini ismini de 301 Evler koyacagini soyledigi, Basbakanin madenci tablosunun arkasina gecip yine utanmazca siritip durdugu, universitelere, hukuka, anayasada varolan temel dedigimiz tum ilkelere (yasam hakki dahil) saldiran bir dusunce yapisi. Daha cok sayilabilir tabii. Ancak madem tek tarafli bakiyorsunuz demissiniz, ben biraz acayim istedim.

      Size de hakveriyorum. Daha haftasonu bir sohbette, “eger baskasi iktidara gelirse basortumu takamam, geri donus olur” korkusu var insanlarda diyen bir arkadasimla konustum. Sasirdim ne yalan soyleyeyim. Cunku yapilan degisiklikte ben kim gelirse gelsin bir gerileme olacagini sanmiyorum ama demek ki sizin bakisinizla o korku var ve dediginiz gibi o yuzden AKPye mecbur oldugunuzu dusunuyorsunuz. Halbuki hepimiz hakka, hukuka, ozgurluge ve mutluluga mecbur oldugumuzu bilsek. AKP’nin bunu herkese veremedigini gorsek ve keske bunu bize vaad eden bir duzene gecebilecegimizi farketsek.

      Biz talep etmedikce kimse istedigimiz dunyayi altin topside sunmayacak. Sokaga cikip da talep edenleri de altin tepsiyi iktidardan cekip almaya calisan insanlar olarak goruyorum. Her iktidar yipranmalidir, ancak o zaman yukselebiliriz. Yipratacak olan da sen, ben, o, muhalefet.

      Sevgiler,

  11. ah o suçluluk duygusundan asıl kurtulunacağını bilsem hemen diyivericem ben de sana, her ağzıma attığım lokmai ger gülümseyişim, aklıma birilerinişn mutlaka o dk ya da 1 gün öncesinde ya da 10 dk sonrasında ağlayacağını hatırlatıyor. ve “muhteşem” ülkem bu konuda beni hiç yanıltmıyor maalesef.

  12. ben “zararlı umut” düzeyinden “zararlı umutsuzluk” düzeyine geçtim bile.. artık hiçbişeye inancım güvencem kalmadı…şu ülkede olan depremin şiddetinin bile doğru açıklandığından emin olamıyorum… Suudi Arabistan gibi bir ülkede her gün ülkemin demokrasisine basın özgürlüğüne eleştiriler okuyorum.. bugünleri de gördüm ya daha ne diyeyim…

  13. “Türk milletinin polisi kendisine saldıranlara ne yapsın?” diye bağıranlardan ricam, devlete karşı herhangi bir protesto eylemine, gözlemci olarak da olsa katılmaları… O zaman o “Türk milletinin polisinin” Türk milletinin kendisine, hiçbir şey yokken, durup dururken nasıl saldırdıklarını görürler belki.

    Ama yok, görmezler. Onların anlayacağı türden söyleyecek olursak, “Gözleri var, görmezler.”

  14. Lütfen şunu kabul edelim herkes etsin bu ülkede polis milletin polisi olmamıştır hiçbirzaman. düzen polisi olmuştur olmaya da devam edecektir yok ona saldırana napsın muhabbeti hiç inandırıcı değildir polis ona verien emri yerine getirir, elinde polis telsizli provakatörler gördü bu ülke gezi eylemlerinde onlara göre meydanlara çıkıyorsan her haltı hakediyorsun hak aramak sandık başında olur çünkü bu kadar demaokratız biz aksi halde tokadı yersin ki sadece tokat yersende ne ala!!!Bölücülere napsınmış polis nolur açtırmayın o konuyu eğer terör şehir sokaklarına indiyse onu da bu AkePe hükümeti yaptı hak arayanı teröristi biribirin kattı karıştırdı dağda değiller artık….

  15. Ah akp. Nerden geldin basimiza, halbuki senden once ne guzel gunler yasiyorduk..

  16. ah akp sen yokken çeşmelerimizden pis su akıyordu denizlerimiz kokuyor her selde evlerimize sular taşıyordu..
    kemer sıkmaktan başka başlığı yoktu manşetlerin.. şimdi krediler yağıyor başımızdan..
    ah akp olmasaydın rahatın batmasından bukadar şikayetçi olacak bi topluluk yoktu..

    neyse bu zıvırtıyı devam ettirmeyeceğim sadece geçenlerde okuduğum bir söz var onu paylaşayım;
    olmayana sabır kolay da, olana şükür ne de zor!

    ne olursa memnun olacağız? şimdi akp var.o varken yapabileceğimiz sadece isyan mı? evet yanlış ve eksik şeyler var bunu inkar etmiyorum..ama iyi olan şeylere de gözlerimi kapatmış değilim…
    yapılabilecek ne var şuan onu konuşalım? tek çare taksime inip bağırmaktan mı ibaret???
    bütün vicdanlara sorum…

    • Yanlis ve eksik seyler var demissiniz ama sanki biraz gecistirir gibi olmus. Yanlis ve eksik seylerin ne oldugunu tam olarak yazar misiniz?

  17. Hay agzina saglik Eslem doksan yildir Chp nin bu millete ne yaptigindan habersiz ya da haberi yokmis gibi davranan insanlar akp ye oy veren koyun diye nitelendirdikleri insanlari asla anlamayacaklar.. zulumler darbeler zorbaliklar haksizliklar hortumlamalar ekonomik krizler say say bitmez vallahi.. zaten on yil once turkiye de yasamayan ya da yasi kucuk olan insan simdi ne bilir ulke nereden nereye gelmis.. ne bilir chp ne yapmis akp ne yapmis.. chp ne yapmiski akp simdi kazanmis! zannim ve temennim o ki bu topraklarda artik gercekten ayristiran haksizlik yapan otekilestiren asan kesen ve bir proje uretemeyen chp nin bir daha bu halk tarafindan basa getirilmeyecegi. ha darbeyle gelirlerse o ayri. Zaten bu konu da baya bir tecrubeliler. Hani bizde gorursek yadirgamayiz zaten!
    Not: lutfen yorumumu yayinlayiniz.

  18. Ninel Kamer Akbaş

    Şu 2 şeyi karıştırmamak gerekiyor:
    Birincisi; örneğin ailenin ocuklarına su, yiyecek, barınacak yer sağlaması. Bunlar zaten minimumda görevleri ve yapmak zorunda. AKP’nin iyi diye yaptığını saydığınız şeyler bunun gibi. Bunu kim olsa yapmak zorunda zaten temel görevi.
    İkincisi; ailenin çocuğunu daha özgür, demokratik bir ortamda, baskı kurmadan, karşılıklı saygı ve sevgi içerisinde büyütmesi. Bir çok kişi bu da zaten görevi diyecektir. Doğru. Ama işte insanlarımız maalesef iş pratiğe dökülünce bunun tersini onaylıyor. Madem çocuk babaya itiraz etti o zaman dayak yiyecek! Aşırı baskıdan evden kaçtı tepki verdi o zaman ölecek!

  19. Hakaret icermedigi halde de Isinize gelen yorumlari mi onayliyorsunuz sadece 🙂 tahmin etmek zor degil bunu elbette.. madem oyle sadece sizin okumanizda yeterli! Biz bu zihniyete bagisiklik kazanmis durumdayiz artik. Siz biz demek hosuma gitmese de baska turlu ifade olunamiyor soyle tablolardan sonra!

    • Sizinkiyle birlikte onay bekleyen bir yorumu daha az önce yayınladım. Tek kişilik bir kadroyum, sürekli bilgisayar başında değilim.

    • Twitter’i kapatarak dunyaya ulkemizi rezil eden bir hukumeti destekleyen biri olarak siradan bir blogda yorumunuzun hemen yayinlanmamasina biraz fazla tepkilisiniz.

      • Deniz hanım çok zekice bir bakış açısı yakalamışsınız, tebrikler cidden… Sonuna kadar haklısınız… Gören de bu blog hariç özgürlükten bayılıcaz zanneder ülke genelinde…..

  20. sn incirin annesi bu millet sadece inanç baskısından ötürü akp ye oy veriyor dersek bu yanlış olur.. bu büyük bi etken..fakat çokca eksik..Akpyi genel olarak ele alırsak anadolu insanının -tarihinden itibaren- durduğu yere anlayışa çok yakın bir çizgisi var. örnek; osmanlı’ya -dolayısıyla geçmişine sahip çıkan zihniyeti.. -buna karşın cehepenin tarihini cumhuriyetle başlatıp bu vatana ve millete haksızlık ettiğini düşünüyorum. hatta kendi evlatlarına da..çünkü eksik ve köksüz mazisini yalanlayan bir gençlik çizgisi ortaya çıkıyor o kesimde..-acınılacak durum doğrusu..ve sadece türkiyeyi köksüzleştirip bölmeye çalışanların siyasetiyle birebir doğru orantıda..(buda olmayan muhalefet ve alternatifsizliğin bi başka adı)
    belediyecilik konusunda derseniz yine akpnin pek çok yerde şimdiye kadar hiç bir partinin getirmediği güzelliği,uygarlığı getiren anlayış. (bu kısmı daha fazla uzatmak istemiyorum lakin halkın tercih etmesinin sebep ve örnekleri çoğaltılabilir.)
    burada sn. ninel ekmek su getirmek her babanın görevidir lakin getirdiği ekmek suyu sunmanın kalitesi ona ayrıcalık katar denmeliydi. daha çok özgürlük daha çok sevgi saygı ortamında çocukların büyütülmesi konusunda bir eksiklik varsa bu o iktidarın yıpranmışlığını gösterebilir. fakat bu yine daha iyisi olana kadar en iyisi bu gerçeğinden daha baskın olamaz hiç kimse için..
    geçen de yazdığım yoruma şu geçiştirdiğimin düşünüldüğü olumsuzluklar konusuna gelelim. onun konuşulacağı yer bu yazının altı değil.. çünkü objektif olmaz…iki tarafında tarafsız olması için yeterli değil ya da.. 🙂 evet eksik ve yanlış var diyorsam bunu ‘ay birilerinin gönlü olsun’ diye demedim..zira buna ihtiyacım yok. ama yinede gönlünüz olsun diye sert bir dil kullanımı onaylamadığım yönlerden diye örnek verebilirim. -aynı zamanda siyaseten yeri geldiğinde bu dili de savunabilirm :)!
    bu yada buna benzer şeyler de benim bağırıp çağırmam için sebep değil 🙂
    maslahat diye bir terim vardır ya hukukta; ona dayanarak şu sıralarda seçim öncesi ve sonrası sokaklara dökülmek veya tepkiyi bu yollarla dile getirmek yanlış olduğu kanaatindeyim. bunu diğer yorumumda da anlatmaya çalıştım..lakin anlaşılamadım ! sahaya inen masum insanları ben göremiyorum..zira illegal örgütlerin, türkiyemizin görüntüsünü karartıp,anaların bağrını yakmak için kullandığı maşalara döndüğünü ve yaralı bir ablanın; siz olmasaydınız başımıza bu gelmeyecekti diye tepki gösterdiği göstericileri görüyorum.bir de yazık ki proveke olan eylemler sonucu ölen insanların üzerinden siyaset yapmaya çalışan birilerini.. işte bu gördüklerim ve daha fazlası bu eylemleri gözümde haksız daha doğrusu yanlış gösteriyor.
    ve malesef hep ülkenin kaosları ve darbelerinden beslenen cehepe zihniyetiyle beraber görüyor olmamda bu eylemlere tepkimi arttırıyor..
    vesselam..
    muhalefet de iyi bi meslektir hele iyi ve kanıksanmış bi iktidarı devirmek için daha farklı ve iyi olmayı gerektirir.!!! 🙂
    bu da dip not olsun 🙂

  21. öyle yorumlara öyle eksiler verilmiş ki sayfaya birileri “topluca girip okumadan eksileri basıyoruz arkadaşlar” diye sözleşmiş sanki:) valla gülesim geldi:) eksilerimi alayım lütfen:)

  22. Ikisi ayni sey mi deniz.. ayrica her ulke kendine baksin ulkemizin kimseye rezil oldugu yok. Bilakis ilerler durumda olmamiz rezil olduk diye onemsediginiz ulkelerin zoruna gidiyor.. rezil olmak kadar ulkeyi yakip yikan insanlarin sahsi mallarina zarar veren sokak gosterilerini de onemseseydiniz belki o zaman da dunyaya daha az rezil olurduk.sizin deyiminizle…

    • “rezil olmak kadar ulkeyi yakip yikan insanlarin sahsi mallarina zarar veren sokak gosterilerini de onemseseydiniz ” < Şahsi malları önemsediğiniz kadar yiten canları da önemseseydiniz.

  23. Twitterı ne de çok abarttınız ya hu!
    türkiyeye bir kuruş faydaları yok ve türkiyeyi kaale almiyolar, türk mahkemeleri bizi bağlamaz diyolar. ya Twitter ne ki bir şirket halkına hizmet sunduğu bir devletin hukukunu nasıl çiğner? sende kalkmış bunlara ceza olarak Twitter ı kapatan devletine demediğini bırakmıyosun…
    sizin devletçilik ilkeniz bu kadar mı ?
    bakın cezadan sonra türkiyeyi tanımaya başladılar. haberlerin devamını takip etmedim ama en son türkiyeye vergi ödemeleri gündeme gelmişti en son..
    vatandaş biraz ülkesine sahip çıkar.
    benim ablam belçikanın başkentinde oturuyo. olayları duyduğunda şöyle dedi; polis bi ev basar gösteriye müdahale eder ama ben belçikada hiç bir medya organının polise küfreder gibi yayın yaptığını yazarın böyle yazabildiğini göremedim..bu biraz zordur demişti.. hey bee özgürlükler ülkesi belçika!

  24. Yiten canlar derken! Pardon! Benim katildigim hicbir sokak gosterisinde canlar yitmedi..buna sebep olanlar dusunmeli bunu once ama hepsinden cok icimin yandigina eminim.mesele senin benim meselem degil cunku.benim umurumda degil kimseye rezil olmak elbette bu gosteriler yuzunden yiten canlara icimiz yaniyor..isterse benim davamda olmasinlar. dunyada haksiz yere olen her cana hemde!
    tahammulsuzlugunuzu goruyorum merak etmeyin daha yazmiycam..ama bu arada Tesekurler blogcuanne sizin gibi sokak gosterilerine cikmasamda evde uyumuyorum bende iciniz rahat olsun. Zira gercekte kimin uyudugu hic belli olmaz!

  25. Ah bu hukuk, ah bu hukuksuzluk. Evinize hırsız girdi diyelim, korktunuz ve adamı bıçakladınız, adam da öldü. Ev sizin eviniz, can sizin canınız, üstelik adam silahlı mı değil mi, niyeti hırsızlıktan öte olabilir mi nasıl emin olabilirsiniz ama hukuk nezdinde suçlusunuz biliyor musunuz? Çünkü orantılı kuvvet kullanmadınız, çünkü adamı bacağından yaralayıp etkisiz hale getirebilecekken onu öldürdünüz… işte bu kadar hassas olan hukuk sistemi, şehrin göbeğinde, mezkur mahalde polisin silah atmasına, Tabipler odasının öldürür bu dediği biber gazını fütursuzca sıkmasına engel olamıyor, “benim polisim destan yazıyor” diyor Başbakan…. ben sadece şaşırıyorum…. asla Cehepeyi ve malum eski yasakları savunmak gayesinde değilim ama madem Akepe “özgürlükler” getirdi bu ülkeye, neden kabinesinde bir tane türbanlı bakan yok, neden cumhurbaşkanı adayı türbanlı bir kimse değil? Ben burada, “işimize geldiği zaman türban” havası seziyorum kimse kusura bakmasın. Akepe iktidarı öncesini ve sonrasını analiz edecek yaşım var, öncesinde en azından hükümetler teröristlerle masaya oturmuyordu. Akepe’ye oy veren biri bana açılımın ne olduğunu, açılım kapsamında devletimizin teröristlere neler vaad ettiğini anlatsın. Gerçi son 12 yıllık iktidarlarında terörist kavramını da “Yeni Türkiye”ye uyarladılar… Krediler yağıyor ülkemize diyorsunuz, kimse karşılıksız kredi vermez, bu kredilerin teminatları/krediler karşılığında tanınan imtiyazlar nedir? Akepe iktidarı zamanında “babamın malı gibi satarım” kapsamında satılan ortak mallarımız nedir, kime kaça satılmıştır? Hani “hazıra dağ dayanmaz” diye bir laf var ya, ondan soruyorum. Blogcu anne şarap içer, içmez, bu onu ilgilendirir, ama hiçbir iktidar kalkıp da haneden vatanını “gavura” sattığında, kelle koltukta bu ülkeyi kuran/kurtaran atalarıma “iki ayyaş” diyemez, halkına küfredemez. Ha, o hukuk sistemi hakareti de suç sayar biliyorsunuz, ama milletvekili dokunulmazlıkları var ya, ondan dava açılamıyor. Bu dokunulmazlık kalksa, acaba kaç vekilimiz neyle yargılanır biliyor musunuz? En basit bir iş başvurusunda bizden sabıka kaydı isteyen, işyerimize gelen en ufak bir yasal tebligatı didik didik inceleyen bu sistem, vekillerimizin yargılamalarını da erteliyor dokunulmazlık adı altında. Siz, bir trilyonu kaybeden bir kimseye şirketinizi emanet eder misiniz? Cevap, vicdanlarımızda, belki de uğruna kamuda sayısız nakil yapılan ayakkabı kutularında saklı….. Dileyenlere uykudan önce masallar, dileyenlere acı gerçekler. Ve maalesef Elif, ben zararlı umutsuzluk içindeyim, Soma faciasını bile darbe girişimi olarak nitelemeye kalkıldığı an benim bittiğim andı….

    • Incir'in Annesi

      Agziniza saglik… Unutuyoruz soylenenleri “iki ayyas”lari, paciklari, gemicikleri, hirsizlari. Ayakkabi kutularinda saklananlari, sifirlanamayacak kadar cok parayi…. alinan konaklari…

  26. Sevgili incirin annesi…ben chp den daha fazla cumhuriyetçiyim… ve bu konuda çok iddialiyim :)… samimi cevabınız için teşekkür ederim.

  27. Sevgili blogcuanne… kelimelerin gücünü anlamış bir insansınız. Artık neyse ki satır aralarını okuyabilen insan sayısı arttı. Ben bundan memnunum.. siz?

    • Nasıl okuduklarına ve daha doğrusu nasıl yorumladıklarına bağlı bence…