14 Yorum

Çocuklardan korkmayınız

Çocuksuz bir insanken çocuklar hakkında pek bir fikrim yoktu. Uçak yolculuklarında ağladıklarını bilirdim bir… Bir de alışverişe gittiklerinde tutturduklarını… Onun dışında çok fazla şey bilmezdim çocuklar hakkında… Ne yerler, ne içerler, nasıl yaşarlar?..

Çocuğum olduktan sonra çocuklu hayata bodoslamasına daldım tabii, ister istemez… Ve o güne kadar çocuklar hakkında ne kadar az şey bildiğimi, bildiğim çoğu şeyin de ne kadar yanlış olduğunu fark ettim.

Çocuk musun, derdin var. Çocuk olmak çok zor bir şey. Herkes, her şey çocuklardan büyük. Hemen hiçbir şey çocukların boyuna, onların kullanımına göre düzenlenmemiş. Etrafındaki birçok şeyi kullanmak için yardıma ihtiyacın olduğunu, kendi başına almak istediğin çoğu şeye uzanamadığını, kendi kendine araba koltuğuna oturmak istediğinde bile kemerini takamadığını düşünsene Abidin. Gülliver’in Devler Ülkesi’ndeki hali gibi, sürekli.

Çocuklar aslında çok şey bilirler, aynen Küçük Prens’teki gibi… Ama biz yetişkinler onlara bir şey bilmiyorlarmış gibi davranırız çoğu zaman. Oysa söyleyecekleri çok şey vardır.

Çocuklar her şeyi anlayabilirler. Aziz Nesin’in de dediği gibi “Çocukların anlayamayacakları hiçbir sorun yoktur. Olsa olsa, dinleyenlerin yaşına göre konuların anlatılış biçimi değişebilir.” (Şimdiki Çocuklar Harika, Nesin Yayınevi, sayfa 212) 

Gezi

Çocuklar sandığınızdan çok daha fazla uzlaşmacıdırlar. Yeter ki bir şeyi sebepleriyle açıklayın.

Çocuklar sandığınızdan daha dayanıklı, daha cesurdurlar. Onları “üzmemek” için onlardan sakladığımızı zannettiğimiz çoğu konuyu bilir, en azından hissederler. Tam da bu sebeple onları “kandırmak” bize düşmez. Bir olayın sonucundan hoşlanmasalar bile gerçeklerle yüzleşebilecek güçleri vardır.

İnanılmaz öğretici olabilirler. Her zaman okuduğunuz bir yazıyı çocuğunuzla okuyun, o güne kadar hiç düşünmediğiniz bir bakış açısı sunabilir size… Hep baktığınız bir tabloya birlikte bakın, daha önce hiç görmediğiniz bir ayrıntıyı gösterebilir. Çocuklar çok daha bilgedirler yetişkinlere göre…

Çocuklar her şeyi “bozmaz.” Fotoğraf makinesini mesela, nasıl kullanacağını gösterirseniz sağ salim kullanabilir, sizi şaşırtacak güzellikte fotoğraflar çekebilirler. Birçok şeyi sebebiyle açıklamanız yeter.

Ne kadar yaratıcı, eğlenceli olduklarını söylemeye gerek yok. (Bir o kadar gürültücü, geveze de olabilirler ama bu yazının konusu o değil)

Çocuklar da, yetişkinler gibi birer insandır. Ve insan gibi davranılmayı hak ederler, ayrı bir tür gibi değil:

Ben çocukları çok severim. Onları anlamaya çalışırım sevmekten daha çok. Ben çocuklara çocuk gibi davranmam. Bir çocukla ilişkim, dostluğum, arkadaşlığım varsa, o benim arkadaşımdır, çocuk değildir. Çocuk gibi bakmam. Ayrı bir insan türü gibi bakmam. Niye bu böyle? İnanmadım hiçbir zaman çocukların, insanların çocuklara davrandığı gibi çocuk olduklarına. Basbayağı insandır onlar. Çok şeyler öğrenmemiştir daha, zenginliği azdır, yaşlanmış insanlara karşılık, daha az yaşamıştır, ama düpedüz insandır.

Yukarıdaki paragraf Yaşar Kemal’in Cumhuriyet Gazetesi’nde 1975 yılında yayınlanan Çocuklar İnsandır başlıklı röportajları üzerine Kemal Özer’e verdiği yanıtlardan… Çocuklar İnsandır, şimdi Yapı Kredi’nin 4000. kitabı olarak satışa sunuldu.

Özetle, çocuklardan korkmayınız efendiler! Buradan çocuksuz insanlara, çocukluklarını geride bırakmışlara, çocuk olmayı unutmuşlara sesleniyorum: Çocuklar, çoğu yetişkinden daha nazik, daha kibar, daha sevgi dolu. Çocuklardan bu kadar korkmayınız.

Anne-babalarından korkabilirsiniz.

14 yorum

  1. Çok güzel bir yazıydı kalemine sağlık. Yurt dışında çocukların hep daha uysal ve bizim kültürümüze göre çok farklı olduğunu gözlemliyoruz ya, işte bunun sebebinin yazıda belirttiklerin olduğunu düşünüyorum bir süredir. Gerçekten doğduklarından beri birey gibi davranılıyor onlara ve bunu sadece anne baba değil tüm toplum yapıyor. Çocuklar onlara karşı olumsuz hisleri anlayabiliyorlar ve bu onlarda saldırgan davranışlara yol açabiliyor.

  2. cok güzel bir konu olmus.cocuklardan korkmayın diye anne baba lara haykırmak gerek belki ozaman cocuklarının sorularına cevap veremediklerinde siddet uygulamak yerine onları anlamaya calısırlar.Ve belki birşeyi kırdıgında ya da bozdugunda kızmadan bagrındamadan once dinlemeyi ögrenirler.Ve sonuna kadar katılıyorum çocuklardan degil ANNE BABALARINDAN korkabilirsiniz.sevgiler..iyi haftalar..

  3. Bu yazı içimi eritti. Ne kadar güzel yazmışsınız. BAYILDIMMMMMM

    Her zaman ki gibi süper ve çok doğru tespitler yapmışşsınız.

    Elinize yüreğinize sağlık..

    Not:Bu bir başucu yazısı olmuş. Sık sık okunmalı..

  4. Çocuklardan korkmamaya başladığımızda, bir süre sonra anne babalardan da korkmayacağız galiba. Biz görebilir miyiz bu zamanları bilemem ama en azından çocuklarımız görecek gibi. Nasıl ki (biz dayak yemediysek bile) dayağın cennetten çıkma olduğuna inanların bolca olduğu zamanlarda çocukluk geçirdiğimizi düşünürsek ve buna rağmen şuan çocuklarımıza vurmuyor isek (umarım) bu da olacaktır, umudum var benim.

    Sevgiler, saygılar, kalp, kalp, dil çıkaran göz kırpan gülücük, dua… ahahah 🙂

  5. Altına imzamı atmak istedim:) Sevgiler..

  6. elinize sağlık. ben de çok severek okudum bu yazıyı.

  7. son cümleye daha bir bayıldım ve test edip onayladım 🙂

  8. Bir ergen çocukları sevmeyebilir,doğaldır,ki açıkçası beyni tablet oyunlarıyla dolmuş ”bana bilgisayar ağğğğğğç” tarzı misafir çocuklarını ben de sevmem (Bu arada 18 yaşındayım,çocuğum yok.Ben kendim çocuğum.).Ama çocuk gibi çocuk,yani o reklamlarda gördüğümüz küçük ağalar beyler paşalar gibi çok bilmiş olmayan,sadece temiz bir bilgeliği olan çocuk,bana göre gerçekten gözalıcıdır,fiziksel bir gözalıcılık değil,insanların iğrençleşmeden önce gayet de harika olabileceğini gösteren bir gözalıcılık.İki sene önce,tanıdık bir anaokulunda yazın stajyer olarak İngilizce derslerine yardım ettim,günlerden bir gün saçımı mora boyamaya karar verdim ve öyle gittim okula,giderken iki yaşıtım kız benimle apaçık bir şekilde dalga geçti.Okulda ise bambaşka bir tepkiyle karşılaştım:
    En sevdiği renk mor olan bir öğrenci:Nikki öğretmenim saçınız çok güzel olmuuuuuş,ben de mora boyayabilir miyim?
    Kendisine uygun bir dille,büyüdüğü zaman tabii ki boyayabileceğini anlattım,anlatırken de içimden sevinç çığlıkları atıyordum ister istemez,çünkü aslında bizim ”normal” dediğimiz kavramlar çocuklar için sorgulanabilirdi! Öyleyse ailesi önyargısız olan çocuklar da önyargısızdı! Bu diyaloğun daha ”anormal” bir hale uyarlanmışını yabancı bir sitede okudum:
    Baba:Bak oğlum,amcan ve x (kişi erkek,amca homoseksüel) birbirlerini seviyorlar,tıpkı annenin ve benim birbirimizi sevdiğimiz gibi.
    Çocuk bunun üstüne olumlu bir tepki vermiş ve sonra kurabiye istemiş.

    Yine uzattım yazımı 😀 Demem o ki,çocukların hayata bakışı yetişkinlerden çok daha büyüleyici.Irkları,cinsiyetleri,bütün farkları bilmiyorlar,bilseler de umursamıyorlar.Onlar da birey,onlar da insan,ama yetişkinlerden çok daha güçlüler ve önyargısızlar.

  9. Çocuklu hayat güzeldir. Tabii anne babalık egolarına esir olmadığımız sürece. Onlarla hayat daha zor geliyor bazen ama aslında daha kolay. Çünkü onlar insana yaşama sevinci aşılıyor…

  10. çok katıldım yazınıza, ben evlilik ve çocuk karşıtı bir insandım peki neden ? Türk toplumundaki çocuk sevmeme tavrındanmış resmen, çocuklu hayat çok zor anlatılır genelde aileler hep şikayet ederdi, o zaman ne doğurdun diyesim gelirdi hala da aynını düşünüyorum malesef. Çocuklar muhteşem varlıklar-mış, yıllar içinde bunu anladım, hiç anlatılan gibi zor değil, muhteşem bir mucizeymiş. Ama herkes hayatın tadını çıkartmayı bilmiyor kendini sevmiyor ki çocuğunu sevsin, anın tadını çıkartsın. Ülke bu, insanlar mutsuz, sevgisiz, güvensiz, kendine güvenmeyen bir anne nasıl çocuk yetiştirsin ?
    aile bir işletme gibi anne ve baba eşit, sorumluluk dersen, zor kısım o mu, bilemiyorum değil bence. Hiç bir konuda hiç bir sıkıntı yaşamadım, yaşamak isteyen yaşar ama becerebilen sorunsuz ve mutlu geçiriyor, herşey bizim elimizde, ne kadar mutlu pozitif ve huzurlu isek çocuklar da o derece huzurlu ve mutlu oluyor, negatif insanlarınki ise cidden sıkıntılı.
    Hayat bu, seçimlerden ibaret.
    Velhasıl hamilelik doğum ve çocuklu hayat büyük keyif hiç korkulacak yanı yok yeter ki hissedin, yeni annelere hep tavsiye veriyorum böyle

  11. son cümleye bittim. annelerden ve babalardan korkabilirsiniz

  12. çok gerçekçi bir yazı aynen katılıyorum. Özellikle okuduğunuz bir kitabı çocuğunuz ile okuyun kısmı daha dün başıma geldi bir kitabı Efe’ye yüksek sesle okuduktan sonra o bana o kitap hakkında hiç düşünmediğim bir yerini söyledi.. ve gerçekte söylüyordu.. 🙂