9 Yorum

Fazla Anneler Köyü

Aşağıdaki yazı Blogcu Anne okurlarından Sabiha Gürkaynak tarafından kaleme alındı. 

2 yaşında bir oğlu olan Sabiha’nın Susam’ın Annesi adında bir de blogu var. 

***

susamin_annesi

Fotoğraf: Susam’ın Annesi

Fazla anneler köyü

Anne oldunuz… “Fazla” hareketli bir hamilelik döneminin ardından “fazla” maceralı bir doğumla içinizden çıkıp dışınıza yapışan nurtopu gibi bir “fazla” bebeğiniz oldu…

Nasıl mı?

Bir anda haddinden “fazla” uykusuz, “fazla” yorgun, “fazla” gergin, “fazla” mutsuz bir kadına dönüştünüz…

Bebeğinizi uykusunda seyrettiğiniz, “fazla” bakımlı olduğunuz mutlu aile fotoğraflarınız olmadı sizin…

Bugüne kadar belki bir annenin birkaç çocuklu hayatında yaşamadığı cinsten şeyler yaşadınız birkaç aylık annelik maceranızda..

Programsız, belirsiz, dengesiz, bir öyle bir böyle, bir o uçta bir ötekinde yaşamaktan bitap düştünüz…

Çok “fazla” okudunuz, araştırdınız, bilinçlendiniz vesaire, ama bu dünya tatlısının diğer bebeklerden neden bu kadar “fazla” yoğun istekleri olduğunun, “fazla” hassas olduğunun, “fazla” algıları açık ve her şeyi anında farkeder olduğunun ama tam tersi ne kadar da yok denecek kadar az uyuduğunun, herhangi bir objeyle ya da oyunla ne kadar da az oyalanabildiğinin, ne kadar az tahammülü olduğunun ve ne kadar da az “annesiz” durabildiğinin sebeb(ler)ini bir türlü bulamadınız…

Sonra artık ümitsizliğe kapılmaya başlayarak haddinden “fazla” kendinizi suçladınız, başka annelerle kıyas ettiniz, ‘bak onun bebesi ne kadar da sakin duruyor, uyuyormuş da, demek ki ben yapamıyorum, demek ki ben..’ diye cümleler kurdunuz, sonracığıma çok “fazla” nasihat dinlediniz, suçlandınız, eleştirildiniz…

Bazen koyverdiniz ‘çocuk böyle napiyim’ dediniz, bazen de ‘kesinlikle benim yüzümden’ diye depresyonun dip kuyularını boyladınız…

Düştüğünüz o kuyulardan #mutluolmakiçinküçükşeyler bularak çıktınız yine, sağlığa, huzura, var olmaya, ‘emanetinize’ şükrettiniz…

24 saatlik günden, 7 günlük haftadan size kalan bakiyede “fazla”ca boğuldunuzu, yorulduğunuzu, anlaşılamadığınızı, bıktığınızı, bittiğinizi düşündünüz durdunuz…

“BEN”den eser kalmadı diye düşünürken bazen “fazla”ca suçladınız kendizi, hemen yargıladınız ‘bilmem nasıl bir anne olmak’la…

Ruhunuzun en derinliklerinde “fazla” bebeğinizin ‘gel-git’leriyle dans ederken buldunuz kendinizi, gülerken ağladınız, ağlarken güldünüz…

Ama hiç yılmadınız, yalpalasanız da ayağa kalktınız, çabaladınız, emek verdiniz, umut ektiniz… En önemlisi yeryüzünde her annenin asla yaşamadığı (ne kadar ‘biz de çocuk büyüttük’ deseler de inanmayın!), yaşasa da belki değil mutlak katlanamayacağı, hele anne olmayanın çok da kolay anlayamacağı bu ‘fazla’ hayata sabrettiniz…

Sonra bir gün mucizevi bir şey oldu, ve yalnız olmadığınızı farkettiniz…

Sahip olduğunuz bu herşeyi “fazla” bebek/çocuk dünyada birçok farklı ülkede, kültürde, ailede bir çok farklı ırkta dilde, dinde, kişilikteki annenin sahip olduklarıyla birebir aynıydı…

Yani eksiği yoktu “fazla”sı vardı belki ama neredeyse aynısıydı işte!

Sizin hissettiklerinizi hisseden, yaşayan, aynı çamurlu yolda bata çıka yürümeye çalışan milyonlarca başka anne vardı orada bir yerde ve bu sizi “fazla”sıyla mutlu etmişti…

Fiziksel olarak bir yardımı olmasa da, gitmesek de, görmesek de, orada bir “fazla anneler köyü” vardı uzakta..

O köy hepimizin köyüydü..

O köyün kadınları okunacak onlarca güzel kitaplardaydılar bazen…

Bazen çocuk parkında “fazla” hareketli bebesinin ardından koşmaktaydı…

Bazen de şu caanım sosyal medyada takip ettiğiniz ama hiç tanımadığınız, gerçek adını bile bilmediğiniz bir annenin kullanıcı hesabında yaşıyordu…

Ya da bir tanesi şu an içini döküyordu size bu satırlarda…

Sadece ve sadece ‘yalnız değilsin dostum’ demek istercesine…

Sevgilerimle,

susaminannesi.blogspot.com
twitter: @susaminannesi
instagram: susamin_annesi

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

9 yorum

  1. Yazdiklariniz annelik seruveninde yasadiklarimi o kadar guzel anlatmis ki.

  2. Incir'in Annesi

    Aaa hic beklenmedik bir anda geldi bu yazi ve beklenmedik sekilde gozlerimi doldurdu.

    Hamileligimde de, cocugum dogduktan sonar gecen 2,5 yilda da fiziken yalnizdim ben. Yani annelerle olmak bakimindan yalniz. Sosyal medyada gorduklerim disinda etrafimda baska anneler olmadi. Kendi anneligimi yaptim, kendim oynadim. Bu insani hem rahatlatan bir sey (boylece cok fazla karsilastirma yapmiyor, sizi de kimse yargilayamiyor:) hem de aslinda yalnizliga iten, suphelere dustugunuzde sizi yoran bir durum. Kitaplari okuyarak, uzaktan annenize sorarak geciriyorsunuz suphe anlarini.

    Bir de tabii anneli cocuklu ortamlara girmeyince cocugunuzu da eksik taniyorsunuz. Sosyallesince bir ciglik bocegine donusen yavrunuzu, ortalikta kosusturmaya baslamasini, bebeleri kiskanip kiskanmadigini ancak baskalariyla bir araya gelince anlayip, “bu benim cocugum mu?” aydinlanmasina variyorsunuz. Bulundugunuz korunakli dunyadan ciktiginizda serpilen, cozutan sadece cocugunuz olmuyor, anneliginiz de sinaniyor.

    Yine karman corman yaziverdim.

    Tesekkurler Susam’in Annesi ve Fazla Koyu’nun analari:)

  3. Kızım bundan tam 25 ay evvel dunyaya geldi. Saglıkla geldi bin şükür yalnız, doğduğunda attığı ilk çığlıkla daha doğumhanede dr. İşiniz çok zor demişti. Öyle yüksek sesli bağırıyorduki tüm ekip şaşırdı bnu gozlerınden anladım yalnız tam olarak ne demek istedgnı anlayamamıştım.eve geldik ve macera basladı. İlk hafta hiç uyumadık, ama cidden hiç. Eşim bi koltukta bn diğerınde yatak odamıza bile girmeden salonda yasadık sonra ablam geldi – 3 uykulu cocuk annesi- söylendi kızdı kendınızı bu kadr yıpratmayın gecın yatagnza vs deyıp öylelikle gectık yalnız uyumak elbette mumkun değildi. Saat bası 40 dk bazen yarım saatte bir! Ve bu aylarca sürdü.. Kızım 18 aylıktan sonra 3-4 saat blok uykulara basladı. Bn nefes aldım.10 gün sonra kısmetse oğlum gelecek dünyaya.. Bunca zorluğa ragmen bi cilgınlık belki dısardan bakınca ama annelik zaten hep uçlarda dolaşmak değil mi

  4. Ebeveynlerdeki sıkıntı fazla annelik adı altında, mükemmel ebeveyn olmaya çalışmak. Oysa ki insan sinirlenir, ses tonu yükselir, evladına tavrında şartlara bağlı olarak bir gerginlik olabilir, yaşadıkları ile doğru orantılı olarak ; fazla mutlu, fazla mutsuz, fazla sinirli olabilir ve bunu eşine, çocuğuna yansıtabilir. Önemli olan mükemmeli oynamak değil, şartlara bağlı olumsuzluklardan kaynaklanan, hatalı tavırların telafisini geciktirmemek.

    Genelde ebeveynler mükkemmeli oynarken tüm sabırlarını yitiriyorlar, sabır kalmayınca da evdeki sukunet için taviz üstüne taviz veriyorlar. Mükemmel değil ” yeterli ebeveyn ” olmak, her şeyin fazlasından kaçmak bizi, eşimizi ve çocuklarımızı daha mutlu kılar inanın…

  5. Teşekkürler susamin annesi. “Fazla” yoruma gerek yok

  6. Bir an için bu yazıyı ben mi yazdım diye düşündüm. Yüreğime sular serpildi.

  7. Bir yazı benim duygularımı, yaşadığım gelgitleri, mutlulukları, depresyonları ancak bu kadar iyi anlatabilirdi, benim için yazılmış gibi.Yanlız olmadığını bilmek iyi geliyor insana. Teşekkürler Susam’ın annesi, eline yüreğine sağlık

  8. susamın annesiiii ‘yalnız değilsin dostum’ 🙂

  9. “Fazla”sıyla katılıyorum sana 🙂 Bir süredir ben de bu “doğurduktan sonra sadece bebekle ilgili şeyleri değil, hayatı da daha yoğun hissetme” hali üzerine düşünüyorum ve şuna inandım, her annenin kendi yolu kendine zor, en kolay çocukla bile her anne güvensizlikler, gelgitler yaşıyor. Yukarıdaki yorumculardan biri çok güzel özetlemiş, o kadar zorlandığı ilk çocuğu biraz büyüyünce “oh be” diyeceğine ikinciyi yapmış ve heyecanla bekliyor gelişini, demek ki tüm o gelgitler, güvensizlikler, “fazlalıklar” sonunda genel toplamda mutluluğa dönüşüyor. Annelik fazla zor, fazla güzel, “fazlası var, eksiği yok” birşey 🙂