10 Yorum

Sanem’in Gebelik Günlüğü, 19. hafta

Sanem’in Gebelik Günlüğü kaldığı yerden devam ediyor. 

Sanem’in tüm yazılarını buradan okuyabilirsiniz.

“Evcazim, evcazim, sen bilirsin halcazim” böyle derdi rahmetli anneannem. Küçüktüm, anlamazdım o zamanlar ama Pazartesi gecesi eve girdiğimde tam olarak hissettiğim buydu. Ayrılmak çok zor olsa da, Danimarka daha önceki dönüşlerimde olduğu gibi çok yabancı, çok soğuk gelmedi. Benim ne işim var burada demedim en önemlisi ve bunda en büyük etken sanırım Efe’nin düzenine kavuştuğu gibi gösterdiği olumlu değişimler oldu.

Sanem19

Bu tatil beni en zorlayan tatil oldu çocuklu olarak. Hamileliğimin duygusal hassasiyeti dışında başka bir etkisi olduğunu sanmıyorum. Zira çoğu zaman hamile olduğumu bile hatırlamadım Efe’nin derdine düştüğüm için. İkinciye hamile arkadaşlarım söylerdi hep bu sefer nasıl geçti anlamadım diye. Gerçekten öyleymiş. Neredeyse yolu yarıladım ve ben de hala doğuracakmışım hissi yok.

Neden bu sefer daha zorlandığım kısmına gelecek olursak, bir kere İstanbul hiç çocuk dostu bir şehir değil gezmek için. Eğer kurulu bir düzeniniz, alıştığınız, bildiğiniz şeyler yoksa çocukla sokaklarda olmak gerçekten bir zulüm. Arabayla ulaşım sağlamak istesek rezil bir trafik var. Toplu taşıma pusetli çocukla en son seçenek bence. Hadi bir yere gitmeyelim civarda dolaşalım desek o kocaman kaldırımlarda bebek arabasıyla ilerlemek tam bir işkence. Çocuk yürümek istiyor zaten bebek arabasını bırakalım desek, sanki görünmez bir varlık kendisi herkes üstüne üstüne yürüyor. Kalabalıkta nasıl koruyacağımızı şaşırdık.

Velhasıl sokağa çıksak dert çıkmasak ayrı dert durumu beni çok yordu. Bir çocuğu evde eylemek ne kadar zor. Biz de tablete dadandık ve çocuğa kötülük ediyorum diye benim moralim daha da bozuldu. Bunun üstüne düzeni bozulan Efe yemek seçmeye, hiçbir şey yememeye başlayınca iyice dertlendim. Şehrin kendisi bir yana, bir de senede milyonlarca çocuklu yolcunun seyahat ettiği “ultra lüks” mağazalarla dolu havalimanımız diğer yana. Çok merak ediyorum bu projeyi yapanların çocukları yok mu? Varsa hiç birlikte seyahat etmemişler mi? Etmişler de onlarınki mi çok üsluymuş boş buldukları yere oturup sessizce uçuşlarını beklemişler? Bir havaalanına aile-çocuk odası/bölümü eklemek ne kadar zor olabilir ki? Son sorum ülkede o kadar dert varken İstanbul’da çocuklu yasama kafa yorarak ben mi çok şımarıklık ediyorum?

Geldiğimizin hemen ertesi günü, yani dün sabah şeker yüklemesi testim vardı. Normalde 28. haftada yapılacak testi ebe benim hamile kaldığım kilo biraz fazla olduğu için öne çekti. Daha sonucu almadım. Aile hekimimiz tatilde olduğu için ancak Pazartesi günü ondan sonuçları öğrenebileceğim.

Haftaya daha dinlenmiş, daha dinç ve daha pozitif olmasını umduğum bir yazıda görüşmek üzere.

Sevgiler,

Sanem.

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

10 yorum

  1. Incir'in Annesi

    Ayyy bu yazi bana nasil iyi geldi nasil iyi geldi:) Hay agziniza saglik Sanem.

    Durun bir basa sarayim bu yorumu. Oncelikle insanin evine, kurulu duzenine gitmesi gecen hafta demistim ya alistigina donmesi bambaska, huzursuzluk gider, hasret kalir diye. O olmus:) Cok sevindim. Annem de yazliktan donunce ya da anneannemin yanindan derdi “oh evim gibisi var mi?” Sasirirdim. Artik sasirmiyorum:)

    Yorumun basina donus: Istanbul’a gelmeden once aliyor beni bir sevinc. Suraya da gidecegim, cocugumu buraya da goturecegim. Istanbul’a vardiktan sonar sevince gule gule. Evden cikmak istemiyorum, arkadaki parka, yakindaki pazara ve az biraz etrafta yuruyuse gidelim yeter. Tum arkadaslara oncesinde “ay bu sefer bol bol gorusecegiz bak” diye heyecanla verilen sozler. Vardigimizda “Ben bu cocukla pek cikamiyorum, kendimi rezalet hissediyorum ama onca ucak yolculugu bir de Istanbul’un ulasim eziyeti hem de cocukla olmuyor pofff”lar Nasil hissediyorum su anda size bilemezsiniz:) Hic simariklik yapmiyorsunuz. Yilda en az 10 kere (her iki ayda bir gidis donus) havaalani kullanan birisiyim. Cocukla seyahati kolaylastiran havaalani candir. Abu Dhabi’de kapidan cikaar cikmaz asilmis puseleri gorunce nerdeyse aglayacaktim. Aile odalari, alt degistirme mekanlari, orada temin edilen urunler, oyun alanlari falan beni cok etkileyen seyler. Artik cocuksuz yaptigim yolculuklarin esamesi okunmuyor. Ataturk Havaalani cok ama cok eksik bir mekan. Ucagin kapisindan cikiyorsunuz yuru yuru yuru. Elimde cantalar, kolumda bir cocuk. Isiklari azaltilmis insane yalniz hissettiren koridorlar. Yer Hizmetlerini de Celebi’den almis THY TGS diye isbilmez dangalaklara vermis. Her geldigimizde cantalar ve cocuk ordan oraya atiyorum kendimi. Saygisiz gorevliler. Ay daha cok yazarim ben bu konuda. Durayim artik,. Gebelik gunlugunden cikti cunku:)

    Sevgiler. Seker testinin sonucu icin iyi sanslar. Oglunuza ve gobustekine opucukler.

    • Çiğdem-Üzüm

      gülüm o thy tgs’nin kuruluş ana sözleşmesinde bu arkadaşının imzası vardır, beddua etme noolur:))) şaka bi yana iner inmez çocukla girebileceğin bir tuvalet bile yok atatürk’te. lanet ede ede yapmıştım ben de o el kol dolu yürüyüşü tatil sonrası….yaşasın medeniyet, kahrolsun boş beton inşaat kafası.

      • Incir'in Annesi

        hohoooyt. sekerim sen sozlesmeyi yapmissindir gayet mukemmel de uymuyorlardir. Sozlesmeye laf yok. Her seyde oldugu gibi bunda da yonetmelik falan yerindedir ama adamlar adam degildir.

        Ataturk Havalimani cok iyi olabilir ama iste of off. Uzuluyor insan. Olabilecekken neden diye.

    • Bazen iyiyi gorup bilmemek daha mi iyi acaba diyorum hani “cehalet mutluluktur” lafi var ya!
      Neyse ben de ayni sizin gibiyim butun arkadaslarima soz veriyorum ve gorusemiyorum simdi oturup hepsine tek tek ozur postasi yazacagim.
      Ve evet haklisiniz insanin evi gibisi yok =)

  2. çocuklu hayata dair her sorunun ancak çocuk sahibi olunca farkına varıldığı gibi bu da, değil mi? mesela ben kaldırımların ne kadar dar olduğunu, veya kaldırıma park eden arabaların ne kadar sinir bozucu olduğunu ikiz baston pusetle o kaldırımları arşınlamaya çalışırken farkettim 🙂 halbuki aynı sorunlar engelli insanlarımız için de geçerli 🙁 nasıl olurdu acaba daha duyarlı olsak, hayat standardımız hepimizi kapsayacak şekilde geniş ve kaliteli olsa, herkes her kamu alanını rahat rahat kullanabilse.

    İstanbul’u çok severim, ama yalnızca gezmesini. İçinde yaşam mücadelesi vermek hiç çekici gelmemiştir, hatta her gezmeye gidişimde içimden Allah yardımcısı olsun bu şehrin insanlarının derim. İnsanın evi gibisi yok yine de, evi İstanbul’da olan için de Bursa’da olan için de Danimarka’da olan için de aynı 🙂 doğduğumuz değil doyduğumuz yer…

  3. şanslısınız ki daha medeni, yaşına ve durumuna bakmaksızın herkese saygılı bir memlekete dönebiliyorsunuz. Maalesef sadece İstanbul değil bütün ülke çocuk dostu değil. Bugüne kadar gördüğüm en güzel aile-bebek odası Amsterdam’daki havaalanındaydı. Buradaysa sokakta avm’de toplu taşımada çocuklar düşünülmüyor. Başka yerleri geçiyorum lüks alışveriş merkezlerinden ya da marinalardan hangisinde mesela en basitinden çocuklar elini rahat yıkasın diye bir basamak ya da küçük lavabo var söyleyeilir misiniz?….Bu şartlarda yaşamaya alışıyoruz, kendi çözümlerimizi üretiyoruz ama bazen çok üzgün ve umutsuz hissediyorum

    • Cocuklarina onem vermeyen ulkenin zaten gelecegine onem vermedigini cok iyi tecrube ediyoruz. soylenecek cok sey var ama degisen bir sey yok malesef..

  4. Ah ah..Yalnız ve güzel ülkemiz..Bir taraftan ağızlara sakız olmuş değerler, ahlak, insanlık vb kavramlar bir taraftan en basit insani ihtiyaçlarımız için mücadele vermek zorunda olmak..Ne denir? Artık hepimiz çok yorgunuz.
    Geçenlerde bir Avrupa ülkesinde ,protesto eylemi yapan Mısırlı elemana ”O zaman neden bizim ülkemizde yaşıyorsunuz?” diyen bayan siyasetçinin ağzına sağlık. Müslüman olmayanları hor gören zihniyet nedense hep o ”gavurların” ülkelerinde yaşıyor. İnsanca yaşamanin ancak oralarda mümkün olduğunu bildikleri için olabilir mi?

  5. cok haklisiniz.