46 Yorum

Onca sene çocuk bakmak için mi okudun?

Bugün San Francisco Bay Area’da yaşayan annelerle buluştuk. Kimi çalışıyor, kimi ara vermiş. Kimi ikinci çocuğu yapmayı düşünüyor, kimi ilk çocuğunda ağzı yandığından ikincisine üfleyerek karar vermeye çalışıyor. Klasik “anne sorunları” işte…

Çok güzel, keyifli bir sohbetti. Saatler sonunda giderek küçülen bir grupla kalınca daha da derinleşti muhabbetimiz. Ve konu döndü dolaştı kadınların anne olduktan sonra işi bırakmalarına geldi. Halk arasında bilinen tabirle “Onca sene okuyup çalışıp sonra çocuk bakmak…”

Yazık değil miydi onca senelik eğitim hayatına, kariyere? Bu çocuklar birkaç sene sonra evden gitmeyecekler miydi? Onlar gittiğinde biz ne yapacaktık? Kariyerimize kaldığımız yerden devam edemeyecektik, orası kesin. Kimse o yaşımızdan sonra, o kadar uzun aradan sonra kapı açık bizi beklemeyecekti. Kendimizi boşlukta hissetmeyecek miydik o zaman? Ne yapacaktık?

Bu soruları sorduk birbirimize… Sadece sorduk… Yanıtını veremedik. Belki de yoktur.

Orta/orta-üst gelirli, eğitimli birçok ailenin kızı gibi ben de “Büyüyünce kendi paranı kendin kazanmalısın” anlayışıyla yetiştirildim. Annem, üniversiteden mezun olduktan hemen sonra evlenmiş. Ve çalışmamış. Babam çalışmasını istememiş, annem de ısrar etmemiş. O zamanlar, o diyarlarda öyleymiş.

Bundan dolayı annem bana “Evlenince sen de para kazan” dedi durdu hep. Sanırım annesinden bu tavsiyeyi alarak büyüyen çokça genç kız vardır.

Ben de dediğini yaptım. Üniversiteye gittim. İşletme okudum (çünkü o aralar en popüler, en “iş garantili” bölüm oydu.) Sonra master yaptım. Sonra çalışmaya başladım. Ve para kazandım.

Sonra anne oldum. Çalışmayı bıraktım. Çocuğuma kendim bakmak istedim çünkü. Ve git-gel’ler başladı, en çok da kendi içimde…

Kendimi değersiz hissediyordum. Okuyup çalışıp para kazanmak yerine okuyup çalışmayı bırakıp çocuk bakmaya başlamıştım. O kadar sene çocuk bakmak için mi okumuştum?

Ne ilginç değil mi? Sanki burada bahsi geçen çocuk başkasının çocuğu ve ben üniversiteden sonra işi bırakıp çocuk bakıcılığına başlamışım (Ki öyle olsa bile, o da iş değil mi?). Bir insan yavrusu büyütüyorum alooooo!

MakePeople

Eğitimli, kariyer ya da iş sahibi olup da çocuktan sonra çalışmayı bırakan birçok annenin yaşadığı bir çelişki bu. İşi bırakıp çocuğuna bakmaya karar verdiğin zaman etraftan mutlaka cıkcıklamalar, küçümseyici bakışlar, “Onca sene çocuk bakmak için mi okudun?” imaları duyuyorsun. Duymasan da arkandan konuşulduğunu biliyorsun: O kadar sene çocuk bakmak için mi okudu?  

Yanıtı: EVET.

Geçenlerde, eğitimli kadınların anne olduktan sonra çalışma hayatından bile isteye çekilmesiyle ilgili bir yazı okudum. Anne olduktan sonra kariyerini noktalayıp/ara verip çocuğuna bakmaya başlayan bunca kadının iş hayatından çekilmesinin ekonomik ve bilişsel kayıp olarak görüldüğünü, halbuki bu eğitimli kadınların çocuklarıyla birebir vakit geçirmelerinin ve onlara annelik yapmasının çok kıymetli olduğunu anlatıyordu yazı… Nerede okuduğumu hatırlamıyorum, bulursam paylaşacağım.

Bu yazı “onca sene çocuk bakmak için okuyan” annelere gelsin.

Yalnız değilsiniz.

Değersiz hiç değilsiniz.

Hem Çalışmayan Anne yoktur ki… Üretmeyen Anne vardır, ki o da eşyanın tabiatına aykırı…

46 yorum

  1. Ay Elif seni seviyorum yaa..

  2. Blogcu Anne ve damardan giren yazilari…

    Dunyanin her yerinde bu boyle miymis? Ben birtek bize ozgu zannediyordum bu durumu.

    Ben de `onca sene` okuyup `cocuk` bakmayi tercih etmis annelerden biriyim. Cevremdeki diger annelerin tercihlerini de sorgulamiyorum. Fakat birkac hafta once baska bir genc anne (O`nun tercihi bakici yardimi almak olmustu) benim gibilerin durumunu cok sorguladigini itiraf etti : `Senin `durumunu` cok konusuyoruz arkadaslarla, Aysegul bunu kendine neden yapiyor acaba? diyoruz, heralde birseyler ispatlamaya calisiyorsun.
    Ne cevap verecegimi sasirdim. Genc ve ustelik de anne olan birinin bile boyle dusunuyor olmasi beni cok sasirtti.

  3. Bunun sonu yok sanırım çalışan anne olarak benim gibiler kendilerini ayrı sorguluyor, evde oturup cocuk bakanlar ayrı sorguluyor .Sonuc aslında belli hersey kanımız canımız nefes alma sebebimiz olan çocuklarımız icin.Birde cocuklarıma kendim bakmak icin çalışmıyorum deyip evde çocuklarıyla ilgilenmeyen ,bilgisayar basında saatlerini geciren ,çocuklarını tv karsısında tüm gün bırakan, gezmeye tozmaya daha çok önem veren anne modeli var..Bu durumda da işte yazdığın söze canı gönülden katılıyorum “Hem Çalışmayan Anne yoktur ki… Üretmeyen Anne vardır, ki o da eşyanın tabiatına aykırı…” sevgiler…

  4. valla su an calıstıgım ıcın hem sıze katılıyor hem de ıs durumumda katılamıyorum ama evde olmak keyıflı olsa gerek:) ama ev hanımlarının ellerı opulesı cok zor daha zor bence…

  5. Evet bende bu baskılar yüzden doğum izninden döndükten sonra 10 ay çalışmaya devam edip, artık sadece iç sesimi, kızımı ve eşimi düşünerek işten ayrılmaya karar verenlerdenim. Yarın işte son günüm ve ben kızımla geçireğim zaman için sabırsızlanıyorum. Evet onca yıl okudum, çalıştım, araştırdım, öğrendim ve bu bilgilerle çocuğumu büyütmek istiyorum. Bundan daha doğal istek var mı? Ha bir de sadece benim fikrim kimseyi sorgulamıyorum ama bütün gün görmeyip akşama posası kalmış çocukla kaliteli zaman geçirme olayı kendini kandırmaktan başka bir şey değil özellikle ilk 3 yaş için.

    Sevgiler,

  6. Ben kendi işini yapan idealist bir anne olarak halimden çok memnunum…Tüm gün evde olup ev işleri ve çocukla ilgilenme fikri beni boğuyor…İş bir nevi benim sosyalleşme nefesim. Bu şekilde çocuğumla işten eve geldiğimde ve haftasonları daha kaliteli vakit geçirdiğimi düşünüyorum. Aksi halde mutsuz anne=mutsuz çocuk=mutsuz koca 😉
    Sevgiler…

  7. Ben de o isi gucu birakip cocuk bakan annelerden biriyim. Ve maalesef ayni şeyleri çoğu zaman yaşıyorum. Ozellikle eğitimini benim kadar tamamlayamamis (unv,master vs eğitimi almamış ya da alma imkani olamamis) anneler tarafından masterli ev hanimi, çocuk bakmak için bu kadar okumana gerek yoktu tarzinda yari alayli, yari ciddi, yari aciyan bakislara, konusmalara maruz kalıyorum. Ve kendimi bazen açıklama yapmak zorunda hissediyorum ki hiç kimseye açıklama yapmak zorunda olmamama rağmen. Senin de dediğin gibi “hanim hanim ben insan yetiştiriyorum. Ve bu gerçekten çok önemli bir iş farkında mısın? Bu benim tercihim ve bundan dolayi da mutluyum tabi siz izin verdiginiz surece!” demek istiyorum. Zaten kendi içimde yaşadığim çelişkiler bana yetiyor, bi siz eksiktiniz, diye bağırmak istiyorum. Bu yillardir annelerimizin yaptiklari çocuk, ev,koca bakımının değersiz olduğu algisindan ötürü oluşan bir durum. Belki biz de bunu başımıza gelene kadar anlamamistik. Ve şuan bizim delirmemizin nedeni de bu algiyi değiştirme uğraşımiz maalesef.
    Umarım artik bu herşeyi çok iyi bilenler, başkalarının yaşam şekillerini, tercihlerini dikdiklemekten, yargilamaktan, ahkam kesmekten vazgecerler…

  8. 3 aylik oglumu kime nasil guvenip emanet edip gidip calisayim ABD yasiyorum ailemiz Turkiyede okuduk evet onca yil simdi stay home mom oldum. esimi is yerinde ziayrete gittik oglumla is arkadaslarindan biri calisip calismasigimj sordu sonrada cok kutsal bisey yapiyosun keske bende yapabilseydim dedi.full time mom olmak kutsal birsey evet gazi var diye biraz fazla uyusun diye saatlerce kucaginizda uyuyan oglum var heryerim tutulmus vaziywtte bunu bakici yaparmi saatlerce aglarda kucagina bile almaz 🙁

  9. 6 ay önce anne olmuş, işini çok seven bir kadınım. Henüz işe dönmedim. Çocuğum 1 belki 1,5 yaşına gelince döneceğim. Bence bizim neslin en büyük çelişkisi bu! Ve herkesin kavgası aslında kendiyle. İşini sevmeyen ve kendi istediği için işini bırakanlar belki daha az yaşıyordur bu “git-gel” leri. Ama işini seven, onun için mücadele eden, sosyal, dışadönük bir kadın anne olunca başlıyor muhasebe. Çünkü bir yanda bir an bile ayrılmak istemediğin bir bebek, bir yanda da hayatının bugüne kadar olan kısmı. İlk zamanlar benim de aklımdan geçmedi değil. ” Acaba işi bıraksam mı?” . Ama sonuçta işi bırakmayı istemediğimi fark ettim. Evet ben çalışmak istiyorum, işimi, iş arkadaşlarımı, ev dışındaki hayatımı seviyorum. Yine aynı ben bebeğimden ayrı kalmayı, onun bir anını kaçırmayı istemiyorum. İşte ikisi birarada olamıyor maalesef. Evde kalanın aklı işte, işe gidenin aklı evde kalıyor. Bir gün biri bana ” Anne-baba olmak, ömür boyu süren bir vicdan azabı çekmek ” demişti. Ne demek istediğini şimdi anlıyorum. Herkes bir seçim yapıyor, acısını kendimizden ya da bebeğimizden çıkarmadığımız sürece öyle ya da böyle her şey yolunda demektir bence.

  10. Ya sizi çoook seviyorum! Tam damardan girdiniz konuya yine :)) Evet cevabı yok! Olsun zaman verecektir elbet cevabı 🙂 Çocuk büyütüyoruz, kendileriyle barışık mutlu bireyler yetiştirmeye çalışıyoruz daha ne olsun 🙂

  11. Üniversiteler meslek okulları değildir. Bu eğitimi almasaydın aynı sen, aynı anne olmazdın, çocukların da aynı çocuklar olmazdı bence. Daha eksik olurdun ya da böyle daha fazla olmuşsun demek istemiyorum bu arada, sadece aynı insan olmazdın. Aldığımız eğitimin hakkını, paraya tahvil edince vermiş oluruz anlayışı, bence çok doğru değil.

  12. Öyle çok sizin yerinizde olmak isterdim ki, ama olamıyorum.
    Yani canım evladıma kendim bakabilmek isterdim ben de.
    Hayat yükleri sebebi ile çalışmaya devam ediyorum.
    İntagramdaki bu paylaşımınızın altına bazı yorumlar gelmiş.
    En çok da onlar içimi acıttı.
    Sisteme köle olup, kredi borcu ödemek için okumadıklarını dile getirenler var, doğrudur ve elbette en doğrusu çocuğa anne bakar.(bence de)
    Ama bir de benim gibiler var.
    Bunun için yanıp tutuşan ama yapamayan.
    Sizlere saygı duyulmamasını, boşuna mı okudun denmesini ise aklım almıyor. Her iş için tonlarca emek zaman para harcıyoruz.
    Bir evlat bir nesil yetiştiriyoruz, ne yapsak onlara katmak için az.
    Tüm annelere sevgiyle.

  13. Çok güzel bir yazı ve evet çocuk yetiştirmek başlıbaşına yeterli ve önemli bir iş. Ama ben de tam zamanlı çalışan bir anne olarak diyorum ki keşke ülkemizde yarı zamanlı çalışma olanakları arttırılsa. Böylece hem çocuklarımıza daha fazla vakit ayırabilsek hem de iş hayatından tamamen kopmasak. Ben tüm olanaklarımı zorlayıp , 1 yıl doğum izni yapabilmiş şanslı bir anne olarak işe dönmem gerektiğinde kendi sektörümde ve iş tanımım doğrultusunda part-time iş arayıp bulamamış bir anneyim. Halbuki IT sektörü buna en fazla olanak tanıması gereken sektör.

  14. Bir konuya açıklık getirmek istiyorum haddim olmayarak.”Ev Hanımı” diye bir şey yoktur. O ne yahu ev hanımı; evde oturup duran bi iş yapmayan süs biberi kıvamlı bir kişi anlıyorum ben. Mümkün mü böyle bişiy, kadının tabiatına aykırı demek istedim 🙂

  15. Ben de bir kitap önereyim o zaman. Taaa Amerikalardan getirtip okudum da işi bırakmaya bir kez daha ikna oldum.

    http://www.amazon.com/Whats-Smart-Woman-Like-Doing/dp/0963118811

    • bu kitabın türkçeye çevrilmiş hali mevcutmudur acaba?Bir de içeriği hakkında bilgi verebilirmisiniz

  16. Eğitimli bir anneden çocuğunu yetiştirmesi zaten geleceğe yönelik en büyük yatırım. Daha ne olsun?

  17. Keşke sizin kadar şanslı olsam da 1 yalındaki kızımı bırakıp işe gitmek zorunda kalmasam eylülde diren sayısal loto :((

  18. Elif Hanim, siz calisiyorsunuz. Cok populer, gelir getiren bir blogunuz ve kitabiniz var. Hatta anne olmak ve ise bir sure ara vermek sizi bircok kisinin laf ola okudugu isletmeden cikarmis. Size anne olmanin otesinde yeni bir kariyerin, hem de sevdiginiz bir kariyerin kapilarini acmis.

    • Kesinlikle şu anda çok keyif aldığım bir iş yarattım kendime ve evet, bu anne olduktan sonra, anne olduğum için oldu. Ve ortaya çıkışı da tam yukarıda anlattığım “kendini değersiz hissetme” sebebiyleydi. Sadece “anne olmak” bana yeterli gelmedi, başka bir şeyler üretiyor olmam gerektiğini hissettirdi (ne ilginçtir ki bu “anne olmayı” paylaştığım bir blog oldu). Blog yazmasaydım kendi içimdeki bu döngüyü kırabilecek miydim, bilmiyorum. Bu yazı benim biraz geçmişteki kendime, biraz da şimdi benzer dönemlerden geçerken benzer hisleri yaşayanlara “sadece annelik yapıyorsanız bile değersiz değilsiniz” notum…

  19. Sevgili Elif,
    Hakikaten cok onemli bir noktaya parmak basmissin. Ben de aynen oyle bir ailede buyudum. Babam lafin gelisi evlenicem lafina bile bozulurdu. Ben de avukat oldum tam 10 yil profestonel hayatta calistim, yukseldim cok da iyi para kazandim. Ayiptir soylemesi pek cok erkekteb fazla. Sonra da bir Alman’a asik olup Almanya’ya tasindim. Isi biraktim anne oldum. Zateb bir Turk’un gelebilecegi en kotu ulkeye geldim. Turkiye’de bilmem nere uluslararasi hukuk burosunun kidemli avukatiyken belki de su anda ortak olurdum kimbilir, birden Turkiye’den gocen bir Turk daha oldum gibi oldu biraz da. Allah’tan dogru duzgun bir cevrem oldu burda ama yine de kariyerin insanin kendini tanimlamasinda cok buyuk yardimi oldugunu dusunuyorum. Halbuki ben simdi kendim olarak Zeynep olarak hala degerli ve saygin oldugumu kendime ve etraftakilere gostermeye calisiyorum. Bu bir surec ama basarili oluyorum yavas yavas. Zaman zaman da inanilmaz dusuler yasamiyor degilim. Malum domestik hayata bodislama daldim. 32 yasina kadar ye ic eglen gez calis sonra bir yil icinde evlen, ev hanimi ve anne ol. Gercekten zor. Hele de baska memelkette yalniz basina.
    Aletha J Solter’in kitabinda okumustum. Toplumun yukledigi anlam yuzunden kadiblar kendilerini ise yaramaz gissediyor cocuk bakaken diye. Halbuki tam tersi. Ama kabullenmek zaman aliyor. Bizim durumumuzda ev hanimi olmanin avantaji ne biliyor musunuz, eskiler bunun hep ezikligini duyarken bence bizim inanilmaz bir kendimize givenimiz var. yani ben kendimi koca eline bakan asalak kadin gibi gormuyorum. Basima bir sey gelirse her zaman calisir parami kazanirim ben. Evet belki daha az maasla daha alt pozisyondan baslariz ama yine de baslariz. Kimseye eyvallahimiz yok. Bence bu guven paha bicilemez. Ikincisi cocugumuzu hakikten daha kalieli isirme sansimiz car. Ulkenin mevcut durumunu dusununce ne kadar da onemli degil mi?
    Almanya’da kadinin isi birakmasi ve cocuguna bakmasi o kadar olagan ki. Ustelik anneler bizdeki gibi aman ben calismiyorum herseyi ben yapayim modunda da degil. Babalr da inanilmaz yardim ediyor. Ayrica cocuk basina uc yila kadar uctestsiz izin alma sansiniz var. ustelik donunce ayni is olmasa bile ayni pozisyon devam etmek zorunda. Iki cocuktan sonra yani alti yil sonra ise donebiliyorsunuz. Tabi bu benim icin gecerli degil su anda.
    Dedigin gibi bu sorunun tek bir cevabi yok, dogru cevabi da yok. Insan bakis acisini degistirip en azindan baslangicta kendisini zorlamali. Ben degerliyim, yaptigim is cok degerli gibi fake it until you make it seklinde kendimizi motive etmeli, kendimize guvenimizi artirmaliyiz bence. O zaman bu kendine guven karsisinda herkes bir adim gerileyecektir inanin bana.
    Babam mesela bana gecen gun sakin ikinci cougu yapma hic ise donemeSin dedi. Kocan olurse ne yapacaksin iki cocukla dedi dusunebiliyor musun? Ben de benim mesleg var donerim ulkeme bakarim cocuklarima gul gibi dedim. Hakikaten de boyle dusunuyorum. Bu da bana her zman guven veriyor. Ustelik 10 yil boyunca calisip cok sey basarmak da mutlu ediyor. Denedim, yaptim, oldu. Yine yaparim. Neyse cok uzattim ama cumlelerimden de anlasilacagi uzere yaptigim katiyri bu kadar bastirmam da hala biraz eziklik hissettigimin gostergesi aslinda. Sanirim zaman zaman guvenli, zaman zaman kuskulu hissetmek de cok insanca ve normal.
    Sevgiler,

  20. Ayrica Sevgili Gulsah cok guzel yazmis her kelimesine katiliyorum.

  21. Bence bu tip yazılarınızla kadınlara iş hayatından çekilin oturun çocuklarınıza bakın zihniyetli insanlardan pek farkınız kalmıyor. Sitenizde bi abartı normal dogum hikayeleri bir de cocuguma evde saçımı süpürge ediyorum hikayeleri. Gercekten itici. Çalışan anne de cocugunu kendisi büyütüyor. Ama sizler gibi çocuk okuldayken yada yazı küçükse öğle uykusundayken sırtını bi yataga koymak şansı bile olmuyor ve işten eve gelip hiç te posası cıkmamış gayet keyifle annesi bekleyen cocuguyla ilgileniyor. Bence siz kendiniz evde oturmayı bu kadar kendinize dert ettiğiniz için herkesin söylediği lafları fazla kaale alıp üzerine aynı yorumları yazıp duruyorsunuz. İlerleyen yılllarda çocuklarınızın beyinleri bilgiyle gündemle zehir gibi dolmaya başladıgında sizler kendinizi nasıl hissedeceksiniz? Anne her zaman güçlü olmalı kolayı seçmemeli..

    • Son cumle cok vurucu olmus. Sizin gibi guclu kadinlara hayranim. Biz kolayci annelere ders olsun yazdiklariniz. Elif Hanim da cok itici, haklisiniz. Ama yine de kendimi alamayip okuyorum iste yazdiklarini. (zayifliktan heralde.)

    • İtici’ kelimesi hariç Deniz Hn’a katılıyorum. İnanılmaz bir oksimoron bulmaya başladım son zamanlarda yazılarınızda. Hükümetin kadınlar üzerine olan politikalarını eleştirirken (bu noktada hem fikiriz) inanılmaz bir ‘kadın evde otursun, bunda ne var ki, bizler de yoruluyoruz, en güzeli çalışmayan anne’ tonu sezmeye başladım. Evet, direkt bunu demiyorsunuz ama o kadar üst üste çalışmamayı neredeyse savunan alıngan ve defensive yazı yazdınız ki…Mevcut hükümetin amacı da bu değil mi? Kadınlar doğursun ve evde otursun, hayata karışmasın değil mi amaç? Bari siz beslemeyn bu algıyı! Şahsi olarak çalışmama kararınız (ne sizin ne başkasının) beni zerre ilgilendirmez. Siz çalışmayın, tamam, siz daha çok yoruluyorsunuz çalışan kadınlardan, tamam, ama lütfen, sizden çok rica ediyorum kadınlarımızı ekonominin bir parçası olması çok önemli, araştırmalar ev içi şiddetin en bütük çözümlerinden birini ne olarak gösteriyor biliyor musunuz? Ekonomik özgürlük! Herkes sizin kadar şanslı değil…Oyle çok hayalleri olan ama istese de çalışamayan kadın var ki…Kendi paramı kazansam ah şu evlilik içi tecavüzü çekmesem ve dayak yerken bari dişlerim kırılmasın diye düşünmek zorunda kalmasam diyen öyle çok kadın var ki (sosyal yardım sektöründeyim, ilk ağızdan, kesin bilgi…). Dediğim gibi iki yazıda bir ‘çalışmayın canım ne var bunda tonu’ kadınları teşvik etmek yerine başka yönü destekleyip beslemeniz (herkes sizin sosyo- kültürel seviyenizde olmadığı için mesaj farklı algılanır çoğu zaman) beni de Deniz hanım gibi rahatsız etmeye başladı. Keşke ‘evet, çocuk bakmak için okudum!!!’ demek yerine ‘ben okudum, ve çocuk bakmayı tercih ettim ancak kadın istihdamının artması ülkemiz için çok önemlidir’ iması da yapabilseniz…Biliyorum, genel olarak ‘beğenmeyen okumasın, güle güle’ diyenlerdensiniz. Adım gibi eminim ki şimdi 45 tane eksi puan ve sizden de ‘haydi naş’ tonunda bir cevap alacağım. Ama bir tek kadın bile yazdığımdan minicik de olsa hayatını değiştirmek için cesaret alırsa inanın buna değer…Saygılar

      • Yukarıda da dediğim gibi, bu, dün bu konuda açılan bir sohbet üzerine yazılmış bir yazıydı. Anne olduktan sonra çalışmayı bıraktığı, ara verdiği için kendini değersiz hisseden/ hissettirilen kadınlara öyle olmadıklarını hatırlatmayı amaçlayan bir yazıydı. Ne kadınların evde oturmasını savunuyorum, ne de “çalışmayın canım ne var” diyorum. “Çalışmamayı tercih ettiyseniz kendinizi değersiz hissetmeyin” diyorum sadece, kendi yaşadıklarımdan yola çıkarak…

        Ve hayır, bana eleştiri getirenlere “haydi naş” demiyorum. “Niye böyle bir yazı yazdın, niye böyle bir fotoğraf paylaştın, ben böyle bir şey görmek/okumak istemiyorum” diyenlere benim yazma/paylaşma, onların da -eğer rahatsız oluyorlarsa- takip etmeme özgürlüğü olduğunu hatırlatıyorum.

    • Hepsini anladım da “İlerleyen yılllarda çocuklarınızın beyinleri bilgiyle gündemle zehir gibi dolmaya başladıgında sizler kendinizi nasıl hissedeceksiniz?” derken ne demek istediğinizi anlamadım. Açabilir misiniz?

  22. Herkesin kendi karari olmakla birlikte, yapilan arastirmalar, calisma hayatina aktif olarak katilmayan kadinlarin zamanla siyaseti etkileme araclarindan yoksun kaldigini, bunun da uzun vadede kadin haklarinda onemli gerilemelere yol actigini gosteriyor (Or. Michael Ross’un calismalari). Calisma hayatina geri donmeyi kolaylastiran onlemlerin alindigi ulkelerde ise durum tam tersi. Turkiye’de hukumetler ise cocuk yetistirme isini tamamen ozel alana ihale ederek isin icinden siyrilmayi seciyorlar. Kisa vadede cocuklar anneyle vakit gecirdikleri icin daha mutlu ve saglikli olabilirler, ama bu secimin uzun vadeli etkilerini de goz ardi etmemek gerek. ABD gibi ulkelerde kadin haklari affirmative action tarzi cozumlerle savunulsa da kadinin siyasetteki payi son derece dusuktur (Ornegin camdan tavan (glass ceiling) onemli bir sorun) cunku ne dogum sonrasi izni ne de devlet destekli bakim evleri var.

    Egitim almis ve kariyer yapma sansina sahip her kadinin son yuzyilda buyuk ozverilerle kazanilmis haklarini kaybetmemek icin calisma hayatinda yer almaya devam etse daha iyi olur diye dusunuyorum.

  23. Evet anne olunca her şey bambaşka …Hepimizin üzerindeki baskı da bir o kadar fazla. Eğitim düzeyimiz ne olursa olsun hem de.. Bildiğin bir mahalle baskısı.
    Kızım 8 aylık olana dek ben baktım. Sonra geldi vakti çalışmanın. Çalışsam olmaz çalışmasam hiç olmaz. Zaten annesin ikilemdesin ,bu konu daha da ikircikli.
    Zor.. Şimdilerde kızım 3 yaşında. Doktor,komşu ,tanıyan tanımayan herkes diyor ki “ayy yazık , çalşıyorsun ya seni özlüyor ondan huysuzluğu”,”çalışan anne çocuğu işte ama yine de iyi bakmışsın “Benim içim zaten ikircikli bir de çevre konuşunca benim halim içler acısı.
    Şundan da eminim evde oturanlara da ” aa çalışsan daha kaliteli vakit geçirirdiniz.,çalışan daha sakin olurdun” sözylemleri vardır.
    İşin özü lütfen mahalleli üzerimizden çeksin ellerini.
    hepimiz çizdiğimiz yolda gidiyoruz.
    İşimiz de çocuk yetiştirmek.. İnsanlığa insan katmakk.

    Hepimize kolay gelsin.

  24. evet geldik yine zurnanın zırt dediği yere. ben de çocuklarıma kendim baktım, hala bakıyorum.ve kendimi şanslı hissediyorum. ama inanın iş hayatına dönmeyi çok istiyorum. ben evde kendimi hep aynı yerde sayıyormuş gibi hissediyorum. ayrıca, çocuklara da tahammülüm azalıyor, onlara gereğinden fazla kızıyorum vs. tabi benim durumumun detayları böyle hissetmeme sebep belki. örneğin buradaki bazı arkadaşlar gibi yurtdışında tek başıma çocuk büyütüyorum, gerçi Türkiye’de iken de öyleydi. kimseden yardım almamak, yalnız olmak zor bir durum.

    insanın kendi çocuğuna bakmasının çok önemli olduğunu da düşünüyorum, ikinci çocuğumda bu sebeple işten ayrıldım. Türkiye’mizde maalesef iş hayatı çok acımasız, part time iş yok, kariyerine ara verince dönmek zor. çocuk olunca ara versen dert, vermesen dert. ben yaktım kariyeri bakarım dedim çocuklarıma ama bunu demek zor oldu.

    neyse, bu konuda herkesin söyleyecek şeyi var elbette, ve tek doğru cevabı yok. ama bu işin en doğru kısmı şu ki bizler insan yetiştiriyoruz. bunun daha toplum tarafından daha doğru anlaşılması da biz ve bizim yetiştirdiimiz çocuklar sayesinde olacak. ve işe, ben de her zaman yapmayı başaramasam da, önce kendimize değer vererek başlamamız, ve kendimize güvenmemiz lazım. ancak süreç hiç kolay değil, sonunda hepimizin yüzü gülsün inşallah, Allah utandırmasın 😉

    BlogcuAnne iyi ki varsın :))

  25. “Bunca sene cocuk bakmak icin mi okudun” – “Evet”.
    Ne bu soruya, ne de bu yanita katiliyorum. Hepinizi de sarip opuyorum.

  26. Psikolojik olarak gerçekten çok çelişkili bir durum. Ekonomik durumu iyi olan okumuş kadınlar “çalışmayıp ,çocuklarına kendileri bakma ” haklarını kullanabiliyorlar. Ancak karı-koca çalışıpta yetişemeyen okumuş annelerin böyle bir şansları yok maalesef. Hele günümüz toplumunda . Birde okudugu halde aldıgı maas bakıcı parasına giden,çalışmayayım bari diyip, zorunlu ayrılanlar var ya bu en acısı..,işte onlar boşuna okumuşuz diyorlar …

  27. Acikcasi genelleme yapmamak lazim. Annenin anneye kadin kadina destek olmamasi ve negatif elestiride bulunmasi oldukca kotu bir sey. Sahsin adina en cok hayatini mukemmel gostermeye calisan ketum kadinlar bir de birbirini acimazsizca negatif elstiren kadinlardan goruyor kadinlar en buyuk zarari.
    Bazi kadinlar icin evde oturmak kolayina kacmak bence de katiliyorum ama herkes icin degil. Ben cocuguma kendim bakmak istiyorum deyip cocuga butun gun tv izletmek bir ornek buna. Ama her annenin onceligi de farkli. Alkolik, uyusturucu bagimlisi vs olmadigi surece bence her anne iyidir. Her anne kendi gorgusu ve bilgisi nezdinde cocuguna en iyiyi vermeye gayret eder. Bazilarinin onceligi organik gidalarken bazilarinin ki tv izlememesi bazinlarininki kitap okumasi iken bazilarininki serbest oyundur. Ornekler cogaltilabilir. Bu sebeple annelere karsi negatif elstiriye cok karsiyim. Bu sebeple de elestiric uslubu bence cok onemlidir. Insanlar hayatta kolaya kacmayi da tercih edebilir ama kimse bunun icin azar isitmeyi haketmez bence.
    Kendi adima calismamak bir tercihten ziyade bir zorunluluk. Burada calisma sansim simdilik yok. Ama olsaydi kesin calismak isterdim gibi geliyor. Bilemiyorum tabi. Neden biliyor musunuz kolaya kacmak icin. Sosyal hayata sahip olmak, tekrar benim diyebilmek, biraz da kendime daha fazla baabilmek icin. Bana gore de calismak daha kolay cunku. Cocugunu ozleyip eve gelmek ve kaliteli vakit gecirmek gibi. Cunku bir kadinin evde tek basina 24 saat bir cocuga bakmasi bence saglikli degil. Benim annem vefat etti. Dolayisiyla gercek anlamda hic yardim almiyorum ve bazi gunler yorgunluktan agliyorum. Uc yil once yatili bakicisiz asla cocuk bakmam diyordum. Asla dememek lazim. Bir de annelik de subu gordum gibi boklasam hersey basima geldi. O yuzden dikkat da etmek lazim. Slingomomindedigi gibi annelik tukurdugunu yalama sanati.
    Ozetle farkli goruslere saygili olmak gerektigini dusunuyorum. Bu isin tek bir cevabi ve hatta dogru cevabi yok. Her anne kendi bilgisi, gorgusu ve egitimi isigi cocuguna en iyisini vermeyi istiyor.
    Onemli olan kadin kadin hala destek vermek, yaptigimiz is ne olursa olsun, ev hanimligi dahil, kendi kiymetimizi bilmek ve kendimize saygi duymak.
    Yoksa her calisanin da ilim irfan sahibi olmadigini cok cok iyi biliyoruz. Vizyon sahibi olmak cok daha onemlidir.
    Sevgiler ve saygilar,

  28. Sevgili Aysun,
    Bence boyle ifade edince cok guzel olmus yazdiginiz. Cok net, anlasilir ve kibar. Cok da mantikli. Ama ben butun yazilari okumadigim icin oyle bir hava var mi emin de degilim.
    Bir de pozitif dogum hikayeleri ile ilgili bir sey soyliyecektim. Ben de hamileyken normal dogumdan o kadar cok korkuyordum ki bu pozitif dogum hikayelerine sinir oluyordum. Herkes mi kolay deogurmus kardesim yok mu kotu diye. Sonra bebek ters olunca normal dogum sansimin olmayacagi kesinlesince negatif dogum hokayelerini herkes anlatmaya basladi. Ama yine de bunlarin internnet yazilmamasi lazim bence cunku bu kisisel bir tercih. Kimisi 10 dakikada cok kolay doguruyor kimisinin basina da okumak istemeyeceeginoz kadar kotu seyler geliyor. Isteyen o kotuleri de duyar ogrenir zaten bence hic gerek yok anlatilmasina. Ama orda da normal doguma zorlama, yapmayanlara da tuh ka ka gibi uslup varsa zaman rahatsiz olmak dogaldir bence ama yine de elestiri uslubuna hep dikkat etmek lazim ki o zaman Elif Hanim eger yaptiysa o hatayi biz de aynisini yapmayalim. Bence.

  29. Merhaba Zeynep Hanım,

    Nazik yanıtınız ve güzel sözleriniz için çok teşekkür ederim. Normal doğum ve üslupla ilgili sanırım bana yönelik yazmadınız, ben o konuda herhangi bir rahatsızlık hissetmedim, tersine pozitif doğum hikayelerinin bu blogun en cesaret verici kısımlarından biri olduğunu düşünüyor ve Elif Hanım’ı bu çabasından dolayı tebrik ediyorum, sonuçta bu istihdam bağlamında bir konu değil ve toplum sağlığına bence çok da katkısı olan bir şey. Elif Hanım’ın şahsiyla ilgili hiç bir sorunum yok, sadece kadınlarımızın durumu meslek sebebiyle de özellikle beni kahrediyor. İnanın Türkiye İstanbul’un lüks semtlerinden ibaret değil ve bazı hikayeleri dinleseniz kahrolursunuz. Endişem bu yüzdendi, beni anlamanıza çok mutlu oldum. Sevgilerimle

    • Aysun Hanim,
      Yazdiklariniz bana iyi geldi. Cunku bu benim zayif taraflarimdan biri. Hani secim sonuclarinda konusuyorduk ya biz dunyayi kendi ortamimizdan ibaret sana beyaz yakalilar yuzunden biraz da boyle oldu diye. Ben hakikaten hep unutuyorum baska hayatlari. Bu tartismalarin bile luks kactigi hayatlar var. biz baska turlu kastetsek de yazdiklarimizdan ceserat alabilecek psikopatlar da var, karisini calistirmamak icin. Degisik bakis acilari her zaman iyidir bence o yuzden. Ama hepimizin kendi icimizde oyle celiskilerimiz ve zayifliklarimiz var ki bence Elif Hanim da tam da bu yuzden yazmis bu yaziyi. Cunku bence onun da kafasi karisiyor zaman zaman. Insan ne kadar dogru yaptigini dusunse de bazen bir acaba geliyor aklina. Yani dusunsenize aslinda ne buyuk bir karar aliyorsunuz. Ve tabi ki o kararinizin sonuna kadar arkasinda durmak istiyorsunuz. Ama bazen moraliniz bozuluyor hata mi ettim diyorsunuz tam o sirada biri sacma bir laf ediyor iyice sallanmaya basliyorsunuz. Hepimiz insaniz her zaman cok net ve kararli duramiyoruz ki. Isin maddi kismini bir tarafa birakirsak eger insanin kendini tanimlamasi ve degerlendirmesiyle ilgili burda donen tartisma daha ziyade. Isimiz, unvanimiz, maasimiz kadar mi degerli ve saygi degeriz yoksa biz bunlardan bagimsiz birey olarak kimiz, neyiz gibi meseleler. Ama sizin dediginiz gibi bu luks tartismalara hic giremeyecek durumda olan insanlar da var. onlari da hatirlayip yanlis anlasilmaya mahal vermemeye dikkat etmek lazim sanirim. Yoksa aslinda burda yazan kimsenin kadinin evde oturmasi gerektigini savundugunu sanmiyorum. Ay ben de avukatligi ozlemisim sanirim bugun ne yazdim ne yazdim 🙂

  30. Bence çalışan çalışmayan, okumuş okumamış, anne olan olmayan tüm kadınlar, birbirlerine karşı verdiği mücadeleyi kadın hakları için verseler, belki Türkiye de doğum izni konusunda o pek özendiğimiz İskandinav Ülkeleri gibi olur. O zaman tercihlerimizi zorunluluklar değil istekler belirler. Kim bilir belki bir gün …

  31. Sisteme köle olup kredi borcun ödemek için okumadım,komünlerde parasız yaşam,gezmek de bir iş (instagramdaki paylaşımınıza yapılan yorumlardan okudum bunları) ne demek Allah aşkına bunlar .Bunları okuyunca kesinlikle başka evrenlerde yaşıyoruz diyorum.Yahu bu kadar zor mu anlamak bazılarımız çalışmak ZORUNDA, bazılarımız işi bırakamaz.Ayrıca başını sokacak bir ev için kredi almak ,onu ödemek için çalışmak, ne yadırganacak ne de küçümsenecek birşey .Hayatta yaptığımız herşey kutsal amaçlara manevi şeylere mi hizmet ediyor sanki.Hayatın gerçekleri diye bir şey var.Aysun ve Fulya hanımın yorumlarına katılıyorum.Ayrıca instagramdaki yorumlardan Burcu_o ‘nun yazdıklarına da .Çalışmazsa geçinemeyecek olanlar var ya da ancak eşiyle birlikte kendisi de çalışırsa çocuğunun eğitim ,sağlık , sosyal ,kültürel açılardan standartlarını,imkanlarını yükseltebilecek olanlar .Evet ben elbette mecburiyetlerin yanısıra kendim için de çalışıyorum ama bir kaç kıyafet eksik alsam da yaşayabilirim ,takılmam buna .Ama çocuğumun çok istediği bir şeyi alamasam ,ya da çok görmek istediği bir yere götüremesem, beğenmediğim, içime sinmeyen bir kreşi sırf daha ucuz diye tercih etmek zorunda kalsam o zaman çok üzülürüm işte . Çalışmak bana aynı zamanda bunları yapabilme özgürlüğü de veriyor.
    Bir de hep sanki çalışanlar daha az çocuk bakıyor gibi bir algı var yorumlarda onu da anlayabilmiş değilim . Çalışınca ev ,çocuk ,özel hayat üçgenine bir de işteki fiziksel ,psikolojik yorgunluklar sıkıntılar da ekleniyor.Daha fazla yıpranıyoruz kimse zevk olsun diye kendini böyle çetrefilli bir duruma sokmaz herhalde.
    Son olarak Elif hanım bilinçli olarak yaptığınızı düşünmüyorum ama ben de bu konudaki(çalışma -çalışmama-evden çalışma) yazı ve paylaşımlarınızda son zamanlarda hep sadece evde olan evde olmayı tercih etmiş annelerin gözünden baktığınızı hissediyorum.
    Şöyle düşünüyorum kendi tercihiyle evde olmayı, işi bırakıp çocuğuna kendi bakmayı seçenler ( eş baskısı yada yardım edecek ,çocuğa bakacak başka kimsenin olmaması vb. sebeplerle kendi isteği dışında çalışmayı bırakmış olanları kastetmiyorum )sonra biri çıkıp da neden çalışmıyorsun dediğinde fazla alınganlık gösteriyor sanki. Sonuçta madem bunu tercih etmişsiniz , istemişsiniz o zaman bu kadar savunmaya geçecek ,haksızlığa uğramış gibi tepki gösterecek bir durum yok gibi geliyor bana .Benim tercihim canım öyle istedi diyebilirsiniz. Diğer taraftan mecbur olduğu için çalışan o kadar çok anne var ki (zor şartlarda ,düşük maaşlarla )siz sürekli böyle yazdıkça sanki yakın bir arkadaşım beni,bizi bir türlü anlayamıyor anlamak istemiyor,yaşadığımız zorluğu görmüyor gibi hissediyorum.
    Bir de bazı yorum yapan arkadaşlar gibi ben de sistemin ancak kadınların çalışma hayatına ,siyasete daha fazla katılması yoluyla değişebileceğine inanıyorum.

    • Yorumunuzu merak edip baktim. “Latin Amerika’ da komun yasami gordum, eger param olmasaydi kerpic ev yapar oyle yasamayi tercih ederdim” gibi bir yorum okudum, gulmekten gozumden yas geldi. He canim tabe tabe…

  32. Butun yorumlari okudum. Neden kadin hep kendini feda eden taraf? Ustelik de sanki bu, ayni olcutlerde olmasa da, dunyanin her yerinde boyle. Minimum bir sene dogum izni saglayan, baba isterse dogum iznini paylastiran Kanada’ da bile boyle. Kariyeri en cok kadinlar feda ediyor. Eminim en esitlikci Iskandinavya’ da bile bu boyledir. Hadi ilk sene anne sutu cok onemli, annenin dogum izninin tamamini kullanmak istemesini anliyorum ama sonradan bu yuk neden annelerin uzerinde? Annelerin babalardan daha kutsal olduguna inanmiyorum. Cocugun babadan cok anne duskunlugunun cok buyuk bir kisminin sosyalizasyon oldugunu dusunuyorum.

    • tam olarak sizin gibi düşünüyorum. henüz 1 oğlum var, 13.ayında işe başladım, işe başlamak bana o kadar iyi geldi ki, evde kalmayı tercih eden bir anne olsaydm daha mutsuz bir annesi olduğunu düşünecekti. şuanda yurtdışındayım, evde yatılı yabancı bakıcım var, bu sayede eve geldiğim andan itibaren tüm vaktim oğlumun oluyor. çevremde yaşadığım ülke nedeniyle çalışan bayan yok ve çevremizde tüm gün anneleriyle zaman geçiren çocuklardan çok daha renkli düzenli bir hayatı var oğlumun. 3 yaşında ve çift dil konuşuyor. her gün mutlaka dışarı aktivitesi yapıyoruz, her gün evde ailecek oyun oynuyoruz, kahvaltı ve akşam yemeğini ailecek yiyoruz. evde olsaydım bu kadar konforlu bir hayat ne kendime ne oğluma sunabilirdim.
      elif hanımın da yatılı bakıcısı vardı bir dönem, yaşadığı hayattan anlattığı kadarıyla maddi anlamda kazancının iyi olduğunu anlayabiliyoruz. dolayısıyla çalışmamayı maddi anlamda tercih etmeyebilir. ama benm imkanlarım onun gibi değil. bu nedenle de aynı düşünmüyor olmamız gayet normal. sonuç önemli. o da tercihinden memnun ben de..

  33. Ben de ABD’de yasayan 8, 3 ve 11 aylik 3 oglan annesiyim ve calisiyorum. Ilk oglum dogdugunda doktoramin basindaydim. Bir yil okula ara verdim. Oglumla cok guzel vakit gecirdim ama aklim da okuldaydi. Oglum 2 yasina yaklasirken tekrar okula dondum. Ikinci oglum doktora tezimi savunduktan 10 gun sonra dogdu. 7 aylikken calismaya basladim. Son numara oglum 6 aylik olunca yine calismaya basladim. Evim isyerime 3 dk mesafede ve rahat bir isim var. Acikcasi evde 3 cocuga bakmak ve bir taraftan da bosuna mi okudum diye dusunmek benim icin daha yorucu oldu. Calismayi tercih ediyorum. Stres seviyesi az olan bir isim var. Cocuklar buyumeden akademisyenlik ya da maddi geliri daha iyi olan daha stresli daha yogun tempolu vs bir is de dusunmuyorum. Simdi eve gittigimde isim isyerinde kaliyor genelde. Maddi acidan da cocuklarima istedigim rahatligi saglayabiliyorum. Eve Turk bakicim geliyor. Annemler gelip 4 ay kalip gidiyor vs. Yani sevgisiz bir ortamda da buyumuyorlar. Tabi ki anne ise gitmesen dedikleri de oluyor (3 yasindaki ozellikle) ama cocuklarim da mutlu. Ben de yeterince onlarla ilgilenebildigimi, kaliteli zaman gecirdigimi dusunuyorum. Calisinca ben daha mutluyum. Ev isleri vs beni cok boguyor…

  34. Ben de oğlum 6 aylıktı. İşe yeni başlamıştım. Evde bir bakıcıya emanet edemediğim için kreşe vermiştim. (3 ay süreyle) Ama ardından Yüksek lisansı kazanmakla beraber, hem çocuğumla ilgilendim hem de 10 sene ardından tekrar okullu oldum. Bunların hiçbirini eşim ve annemin desteği olmadan yapamazdım.

  35. aslında ben de herkesten örnek var 🙂 önce akrabaya olan borcumuz için 3 aylık oğlumu bırakıp çalışmaya başladım. bu arada öğretmenim ve mesaimi çok güzel tanzim ettim 4 gün 7-11 iş 5.gün okul evrakları için dışarıda geziyordum bebeği ve annemi arabaya atıp. o olmazsa da mahallede kim müsaitse 🙂 1 sene böyle devam etti 15 aylıkken oğlum epilepsi hastası oldu ve ben dönemin ortasında dilekçe verip anında işten izne ayrıldım. sonra da oğlumun bu hassasiyetinden dolayı ne kreşe ne bakıcıya güvenemeyeceğime karar verdim. eşiml konuştuk ve ikinci bebeği planladık. bu arada eylülde 6 sene önce sudan sebeplerle bıraktığım ylisansa başlamıştım ve il dışı olmasına rağmen hep gittim. arada 12 saat mesafeye ev taşıdım. ailecek 6 aylık hamile olmama rağmen akademik sempozyumlara katıldık eşim de izin aldı bebek baktı sağolsun. şimdi tez dönemindeyim 2.bebeğimin doğmasına 1 ay var ve ben mühendislik snavlarına girdim güzel puan aldım. nasip olursa tercih yapıp bir de mühendislik diploması alacağım seneye 🙂 evde boş duramıyorum ne yapayım 🙂 öncesinde de dini biryerlerde kadın kollarında gönüllü çalışıyordum okula giderken. önemli olan kim nerede kendini mutlu hissediyorsa onu yapması. derse sadece geceleri ve bebeğim uyurken çalışabiliyorum yahut cts pzr baba parka götürdüğü zaman. son 1 yıl içinde 4 saatten fazla uyuduğum günleri sayabilirim ama çok çok mutluyum. eşim bile farkında ve bundan dolayı en büyük destekçim. hııı sonra ne olacak ikinci bebişim 2 yaşını bitirene kadar çalışmayı asla düşünmüyorum. evde olan ama vicdanı da rahat bir annenin güzelliğini yaşıyorum son bir senedir. hımm belki bu ikisinin arası yakın oldu ama araba sevdasından vazgeçip 2 sene bittikten sonra belki 1 sene de kafa izni alırım ücretsiz. ondan sonra da 3. bebeği düşünürüm. belki önce akademik yahut normal mesleğime dönerim ikisi de büyüdükten sonra düşünürüm. evet bazıları bu kadar şanslı değil ama biz eşimle çoğu şeyden fedakarlık yaptık. lojman da oturuyoruz,arabamız yok ailelerin en yakınına 12 saat uzaktayız yardımcımız yok üstelik eşim de yılın çoğunlukla 6 ayı il dışı görevde. buna rağmen bunların hiçbirisi benim gözüme gelmiyor. evet ben bir fedakarlık yaptım daha rahat daha lüx olabilecek bir sosyal yaşamdan vazgeçtim belki ama bu bana kendimi kötü hissettirmiyor. hala işe yarıyorum evde birsürü insana yardımcı oluyorum maddi manevi. bebeğimle çok güzel vakit geçiriyorum ve bir kere bile ben fedakarlık yaptım çalışmayı bıraktım demedim diyemem dersem o fedakarlık omaz zaten. eğer ileride çocuğumun kafasına kakacaksam senin yüzünden diyeceksem zaten o fedakarlık olmaz ki. bunları nasıl rahat söyleyebiliyorum devlet garantili bir işte çalıştığı için belki de. ama kendi fıtratımı biliyorum dünyanın neresinde olursam olayım hangi işte çalışırsam çalışayım aynı şeyleri yapardım hatta evdeyken ticarete atılmak için süper fikir ve girişimlerim oldu ama eşim tarafından yasaklandı 🙂 çok yorulacağım için. bence herkes nerde mutluysa orada olsun. işte mutluysa yavrusuna yettiğini hissediyorsa çocuğun herhangi bir pedagojik sıkıntısı yoksa bırakın çalışsın kadınlar yahu.. benim gibi ancak birkaç sene işten uzak kalabilecekler de bu arayı kendini geliştirmekle değerlendirsin ve geri kendini değersiz yetersiz hissetmesin. hepimiz anneyiz ama herkesin anneliği algılayışı farklı.. sağlıcakla kalınız sevgili anneler..

  36. Zaten annelik hep bir arada kalma hali oluyor nedense. Herhalde en doğru karar annenin hissettikleri doğrultusunda verdiği karardır. Ben kızım 4 aylıkken kızımı bakıcıya emanet ederek işe döndüm, ara vermek gözümü korkuttu, ara verirsem kariyerimden ödün vereceğimi düşündüm. İşe döndüğümde kızıma çoklu besin alerjisi tanısı kondu. Tüm süt ürünleri ve turunçgillere alerjisi vardı, bunu bakıcılara açıklamak alerjinin miktarla değil besinin içeriğiyle ilgili olduğu konusunda bilinç kazandırmak çok yorucu oluyordu. İşteyken sürekli aklım evde kalıyordu ama yine de kariyerimden ödün vermemek uğruna direndim ve işimi bırakmadım. Kızım şimdi 3 yaşında, yuvaya başladı tam yükümüz hafifledi derken çalıştığım şirket mikro bir kararla toplu işten çıkarma yaptı ve bende işten çıkarıldım. Şu an sorarsanız hissettiğim şey pişmanlık.
    Keşke kızımla uzunca bir zaman geçirip birbirimize iyice doyduktan sonra işime devam etseymişim diyorum. 2 aydır birlikte dilediğimiz gibi zaman geçiriyoruz, ikimizin de keyfi yerinde. hem çalışan, hem de çalışmayan bir anne olarak kızımla zaman geçirme ve 2 seçeneği de deneyimleme fırsatım olduğu için kendi hissettiklerimi yazmak istedim ve biliyorum ki her anne kendi şartlarına göre en doğru kararı verir.