13 Yorum

Okulların açılmasına az kala…

Geçen gün otobüste bir kadınla karşılaştım. Kızı Eylül’de beş buçuk yaşında olacakmış, ilkokula başlatıp başlatmamak konusunda kararsızmış. Aman dedim, mümkün olduğunca geç başlat. İşte bilmiyorum falan dedi. Ne diyeyim? Herkesin kendi bileceği iş. Herkesin koşulları, imkanları farklı… Çalışıyorsa, çocuğunu bırakacak yer yoksa ‘evde boş boş duracağına okula gitsin’ de geçerli bir mantık yürütme olabilir.

Yaz tatili bitiyor. Yaşasın!.. Mı? Bilmem… Biri anaokuluna, biri üçüncü sınıfa başlayacak olan iki çocuk annesi olarak okula da, okullaşmaya da bakışım öyle değişti ki son senelerde… Okul macerasına atılırkenki gündemimle, şimdi iki senedir (devlet) okulu sistemi içindeki halimin gündemi çok farklı. O zamanlar en önemli sorunlarım:

Okullu hayata başlamamızla birlikte önceliklerimin değişmesi gerekti. Meğer ne sorunlar varmış da haberim yokmuş.

Çocuğunuzu devlet okuluna gönderecekseniz en büyük sorunlardan birisi yemek. Eğer okulunuzda yemek yoksa çocuğunuzun beslenme çantasını yanında göndermeniz gerekecek. Biz bayağı bir uğraşmış ama sonunda bir sistem oturtmuştuk.

Çocuğunu devlet okuluna göndermeyi düşünen velilerin en büyük tedirginlik yaşadığı noktalardan biri de okulların imkan(sızlık)ları… Evet, MEB, devlet okullarına üvey evlat muamelesi yapıyor. Evet, devlet okulları özel okullar kadar geniş imkanlara sahip değiller… Peki özel okulları bu kadar geniş imkana sahip olmalılar mı? Spor salonundan, laboratuvardan bahsetmiyorum. Bir çocuk okula gittiğinde her türlü aktiviteyle sarılıp sarmalanmalı mı? Şart mı?

Devlet okulu ya da özel okul, fark etmez, bir diğer sorun servis. Okulların çoğunun anlaşmalı olduğu şirketlerin kullandıkları araçlarda çocuk kemeri yok. Ya çocuğunuzu oto koltuğuyla seyahat ettireceksiniz (ki imkansıza yakın zorlukta bu) ya da servisteki kemerlerin çocuklara takılabilir olması için baskı yapacaksınız. Bu konu sizin için öncelik taşımıyor mu? O halde hareket eden bir aracın içinde çocuğunuzu sabitlemediğiniz zaman herhangi bir kazada onu 3. kattan aşağı atmakla eşdeğer bir risk aldığınızı unutmayın.

Yine özel ya da devlet fark etmeyen bir başka sorun alanı ödev. Kolay değil ödev yap(tır)mak. Küçücük bir çocuğu masa başına oturtmak, onu sorumluluk almaya zorlamak… Zorlamakla olacak işler değil bunlar. Olmuyor da zaten. Ödevin gerekliliği, işe yararlılığı bile tartışılırken üstelik.

Türkiye çok çarpık bir ülke. Çarpıklıklar üzerine inşa edilmiş her şey. Mikado oyunu gibi, bir çubuğu çekerken hepsi dağılıyor. Yapacak tek şey çocuklarımıza sahip çıkıp onları korumaya çalışmak, elimizden geldiğince… Acı ama gerçek.

Öte yandan bundan üç sene önceki okul gündemimle şimdiki gündemim çok farklı artık benim. Çocuğumun okulda minimum (olumsuz) etkilenmesi tek dileğim. Bu sadece milli eğitim sisteminin çivisi çıkmışlığından da değil üstelik. Kitlesel eğitimi ve hatta okullaşmayı bile sorguladığım bir dönemdeyim.

Hayat, okulda öğretilenlerden çok daha fazla. Bu gerçeği fark etmem için çocuğumun okula başlaması gerekiyormuş meğer… Okul müessesesinden olan beklentilerimi düşürünce sistemi daha az ciddiye almaya başladım. Ne de olsa ‘malzeme bu.’

Tabii ki milli eğitim sistemsizliğimizin getirdiği çarpıklıklar bunun dışında… Çocuklarımızı deneme tahtası zannedenlerin evlerini ateşler salsın, falan filan…

13 yorum

  1. Ne devlet okulu ne özel okul tek diyebilecegim çocuklarımızın geleceğinden fazlasıyla endişeliyim 🙁

  2. Derin’i anaokuluna mi veriyorsunuz bu sene? Eymen derin’den 4 ay büyük oldugu halde bu sene yine kreşe veriyorum ben. Seneye anaokulu…

    • Yuva-kreş-anaokulu, ben hepsini karıştırıyorum. Geçen sene yuvaya gitti. Bu sene onun bir büyüğüne gidecek işte…

  3. Benim kızım mecburi sebeplerden dolayı özel okula gidiyor. Bu sene 2. sınıfa başlayacak. Eğitim-öğretimden özel okulda olmasına rağmen hiç bir beklentim yok. Gelecekte onun için istediklerim iyi bir meslek sahibi olması değil de, geleceğe sağlıkla ve güvenle ulaşabilmesi..

  4. Çok güzel yazmış ve özetlemişsiniz sistemimizi tebrikler. Maalesef ülkemizde böyle. Aslında diğer ülkeler eğitimi daha bebekken vermeye başlıyorlar. İleride çocuğun daha rahat anlayabilmesi ve gelişebilmesi için. Çok araştırdık eşimle. Oğlumuz 2,5 yaşında ve şuan Allah a şükür öğrenme yetisi ve motor becerileri çok kuvvetli. 9. aydan itibaren Kindyroo programına devam ediyor. Bu süreçte oğlumuzun vesilesi ile herkesin yararlanabilmesi için bizde İstanbul Kartal şubesini açtık ve gerçekten yararlı olduğunun bizzat şahidi olduk. Oğlumuz hala devam ediyor ve 5 yaşına kadar da devam edecek inşallah. Erken eğitim evet önemli ama mutlaka ebeveynlerin bilinçli davranarak ve araştırarak erken eğitime başlatmaları gerekiyor çocuklarını. Unutmamalıyız algının ve gelişimin en çok açık olduğu ve ilerideki hayatını geliştiren yaşlar 0-3 yaş.

  5. Özel yada devlet hiç farketmez önemli olan çocuğun okuldan ne denli uzak durduğu ve desenformasyondan ne kadar uzak tutabildiğinizdir. Bu ülkede okulun zararlarından ne kadar onları korursanız başarılısınızdır ve evet bunun için ebebeyn olarak bizler ekstra çaba sarfetmek zorundayız.

  6. Elif,kesinlikle okullaşmayı sorguluyorum ben de,oğlum 2,5 yaşında.Homeschooling yapmak için ülke değiştirmek gibi şeyler bile geliyor aklıma.Finlandiya eğitim sistemi sanırım son tahlilde dünyadaki en çocuk dostu sistem.16 yaşına kadar sınav yok,ödev yok.Bu ödevden tiksiniyorum mesela,diyorum ki ‘istedikleri kadar versinler,istemiyorsa yapmasın oğlum’,ama kazın ayağı öyle olmayacak tabi.Nasıl yapıyorsun bu ödev olayını Deniz’de?Hepsini yapıyor mu,hepsini yapmasını istiyor-bekliyor musun,yapmasa da olur birazını diyebiliyor musun?Merak ettim.
    Sevgiler

    • Biz çok şanslıyız Duygu, ödevi etüt zamanında bitirten bir öğretmeni var Deniz’in. Hafta arası eve ödev getirmiyorlar, hafta sonu da çok az veriyor. Daha fazlasını bu yaştaki bir çocuk için gerekli görmüyor. Dolayısıyla bu sorunu yaşamıyoruz. Sonrasında ne olur, bilmiyorum.

  7. Benim kızımda 2008 Aralık 23 doğumlu neyapıcağımı bilmiyorum ana okullumu 1sınıfmı kararsızım ana okulluna giderse 1 yılı boşamı gider bu sene gönderirsemde küçük napıcamı bilmiyorummmm

  8. ben de endişeliyim, imkanı olan başka ülkede okutsun diyorum bunun dışında kafaya koyan ev okulu yapanlar var, geriye devlet okulu da iyi bir seçenek olarak kalıyor çünkü bedava, zaten eğitim kalitesi çok düşük bir de üstüne para vermek istemem, okul iyidir bazen ama iyi okul iyidir, ben kızımın kreşinden çok memnunum, doğmadan önceden belliydi zaten bulunduğum yerde gerçek 1 tane okul var o da o, lakin ilkokulu yok, devamı başka ülkede umuyoruz.

  9. Elif’cim, bizde aynı kaygılar ile adım adım izinizden geliyoruz… Özeli, devleti, hiçbiri olmayacak kendi alternatifimizi yaratmalıyız diye o kadar çabadan sonra Mira’yı en yakın devlet okuluna verme noktasına gelmiş bulunmaktayız. Okuldan en az hasarla çıkmasından başka bir beklentim yok ama bunun bile büyük mücadele gerektireceğini düşündükçe tüylerim diken diken oluyor.

  10. Merhaba,
    Hala küçük fındığım olmasına rağmen hepinizinkinden büyük benim kızım. Bu yıl 4.sınıfı bitirdi. Hala ilkokul öğrencisi olması gerekirken zorunlu ortaokullu oldu. İyi olduğu söylenen bir devlet okulunda okudu. Bunca zaman okulla ilgili tecrübe ve algılarım sadece hislerden ibaretti, şimdi sizin yazdıklarınızı okuyunca hislerim derli toplu düşünceler oldu. Evet maalesef çocukların gitmesinin zorunlu olduğu okul aynı zamanda en çok zararı görebilecekleri kurum. Ama ben kendi tecrübelerime dayanarak söylüyorum evdeki eğitim sisteminiz sağlamsa ve çocuğunuza verdiğiniz mesajlar yeterince samimiyse çocuğunuz zarar görmüyor. Samimiyetiniz en önemli nokta çünkü çocuk sizin samimiyetsizliğinizi iliklerine kadar hissediyor. O’na sırf okulda sorun yaşamasın diye inanmadığınız bir mesajı asla vermeyin. İnanmadığı veya haksız bulduğu bir uygulamaya kural koyucunun gururunu incitmeden eleştirmeyi ve itiraz etmeyi öğretin. Bunu sizi yapmaya kakışmayın, bu O’nun kendi görevi. Bir de okul kurumunu oluşturan bileşenlerin en önemlisi, nihayetinde insanlar, öğretmenler, sizin kontrol edemeyeceğiniz bir makine değil, sıkıntı duyduğunuz zaman gidin öğretmeniyle konuşun, öğretmen veli ilişkisi başlangıçta hep karşılıklı önyargılarla başlıyor, siz bu önyargılarla inatlaşın, kırana kadar öğretmene kendinizi ifade etmeye çalışın, O’na çocuğuna ayrıcalıklı davranılmasını isteyen mızmız bir veli olmadığınızı ispatlayana kadar uğraşın, sonunda başarılıyor güvenin bana. Ortaokul kararımız yine devletten yana olacak. Neyse ki e-devletin kaydettiği okul yine çok iyi olduğu söylenen bir okul. Okula gittim, gördüm, fiziki şartlarını beğendim. Görüşme yaptığımız okul müdürüne aslında aklımızın bir köşesinde özel okul fikrimizin de olduğunu söylemiş bulundum. Devlet okulu konusunda gözüne pek istekli görünmedim sanırım ki ayrılırken ‘bir ara mutlaka öğrenciyi de getirin, ben O’nu burada kalmaya ikna edeceğim, benim sizin gibi çocuklarıyla yakından ilgili velilere ihtiyacım var’ dedi. Maddi anlamda hiç bir beklentisi olmadığı halde kayıt konusundaki bu motivasyonu da açıkçası beni çok umutlandırdı. Herkese başarılı bir yıl diliyorum.

  11. Elif, ne kadar doğru yazmışsın. Ege henüz 1 yaşında ama beni de bu dertler aldı, hangi okula gidecek, nasıl olacak, servisti, bilmemneydi….

    Türk eğitim sistemiyle ilgili ne kadar çarpıklıklar olduğu ortada. Özgür Bolat’ı seviyorum, hep araştırmalarla deneylerle açıklıyor bizim hislerimizle açıklamaya çalıştıklarımızı. Çok güzel anlatmış yine şu yazısında, paylaşmak istedim:
    http://sosyal.hurriyet.com.tr/Yazar/181/ozgur-Bolat/50639/Okullarda-neden-ogrenme-olmuyor

    Bir de demiş ki, “Kısacası, biz aptal değiliz, sadece çok kötü eğitiliyoruz. İşin acı tarafı, bunu dert edinen siyasetçi de yok”. Yazının tamamı için buraya bakabilirsiniz.
    http://sosyal.hurriyet.com.tr/Yazar/181/ozgur-Bolat/31818/Turk-insani-aptal-mi

    Ooofff of ne yapacağız?! Elimizden ne gelebilir?…İnan bunu düşünüyorum hamileliğimden beri.. (Senin için erken demeyin, valla göz açıp kapayıncaya kadar geçiyor zaman)