4 Yorum

Sanem’in Gebelik Günlüğü, 25. hafta

Sanem’in Gebelik Günlüğü devam ediyor. 

Sanem’in tüm yazılarını buradan okuyabilirsiniz.

***

Boşuna dememişler “Ne söylediğine dikkat et! Bir gün gerçek olur,” diye. Geçtiğimiz haftalarda hamileliğin getirdiği duygusal yükten yine duygusal bir şekilde aşırı bunalmişken dedim ki kendi kendime “Keşke fızıksel sıkıntım olsaydı da duygusal sıkıntım olmasaydı.” Mide bulantısı, yorgunluk gibi düşünmüştüm o an. Daha kolay başedilir şeyler gibi gelmişti. Sonra unuttum içimden geçeni.

Sanem25

Pazar günü, gündüz hafif hafif midemde hoşnutsuzluk başladı. ‘Yediklerim dokundu herhalde’ dedim. Akşam hafiften karın ağrısına dönmeye başladı. Çok rahatsız etmediği için pek üstünde durmadım ama kendimi de dinlemeye başladım. Sonra Efe uyudu aradan bir iki saat geçti derken karnımdaki ağrılar arttı. Karnımın tam ortasına düzenli aralıklarla gelen kramplar acaba dedirtti bana. Bunlar “Braxton Hicks” olabilir mi? Daha fenası bu kadar düzenli olduğuna göre gerçek sancıya dönüyor olabilir mi? Olmayacak şeyler değil bunlar.

Yine de çok telaş etmeden ebenin bana verdiği gebeliğin 18. haftasından itibaren arayabileceğim “doğum hattı” diye kaydettiğim numarayı aradım. Gebelikle ilgili yaşadığınız her türlü acil sıkıntıda ve tabii ki doğum başladığında bu numarayı arıyorsunuz. Önceden aramalısınız ki sizi hastanede karşılayacak bir ebe olsun. Telefonda durumumu ebeye anlattım, hastaneye çağırdı hemen. İyi güzel de gece saat olmuş 01:00. Efe uyuyor. Ender’e “Sen bana taksi çağır, ben tek gideyim bari.” dedim. Zaten her şeyi kafaya takma potansiyelindeki bünyem yüzünden hastaneye tek başıma gitmek zorunda kalmayı da çok içerledim o an.

Hastanede ebe karşıladı beni. Önce sarı zarfımı sordu. Bu sarı zarf, şeker hastalarının cüzdanlarında taşıdığı kartlar gibi. Her an yanınızda bulunması tavsiye ediliyor. Acil bir durumda gerekli olabilecek gebelik bilgileri ve genel sağlık durumu bu sarı zarfın içindeki kağıtta yazıyor çünkü. Ebe sorana kadar aklıma bile gelmemişti. Efe’ye hamileyken değil hastaneye giderken unutmak kapının önünden ayırmazdım zarfı, her çıkışta çantama atayım diye. Bu gebeliğimi o kadar gebelikten uzak yaşıyorum ki aklıma bile gelmemiş. Buradan ileride inşallah bu yazıları okuyacak kızımdan huzurunuzda özür dilemek istiyorum. İçimde böyle güzel bir mucize varken olmadık şeyleri kendime dert ettiğim için.

Ebeye sadece “unuttum” diyebildim. Önce idrar örneği isteyip bakteri var mı diye test etti. Temiz çıktı. Tansiyon, ateş hepsi normal. Bebeğin kalp atışlarını kontrol etti. Her şey yolundaydı çok şükür. Sonra sancıların yerini göstermemi istedi. Sancıların yeri daha yukarıda. Doğum sancısı olsaydı daha aşağıda olurdu dedi. Evet ben de hatırlıyorum ama insan o an emin olamıyor. Sana bir doktor çağıralım dedi. Sonra acilden bir doktor geldi. Bu sefer ona anlattım bütün hikayeyi. Aralık ayında olduğum safra kesesi ameliyatından da bahsettim. İki ihtimal olabilir dedi. Ya karaciğerin tekrar taş yapıyor ya da bağırsak hareketlerindeki kasılmayı kramp olarak hissediyorsun. İkisinde de yapacak bir şey yok hamile olduğun için dedi.

Kramplar gerçekten çok şiddetliydi. O kadar ki Pazar gecesinden, Salı akşam saatlerine kadar devam etti.  Doktorun da önerisiyle hafif dozda bir ağrı kesici aldım. Almasaydım nasıl dayanırdım bilmiyorum. Şimdilik kramplar geçmiş gibi duruyor. Umarım taş değildir. Sadece bağırsak hareketlerimdeki bir aksamadır. Öyle ya da böyle bu bana iyi ders oldu. (Umarım)

  • Ne söylediğine dikkat et.
  • Her şeyi kafana takıp, her şeyi kendine zehir etme.

Perşembe günü gebeliğimin 25. hafta genel kontrolü için aile hekimimizi göreceğim. O zaten benim çevirimiçi dosyamda bu bilgileri görecektir. Bakalım ne diyecek.

Bu hafta böyle bir macera atlattık. Canım kızkardeşim, Sedenim çok korkmuş olmalı benim tekrar yatağa düşmemden, yarım saatte bir telefonumu bipletti nasıl oldum diye. Canım benim daha 12 yaşında ama psikolojik olarak süper destek oluyor. İleride Deren ve Efe’yle iyi bir üçlü olurlar inşallah. Hem çok yaş farkları olmayacak, hem de teyze anne yarısı demişler sonuçta.

Bu hafta böyle ufak bir maceradan sonra umarım  kalan haftalarım yine eski sakinliğinde ve fakat daha “az hassas” geçer.

Haftaya görüşmek üzere,

Sanem.

4 yorum

  1. oyy canım geçmiş olsun.. dua yerine geçmiş derler bizde de ağızdan çıkana dikkat etmek lazım.. ben 38.haftamdayım ama vdeki bıcırıkta hala alışsamadım sanki gebeliğe.. bitsin de istemiyorum her gören kg aldığım için iltifat yağdırıyor çünkü 🙂 sanki doğumu bn yapmıcam da gidince al bu bebek senin diyecekller o kadar alakasız kaldım bunda. tabi yaptıklarım aldıklarım var seviyorum oğlumu ama telaşelerden vakit kalmıyor hususi ilgiye öncekine nazaran.. inş sen daha az vicdan azabı çekersin bu konuda sevgiyle kal..

    • Merhaba Esra,
      Bu aralar muhtemelen ikinci bebegini kucagina almis olmalisin. Kolayliklar diliyorum ve yorum biraktigin icin tesekkur ederim Sevgiler..

  2. çok geçmiş olsun. pozitif düşünmek ve pozitif ruh hali karnındaki bebeğin ileride huzurlu bir bebek olması için çok önemli, öncelikle kendini iyi hissetmek ve stres atabilmek için eşinle bir beyin cimlastiği yapın. muhakkak bir şeyler çıkacaktır.
    bu ruh halinden kurtulman en hayırlısı bu aşamada. nazara da dikkat etmeli tabii dediğin gibi büyük konuşmamaya da 🙂 dua okumak da manevi anlamda rahatlık ve huzur verecektir.
    sevgiyle kal.
    dubleanne