15 Yorum

Şimdiki aklım olsa…

Teyze oluyorum ya ben hani, ha bire kız kardeşime akıl verirken buluyorum kendimi… Aşırıya kaçmamak için dilimi ısırıyorum bazen, ne de olsa ablası bile olsa sürekli ‘Şöyle yap, böyle yap’ denilmesinden sıkılır insan, özellikle de fikini sormadıysan karşındakinin…

İyisi mi dedim, ben ona bıkbıklanmaktansa buraya yazayım. Blogcu Anne okuru sana söylüyorum, Ece’ciğim sen anla misali… Okumak isteyen okur, isteyen istediği kadarını alır…

Şimdiki aklım olsa:

Hamileliğimin tadını çıkarırdım. Çok klişe değil mi? İnsan yaşadığı anın tadını kolay çıkaramıyor, hele de fiziksel ve ruhsal gelgitler arasında… Ama gerçek şu ki ilk hamileliğim kadar rahat, güzel, keyifli bir dönem geçirmemişim ben hayatımda…

İnsan kaç kere hamile kalırsa kalsın, ilkinin tadı bir başka. Neden? Çünkü sadece karnındakine karşı sorumlusun. Takip eden hamileliklerde hem karnındakine, hem dışarıda peşinden koşturduğuna karşı sorumlusun. Ve o var ya, aşırı zor. İkinci gebeliğimin nasıl geçtiğini anlamadığımda ilk altı ay geride kalmıştı.

Her uykum geldiğinde uyurdum. Hele o ilk üç ay var ya, ah öyle tatlı uyku hayatımda uyumuşluğum yok benim. Yahu sen ne diyorsun, evden çalıştığım dönemde, ofistekilerle telekonferans yaparken yatağın üzerine uzandıydım da 20 dakika uyuduydum ya! Ne dayanılmaz, ne şeker bir uyku hissiydi o öyle!

Doğuma güle oynaya giderdim. Hamileliğimi daha çok kutlar, ve hatta kutsar, anneliğe geçişimi törenlerle karşılardım. Bir kere anne oluyorsun (bilemedin iki, hadi bazıları üç).

Daha çok içime dönerdim. Kendimle daha çok yalnız kalır, kendimi ve bebeğimi dinlerdim. Hamile yogası yapmıştım ilk gebeliğimde ama adet yerini bulsun diye… Bu kez hakkını verirdim.

Blogları takip ederdim. Sadece BabyCenter’dan değil, diğer annelerin deneyimlerinden faydalanırdım (bunu o zamanlar yapmamamın sebebi blogların henüz çok fazla olmamasıydı aslında). Şimdi Ece bana mesaj atıyor, arıyor falan ‘Elif! Karnım yamuldu! Elif! Göbeğim kasıldı! Elif! Kasıklarıma ağrı girdi!’ Ona cevabım hep aynı: Blogcu Gebe‘ye bak yavrım, hepsini yaşamış ve yazmıştım ben bunların.  

Kendimi kimseyle karşılaştırmazdım. Hoş, benim etrafımda kendimi karşılaştıracak kimsem yoktu, hamile arkadaşım hiç yoktu, yapayalnızdım ben ilk gebeliğimde (bunu az da pekiştirirsem ağlayacağım). Ama olsaydı karşılaştırırdım kesin. Yapmayınız. Herkesin hamileliği farklı olduğu gibi aynı kadının tekrarlayan gebelikleri de farklı.

Kendime daha çok dikkat ederdim. ‘Aman canım, kaç kere hamile kalıyoruz sanki, sefam olsun’ diye önüme geleni yemezdim. Aldığım kiloları sonra nasıl vereceğimi gözümün önüne getirir, ağzıma attığım lokmayı iki kez düşünürdüm. Sporu (en azından yürüyüşü) gebeliğimin en önemli bir parçası haline getirirdim. (Bu anlamda Yase’den çok şey öğrendim)

Doğumdan hemen sonra karnımın eski haline dönmeyeceğini kendime hatırlatırdım. Böylelikle ‘E bebek çıktı, bu göbek niye?!’ diye bunalıma girmezdim.

Öte yandan, ‘Emziriyorum o halde yerim’ diyerek kendime normalde yemem gerekenden fazlasını yeme izni vermezdim. ‘Süt yapsın’ yalanlarına kanmazdım.

Uykusuzluğa hazırlanırdım. Ve hayır, ‘Bunlar daha iyi günlerin’ diyenlerden korkarak değil. Uykusuzluğun ciddi bir zorluk olduğunu kabul ederek.

Çok daha az ve öz alışveriş yapardım. Hem kendim, hem bebeğim için. Tipsiz gebe giysileri yerine bir iki temel parça (Bir elbise, bir yoga pantolonu…) ve normal kıyafetlerimle mümkün olduğunca idare etmeye çalışırdım.

Aynı az ve öz yaklaşımı bebeğim için de yapardım. Odasını daha da sade tutar, yer yatağı işini ciddiye alırdım. Pinterest’ten deli gibi faydalanırdım.

Önüme gelen her şeyi okumazdım. Ve hatta, bebekten sonra bayağı bir süre kendimi ister istemez bebek bakımı hakkında okurken bulacağımı göz önüne alarak, bir iki temel kaynak dışında kendimi edebiyata, romana verirdim. Şu listeyi bile kırpardım. Annelik Her Zaman Tozpembe Değil diye bi kitap varmış, çok güzelmiş, çok gerçekçiymiş; onu mutlaka okurdum.

Öte yandan, bazı konular hakkında bilgi sahibi olmak için doğumu beklemezdim. Emzirme ve ek gıdaya geçiş bence her anne adayının doğumdan önce mutlaka bilgilenmesi gereken konular, o konularda kendimi hazırlardım.

Daha serinkanlı olurdum. Bunun mümkün olmadığını biliyorum. Ama keşke…

Şimdi aklım olsa böyle yapardım. Öte yandan şimdiki aklım o zaman olsa, bugünkü ben olmazdım.

15 yorum

  1. valla Yaseyi takip edince nasil ya oluyorum. 10 senedir dogum kilolarini verememis bir anne olaraktan :)))))))))

  2. cuma günü 5 haftalık hamile olduğumu öğrendim sanırım artık kız kardeşiniz gibi bende bu siteden çıkış yapamayacağım

  3. Aynı şeyleri bende düşünüyorum hamileliğim aklıma geldikçe. Sizin gibi hamile arkadaşlarıma birşeyleri dikte etmeye çalışırken buluyorum. Sonra kendime kızıyorum gıcık olduğun şeyi başkasına niye yapıyorsun diye. Bu sefer taktik değişiyor, iyilikle yaklaşıyorum. Ben böyle yapardım ben bunu tercih etmezdim yine bık bıklarken buluyorum 😀

  4. Çok güzel bir yazı olmuş sevgili Elif. Kesinlikle her cümlesine katılıyorum. Ben de ilk hamileliğimde hepsini yaptım ve zaman zaman aklıma geldiğinde keşke diyorum. ama insan yaşamadan bilemiyor elbette. Hamilelik tam bir prenseslik dönemi oluyor değil mi? Oğlumun doğumunu bekleyerek sabırsızlanmak yerine keşke daha çok tadını çıkarsaydım hamileliğin.. ben de ikinci çocuk için zaman zaman düşünüyorum. ama biliyorum ne hamileliğimi ne de bebeğimin yenidoğan hallerini doyasıya yaşayamayacağım…

  5. bu yazıyı okuyunca mutlu oldum, yazılanların en az yüzde doksanını yapmış biri olarak 🙂 zaten ikiz doğurdum, belki ilk ve tek gebeliğim olacak, okudukça yapmadım diye pişmanlık hissetseydim kötü olurdu şimdi ne yalan söyleyim 🙂
    iki tane bebek çıktıktan sonra bile kocaman göbek kaldı, spor yapsam dengeli beslensem bile. ama şu an doğum öncesi kilomdayım. tek de olsa ikiz de olsa bebekle uğraşmak, emzirme-süt verme-sağma derken hele de çalışan anne olup işe dönünce kilo milo kalmıyor yoğunluktan. kimseyi üzmemek lazım bu konu hakkında.
    sevgiler.

  6. Bebeğinde süt alerjisi çıkmasına rağmen tüm süt ve süt ürünlerini yemeyi 14 ay kesmiş ve bebeğini 28 ay emzirmiş bir anne olarak, emzirme konusunda en pozitif ve ulaşılabilir kaynağı okumasını önerirdim. http://www.lllturkiye.org/

    Sütü olmayanların çaresi yok, o ayrı. Ama olanların emzirmek için desteğe ihtiyaçları var. Zaman zaman motivasyon düşse de şunu unutmamalıyız, kendi sütüm dururken neden başka hayvanın sütünü vereyim?

    Not: Kızımın süt alerjisi geçti, ama hala inek/keçi sütü vermiş değilim, peynir, tereyağ, yoğurt ve ayran tükettiği sürece süt içmesinin hiç önemi yok.

  7. Mesaj alındı şeker 🙂

  8. Ozellikle yazinin ilk kismindan kendime pay cikariyorum 🙂

  9. Şimdiki aklım olsa diye başlayan bir cümle kuracak olsam noktayı hiç getiremezdim herhalde…Hamilelik dönemi olarak konuyu sınırlarsam o başka çok şükür fena değildi ama hamilelik yogası yapsam iyi olurdu herhalde..Güzel yazı olmuş elinize sağlık..

  10. Yazini okurken aklima sezen geldi 😉 o da hep bana soyle yap boyle yapma der.bazen kizarim, bazen anlarim onu. Ama insanin elinde olmuyor inanin. Aslinda keyifli bir hamilelik geciriyorum ama yine de kizimi kucagima aldigimda cuvallarim gibi geliyor. 😉 bir de karin meselesu var tabii ne zaman gider o karin? Korse takmalimiyim? 😉

  11. herkes yasıyordur bu duyguları sanırım.güzel yazı olmus elinize saglık

  12. Çok sevdim ben blogcu teyzeyi 🙂
    Çok iyi bir teyze olacak gibi geldi bana …

  13. ahhh blogcuanne ben yazdıklarının hepsini yaptım çok çok mutluyum ve içim çook rahat, yapamayanlara güzel bir guide yazısı olmuş, şimdiki aklım olsa gene kendiminki gibi mükemmel bi gebelik geçirirdim hiç pişmanlığım yok çok mutluyum

  14. sanırım kendini seven kendini düşünen her kadın bunları yapıyordur ben de yapıyorum çok güzel yazı, eşlerimizi ve aşkımızı unutmamak lazım, onlar da çok önemli iyiki varlar bizim kadar becerikli babalar da 🙂