7 Yorum

Tatile giderken oto koltuğunu ne yapmalı?

Çocuğunuzla tatile gideceğiniz zaman -gittiğiniz yerde arabayla hareket edecekseniz- en büyük düşünce balonlarından biri: Oto koltuğunu yanında götürmek mi, yoksa gittiğin yerde kiralamak mı?

Biz de Temmuz’da gerçekleştirdiğimiz Amerika seyahati öncesinde bu git-geli yaşadık.

Benim çocukları oto koltuksuz seyahat ettirmek gibi bir alışkanlığım yok. Ki Amerika’da oto koltuksuz seyahat etmek gibi bir alternatif zaten yok. Üç hafta boyunca çocukları okula getirip götürüp, hafta sonları uzak mesafelere gideceğimizden oto koltuğu ayarlamamız şarttı. Ve bunun için üç alternatifimiz vardı:

  1. Araba kiralama şirketinden, arabayla birlikte oto koltuğu kiralamak
  2. Bağımsız şirketlerden ya da internette ilan veren şahıslardan oto koltuğu kiralamak
  3. Kendi oto koltuğunuzu götürmek

Geçmişte ilk iki alternatifi de denemiştik. Ancak o zamanlar tek bir oto koltuğuna ihtiyacımız olmuştu; çünkü ya tek çocukluyduk, ya da ikinci çocuğumuz çok küçük olduğundan ana kucağındaydı ve ve yanımızda onu götürmüş, arabada da onu kullanmıştık.

Her iki alternatifte de çok ciddi şikayetlerimiz olmamasına rağmen yüzde yüz memnun kalmamıştık tecrübelerimizden, şöyle ki:

  1. Araba kiralama şirketi size söz de verse yemin de etse vardığınız noktada oto koltuğu olmayabiliyor. Siz de onca saatlik uçuş ve yorgunluğun üzerine nurtopu gibi bir krizle karşı karşıya kalabiliyorsunuz.
  2. Verdikleri koltuklar ”Her müşteriden sonra temizletiyoruz” demelerine rağmen kirli çıkabiliyor. Kurumuş mama artığı (ya da kusmuk???) temizlediğimi bilirim.
  3. Her ne kadar size çalışır durumda ve güvenli koltuklar vereceklerini vaad etseler de bunun da garantisi yok. Kiraladığınız oto koltuğunun daha önce bir kazaya dahil olup olmadığını bilemiyorsunuz.

Durum bu olunca bir süre ne yapacağımı düşündüm durdum. Biraz sordum (Facebook’ta), biraz soruşturdum (Consumer Reports’taki şu -İngilizce- yazı). En nihayetinde bu sefer bir değil iki koltuğa ihtiyacımız olacağından ve kiralama masrafı da ikiye katlanacağından (tanesi için günde 10 dolardan başlayarak üç buçuk hafta için ciddi bir rakam) gözümüzü karartıp kendi koltuklarımızı yanımızda götürmeye karar verdik.

Gözümüzü karartma kısmı da şu sebeplerle gerçekleşti:

  1. Oto koltuğu doğası itibarıyla eline çanta gibi takıp taşıyabileceğin bir şey değil. Bizim Kiddy’ler ağırlık olarak fazla tutmasa da (her biri yaklaşık 7 kilo), iki çocuk, bir sürü valiz ve çantayla birlikte iki de oto koltuğunu arabadan havaalana kadar ve havaalanının içinde taşımak sıkıntı olabilir (Neyse ki uygulamada sandığımdan çok daha kolay oldu)
  2. Oto koltuklarını kabin içine almayıp kargo bölümüne vermeniz halinde zarar gelebilir (ki yepyeni koltuklar için istediğim en son şeydi)
  3. Oto koltuklarının valiz kontenjanından sayılması halinde yanımıza alacağımız parça sayısı kısıtlanabilir ya da fazla bagaj için ödeme yapmamız gerekebilir (bunun için farklı havayollarının hatta farklı havaalanlarının farklı uygulamaları var)

Bizim Kiddy’lerin bir özelliği de uçak içinde koltuğa monte edilebilmek üzere yapılmış olmaları aslında… Yani koltukları kabinin içine alıp, yolcu koltuğunun üzerine monte etmemiz de mümkün olacak idi, eğer uçağın modelini bilebilseydik. Ama bunlar çok bulanık konular; uçak eskidir, yok efendim koltuk şöyledir, ona uymaz falan filan diyerek, bir de eğer blok halinde koltuk verirlerse çocuklar uzun yolda koltuklara uzanarak uyuyacaklar diye düşünerek oto koltuklarını aşağıya, kargo kısmına vermeye karar verdik.

Sonunda ‘Neyse ne’ dedik, valizlerimizi hazırladık, çıktık yola.

Frankfurt üzerinden San Francisco’ya uzanan uçuşumuzun İstanbul çıkışı THY ileydi. Kontuara gittik, dedik ”Böyle böyle, bizim pusetimiz yok ama iki tane oto koltuğumuz var”, ‘T’amam” dediler, koltukları aldılar, kocaman kalın plastik torbalarla paketleyip aşağıya verdiler ve bagaj parçası olarak saymadılar. Ancak dönüş için emin konuşamadılar, ”Her havaalanının uygulaması farklı” dediler, dönüşte tekrar teyit ettirmemizi istediler.

THY bu tür konularda çok daha yardımcı ve hazırlıklı. Bize verdikleri poşetler aslında pusetleri kargoya koyarken de kullanabileceğiniz büyüklük ve sağlamlıktaydı. İçinde ne olduğu göründüğü için kimsenin fırlatmayacağı, üzerine dökülen herhangi bir sıvıyı (yağmur?) sızdırmayacak kalınlıktaydı. Öyle ki, San Francisco’ya inip bagajları aldığımızda torbaları yırtmadan açtık, dönüşte kullanmak üzere… (Kim bilebilirdi ki dönüşte tam arabaya binmeden onları bagajdan çıkarıp geri koymayı unutacaktık? Hala yanıyorum o güzelim torbalara…)

Az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik. Okyanusları aştık (cidden) ve toplamda 20 saate yakın süren bir yolculuktan sonra San Francisco’ya indiğimizde Kiddy’lerimiz bizi hazır ve de nazır bir şekilde bekliyordu. Sorunsuz bir şekilde aldık, arabamızı kiraladık ve monte ettik. (Ve bu fotoğrafı çektikten sonra üçümüz de horlamaya başladık!)

Üç hafta boyunca başka bir arabada ama kendi koltuklarımızla ziv ziv gezdik. Bu süreçte bir de sürpriz oldu, Derin güvenlik yastığını geride bıraktı. Aslında kilo olarak tam sınırdaydı ve kullanması çok da şart değildi. Arabada seyahat sırasında ”aşırı aşırısı” güvenlik takıntısı olan bir insan olarak ”Aman çocuğum, sen tak da ne olur ne olmaz” derken ben, bir de baktım ki sen Doğan emniyet kemerini güvenlik yastığı olmadan bağla, ”Ahan da bak çocuğun boynuna gelmiyor, gayet güvenli bir şekilde omzundan geçiyor, gel takmayalım artık şunu” de… İtiraz edecek durumum yoktu, haklıydı, Derin boy ve kilo olarak güvenlik yastığı olmadan seyahat etmeye hazırdı artık.

Derin güvenlik yastığından mezun olunca bir mutlu oldu, bir sevindi. Artık pencereyi yetişebiliyor ve dahası, araba durduğunda emniyet kemerini kendisi açabiliyor. Giderken açmaması gerektiğini anlayabileceği bir yaşta olduğundan sorun yaşamadık, ancak ne olur ne olmaz, emniyet kemerini açarsa ya da koltuğundan sürekli sarkmaya kalkarsa güvenlik yastığını geri koymak zorunda kalacağımıza dair bir hatırlatma (!) yapmaktan da çekinmedik.

Burada bir not: Güvenlik yastığı ile ilgili daha önce sahip olduğum endişelerim Kiddy’nin Guardianfixpro 2 modelini kullanmaya başladıktan sonra kalmadı. Aşırı bir terletme yapmadı Derin’de… Ve hatta elindeki arabalarını koyabilmesi, uyuduğu zaman başını yaslayabilmesi açısından da işine yaradı.

Onun da ötesinde, güvenlik yastığının 5-nokta emniyet kemerine göre bir nebze daha güvenli olduğunu düşünmeye başladım. Darbe anında koruma açısından değil belki, ancak kaza anında arabaya müdahale edenlerin çocuğu çıkarabilmesi açısından… Çünkü 5-nokta güvenlik sistemindekindeki gibi kollarını tek tek şeritlerden geçirmek yerine çocuğu oturtup güvenlik yastığını kemerle birlikte bağlıyorsunuz üzerinden. Kemeri çözer çözmez (ki yastık olduğunda çocuk kemere yetişemiyor) çocuk serbest kalıyor. Dedim ya, bunlar benim takıntılarım da olabilir, ancak endişelenmek konusunda haklı sebeplerim olduğundan böyle durumlarda hep en kötüsünü düşünüyorum ben…

photo (7)

Dönüşümüz de kolaydı. San Francisco’dan Lufthansa ile Münih aktarmalı uçacaktık ve sorunsuz geçti her şey. Oto koltuklarını bagajdan saymadılar, biz de boş yere üç valize sıkıştığımızla (ve yerimiz yok diye caanım California şaraplarından almadığımızla) kaldık. Hatta korkumuzdan koltukların ikisini altlı üstlü birbirine sarmış, tek parça haline getirmiştik, ancak Lufthansa’nın poşetleri küçük olunca ikisi tek bir poşete sığmadı. Ayrı ayrı poşetlediler, valiz hakkımızdan da saymadılar. Ancak yine de bu uygulamanın her havaalanına göre değiştiğini eklediler. Anladığım kadarıyla biraz uçağın doluluk oranına, biraz da kontuardaki görevlinin inisiyatifine göre değişiyor bu uygulama…

Kıssadan hisse: Uzun süreli bir seyahate çıkacak ve gittiğiniz yerde oto koltuğu kullanacaksanız alternatiflerinizi iyi araştırın. İlk etapta fazla yük ve operasyonmuş gibi görünse de kendi oto koltuğunuzu, gerekirse valiz hakkınızdan feragat ederek -o mümkün değilse ekstra bagaj ücreti ödeyerek- yanınızda götürmeniz en ucuz, en temiz ve en güvenli alternatif olabilir.

 

Kiddy

Bu yazı, bebek ve çocuklar için seyahat ürünleri üreten Kiddy’nin desteği ile yayınlanmıştır. Kiddy ile Seyahat Güvenliği yazılarının tamamını buradan okuyabilirsiniz. Kiddy ürünlerini websitesinden inceleyebilir; FacebookTwitterInstagram ve Pinterest hesaplarını takibe alabilirsiniz.

7 yorum

  1. Biz de tam böyle yapmıştık.

  2. Guvenlikle ilgili bir yazi oldugu icin belirtmek istedim, yorgun araba kullanmak alkollu araba kullanmakla esdeger. Baska ulkeleri bilmiyorum ama Kanada’ da kanunlar bunu artik cezalandiriyor. Istanbul San Francisco uctuktan sonra umarim arabayi kullanan esiniz degildi 🙁

    • Kesinlikle, yorgun ve uykusuz araba kullanmanın en az alkollü araba kullanmak kadar tehlikeli olduğunu biliyorum.

      Bu sebeple de eşimin uçakta uyumasına fırsat vermiştik. Benim kullanmam söz konusu bile olamazdı, o 45 dakikayı nasıl gittiğimi bilmiyorum.

  3. 1 hafta sonra biz de 2.5 yaşında kızımızla California’dan Türkiye’ye geliyoruz. Otokoltuğu taşımak en büyük kabuslarımdan biri. Geçen sene sorunsuz taşımış olsak da, yine de stres yapıyorum o kadar eşya + otokoltuğu gözümde nasıl büyüyor! Ama mecbur taşıyacağız, Türkiye’de otokoltuksuz seyahatı düşünemiyorum bile! Uluslararası uçuşta neyse de, bir de Ist- Adana arası olayı var, bakalım. Türkiye içi de rahat geçmesini diiyorum…

  4. Anladim. Yine de ucakta uyumak normal bir gece uykusuyla esdeger degil. Bir de jetlag etkisi var, uyusaniz da uyumasanizda. Guvenlik konusunda hassatiyetinizi biliyorum, o yuzden bu yorumu okuyan bir kisi bile uzun yol ucak seyahatine ciktiginda planlarini degistirse kar.

  5. Cok aydinlatici bir yazi olmus, tesekkurler. Ben de her seyahat oncesi bu konuyu dusunuyorum ve ekstra baston puset de tasidigimiz icin vazgeciyorum. Artik puset yasi gecmeye basladi. Onun yerine saglam saglam kendi oto koltugumuzu tasiriz.

  6. ben ucuz bir kıoltuk satın almıştım gittiğim yerden aynı fiyata gelmişti taşımak da iyi fikir uzun süreli uzak yolculuklarda tabi.