8 Yorum

Siber akran zorbalığı

Bundan bir süre önce çocukların bir fotoğrafını çekmiştim: İkisi de oyuncaklarına sarılmış uyuyorlardı.

Fotoğrafı kendim için çekmiştim. Çok beğendiğimden, telefonumun duvar kağıdı yapmıştım.

Çocukların bir arkadaşlarına oturmaya gittiğimiz bir gün, arkadaşlarından biri telefonumu eline alıp da düğmesine basınca fotoğrafı gördü. Fotoğrafı görünce ”Ahahahaa hala oyuncakla uyuyor!” diye alay etmeye başladılar bizimkiyle…

Bu olay ona çok koydu. Bana ”Anne sana aşk olsun” diyen bakışını hiç unutmuyorum. Hala ”Anne sakın uyurken fotoğrafımı çekme” diyor. ”Oğlum, yavrum, o fotoğrafları kimseye göstermiyorum’‘ demem kar etmiyor. Hatırlayıp içleniyor.

Akran zorbalığı çok ciddi bir dert. Kendimle ilgili hatırladığım ilk ciddi zorbalık vakası yazlıkta bir çocuğun bisikletime kola dökmesiydi. Hala sahne sahne hatırlıyorum o bir şişe kolayı gözlerimin önünde bisikletime boca edişini… Hatırladıkça öfke doluyor içim, acıyor. Çok canım yanmıştı, çok küçük düşmüştüm. Aslında düşmemiştim ama öyle hissetmiştim.

Ebeveynlik söz konusu olunca ”Bizim zamanımızda” ile başlayan cümlelerin ardı arkası kesilmiyor.. Ama herhalde hiçbir şey bu internet ve sosyal medya kadar bizim zamanımızdakinden farklı olmamıştı. İnternetin, evlerde bilgisayarların olmadığı zamanlardan sosyal medya üzerinden kan bulunduğu, arkadaşlıkların kurulduğu, sosyal kampanyalar düzenlendiği, direniş yapıldığı günlere geldik. Bütün bunlar bize çok yeni… Her ne kadar sosyal medyayla yatıp kalksak da yabancı sularda yüzüyoruz aslında… Çok fazla bilmediğimiz alan, kör noktalarımız var…

Çocuklarımızı nasıl etkileyecek bütün bunlar, çok merak ediyorum. Bundan aylar önce Teknolojik Anneler‘in düzenlediği bir ”Internette Güvenlik” seminerine katılmıştım. Çok değişik bir bakış açısı sunmuşlardı. Düşündürtmüştü.

BlogHer’de de benzer konulara değinildi. Paylaşılan her şeyin ama her şeyin -silinse bile- iz bıraktığı, özellikle çocuklarla ilgili paylaşımlar yaparken çok dikkatli olunması gerektiğinin altı çizildi. Bugün ”Çok şirin” diye koyduğunuz çocuğunuzun videosu yarın öbür gün okulda sorun yaşadığı bir zorba çocuk tarafından kullanılabilir. Dikkatli olunmalı.

Sosyal medyada bir linç kültürü var. En hatırlanası örneklerden birini Gezi zamanında Memet Ali Alabora’ya yapılırken gördük. Hakkında söylenenler çok, çok korkunçtu. Çok kötü insanlar var dünyada, ve dolayısıyla sosyal medyada…

Bu linç kültüründen ben de payıma düşeni aldım. Ramazanda kahve fotoğrafı paylaştım diye, şarap içtiğimi saklamadım diye işitmediğim hakaret kalmadı. Çok zevkli olduğunu söyleyemeyeceğim, ancak herkesin edebi adabı kendine, ne yapayım…

Bu linç olayının daha dar bir boyutu sosyal medyada grup olarak takip ettiğim kitlelerden biri olan anneler arasında gerçekleşiyor bazen. Zaman zaman genişleyip daralan gruplar tarafından birileri hedef tahtası seçiliyor ve alaya alınıyor. Sebebinin ne olduğu önemli olmuyor, çok da fark etmiyor belki de, ancak bir şekilde o anda grupla örtüşmeyen ya da gruptan farklı bir duruş sergileyen birisi adeta ortaya alınıyor ve top döndürülür gibi konuşuluyor hakkında… Ondan saklama gereği duyulmadan, tam tersi, duyuracak şekilde…

Bu bana biraz Amerikan filmlerindeki gördüğümüz, liseli kızlar arasındaki çekişmeleri hatırlatıyor. Kendi hayatımdan örnek veremiyorum çünkü okul çağında bizde böyle şeyler yoktu. Aslında düşününce, vardı… Benim arkadaş grubumda değil ancak küçük sınıftaki bir kızın başına gelmişti. O zamanlar fark etmemiştim, ne kadar zorlanmıştır kim bilir…

Bu olay sadece annelere özgü müdür, bilmiyorum. Takip ettiğim en büyük kitle anneler olduğundan rast geliyorum. Belki başka kümeler arasında da böyle gruplaşmalar, atışmalar vardır. Gazeteciler, bir başkasının yaptığı habercilik üzerinden, seyahat blog yazarları kendi gitmediği yere giden birisi için benzer tavırlarda bulunuyordur belki, bilmem…  ”Her şey insanlar için” derdi babaannem.

Anne olduğu için kimsenin dokunulmazlığı yok elbette, anne olduğun için kusursuz bir insan da olmuyorsun sonuçta… Nasıl bir insansan öyle de anne oluyorsun. Ama çocuk yetiştiren insanların, bir başkasını aleni şekilde alaya alması, onu herkesin önünde çekinmeden küçük düşürmesi, o insanların yetiştirdiği çocukların nasıl yetişkinler olacağını düşündürtüyor bana… Ben çocuğuma parkta gördüğü bir çocuk gözlüklü diye, kilolu diye, farklı diye hiçbir şekilde farklı muamele yapmamasını öğretirken bunun çocuk yetiştiren insanlar tarafından bizzat yapılıyor olması beni endişelendiriyor.

OnlineAnne’nin şu yazısı siber zorbalığı çok güzel anlatmış. İyi bir başlangıç noktası. Hepimizin kendimizi eğitmesi gereken, gerek kendi adımıza, gerek çocuklarımızla ilgili -gerekse başkalarını düşünerek- paylaşımlar yaparken aklımızda bulundurmamız gereken konular… Bilgilenmemiz, hazırlanmamız gereken şeyler bunlar… Çünkü kimse yarın öbür gün çocuğunun böyle bir muameleye tabi tutulmayacağının garantisini veremez.

Çünkü görünen o ki, ”akran zorbalığı” denilen şeyin üst yaş sınırı olmadığı gibi siber alemde kendine yer buluyor ve hatta oradan güç alıyor.

8 yorum

  1. Bu bahsettiginiz anneler arası olan duruma benzer durumlar malesef iş yerlerinde cok daha acımasız bi forma burunuyor…insanlar kendilerinden farklı dusunenleri cok kolay ortaya alıp top gibi ceviriyorlar… Tepki versen dıslanma korkusu tepki vermesen her gun calıstıgın yeri sana zindan etmeleri…garip cidden cok garip…

  2. Bence bu annelere özgü değil, insanoğluna özgü bir durum maalesef.Sadece kadınlar arasında daha fazla yaşanıyor.Malum biz kadınlar dedikoduyu çok severiz yaaa ..(Sözlüm meclisten dışarı) Birşey oldu ve insanlar olarak inanılmaz bir deformasyona uğradık bence..Bu duyarsızlık ,kırıcılık insanların kalbini katılaştırıyor.Böylece daha acımasızca saldırılıyor..Halbuki üç günlük dünya…

  3. o kadar ayıp bir durum ki hadi çocuk, kötü bir durum ama çocuk, büyüklere hele de annelere hiç yakıştıramıyorum, çocuklarını nasıl yetiştiriyorlar bu şekilde anlamıyorum. Sosyal medya çok enteresan ama açık profil olmamalı ve takipçileri seçmeliyiz, siz çok göz önündesiniz ama insanların ne haddine ramazanda içki içersek içeriz, onları ne ilgilendiriyor, inanılmaz ayıp benim için. Çocuklara da anneler öğretsin bu şekilde alay etmek çok yanlış, lütfen çocuklarınızı düzgün eğitin diyesim geliyor, o alay eden çocuğun annesi eminim ve umarım müdahale etmiştir.

  4. Bu konuyu gündeme getirdiğin için çok teşekkür. Açıkçası siber zorbalıkla ilgili şu anda da ciddi bir kavram kargaşası sözkonusu. Yazıda bahsedilen olayların pek çoğunun zorbalık kapsamında ele alınabilmesi için sistematik olarak aynı kişi ya da grup tarafından sistematik olarak tekrarlanması gerektiğinin altını çizmek istiyoruz. Zorbalık çok ciddi bir konu ancak zorbalık ve kaba davranış (incitici davranış, hakaret vs) arasındaki fark net olarak konulmadığında gerçek zorbalığın ayırt edilmesi ve engellenmesi çok zorlaşıyor ki zorbalığın psikolojik sonuçları çok daha uzun süreli ve zarar verici. Sanal dünyada varolan linç kültürü, kaba davranışlar, bir sosyal medya adabının bulunmayışı ciddi bir sorun ve bunların çocuklarımıza yansıması da maalesef ilerde onlarla ilgili paylaştıklarımızla daha ciddi sorunlara dönüşebileceği çok açık. Bunlar sorun olmasa bile onlarla ilgili bu kadar paylaşım yapmaya hakkımız var mı konusu da ayrı bir mesele: http://www.onlineanne.com/2013/12/17/hepimiz-trumaniz/ Zorbalık konusu ayrı, sosyal medya adabı konusu ayrı, hepsi ayrı ayrı çaba isteyen konular. Biz şimdilik Çocuklar için İnternet Güvenliği kitapçığını ortaya koyduk, diliyoruz ki büyükler de göz atar: http://www.onlineanne.com/2014/04/15/internet-guvenligi-aktivite-kitabi/.

  5. Harika bir yazi. Generation Like adli PBS belgeselini seyretmenizi cok tavsiye ederim.

  6. Çok önemli bir konuya değinmişsiniz. İnsanlar gerçekten klavye arkasında ‘kahramana’ dönüşüyorlar. Geçtiğimiz günlerde bir kişi üzerinden ‘Mean Girls’ filmi tarzında bir karalama kampanyası başlatılmıştı. Zorbalığa uğrayan kişinin de çok üslup hataları vardı ama üstüne giden dev grubun küfürleri ve hakaretleri de hiç yenilir yutulur cinsten değildi hani. Açıkçası olayın iki tarafını da tanımıyorum ve beni çok da ilgilendirmiyor. AMA…Bu tartışmaları başlatan kişinin bir fotoğrafı altında bir yorum görmüştüm ki, ne hakaretler ne küfürler beni böyle etkilememişti. Kişi, hedef alınan kişinin bebeği, bakın BEBEĞİ diyorum, hakkında ‘aman çocuğunu çok özellikli sanıyor, sokakta elini sallasan öyle çocuk sebil, zaten ailecek (bebeği de kastediyor) patlak dudaklılar ıyy’ yazıyordu, bir de marifet yapmış gibi kahkaha emojileriyle bitirmişti cümlesini. Ben bu yoruma baktım, baktım, bakakaldım…Bir bebeğe, amaaan tipinde hiç bir özellik yok patlak dudaklı diyen bir insan, eleştirdiği kişi ne yapmış olursa olsun, aynı oksijeni solumak istemeyeceğim biridir! İnsanlar yorum yazmadan önce, ‘acaba şu an bu kişi, tam karşımda oturuyor olsaydı, gözlerinin içine bakarak bunu söyleyebilir miydim?’ sorusuna rahatlıkla ‘evet, neden olmasın?’ diyemiyorsa, susmalı…

  7. “Nasıl bir insansan, öyle de bir anne oluyorsun” Çok beğendim bu sözü. O yüzden, oldum olası benimsemedim annelere kutsallık yüklenmesini.

  8. ELİF gerçekten güzel yazmışsın. Günümüzde özellikle sosyal medya son günlerde gerçekten karışık. Neyin hırsı kavgası onu da anlamıyorum:(
    Çocuklara gelince; işleriok zor. Temiz kalpleriyşe ne hissediyor ne görüyorlarsa direkt söylüyorlar.bu çok güzel ama bazen de kırıcı. Bu nedenle önlemimizi almalıyız bence