48 Yorum

Bir devlet okulu velisinden…

Aşağıdaki yazı Blogcu Anne okurlarından Dolce Vita tarafından kaleme alındı.

***

Merhaba,

Dört yıl önce senenin bu vakitlerinde, internetin başında gözlerim acıyana kadar başka annelerin okul konusundaki fikirlerini, deneyimlerini tarayarak, okuyarak karar vermeme yardımcı olacak ipuçları aradığım günleri hatırlıyorum. O dönemde, rastladığım yazılar, hep karar öncesi kişisel önyargılarını paylaşan telaşlı annelerin yazılarıydı. Tecrübeli annelerin işleri bitince deneyimlerini yazmamalarına çok içerlemiştim.

Şimdi benim kızım bir devlet ilkokulunu bitirdi. Özel okul hakkında tecrübem yok ama en azından devlet okuluyla ilgili kararını vermiş ve kararından memnun bir anne olarak fikirlerimi paylaşmanın borcum olduğuna inanıyorum. Ve borcumu ödememe vesile olan Elif Hanım’a çok teşekkür ediyorum.

Ben ve eşim Orta Doğu Teknik Üniversitesinden mezun, okullarına aşkla bağlı ve çocuğu için de en büyük hayali aynı okulda okuması olan, eğitim geçmişleri sayısal kökenli Anne Babayız.

İş ve sosyal çevremizde bulunan aileler genellikle çocukları için özel okul tercih etmiş ebeveynlerden oluşuyor. Ama biz bu mahalle baskısına rağmen kızımızı biraz araştırarak iyi olduğunu öğrendiğimiz bir okulda yine çok iyi olduğunu duyduğumuz bir öğretmenin sınıfına kaydettirmeyi başardık.

Devlet okullarıyla ilgili önyargılı kanaatlere kızımla yaşadığım tecrübeler doğrultusunda kişisel cevaplarım;

1. Devlet okullarında kalabalık sınıf ve öğretmenin donanım yetersizliği sebebiyle çocuğum eksik öğrenecek.

Özellikle ilkokulda, okul değil öğretmendir esas olan. Bu bir klişedir ama gerçek budur. Mutlaka iyi olduğunu duyduğunuz bir öğretmene verin çocuğunuzu. İyi olduğundan emin olamayabilirsiniz ama öğretmen söz konusu olunca ateş olmayan yerden duman çıkmıyor, iyi diye duyuyorsanız, iyidir mutlaka. Zaten müfredat aynı, sistem aynı, özel okullusu da devlet okullusu da aynı sınavlardan geçiyor. Hatta iyi devlet okullarında akademik dersler pek çok özel okula göre daha iyi öğretiliyor. Yanlış anlaşılmasın sistemi savunmuyorum ama bu çarpık sistemde okul, özel de olsa eğriyi doğruya getiremiyor zaten.

Gerçekten de iyi öğretmenlerin sınıfları kalabalık ama o sınıflarda çocukların kendini ortaya koyma çabasının kişisel gelişimine katkısı olduğuna çok inanıyorum. Kızım öğretmeninin sürekli parmak kaldırdığı halde kendisine söz hakkı vermemesinden şikâyet ederdi. Bunu öğretmenine söylemelisin demiştim. Sonra konu unutuldu. Bir gün öğretmeni bana gülerek anlattı, bir teneffüste ceketini çekiştirerek durdurmuş öğretmenini: ‘Hep aynı kişileri tahtaya kaldırıyorsunuz ben de biliyorum bütün soruların cevabını’ demiş. O zamandan beri sık sık tahtaya kaldırıyorum kızını demişti.

2. İyi okullar yüksek bağış istiyorlar

Alternatifinizin özel okul olduğu varsayımıyla söylüyorum, zaten bağış yapabilecek durumdasınızdır. Bağış sistemi gördüğüm kadarıyla öyle hemen tu kaka denecek bir mesele değil. Evet ben de bağış yaptım ama kızımın sınıfı, sadece kendi sınıfına ait bir yazıcısı, kliması, projeksiyon cihazı, içme suyu sebili olan haftada bir derin olmak üzere her gün temizlenen bir sınıftı. Öğretmenimizin son derece hızlı, iyi bir bilgisayarı, okul kapısında kuş uçurmayan babacan bir güvenlik görevlimiz ve tuvaletler için sözleşmeli temizlik görevlileri vardı, bunların hiç birini devlet karşılamıyor. Zaten bir okul idaresinin bağış talebinin olabilmesi için iyi bir okul olması gerekiyor, iyi bir okul olabilmek için de okula yatırım yapmak gerekiyor dolayısıyla yatırım yapan idarenin bağış istemeye yüzü olabiliyor. Arada uçan kaçan ufak ufak cebe atılan oluyorsa da bu şartları sağlayan yönetime benden yana helal olsun.

3. Devlet okullarında öğretmenlerle veli iletişim kuramıyor dolayısıyla çocuğumun okulda bana göre yanlış olduğuna inandığım kazanımlarına müdahale edemem.

Bu durum biraz karışık, evet veli kendi talebi doğrultusunda sisteme dahil olamıyor. Çünkü öğretmenler artık kişisel taleplerden öylesine yılmış durumda ki, her veliyi potansiyel olarak çocuğuna ayrıcalıklı davranılmasını talep edecek zannediyorlar. Bir sıkıntınız varsa öncelikle bu önyargıyı kırıp daha sonra öğretmenle iletişim kurabiliyorsunuz. Zaten bana göre her sıkıntıda siz müdahale etmemelisiniz. Evet, özel okulda hemen öğretmenine gidip bunun böyle olmasını istemiyorum diyebiliyorsunuzdur belki, ama bu mudur gerçekten olması gereken? Bence sıkıntısını dile getirmesi gereken çocuğun kendisidir. Kimse kimseye durduk yere haksızlık yapmaz, haksızlığı yapan bunu farkında olmadan yapar, çocuğunuz haksızlığa uğradığını düşündüğünde haksızlık yapana saldırmadan ve rencide etmeden durumunu ortaya koymasını siz öğretin, o uygulasın. Ama O’na sırf okulda sorun çıkmasın diye inanmadığınız mesajlar vermeyin, çocuklar samimi olmayan tavsiyeleri hissediyor ve dışarıda bu tavsiyelerle ne yapacaklarını bilemiyorlar. İnanın bana çocuğun aile içinde aldığı doğru eğitimi ve samimi mesajları kimse değiştiremiyor, buna en iyi örnek bakıcılardır, çoğunlukla bakıcılar tamamen farklı kültürlerden gelirler, çocuk günlük hayatının büyük kısmını onlarla geçirir ama hiçbir çocuğun karakteri bakıcısına benzemez.

4. Devlet okullarındaki öğretmenler benim dünya görüşüme, siyasi algıma, hayata bakışıma uymuyor.

Öğretmenler insan. Çeşit çeşitler. İnanın sizinle aşağı yukarı aynı bakış açısına sahip olan onlarca öğretmen bulabilirsiniz. Sadece araştırın.

5. Evet gelelim özel okulun en büyük ayrıcalığına; yabancı dil ya da popüler biçimiyle global dünyanın dili, İngilizce eğitimi.

Yabancı dilin küçük yaşlarda öğrenilmeye başlanması gerektiğine ben de inanıyorum. Ben kızımı bu yıl İngilizce kursuna gönderdim. Çok memnun kaldım devam etmeyi düşünüyorum. Kızımın daha bu yaşta hafta sonlarını kurslarla ve faaliyetlerle heba etmesini istemediğim için hafta içi alternatifler araştırdım. O kadar çok kurs var ki ve o kadar eğlenceli, keyifli ders işliyorlar ki inanın çocuğunuz özel okula bile gitse, o kurslarda aklınız kalır.

Hafta içi öğleden sonra 4 ile 4:30 arasında başlayan ve haftada 2 gün veya 3 gün, günde 2-3 ders saatinden haftalık 4-6-9 saate kadar kurslar var. Servisli seçenekler de bulunabiliyor. Sınav stresi olmadan çocuğun öğrenme veriminin nasıl değiştiğini bu kurslardan anlayabiliyorsunuz. Keşke her dersi böyle öğrenseler. Onun dışında kendi uyguladığım bazı destek yöntemleri var. Kırtasiyelerde satılan kelime kartlarından alıyorum, defalarca Türkçe dublajlı izlediği ve ezbere bildiği filmleri arada İngilizce izliyoruz. Başta da söylediğim gibi tüm çevremiz özel okul öğrencileri ile dolu ve kızımın İngilizce de onlardan hiçbir eksiği yok. Bunu kendim İngilizce bildiğim için güvenle söyleyebiliyorum.

6. Devlet okulları sosyal faaliyetlerde yetersiz

Evet, doğru. Peki alternatifi olan özel okullarda sosyal faaliyetlerin gerçekten hakkıyla yapıldığına inanıyor musunuz? Benim kızım okul öncesinden beri spor yapıyor. Bir dolu faaliyeti yarım yarım yapmaktansa bir tanesini adamakıllı yapmasının konsantrasyon açısından daha olumlu bir yaklaşım olduğuna inanıyorum. Zaten özel okulda yaptığı faaliyetlerden ciddiyetle ilgileneceği bir alan olursa tamamen ona yoğunlaşacak ve illaki dışarıdan bir destek almaya başlayacaksınız bence.

Hiç mi kötü tecrübem yok? Olmaz mı? Ama sınıfın kalabalık olması hariç hepsi özel okulda da olsa başımıza gelebilecek talihsizliklerdi. Son yılımızda öğretmenimiz değişti ki aynı durumun pek çok özel okulda da öğretmenin aniden başka okula transfer olmasıyla yaşandığına şahit oldum. Kızım defalarca düştü, çarptı, yaralandı, berelendi, hasta hasta okula gönderilen çocuklardan virüs kaptı. Ama kaç kez okulda ateşlendiğinde okulumuzun hemşiresi, ‘merak etmeyin şimdilik iyi ama haberiniz olsun diye aradım’ ya da ‘ibufen veya calpol vereyim mi ne dersiniz?’ diyerek beni aradı. Zaman zaman öğretmeninden zaman zaman arkadaşlarından hiç hoşuma gitmeyen şeyler öğrendi. Arkadaşlarının etkisiyle davranışlarının değiştiği oldu ama her şey düzeltilebiliyor.

Eğitimle ilgili para harcamaktan kaçınmak değil benimkisi, tabi ki sonuna kadar helal olsun ama bir ödeme yapıldığında bir karşılık bekleniyor, bu insanın doğasında var. Kızım özel okulda olsaydı benim ister istemez ya okuldan ya da kızımdan beklentim artacaktı. Her ikisi de ayar kaçarsa kötü sonuçlanabilir. Ben ne kadar çocuğuma hissettirmemeye çalışsam da O, evin içindeki ‘senin eğitimin için bu kadar para ödeniyor’ atmosferini soluyacak ve ağırlığını hissedecekti.

Biz böyle huzurluyuz, yukarıda anlattığım gibi devlet okulunda olmamızın yol açtığı bir eksiklik duymadık hiç, ortaokulda da devlet okuluna devam edeceğiz. Şansımıza e-devletin kaydettiği okul çok iyi olduğunu duyduğumuz bir okul. Okulu görmeye gittim, fiziki şartlarını beğendim ama sanırım müdürün gözüne pek istekli görünmedim, bana ‘mutlaka öğrenciyi de getirin ben onu burada kalmaya ikna edeceğim, benim sizin gibi çocuklarıyla yakından ilgilenen velilere ihtiyacım var’ dedi. Kızım okula zaten e-devletle kayıtlı. Müdürün kızımın kaydından maddi anlamda bir beklentisi olmamasına rağmen kayıt için gösterdiği bu motivasyon beni çok umutlandırdı.

Herkese kendini huzurlu hissedeceği kararlar ve başarılı günler diliyorum.

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

48 yorum

  1. Çocuğunu devlet anaokuluna 3,5 yaş grubu ile gönderecek olan bir anne olarak içimi ferahlattınız, şartlarımızı çok çok zorlar isem özel okula gönderecek birisi olarak oh be dedim . Her sorunun cevabını yazıda buldum bir şey hariç, iyi okulu hadi araştıra araştıra bulduk, ama öğretmenin iyi öğretmen olup olmadığını nereden öğreneceğiz daha yolun başındayım ama şimdiden kafamı kurcalayan tek soru bu. Gidip okulda velilere mi sormak gerek acaba?

    • hatice yağcıoğlu

      İyi öğretmen konusunu araştırmak çok kolay değil malesef.velilerden bilgi almanız gerekiyor,bu durumda bazen veliler kendi çocuğunun öğretmenine toz kondurmak istemiyor ama mümkün olduğu kadar fazla veliyle konuşursanız daha iyi olur diye düşünüyorum.

    • Merhaba Kader Hanımcım
      3,5 yaş yani 42 aylık benimde bir kızım var ve yakınımızdaki bir okula eşim gidip danıştı ama ana okulu için henüz yaşının turmadığını 48 aylık olmasını gerekitği öğrendik. siz nasıl nerede yaptıracaksınız kay-dını acaba.

      • Bağımsız anaokullarında 36 aylıktan itibaren alıyorlar. Ama ilkokulun bünyesindeki anaokulunda durum farklı olabilir.

      • Mehtap,
        Bağımsız devlet anaokulu 36 ayını doldurmuş ve tuvalet iletişimini bitirmiş çocukları alıyor, bizde yaptırdık kaydını, pazartesi alışma turu ile başlıyoruz. Anaokulu şansıma butik ve bina sadece anaokulu o nedenle hiç düşünmeden yazdırdım, özel bir kreşten hiç bir farkı yok gibi göründü, okul müdürü ile tanışmaya gittiğimde bu yaş grubunun oyun oynama çağı çocukları olduğunu, oyunla beraber kaynaşma, sıra bekleme, başkasının hakkına saygı duyma, özbecerileri kazanma ve kavrama türü şeyi öğrettiklerini daha fazlasını yüklemenin çocuğa haksızlık olarak gördüklerini iletmişti. Umarım çok memnun kalırız.

        • Bağımsız anaokulu benim oturduğum çevrede araştırabildiğim kadarı ile yok.
          Sizin ve çocuğunuzun adına inanın çok sevindim içinize sinen bir okula gideceği için. Çok mutlu olur okulunda inşallah 🙂
          Bilgiler için de teşekkürler, Elif sana da aracı olup böyle güzel konulara değindiğin için ayrıca teşekkürler.

          • Şaşırmadım Mehtap, koskoca Üsküdar’da bir tane böyle okul var, diğerleri meslek liselerinin anaokulu, öğrenciler stajlarını bu çocuklar ile yapıyorlar onu da ben istemedim açıkçası. Herşeyin en iyisi evlatlarımız için olsun, ve bu habire değişen sistem karmaşasında hepimize akıl sağlığı versin. Sevgili Elif sayesinde çok şey öğreniyoruz ve onun sayesinde devlet okullarına gönderme fikrine daha da alışıyoruz.

      • Teşekkür ederim bilgilendirmeniz için, çok faydalı oldu, benim tercihim en başından beri devlet okulundan yana, bunun yanında ilave olarak bir tek spor ilave etmeyi düşünüyorum. Yarış atı gibi oradan oraya koşmak için henüz erken bıraktım çocukluğunu bilsin.

  2. Harika bi yazı olmuş, kendi adıma çok teşekkür ediyorum size, iki yıl sonra özel mi devlet mi seçimini yapacak bir anne olarak…

  3. Sizin gibi insanlara denk geldikçe yaşama sevincim artıyor, yemin ederim! Yolda görsem sarılır, kendim ve çocuklarım adına teşekkür ederim. Hep içimden geçen, ama henüz yaşamadığım için ( kızım 4, oğlum 2 yaşında ) ifade edemediğimeğitim anlayışım ile ilgili her türlü karmaşayı yazınızla çözdünüz! Sağ olun, var olun paylaştığınız için.

    • Seda Hanım, 😉
      Siz gönderin minişleri devlet okuluna. Hem Mersin’de çok iyi devlet okulları da bulabilirsiniz, şanslısınız siz.
      Ben devlet okuluna verdim, mutluyum. 🙂
      Darısı başınıza…
      Öperim kuzuşları…
      Ece

  4. harika bir yazi ve harika bir okul ama kendi semtimdeki okullara bakinca maalesef boylesi hic yok :(((((((( bende 4 ten sonra devleti dusunen bir anne olarak gonderecekleri okulu merak ettim dogrusu ….

  5. hatice yağcıoğlu

    Devlet okulu -özel okul ikilemini yaşamış ve çocuğunu devlet okuluna göndermiş bir anneyim.kızım bu sene 2.sınıf olacak,ve en azından şu ana dek tercihimden son derece memnunum.Evime en yakın devlet okuluna (okulu araştırıp) ,iyi olduğunu öğrendiğim bir öğretmene kaydını yaptırmıştım.Umarım bundan sonrası da güzel olur…

  6. Ben bir öğretmenim. Meslek lisesinde. Büyük oğlum doğduğundan beridir tek düşüncem devlet okuluna gitmesiydi. 2 yaşından 5 yaşına kadar özel anaokuluna gitti. Artıları da oldu eksileri de. Geçen sene devlet anaokuluna gitti. Çok büyük problemler yaşamadık. Devlet okulu konusunda İstanbul Anadolu yakasında e5 altı ve üstü diye bir ayrım var. E5 altı okulları gerçekten bağışların çok olduğu ve donanımın iyi olduğu okullar. Ama o okullardaki öğretmenler tarafından yapılan ayrımcılığı gördükten sonra soru işareti vardı aklımda. Kapıcı çocukları, diğer çocuklar. Çok yanlış ve biz öğretmenlere yakışmayan bir ayrım. Sonra oradaki okula gitmesi için yolda uzun süre vakit geçirecek, yorulacak bu da diğer bir soru işaretiydi benim için. Ayrıca veliler iyi okulların adını öğrenince çocuklarının kayıtlarını o okullara aldırıyorlar ve mevcutlar oldukça artıyor. İyice düşündüm taşındım ve en iyi okulun yakınımızdak okul olduğuna karar verdim. Adresimizin düştüğü okula kayıt yaptırdık. Hem bu okulda fakiri de görecek, bzim gibileri de belki maddi durumu iyi olanları da. Bu okulda roman öğrenciler olduğu için herkes çekimser bakıyor. Ama onlar da çocuk değil mi? Okullarımız yanyana olacağı için yol sıkıntısı olmayacak. Öğretmen konusuna gelince ben de öğretmenim ama gerçekten araştırdım. Öğretmenimiz yeniliğe açık, kendini geliştiren, idealist bir öğretmen olmalı ve sanırım öyle de. Özel okulların pek çok avantajı olabilir ama devlet okulu benim gözümde çocuğun dünyayı toz pembe görmemesini sağlayacak bir ortam.

  7. hepsi bir yana işte o 3.madde için, yani çocugumun çok steril bir sosyal ortamda eğitim görmesini istemediğim için mahalle mektebinden yana kullandım tercihimi.

  8. yazının zamanlaması çok iyi oldu Elif ve konuk yazarımızın emeğine sağlık.
    Dün sadece bir girizgah yapmıştım. 67 aylık çocuğumu ilkokula göndermeyeceğimi yazmıştım ve uyarmıştım bizim için her şey yeni başlıyor, bundan sonra daha çok yazarım diye:)
    ve ne oldu bil, öyle güzel paylaşımlar, tecrübe yazıları geldi ki yorumlara, sevinçten havalara uçtum. Gerçekten tecrübe yazılarının farklı bakış açılarının çok faydası oluyor.
    tekrar teşekkürler, değerli yorumları okumak isteyen olursa diye linki yapıştırıyorum, sevgiler…
    http://gununcorbasi.blogspot.com/2014/09/okul-yazs.html

  9. Çok güzel anlatılmıs bir yazı sonuna kadarda katılıyorum.Bende günül rahatlığıyla oğlumu devlet okulunda okutuyorum.

  10. Sizi tebrik ediyorum, icimi ferahlatan bir yazi…sizin gibi dusunenleri, yasayanlari daha cok goz onune cikarmaliyiz ki herkes bilinclensin.

  11. Bende 2 sene önce sizin gibi düşünerek iyi bir devlet okulunda iyi bir öğretmenle başladım, bu yıl özel okula geçmeye karar verdik 3.sınıfta. Okulumuz ve Öğretmenimiz hala iyi ama 38 çocukta eğitim kalitesi onunda istediği noktada değil. Birde biz ortaokulda devlet okullarında branş öğretmenlerinde kalabalık sınıfta öğrenci takibinin zayıflama riskini ilettikleri için ortaokulda özel okula geçecektik. O zaman ingilizcede özel okuldan kalanlardan geri düşmemek için şimdiden ingilizce eğitimli özel okulu tercih ettik. Son olarakta çalışma hayatında çalıştığım kuruma başvuran yeni personelde ve iyi noktalara gelmiş gençlerde eğitim kalitesinin iş kalitesini nasıl etkilediğini görüncede bu konuda çocuğuma bir seçenek sunmak istedim. Devletin bu yıl özel okullara gitmek isteyen öğrenci bursuda bize ilaç gibi geldi. Sizin yazdıklarınızı etkileyici ve cesaretlendirici buldum, en azından ilk tercihi devlet okulundan yana yapmak ve araştırmak lazım. Şuanki tecrübemle devlet okuluna 1.sınıfa çocuğumu yazdırıyor olsaydım özellikle sınıfın kalabalık olması dayatmasına direnirdim. Çünkü sınıfın 24 kişiden fazla olması eğitim temel standartlarının ve ders saatinde çocuk başına düşen zamanın gerisinde kalınmasına neden oluyor. Birde çalışan anne-babalar için tam gün okul önceliğine dikkat etmek yararlı olur. Yazınız için tekrar teşekkürler..

  12. Keyifle okuduğum çok da faydalı bulduğum bu yazı için çok çok teşekkürler, nasıl rahatladım bilemezsiniz. Uykularımı kaçıran bir konuydu.

  13. Çok teşekkür ederim. Devlet okuluna daha bugün kayeddettirdim oğlumu ve ardından yazınıza denk geldim. Şimdi çok daha eminim doğru karar verdiğimden 🙂

  14. Çok teşekkür ederim yazı için emeğimize sağlık. İkiz kızlarım daha küçükler ve tam zamanlı çâlıśtığım için Anakarada özel bir kreşe gidiyorlar şuan. Ama daha şimdiden okul konusu aklımı çok karıştıran bir muamma.iyi okul iyi öğretmen araştırın demissiniz bu eşten dosttan alınan geri dönüşümlerle mi yoksa özel bir metodu var mı?

  15. Merhabalar
    Oğlum şu an TEOG mağdurlarından. İlk ve orta öğrenimini devlet okulunda tamamladı..Siz çok şanslıymışsınız fazla sorunla karşılaşmamışsınız. Bizde oğlum ilköğretime başlayacağı dönemde çok araştırdık. Okul ve öğretmen.. Tercih ettiğimiz bir öğretmen vardı ama okul yönetimi oğlumu o öğretmene kayıt yaptırmadı. Hangi öğretmene kayıt yaptırdıysa sesimizi çıkartmadık. Ama bizden sonra bir çok kişi bizim bir türlü başarıp ta kayıt ettiremediğimiz öğretmene çocuklarının kayıtlarını yaptırdılar… Orda ilk maduriyetimizi yaşadık.. Bizde sınıf temizliği için, dolap yapımı için güvenlik için bir çok paralar verdik okula.. Olsun sonuçta çocuklarımızın okuduğu okul.. Çocuklarımızın kullandığı tuvalet helal olsun.. Çocuğum ilk 4 senesinde 8 tane öğretmen değiştirdi… Artık çocuklar öyle alımışlardı ki… Sınıflarına verilen öğretmenlerine “öğretmenim siz ne zaman gideceksiniz diye soruyorlardı” Bu okul bulunduğumuz ilin en iyi okullarından biri idi.(güya)…???? oğlum arkadaşlarından kopmamak adına ortaöğretiminde de aynı okulda kalmak istedi.. Bizce de uygundu tamam dedik.. Ama çok büyük pişmanlık yaşadım.. Keşke başka okula verseydim… Öğretmenlerle bir türlü iletişime geçemedim.. Bu benden kaynaklı değildi.. Devlet okulunda yaşadığım olumsuzluklardan dolayı diğer oğlumu özel okula yazdırdım.. Çok memnunum… Şimdi TEOG yerleştirmesi sonucunda Nakil talebimizin yapılmasını bekliyoruz… MEB’nın TEOG sınavı sonucuna göre oğlumu yerleştirdiği okul merkezden 60 KM. uzakta ve ilçede… Bakalım hayırlısı…

  16. devlet okulunda karar kılan annelere bir sorum var, çalışıyor musunuz? ve akşam kaçta evde oluyorsunuz?
    ben şahsen devlet okulunun tüm eksiklerinin (sosyal faaliyetler, dil vs) fazlasıyla kapatılabileceğini düşünüyorum. ancak bu durumda ortaya zaman kavramı çıkıyor. çocuk hafta içi belli bir saat itibariyle müsait olsa bile ben olmadıktan sonra kim ilgilenecek, kim götürüp getirecek vs.

  17. Son 10 yıldır Devlet ve Özel okullar arasında derin bir uçurum olduğunu Lise ve Üniversite giriş sınav sonuçlarını analiz ederek görebilirsiniz.Bu sadece Türkiye’ye ait bir sistem hatası değil;Avrupa ve Amerika’da da özel okullardan mezun olan öğrenciler daima ilerki yaşantılarında akademik anlamda daha başarılı.Hiçbir devlet okulu ve kurs çocuğa özel okuldaki gibi imkan sağlamaz.Son 10 yılın istatistiki bilgilerine göre Üniversite giriş sınavlarında özel okullar fen liselerinin bile önüne geçmiştir.Tabiki Türkiye’de çok başarılı 4-5 adet devlet okulu ve fen lisesi bulunmakta ancak bunlarında öğrenci sayısı ne yazık ki az (İstanbul Erkek-Atatürk Fen vb…).Üşenmeyip bu senenin Üniversite yerleştirme listelerine bakın (her okulun kendi web sitesinde mevcut) İlk 100.000’de devlet liselerinin oranı %9 ! Devlet liselerinin matematik ortalaması 3 !
    Yukarıdada bazı yorumlarda okudum,çocuğunu devlet okuluna gönder;dil ve sosyal eksikliğini kursla kapat her şey çözülür mantığı tamamıyla yanlış.Vakit ve para yetmez böyle bir olaya,kaldı ki her sene yapılan (ilk-Orta-Lise) İngilizce yeterlilik sınavında devlet liselerinden gelen öğrencilerin başarı ortalamaları %0.7 evet yanlış okumadınız 1 bile değil.Çevremde de devlet okulları daha iyi,ben daha iyi yetiştiririm diyerek çocuğunu okul-kurs-spor faaliyetleri üçgeninde boğan çok veli gördüm;asıl baskı burada başlıyor ve başarısızlıklarıda beraberinde getiriyor.Tabiki ailenin maddi imkanları çoğu konuda belirleyici etken ancak özellikle Lise eğitimi için özel okulların seçilmesi gerektiğini düşünüyorum.Benim çocuğum zeki,bende oradan oraya sürükler onu donanımlı bir hale getiririm demek fazlasıyla hayalcilik.Madem çocuğun zeki o zaman burs imkanları araştırılmalı,bu çok daha gerçekçi bir yaklaşım.Sabahtan akşama kadar bir çocuğu önce okula git sonra kursa sonra sosyal faaliyete diyerek sürüklemek maddi ve manevi çok daha yıkıcı olacaktır burada çocuğun psikolojisinide düşünmek gerekir.Zaten her şeyi üstüste topladığınızda inanın bana zaman yetmeyecektir.
    Not;Türkiye’yi genel olarak değerlendirmek gerekir,sizin mahallenizde ki devlet okulu iyidir bir diğerinin değildir.İlköğretimde sınıf öğretmeninin önemi çok büyüktür.En iyi öğretmenleri (kalifiye) özel okullar kapmaktadır,özel okullarda iş bulamayan öğretmenler çaresizlikten devlet okullarına ilköğretim sınıf öğretmeni olmaktadır.Geçmişte ki deneyimlerinizle 2014’ün Türkiye’sini kıyaslamayın.Eskiden “köyündeki ağılda ders çalışarak Ünv.1.si oldu” haberleri sizi yanıltmasın;son 10 yıldır böyle başarı gösteren öğrenci yok.
    Not2;Çeşitli devlet üniversitelerinde öğretim görevlisi olan arkadaşlarım var,ortak fikirleri şu “devlet okullarından gelen bir avuç kadar başarılı öğrenci hazırlık ve ilk senelerinde başarısız oluyorlar;ingilizce hazırlıkta 2-3 senelerini kaybediyorlar ve 1.sınıfa geçtiklerindede kendilerine olan güvenlerini yitirmiş oluyorlar” !
    Not3;Boğaziçi Ünv.-İtü-ODTÜ vb üniversitelere 2013-2014 öğretim yılında kayıt yaptırmaya hakkazanmış devlet lisesi mezunlarının oranı %8 (fen lisesleri %7.2 & düz liseler %0.8)

    • Merhaba Vildan hanım. Özel okulların üniversite sınavlarında bu kadar başarılı olmasının sebebi, test çözme sıklığıdır. Devlet liseleri, MEB’in üniversite sınavıyla alakasız müfredatına bağlı kalmak zorunda olduğu için öğrencinin üniversite sınavına odaklanması daha zor. Bu sene üniversiteyi kazandım (Devletin en başarısız liselerinden birinden 70.000 kişi arasında 4500’lerde bir sıralamam var) ve arkadaşlarım arasında en yüksek sıralama benim, ancak arkadaşlarım benden çok daha iyi liselerden mezunlar. Neden mi iyi okulları kazanamadılar? Çünkü okulları onları günde 5000 soru çözmeye itmek yerine MEB’in koyduğu bir kuralla üniversitedeki gibi sunum yapmaya zorladı. Ne kadar kötü değil mi, keşke popolarının üstüne oturup, insanlıktan çıkıp sonunda hayata geri dönüş belgelerini alsalardı. Boğaziçi,İtü,ODTÜ… İsimler güzel. Ama bu isimleri kazanabilmek için ne yapmanız gerekiyor biliyor musunuz? 10 yaşınızdan sonrasını dershanelerde, okul sıralarında, poponuzun üstünde geçirmek. Sonuç olarak, 18 yaşındaki birey, oturduğu onca yıldan sonra, sudan çıkmış balık gibi hayatla tanışıyor. He bu arada, Türk ”Ivy League” üniversitelerine girmeden de güzel bir hayat kurulabiliyor, tabii hayattan anladığınız günün 12 saatini plaza denilen fanuslarda geçirmek değilse. Ben mesela çocuğum Boğaziçi’ne girsin istemem, kendim gireyim isterdim ama dediğiniz gibi, özel okulların makineleri çoktan oralara yerleşti. Benim çocuğum ne uğraşacak Ygs’yle, Lys’yle, Boğaziçi’yle, mutlu olsun yeter. Bu arada, dünyada paranın tek mutluluk ölçütü olmadığı yerler de var. Evet yaşım küçük, ”dünyanın gerçekleriyle tanışmadım”, romantiğim, idealistim… Ne derseniz deyin. Bu ülkede eğitim sistemi zaten koca bir mantıksızlıktan ibaret, ve çocuğu bu mantıksızlıkların en zayıf halkası olan sınavlara göre yetiştirmek, çocuğa ”ya başarılı ya da başarısızsın, win or lose!” mesajını alttan alta pompalamak, bence proje çocuk yetiştirmekten bile kötü. Zaten iki seçeneğin de kişiye verdiği zararlar aynı.

  18. Blogcu anne’nin başlattığı devlet ve özel okul kıyaslamalarını ilgiyle takip ediyorum. Çocuklarımı ben de devlet okulunun anasınıfına vermeyi planlıyorum. Bu konuda anne olarak endişelerim yok değil diyemem ama başlangıç olarak böyle olması gerektiğine inanıyorum. Özel okullar, öğrencileri müşteri olarak gördükleri için çocukların karnesinin doğru yansıtılmadığını düşünüyorum. Hatta bir yakın arkadaşım, çocuğunu özele gönderdiği için okulda herşeyi öğrettiklerini düşündüğü için evde kızını çalıştırmadıklarını ardından çocuğa dersle ilgili sorular sorduklarında özel okulun yeterli olmadığını evde eşiyle beraber çocuğunu ders çalıştırdıklarını söylemişti. Sonuç olarak; özel devlet farketmiyor. En önemlisi aile olarak çocuğun eğitiminin yakından takibi.

  19. Güzel paylaşımınız için teşekkür ederim. Henüz oğlum dokuz aylık ama benim bile kafamı karıştıran bu meseleye değinmeniz çok güzel..Umarım zamanı geldiğinde doğru kararı verebilirim oğlum için..Sevgiler..

  20. Okulunuzu da soyleseydiniz keşke. Bu kadar başarılı bir okul ve öğretmen bulmak her annenin hayali.

  21. 11 yıldır devlet okulunda çalışan bir ingilizce öğretmeni olarak sadece şunu söylemek istiyorum, eğer maddi açıdan imkanınız ve çocuğunuzu gönderebileceğiniz iyi bir kolej varsa etrafınızda, gönderin derim…
    özellikle istanbulda çevrede en iyi diye bilinen okullarda bile sınıflaren az 40 kişilik, yapılan sosyal aktiviteler tamamen göstermelik, ve çocuğunuz kantinde mümkün olan en sağlıksız şekilde besleniyor…koşullar uygun olmadığı için dünyanın en iyi öğretmeni gelse, sınıfta haylazı iti kopuğu eksik olmayacağı için öğrenmek isteyen çocuk bile öğrenemeyecektir…örneğin bizim okul bölgenin en iyi okulu ama 1500 kişi arasındna belki 3-4 kişi iyi denilebilecek liselere gitti….siz çocuğunuzun o 3*4 kişiden biri olacağını sanıyorsanız iyi şanslar…ama odtü mezunu olup para kazanıyor ve buna rağmen çocuğun geleceği ile oynayıp bir de kendinizi kandıyorsanız size iyi uykular dilerim…

    • Kesinlikle katılıyorum, hayalciliğin gereği yok. Çocuklarımız için imkanımız varsa yapabileceğimiz en doğru şey özel okula yollamaktır.

  22. Deneyiminizi paylaştığınız için çok teşekkürler.
    Benim de gözlemlerim, yaşadıklarım, duyduklarım neticesinde kararım devletten yana değişmeye başladı.
    Kızınızın devam ettiği okul ve öğretmen adını uygun görürseniz paylaşabilir misiniz?
    Teşekkürler.

  23. Devlet okulu mu ozel okul mu diye kendimi yiyip bitirdigim bir anda gelen bu yazi harika oldu. Hangi okul oldugunu da belirtirseniz ne kadar mutlu edersiniz ..

  24. Okulunuzun ismini öğrenebilir miyim?

  25. İyi bir özel okul, yabancı dil vs dışında, vizyon kazandırır. Sonuçta ilgiyle takip ettiğimiz bu blogun sahibesi de iyi bir özel okuldan mezun değil mi?

    • Ortaokul ve lisede, evet. Ve çocuklarımın da aynı kalibrede bir okulda okumasını isterim (her ne kadar ücret skalası giderek ‘erişilmez’ boyutuna gelse de…) Ancak ilkokulu 67 kişilik, tavanı akan bir sınıfta okudum. dan Kendi çocuğum için de ilkokulda devlet okulu tercihi yaptım ancak ilk 4’ten sonra zaman ne gösterecek, bilemiyorum…

  26. Merhaba,
    Yorumları okuyunca Elif Hanıma tekrar teşekkür etmek istedim. Yazının tam da istediğim amaca hizmet ettiğini görüp çok mutlu oldum.
    Soru niteliğinde birkaç yoruma cevap vermek isterim, (en kolaydan başlayarak:))
    Okul ismi vermek pek çok nedenden doğru değil bence ama ben zamanında İstanbul Anadolu yakası için araştırırken aşağı yukarı her bölgeden ulaşılabilecek bir liste çıkarabilmiştim. Ben Kadıköy bölgesinde oturuyorum. Kızım 2km mesafede servisle ulaşabileceği bir okula gidiyordu.
    Sanırım dışarıdan İngilizce takviyesi nedeniyle, çalışıp çalışmadığımı sormuş bir arkadaşım. Çalışıyorum evet. Kızım okul çıkışı servisle İngilizce kursuna gidiyordu, ders saatinden 1 saat kadar önce orada oluyor ve okul ödevlerini yapıyordu. Kurs çıkışı da benim çıkış saatime denk geldiği için kurstan ben alıyordum. Haftada iki gün de aynı şekilde spora gidiyordu.
    Bu arada kızımın okul-kurs-spor faaliyeti üçgeninde boğulduğunu hiç hissetmedim tam tersine spordan ve İngilizce kursundan tanıdığı arkadaşlarını görebilmek için o günleri iple çekiyordu. Hatta okul sınırları içinde bulunduğu saatler O’na biraz daha boğucu gelebiliyordu. Ben de zaten sizin düşündüğünüzün aksini düşünürüm ve çocukların her gün sabahtan akşama kadar aynı mekanda aynı kişilerle vakit geçirmesini daha boğucu bulurum. Dediğiniz gibi herşeyi üstüste topladığınızda zaman yetmiyor ama her şeyi yapmayı ne kendisi arzuluyor ne de biz ondan bekliyoruz sevdiği bir spor dalını iyi yapması daha uygun geliyor hepimize. Belki özel okula gitse biraz voleybol oynar, biraz tenis oynar, biraz ata binerdi ama şimdi birazın üstünde jimnastik yapıyor, diğer spor dallarında da iyi olan arkadaşlarını da alkışlıyor ve çok memnun.
    Ben işin henüz ortaokul basamağındayım Üniversite giriş sınavlarının kale gibi önümüze çıkacağı Lisede ne yaparım bilmiyorum, belki ben de özel okul kararı alırım. Fakat şu gerçeği hepiniz duymuşsunuzdur ki ben bizzat iki canlı örneğine çevremden şahidim, devlet okulundaki çocuklar bir şekilde deneme sınavları vs. gibi nedenlerle özel okulların veri tabanına girdiğinde sıkı takibe alınıyorlar ve tam sınav aşamasında bursla kendi okullarına naklediliyorlar dolayısıyla o öğrenci son anda transfer olduğu özel okulun başarı hanesine yazılıyor. Bu nedenle yerleştirme listelerine biraz şüpheyle bakıyorum açıkçası.
    Kızımı devlet okuluna vererek geleceği ile oynadığıma inanan arkadaşıma da şunu söylemek isterim üniversiteden mezun olur olmaz (bundan 20yıl önce) ben de, şu anda her yıl sınavlarda Türkiye listelerinde en üstlerde yer alan ve iyi olduğu söylenen bir özel okulda çalıştım (ortaokul ve lise seviyede ders verdim) . Sadece 1 yıl kaldım. Sınıflar 40 kişi değil 25 kişiydi. Bu detay haricinde betimlediğiniz öğrenci profilinin aynını ben orada gördüm.
    Yazdığım yazı zaten çok uzundu ve her detayı yazamazdım fakat yeri gelince söylemek gerek tabi ki; benim kızım öğretmeninin tavsiyesi ile ilkokul 3. sınıftan itibaren okullara ders ve yardımcı kitap çıkaran yayınevlerinin yaptığı sınavlara girmeye başladı. Neredeyse her ay yapılan sınavların hepsinden Türkiye birinciliği dahil dereceler aldı. Hatta yukarıda yazdığım özel okulların veri tabanına bu vesileyle biz de girmiş olduk ve iki yıldır özel okullardan davet alıyoruz. Dediğiniz gibi ODTÜ mezunuyum, para kazanıyorum fakat mesele para olsaydı ben özel okula parasız gönderme imkanına zaten sahibim.
    Bir de bizim okulda kantin yoktu. Yemekhane vardı. Fakat kızım yemekleri çok beğenmediği için yemeğe gitmedi. O’na çelik bir yemek termosu aldık, her gün evimizde yapılan yemeklerden götürdü.
    Yanlış anlaşılmasın lütfen. Ben özel okullara savaş açmış değilim. Örneğin kızım liseyi bitirip herhangi bir üniversiteye yerleşememişse özel üniversite konusunda imkanlarım dahilinde asla direnmem çünkü artık son basamaktadır ve hayatı boyunca yapacağı bir mesleğin sahibi olacaktır. O’nu gönderebileceğim en iyi üniversiteye gönderirim.
    Tabiidir ki; her şey hep güllük gülistanlık değil. İmkanı olduğu halde çocuğunu özel okula vermeyen bir anne olarak her dakika kendimi sorgulatan ciddi bir baskı var üzerimde. İtiraf etmeliyim ki belki bu duygunun zoruyla diğer Annelerden daha fazla ilgileniyorum kızımla ve okuldaki durumuyla. Bir konuyu anlamadığını fark ettiğimde işten gelmiş yorgun halimle önce konuya kendim çalışıyor, sonra O’na anlatıyorum (çok mecbur kalmadım neyse ki). Ama bu bile benim için özel okula göndermeme sebebi olabilir yani kızımla daha fazla ilgileniyorsam ne mutlu bana.
    Ayrıca çocuğunu sabahları uyandırmaya bile kıyamayan bir Anne olarak özel okul konforu dururken devlet okuluna gönderiyor olmak da başka bir vicdan meselesi ama yine arkadaşlardan birinin dediği gibi devlet okulu insana hayatın tozpembe olmadığını öğretiyor gerçekten ve bence ne kadar içim burkulsa da bu da hayatın öğrenilmesi gereken gerçeklerinden maalesef.
    Herkese tekrar huzurlu ve başarılı bir öğretim yılı diliyorum.

    • Merhabalar, yazınızın üzerinden 6 sene gecmis ama araştırma yaparken denk geldim. kızınız bu bahsettiginiz okuldan mezun olmustu sanırım .benimde bir oglum var.4.sınıfa geçti, ilk 3 yıl özel bir okula devam etti ancak hic de düşündüğümüz gibi olmadı. bu da bizi yeni okul ve ogretmen arayışına soktu.yazinizda bahsettiginiz okulu ve öğretmeni öğrenmeyi cok isterim.yardimci olursaniz sevinirim.

  27. Ülkenin sınav sisteminin yeni öğütttüğü bir insan olarak, artık eğitim hakkında ne okusam EU kapılarına dayanıp ”BENİ ALIN” diye feryat edesim geliyor. Bir yanda devletin bile bir kenara attığı devlet okulları ve berbat bir müfredat, diğer yanda ise paranın alabileceği herşey. Ancak genç nüfus çok fazla, bu yüzden de liselere bile sınavla giriliyor, bütün bir sene popolarının üstüne oturamamış 15 yaşındaki loser’lar zorla İHL’lere yerleştirilirken iyi koşan atlar Anadolu ve Fen liselerinde yeni rakipleriyle tanışıyor. Sonrası zaten en kötüsü. Part-time çalışıp hayatı öğrenebilecekleri, müzik aleti çalabilecekleri, sanatsal faaliyetlerle uğraşabilecekleri, en basitinden hiç bir şey yapmama lükslerinin olduğu zamanlarda dersanelere, okullara hapsolan binlerce genç. O kadar çaba neye mi yarıyor? En büyük lüksleri Antalya’da beş yıldızlı bir tatil yapmak, işlerine km’lerce uzakta olan ”yeni nesil” sitelerde oturmak, işleri ise 12 saat boyunca milletin kuyusunu kazıp patrona daha yakın olmak olan yetişkinler olmaya.

    Ben, özel okuldan burs almasına rağmen gönderilmedim. Benim ebeveynlerim de kesinlikle hayatımı mahvetmiştir, ben bunu sonradan iyi bir devlet üniversitesinin iyi bir bölümüne girerek telafi ettim neyse ki, loser olmadım :(((((( Umarım sizin çocuğunuz da loser olmaz Dolce Vita hanım, ve umarım kinaye yaptığımı anlarsınız. Çocuğunuza ve size mutluluklar.

    • Sevgili Nikki, sizi tüm kalbimle kucaklamak istiyorum. Üniversiteden mezun olduğumda ‘bak bu büyülü dünya, buraya gir mutlu olacaksın’ dediklerinde benim koşa koşa peşinden gittiğim yaşamın, bir kabus olduğunu fark etmem neredeyse sizin 2 katı yaşınıza denk geliyor. Umarım kızım da sizin gibi ne istediği veya istemediği konusunda kararlı olur.
      Yorumunuz gerçekten ufkumu açtı ve meselenin temiz tuvalet, öğretmenle velinin iletişim kuramaması gibi incik boncuktan ibaret olmadığını ve kararın etkisinin daha derin olup çocuğun hayat algısını ve mutlu olma kriterlerini bile değiştirebileceğini bir kez daha görmemi sağladı. Dahası eğitim ve kariyerle ilgili bu ülkede çocuğun karakterine yerleşen algı ve tutum, bu ülkenin sınırları dışına çıktığı andan itibaren geçerliliğini kaybediyor. Gelişmiş ülkelerde çocuğa eğitim hayatı boyunca ilerideki meslek hayatı için verilen en önemli unsur, şu puanı almak ya da şu okula girmek gibi başkalarının önüne koyduğu hedeflere ulaşmaya çalışmaktan önce hedeflerini kendinin belirleyebilme becerisidir.
      Eğitim sistemimiz o kadar çarpık ki; parayı versen bile olması gereken eğitimi satın alamıyorsun. Ve özel okullar aslında çarpık sistemi iyice körükleyen test makinalarına dönüştürüyor çocukları. Netice de bütün çocukluk ve gençliği heba olduktan sonra iyi bir üniversite kazanamazsa velinin önüne yine seçenek olarak özel üniversite çıkıyor. Benim şahsi görüşüm, o vakte geldiğimizde; kızım kendi kariyer hedefine uygun bir üniversiteye yerleşememişse, imkanlarımın satın alabileceği en iyi üniversite eğitimini satın almaktır (ki hedefi benim kabus dediğim kariyer tarzı bile olabilir :)).
      Dilerim mutlu bir yaşamınız olur. (aslında o kadar akıllı ve ayakları yere basan bir gençsiniz ki, mutlu olacağınız koşulları ne olursa olsun inşa edeceğinize inanıyorum)

    • ”12 saat boyunca milletin kuyusunu kazıp patrona daha yakın olmak ” diyerek günümüz iş dünyasını ne güzel özetlemişsin, seni tebrik ediyorum Nikki.

      Herşeyden önce bu bir cüzdan meselesi. en ucuz özel okulun ayda en az 2000 lira ödemesi var. İki çocuk varsa 4000 lira. Günümüz koşullarında kaç kişinin gücü yeter ki bu parayı ödemeye?

      Özel okulların iyi şeyler yaptığı muhakkak ama göz boyamaya ayırdıkları zaman ve bütçe muazzam. Okulun ilk açıldığı gün şahane müzikler çalan iyi bir ses sistemi, çiçekler, ikramlarla karşılaşan ebeveynleri düşünün. Bir de tuvalet temizletmek için para toplamak zorunda olanları.

      2 yıl sonra kapımızda ilkokul meselesi. O zamana kadar kim bilir neler olacak..

  28. Derim ki kendimizi kandırmayalım, bak devlet baba teşvik te veriyor, hiç yormayalım yollayalım gitsin özele, kıyas bile kabul etmiyorum, nerde devlet okulu nerde özel okul. Aynı şeymi allah aşkına, imkanı olan veliler harcamayın derim çocuklarınızı. Tek istisna var bence, yollayabiliyorsanız Suadiye’de, Moda’da, Kalamış’ta devlet okuluna yollayın bak oralara birşey diyemem, onun dışında hiç zorlamayın hiç.

  29. Daha 3 yaşında bir kız annesi olarak, yazıyı okuyup, yorumların da hepsini okuduktan sonra “oofffffffffff” çekiyorum:(

  30. En başta yorum belirtmiştim çocuğumu devlet anaokuluna yazdırdım diye, Pazartesi heyecan ile gittik, öğretmen ataması yapılmamış, ne zaman olacak belli değil, başka okula sınıflar dolduğu için nakil aldıramıyorum evde çocuk neden okula gitmiyorum diye ağlıyor, ben sinirimden saç baş yoluyorum. Neden ya neden bunları bize yaşatıyorlar.

    • Ne diyeceğimi bilemiyorum!

      • Daha yolun başında iken kızgın,üzgün ve umutsuzum. Özele gönderirim mesele değil ama zoruma giden evimin dibinde böyle bir şansım varken neden başka alternatife yöneleyim diyorum, çok mu şey istiyorum aman ya deyip pes etmek ağrıma gidiyor.

  31. Merhabalar, kızınız hangi devlet okulundan mezun oldu, bende suan iyi bir okul arayışındayım