4 Yorum

Sanem’in Gebelik Günlüğü, 28. hafta

Sanem bu haftaki Gebelik Günlüğü’nde ilk doğumundan edindiği tecrübeyle ikincisine nasıl hazırlandığını anlatıyor. 

Sanem’in tüm yazılarını buradan okuyabilirsiniz.

***

Geçtiğimiz haftalarda ilk gebeliğimi duygusal anlamda şimdikiyle karşılaştırdığımı fark edip aslında bunun kendi üstümde ne kadar baskı yarattığından bahsetmiştim. İlkiyle, ikincisini karşılaştırmanın kötü tarafıydı bu. Şimdi de iyi tarafından bakmaya çalışarak ilk deneyimimden yola çıkarak bu sefer işime yarayabilecek şeyleri hatırlamak için hem gebelik süresince hem de doğumdan hemen sonrası için kendime göre bir liste yaptım:

Sanem28

1. İlk gebeliğimde ne kadar okursam okuyayım, ne kadar video izlersem izleyeyim doğum sancısının bile neye benzediğini anlamayacak kadar acemiydim. 41. haftayı doldurmama az bir süre kala Efe’den hala tık yoktu. Ve ben sürekli her işareti internette araştırırken bulmuştum kendimi. Anneme de soruyordum “Neye benziyor bu doğum sancısı?” diye o da “Merak etme, doğum sancısını anlarsın.” diyordu. Eğer ilk gebeliğini yaşayan varsa ve sancıları anlar mıyım acaba diye benim gibi merak ediyorlarsa diyeceğim gerçekten merak etmeyin. Kesinlikle anlaşılıyor!

2. Peki sancılar geldiğinde ben bu sefer ne yapacağım? Efe’de sancılarımın düzene girmesi çok uzun sürmüştü. Ben de heyecan ve meraktan doğru dürüst dinlenememiştim. Şöyle diyeyim Pazartesi sabah doğum nişanı ile birlikte başlayan sancılara rağmen, Çarşamba öğleden sonra 5 çayına ancak teşrif etmişti Efe Bey. Bu sefer sadece ve sadece dinlenmeye çalışacağım.

3. İlk gebeliğimde uzun süren sancılar yüzünden o kadar yorgun düşmüştüm ki, sonunu getiremeyeceğim diye endişlenmeye başlamıştım. Rahatlamam için epidural seçeneğini sunmuşlardı, ben de ikiletmeden kabul etmiştim. Bu sefer ebeye de söyledim sancıları sonuna kadar ilaçsız karşılamaya çalışacağım. Ebe de ikinci gebeliğim olduğu için hem daha kısa, hem de daha kolay olur zaten diye beni cesaretlendirdi. Sevgili Blogcu Anne’nin bloğundan edindiğim bilgilerle Hypnobirthing kitabını başucu kitabı yaptım. Bir daha ki ebe görüşmemde bununla da ilgili konuşuruz sanırım tekrar.

4. Bu maddeyi normal doğum düşünüp yukarıda yazdıklarımı okuduktan sonra bu kadar uzun mu sürüyor diye kafasında soru işareti oluşanlar için eklemek istiyorum. Ikınma sancıları geldikten 13 dakika sonra Efe kucağımdaydı. Seçtiğiniz doğum şekli ne olursa olsun , okuduğunuz hiç bir şey gözünüzü korkutmasın, herkesin deneyimi gerçekten birbirinden çok farklı diye naçizane düşüncemi belirtmek istiyorum.

5. Daha önce o hastanede doğum yapmış olan arkadaşlarımızla deneyimlerini konuşmuştuk. O zaman söylemişlerdi, doğduğu andan itibaren annenin izni olmadan kesinlikle bebeğe dokunmuyorlar diye. Gerçekten de öyle oldu. Efe kucağımda, annem ve sevgilim yanımda Efe’nin ilk defa emmeye çalışmasını gözyaşlarıyla izlerken ebe göbek kordonunun kesilmesi gerektiğini söyledi ve bu görevi babaya teklif etti. Arkasından ölçümleri yapmak için bebeği yine izinle benden aldı. Daha sonra da bebeği bana verdi ve hastaneden çıkana kadar ne doktor ne hemşire ne de ebe izinsiz dokunmadı. Buna ek olarak bebeği yıkama diye bir durum yok. Olsaydı da ben yıkanmamasını rica edecektim. Dolayısıyla hastanedeki doğum deneyimimden o kadar mutluyum ki, tek yapabileceğim aynısı için dua etmek olur.

6. Hastane çantasına gelirsek, gereksiz o kadar şey taşımışız ki hastaneye. Hiçbir şey götürmesem yine olurmuş. Bebek bezi, bebek kıyafeti, anne için doğumdan sonra gerekli olacak her türlü şey buradaki hastanede mevcut. Biz bir tek kıyafetlerimizi, terliğimizi ve fotoğraf makinamızı alsak olurmuş. Keşke hastane çantası listemi görüşmelerimizde ebeye gösterseymişim o zaman. Hiç aklıma gelmemişti. Şimdi hastane için neler gerekli diye soracağım ebeye ama zaten ikinci doğumum olduğu için beni hastanede 6 saat civarında tutacaklarmış. Sanırım bu sefer gerçekten çok temel şeyleri yanıma alacağım. (Türkiye’de uygulama daha farklı olabilir, siz de doktorunuzla/ebenizle konuşun)

7. Hastaneden eve geldiğimizde hepimiz ufak çapta bir şok yaşamıştık. Sanki o bebek 41. haftayı doldurmamış, çok zamansız sancılarım tutmuş da evden aniden çıkmışız. Öyle bir savaş alanı bırakmışız arkamızda. Çok güldük halimize. Efe’yle, babayı arka odaya postalayıp, anneme yardım etmeye kalkmıştım da annem de beni arka odaya kovalamıştı. Buna rağmen aynı gün Efe’nin kayıt işlemleri için sokağımızda bulunan kiliseye bisikletle gitmekten kimse vazgeçiremedi beni. Sanırım “doğurdum canım ne olacak ki ben normal hayatıma devam ederim işte” hissi gelmişti. Sanki hayatı kaçırıyormuşum hissi. Fakat bu sefer o kadar yüklenmeyeceğim kendime. Okuduğumuz bir kitapta bebek yeni geldiğinde her şeyi boşverin iki hafta kendinize müsaade edin “baby moon” yapın diyordu. O zaman uygulamamıştım ama bu sefer uygulayacağım inşallah.

8. Bu madde her zaman için geçerli ama bebek bekleyen bir anne adayı ya da yeni doğum yapmış bir anne her zamankinden daha hassas oluyor. Eğer dış sesler iyi niyetli olduğunu düşünerek bile olsa anneyi incitecek, endişelendirecek yorumlar yapıyorsa, annenin söylediklerini ona karşı kullanıyorsa ya da sormadan sırf olsun diye fikir beyan ediyorsa o zaman biraz sağır olmayı öğrenmek gerekiyor sanırım. Üzerinde fazla düşünmeden geçmek ve her zaman annelik içgüdülerine inanmak gerekiyor.

Bütün bunların dışında üçüncü trimestere biraz yorgun başladım. Gece uykularım bu sefer çok erken kaçtı. Öyle olunca gündüz Danca derslerinde öğretmenin gözünün içine bakıyorum bir an önce bitse de gitsem diye. Fakat bugün kendimi bitkin hissettiğimde duş alıp, açık havada biraz yürüyüş yapmanın çok iyi geldiğini keşfettim. Ek olarak ikinci trimesterde sadece 1,5 kg almışım. Aslında hedefim hiç almamaktı ama toplamda 4-6 kg arasında problem yok demişti ebem. Tabi bu benim kilo aralığım için geçerli olan bir sınır. Ben kilo alma hakkımı Efe’de sonuna kadar kullanıp, hepsini veremeden yine bebek beklediğim için şimdi daha dikkatli olmam gerekiyor.

Önümüzdeki iki hafta boyunca hem ebe görüşmem hem de şeker yüklemem var. Ebe görüşmesini heyecanla bekliyorum. Bebekle ilgili konuşmak, uzaklaştığım hamilelik havasına girmem için yardımcı oluyor. Bu haftalık da bizden bu kadar.

Sevgiler,

Sanem.

4 yorum

  1. nerede ve ne şekilde okursm okuyayım o “doğum sonrası bebeği kucağına alma ve emzirme” cümlesi beni kalbimden vuruyor 🙁 erken doğan ve ben daha koklayamadan küveze götürülen kızlarım ile bu deneyimi yaşayamadım ve içimde büyük ukte kaldı. sırf bunun için tekrar hamile kalmayı bile düşünebilirm belki ilerde anck doğal olarak çifter çifter yumurta atan halimle büyük risk 🙂 🙂 İnşallah sorunsuz güzel bir normal doğum olur ilki gibi, hemen kucağına alırsın evladını ve emzirirsin. gerisi boş…
    dubleanne

    • Cok tesekkurler Duble Anne! Onemli olan saglikla kavusmak degil mi bebeklerimize =)
      Sevgiler..

  2. Ne kadar güzel söylemişsin, “baby moon” Benim de saçma sapan sebeplerle yapmadığım, şimdi geriye dönüp baktığımda neden dinlenmemişim yahu diye hayıflandığım bir dönem ilk haftalar. Sağlıkla bebeğine kavuşmanı dilerim.