17 Yorum

Ben sizin bildiğiniz kadınlardan değilim

Ben sizin bildiğiniz kadınlardan değilim.

Şirret değilim. Erkek-egemen bir dünyada sesimi duyurmak için bağırmam gerekiyor bazen.

Dırdırcı değilim. Bazen, baĞzı şeyleri baĞzı kafalara sokmak için defalarca tekrarlamak gerekiyorsa ben ne yapayım?

Teşhirci değilim. Kısa şort giyiyorsam, başkası için değil, kendim için giyiyorum. Dekolte giyiyorsam, kadınlığımı sevdiğimden.

Korkuyor olabilirim ama korkak değilim. 

Gülümsediğim zaman kimseye pas veriyor, boncuk atıyor değilim. Sadece medeniyim.

Anne olmak istemeyebilirim. Ve eğer anneysem kadın olmaktan vazgeçmiş değilim.

Anneyim diye cam fanusta saklanacak, kutsanacak bir varlık değilim; Rahibe Teresa hiç değilim, rakı içebilir, flört edebilir, sevişebilirim.

Kimsenin nasıl yaşayacağını, nasıl giyineceğini, nasıl oturup kalkacağını dikte etmesi gereken bir varlık değilim. Nerede nasıl davranacağımı ben bilirim.

BAYAN şoför değilim. KADIN şoförüm, ve BENİM diyen erkek şoföre parmak ısırtacak kıvraklıkta paralel park edebilirim.

Ev işi yapmak isteyemebilir, dikiş dikmeyi öğrenmeyebilirim. Reklamlarda gördüğünüz anne/kadın figürleriyle uzaktan yakından alakalı olmayabilirim.

Modayı takip etmeyebilir, son trendlerden haberdar olmayabilirim. Her alışverişe çıktığımda bir ayakkabı almayabilir (alışverişe çıkmayı sevmeyebilir), bütün yazı aynı parmak arası sandaletle geçirebilirim.

Risk alabilir, kendi başıma ayakta durabilir, başarılı olabilirim.

Bana bugün toplumda bahşedilen rollerden daha fazlasını, daha farklısını üzerime alabilirim.

Al(a)mıyorsam, sebebi var:

Facebook’un operasyonlardan sorumlu genel müdürü olan Sheryl Sandberg, ‘Lean In’ isimli kitabında, kız çocuklarına doğdukları andan itibaren daha farklı davranıldığını, örneğin annelerin emekleme çağındaki kız bebeklere -bir yere tırmanırken- oğlan bebeklerden daha fazla yardım ettiklerini anlatıyor. Annelerin, kızlarının daha fazla yardıma ihtiyaç duyduklarını düşünerek, oyun esnasında onlara daha çok sarıldıklarından, oğlan bebekleri ise geriye çekilip izlediklerinden bahsediyor.

Kitap boyunca kadınlarla erkeklerin, toplumun her kesiminde yerleşik önyargılar sebebiyle nasıl da farklı konumlandığını, aynı pozisyonda çalışan kadın ve erkeğin neden ve nasıl daha farklı ödüllendirildiğini (erkeklerin daha çok), dahası, kadının buna nasıl razı olduğunu ve bunu nasıl kabullendiğini anlatıyor. Kadınların da kendilerini olduklarından daha yetersiz gördüklerini, farklı sektörlerde çalışan kadınlar arasında yapılan araştırmalarda, kadınların kendi performanslarını olduğundan daha kötü değerlendirdiğinin, bunun karşılığında aynı konumdaki erkeklerin kendilerini olduğundan daha başarılı gördüklerinin ortaya çıktığını söylüyor.

Bütün bunların çok geçerli bir sebebi var.

Birinin ne kadar iyi, sağlam, güçlü, doğru…bir insan olduğunu anlatmak için ‘adam gibi adam’ denir hep… Hatta öyle ki,  bir kadının da ne kadar güçlü olduğunu anlatmak için ‘erkek gibi kadın’ denir. 

Kadın gibi olmak küçümsenir, hafife alınır.

Aşağıdaki videodaki gibi…

Kızların özgüveni ergenlik çağında hızla düşüyormuş.

En kırılgan oldukları 10-12 yaşları arasında kendilerine hakaret anlamında ‘kız gibi’ denilmesi, kız olmalarının bir hakaret unsuru olarak kullanılması onları olumsuz etkiliyor, potansiyellerine ulaşmalarını engelliyormuş.

Aşağıdaki videoyu izlerken benim gözlerim doldu. Acaba benim kırılma noktam neydi?..

Bırakalım da kızlar, ‘kız gibi’ olsunlar.

Büyüdüklerinde de ‘kadın gibi’ olsunlar.

Kendileri gibi olsunlar.

17 yorum

  1. Harika bir video ve harika bir yazı.3 yaşındaki oğlum geçen gün okuldan gelip “kızlar bunu yapamaz bu erkek işi, sen annesin yapabilirsin ama diğer kızlar yapamaz” dediğinde ona dedim ki “hayır kızlar da erkekler gibi çok güçlü, kızlar istedikleri her şeyi yapabilir”. Bana şaşkın şaşkın bakıp “gerçekten öyle mi?” diye sordu, bende “evet öyle” dedim. Gelecek nesli biz yetiştiriyoruz, bunu unutmayalım…

    • Merhaba, harika bir konuya parmak basmışsınız, tebrikler.. Evet gelecek nesli biz yetiştiriyoruz ve Elif’in yazdığı bu güzel yazının farkındalığı ile bunu aşabiliriz.

      sevgiler.

  2. Kaleminize sağlık Elif Hanım… Kadın olmak her zaman zor ama malesef Türkiye’de daha fazla :(

  3. Videoyu izlerken ağladım. Ben “kız gibi olmanın” açıkça lanetlendiği bir okulda 8 sene yatılı okudum. Sonrasında ” kız gibi olmayı” öğrenmek, bununla barışmak için çok çalışmam gerekti. Kadın olmanın, kadınsı olmanın aşağılanacak bir şey olmadığını içselleştirmem gerekti. Lafa gelince hepimiz bunu söylüyoruz. Ama iş icraata gelince çuvallıyoruz. 7,5 aylık bir kızım var. Yazıyı okurken çok mutlu oldum. Çünkü kızım emeklerken, oynarken geride durup izliyorum. O açıkça talep etmedikçe yardım etmiyorum. Bloğunu okumaya hamileyken başladım Elif. Doğum konusunda yazdıkların , bayağı yabancısı olduğum bir konuda çok okumama vesile oldu. Ve harika bir doğum yaşadım. Şimdi her gün ” Acaba Elif bugün ne yazmış” diye mutlaka göz atıyorum bloğuna. Zaman zaman aynı fikirde olmuyoruz doğal olarak ama üzerinde düşünüyorum bu sayede. Kısaca iyi ki yazıyorsun Elif. İsminle hitap ediyorum kusura bakma, sen beni tanımıyorsun ama benim arkadaşımsın :)

  4. Çok etkileyici.
    yazıyı okurken sinirlerim kabardı. gerçekten ya, niye sürekli birilerine, baĞzılarına açıklama yapma ihtiyacı duyalım ki? Kimse kimseye bişeyleri dayatamaz. Dayatırlarsa alsınlar cevaplarını. Şu kadından korktukları kadar hiçbir şeyden korkmuyor baĞzıları.
    Video ise çok çarpıcı, çok etkileyici. izlerken boğazıma birşeyler oturdu. Çocukken zaman zaman yaşadığım hisleri, öfkeleri canlandırdı bir anda.

  5. Video da yazı da süper

  6. Özellikle babaların okuması ve izlemesi gerekli !

  7. şimdi bizim yaşıtımız olan erkek çocuklarını yetiştirirken “göster yavrum pipini amcalara” diyen anne-babalar vardı, çok iyi hatırlıyorum. kız çocuğu içinse kız olması hep utanma meselesiydi. ilk regl olduğumda nasıl utandığımı çekindiğimi anlatamam etraftan :( :( ne zordu kız çocuk olmak.
    çocuğu erkek olsun isterdi babalar, kız olunca memnuniyetsizlik olurdu.
    şimdi o erkek çocukları ile rekabet halindeyiz iş hayatında. bir-sıfır hayata önden başladıkları kazınmış bir kere bilinçaltlarına, sırf erkek oldukları için…
    yeni nesli biz büyütelim, doğru düzgün büyütelim…

  8. kızım ilk kez mens*adet* olduğunda ikimiz bunu başbaşa pasta yiyerek kutladık..bunun hiç utanılacak bir şey olmadığını hatta harika bir şey olduğunu anlattım ona…kız olmanın her anlamda gururunu duymasını istedim..ve öyle oldu..şimdi 17 yaşında ve her zaman bu kutlamamızı anar konuşuruz..iyi ki böyle bir şey yapmışım..tüm kız annelerine tavsiye ederim…

  9. Bununla alakasi yok… ama kesinlikle bu yazi hakkinda yazmalisin!! Turkiye’de yuzde kac emzirmenin “yanlis” oldugunu dusunuyor!
    http://blogs.wsj.com/numbers/how-breastfeeding-is-viewed-around-the-world-1760/

  10. Ben ilk kez reel olduğumda annem mutluluktan ağlamış ve bana bir şiir yazmıştı ve aile içinde bir çay partisi ile kutlama yapmıştık.
    Yazıya bayıldım, verilmek istenen mesaj da harika. Yine de eklemeden geçemeyeceğim: uzun bir süredir kumaş kadın peki kullanıyorum ve herkese de tavsiye ederim.

  11. Çok zarifsin, ben de teşekkür ederim

  12. Muhteşem bir video..Bir kadın olarak ve iki kız çocuk sahibi bir anne olarak çok etkilendiğimi belritmek istiyorum..Ve şunu da paylaşmadan edemeyceğim şu an bize olan davranışlarından hoşlanmadığımız ve bencilce davrandıklarını düşündüğümüz eşlerimizi yine bizim gibi kadınların yetiştirdiğini unutmayalım..Sorun bizde ve çözüm de bizde..O yüzden kadınlar olarak bilinçlenmeliyiz ve bu bilinç düzeyine ulaşmak için olan katkılarınız için çok teşekkürler..Kadınının değerini yine bir kadın verir erkek değil..

  13. ilgiyle izledim videoyu, teşekkürler.