48 Yorum

‘Annelikten değil, vazgeçtiğimden susuyorum’

Anne itiraflarına başlıyoruz bugün…

 

Bu yazılar, annelerin içini dökmesi için yazdıkları yazılar. Bu yazılar, yazanın ‘sesini duyman için değil, bağırmak için’ yazdığı yazılar. Bu yazılar, bazen en rahatlatıcı cümlelerin, en iyi gelen sözlerin bir yabancıdan geldiğini düşünerek yazılan yazılar.

Bazen tamir edilmek istemiyor insan. Problem muamelesi görmek istemiyor. Bazen sorununa çözüm bulunsun değil, sadece dinlensin istiyor. Karşısındaki onu dinlesin, sonra biraz daha dinlesin, sarılsın, yine dinlesin istiyor. Karşısındaki sünger olsun istiyor

Lütfen bu yazılara söyleyecek, karşınızdakini iyi hissettirecek bir sözünüz yoksa, söylemeyin. Yargılamak kesinlikle yasak. Yargılayıcı, eleştirel yorumlara burada yer vermeyeceğim. 

20140925_YargilamakYasakAşağıdaki yazı Blogcu Anne okurlarından K. tarafından kaleme alındı.

***

Neden yazıyorum biliyor musun?

Seninle konuşmak istemiyorum. Seninle paylaşmak istemiyorum. Susuyorum ama sonra pat bir şey oluveriyor kendi kendime muhasebe yaparken buluyorum kendimi.

Sonra senin için bir sayfa açtım; her gün, her an bakıyorum bu ilişkiye (evlilik diyemiyorum artık), gördüklerimi yaşadıklarımı yazmaya başladım. En önemlisi senin hiçbir zaman değer vermediğin HİSSETTİKLERİMİ yazmak istedim.

Şimdi yine içinden; “benim başımda bir sürü dert var, nelerin çabasına girmişim, hangi sorunlar var” diye geçiriyorsun. Kimin hayatı güllük gülistanlık ki? Ayrıca bu senin seçimin. Pekala daha mütevazi ve yetinebilir bir yaşantıyı tercih edip evdeki huzurunu korumayı seçebilirdin. Ben seni bunun için zorlamadım. Her çekirdek aile bir şeyin çabasında, yalnız değilsin. Ayrıca en önemlisi de bu senin SEÇİMİN!!!

30 yaş ve anne olmak benim düşüncelerimi bakış açımı bambaşka bir yere taşıdı. Bunun çok azını bilebilirsin. Çünkü eskisi kadar şeffaf olamıyorum sana karşı. Karşılaştıkça ancak keşfedebilirsin değişimimi. Bilemezsin paylaşmazsam içimdekileri. Geçenlerde dedin ya hani “anne olmak evet sabırlı yaptı seni ama biraz da fazla susmaya başladın”. Peki neden bu denli sustuğumu hiç merak ettin mi? Yoksa bu durum işine mi geldi!!!

Bir kadın ne zaman susar biliyormusun? VAZGEÇTİĞİNDE!!! İşte ben annelikten değil vazgeçtiğimden susuyorum. Seninle mutlu olmaktan vazgeçtim ben. Tüm o “DIR DIR”, “ MAL MAL KONUŞMA “ dediklerin aslında harika bir evliliğim olsun mutlu olalım diye yapılan çırpınışlardı. Olmadı. Kocaman bir hayal kırıklığıyla kalakaldım. İşte ben anne olduktan sonra aslında görmek istemediklerimi görmeye başladım. Kalbimin en orta yerinde bir göz açıldı ve görmek istemediklerimi gösterdi bana. Hissetmek istemediklerimi hissettim aslında. En önemlisi seni tanıdım. Seninle dolu dolu geçirilen onca yıl, 24 saat birliktelik ve yaşanan her zorlu koşula rağmen yatağımı hayatımı paylaştığım adamı tanımamışım. Belki de tanımak istememişim, belki de sen değiştin.

Bana değer vermediğini çok iyi biliyorum. “Kafanda kuruyorsun” falan şeklinde şeylere girme. Gözlerin, kelimelerin, davranışların bunu açıkça gösteriyor. İzliyorum ve görüyorum değer verdiklerini.

Senin bir ailen var doğduğundan beri olan ve şimdi de bir çocuğun var o değer vermediğin kadından olan. İşte hayatın bunlar senin. Ve bunlar için tüm çırpınışların. Ben oğlun nedeniyle dahilim hayatına. Ve o mutlu olsun diye seninle birarada huzurla yaşamaya çalışıyorum. Ben kabullendim bir şeyleri değiştiremeyeceğimi, bana kapındaki köpekmiş gibi davranmanı, kaba saba konuşmalarını, değersiz bakışlarını, en ağır kelimelerini, cümlelerini, beni boşvermişliğini kabullendim. Ve ben de seni boşverdim!!!

Ailen mutlu olsun, oğlun en çok onları sevsin, ve o değer vermediğin kadın ailene değer versin, vermese de öyle hissettirsin’di ya hayatının  amacı, mutluluğunun formülü… Ailen mutlu olsun, onlarla oğlun mutlu olsun çabaların….

Ve tüm bunları yaparken unuttuğun, değersizleştirdiğin KADININ. Aslında bu kadının istedikleri oğlunun isteklerinden bile basit ve kolaydı. Anlamak istemedin ki beni. Ben gözyaşı döküp anlatmak için çabalarken boş işler diye yaklaştın her kelimeme. O nedenle VAZGEÇTİM işte ben.  Senden vazgeçtim, evliliğimden vazgeçtim, kadınlığımdan vazgeçtim. Seninle mutlu olmaktan vazgeçtim.

Ve kabullendim  gerçekleri. O nedenle dinginleştim ve sustum işte. İyi ki oğlum var. Sayende unuttum kadınlığımı, bu yönümün okşanmasını, ama bir kadın sadece sevgili değilmiş, arkadaş değilmiş aynı zamanda ANNEymiş ve o kuzu sayesinde doyasıya yaşıyorum bu yönümü, o nedenle eksik kalan yanlarım umrumda değil. O olmasaydı ve o olmadan hissetseydim bunları arkama bakmadan çekip giderdim hayatından tek bir iz bile almadan senden.

Ben seninle mutlu olamam artık ama  onun mutluluğu için yanındayım. Özveri ve fedakarlık böyle bir şey işte. Öyle kelimeler duydum ki ağzından bir kere değil çok kere, öyle kötü muamele gördüm ki ve öyle kabasın ki bana karşı ve öyle umursamaz, ben senden geçtim. Allah evladın için senin akıl ve ruh sağlığını korusun. Vicdan ve merhametini elinden almasın.  Her ihtimali düşünen, her senaryoyu kuran o beynin birkaç saatini de bu duygusal yan için harcasın.

***

Sizin de bir anne itirafınız varsa, blogcuanne@gmail.com adresine gönderebilirsiniz. Samimi olması yeterli, ister isimli, ister isimsiz. 

48 yorum

  1. Bir insanın tanımak için onunla tatile çıkın derler ya hani eşini de çocuk sahibi olduktan sonra tanıyor insan.

  2. Ne güzel yazmışsınız…. Benimde uzun zamandır düşündüğüm ve söylediğim tek cümle var beni anlamanı beklemiyorum ama aZıcık anlamaya çalışsan o bile yeter bana bize!!!

  3. Yazan arkadaş kimse gerçekten çok samimi ve içten yazmış… İtiraf köşesi çok iyi oldu Elif… Herkes kendinden birşey bulacak ve yanlız olmadığını anlayacak… Yanlız olmadığını bilmek belki de güç verecek ona… Aslında kadınlar ve özellikle anneler çok ama çok güçlü sadece bu güçlerinin farkında değiller. Bir farkına varsalar herşey dünyada çok farklı olacak 🙂

  4. çocuk olduktan sonra evliliğe bakış açınız değişiyor yukarda yazılanların bir kısmını yaşıyorum çocuğumun mutluluğu için bazı şeyleri kabulleniyorum her çocuğun anne babayla büyümek hakkı gerçekten insan eşini çocuk olduktan sonra daha iyi tanıyor ve bi çok evliliğinde zorlamayla yürüdüğünü düşünüyorum

  5. çok hisli vede içten dökülen kelimeler ile yazılmış. Okurken çok duygulandım. Yazan arkadaşın adına da çok üzüldüm. 🙁 Umarım eşi en kısa zamanda hatasını anlar ve arkadaşın kalbini onarır…

  6. İşyerindeyim, gözlerim dolu dolu ağlamamak için kendimi zor tutuyorum. Bende benzer şeyleri yaşıyorum ama daha susma aşamasına gelmedim. Hala kocamı seviyorum ama yaptıklarına bana davranışlarına sözlerine çoğu zaman katlanamıyorum. Kimseye derdimi tam anlatamıyorum, bakıyorum çevreme herkesin yaşadığı zorluklar var biliyorum ama çoğunun eşi anlayışlı ve destek oluyor.
    Ben çalıştığım halde evde eşim dört dörtlük hizmet bekliyor. Bense hiçbirşey yapmak istemiyorum. Herşeyi batar oldu. Bana kızıyor onu sevmediğim için yapmak zor geliyormuş bana. Halbuki yaşadıklarımdan sebep bazen nefret eder boyuta geliyorum. Bazen çekip gitmek istiyorum ama bir tarafım tutuyor beni. Oysa anlamıyor bunu. Onu sevdiğim için bişileri değiştirmek için konuştuğumu, çabaladığımı, kendime rağmen onunla kaldığımı anlayamıyor.
    Keşke bende yazabilsem, ama birşeye başladımı okadar çok şey çıkıyorki kendimden ve yazdıklarımdan sıkılıyorum.
    Yaşadıklarımı bana etkilerini ona anlatmanın yolunu bulsam keşke…

    • ‘kendime ragmen onunla kaldigimi anlamiyor’ cok guzel bir tesbit. evlenmemizin hemen ardindan hemen baslayan, sonra hamileligim sirasinda ve bebegim yeni dogdugunda, ben hamilelik, lohusalik ve hayatla ugrasirken, aldatildim. pek cok sefer, hem de evime dahi gelen tanidigim kadinlarla… cocugum icin kendime ragmen kaldim onunla. anladigini, takdir ettigini pek sanmiyorum.

  7. Duygularinizi çok iyi anliyorum. Aynı durumdayız neredeyse. Fazlam var eksiğim yok inanın. 8 aydır yaşamak istemedigim bir şehirde eşimin işi dolayısıyla yaşıyorum. Süreçte aslinda böyle başladı. 11 yıllık sevgilim ve 6 yıllık eşim kendi memleketine geldiğimizden beri tanıyamadıgim birine dönüştü. 7 buçuk aylık hamileyim ve 1 ay once hayatım da ilk defa şiddet gördüm. 3 bucuk yasinda bir oglum var ve hersey onun gozlerinin önünde oldu. O gun bugündür de psikolojik şiddet goruyorum. Şu snda kendimi hayatımın en gucsuz döneminde gibi hissediyorum. Umarım sağlıklı bir şekilde hamileliğim sonlanir, eski gucume kavuşur fe kendime yeni bir hayat kurabilirim

    • İşin birçok boyutu var, ebeveynlik başlı başına çok zor bir iş, mutlaka bizlerin de (kadın olarak, insan olarak) da değişimleri, hataları oluyor vesaire vesaire. Ama hiçbirimiz sandığımız kadar güçsüz değiliz, ve işin içine ‘şiddet’ girdi mi boyut değiştiriyor. Lütfen bir daha olmasını beklemeyin ve yardım alın. Bulunduğunuz şehirdeki Mor Çatı ya da diğer kadın örgütleriyle iletişime geçin. Ne kadar yalnız olduğunuzu hissetseniz de değilsiniz.

    • sizi çok iyi anlıyorum, bende geçtim aynı süreçten ve sabır bile işe yaramıyor, bir süre sonra ipler kopuyor.. şiddet ve öfke kontrolünü sağlayamamakta pisikolojik bir rahatsızlıktır , kendiniz adına
      çok dikkatli olmanızı öneririm.

  8. Üzgünüm. Kadınım kalbim acıyor..
    Sadece yalnız değilsiniz diyebilirim.
    Annem derdi ki; babanla sahilde bir simiti paylaşmak için neler vermezdim. Elimi tutup bana değer verdiğini söyleseydi. Annem de bize adamış kendini. Anneliği doya doya yaşamış. Öpüyorum sizi sevgiler..

  9. Sanki beni anlatmış.hatta benimki daha kötü. Aldatsa beni keşke diye düşünürmü insan…heran boşanmak istiyorum fakat ne gidecek yerim ne işim nede param var.3 çocukla sıkıştım kaldım..

  10. Bu kadar mı içten ve samimi yazılır. Ama lütfen hiçbiriniz kendinizi bırakmayın, hayatı bırakmayın. Hepimiz bazen yalnızız sanıyoruz ama değiliz! Çekinmeyin gerekirse yardım alın! İnanın tahmininizden daha çok yardımı olacak.

  11. sevgili K
    yaşadıklarınla inan yalnız değilsin. 4yıllık sevgilim ve 7 yıllık ta evliğimde sevilmediğimi aldatıldığımı oğlum olunca anladım. sanırım biz kadınlar sevince kötü şeyleri görmeme hastalığına tutuluyoruz ve çocuklarımız olunca da bu hastalık iyileşiyor tam tersine karşı direnç kazanıyoruz. ben dua ediyorum kocamın işi hafta içi izin hafta sonu çalışma diye. ne kadar az görsem o kadar seviniyorum. 1 değil evde 2 çocuk var sanki, üstelik kocamın eğitimi, bakımı, öğrenmesi daha da zor üstelik.
    ben Onun için evin uşağı ve çocuk bakıcısıyım buna eminim hatta. yakında “Esteerrr bana kahve yap ” derse şaşırmam (dizilerde hizmetçi adı genelde ester oluyor diye yazdım , adı ester olan lütfen alınmasın)
    Allahtan saadece sabır diliyorum. çünkü yetiştirilme tarzımdan ezik biriyim, yoksa insan aldatıldığı, hor görüldüğü, dinlenilmediği, sevilmediği yerde durur mu? durmaz değil mi. fedakarlık diyip kulp uyduramayacağım olanlara ben baya bildiğiniz ezik im. ve ben oğlumu nasıl güçlü nasıl özgüvenli bir birey olarak yetiştiriyorum görmelisin. seni öldürmeyen şey güçlü yaparmış derler. Güçlü olacağız sevgili K. var mı başka çaremiz. ve evet doğru yapmışsın VAZGEÇ sevgiyi bir sevgilide aramaktan kollarındaki can sana bin güzelini tattırır eğer doğru yetiştirirsen. Sağlıcakla kal. yüreğindeki yaşama azmini de sakın öldürme.

  12. Dehsetle okuyorum yazilanlari. Hicbiriniz yalniz degilsiniz, katlanmak zorunda degilsiniz, cocuklariniz icin aslinda kendinize yeni bir hayat kurabilmelisiniz. Annem senelerce babamdan psikolojik, fiziksel siddet gordu. Calisiyordu da ama bizim icin sabretti. Simdi baktigimda keske bosansaydi diyorum. O yillarin izlerini silmem mumkun degil, gorduklerimi unutmam imkansiz. Esimin destegiyle ruh sagligimi geri kazandim. Kisacasi cocuklariniza kalarak degil giderek daha cok iyilik yapmis olabilirsiniz, bir dusunun.

  13. inanamıyorum yaşadıklarımızın benzerliğine ve alttaki yorumlara bakarak bu kadar kalabalık olduğumuza. 30 yaş sonrası ve annelikle bir aydınlanma geliyor galiba gerçekten. ama bu mutsuzluk da getiriyor. ben de artık onun her yaptığının battığı, sessizlik evresine girmiş bir evlilik yaşıyorum. duygusal ve cinsel anlamda pek birşey paylaşmıyoruz. konuştuğumuz tek konu kızımız ve hayattaki başarısızlıklarımız (ev alamadık, terfi alamadık, yurtdışında yaşayamadık vs.). ve şunu çok net görebiliyorum ki asıl çatışmayı kızımızı yetiştirirken yaşayacağız. çünkü kızımız için çok büyük hayalleri var. o hayaller uğruna kızımın hayatını harcamasına izin vermeyeceğim.

  14. bu kardeşimin evlilkteki gayretinin heba olmayacağını düşünüyorum.Allah bu gayretinin karşılığını verecektir.Evlattan gerisi boş.ALLAH DAYANMA SABRI VE AZMİ VERSİN

  15. Kendi evliliğim değil ama anneminki geldi gözümün önüne. Mutsuz bir evlilikte anne olmak zor, ben mutsuz evliliğin çocuk tarafındaydım ama çok ağır yaralar aldım. Üniversiteye başladığımda ayrıldılar keşke daha öncesinde ayrılsalardı dedim. Şu an susuyorsunuz ya susmayın kendinize edersiniz. Anneme en ihtiyacım olduğu zamanlarda annem hasta çünkü yıllarca sustu kendine etti hastalık sahibi oldu. Siz çocuğunuz için geleceği için susup içinize atıp kendinize etmeyin. Unutmayın onun sağlıklı mutlu bir anneye ihtiyacı var.

  16. Yardım alın,inanın bana değişmez dediğiniz çok şey değişiyor.Bende buna yakın hissediyordum kendimi birkaç ay önce.Ama yardım almak bize çok iyi geldi.Birlikte bişeyler yapmayı ne kadar özlediğimizi fark ettik.Artık kızımız çok daha mutlu.Ne olur çaresiz hissetmeyin;ÇARE SİZSİNİZ… Güvenin önce kendinize,sonra sevdiğinize.HER ŞEY ÇOK GÜZEL OLACAK

  17. bu yazıyı erkeklere okutabilirseniz, üzerine de konuşturabilirseniz, düzelme başlayacak.
    kurtlar vadisi tipi bir toplumda, güzel kadınla sex yapmak ve para kazanıp araba alma peşinde koşmaktan başka uğraşısı olmayan erkekler..

  18. Hayata 1 kere geliyoruz ve bunu bu şekilde küserek heba etmemeliyiz.Çocuğunuz var,sırf onun için bile,onun mutlu huzurlu bir anneye ihtiyacı var ilk önce.Çocuklar anlar siz ne kadar sussanız da huzurlu,mutlu olmadığınızı anlar.Zamanla çocuk da büyüdükçe bu ortamdan uzaklaşmaya bakar,ona kendisini iyi hissettiren başka ortamlara kayar ve onu da kaybedesiniz.Ya da yaş aldıkça hep içinde bir size duyduğu minnet duygusuyla ezilir,zavallı annecim bizim için çekti,bir gün yüzü bile görmedi…

  19. elif hanımın bu sayfayı açması çok iyi oldu ben de yaklaşık 10 dk dır burdayım ve en azından biraz daha güçlendiğimi, yalnız olmadığımı hissediyorum. Aynı susma evresindeyim, çünkü hayatını bana adamış, beni sevdiği her hücresinden anlaşılan bir adamken tamamiyle tersine dönen bir eşim var. Ne desem anlaşamıyoruz, kayınpederimin etkisine girdi, bütün gün işyerinde beraberler, ayırmam imkansız. Bi havalanmalar,’ işine gelirse’ tavırları, herşeyde haklı olmalar, tartışınca ağlarsam ‘su akar yolunu bulur üzülme yaa’ coollukları.. Delirecektim veya susacaktım. Artık hiç karışmıyorum,o da çok mutlu çünkü artık yerimi biliyorum ona uşağım gibi davranmıyorum, akıllanmışım.o evde yaşadığı herşeyi babasına anlatsın babası da akıl versin ezdirme kndini diye, o da bana böyle davransın; bakalım kaç ay sonra sevgimi sona erdirmiş olacak merak içindeyim. Çok dağınık ve alakasız oldu affedin çok doluyum maksat ucundan biraz gösterebilmek derdimi. Biz kadınız, anneyiz, akıllıyız ve güçlüyüz, bunu asla unutmayın

  20. Sanırım kadınlar ‘biz’ olabilecek program yüklü şekilde doğuyor. Erkekler-ki hepsi değil- ise bunu yani ‘bir’ olabilmeyi baba olduktan sonra yavaş yavaş bünyeye sindiriyor ama kadın için çoktaaaan geçmiş ola. Nerede o saf sevgim, nerede onunla vakit geçirme heveslerim.

  21. Mutsuz evlilikte buyumus bir anne olarak yarali buyudugumu soylemek isterim.suphe icermeyen mutluluklarim olmadi denebilir.annemle babam arasinda gecen tartismalar kavgalar insanlara karsi guven problemlerine sebep oldu,olacak.her tartismada odama kacardim.simdi esimle tartisamiyorum.hemen ortamdan kacmak istiyorum. dedemin anneme “evlendin artik bosanamazsin vari cumleleri anneme engel olmus hep.hep bir sebep bulunur ya zaten.ama mutsuz bir evlilikte buyumektense anne babam ayrilsin isterdim.cunku ben annemi hep mutsuz bildim.hep aglarken yakaladim. Eksik buyuduk.aile dagilmasin anne babayla buyusun demek bu mu?

  22. Aynı şeyler aynı hisler içimden geçenleri yazsam heralde aynı kelimeler olurdu ve kadın sadece vazgeçerse susar sözü beni benden aldı … Peki çocuk için katlanmakmıdır onun için susmakmıdır sizce doğrusu yada bi doğrusu varmı bu işin .. 2 çocuklu biri olarak ve şuan susmayı tercih etmiş biri olarak okuyanlara soruyorum ??

  23. bence insanın kendinden vazgecmesi aslında annelikte de vazgecmesidir..mutlu anne mutlu cocuk….vazgecmeyşn kendinizden.esşnşzden vazgecin gerekirse ama kendiniizden degil….Allah kolaylık versin bu sorunu yasayan tum arkadaslara

  24. Kendinize ve oğlunuza bunu yapmayın nolur.Eşinizin yanında kalarak en büyük kötülüğü kendinize ve oğlunuza yapıyorsunuz.Aynı şeyleri bende yaşadım.Çok uzun süre kararsız kaldım boşanmak için aslında boşanmayı istiyordum ama ayrıldığımızda hayatımı nasıl kuracağımı bilmiyordum.8 yıl iş hayatına ara vermiştim yeniden çalışabileceğimi başarabileceğimi düşünmüyordum boşanmadan önce belli bir süre para biriktirdim sonra iş buldum az maaşım vardı ama çok çalıştım kendime güvenim geldi ve eşimden boşandım kolay değil çok zor ama inanın çocuğumu huzursuz bir evden kurtardım şimdi kızımda bende huzurluyuz.Para kazanmak için her ihtimali düşünün mutlaka sizinde yapabileceğiniz bir şeyler vardır.Umarım bu gücü kendinizde bulur ve eşinizden ayrılırsınız inanın hayatınız şimdikinden her ihtimalde daha huzurlu ve mutlu olacak

  25. ANNELER! Bu yazi veya buradaki yorumlardaki gibi hayati olanlar! hic bir cocuk sizden kendinizi kurban etmenizi istemedi, bahanelerinize cocuklari kaymayin. KURBAN olmayi secerseniw, cocuklarinizda ayni seyi sececek ve mucadeleden cekinecek! her cocuk gercek ve yalani anlar, samimmi ve yapmacigi da. LUTFEN COCUKLARINIZIN NASIL BIR YETISKIN OLMASINI ISTIYORSAK OYLE BIR YETISKIN OLALIM ONCE! Mutsuz bir anne veya mutsuz bir baba ile mutlu bir insan yetisteremeyiz! haydi silkinin ve durumunuz icin bir cozum yolu arastirin! ha yoksa gercekten bir cozum yolu o zaman kendinize uzulebilirsiniz! ama deneyin once bir! KURBAN rolunu secmeyi reddedelim! Kahraman ve cesur anneler olmak varken…

  26. Hayat o kadar kısa ki sevmediğin hiçbirşeye yer verme hayatında bence onsuz çocuğunla ve kendinle çok daha mutlu olursun

  27. Cok cok zor bir durum, cok uzuldum 🙁 Cocuk sebebiyle sagliksiz bir iliskide kalmak hem annenin (ya da babanin) hem de cocugun ruhunu zedeleyecegini dusunuyorum. Sonucta cocuklar anne babalarini model olarak gorup buyuyorlar. “Babalar annelere boyle davranir” diye benimsiyorlar. Ayni davranisi ileride kendi iliskilerinde yasama oranlari cok yuksek… Ayrica boyle bir durumun bir cocuk uzerinde buyuk bir vicdani yuk yaratacagini dusunuyorum. Anne “senin icin katlandim” demese bile… Tabi yurumek gitmek kolay midir? O da zor :(. Ozellikle bu evlilik medeni bir sekilde bitmeyecekse, cocuk bi taraftan annen soyle kotu diye konusmalara maruz kalacaksa… Allah eslerini bu bunalima getirten herkese akil fikir ve biraz da vicdan ve empati versin.

  28. ‘Bir kadın ne zaman susar biliyormusun? VAZGEÇTİĞİNDE!!! İşte ben annelikten değil vazgeçtiğimden susuyorum.’ şu an bende bu aşamadayım VAZGEÇTİM am size Şems-i Tebrizi’nin bir sözünü yazmak istedim beni çok etkilemiştir.cesaretim olmadığı zamanlarda okurum ve kendime bir güven kazanarım nedense ……
    Hakkın karşına çıkardığı değişimlere direnmek yerine, teslim ol. Bırak hayat sana rağmen değil, seninle beraber aksın. Düzenim bozulur, hayatım alt üst olur diye endişe etme. Nereden biliyorsun hayatın altının üstünden iyi olmayacağını?

  29. 🙁 en çok üzüldüğüm şeydir, yargılamıyorum lakin başka bir hayat mümkün, klişe bir tabir ama istemediğimiz ve mutsuz olduğumuz bir hayat yaşamaktansa, değiştirmek elimizde, herkes seçtiği hayatı yaşıyor, hepimiz aileyiz, çocukluyuz, o kadar da zor değil, bazı şeylerden vazgeçince, başka kazanımlar oluyor, cesaret vermek adına diyorum ki cidden mutlu olduğunuz hayatı yaşamaya bakın, hayat kısa, değmez cidden üzülmeye, ağlamaya, ben yaşadığım hayatı 2 kez tepetaklak ettim, çok da iyi etmişim çok istediğim bir hayat yaşıyorum artık, ve yakında gene radikal bir değişime gideceğim, çocuğum var ama korkmuyorum, biliyorum ki ben istersem, olacak 🙂 mutlu ve huzurlu olalım gerisi de boş

  30. Tam da icinde bulundugum durumu sorgularken karsima cikti bu yazi ve yalniz olmadigimi anladım. Henuz vazgecmedim ben. Sadece biraz daha sustugumu farkettim. Baktim ki tartismanin aglamanin kapilari yumruklamanin uykusuz gecelerin bana hic bir faydasi olmadi. Esim biraz daha tepkisiz ve ben konustukca kendimi anlatmaya, onu anlamaya calistikca daha kırıcı oldu sadece. Bizim birbirimizle ilgili hic bir sorunumuz yok tek sorunumuz ailesi soz konusu olunca ben bir hic oluyorum.o anlayisli, sevecen, asik oldugum, oglumun babasi adam ailesinin bir lafiyla beni yerin dibine sokabiliyor. Ben hala disaridan gelen bir yabanciyim sanki, onun ailesi degilim. Eziliyorum, kuculuyorum her gecen gun..
    ‘Ailen mutlu olsun, oğlun en çok onları sevsin, ve o değer vermediğin kadın ailene değer versin, vermese de öyle hissettirsin’ demis ya yazar iste ozeti olmus benim hayatimin bu cumle.

  31. Her cumlenin altina imzami atarim..demekki yanliz degilim…

  32. Okurken gerçekten çok üzüldüm. Ama çaresiz değilsiniz. İşiniz var, çalışıyorsunuz. Eğer içinizdeki aşk, sevgi, umut tamamen bittiyse son verin bu işkenceye. Çocuğunuzun mutluluğu size bağlı. Siz kendinizi ne kadar iyi hissedersiniz, siz ne kadar mutlu ve güçlü olursaniz çocuğunuz da o kadar mutlu ve güçlü olabilir. Mutsuz evlilikler çocukları daha çok yaraliyor ve özgüvenlerini zedeliyor. Lütfen kendinizden değil, evliliğinizi sürdürmekten vazgeçin. Eşiniz de o çok sevdiği ailesinde arayıp bulsun mutluluğu. Birkaç ay gizli gizli hazırlanın, para biriktirin, yeni bir ev bulun, taksitle ufak ufak ihtiyaçlarınızı alın ve kendinizi hazır hissettiğinizde çocuğunuzu ve kendinizi kurtarın.

  33. İş bulup çalışabilirsiniz yazacaktım dalginliktan yanlış olmuş. Hiçbir eğitim ve deneyiminiz olmasa bile mutlaka çalışacak bir iş bulabilirsiniz.

  34. Türkiye’de ne yazık ki böyle, erkekler evlenene kadar ailesini çok takmaz, evlenir evlenmez ailesi her şeyden değerli olur, erkeğin annesi de bu durumdan hoşnutluk duyar veee birden ‘kadının gözünde’ yaptığı evlilik sanki kayınvalide ve kayınpederi mutlu etmek için oluşturulmuş bir gösteri haline gelir..

    ben susmak vazgeçiştir, gibi şeylerin yararı olduğuna pek inanmıyorum ben, biraz pasifçe ve sadece erkeğe gün gösterme, bak artık seni takmıyorum şeklinde içten içe bilinçaltından arabesk bir mesaj verme gibi olmuyor mu sanki, .ve erkekler bunu farkedince hiç de oralı olmuyor. susup vazgeçmektense “ben dili”yle duyguları ve düşüncelerimizi ısrarla eşimize anlatmak çok daha iyi bir çözüm olmaz mı sanki,

    ne yazık ki, bu toplumda kadınlığımız bastırılmış, anneliğimiz yüceltilmiş, doğurmayana kadın değilmiş gibi davranılıyor. annelik kutsal kadınsılık tu kaka. sanki anne olunca kendimizi birey olarak kabul ettirebiliyoruz da söyleyecek sözümüz oluyor.doğurunca bi şey oluveriyoruz birden. emzirmek kutsalken kocamızı sokakta öpmek ayıp! sevgi göstermek ayıp!

    erkekler , kendine gizlice küsen, içten içe bilenen bir kadın görünce iyice çıkmaza giriyor. böyle bir çıkmazı nasıl bertaraf edeceğini bilemiyor. çünkü o güne kadar anası pohpohlamış, leb demeden leblebiyi anlamış, acıktım demeden doyurmuş, üşüdüm demeden üzerini örtmüş, adamlarda sorununu isteğini dile getirme yok ki! karşıdakinin anlamasını istiyor,

    erkeklerin hepsi arada kalmış, daha olmamışlar, cinsellik seksi kadınlarla yaşanır sanıyorlar.karıları da onların mahremi.iki uçta git gel git gel, neye uğradıklarını şaşırmışlar.
    kadınlar da bu kutsal rolü hemen benimseyip hem çocuklarının hem kocalarının anası gibi davranmaya başlayınca ilişki kurtarılamayacak hale geliyor.

    bu da bozuk sosyal yapımızdan kaynaklanıyor, kadın ahlaklı , usturuplu, hamarat, erkeğine yaranan, erkek de maço, ailesine düşkün, bir şeye yardım ederken lütfeden rolünde. (kadının görevidir erkek beyefendiler lütfeder)

    hemen bir aile terapistine gidilebilir bence, her ilişki (aldatma, dayak, hakaret vs. yoksA) temelde aynı. hayatta mutluluk da var mutsuzluk da. her evlilikte anlaşmazlık ihmal anlaşamama var önemli olan çözüm yöntemi. aynı sorunlar farklı şekillerde dile getirildiğinde belki çözümlenebilir.

    açıkça kırıldığını belli ederek,
    net bir şekilde istekleri ve istenmeyenleri ortaya koyarak,
    ama küsmeden, kendini çekmeden, sadece çözüm odaklı.

    biz kadınlar yapı olarak beklentiye girip aklımızın okunmasını bekliyoruz bazen ama böyle bir şey hayal bizim toplumumuzda. önce kendimiz tam olarak ne istediğimizi mutluluğumuzu ve iç huzurumuzu bulup sonra ilişkiyi düzeltmeye çalışmalıyız. çoğumuz koşturmaktan evle işle ilgilenmekten tam olarak ne istediğimizi neyden mutlu neyden mutsuz olacağımızı bilemiyoruz. İnsanın mutluluk ve mutsuzluğu içindedir, başkasıyla çok da alakası yoktur aslında, kendi içimizdeki tatminsizlikleri bilinçaltımızdakileri, karşımızdaki üzerinden ifade ederiz. sannki çaresizliğimizin sebebi koşullarımızmış gibi. aslında değil, herkesin çözümü içinde. önemli olan ortaya çıkarabilmek. küstükçe sustukça vazgeçtikçe içimizde sonradan başa çıkması zor bir öfke biriktirmekte olduğumuzun farkına varmalıyız. ve bunun kimseye faydası olmayacak. harekete geçmeli yapıcı adımları bir an önce kendi isteklerimiz doğrultusunda atmalıyız.

    Psikiyatrist Doktor Doğan Şahin hocanın şu yazısını türk toplumunda yaşayan herkesin okumasını öneririm.
    http://t24.com.tr/haber/ask-ne-demek-kim-kime-neden-asik-oluyor,207743

  35. Durust olmam gerekirse anne itiraflari acilinca, benim aklima hic te boyle bir yazi olabilcegi gelmemisti. okul, yiyecekleri, uykusu, disiplini, sosyallesmesi, arkadas secimi vs. derken annelik bizleri ne kadar da köreltmis. Boyle dertler oldugunu unutmusum. Bunu derken unuttugum, ya da yasamadigim icin de degil. Sadece cocuklardan ertelemeyi, unutmayi beynim daha uygun buldu sanirim.

    Bugun mutluyuz, huzurluyuz diyebilen, dar gelirli, orta-direk ailelerde aslinda “kari-koca mutlulugu, cinsel yasami, saygisi-sevgisi….” galiba gundelik dertlerin altinda kaybolup gidiyor ve biz görmezden mi geliyoruz, o dertlere firsat mi gelmiyor bilemiyorum. Ama benim hissettigim, anladigim cok az insan, evlilik huzur-ask icinde. Esler arasinda cok buyuk bir iletisimsizlik var. Annelerimiz, kiz arkadaslarimizla konustugumuz, muhabbet ettigimiz kadar eslerimizle etmiyoruz/edemiyoruz. Eminim ki oturuyoruz, sarabimizi iciyoruz diyenler cikacaktir. Biz de yapiyoruz ama oyle muhabbet dolu dolu degil. bir harala gurele icinde, yasam telasi icinde cocuklar uyudu, iki kadeh birsey ic, cay demle onu paylas. Iste bunlar azaldi. En azindan bizim iliskide sanki daha uzaklasan, yipratan, yorulan, aman ya biktim senden diyebilen ben oldum. Ben kadinliktan yoruldum, artik kimseye dayanamiyorum. Esim bircok kisi icin ruyalarda olabilcek birisi ama benim icin degil sanki. Yoruldum …SIKILDIM…

    Eskilerde aileler aksam misafir gelmezse cay-kahve yapip icmezlerdi. Yemek yenilir, tv.de haberler, cocuklar odev yapar, uyku…Anne-baba, es-dost gelince muhabbet ederdi. Sanirim biz o gunlerden cok degismedik. Simdi bence bu duruma gelen ciftler icin, ve K-kardesimiz icin neler yapilabilir diye biraz dusundum ve su dusuncelerim oldu.

    Bunlari yaziyorum, yazinca insan kendine de ders cikariyor da ondan yoksa ben hepsini yaptim, harikayim diye degil. belki yazarsam ben de ders alirim diye. Kimse yanlis anlamasin. Yalniz bu önerilerim bitmis evlilikleri, yipratici, tacizin, baskinin, dayagin, siddetin oldugu evlilikleri kurtarmak icin degil . Evliliklerinde yalnizlasan, saygi –sevgi görmeyen, cinsel hayati, tutkusu biten anneler/babalar icin. Bazen biz diye yazdim, bazen siz diye ama kendine uygun gören herkes okusun derim.

    1) Birisi yardim alin demis, evet bence de yardim alin/alalim. Tarafsiz guvenilir bir aile buyugu, psikolog, aile hekimi, bir din görevlisi (misal benim buyukbuyuk dedem muftuymus, ve esinide aile islerine, kadinlara yol göstersin diye bilgilendirirmis. Genelde dini bir öneri olsa da, cozum, rahatlik verirlermis), neye gucunuz, paraniz, vaktiniz yetiyorsa destek alin.

    2) Kimse ile ne kendinizi, evliliginizi, kocanizi, onun ailesini kiyaslayin. Herkesin kaderi kismeti ayridir. Kimse ile yarismayin. Kimse sizden daha mutlu sanmayin, sanmayalim.

    3) Dogum sonrasi cok kotu bir hormonal dengesizlik yasamis olabilir miyiz? (ben yasadim dunyayi herkese zindan ettim.) Ondan kurtulsak, esimize ondan da önce kendimize vakit ayirsak. Misal daha ilginc, daha mesgulliyeti olan kadinlar olsak. (Blogcuanne bos bos evde otursaydi acaba kocasina bu kadar degisik bilgiler, tecrubeler yasatabilir miydi?). Kendimize ev disinda bir mesguliyet, hobi bulmak gerekiyor. Gidin bir huzurevinde, yetimhanede, kadin derneginde, egitim derneklerinde, olmadi bir siyasi partide, restorantta, cafe’de gönullu olarak calisin. Dernektekiler, Yaslilar, cocuklar, ya da cafe ye gelenler icinizi, ufkunuzu acacaktir. Kadin olcagiz yeniden. SIKILMAYIN, ilginc hikayeleri olan bir insan olun.

    4) Cocuklar yeni bir calismaya göre anne-babanin bosanmasini istemiyormus. Mutsuz evlilik, mutsuz anne mutsuz cocuk diye hemen sonuca varmayalim. Cocuklar -yetiskin olunca -bosansalardi keske deselerde anne babayi beraber istiyormus. (bu konu da ben de cok yaraliyim. hem cocuklugumdan hem de suan ki hayatimda yasadiklarimdan.) Kendi kaprislerimden, sorunlarimdan dolayi bosanmak istemiyorum.

    Unutmayin Bosaninca ekonomik ve sosyal olarak (sosyete bosanmasi ise, misal Sibel Can, Hulya Avsar) sorun yok. Ama eko-sosyal baskilarin, kisisel korkunun “ezikligin” hissedildigi kadinlarda bosanma mutlulukla sonuclanmayabilir (öyle bir gecer zaman ki-Cemile).

    5) Haftada –ayda bir de olsa cocuk bakicisi (anne-komsu, arkadas vs.) veya temizlik islerinde yardimci birini bulun. En once kendimize ve belki de bize katilmak isteyecek esimize zaman yaratmis oluruz.

    6) Evinize bol bol romantik, uyumlu ya da uyumsuz esler, ortak arkadaslar, dost, hisim, akraba cagirin. En azindan cocuklar ve bizler aile cekirdek aile olmasa bile aile dedigin genis bir cemberden olusur bazen bunu anlariz. Ailecek arkadaslarimiz ile iyi vakit gecirmek, baskalarinin bizi takdir etmesi, esinizin de tavirlarini degistirir. Neleri kaybettiginin altini cizer.

    7) Siddet varsa YARDIM alin. En azindan birileri basiniza geleni bilsin, kayitli olsun ki bosanma zamaninda elinizde makul sebeplerinizden biri olsun. Bir avukat okuyucu bu konuda bizi aydinlatir mi acaba?

    Kendi evliligimin de saglikla yuruyebilmesi icin benim aklima gelenler bunlar. Baska oneriler varsa paylasirsak iyi olabilir. En azindan umudun oldugu, tek erkegin degil, kadinin da iliskide yaralayici, degistirmesi gereken durumlari icin de ogutler guzel olur bence.

  36. Burnumu sızlatan bir yazı, yaşam… Öncelikle Allah kolaylık versin diyorum. Çok zor hayatı bu denli yaşamak bunuda bilenlerdenim. Bende eşime severek güvenerek aşık olarak evlendim evlendiğimiz ilk günlerden hatta saatlerden başladı kayınvalide sendromu e haliyle yaşantımızı çokça etkiledi. Eşim benden hiç vazgeçmedi beni sevdiğine inanıyorum ama hep bir terazi durumunda oldu ailesiyle benim aramdaki durumu dengelemeye çalışan bir eş oldu. Ben bu terazi olayını ona evlenmeden anlatmıştım. ” Ben bu evlilik hikayesini biliyorum babam yıllarca annem ve babaannemin arasında kaldı bocaladı ne kendine yap bu kötülüğü ne bana lütfen benden uzak dur vs vs ” diyerek kendimden itmeye çalışsam da bir şekilde evlendik. Annesinin psikolojik saldırı durumu benim ne yapacağımı bilememe halim en çokta annesiyle aynı evde yaşıyor olmamız işleri daha da zorlaştırdı. Sonra annesinin başka meşguliyetleri başladı bana mola oldu uzun bir süreden beri annesiyle iyi bir arkadaş bile olduk diyebilirim tabiki karakterimden ödün vererek… Dünya tatlısı iki oğlum var eşimde beni ne kadar severse sevsin zor günlerimizde beni anlamış gibi görünse de sizinde bahsettiğiniz gibi “dır dır etme ne olursun, boşver diyerek beni susturdu. Yani burda gördüğüm yazılar, yorumlar kendi hayatım ana fikri; erkeklerin geneli kadınları dırdırcı olarak görmeleri, kadınların ise sadece şefkat beklemeleri oldu. Çevremde birçok örnek var iyilerde vardır elbette ama ben hep kötüleri görüyorum sağlamcı olmak adına diyebiliriz. Eşinden ayrılıp çocukların türlü türlü yollara saptıklarını. Birçok kadının çocuktan sonra anlaşamadık ayrılalım deme lüksünün olduğunu sanmıyorum. Aile baskısı, toplum baskısı en önemlisi de çocuklarımız için duyduğumuz kaygılarımız. Burda espiritüel olarak konuya bakarsak kadın kadının halinden anlamalı ve bir hareket olmalı drajıkomik gelebilir ama aklıma gelen ilk şey Hülya Koçyiğit ile Kadir İnanır’ın oynamış olduğu film; Leylalar, Mecnunlar… Özetlemek gerekirse çocuklarımıza sahip çıkalım bizler dayanamazken 30 lu yaşlarımızda sorunlarımıza onlar minicik kuzucuklar nasıl tutunacaklar hayata…

  37. Burnum sızlayarak okudum. Benzer senaryoların farklı oyuncuları gibiyiz.Benim eşim kendi ailesine öyle çok düşkün değil (kendi anne babasına kıymet vermeyen, yılda iki kez gördüğü sizin anne babanıza hiç kıymet vermiyormuş, bu da başka bir tespit), beni onlara ezdirdiği falan da yok. Benim eşim merhametsiz. Bana merhameti yok. Yorulsam, paralansam yine de yapamadıklarıma, yetişemediklerime söylenir. Yaşlı anne babasına merhameti yok, çocuklara merhameti yok, evdeki bakıcıya merhameti yok…Gece yarısı uykusundan su içmek, tuvalete kalkmak için uyandığında nasıl çocukların üstü açılmış mı diye bakmaz anlamıyorum. Çok basit değil mi, ama işte kendinden başka kıymet verdiği bir sey yok onun. Biz onun mutlu aile tablosunun imrenilecek objeleriyiz. Ben onun bekar hayatının hizmetçi gibiyim.

  38. ben de mutsuz, kavgalı bir ailenin 31 yaşındaki çocuğuyum. annemle babamla kendimi bildim bileli kavgalar, küslükler, alkol, akrabalarla ilgili problemler, yemek neden tuzlu-tuzsuz gibi eften püften sorunlarla yaşadım. çok küçükken bile anneme ayrıl diye yalvarırdım. üstelik annem çalışan bir kadındı, ama ayrılmadı. şu anda evlenme arefesindeyim, annemle babam aynı evde tek kelime etmeyen, birbirini görmezden gelip yok sayan iki yabancı tam 2 yıldır. ben insanlara, özellikle de ilişkilerimde erkeklere inanılmaz güven sorunları yaşadım yıllarca. şimdi nişanlıyım ve 4,5 senelik bir sevgililik dönemi sonunda, sevgilimin de büyük desteğiyle ve aslında hala, ona güvenmeyi öğreniyorum. yıllarca yaşadığım sorunları ve mutsuzlukları, herkesten ve kendimden bile gizledim. okula gidemediğim zamanlar çok oldu geceleri uyuyamayıp. ilk fırsatta daha lisede yatılı okula kaçtım, üniversitede ailem de istanbulda olmasına, istememelerine ve maddi destek de çok az vermelerine rağmen çok sıkıntılar çekerek ayrı evlere çıktım, yurtta kaldım. kendimi hep kitaplara verdim. yazmaya verdim. bunlar benim kaçışlarım ve mutsuz dünyama alternatif dünyalarımdı. üniversitede epey çılgınca şeyler de yaptım. savruldum. okulu çok uzun senelerde bitirdim. ne zaman eve dönmek zorunda kalsam, hep aynı huzursuzluk, hep aynı iç sıkıntısına çarptım. en ufak bir tartışma duysam inanılmaz gerilirim hala. babam eve alkollü geldiğinde ve asabileşip bağırıp çağırdığında 31 yaşında bile hala kendimi o küçük kız gibi çaresiz ve ürkek hissederim. ki ben hep araya girip kavgaları, tartışmaları dindirmeye çalışan çocuk-kadınım. ama içimde hala fırtınalar kopar o esnada. ben kimsenin çocuğuna/çocuklarına bunları yaşatmamasını dilerim. eminim gerekçeleriniz vardır, ama nolur elinizden geleni yapın, nolur empati yapın. çocuklar ses tonundan ve yüz ifadesinden dahi acıyı, mutsuzluğu hissediyor. ben hep hissettim. hala çocuk halime içim acır, geriye dönüp başını okşamak onu sakinleştirmek isterim, ne kadar yalnızdı o bilseniz.

  39. Son yorumlar üstte olabilirmi acaba

  40. Sadece yalnız değilsin demek istedim. O yollardan bende geçtim, şimdi iki oğlumla kendimize yeni bir hayat kurduk. Artık daha mutluyuz

  41. ne kadar üzücü bu yazılanların hepsi, hayata yeniden başlamak bu kadar zor olmamalı ama bu ülkede malesef gerçekler bu, yalnız kadında herkesin hak iddia etme derdi (anne baba, teyze…) devletten destek alamamak, nafaka denilen ama aslında sadece zengin kadınların nedense daha çok alabildikleri, geriye kalan kadınlarınsa bunu talep bile etmemeleri, gururlarının arkasına saklanmaları gibi bir çok neden.Biz kadınlar hayatı hep kendimize daha da zorlaştırıyoruz niye böyleyiz?

  42. Kuskus… ağlattın beni. Ben de içimdeki o kızı sarıp sarmalamak istiyorum hep…

  43. Aile hukukçusu değilim ama hukukçuyum. Naçizane önerim şiddet varsa aile mahkemesinden uzaklaştırma kararı çıkarmak ve gerekirse koruma altına alınma ve panik butonu talebinde bulunmak. Şiddetin ilki, sonu yoktur. şiddet gördüğünüzde derhal bir hastaneye acile gidin ve doktor a başınızdan geçeni anlatıp rapor aldırın, alacağınız raporla mahkemeye kolaylıkla başvurabilirsiniz. Evlilik içi bile olsa tecavüz bir suçtur Allah korusun bu halde dahi yıkanmayın derhal doktora gidin, rahim muayenesi, tırnak ve vücut üzerinden doku alınmasını ve durumunuzun raporla belgelendirilmesini isteyin ardından da en yakın emniyet amirliğine giderek şikayette bulunun, onların göndereceği dosyalarla birlikte Cumhuriyet başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunup aynı gün uzaklaştırma kararı çıkartabilirsiniz. Bunlar boşanma aşamasında kusuru da göstereceğinden maddi-manevi tazminat taleplerinizde de yardımcı olacaktır sizlere, delil olarak. Boşanma aşamasında ise sizlere öncelikle eşinizin sizin maddi, durumunuz, yaşam şartlarınız gözetilerek tedbir nafakası bağlanır, bu boşanma sürecinde de devam eder. Boşanma da kusursuz tarafsanız maddi-manevi tazminat alabilirsiniz. Maddi tazminat davasında ise daha az kusurlu olmanız bile kafi. kusursuz olmanıza gerek yok. Boşanma sonucunda boşanma sürecinde aldığınız tedbir nafakası yoksulluk nafakasına dönüşebilir şartlar varsa ve sizin de kendiniz için nafaka talebiniz varsa. Çocuklar için ise iştirak nafakası alabilirsiniz ki bu da çocuk sayısı, yaşları, eğitim şartları, maddi durumlar, yaşam şartları ile orantılı değişebiliyor. Yani örneklerdeki gibi kadın kusursuz ise ve boşanma davası açarsa dava süresince çocukları ve kendi adına tedbir nafakası, boşandıktan sonra da kendisi için şartları ve talebi varsa yoksulluk, çocuklar için iştirak nafakası alabilir. Maddi-manevi tazminata eşini mahkum ettirebilir. Boşanmada özel boşanma nedenleri, zina, hayata kast, pek fena muamele, kötü, onur kırıcı davranış, suç işleme, haysiyetsiz hayat sürme, terk, akıl hastalığı ve genel boşanma nedeni olarak da şiddetli geçimsizlik olarak bilinen biz hukukçuların ise bildiği şekilde evlilik birliğinin sarsılması dır. Allah yolunuzu açık etsin, Allah yar ve yardımcınız osun kardeşlerim.

  44. Son olarak biz kadınları çocuklarımızı elimizden almakla korkuturlar. Bunun aslı yok pek. Zira, 0-7 yaş arası çocuklar zaten ana kuzusu onlar anne haysiyetsiz hayat sürmedikçe, annenin madde, vs. g,b, bağımlılığı olmadıkça, annenin çocuğa bakabilecek sağlığı oldukça anneden alınmazlar. Diğer yaş çocukları da pedagog eşliğinde çocuğun görüşüyle birlikte değerlendirilir veriler. Yani anneden çocuğun alınması pek kolay değildir. Babanın anneden daha iyi bakacağını her yönden ispatlaması ve annenin de kötü bakacağını ispatlaması gerekir. Dediğim gibi aile hukukçusu değilim ama bunlar aile hukuku kitabından (kii açtım şu an önümde) edindiğim bilgiler.