15 Yorum

Korkacak bir şey VAR

Her şey yaz sonuna doğru başladı. Amerika’da geçirdiğimiz üç buçuk hafta boyunca çocuklar aynı odada, aynı yatakta yatmışlardı. Her ne kadar uyutmak zor olduysa da (Yeter artık uyuyuuuııııaaaaaaannn!) onlar bu işten çok keyif almışlardı. O kadar ki, döndüğümüzde de aynı yatakta yatmak istediler ama evde bizim yataktan başka iki kişilik yatak olmayınca mümkün olamadı.

Türkiye’ye dönüşte Derin oğlumda baĞzı huzursuzluklar başgösterdi. Yalnız kalmak istememeler, karanlıktan korkmalar, gece uyanıp çağırmalar… Okul başladığında okula gitmek istememeler…

Karanlık korkusu konusuna hazırlıklıydık, ne de olsa bundan birkaç sene önce benzerini yaşamıştık. Eh, az buçuk okuduk öğrendik de bu süreçte çocuklara ‘Korkacak bir şey yok’ denilmeyeceğini… Bu yüzden onun istediğini vermeye çalıştık: Gece yatarken banyonun ışığının açık kalması, minik bir gece lambası, vesaire… Her ne kadar Deniz ‘Ben ışıkta uyuyamıyorum!’ diye isyan etse de -annesi kılıklı!- bu dönemde anlayış göstermesini istedik. Kırmadı canım.

Derin bu süreçte kendi kendine bir korkuyla baş etme yöntemi buldu: Işın kılıcıyla uyuma. Bizim evde ciddi bir Star Wars kültürü vardır, hani yani Çekler gibi ‘Dinimiz Jedi’ demesek de örf ve adetlerine saygı duyar, uygularız icabında! Çocuklar kışın sabahlık niyetine babalarının Fas’tan getirdiği Djelabbah (okunuşu celabba) ile gezerler, her ne kadar genç kızlığımda ”Çocuğum olunca markalı bi şey giydirmicem, bana ne bana ne!” dediysem de Star Wars temalı giysiler kreasyonlarında geniş yer tutar; doğum günleri olsun, özel günler olsun hediye getirenler (bilhassa yurtdışından) Star Wars kurabiye kalıbı falan yollar derken biz bu diyarlardan ayrıldıktan sonra bizim evde bir Star Wars müzesi kurulabilecek kıvama geldik.

Bunların içinde en favorisi kuşkusuz ışın kılıçları oldu. Şimdi bu ışın kılıçlarının çok fiyakalı olanları, böyle WONNNGGGGG diye ses çıkaranları falan da varmış, ama bizimkiler şeker kutusu aslında… Ali Amca’ları getirmişti Amerika’dan gelirken, içinde M&M şeker var, sonra bitince ışın kılıcı niyetine de kullanıyorsun. Velhasıl bizimkiler şekerleri mideye indirdikten sonra bunlarla oynadılardı… Ara sıra da çıkarıp çat çut ‘savaşıyor’lardı.

Neyse işte okul başladı, onunla eş zamanlı olarak Derin’in karanlık korkusu tavan yaptı. Bu süreçte Derin’e karanlıklı, canavarlı kitaplar falan da okuduysak da pek fayda etmedi.  Sonra Derin yatarken yanına bu ışın kılıcını almaya başladı. Çünkü adı üstünde ‘ışın’ kılıcıydı, karanlıkta çat diye yakabiliyor, etrafını aydınlatabiliyordu. Ve onun da ötesinde ‘ışın KILICI’ydı yani, boru değil… Bi canavar falan geldi miydi odaya, yüzbinmilyon parçaya ayırabilirdi istese!

Screen Shot 2014-10-13 at 7.26.24 AM

İnsan kötü rüyalara karşı hep hazırlıklı olmalı.

Biz daha önce de karanlık/canavar korkusuna karşı yöntemler denemiştik. Yatak başına asılan kızılderili usulü düş kapanı bunlardan biriydi, ancak dekoratif amaçlı kaldı. Görümcem seneler önce bir CanavarKovar‘dan bahsetmişti, fakat bizimkiler ona ilgi duymadı. Ancak bu ışın kılıcı olayı iyi geldi… Her ne kadar benim istediğim ‘gece uyandığında ışın kılıcıyla kendi kendine tuvalete gitsin’ etkisini yaratmasa da en azından uykuya geçişini kolaylaştırdı.

Bu ışın kılıcı olayı başladıktan birkaç hafta sonra dikkatimi çekti. Bizimki her gece ışın kılıcıyla uyuyor ve aynı pozisyonda uykuya dalıyordu: Eli kırmızı düğmenin üzerinde…

Screen Shot 2014-10-13 at 7.29.09 AM

Olası bir kötü rüya için işaret parmağınızı düğmenin üzerinde hazır bulundurunuz… #IşınKılıcıylaRüyalar

Böylelikle Instagram’da bir #IşınKılıcıylaRüyalar ritüeli ortaya çıktı, biraz Momma’s Gone City‘nin #theoandbeau serisinden de esinlenerek… (Takip etmiyorsanız edin mutlaka, gerçi Beau artık dana kadar oldu ama hala birlikte uyuyorlar).

Instagram’da soru yanıtlamak çok kolay gelmiyor bana… Uygulamanın tıfıllığından mıdır, telefonun ekranından mıdır bilmem, gözümü çok yoruyor. O yüzden bu #IşınKılıcıylaRüyalar serisiyle ilgili gelen soruları burada toptan yanıtlamak istedim:

Pijamaları nereden aldın? Her ne kadar Derin kıyafet konusunda abisinden devşirilenlerle idare etse de pijama konusunda şanslı olabiliyor (çünkü abisininkiler kullanılamayacak kadar eskimiş, dizleri eprimiş oluyor). Yazın Amerika’ya gittiğimizde bir çift pijama almıştık Children’s Place’ten, çok da uygundu fiyatı. Türkiye’de satışı yok bildiğim kadarıyla ancak online alınabilir belki.

Screen Shot 2014-10-13 at 7.30.45 AM

“Sonra aldım ışın kılıcımı elime… Çıktım karşısına… Bana bak DartVeydır dedim…” #IşınKılıcıylaRüyalar

Nevresimleri nereden aldın? Ne zaman bir Instagram fotoğrafında kıyısından köşesinden nevresim görünse bu soru illa ki geliyor, IKEA’dan komisyon alsam yeridir. Evet, IKEA’dan alıyorum çocukların nevresimlerini ben, hem yüzde yüz pamuklu, hem de çok sevimliler. Bir tanesi hariç, yukarıdaki fotoğraftaki sayılı nevresim… Onu seneleeeeeer önce anneannem dikmişti bize. Hala nasıl dayanabildiği merak konusu… İşte, ne varsa eskilerde var.

Yatağı nereden aldın? IKEA. Hatta yazdıydım da.

Işın kılıcını nereden aldın? Ben almadım, hediye geldi. Şu. Dedim ya, aslında şeker kutusu bu, ancak daha işlevsel olamazdı. Harika bir buluş.

Fotoğrafları nasıl çekiyorsun Allah aşkına, ranzanın tepesine mi çıkıyorsun?! Evet, aynen.

Screen Shot 2014-10-13 at 7.32.50 AM

Kamera arkası #IşınKılıcıylaRüyalar

Bunlar işin eğlenceli kısmı… Gelelim işin ciddili kısmına: Canavar korkusu konusunda ne yapıyorsun, psikolog ne dedi, gibi sorulara…

Şimdi dedim ya, biz bu canavar/karanlık korkusu konusunda antrenmanlıydık güya, nasıl davranacağımızı biliyorduk falan… Hakikaten de ‘Derin’cim canavar diye bi şey yok, hadi bakayım yatağına’ falan demedik çocuk korkunca… Ancak bir-üç-beş, her akşam her akşam aynı şey tekrarlayıp gündüze de sirayet etmeye başlayınca (”Beni okulda çok uzun süre bırakıyorsun, gelip alman çok uzun sürüyor” şeklinde…) okulundaki psikologla görüştüm ben…

Görüşmemiz sırasında -benim tahmin ettiğim gibi- Amerika’daki yaz okulu boyunca yaşadığı tecrübenin onu olumsuz etkilediği ortaya çıktı, bir. (Olumsuz bir şey yaşamamıştı ancak yabancı dil sebebiyle sıkıntı yaşamıştı, ayrı yazı konusu…) Onun da ötesinde bizim inanılmaz bir şekilde atladığımız bir ayrıntı gün yüzüne çıkıverdi… Psikolog ”Çocuklar bu yaşlarda karanlık korkusu, canavar korkusu, hırsız kork…” derken bende şimşek çaktı: Yazın Amerika’dan dönmeden hemen önce, bizim eve hırsız girmişti. Ve bu süreci de çok iyi yönetememiştik biz: haberi aldığımda çocuklar yanımdaydı, tepkimi gördüler, eh ben pek serinkanlı olabilen bir insan değilimdir bu durumlarda falan desem yeterli sanırım. Kısacası, her ne kadar olaya şahit olmasalar da Derin’in aniden ve hızla ortaya çıkan karanlık/canavar korkusunda -yaşının yanı sıra- bu hırsız olayının da etkisi oldu. Oyuncaklarını çalmış olabileceğinden korktu, eve başkasının girmiş olmasından çok rahatsız oldu (hangimiz olmadı ki?) falan derken bayağı bir etkilendi.

Şimdi burada yine biz ebeveynlere iş düşüyor, şöyle ki çocukların güvende hissetmeye ihtiyaçları var. Kendi minik dünyalarında çok karmaşık duygularla başa çıkmaya çalışıyorlar, bazı şeyleri dile getir(e)meseler de ciddi korkuları var: karanlık korkusu, canavar korkusu, hırsız korkusu ve hatta ölüm korkusu da buna dahil… Elbette korkunun ecele faydası yok, fakat çocukların korku anlarında duymak istedikleri şey o korkunun kabul edilmesi: Korkunu kabul ediyor; korkmanı anlıyorum. Herhangi bir şeyden (canavar, karanlık, böcek, gök gürültüsü, bıyıklı adam…) korkan bir çocuğa ”Korkacak bir şey yok” denmesi sadece ve sadece o çocuğun daha fazla korkmasına sebep oluyor, şöyle: ”Ben korkuyorum, onlarsa bu korkumu görmüyorlar. İşte şimdi ayvayı yedim.”

Kendimden biliyorum, aşırı bir böcek korkum vardı küçükken, hala da aştım denemez ancak anne olduktan sonra bebelerimi tehdit eden sivrisinekleri elimle öldürür hale gelmeyi büyük başarı addediyorum. Neyse işte, ben böyle uçan kaçan her türlü böcekten korkan ben (bu yazarın ölü kelebekten kaçarken boş havuza düşüp dişini kırmışlığı var) her seferinde etrafımdan şunu duydum: Ay o küçücük şey sana bi şey yapmaz! Cınım ben de biliyorum çekirgenin bana silah çekmeyeceğini ya da cır cır böceğinin beni boğazlamayacağını… Ayrıca evet doğanın bir dengesi var ve biz onların evini istila etmişiz falan ama korkuyorum işte, n’apacan? Ben her böcek görüp zıpladığımda ve karşımdaki gözlerini yuvarladığında o gözlere parmağımı sokmak istedim beni anlamadığı ve korkumla yalnız bıraktığı için…

Çocuklar çok saflar ve aynı zamanda çok karmaşıklar. Duygularını çözmek ve ifade etmek kolay olmayabiliyor onlar için… Ve içlerine attıkları şeyler canavar korkusu, ölüm korkusu vesaire olarak geri dönüyor onlara… Yardım etmemiz, anlayış göstermemiz lazım.

Velhasıl kelam, çocuklarınıza ‘Korkacak bir şey yok’ demeyiniz efendiler! Çocuk korkuyorsa korkacak bir şey vardır.  

Yakın zamanda bu korku olayıyla ilgili öğrendiğim en önemli bilgilerden biri de şu oldu: 0-7 yaş arası çocuklar, uyku esnasında, yetişkinlerin hipnoz haline benzer dalgalar yayarmış. Ya da alırlarmış… Ya da o frekansta uyurlarmış… Neyse işte, kısacası, çocuklar uyku esnasında pozitif telkine çok açık olurlarmış. Uyku sırasında onlara çift taraflı uyaran vererek (sırayla iki elinizle vücuduna ritmik bir şekilde dokunarak) ona olumlu sözler söylemek (Bizim yanımızda güvendesin… Seni koruyoruz… Seni çok seviyorum…) etkili olurmuş. Bunu deneyeceğim şimdi ben de… Korkusu olmasa bile, bilinçaltına güzel sözler söylenmesi kimi mutlu etmez ki?..

Bizim #IşınKılıcıylaRüyalar serisi de Instagram’da devam ediyor. Etsin de zaten… Hele de şu günlerde güzel rüyalar görmeye, hayaller kurmaya ihtiyacımız varken… 

15 yorum

  1. Çok güzel bir yazı olmuş:) Korku konusu önemli ve -ne var korkacak dememek daha da önemli. Güvenlikli bir sitede yaşıyoruz, çocuklar burada büyüdü. Bundan 5-6 yıl önce yani kızım ve arkadaşları 11-12 yaşındaydılar(yani gayet büyüktüler), bir gece bahcedeyken, güvenlik elemanları, şirketleri ile anlaşamadıkları için işi terkettiler. Site kapısı boş kaldı, biz de tam o sırada eve giriyorduk, çocuklar birden korkmaya başladı, cidddi telaş yaptılar, ne olacak şimdi, hırsızlar gelir vs. Biz de -korkacak ne var, bak anneannenin evi tek apartman, güvenlik yok, bişey oluyor mu gibi örnekler verdik ve eve girdik. Korku artarak devam etti, ciddi panik tepkiler vermeye başladı (diğer çocuklarda da), sonunda komşulara aramızda konuşarak iki babayı şekilsel olarak kapıya gönderdik, çocuklara, babalar kapıyı beklliyor dedik ve rahatça uyudular. Sonrasında farkında olmayarak yaptığımız önce yanlışın sonra dogrunun önemini anladık. “-Korkacak ne var ” dememek gerek gerçekten.

  2. Kreşe başlama ile bir korku belirdi bizde de, ya beni okuldan almazsanız ya ben orada kalırsam ile başlayıp, gece koynumuza girme ile devam eden bir süreçteyiz. Okula alışma evresinde aramızda yatmasına izin verdik ama gece birden kalkıp bak bak bur da bir şeyler var diye ağlamasına çare olamıyoruz. Gördüğü şeyler aslında gece karanlığındaki gölgeler, gözler açık ama uyuklar halde sayıklıyor da sayıklıyor. Bizde ışın kılıcı yerine battaniyesi var. Bakalım geçecek herhalde…

  3. Işın kılıcıyla rüyaları severek takip ediyoruz 🙂
    Korku dahil, yemek yeme, hırçın tavırlar, şiddet vb çocuğumuzun yapmamasını istediğimiz, ona zarar verecek şeyleri yani uyku arasında konuşarak telkinle anlatmaya çalışma işini ben de 7-8 aylıktan itibaren yapmaya başladım. Faydası olduğunu düşünüyorum. Bir kaç kez böyle usul usul severken uykudan uyanmışlığı da vardır 🙂 ama yılmadım devam ettim. Yemek konusu baya düzeldi, diyebilirim. Gerçekten işe yarıyor bence…

  4. Bu yaşlarda nerdeyse tüm bıdıklar yaşıyor galiba bu korku durumlarını. Benim oğlum da kendi başına tuvalete, mutfağa, diğer odalara gitmek istemiyor. Çoğu zaman ona sabırla refakat etsek de ” korkacak bir şey yok bsk tüm ışıklar açık büyüdün artık” gibi anlayissiz cümleler kurabiliyoruz. Bi ışın kılıcı da biz mi alsak ne… Ayrıca hırsız için de çok geçmiş olsun. Evimize taşındıktan 15 gün sonra girmişti bizim evimize ve kırılmış kapi ve dağıtılmış eşyalarla ilk karşılaşan ben bile hala atamadim uzerimden bu korkuyu.

  5. Yanlız yatmaktan korkan kızım anne canavar gelir mi? diyince canavardan korkacak bişey yok diye her defasında onu ikna etmeye çalışıyordum. Yazınızı okuduğum iyi oldu.

  6. Ay cok guzel bi yazi olmus. Bizim de bu tip durumlarda kullandigimiz canavar spreyimiz vardi. Su, cali cirpi, yaprak parcalari, biraz da lavanta yagini sprey sisesine dolduruyorduk her aksam yatmadan odasinin dort bir yanina sıkıyorduk. Cok ise yariyordu.

  7. hem çok eğlenceli hem de bilgilendirici bir yazı olmuş. tam da 2,5 yaşındaki kızım komşu çocuklarından duyup anne öcü var mı şöyle mi böyle mi diye sormaya başlamışken iyi geldi. teşekkürler

  8. 5 yaşındaki kızımda da ara ara bu korkular oluyor. Biz canavar ve karanlık korkusunu ev canavarları kitaplarıyla çözdük. Özellikle karanlık canavarı zifirayloş imdadımıza yetişti. Ne zaman karanlık rahatsız etse. Tamam zifirayloş buradasın biliyorum hadi dans edelim diyor bizimki. Belki bu kitapların da faydası olur bilmeyenlere.Sevgiler.

  9. çocukluğuma döndüm, çok eğlendim. elinize sağlık!

  10. En sonda bahsettiğiniz yöntem gerçekten işe yarıyor. Ben içgüdüsel olarak, bir yerde okumamıştım ama 1,5 yaşındaki oğlumun salla pati bi kahvaltıyı hazırlamama bile izin vermemesinden müzdaripken 3-4 gece uyguladım ve sihir gibi işe yaradı. Tabii separation anxiety döneminin biteceği de varmıştır zaten ama ben kesinlikle bebeğim uykuya dalarken ve uykudayken ona onu kucağıma alamadığım anlarda bile çok sevdiğimi, ben kahvaltı hazırlarken onun da bana yardım edebileceğini vs söylememin ödülünü aldığıma inaniyorum.
    Kesinlikle deneyin Elif Hanım.
    Yazınız YİNE HARİKA!
    Sevgiler

  11. Peki korkulara dışardan gelen tepkilere nasıl göğüs geriyorsunuz:) şöyle ki, benim oğlum yüksek sesten ve özellikle matkap benzeri aletlerden, düğünlerden korkuyor:) düğünden korkması nikahın “kıyılıyor” olması:))) kıyma makinesinin sesinden de hoşlanmıyor. Bunu gören çevredekiler başlıyorlar “aaa erkekler korkar mı” “güçlü ol, sen erkeksin”. Biz, Elif senin yöntemler gibi kendimizce yöntemler bulduk; mesela “bizim sesimiz daha yüksek çıkıyor” gibi. Hep beraber bağırıyoruz:) yani biz aşıyoruz da çevre izin verirse:))

  12. Harika bir yazı olmuş kaleminize sağlık.. Oğluşum henüz 2 yaşında ve zaman zaman yüksek şeylerden konudan gelen tıkırtılardan vs. Korktuğu oluyordu ve biz ‘korkacak bir şey yok diyerek açıklama yapiyorduk’ … gerçekten bilgilendirici oldu ama benim asıl merak ettiğim ‘uykuda ctelkjn’ konusu. .. şöyle açıklayıcı yönlendirici bir yazı hazirlasaniz nasıl güzel olur:)
    Oğlumu dogdugundan beri onu uyuturken hep günlük hayattan hikayeler uydururum; beni üzen bi davranışı varsa doğrusunu anlatırım fln.. bumudur acaba kastedilen?

  13. Nihat'ın Annesi

    O parmak var ya o parmak…. bitirdi beni… nasıl masum nasıl saf…canım benim Allah hepsini kötülüklerden korusun…

  14. Incir'in Annesi

    Ranzanin tepesindeki fotoyu gorunce artik koyverdim makaralari:)

  15. Incir'in Annesi

    Ranzanin tepesindeki fotoyu gorunce artik koyverdim makaralari:)

    Bur de “Derin oglum” diye bahsediyorsun ya icime sicacik hisler doluyor.