1 Yorum

Her gün daha çok anne oluyormuş insan…

Kısa bir ara verdiğimiz Prima’yla Beş Yıldızlı Söyleşiler’le yeniden karşınızdayız sevgili seyirciler…  

Sedef Subaşı Yücel, Procter & Gamble’da çalışıyor. Onunla tanışmışlığımız bile varmış aslında, geçtiğimiz senelerde Bebeğinizi Beklerken Sizi Neler Bekler (What to Expect When You’re Expecting) kitabının yazarı Heidi Murkoff’un Türkiye’ye gelişinin arkasındaki isimmiş meğer Sedef. O zamanlar benim için ‘Prima yetkililerinden biri’ idi Sedef, ve yine o zamanlar, şimdi bir yaşını geçen oğlu Kerem portakalda D vitaminiymiş. 

Sedef, doğum izni henüz devam ederken benimle iletişime geçip Beş Yıldızlı Söyleşiler’e katılmak istediğini söyledi. Onun doğum izni bitti işe başladı, bizim yaz tatili bitti okul başladı derken kısmet bugüneymiş dedik ve bir süre ara verdiğimiz Beş Yıldızlı Söyleşiler’in devam açılışını Sedef’le yaptık. 

***

BesYildizli1

Bize biraz kendinden bahseder misin? Anne olmadan önceki Sedef kimdi, anne olduktan sonra kim oldu?
İstanbul’da doğdum. Robert Kolej’de son senemde orkestradayken bir üst dönemden eşim Ahmet ile tanıştım ve o gün bu gündür birlikteyiz.

Siz de bizim gibi lise aşkısınız demek?…
Evet…

Liseden sonra?
Sabancı Üniversitesi sonrası yüksek lisans için Brüksel’e gittim. Ahmet de Belçika P&G’de işe başladı. Böylece orada da ayrılmadık. Ben yeni mezun ve idealist günlerimde Brüksel’de bir STK’da Avrupa Komisyonu tarafından finanse edilen bir Türkiye projesinde iki yıl çalıştım. Sonra Türkiye’de STK’larda kariyer ile ilgili beklentilerimin karşılanmasının çok zor olduğunu büyük bir hayal kırıklığı ile fark edince özel sektöre yöneldim ve P&G ile tanıştım.

Sonra İstanbul’a geri döndüm, P&G Türkiye’de çalışmaya başladım, 10 yıllık birlikteliğin sonunda Ahmet’le evlendik ve evliliğimizin ikinci yılında da oğlumuza kavuştuk.

Özetle, Sedef’i ‘’Kerem’den önce ve sonra’’ diye çok net ayıramam aslında. Ben hala aşırı düzenli, planlı, seyahat etmeyi çok ama çok seven ve müziksiz yaşayamayan Sedef’im. Ama Kerem’den sonra ne değişti dersen sanırım en önemlisi sabretmeyi öğrenmem ve bazı şeylerin benim planladığımın dışında gelişebileceği gerçeğini kabullenmem oldu.

Aslında birkaç yıl sonra bebek sahibi olmak aklımızdayken bir gün çok sevdiğim müdürümle yaptığım bir konuşma hayatımı değiştirdi’ demiştin bu sohbete katılımınla ilgili ilk yazışmamızda… Neydi bu konuşma? Neden, nasıl hayatını değiştirdi?
2012 yılı Mart ayıydı sanırsam… Müdürümle bir toplantı sonrasında laf nereden geldiyse çocuklara geldi. Ben ‘’İşle ilgili şu da olsun bu da olsun öyle planlıyoruz’’ dedim. O da bana bir çocuk sahibi olmak kadar önemli bir kararı kesinlikle işe bağlamamak gerektiğini çok güzel anlattı. İş ve özel hayat tabii ki birçok alanda iç içe geçmiş durumda fakat özel hayatında çocuk sahibi olmak kadar kişisel ve hayatının merkezi olacak bir karar alırken aslında daha temel soruların yanıtlarını vermen gerekiyor kendine: Sen buna hazır mısın, sağlığın el veriyor mu, ilişkiniz buna hazır mı, o çocuğa nasıl bir gelecek vermek istiyorsun, bunun için imkanların var mı gibi çeşitlendirilebilecek birçok daha temel soru var aslında. Bana birkaç güzel soruyla bunları düşündürttü galiba sevgili o zamanki müdürüm, her daim arkadaşım. Ben de eşimle bunları paylaşınca biz bir anda hazırız galiba dedik ve karar verdik!

 BesYildizli2

Hamilelik, doğum ve lohusalık sürecini nasıl geçirdin?
Hamilelik sürecim çok rahat geçti, o açıdan çok şanslıyım. İlk üç ay ailelerimiz dahil hiç kimse ile bu haberi paylaşmadık. Hem riskli dönemi geçirelim dedik, hem de planladığımız bir Amerika seyahatimiz vardı ve oraya giderken kimsenin aklı bizde kalsın istemedik. Sonuçta mide bulantılı ve en can sıkıcı dönemi sessizlik içerisinde ve çoğunlukla seyahatlerde atlatmış oldum. Uzun yürüyüşler, açık hava ve mekan değişikliği oldukça yardımcı oldu.

Sonraki aylar çok daha rahat ve keyifli geçti. 36. haftanın sonuna kadar çalıştım ve işi oflaya puflaya bıraktım. ”Evde çok canım sıkılacak bebek gelene kadar, zaten karnım da oldu kocaman, istediğim gibi gezemem de…” derken 37+4’te Kerem gelmeye karar verdi.

Doğum için herhangi bir hazırlık yaptın mı?
İstanbul Doğum Akademisi’nde Hakan Çoker’in “Keşke’siz Doğum” eğitimine katıldım ve oradan bir ebe ile doğuma girmeye karar verdim. Asude Ebe ile önceden doğum başlarsa ne yapacağımız konuşmuş, planımızın üzerinden geçmiş ve doktorum ile de hemfikir olmuştuk. Önceden doğum yapacağımız hastaneye gittik, hemşireler ile tanıştık ve planımızdan onlara da bahsettik. Bir de yazılı olarak doğum planı hazırladık. Hem doğal doğum hem de sezaryene dönerse diyerek için iki farklı plan yaptık. Bu sürecin hiç de kontrol edilebilir olmadığını önceden çok okuduğum için karşıma çıkacak plan dışı her duruma da psikolojik olarak hazırlanmış olmak önemliydi benim için. Nitekim 37+3’teki doktor ziyaretimizde Naciye Hanım ‘Kesin bir şey söylemek zor fakat %90 bu hafta gelmez’ demesinin gecesinde suyum geldi!

‘Ne zaman geleceğimizi sizden öğrenecek değiliz’’ demiş Kerem…
Aynen… Biz ebemizi ve doktorumuzu bilgilendirip başladık bebek odasında son rötuşları yapmaya… Ben oldukça rahattım, sabah kuaföre bile gittim doğuruyorum ben bu arada diyerek! Sonra sahilde yürüyüş yaptım, hafif bir şeyler yedim, pilates topunda zıpladım derken hızla ilerledi doğum. ”Haydi artık hastaneye gidelim” dedik ama işte o noktadan sonra işler değişti. 20 saat kasılma sonrası 9 santim açıklık ile, doktorum normal doğumu çok desteklemesine rağmen sezaryen alınmak durumunda kaldım. Asude Ebe’ye, doktoruma çok güvendiğim için artık o aşamada sorgulamadım, aslında sorgulayacak halim de kalmamıştı. En azından bu durum için de hazırdım, düşünmüştüm, yine de tercihlerim vardı ve bunlara saygı gösterildi. Kerem’i doğduğu an görebildim, kucağıma alabildim, ama nefes almasında sorun olduğu için uzun süre kucaklayamadım ve hemen emziremedim. Hatta o gece yanıma da alamadım. Gerçi o kadar yorgundum ki bunu bile pek sorgulamadım, tamam ben de dinlenmiş olurum sabah gelsin dedim… Ertesi sabah minik Keremimiz ile tanıştık.

BesYildizli3

Ne güzel, ‘anne-bebek dostu’ bir sezaryen tecrübesi yaşamışsın. Doğum sonrası Kerem’i görememen ise nasıl doğurduğunla çok alakalı değil… Ben müdahalesiz doğum yaptım ancak benzer bir nefes sıkıntısı olunca biz de hemen kaynaşamamıştık… 

Peki, doğum sonrası nasıl bir program yaptın? Ve uygulamasını nasıl yaptın?
Eve döner dönmez bir destek sistemi oluşturduk ailemiz için. Benim ve eşimin ailesi tabii destek oldular ama biz bir an önce normal yaşantımıza dönelim istedik. Ben günlerce pijamalarımda yatakta hasta gibi yatıyor olmak istemedim mesela… O yüzden ilk bir-iki hafta sonrasında biz bize kaldık. İnanılmaz şanslı olduğumuz konu şimdi ailemizin bir parçası gibi olan yardımcımız ile ben hamile iken tanışmak ve Kerem doğar doğmaz onu da aramıza almak oldu. Böylece Kerem’in birincil olarak bakımını ben üstlenmiş olsam da hem arada nefes almak, dinlenmek için fırsatım oldu hem de bebek dışında tüm ev ile ilgili sorumluluklar üzerimden gitmiş oldu. O yüzden lohusalık dönemini oldukça iyi geçirdim diyebilirim.

Doğum iznini nasıl kullandın?
Dört aylık resmi doğum iznimin üzerine süt izinlerimi ve yıllık izinlerimi de kullanarak altı ay izin almıştım zaten. Bunu altı ay daha ücretsiz izin hakkımı kullanarak uzatmak gibi bir fikrim vardı ama duyduğum hikayeler çok değişkendi. Bebek sonrası lohusalık dönemini çok zor geçirenler vardı, işe dönmek için can atanlar vardı vesaire… Ben nasıl olacağını önceden kestiremediğim için bu opsiyonun ucunu açık bırakmıştım. Nitekim korktuğum gibi olmadı. Bunda Kerem’in kolik olmaması, nispeten sorunsuz bir bebek olmasının büyük etkisi var tabii. Ben de iznimi altı ay daha uzatmaya karar verdim ve Kerem’in birinci doğum gününü yapıp ertesi gün işe başladım. Aldığım en iyi kararlardan birisi olduğunu düşünüyorum bunun çünkü bebeğin gelişiminde ilk yılların rolü aşikar. Benimle geçirdiği vaktin, rahatça emzirebilmemin çok değerli olduğu kanısındayım.

Anladığım kadarıyla bebek olduktan sonra da leyleği havada görmeye devam eden ebeveynlerdensiniz. Kerem yedi aylıkken birlikte Güney Afrika’ya gitmişsiniz. Biraz bahseder misin maceralarınızdan? Sınır tanımayan sizin gibi ebeveynlere ne gibi tavsiyelerin olur?
Biz Kerem’i ilk günden itibaren dışarı çıkardık. İki haftalık olduğunda artık her gün düzenli yürüyüşler yapıyorduk. 6 haftalıkken ilk şehirlerarası yolculuğunu Eskişehir’e yaptı. Eşimin ailesi orada yaşıyor ve 40 mevlüdünü orada organize ettik. Oradan araba ile yazlığa Babakale (Çanakkale)’ye gittik. Böylece geziler başladı. Derken Cenevre, ardından Güney Afrika ile yurtdışına açıldı bizim minik gezgin. Bir yılda dört ülke ve 15 şehir gezdik onunla. Hepsini sedeflisandik.com’da yazdım. Ben de eşim de bunun Kerem’in gelişiminde çok ciddi rol oynadığını düşünüyoruz. Etrafta ne kadar değişik uyaran varsa çocuk o kadar hızlı gelişiyor, öğreniyor ve adaptasyon sağlamaya alışıyor. Bir yandan da yeni anne-baba olmuş çılgın tür için tebdil-i mekanda ferahlık oluyor tabii. Bu da ruhen anne-babayı rahatlatınca bebek ile iletişimi de pozitif etkiliyor. O yüzden yeni anne ve babalara önerim ellerinden geldiğince dışarı çıkmaları, doğa ile iç içe olmaları ve eve kapanıp kalmamaları.

BesYildizli4

Bir günün nasıl geçiyor?
İşe başladıktan sonra birçok şey değişti tabii. Sorumluluklar çoğaldı, yoğunluk inanılmaz arttı ve Kerem ile geçirdiğim zaman ciddi anlamda azaldı. Şu anda sabah Kerem’in tüm sabotajlarına rağmen hazırlanıp işe gidiyoruz. Yardımcımız 6’da çıktığı için en geç 5:30’da işten çıkmış olmamız gerekiyor, en azından birimizin. Eve gidip Kerem ile biraz oyun oynuyoruz, yemek yiyoruz, biraz daha oyun ve arkasından uyku rutinimize başlıyoruz. Banyo, diş fırçalama, kitap okuma derken zaten saat 8:00 oluyor. Kerem’i uyuttuktan sonra evi toparlayıp ya yine çalışıyoruz ya da biraz kendimize vakit ayırıp yatıyoruz. Hafta içi bu rutin pek bozulmuyor genelde. Hafta sonları ise Kerem ile birlikteyiz. Aile ve arkadaşlar ile vakit geçirmeye çalışıyoruz, geziyoruz.

Çocuktan sonra eşinle ilişkiniz nasıl etkilendi, etkilendi mi?
Çocuktan sonra doğal olarak ilişki aynı kalmıyor. Zaten bence iki kişinin ilişkisi farklı roller üstlendikçe değişiyor. Daha önce sadece sevgili iken evlenince üzerine geniş ailenin de sorumluluğu geliyor. Sen bir anda gelin, damat, yenge, enişte, … neyse işte onlar da oluyorsun.

Çocuktan sonra ise anne ve babalık ünvanları ile bambaşka bir kapı açılıyor hayatında. Karşındakine sadece eşin gibi değil en değerli varlığının babası olarak da bakıyorsun. Bir yandan bu ilişkiyi çok güçlendiren bir bağ aslında. Bir yandan da senin anne olarak sorumluluğun o kadar çok artıyor ki birisine patlaman gerekirse bu yine en yakınındaki eşin oluyor. O yüzden ilk aylar hatta ilk yıl kritik bence. Karşılıklı anlayış şart! Ama biz bu süreci olabildiğince normalleştirmeye çalıştık. En önemlisi kendimizi eve kapatmadık. Evet çocukla gezmek oldukça zordu ama hiç gezmemekse alternatifi, biz zor olsun ama sevdiğimiz şeyi yapalım gezelim dedik. Bir de sürekli yapamadıklarımız üzerine odaklanmak yerine biz zaten Kerem ile evde olmayı tercih ediyoruz diye baktık. O yüzden gidemediğimiz filmler, kaçırdığımız buluşmalar ya da kısa kaçamaklara üzülmek yerine bulunduğumuz durumu tercih ettiğimizi hatırlamaya çalıştık hep. Her şeyi güllük gülistanlık resmetmek istemem, bence çocuk ilişkiyi çok sınayan bir şey. İki kişiyken, karşılıklı birçok konuda uzlaşmaya varmak için geri adım atabilirken söz konusu çocuk olunca iki tarafın da güçlü fikirleri oluyor. O yüzden en ufak bir kararda bile tartışmalar yaşanabiliyor. Tüm bunların doğal olduğunu kabullenip büyük resme bakmaya çalışmak lazım galiba.

Annelik yapmanın seni en çok zorlayan tarafı ne?
Ben her kararımda ince eleyip sık dokuyan, en doğrusunu yapmaya çalışan bir tipim. Çocuktan önce bu bir şekilde daha rahat yönetilebilir bir durumdu fakat çocuk ile birlikte her şey çok çabuk değişir oldu. Tam ”Evet her şeyi oturttum, en doğru şekilde ihtiyaçları karşıladım” derken bir anda Kerem büyüyor ve yeni ihtiyaçlar ortaya çıkıyor, koşullar farklılaşıyor ve ben başa dönüyorum. O yüzden esnemem gerektiğini anladım bu süreçte ve sanırım beni en çok zorlayan bu oldu. Yapılması gerekenler listelerimin içinde boğuşurken anı kaçırmamam gerektiğinin farkındayım ama zorlandığımı itiraf etmeliyim.

En sevdiğin tarafı?
Anne olmanın en güzel tarafı birisini koşulsuz, sınırsız sevme ve aynı şekilde sevilme lüksü bence. Kerem sabaha karşı bizim yatağımıza gelip bana sokulup ellerimi tutunca tamam diyorum bu his için her şeye değer!

İleride Kerem ne yapar, ne olur ya da ne derse “Tamam, ben bu işin altından kalkabilmişim” dersin?
Kerem umarım ileride kendi ayakları üzerinde durabilen, mücadele etmeyi bilen ve adalet duygusu güçlü bir birey olur. Kerem’e elimizden gelen en iyi şartları sağlamaya, eğitimi vermeye çalışacağız fakat en önemlisi vereceğimiz değerler bence. Aile bu noktada çok ama çok önemli. İnşallah ileride dönüp baktığımızda tamam, bu işin altından kalkabildik deriz. Bir de tabii Kerem’e hayatının her döneminde “Annem benim her zaman arkamdadır, bana destek olur ve ona her konuda çok güvenirim” dedirtebilmek çok isterim. Bence o zaman ”iyi bir anneyim” demeye hak kazanmış olurum.

Sence sen neyi iyi yapıyorsun?
Ben normalde çok, önünü görmeyi seven, belirsizlikten nefret eden ve her şeyi kontrol etmek isteyen birisiyim. Fakat henüz çözemediğim bir şekilde anne rolündeki Sedef çok daha rahat ve pozitif. Bu macerada her şeyi planlayamayacağımı, hayatın çok farklı planları olabileceğinin çok farkındayım ve Kerem’e karşı sabırlıyım. O yüzden ben bu konuda kendi standartlarımda iyi olduğumu düşünüyorum.

Bunun dışında ilk çocukta birçok kişinin yaşadığı aman üşütmesin, aman düşmesin, aman terlemesin gibi endişelerim daha az. Güvenliğiyle ilgili bir şey olmadığı sürece rahat olmaya, Kerem’i serbest bırakmaya çalışıyorum. İlla yemek yesin diye zorlamıyorum mesela, istemezse yemiyor. Bir birey gibi davranmaya çalışıyorum elimden geldiğince.

Bir de bir yıl izin alıp onun yanında kalmak dediğim gibi yaptığım en iyi şeylerden birisi.

Neyi daha iyi yapmak isterdin?
Ben bu uyku eğitimi konusunda sınıfta kaldım! 4 aylıkken ilk uyku eğitimi denememde azıcık mırıldanan oğluma dayanamayıp vazgeçtim. Sonra “Doğal Ebeveynlik” kitapları okumaya başladım ve yeni bir dünya ile tanıştım. Madem evdeyim niye ufacık bebeği “eğitmeye” çalışıyorum dedim ve uyku eğitiminden vazgeçtim. Aslında ben işe başlayana kadar fena gitmedi. Kerem gece 3-4 kez meme emmek için uyanıyordu ama ben sabahları birkaç saat kendime zaman ayırıp uyuyabildiğim için toparlanıp güne devam edebiliyordum. Sonra işe başladım ve her şey değişti tabii. Kerem beni özlediği için iyice memeye düştü. Gece durmadan emmek istiyordu ve ben bütün gece onu uyutmaya çalışıp sabah da işe gitmek durumundaydım. Bu böyle dört ay gitti. Ben fiziksel ve ruhsal olarak bunu kaldıramaz hale gelince memeyi zorlu bir süreçten geçerek kestim. Bir anda gece uykusu düzeldi evet ama hala kendi yatağında başlayan uyku bir noktada bizim yatağa gelerek devam ediyor. Sanırım bunun için daha kesin ve kararlı davranmam gerekiyordu ama ben o noktayı kaçırdım gibi. Gerçi bu durumdan ben de eşim de pek şikayetçi değiliz ama bu konuda daha cesur olabilmek isterdim.

BesYildizli5

Çocuktan önceki hayatına dair en çok neyi özledin?
En çok haydi deyip bir yere gidebilmeyi özledim sanırım. Şu anda iş çıkışı sinemaya gidelim ya da dur ben bir kuaföre gideyim diyebilmek için ciddi bir planlama gerekiyor. Kerem’i bakıcımızdan kim devralacak, araba kimde kalacak, annem mi gelse kardeşim mi, onların ne planları var, Sema Abla birkaç saat daha kalabilir mi gibi bin soru takip ediyor herhangi bir plan değişikliğini.

Ah, kesinlikle… Ve sana bir haberim var: Bu uzun süreler böyle devam ediyor. Ben evde yalnız bırakabileceğim yaşları iple çekmeye başladım ‘Sen kardeşine yemeği ısıt, biz babanla sinemaya gidiyoruz’ diyebilmek için…

Peki, ikinci bir çocuk düşünüyor musun?
Evet kesinlikle düşünüyorum. Ben 10 yıl kardeş istedim! En sonunda halamın beni dolduruşa getirmesi ile 10 yaşımdayken evde pankartlar açıp kardeş istiyorum kampanyası başlattım! 11 yaşındayken de sevgili kardeşim Pınar’a kavuştum! Kardeş candır demek istiyorum, iyi ki var! O yüzden bir çocuk kardeşten mahrum olmamalı düşüncesi var kafamda hep. Umarım Kerem’in de kardeşi olur bir gün.

“Asla yapmam” deyip de yaptığın şeyler var mı?
Bu konuda o kadar çok şey okudum ve deneyimli annelerden dinledim ki çocuk konusunda “asla” dememem gerektiğini biliyorum. O yüzden olabildiğince büyük konuşmamaya çalışıyorum bu konuda. Kerem’de hiç zorlanmadığım bir konuda ikinci çocukta çok zorlanabileceğimi de biliyorum. O yüzden yeni annelerle deneyimlerimi paylaşırken de ben böyle yaptım doğrusu budur, asla şunu yapma vesaire dememeye çalışıyorum. Çünkü “asla ayakta sallamam” dediğin noktada hayat karşına başka türlü uyumak bilmeyen bir çocuk çıkarabiliyor! Asla değil ama bunu yapmayı tercih etmiyorum dediğim şeyler var Kerem için. Şekerli gıdalar vermemek gibi mesela. Bu ve benzeri prensiplere uyabilmek için elimden geleni yapıyorum tabii, o farklı bir konu.

En son ne zaman kendine vakit ayırdın? Nasıl?
En son geçen hafta gittiğim iş gezisinde 1-2 saatlik boş vaktimizde oyuncakçı! gezerek kendimle baş başa kaldım. Bir de 17 aydır ilk defa kesintisiz uyudum!

Cümleyi tamamlar mısın: Şimdiki aklım olsa…
Hamileyken bebek için alacağım her detay için internet başında saatler harcamazdım. Özellikle ilk bir yıl her şey çok hızlı değişiyor ve o kadar özenerek aldığın her şey zamanını hemen dolduruyor.

Boşluğu doldurur musun: Anne olmadan önce … derdim/ zannederdim / düşünürdüm.
Bebeği kucağıma alır almaz “anne” olacağım sanırdım. Öyle değilmiş. Her gün emek verdikçe, her gün daha çok sevdikçe anne oluyormuş insan. 

“Anne olunca anladın” mı?
Evet, kadınlar neden anne/çocuk içeren duygusal herhangi bir reklam/film/şarkı/kitap karşısında gözyaşlarını tutamazlar hiç anlamazdım, şimdi anladım.

Tek cümleyle: sence kime ANNE denir?
Bence hiç söylenmeden, hatta söylense bile aslında isteyerek bir çocuk için inanılmaz bir emek harcayana denir. Bir insan sanırım çocuğu dışında bir varlığa bu kadar sınırsız sevgi, özveri ve emek veremez.

***

Sedef’e konuğum olduğu için çok teşekkür ederim. Sedef’in Keremle maceralarını Sedef’li Sandık blogundan takip edebilirsiniz.

Prima’yla Beş Yıldızlı Söyleşiler’in tamamını buradan okuyabilir, 0-4 yaş arası çocuğu olan bir anneyseniz katılmak için bana yazabilirsiniz: blogcuanne@gmail.com.

Bir yorum

  1. Çok güzel bir röportaj olmuş. Özlemiştik vallahi. Sedef Hanım’ın anneliği, duruşu, yaklaşımı çok hoşuma gitti.