8 Yorum

Sanem’in Gebelik Günlüğü, 33. hafta

Sanem’in Gebelik Günlüğü devam ediyor. 

Sanem’in tüm yazılarını buradan okuyabilirsiniz.

***

Sevgili Blogcu Anne okurları,

Geçen hafta eşim “Bu hafta ben yazayım mı?” diye sorup, klavyenin başına geçmeseydi sizlere hamilelik hassasiyetiyle ilgili kendi düşündüklerimi yazmayı planlıyordum. Kısmet bu haftayaymış.

Sanem33

32 yaşındayım (8 hafta sonra 33 olacağım ama çaktırmıyoruz) ve yaklaşık 20 senedir regl oluyorum. Her ay düzenli bir şekilde dünyam kararır benim. Her şey çok kötü görünür gözüme. Bazı aylar bu hisler duygusallık olarak kendini gösterir, bazı aylar agresiflik olarak. Sebepsiz bir şekilde niye gözünün üstünde kaşın var diye tartışma yaratmışlığım çoktur. Bununla birlikte neredeyse hiç fiziksel şikayetim olmaz. Ne karnım ağrır, ne de belim. Belki bazen başım.. Sonra bir sabah bir bakarım sanki ilk defa başıma gelmiş gibi “Tamam işte ya, yine buymuş sebebi” derim. Dünyam aydınlanır yeniden çünkü hislerimin sebebi vardır. Sebebini bilince daha kolay üstünden gelirim.

Hamileliğim de işte tam bu şekilde periyotlarıma benziyor. Fiziksel olarak ilkinde de, ikincisinde de neredeyse hiç şikayetim olmadı ama duygusal olarak Efe’de daha hafif yaşamış olmamla birlikte şu anda daha duygusal sıkıntılar çekiyorum.  Her kötü haber, olumsuz herhangi bir durum, ufacık bir anlaşmazlık beni gözyaşlarına boğuyor. Aynı hamilelik haftasında olduğumuz çok yakın bir arkadaşım geçenlerde twitter’da şöyle bir bilgi paylaştı: “Normalde 3 yılda salgılanan ostrojen hormonu hamile kadınlarda bir günde salgılanıyor bu da aşırı duygusallığa sebep oluyormuş!” Sanırım bu kadar bilgi bile hamile kadınların duygusallık konusunu abarttığını düşünenlere cevap olur.

Ben fiziksel şikayetlerim kadar, duygusal şikayetlerimi de önemsiyorum ve yakın çevreme –duygusal iniş çıkışlarıma en çok eşim maruz kaldığı için en çok ona- ne hissettiğimi, ne düşündüğümü söylemekten çekinmiyorum, içimde tutmuyorum ve bunun geçici olduğunu biliyorum; daha önemlisi onlar da biliyor. Gördüğüm bu anlayış için de çok şanslı olduğumu biliyorum. Yaklaşık 7 hafta sonra umuyorum dünyam yeniden aydınlanacak, o zamana kadar kendim için yapacağım en iyi şey internet kullanımımı sınırlandırarak bir miktar da olsa negatif olaylardan, haberlerden, yazılardan uzak durmak…

Bebek hazırlıklarına gelince, Efe’nin bütün kıyafetlerini elden geçirip, ayırmıştım geçtiğimiz haftalarda. Onların yıkamasını da bitirdik, bir tek ütüleri kaldı. Yenidoğan için gerekli olan kışlık kıyafet alışverişlerini tamamlamaya çalışıyorum fakat bir türlü yenidoğan bedeninde kıyafet alamıyorum. Kıyafetlerin hepsi o kadar hoşuma gidiyor ki, bunları en fazla 3-4 hafta mı giyecek, en iyisi 1 beden büyük alayım diye diye hep büyüklere gidiyor elim. Efe’de de farkında olmadan aynı şekilde hareket etmiştim son haftalarda hastane çantasını hazırlarken ortaya çıkmıştı ki çocuğun hiç yenidoğan tulumu yok. Artık karar verip en azından 1-2 takım ufak bir şeyler almam lazım.

Deren kızım iyice hareketlendi. Özellikle akşamları sağdan, soldan tekmeleri savuruyor. Şikayetim yok ama dışardayken idrar keseme doğru yediğim tekmeler beni çok zor durumda bırakıyor. Bunun dışında Efe’de de aynı zamanlarda, aynı yerde ortaya çıkan alerjik bir durum söz konusu. Sağ el başparmağımın çevresi çok kuru ve kırmızı üstelik çok kaşınıyor. Efe’ye hamileyken doktora sorduğumda, doğumdan sonra da geçmezse o zaman bakarız demişti ama doğumla birlikte yok olmuştu. Bu da öyle olacak sanırım.

Bu hafta burada “Patates tatili”. Eskiden çoluk çocuk herkes Ekim ayının bu haftasında patates toplamaya gidermiş. Artık patates toplamaya giden olmasa bile gelenek şimdi de devam ediyor.  Efe’nin kreşi tatil değil ama ben yine de göndermek istemedim. Ana oğul evde son yalnız kalışlarımız. Gerçi isabet olmuş, kreşe gönderecek olsak bile o bu haftayı evde geçirecekmiş. Geçtiğimiz gece 39 ateşle uyandı. Keyfi yerindeydi, sürekli şarkı söyleyip, hiç susmamacasına konuştuğu için fazla telaş yapmamaya çalıştım ama buna rağmen koca göbeğimle tek başıma hasta çocuk bakamayacağıma karar vererek babayı dün ise göndermedik. Pazar görünümlü bir Salı günü yaşadık. Bugün çok iyileşti. Hatta o kadar iyi olup, hareketlendi ki keşke hasta olduğu gün yerine bugün ise gitmeseydi eşim diye düşündüm.

Çoğu zaman göbeğimi korumakta çok zorlanıyorum. Efe hızla koşup bana sarılmak istiyor, ya da kucağıma çıkıp zıplamak istiyor eskisi gibi. Çok engellemek istemiyorum ama düşünmemiz gereken bir bebek daha var tabii ki. Şimdiden başladı zorluklar. Şikayet olarak söylemiyorum bunu. Garip geliyor sadece kısa bir süre sonra iki çocuk annesi olacak olmak.

Önümüzdeki günler daha da hızlı geçecek. Önce doktor kontrolüm var, sonra hastanenin doğum öncesi semineri ve arkasından ebe görüşmem var. Çok büyük bir hazırlık kalmadı işin doğrusu ama ben yine de her şey tamam hazır diyene kadar bir miktar stres yapacağım sanırım. Annem gelince de ayaklarımı rahatça uzatıp, Deren’i bekleyebilirim. (Umarım erken gelmeye kalkmaz)

Haftaya görüşmek üzere,

Sanem.

8 yorum

  1. Sanem, her ay ağrı çekmek yerine duygusal zorluklar yaşaman şans mı, şanssızlık mı, bilemedim. Ben ise ağrıdan ağlayacak duruma gelenlerden, iki gün boyunca kendine de, etrafındakilere de dünyayı dar edenlerdenim. Hamileliğin en güzel yanlarından biri bebeğin tekmelemesiyse diğeri dokuz ay boyunca bu ağrıları çekmemekti…

    Ayrıca, ilginç bir şey okumuştum, bazı kadınlar gebelikleri boyunca -kanamasalar da- regl dönemlerinde benzer şikayetleri -daha hafif bir skalada da olsa- yaşarlarmış. Ağrıysa ağrı, duygusal zorluksa o…

    #DirenKadın diyorum, başka da bir şey demiyorum.

    • Sanirim ayni seyi ben de okudum ya da sen bahsettin daha once yazilarinda oradan biliyorum ama her sekilde sana katiliyorum. #direnkadin =)

  2. Incir'in Annesi

    Ben boyle olduguna yemin edebilirim. Kendi kendime vucut aynen devam ediyor dedigimi biliyorum. Hem de nasil #direnkadin !!! Cok guzeliz yaa.

  3. Merhaba,

    Gebeliğinizi hafta hafta merakla takip ediyorum. İki çocuklu hayat konusundaki endişeleriniz giderek artıyor gibi. Zorlukları yaşamadan endişelenmeye başlamayın bence. Belki de her şey düşündüğünüzden kolay olacak. Umarım çok uysal bir bebeğiniz olur. Efe’yle konuşup size yardımcı olmasını isteyebilirsiniz. “Oğlum daha küçük ne yardımı olabilir ki?” demeyeceğinizi biliyorum. Yardımdan kastım tahmin edeceğiniz gibi daha az yaramazlık yapması, kardeşi uyurken biraz daha sessiz olması vb. minik fedekarlıklar 🙂 Daha olumlu düşünüp umduğunuzdan kolay bir “2 çocuklu hayat” yaşamanızı diliyorum 🙂

  4. Şu regl işi ne acayip değil mi? 31 yaşında hamile kalana kadar sonsuza dek regl oacağım diye düşünüyordum. İlk doğumdan sonra 13 ay olmadı, sonra 2-3 ay arayla oldum derken ikinci gebelik, velhasılı kelam neredeyse 5 yıldır regl olmuyorum. Bir ara özlemiştim bile.

    Keyifle gelsin Deren hanım. Kolaylıklar diliyorum hepimize ve son olarak #direnkadin 🙂