32 Yorum

Benim yolum

Aşağıdaki yazı, Blogcu Anne okurlarından Ayça tarafından, Onca sene çocuk bakmak için mi okudun? başlıklı yazıya cevaben kaleme alındı.

***  

Çocuk Bakmak İçin Mi Bu Kadar Okudun?

Hayır!..

Bilmiyorum Aslında…

Kafam Karışık… Sorma Böyle Sorular…

Çok etkileyici bir giriş düşündüm Elif’le bu yazı için konuştuğumuz yaklaşık üç ay önce…

Sonra araya yazılacak yazılar, toplantılar, oğlumun hastalığı (şimdi iyi) kısacası o, bu, şu girdi… Üç ay zaman geçti… Gerçekten zaman bulamadım, bu süre zarfında bir kez kuaföre gittim, bir kez kızlarla dışarı çıktım. Kendini şımartmak için ne yaptın dersen bunlardır ancak…

Bu benim hikayem… Herkesin aynı, herkesin farklı olduğuna inanır, saygı duyar, ötekileştirmem kimseyi…

Genetik miras: matematik, kimya… çok kolaydı benim için. Derece ile okul bitirmek, üniveritesi ve sonrası- sonrası çok kolay oldu…Bu benim için kolay bir şeydi. Gel bir şarkı söyle desen iki sözcüğü yan yana getiremem o ayrı.

Yaş ilerledi, annem kayınvalidem ‘Yeter artık aaaa, sen doğur biz bakarız’ dediler, eeee artık biz de istemeye başladık ve dünyanın en güzel, en tarif edilmez duygusu, kokusu, sevgisi… ile bir Aralık günü tanıştık. Dünyanın en güzel duygularını oğlum için hissetim, yeni duygular, yepyeni duygular bir taraftan da en zor, en endişeli, en hassas duygular hatta korkular da ortaya çıktı. Evdeyken daha iyiydi ama işe başlama zamanı yaklaşınca asıl kabus başladı. Nasıl işe gideceğim, kim bakacak canımıniçine, çalışmam şart mı ki, ev hanımı olsam, oğlum anaokuluna başlayınca çalışsam, annem gerçekten sabah erkenden gelir akşam geç saate kadar kalır mı, sorular arttııııı artı…

Hayatın anlamı nedir, oğlumun güzel anlarını kaçıracağım, çalışmaya değer mi’ye kadar geldi. Bizim sektörde zor gelinir bazı akademik pozisyonlara, ara verirseniz -ki gerçekten çok emek vermişsinizdir- aynı yerden başlayamazsınız. İşi bırakan anne yoktur nerdeyse, en çok saat azaltılır ki o bile büyük bir şeydir…

O yüzden arkadaş ortamımda konuşmalarda bir kez bile işi bırakma konusu geçmedi, ailem, eşim hiç tersini düşünmedi… Ben işe başlamam ve sonrasında ev düzeni ile ilgili programlar yapıldı hep… Ama benim aklım hala evde, çocuğumda….Ve çizilen yolda -kendi tercihimle- işe başladım.

Sanal dünya, medya, facebook, instagram pek ilgili olduğum konular değil, profesyonel bilgi akışını zor takip ediyorum….

Anne olunca bazı blogları takip etmeye, instagramdan annelerin çocuklarıyla fotoğraf ve bilgi paylaşımlarına bakmaya başladım…

Farklı geldi bana… Süslü, becerikli, bilgili anneler… Genellikle çalışmıyorlar, sürekli çocuklarını aktivitelere götürüyorlar, çocuklar eğleniyor, herkesin yüzü gülüyor…

Ben sürekli dosya hazırlama derdinde; işte, eve ne alınacak, akşam ne pişecek, aşı zamanı geldi mi sorularıyla boğuşurken, annem yoğun ısrarlar sonrası arada ‘nankör, değerimi anlamıyorsun’ dese de oğlumla evde. Bu arada annemle aramızın en kötü olduğu dönemdeyiz, yedirdin yedirmedin, tatlı verdin niye verdin kavgaları tam gaz devam ediyor.

Her gün oğlum canım diye öperek evden zorla çıkmak, sürekli geri eve dönmeyi düşünmek, ne yaptı, yedi mi diye endişelenmek,  çalışmayan annelerin çocuklarıyla gittiklerin etkinlerin fotoğraflarına bakarken annemin benim yavrumun fotoğrafını gönderdiğinde yanında değilim diye hüzünlenmek günlük rutinim.

Çalışmayan ya da çalışmayı bırakan annelerin ‘Senin ne güzel hayatın var, kahveni içiyorsun, sosyalleşiyorsun, giyinip, süsleniyorsun! Ama ben de inan herşeyi çocuğum için yapıyorum hep onunlayım, yoruyor insanı’ diye konuşmalarına maruz kalmak… Ne diyeceğini bilememek, ters bir şey söylemek istememek, ama aslında kırdın beni demek istemek…

(Satır arası ben çocuğumu tercih ettim, sen kendini işini yada çocuğun için evde oturma özverisini göstermedin diye algılamak)

Her gün 1-2 saat daha fazla çalışma ve karşılığında maddi anlamda oldukça iyi bir teklif aldım bu arada ama kabul etmedim, zaten oğlumla görüşemiyoruz bu kadar çalışma, para pul her neyse yeter dedim, aaa niye annen var diye söylendi bu sefer de arkadaşlarım…

Sonuçta: Herkes kendince haklı, verilen fikirlere, söylenen sözlere, herkesin kendi yolunda ilerlemesine saygım sonsuz…

Ben annem olduğu için gerçekten aklım daha az arkada kalarak çalışmayı tercih ettim, sürekli fırsat yaratmaya çalışıp eve erken gitmeyi, oğlumla bolca vakit geçirmeyi, işte sürekli resimlerine bakmayı, bitirmem gereken yazıları yazabilmek için öğlen yemek arasına çıkmamayı, uykusunu almış bir insanın enerjisine sahip olmadığım için işimde yavaş ilerlemeyi, spora gidecek vakit bulamamayı, saatlerce saç rengi için kuaförde oturmayı bırakın taranmamış saçtan topuz yapmayı, hem kariyer yaparım hem çocuk diyen annelere hayranlık duymayı, genellikle hep yetememe, vicdan azabı duymayı ama ilerde oğlumun ‘annecim benimle de ilgilendin kendi işini de başarıyla yaptın, seni örnek alıyorum, gurur duyuyorum’ demesini hayal etmeyi… Ben seçtim. İyi yaptım sanki… Sanki… Bilemiyorum..

Bazen evet iyi yaptım, bazen yanlış yaptım diyorum… Sanırım cevabını hiç bilemeyeceğim… Doğru, yanlış yok…Bu benim yolum…

Ayça

Not: Hep destek olan canım annem, canım eşim teşekkürler, oğlum seni çok seviyorum… Şanslıyım 😉

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

32 yorum

  1. ay yorum yazdım sonra da sildim galiba:/ hay allah neyse:) tekrar yazayım.
    Öncelikle yalnız değilsin kesinlikle, bunu zaten biliyorsun. Çok benzer süreçler yaşadım/yaşıyorum.
    Bu süreçte bana en çok koyan doğum izni sonrası seçeneksizliğimdi. Yani evet çalışmak lazım tamam, doğru ama kimse kendim de dahil olmak üzere kimse bana evde de oturabilirsin demedi. El birliği ile böyle çizdik yönümü. üstelik iş kariyer desen o da tam olmadı. uzun lafın kısası sürekli bir yetememe tam olamama hali… Diğer taraftan tüm bu hengamenin içinde ben erkeklerin neden bizim kadar, bizim gibi gelgitler yaşamadığını, bizim kadar yıpranmadıklarını çözemiyorum. Sadece kadın olduğumuz için mi? o çocuklar o iş o hayat onların da çocuğu-işi-hayatı değil mi?
    müsaadenle bir yazımı paylaşmak istiyorum ve sana kocaman sarılıyorum (yalnız değilsin sarılması 🙂 )
    http://gununcorbasi.blogspot.com.tr/2014/09/ne-kadar-adaletsiz-degil-mi-bir-bira.html

  2. Günaydın arkadaşlar,
    Ben de çalışan bir anne olarak ve hem de Ayça gibi üniversitede çalışan bir anne olarak çok benzer duygular yaşadım, benim bununla başetme yöntemim uzun vadeli düşünmek oldu, kızım şimdi 2,5 yaşında ve inşallah 6 ay sonra kreşe başlatmak düşüncemiz var. Eğer çalışmamayı tercih etseydim 6 ay sonradan itibaren muhtemelen iş aramaya başlayacaktım çünkü çalışmaya alışmış birinin o okuldayken evde boş boş oturması da kolay değil. Ben doğumdan 9 ay sonra işe başlamıştım ve bebekken anlaşılmasa da çocuk yürüyüp konuşmaya başladıktan sonra (izinli olduğum zamanlardan biliyorum) kesinlikle çalışmayan anne çalışandan çok daha fazla yoruluyor bunu da itiraf ettikten sonra blogumdan bir yazıyı ben de paylaşmak isterim tüm çalışan çalışmayan annelere sevgi ve selamlarımla :-)))

    http://cocukluvekopekli.blogspot.com.tr/2013/05/calsan-annenin-dogum-izninden-ise-donusu.html

  3. Bu ve buna benzer cümleler çalışan anne olarak bir çoğumuzun cümleleri. Kariyer gibi bir beklentim yok çünkü hem taptığım bir işim yok hem de kariyer hedefin arttıkça kendinden verdiklerin de artıyor. Daha fazla sorumluluk hep daha fazla zamanı o işe ayırmayı gerektiriyor. Ben zaten kısıtlı olan zamanımın bir kısmını daha işe ayırmak istemiyorum. Sırf bu yüzdendir ki motivasyonumu artırmak için iş bile değiştirmiyorum olur da çalışma şartları-süreleri değişir diye. Kendimi inandırdığım tek şey şu; bir süre maddi bir beklenti içine girmeden sürdürebilseydim hayatımı en azından ara verirdim çalışma hayatıma ki böylece çocuğumun hayatının (ve 1,5 ay içinde çocuklarım demeye başlayacağım) eşi bulunmaz ilk adımlarını hiiiiç kaçırmazdım. Nasıl olsa emekli olma şansımız yok ve o yaşa kadar çalışmak için çok zamanımız olacak. Ama maalesef olayın vazgeçilemez de bir maddi boyutu var.
    Çok haklısınız bu doğrusuyla, yanlışıyla bizim yolumuz. Yolumuz açık olsun.

  4. Hislerime tercüman olmuşsun derler ya hani, bu yazı aynen öyle olmuş işte.. Ben oğlumu anneme bırakıp işe başladığımda daha 3,5 aylıktı, ilk dişi hariç hiç bir ilkini yaşayamadım ben,hep anlatılanlardan dinledim.. Tam bir gel-git durumu bizimki, yazıda geçen ” ilerde oğlumun ‘annecim benimle de ilgilendin kendi işini de başarıyla yaptın, seni örnek alıyorum, gurur duyuyorum’ demesini hayal etmeyi…” cümlesi için çalıştığıma memnunum aslında , ama bana ihtiyaç duyduğu çoğu anında yanında olamadığım için de üzgünüm .. Bu konuda laf çok bende, sayfalarca yorum yazmamak için artık sussam iyi olacak ama son sözüm şudur ki, kesinlikle yalnız değilsin 🙂

  5. eğrisiyle doğrusuyla bu benim yolum.ama yine de kırmayalım birbirimizi.şimdiden 9 yaşındaki kızıma okumasını ama iş seçimini anne olmaya gore ayarlaması gerektiğini ve çalışmasının mecbur olmadığını sadece kendi tercihi olmasını anlatıyorum.belki doğru belki yanlış

  6. çocuklardan ayrılırken sarılmayı saniyelere sığdırmak, anne ile kavgalar, diğer annelerin yavrularıyla yaptıklarını çekip büküp katlayıp minimize ederek yap(ama)mak! Tüm bunları okurken yazının altında kendi ismimi göreceğimi sandım bir an 🙂 Evet bu “yol” bizim! Ama blogcuanne’nin daha önce paylaştığı kitapta (bir annenin doğuşu) yazdığı gibi “Sadece, kültürümüzdeki tutum değişikliğine eşlik eden bir toplumsal politika bu gerilimin rahatlamasına yardımcı olur. Politik ve ekonomik sistemimizin çocuğun ve ailenin uygun gelişimini desteklememesi utanç vericidir.” Yaşadığımız ülkede bu gelişimin olmasını beklemek bizi daha çok yıpratır. Beklemeye niyetim yok…ama yine de bu gerilim ve stresin sebebinin, sadece benim tercihim ya da çalışmak zorunda olmam yüzünden olmadığını bilmek/kavramak/farketmek iyi geldi bana…

  7. Çocuğuna annesi/kayınvalidesi bakan anneler o kadar şanslısınız ki!!! Birde bu endişelerin üstüne çocuğumu tanımadığım bir kadına bırakıp çıktım ben geçen sene!! İçime sinmedi davranışları kamera koydum ve tüm gün çocuğumun ( o zaman 1.5 yaşındaydı) tek başına zaman geçirdiğini gördüm:( Sonra gelsin yenileri, 6 bakıcı aynı şeyi yaptı:( Neyse geçti o günler, düşününce beynim uyuşuyor:(

  8. aynı durumdayım ayça. başarılı bir öğrencilik sonrasında çok başarılı bir 8 yıllık iş hayatı… kimse çocuk nedeniyle işi bırakmamı ağzına bile almadı. annem kayınvalidem bakıyor şanslıyım ama ben kariyerimde şu anda yükselmek bile istemiyorum. bu fırsatı elimin tersiyle itiyorum. öinkü kabul etmem demek uzun çalışma saatleri ve daha fazla sorumluluk demek. bu aralar çok gidip geliyorum iş mi ev mi diye. kalbim ev diyor. beynim bunca yıllık emek olun okula başladığında ne olacak diyor. zor çalışan anne olmak çok zor.

  9. Pasaklı Kız

    Tam olarak beni anlatmışsınız. Bazen düşünüyorum çalışmasam daha mı güzel olurdu. Evet kızımın herşeyini ilk ben görürdüm, ben farkederdim. Annemde k.validemde bakıcı da benim gösterdiğin hassasiyetlerin hiçbirini göstermiyor. Çalışmamak değilde en azından anaokulu çağına gelene kadar kalabilseydim diyorum. Bazen de kendime hiç vakit ayıramıyorum herzaman bir yetememe hissi içindeyim ama işyerinde nefes alabildiğimi hissediyorum çok kısacık bi anda olsa 😀 Aslında kadın olmak başlıbaşına zorluk demek bizim ülkemizde. Çalışanın da işi zor, ev hanımı olanın da. Çalışan kadınlar belki fiziksel olarak daha çok yoruluyor ama 1 yıl evde oturan bir kadın olarak diyebilirimki ev hanımları da psikolojik olarak çok yoruluyor. Çünkü birçok erkek çalışan karısına ev işinde yardım etmiyor, evde oturan karısını da laflarıyla eziyor. O yüzden daha çok yoruluyor kısmını pek kıyas götüreceğini düşünmüyorum.
    Velhasıl kadın olmak çok zooooor. Oğlan anaları lafım sizlere oğullarınızı kadınlara saygılı olarak yetiştirin lütfen onlara saçınızı süpürge etmeyin 🙂

    Kafası Karışık Atarlı Anne 😀

  10. Çalışmamak değil de keşke çocuguma (ve kendime) daha cok vakit ayırabileceğim bir işte çalışıyor olabilseydim :(((

  11. tüm yazınızın her harfine denden koyuyorum… tamamen beni anlatmışsınız.. oğlum 7,5 aylıkken çalışmaya başladım şu an 32 aylık inanın her gün her sabah her an içimdeki karmakarışık sesler ile boğuşuyorum.. en güzel zamanlarında yanında değilsin tüm gün çocuğundan çok yabancıları görüyorsun bak hava güzel şimdi sen onla dışarda doğa yürüyüşü yapardın etkinliklere giderdin sen yedirir sen uyuturdun vs. vs. aklım hep onda… benim de çok şükür annem bakıyor ama yine de hala çok zor geliyor her sabah ayrılmak.. anneme misafir gelse bak o çocuklar anneleriyle benim oğlum orada tek diyorum.. ömür boyu da doğru mu yanlış mı yaptım bilemiycem hep o ikilemde kalıcam hep vicdanım sızlıcak.. ama ben de bu kadar emek verdim zaten 2,5 3 yaşında kreşe başlıyorlar sonra geri dönemem diyerek işime başladım.. ama dediğiniz gibi bir saniye bile tutamaz kimse ya da oyalamaz mesai bittiği an koşarak iniyorum merdivenleri acil telefon gelmiş gibi herkes gülüyor.. ekmek bile almam hemen oğlumu alırım yatana kadar bir saniye kucağımdan indirmem h.sonları işim olsa bile asla bırakmam onsuz asla bir yere gitmem yani iş dışında kalan tüm vaktim oğlum ile.. telafi etmeye çalışıyorum.. umarım çocuklarımızın içinde çalışmamızdan dolayı bir yara kalmaz… dediğiniz şeyler bana da çok dokunuyor.. en iyisi bu konuda kimse ile konuşmamak..

  12. Hem Ayça hem şu ana kadar yazan yorumcular öyle çok ben ki…
    3,5 aylık “iki” bebeği anneme değil bir yabancıya bırakıp gittim!
    Her sabah serviste ağladığımı kimseye söyleyemedim. Öyle çok şey varki söyleyecek
    Pasaklı kız’ın dediği gibi evde kalanı en iyi erkek bile lafla eziyor (benim şahsi deneyimim böyle)
    işe gitmek çocuklarınızı deli gibi özlerken ve onların geri gelmeyecek anlarınızı kaçırırken, saygınlığınızı cebinizde tutuyor ve o saygınlık sizin içinizi ısıtmıyor. Evde olsam iki minikle zar zor günlerimi geçirirken bugünümden farklı muamele göreceğim açık ve net. Herşeye rağmen buna belli bir zaman göğüs germek istesemde, kabul eden konusunu bile konuşan yok.
    İş yerinde kariyer hedefim ve ihtimalim pek yok. İş değiştirirsem daha ağır mesailer beni korkutıyor. Ama çalışmam hayata karşı maddi açıdan iki çocuğun ağırlığının bir kısmının da benim üzerimde olması fikri bile eşimi rahatlatıyor. Empati yapında bazen ona da hak veriyorum. Kendime de.
    Şimdi biraz büyüdüler 1 seneye ana okuluna gidebilirler ama şimdi rol model almak için bana bebeklikten daha çok ihtiyaçları var, hissediyorum. Ama kısır döngü…
    Son olarak çevrede; evde olan anne daha çok anne, çalışan anne daha az anne fısıltıları kalbimi kırıyor.

  13. Ben bu tarz yazıları okuyunca kendimi kötü hissediyorum. Hiç çalışma hayatını bırakmayı düşünmedim, bende mi bir gariplik var anlamadım. Dediğiniz gibi ( büyük ihtimalle aynı dönemin insanlarıyız, 77liyim ben) matematik, fizikte iyiydim (şarkı deseniz tık yok),hep ders çalıştım, ev işi yaptırılmadım, aman ders çalışsın dendi. Öyle becerikli, ne klasik anlamda gelin nede ev hanımı oldum. Olamamda bilmiyorum. Çocuktan sonra 7 ay evdeydim ve benim için zor bir dönemdi. İşime döndüm, hiç vicdan azabıda duymadım açıkcası. Şanslıydım biraz, çok iyi bir bakıcım vardı, oğlumun tüm uyku yeme tuvalet eğitimini ben verdim. Bir sürü okudum, ikinci bir uzmanlık alanım oldu. Bakıcım vardı ama herşeyi ben programlıyordum. Bazı arkadaşlarım var, tuvalet eğitimini nasıl yaptın diye soruyorum, bilmem annem halletti diyor. Ben uzaktaydım aile yardımı almadım, tüm herşeyiyle igilendim, belki bundan oğlumu ihmal etmiş gibi hissetmedim. Oğlumda mutluydu, hiç peşime ağlamadı, 18 ay civarı arkadaş ihtiyacı doğmaya başlayınca bakıcıyla birlikte bir oyun grubuna başlattım. Buarada 30 ay emzirdim, oglumla bağımızda iyiydi. Tamam işte özlüyorum, onu düşününce kalbimi bir sıcaklık kaplıyor ama evde olsam nasıl olurdu, zaten 3 yaşta kreşe gidecekti, öyle homeschooling yapabilecek gibi hissetmiyorum kendimi.
    Bilemiyorum, herkez farklı, herkez aynı. Nasıl hissediyorsanız öyle yaşayın,imkanlar dahilinde. Belki benim gibi hissedenler vardır diye yorum yazma ihtiyacı hissettim.

    • Ay nasıl olur herkesi yanlış yazmışım kimse linç etmeden düzeltirseniz sevinirim, düzeltme yapamadım.

    • Yorumunuz ilac gibi geldi. Ben de calisma hayatini birakmayi hic dusunmedim. Bu gariplikse eger, siz de yalniz degilsiniz 🙂 Cocuklugumdan itibaren hep okuyup, meslek sahibi olup, calismam gerektigini dusundum. Aksi aklima bile gelmedi. Bunda aile ortamimizin, yetistirilme tarzinin payi buyuk elbet (genis ailedemki tum kadinlar calisiyor) ama sanirim kodlarimda da bu var. Kimseyi kinamak, hor gormek icin soylemiyorum, sadece benim icin dogalinin bu oldugunu anlatmaya calisiyorum. Dogum iznim bitip de 16 hafta sonra ise donme vakti geldiginde ne yalan soyleyeyim, nefes aldim. Evet, icim buruldu, 3,5 aylik oglumu evde birakmak cok zor geldi (anneanne/ babaanneye birakiyor olmama ragmen). Evet, ilk haftalarda eve donmek icin saatleri saydim yeri geldi. Ama yine de bi 3 ay daha evde otur deseler kabul etmezdim sanirim. Cocuk buyutmek cok buyuk sorumluluk ve cok emek isteyen bir is. Ama ben yine de ev disinda baska bir iste tatmin oluyorum. Surekli evde gecirdigim vakit, cocugumla beraber olmak adina da olsa, bana ‘bir ise yaramiyorum’ duygusu veriyor. Simdi oglum 3 yasinda, 10 ayliktan bu yana krese gidiyor. O da mutlu, ben de, esim de. Beraber oldugumuz zamani iyi degerlendiriyoruz, oglumuza vakit ayiriyoruz, gezmeye gidiyoruz, parka, bahceye, onun eglenceli bulacagi yerlere. Evdeysek beraber oyun oynuyoruz, kitap okuyoruz, resim yapiyoruz ne bileyim, her zaman yapacak birseyimiz var birlikte. Ilk adimlarina sahit oldum, ilk disine, ilk anne/baba deyisine. Uyku egitimini ben verdim, tuvalet egitimi ha keza. Yani diyecegim, gun icinde her an yaninda degilim belki ama onun hayatinin en onemli unsuru benim/ biziz. Ogluma baktigimda mutlu, her anlamda tatmin olan bir cocuk goruyorum. Belki de bu yuzden calistigim icin huzursuzluk ya da pismanlik hissetmiyorum.
      Herkes icin tek bir dogru gecerli olmuyor, olamaz. Herkesin karakteri, yasantisi, hayat beklentisi bir degil. Dolayisla soylesi iyi boylesi kotu demenin bir anlami, gecerliligi yok. Onemli olan nasil mutlu oluyorsak oyle yasamak bence, nacizane.

  14. Bunlar sadece gelditler ve bu sekilde gel gitleri eminim ev hanımlarıda yaşıyor.Ne kadar dusunurse insan okadar derine dalıyor ve yetememezlik duygusuyla bogusuyor.Bende çalısıyorum annem bakıyor 2 çocuğumada evet annem büyüttü ama geceleri ben uykusuz kaldım ilklerini annemden öğrendim ama eve girdiğim anda her saniyelerinde ben yanında oldum.Faaliyetlerini, etkinliklerini hepsini benle yaptılar.Evim düzenli derli toplu olmadı herzaman önceliğim hep çocuklarım oldu yeri geldi eş dost kabul etmedim zamanımı çalmasınlar diye kimse mukemmel anne olmak zorunda değil.Kendimizi yıpratmaktan baska bisey yapmıyoruz..Anne annedir çalışsın yada çalısmasın cocuguna ne verebiliyor onemli olan budur.sevgiler..

    • Pasaklı Kız

      Böyle bir bakış açısı da var ve gerçekten çok güzel. Teşekkür ederim yazarak bir nebze de olsa farklı bir çerçevenin varlığını görmemi sağladığınız için 🙂 Allah razı olsun sizden 🙂

      • ee ama öyle hakkaten 🙂 tamam bende yeri geliyor vicdan yapıyorum ama çocuğuna kendi bakan anne süper annedir garantisini kim verebilirki ?pedagoglar bas bas bağrıyor önemli olan kaliteli zaman geçirmek diye işin bu kısmına yönelmek daha mantıklı geliyor. 🙂 teselli olabildimse ne mutlu 🙂

  15. ben de çalışan anneyim..babaanne anneanne dönüşümlü bakıyolar..çalışan anne olmayı çok sorguladığım bi dönemdeyim..çalışmamam durumunda maddi anlamda ufak bi sarsılırız ama yıkılmayız, eşimin kazancı yeter..

    ama benim asıl düşündüğüm ihtimaller başka..hayatta hiç bir şeyin garantisi yok..Allah korusun ya eşim işini kaybederse? ya da Allah bin kere korusun ya ona bir şey olursa? hadi biraz yumuşatayım yine Allah korusun ya boşanırsak? ne olacak o zaman? kimin kazancı girecek eve? nasıl geçiniriz? bir de bu yönü var..anne ya da baba ya da bu sıfatlara sahip olmayan bir insan fark etmez, insan çalışmalı, para kazanmalı çünkü hayat parayla idame ettiriliyor..

    bir de bazen etrafımdaki yaşlanmış annelere bakıyorum..eşlerini kaybetmiş, bir gelirleri olmayan..çocukları maddi açıdan yardımcı olan anneler..hiç bir şey olmasa bile bir emekli maaşım olur en azından diyorum onları gördükçe..belki yaşlanınca oğluma bu çok büyük bir yardım olur?!

    ne bileyim işte..uzun vadeli düşününce çalışmak en güzeli..ama an’ı düşününce çalışmak berbat!

    bir de şu çalışan anne mi çok yoruluyor yoksa çalışmayan anne mi tartışması var..haftasonları biz de çalışmayan anneleriz..yani ne kadar yorucu olduğunun farkındayız..tek diyebileceğim, sizlerin de yaptığı çocuk bakma, ev işi, temizlik, ütü, yemek, geceleri bin kere uyanmak, çocukla ilgilenmek, çocuğu yedirmek içirmek giydirmek gezdirmek, koca ile ilgilenmek, arada sosyalleşmeye çalışmak ve benzeri birçok şeyi çalışan anneler olarak biz de yapıyoruz hali hazırda..ancak biz bir de “başkaları” için iş yapıyoruz..ve bu “başkaları” canımız kadar sevdiğimiz insanlar diil o nedenle bazen ağır gelebiliyor..

    sevgiler herkese..

  16. Şu anda 2. bebeğini 8 aylık bırakıp saçma sapan işine geri gelmiş bir annenin hergün yaşadığı şeyler yazılmış yukarıya. Türkiyenin en iyi okullarından birini mühendis olarak bitirdim ama işe başladığım ilk günden beri tek düşündüğüm evde olmak, çocuğumun( şimdi çocuklarımın) yanında olmak. İlkini 41 günlükken bıraktım. Yüreğimi 1.5 sene boyunca her sabah ve akşam et döveceği ile eziyorlar gibi oluyordu. Şimdi evde daha fazla kaldım.Ama benim eşimde evde kalmamı aklının ucundan bile geçirmiyor. O tamamen ayrı bir yorum konusu zaten. Evde otururken şunu çok net görüyorsunuz,çalışırken yaşadığınız hengame evde otururken yaşadıklarınızın 10 katı. Evde sadece ev işi çocuk bakımı koca bakımı oluyor. Çalışıyorsanız bunlara anne-bakıcı vırvırı, patron zırzırı da ekleniyor. Kendi vicdanınızla çarpılıyor zamansızlık problemi ile katlanıyor. Çok zor, çok…

  17. 4 yıl çocuğuyla evde kalmış bir anneyim. vee
    2.yaş gününü yaptığımz gün.yarın dönecek bi işim olmalı dedim.ilk 2 yıl güzeldi.rüya gibi geçti.yine olsa aynı şeyi yaparım.
    ama zamanla ( büyüdükçe yani) bu gitgeller azalıyor. (kızım 5 yaşında şimdi)
    sonrasında kendim ve ona daha çok vakit ayırmak için.devlet memuruluğunu seçtim.ve başardım atanmayı. (iyi bir üniv.mezunu olmam vs.) bazen burda ne işin var diyorlar .ama 5te çıkmak kariyer hırsım olmaması ve izinlerde esneklik benm bekletimi karşılıyor.hem topuklularımı giyiyorum hem d eeve yetiyorum kendimce.
    bankacıydım ve blogcu anneyi istifa etmeli etmemeli mi sürecinde 2009da keşfettim.tek konum buydu.zor bi karardı .kimse desteklemedi.özellikle çalışan anne olan annem. çok bunaldığm zamanlar da oldu.ama sonuç güzel oldu : )
    doğru -yanlış yok.kendi yolumuz var.

  18. Merhaba,
    ilk oğlum da 2,5 yaşına kadar 2. ise sadece 4 ay yanında kalabildim,sonrasında yanımda büyükannede olmadı maalesef hep bakıcılarla ….Bu yüzden çok iyi bilirim sabahları herkes kahvaltısını yaparken “ben o sırada giyineyim asansörde atıştırırım bir lokma” durumlarını. 4 yıldır neredeyse evde hiç makyaj yapmadım diyebilirim, hep arabada … işe abuk sabuk kombinlerle gelmişliğim de çoktur …saçımı banyodan banyo ya taramışlığım da . hatta vakit kaybetmemek için açık saçımı daha asansörde toplarım …Akşam yemeğine oturduğumda yarınki yemeği düşünmeyi….kendine hiç vakit ayıramamayı…

  19. Ben oglum olduktan sonra onu tanimadigim birisine birakamayacagima gecirdigim sancili surecten sonra karar verdim-ki bu karar maddi manevi bizi cok zorladi.Dogum sonrasi depresyona girdim ve tam anlamiyla kurtulmam 3 senemi aldi simdi iyiyim sukurler olsun!Evet evdeydim,onunlaydim ama aglamaktan ve sinirlenmekten baska bir sey yapamiyordum ki! Tabii bunda annemin de payi oldu;cunku ben tek cocuktum ve o hicbir sey hatirlamadigi gibi baktigi zamanlar da bunu sanki bir tek o yapiyormus gibi davrandi cogunlukla.Evde de duramadim ama tam olarak.Lisans ve yuksek lisans yapmistim ama tekrar universiteye girdim yoksa kafayi yiyecektim bir ise yaramiyorum dusuncesi yuzunden! Simdi oglum 3 yasinda ve is ariyorum yeniden ve bundan 5 sene once burun kivirip kabul etmedigim maaslari duyuyorum is gorusmelerinde.Bu yaziyi bebeklerinin yaninda olamadigi icin uzulen anneler icin yaziyorum.N’olur uzmeyin kendinizi!Bu olasiligi da dusunun.Ne guzel havalar geldi gecti evimizin cevresi musait olmasina ragmen cikaramadim disari oglumu.evde birbirimizi yedik!Ona da yansittim depresyonumu.Oyun da oynayamadim dogru duzgun.o kadar cok agladim ki cocuk bir gun beni sevip “Aglama anne ben seni cok seviyorum.” bile dedi:((Elimden geleni.yaptim ama hic de istedigim gibi,hayal ettigim gibi bir anne olamadim!Yani yaninda olmak da her zaman iyi olamayabiliyor onlar icin.
    pinar

  20. Bana göre çalışan ya da çalışmayan (çalışmayan derken aslında evde çalışan demek daha doğru tabii) anne olmak değil de, içinde bulunduğu imkanlar dahilinde çocuğa elinden geleni verebilmeye çalışman anne olmak önemli, bunun da %95’i annenin kendini “mutlu”, “verimli” ve “enerjik” hissetmesiyle mümkün. Yani evde de olsan içinde bulunduğun durumdan mutsuzsan yine yetiştirdiğin çocuğa olumsuz etkisi olacak, çalışıyor ve çocuğu göremiyor olsan da az zamanda kaliteli zaman geçirmeyi başarabilirsin. Yani önemli olan annenin kendini mutlu ve huzurlu hissetmesi. Çocuğun sahip olduğu tek anne sensin sonuçta.

  21. daha önce yazdım gibime geldi bilemedim, herkes nasıl mutluysa öyle yaşar herkes seçtiği hayatı yaşar şu dünyada, hayat kısa, çok kasmamak lazım gibi felsefelerim var, misal çocukla çalışmak bana zor geldi, okudum okudum 2.5 bölüm okudum, kendime okudum, başkasına kanıtlamak için değil, gene okurum, gene kendime okurum, bilgilenmek öğrenmek için, merakımdan sevdiğimden okurum, illa çalışmak zorunda değilim ki, zaten sabahtan akşama ofis işleri bana göre değil, hiç de hayalini kurmadım şahsen, çocuklu olayım olmayayaım yapamam, daha yaratıcı işler peşindeydim işte çocuklu olmak buna engel değil, kendi işinizi kendi evinizden yapabilmek büyük lüx, her neyse, o çok konuşan güruh herşeye kulp takacaktır 🙂 çalışsan neden çalışıyorsun, çalışmasan neden çalışmıyorsun, çocuk bakmak bence keyifli ve güzel, üstelik kolay evet kolay, bana kolay, başkasına zor olabilir, bana göre iş zor, başkasına kolay olabilir 🙂
    ama bu soruya cevabım var evet çocuk bakmak için okudum çünkü çocuk 0dan bir insan yaratmak, hamur yoğurmak, ne kadar bilgili olursam ona kardır. ondan uzak kalarak bu bilgileri aktaramam şimdilik bu şekilde düşünüyorum 🙂

  22. Bu yazı beni çok düşündürdü.. Ben de kısacık yazdım düşündüklerimi.. onlardan bir kısmı: ‘….. Biz anneler saygı duyup koşulsuz sevdikçe, kendi kararımızın ardında durdukça, çocuklarımız çalışsak da çalışmasak da bizimle gurur duyacaklar. Oldukları gibi kabul gördüklerinde, bizi de olduğumuz gibi sevecekler elbet.. ki aslında doğdukları andan beri bizi koşulsuz seviyorlar.

    Bu yüzden, iş ve ev arasındaki seçim, çocuklarımızın hayatıyla ilgili aldığımız en mühim karar değildir. Mühim olan onlarla iletişim kurduğumuz her anda onlara saygı duymak ile duymamak, onları dinlemekle dinlememek, koşulsuz sevgi göstermekle göstermemek, onlar için değişmekle değişmemek arasında verdiğimiz kararlardır.
    (…)

    Çalışan/çalışmayan, evde duran/durmayan, bakıcı desteği alan/almayan; bütün anneler çocuk yetiştirirken bir başınalar..
    Kendi çocuklukları, kendilerinden büyük yetersizlik duyguları ve çocukları ile baş başa.. Ve bence bütün bu serzeniş bundan.’

  23. Okudum okurken de üzüldüm.. ben annesiz bir çocuktum.Bebeğim özlemesin diye başkasını anne diye koklamasın diye yanından ayrılmıyorum Ama çok çalışmak istiyorum işimi çok özlüyorum.Ne yapayım hiç bilemiyorum. İleride keşke çalışsaydım der miyim onu da bilmiyorum.

  24. Günaydın ;

    Sabah oğlum uyurken uyanıp arkamdan ağlamasın diye korkarak öpüp koklamak 🙁 ve sonrasında bu yazı sesli bir şekilde ağlamama neden oldu 🙁 Ama gerçekten çok güzel anlatmışsınız. Benimde oğlum 2,5 yaşında yaz dönemlerinde annneanne ile memlekete gidiyor bende her haftasonu oraya dediğin gibi hepimizin hikayesi ayrı… Çalışmak çok güzel işimi de seviyorum fakat oğlum sürekli aklımda olduğu için içimde buruk…İnşallah bizde bu yaz kreşe başlayacağız evet sadece akşamları göreceğim ama anneanne ile memlekete gitmesinden iyi 🙂 Gün içerisinde telefonla konuşurken anne akşama gelicen mi diye soruyor gel de için acımasın…

  25. Memur bir ailenin ilk çocuğuyum. Öğretmen anne ve öğretmen baba, beni ve kardeşimi okutmak için yıllarca çok fedakarlıklarda bulundular. Biz de yüzlerini kara çıkarmadık, ben de kardeşim de ODTÜ Endüstri Mühendisliği mezunuyuz. Hatta bu bir kriterse başarı anlamında ÖSS sınav zımbırtısında Türkiye 400. olmuştum. Emek ve ardından başarı ile girilen kaliteli bir üniversite ve bölüm. Sonrasında hırsım törpülendi ve ortalama bir mezun olarak ortalama bir beyaz yakalı hayatına adım attım. Daha iyisini elbette yapabilecek kapasitem varken içimde hiç hırs kalmamıştı. Evlendim, ikiz kızlarıma hamile kaldım. İkiz oldukları halde bile çalışmamayı hiç düşünmedim. Hayatımın dengeleri şaşsın istemedim, iş-aile-ev-sosyal hayat hepsi olsun hayatımda dengeli ve sağlıklı bir şekilde. Olabilirdi de, maddi olarak zorlardı evet ama yıkmazdı, ev-araba vardı çok şükür; olmaması için başka sebep yoktu yani. Hırs yok belki kariyer anlamında daha yükseleyim yok bilmem ne olayım diye ama çalışmamak pek yapabileceğim bir şey gibi değil kendi açımdan bakarsam. Anamın babamın yıllarca emeğine mi borcumdan, karakter yapımdan mı bilmiyorum. Kızlarımı deli gibi seviyorum, tabii ki hayatımın anlamı onlar ama çalışan anne olmayı seviyorum. Bu benim hayatım, benim tercihim dedim kabullendim ve memnunum. Doğum iznimi uzatmıştım, onlar onuncu ayın içindeyken işe dönmüştüm. İşe geri dönmek bana çok iyi gelmişti. Evde çok bunalmıştım. Kızlarım daha küçüktüler ve paylaşımımız şimdiki kadar da değildi. Bunalmışlığım ve yorulmuşluğum ile şimdikinden daha suratsızdım hatta. Beraber geçirdiğimiz zaman şimdiki kadar kaliteli değildi diye hatırlıyorum. Gündüz daha çok uyuyorlardı. Ben yine de evden çok uzun süre ayrılamıyordum. Bu da beni daha çok stres yapıyordu. Şimdi işten koşa koşa eve gidiyorum. Onlar uyuyana kadar her saniye beraberiz ve gözlerinin içine bakıyorum. Hep mutluyum. Mümkün olduğunca kaliteli vakit geçirmeye çalışıyorum onlarla olduğum süre boyunca. Öğlen saatlerimden fedakarlık ederek işlerimi hallediyorum ki akşam direkt eve gidebileyim. Çalışıyor olduğum ve gündüz berber olmadığımız için beraber vakitlerimizi iyi değerlendirmek için motivasyonum yüksek oluyor. Her gün evde yan yana olsak bu kadar motive olamayabilirdim. Evde oluşumun mutsuzluğunu onlara yansıtır muhtemelen bunalım olabilirdim. Ve böyle olması hiç de iyi olmadı. Çok koşturuyorum evet, çok yoruluyorum belki ama bu koşturmacanın verdiği bir zindelik oluyor. Allah kuvvet veriyor belki de. Ayrıca ileride büyüyecekler, kızlarımın kendi ayakları üzerinde durmasını isterim, muhakkak bir meslek edinmelerini, ne olacaklarsa olsunlar yeter ki mutlu olsunlar, ekonomik özgürlükleri olsun ve hayatları dengeli olsun. Çalışan güçlü kadın modeli olarak beni örnek alsınlar isterim. Bir de global olarak yurdumuz gerçeklerine bakarsak okuyup meslek edinse hayatı kurtulacak binlerce kardelen varken bile isteye okumamak-çalışmamak biraz da haksızlık değil mi? Bence olabilecek en iyi, en güzel çözüm çalışan anneye devlet tarafından daha rahatlatıcı haklar verilmesi olurdu: altı ay doğum izni, sonrasında bir yıl ücretsiz izin alabilme hakkı sonrasında da üç yaşına kadar olan sürede home-office ve/veya yarı zamanlı olarak aynı işine devam edebilme hakkı. Üç yaşında kreş başladıktan sonra da tam zamanlı devam edilirdi. Ne güzel olurdu…

  26. En kolaya kaçan anne benim galiba 🙂 ilk oğlumu 3.5 aylıkken anneme bıraktım. öğretmenim normalde 5 gün gece gündüz ders verirken 3 gün yarım 4.gün de dışarı görevi aldım. dışarıdaki görevlere oğlumu ve annemi emanet aldigim arabaya atıp götürdüm her hafta. araba kullanmayı sırf bu yüzden öğrendim. sonra 15 aylıkken oğlum epilepsi nöbeti geçirdi hemen işi gücü bıraktım okuldan bile çok tepki aldım geçer diye ama yanında olmak istedim. o andan sonra anladım ki yanında kalmak için can atiyormusum günde 4 en fazla 5 saat bile uzak kalacak fıtrat yokmuş bende. içimdeki boşluk doldu baktım doğum izni bitiyor yaptım ikinciyi 🙂 haziranda iznim bitti yaz tatili başladı eylülde dogurdum 🙂 bu arada evdeyken ylisansa başladım dersleri verdim ki başka ile gidiyordum günü birlik. şimdi 2.bebeğim oldu 2 sene calismayacagim ama bu sene de sınava girip mühendislik kazandım muafiyetlerim var ve 15 ders verip diploma alacağım. onu dondurdum daha Bebiş 40lı olduğu için seneye ona gideceğim bu sene de tez senem. hem çocuk hem kariyer yapıyorum ama evden 🙂 akademisyenlik teklifleri geliyor ama öğretmen kalmak su an için daha avantajlı bebeklerim büyüyünce belki düşünebilirim diplomaları değerlendirmeyi. evde bebeklerime geçirdiğim anlar vazgeçilmez. üstelik daha az yoruluyorum ve benim gb titiz eşiniz varsa daha az sorun çıkıyor evde