15 Yorum

Acemi Anne

Babaannem altı çocuk büyütmüş. Çocuk yetiştirme konusunda oldukça deneyimli bir insandı yani kendisi… Ama ilk başta değil tabii ki… Hiçbirimiz anamızın karnından deneyimle doğmadığımızdan, ilk anneliğinde (ki babama denk gelir) bazı hatalar yapmış o da…

Örneğin ilkokulun ilk günü babamı okula siyah önlükle göndermiş. Olması gerektiği gibi… Ama hayatında ilk kez bir çocuğa siyah önlük giydirdiğinden, altına pantolon giydirmesi gerektiğini bilememiş. Ne bilsin, siyah önlük hafif uzun zaten, forma öyle zannetmiş. Anlayacağın oğlan çocuğunu okula donla göndermiş, olmaması gerektiği gibi. N’apsın kadın, daha önce hiç bir ilkokul çocuğu annesi olmamış ki?.. Babam okulun ilk gününü hala hatırlar, neyse ki onda bir travma yaratmamış da okul hayatını tamamlamış. Bence bir mucize…

İlerleyen senelerde babaannem hamama gitmiş. Babamı da yanında götürmüş, o zamanlar öyleymiş. Lakin babamın yaşı hamam için biraz ilerlemiş olacak ki hamamdaki diğer kadınlar ‘Bari babasını da getirseydin’ diye söylenmişler babaanneme… Ne bilsin kadın, daha önce kaç kere 11 (yoksa 12 mi?) yaşında çocuk annesi olmuş ki?..

Geçenlerde Sanem gebelik günlüğünde, ikinci çocuğuna hazırlanıyor da olsa acemi bir anne olduğundan bahsetmiş ve

… ben de acemi bir anneyim nihayetinde. Ve hep acemi olarak kalacağım. Daha önce iki yaşında aşırı hareketli sürekli düşüp bir taraflarını morartan bir çocuğum olmadı.

demişti. Haklıydı. Babaannem de haklı. Onları anlıyor ve candan katılıyorum!

Ben de acemi anneyim! Yani evet, biri ilkokul üçüncü sınıfta ve ayakkabı numarası neredeyse benimkine yaklaşmış iki çocuk annesi olabilirim, ama bu benim birçok şeyle hayatımda ilk kez karşılaşıyor olacağımı değiştirmiyor.

Örneğin sekiz yaşında bir çocukla daha önce uzaktan yakından teması olmayan bir insan olarak, o çocuğun meyve soyacağını kullanırken elini kesebileceğini tahmin etmem mi gerekirdi? Çünkü ben ‘Kendi işini kendi görsün’ diyerek eline tutuşturuverdiğimde, elmanın kabuğuyla beraber elini de HIRT diye soyup üstüne de ‘Anne, ben sana demedim mi ben bunu yapamam?!’ deyince oldukça şaşırdım. (Ve kendimi iğrenç ve suçlu hissettim ve parmağından akan kanları görünce kafamı duvarlara vurmak istedim, ayrı…)

Ya da bu sene okulun ilk gününde ona forma giydirmem gerektiğini bilmek durumunda mıydım? Ne bileyim ben, okulun ilk günü serbest kıyafet olur diye düşünmemeli miydim? Herhalde öyle düşünmemeliydim ki herkes forma giymişken koca okulda serbest kıyafetle giden tek ama tek çocuk benimkiydi. Allah’tan altında pantolon vardı. O kadar da değil.

İşte böyle böyle öğreniyoruz biz de, ne yapalım. Örneğin bir dahaki sefere çocuk ‘Anne ben bu meyveyi soyamam’ dediğinde ‘Bağımsızlığını kazansın, kendi kendine öğrensin’ diye ‘Yaparsın çocuğum’ deyip elini doğramasına şahit olmamayı öğrendim. Ya da Derin ilkokul üçüncü sınıfa geldiğinde serbest kıyafetle giden tek çocuk o olmayacak çünkü annesi öğrenmiş olacak bazı kuralları. O daha şanslı.

Zor iş bu annelik, diyorum ben size…

15 yorum

  1. Çok tatlısın yaa, güldürdün bu cuma sabahı beni 🙂 Allah da seni güldürsün inşallah 🙂

  2. Sabah sabah beni güldürdünüz:)
    Geçmiş olsun…bu anlamda 2.ler hep daha şanslı evet.

  3. babanızı gözümde canlandırdım bir an 🙂

  4. Sahiden çok zor be blogcu anne… en zoru da asla arkani dönüp gidememek… hep ve her zaman iki ufak cana karşı sorumlu hissetmek…

  5. Bence işin en hazin (belki de en eğlenceli) tarafı, tam bir süreci öğreniyorsun, hoooooppp büyüyor, yeni soru(n)larla başbaşa kalıyorsun. Ha tabi birine uyguladığın “taktiğin” diğerinde ters tepmesi, işe yaramaması da cabası. Işte bu yüzden çocuklarıma “siz mi bana, ben mi size daha çok şey öğrettim emin değilim” derim kimi zaman

  6. Benim babam da okulun ilk gününü hala hatırlar! Dedem yanında Müdürün odasına soktuğunda; Müdür çıplak ayaklarına bakıp “Oğlum nerede ayakkabıların?” diye sorunca “Kapıda çıkardım!” cevabını vermiş saf Anadolu çocuğu… (Ve gözümde canlandırdıkça çok çok şirin gelir bana hala… ) Ayakkabı çıkarmadaki gerekçe de “Okul bizim ikinci evimiz!” söylemi… Eve de ayakkabıyla girilmez ya hani! 🙂
    Hepimiz acemi anneyiz, düşe kalka öğreniyoruz galiba… 🙂
    Sevgiler…

  7. Koca yazıdan bunu mu çıkardın diyeceksin ama ben şu hamam olayına güldüm. Lakin benim babaannem de babamı hamama götürdüğünde ona da aynı şeyi söylemişler ” babasını da getirseydin!” :)))))))) O da son götürüşü olmuş :))

  8. ben kalp babaannen 🙂

  9. ay hakikaten çok güldüm, sesli sesli kendi kendime

  10. çooook güldüm, çok eğlendim… 🙂 🙂 ama üzüldüm de babana, içim cız etti. babanne bir de…

  11. Güzel bir yazı, çok da eğlenceli 🙂 6 çocuğumuz da olsa 7. de hala acemi olabiliriz bence..

  12. Alinin annesi

    Hem güldüm hem düşündüm valla. Çok güzel yazmışsın. Şu anda yazamayacağım o kadar çok şey düşündürdün ki bana blogcuanne. Gözümde yaş dudağımda gülümseme garip bir haldeyim resmen.

  13. Benim de anne olduktan sonra anladığım gerçeklerden biri acemiliğin baki olduğu 🙂 ama bloglar sayesinde diğer annelerin deneyimlerinden yeni kazanımlar ediniyoruz. Ben de çorbada az da olsa tuzum olsun diye blog yazıyorum. Hatta adı da “Acemi ama Mutlu Bir Anne” 🙂

    http://a-happy-but-rookie-mom.blogspot.com.tr/2014/10/acemi-annelik.html

  14. hahahaha ilahi :))) acemiyiz ama içgüdülerimiz var ben hiç zorlanmıyorum bu sayede, içses, içgüdü ve doğa yol gösterir neyseki :))) ama acemiyim de elbet hayatta zaten

  15. Bende ilk oğlum Deniz’de ek gıdaya başladığımda blendar denen aletle tanışmamışken yaptığım çorba bir felaketti eşim sen yiyebilirsen Deniz’ de yer belki demişti. Bir de iki çocuklu olarak yatılı misafir ağırlamak bu konuyla da ilgili bir yazı bekliyorum Blogcu anne…