27 Yorum

Çocuk yetiştirmede fırsat eşit(siz)liği

Çok çocuklu anne-babaların haklı bir endişesi var: Çocuklarının her birine aynı imkanı sunmak.

Bu öyle büyük ve geçerli bir endişe ki, birçok ebeveyn, günümüz şartlarında ilk çocuğuna sunduğu imkanları ikincisine sunamayacağı endişesiyle tek çocukta kalmaya karar veriyor.

Bu o kadar içimize işlemiş bir endişe ki, birinin doğum gününde diğerine hediye almazsak kendimizi kötü hissediyoruz. Birinin kışlık bota ihtiyacı var, diğerinin yoksa ve ona almadıysak, onun bakışlarını ‘Acaba kıskandı mı?’ya yoruyoruz. (Kıskansa n’olur ki)

Çocuklarımıza eşit olarak sunmak istediğimiz imkanların başında eğitim şartları geliyor tabii ki… Bir çocuğumuzu özel okulda okutuyorsak, diğerini de okutmamız gerektiğini düşünüyoruz. ”Onun ne günahı var ki?”

Orta halli, geçmişten gelen varlığa güvenen bir aile değilseniz eğer, ikinci (ya da üçüncü) bir çocuk, kendinden önce gelenlerin imkanlarını kısıyor, bu kesin. Sonuçta çoğu aile kervanı yolda düzüyor, birikimlerini çocukları yetiştirirken yapıyor, okul parasını bir kenarda biriktiriyor, sağlık sigortası, özel emeklilik, vesaire denklemin içine giriyor.

Bunların bazıları olmazsa olmazlar. Yani, elbette çocuklarımıza aynı şartları sunmak istiyoruz. Peki bunu yapamazsak eğer, o halde ne olur? Bundan çocuklarımız zarar görür mü? Onların geleceğini mi etkilemiş oluruz? Yoksa bizim kendimize ait endişelerimiz de mi var işin içinde?

Ben ilkokulu devlet okulunda okudum. Kız kardeşim özel okulda… Sonrasında ben özel okula gittim. Kız kardeşim Anadolu Lisesi’ne. Kimse böyle planlamadı. O zamanlar öyle oldu. Zaten okullara sınavla giriliyordu, puanlarımız o okulları tutmuştu. Ama Ece’nin anadolu lisesinde okuduğu dönemde babamın işleri bozuldu. Annemin ‘Allah’tan devlet okuluna gidiyor, yoksa almak zorunda kalırdık’ demişti. Öyle olsa n’olacaktı? Dünyanın sonu muydu?

Şimdi bir oğlum devlet okulunda… Diğeri (henüz anaokulunda olduğu için) özel okulda… İlkokulda onu da devlet okuluna veririm’di niyetim. Ama devlet okullarının hali ortada… Ne olacak, belli değil. Ya aynı tercihi yap(a)mazsam? N’olur?

Hakikaten, n’olur? İleride çocuklarım bana ‘Vay sen beni böyle okutmuşsun da onu şöyle okutmuşsun’ der mi? Der mi gerçekten? Biz demedik annemlere… Aklımıza bile gelmedi… Sanırım ailenin olaya nasıl baktığıyla alakalı… ‘O zamanlar şartlar öyle gerektirdi yavrum.’ Bitti.

Aklı başında hiçbir ebeveynin çocukları için en iyisini istemeyeceğini düşünemiyorum. Hepimiz, imkanlarımız dahilinde onlara en iyiyi vermeye çalışıyoruz. Hayat bu, nereye kadar planlayabilirsin ki? Hayat dediğin, sen planlar yaparken başına gelenler (*) değil mi?

Hayat

(*) ‘Life is what happens to you when you’re busy making other plans’ — John Lennon.

27 yorum

  1. Yine hislerime tercüman olmuşsun Blogcu Anne .. Vallahi ben bu cümleyi kopyalayıp her yazıya yorum olarak yapıştırsam mı diye düşünür oldum artık, her yazı mı beni anlatır yahu 🙂

  2. Harika bir yazi. Hatta bu kotu gidisattan kurtulmak icin bizim gibiler mutlaka 3cocuk mu yapmali diye dusunuyorum bazen. Yoksa meydan kimlere kaliyor…

  3. Ben mümkün olduğunca aynı imkanların sağlanması gerektiğini düşünüyorum eğer. Sağlanmadığı takdirde çocukların ilerde kardeşime/abime/ablama sunulan imkanlar bana sunulsaydı daha farklı yerlerde olabilirdim diye düşünmelerinin gayet normal olduğunu düşünüyorum. bunu ailelerine nasıl yansıtacakları tamamen kendi kişilikleri ile alakalıdır. Anne babalarını suçlayabilirler ya da öyle gerekmiş öyle olmuş diyebilirler içten içe kardeşlerine gıcık olabilirler. Gayet normal bunların hepsi insani duygular. Anne ev hanımıysa annem de çalışsaydı beni de özel okula gönderselerdi diyebilirler. çünkü anne babası çalışıp iki çocuğu da özel okula giden arkadaşları olacak örneğin. Eğitim işi öyle ona bunu aldım öbürüne alamadım birine şu oyuncağı aldım ay öbürüne bunu aldım olayı kadar basit değil. eşit eğitim şartları sunulmalı mümkün olduğunca çünkü ilerde çocuğun bütün hayatını belirleyecek. buradan devlet okuluna giden çocuklara ahh vahh çocuğun geleceği mahvoldu diyorum şeklinde bir sonuç çıkmasın. sadece evdeki bir çocuk devlet okuluna giderken diğeri özel okula giderse bu benim düşünce yapıma ters. ya ikisi de devlet okuluna gidecek ya da özele. Ayrıca günümüzde şartlar bizim zamanımızdaki gibi değil. bizim zamanımızda devlet okulları iyiydi. gerekirse anne baba sıkacak kendini anne çalışmıyorsa çalışacak ikisine de eşit şartlar sunulacak. toplumumuzda kadınların çalışma konusunda anne olduktan sonra bitmek bilmez vicdan azaplarından dolayı evde oturma eğilimi olduğu için bütün yük babaya yani erkek evlada kalıyor genelde. çalışan anneler ya vicdan azabından sonunda işten ayrılıyorlar ya da hiç işe dönmüyorlar ya da kadınlar hiç çalışmıyor. o bakımdan ne yazık ki erkek evladı olanlar ilerde çocuklarının bir aileyi de geçindireceğini düşünmeli. bu noktada kesinlikle kız çocuk erkek çocuk ayrımı yapmıyorum ikisine de en iyi eğitim verilmeli sadece toplumumuzda böyle bir gerçek var. erkek çocukların ileride aile geçindirme baskısı daha fazla olacağı açık toplumumuzda. bu yüzden ne kadar sağlam güçlü bir eğitim alırlarsa o kadar ferah bir hayat yaşama ihtimalleri artar. bu arada çocuğa imkanlar sunulur o kendi yolunu seçer. çalışan bir anneyim. oğluma en iyi eğitim imkanları sunup onun mutlu olacağı tercihi yapmasını istiyorum ve ikinci çocuğa aynı imkanları sunamayacağım için ikinci olmayacak. kimine göre de bir çocuğun kardeşsiz büyümesi kabul edilemez. bana göre anormal olan da iki çocuğa da eşit imkanların sunulmaması.

  4. Kaleminize sağlık. Harika bir yazı. Yaşam koçu olarak bir gün keşke sınıfımda konuşsanız Elif Hanım.

  5. ikinciyi beklerken aklımda deli sorular 🙂

  6. Hiç Amerika’ya geri dönmeyi düşünmüyor musunuz? Çocukların eğitimi için yani..

  7. Tabiki kardeşler arasındaki fırsat eşitliği önemli ama asıl önemlisi dünyadaki çocukları aynı fırsat eşitliğinden özellikle eğitim alanında yararlanması.

  8. Bilmiyorum uç bir örnek mi. Ailemin durumu çok iyi olmadı, elinden geldiğince bizi okuttular. Üç kızkardeşiz hwpimiz devlet okullarında okuduk. Büyük ablam üniversiteyi okudu, o zamanlar sınav için ekstra dershanelere gidilmiyormuş. Küçük ablam zamanında dersaneler vardı ama pek yaygın değil ve çok pahalıydı. O gidemedi kendi kendine hazırlandı. Şehir dışına puanı yetmesine rağmen gidemeyeceği için istanbul içi bir yeri de kazanamayınca açıköğretim okudu. Bana gelince dersaneye gittim ama ablam kendi gidemediği için bir ile girip maaşının tamamını bana verip beni gönderdi. Ben kazandım okudum vs. Ama ablamın üniversiteye gidememesinin içinde ukde kaldığını biliyorum. Aynı sımıftaki teyzemin kızı da dersaneye gidip şehir dışında okumuştu. O zamanlar burs destek kredi vs gibi şeylerden hiç haberimiz de yoktu. Belki de yeteri kadar üstüne düşmedi büyüklerimiz. Fakat mecburi olsa da bu eşitsizlik her zaman içimi acıtır

  9. Kesinlikle derler, ben diyorum hala..40 yasina geldim, özel okulu kazandim ve maddi imkanlar sebebiyle yollayamadilar. Ben de devlet okulunda okudum, yabanci dil acigi zaten zor kapaniyor, turkiyede devlet okullari malum. Cok basarili bir ögrenci idim, ama icimdeki ben heba oldum duygusu hic gecmedi.. Cünkü aldigim egitim yetersizdi bu cok barizdi Sonra universite, yurtdisi hayatim filan basladi ama, hala hayatim o okula gitsem nasil olurdu acaba diye düsünmeden edemiyorum. Diyecegim odur ki, diyorsunuz ki desinler nolur? Bence demesinler, simdi bile annem üzülüyor, hata yaptik o zaman diye,, sevgiler,,

  10. Galiba ben bu konuda pek çoğundan farklı düşünüyorum. Bence desinler n’olur…

    Eğer anne baba evlatları arasındaki bu eşitsizliği herhangi bir art niyet aramadan mecburen yaratmislarsa içleri rahat olmalı. Insanin maddi durumu bir gecede 180 derece değişebilir. Ilk cocuk iyi imkanlar dogrultusunda okumuş olabilir. Ikincinin zamaninda imkanlar kisitlanmistir ve o ayni imkanlara sahip olamamis olabilir. Bunu bilemeyiz asla. Pek çok şeyi onceden kestiremiyoruz. O zaman ilerde ne olacağı belli olmaz deyip ikisini de minimum sartlara mi endeksleyelim? Umarim cocuklarimiz kendi sorumluluklarinin da farkina varan bilincli yetişkinler olurlar da sahip olamadiklari icin ailelerini ve diger kardeslerini suçlama yolunu secmezler.

  11. Çok şükür 2 oğlum var , asla birne bir şey alırken , diğerine de mutlaka almalıyım diye bir düşüncem olmadı.
    birine ihtiyacı var diye ayakkabı alıyorsam mesela, diğerinin ihtiyacı yoksa almam , biri okulda başarılıysa diğeri ise yardıma ihtiyacı varsa ihtiyacı olana özel ders aldırırım. birisi spor yapmayı seviyor ve yapıyor ama sırf eşitlik olacak diye öteki sevmese de zorla spor yaptırmam.bir çocugun neye ihtiyacı varsa ona göre davranılmalı bana göre, yoksa yarış atı gibi ona yaptık sana da yapmalıyız diye bir düşünce tarzım yok 🙂

  12. Buket Kubilay

    Kıyafet, oyuncak vs… gibi konularda bence de aslolan çocuğun bireysel ihtiyacı. Ama eğitim deyince akan sular duruyor. Çünkü çocuğa bırakılan en değerli miras, iyi bir eğitim. Eskiden olsa, devlet okulları, anadolu liseleri bunu zaten sağlıyordu. Ama artık maalesef bu ülkede, parayla bile iyi eğitim garanti değil. Elbette yıllar içinde elde olmayan sebeplerle değişen şartlara yapabilecek hiçbir şey yok. Ama ben ve birçok arkadaşımın ikinci çocuğu düşünmememizdeki tek olmasa da en büyük etken, bir çocuğa iyi eğitim imkanı sağlayabilecekken, 2 çocuğa birden sağlayamayacak olmak. Karı-koca çalışıp, ancak bir çocuğa iyi bir eğitim imkanı sunabiliyoruz.

  13. Ah be Blogcu Anne
    Ben daha bir çocuğu adam gibi okula gönderemiyorum.Ne tam gün eğitim , ne etüt ne de başka imkanlar olan okullar için ödeyecek param var.Çalışmak zorundayım.Bildiğin açlık sınırının altında yaşamamak için.Kendinden daha iyi eğitim alanlarla aradaki farkı nasıl kapatacak diye kara kara düşünüyorum. Nerede ikincisini düşünmek .Olsa bile farklı imkanlar sunabilmek .

    • aynen Semra Hanım.
      yaşıtları kreşlere anaokullarına giderken ben oğlumu gönderemiyorum. uzak okullar oturduğum yere, mecbur servis tutulacak. hem anaokulu masrafları hem de servisi mümkün değil bütçem kaldırmaz.
      devlet okullarında eğitim kötü biliyoruz, şartlarının eğitiminden bile kötü olduğunu da biliyorum ama elimden gelen bu.
      keşke hepimizin derdi uçurumu göstermek yerine köprü kurmak olsaydı.

      • Bu sözleriniz beni pek iyi hissettirmedi. Söylediklerinizden, benim derdimin uçurumu göstermek olduğu anlamını mı çıkarmam gerekiyor? Ya da köprü kurmak gibi bir derdim olmadığını? Ya da başka hiçbir derdim olmadığını?

        • ateşli bir takipçinizim. maddi olanak veya yaşam tarzı olarak aramızda uçurum olabilir ama yaşadıklarınız tıpkıda benim hayatım.
          sizin yazınızın altına yorum yapmadım ki ben, Semra Hanımın yazısına cevap yazdım. Ben; oğlum benim gibi olmasın hep iyi bir yerlere gelebilsin, iyi şartlarda okusun diye debelendikçe hep bir engel daha çıkıyor.
          sonra birileri de demez mi şartları daha da zorla daha iyisi olsun.
          işte o diyenlereydi köprü kurmama lafım. El at devlet okullarına düzelsin (2yıl önce sizin Deniz in sınıfını güzelleştirdiğiniz gibi) hepimizsin derdi daha iyi nasıl yapabilirim olsun. beni kamçılamakla, uçuruma sürüklemekten başka bişiy yapmıyorsun diyorum o insanlara (en azından artık diyebiliyorum) hem beni hem iyi yetiştirmek istediğim çocuğumla, kendi ve kendi çocuğuyla arama uçurum koyuyor o insanlar…
          neyse uzun lafın kısası size saygım sevgim sonsuz henüz bana kötü dokunan bir yazı yazmadınız 🙂

  14. İkinci çocuk planları yaparken bu soruların içinde boğuluyordum ki kurtuldum. Eeeeehhh yeter be! dedim kendime. Herşey olacağına varır. Su akar yolunu bulur. Artık düşünmek istemiyorum. Benim için şu gerçeği hiçbir şey değiştiremez. İnsana her şeyden önce insan lazım. Kardeş o yüzden bence çok önemli. Tamam eğitim de önemli ama kardeş daha ağır basıyor. Biz iki kız kardeşiz. Hiç de iyi olmayan maddi koşullarda büyüdük. Annem, babam, ablam ve ben aynı odada uyurduk. İkimiz de devlet okullarında okuduk. Ablam dershaneye gidemedi, ben gittim. Ama ikimiz de başarılı olduk. Üniversite okuduk, güzel işlerimiz oldu. Ablam bana göre daha şansızdı, daha çok yokluk gördü. Bunu dile getirir hep. Ama ikimizde birbirimizi hiç bir şeye değişmeyiz. Hele ki çocukluğumuzda saç saça baş başa kavga etmediğimiz gün yoktur. Kollarımda hala ablamın tırnak izleri durur. Ama bunlar önemli değil. Yıllar geçiyor ve insanlar değişiyor. Yaşlar büyüdükçe kardeşler birbirini daha iyi anlıyor ve birbirine daha çok sarılıyor. Biz o kadar kavga etmemize rağmen; ablamın eski tüllerden kafamın üstüne cibinlik yapıp, alnıma sirkeli ıslak bezleri koyuşunu, her özel günde mutlaka küçük bir hediye alışını unutamam.
    Yani uzun lafın kısası; her zaman şartları sabit tutamayız, zaman değişir. Ben çocuğumun iyi bir eğitim kadar hatta daha fazla bir kardeşi hak ettiğini düşünüyorum.

  15. okul karari kritik bir karar .Egitim esitligi kardesler arasinda sözkonusu olunca dogum gununde digerine oyuncak almaya benzemiyor elbet .Bir de unutma ki senin kardesin mahallenin lisesine gitmemis anadolu lisesi sinavini kazanip anadolu lisesinde okumus ,pekcok anadolu lisesine girmek eskiden özel okula girmekten daha zordu .bu sebeple anne babanizi neden böyle oldu diye sorgulamaniz ile cocugunuzn devlet okulu ve özel okul konusunda sizi sorgulamasi pek denk düsmeyebilir .ben anadolu lisesinde okudum ,iyi bir puanla zamanında iyi bir okulu kazandim .kardesim kazanamadi ve özele gitti .ortasondayken babamin isleri kötülesince maalesef lisede kimse istemeden mecburiyetten devlete gecti .sahiden dünyanin sonu olmadi ,iyi bir üniversitenin iyi bir bölümünü kazandi bitirdi .ama hala o günleri hatirayınca hem onun hem anne babamin ici sızlıyor .
    bizim ikinci cocuk maalesef yapmama sebebimiz de bu egitim durumu 🙁 bizim ancak bir cocugu özelde okutacak gücümüz var . ya ikisi de ( olursa ) devlette okuyacak yada ikiside özelde diye düsündük hep ve egitim sisteminin durumu ortada özel bize göredaha iyi bir opsiyon .kizim 5 yasinda ve ona verdigimiz standartlari ikinci cocugumuza veremeyeceksek dünyaya getirmeyelim dedik ,icim yanıyor evet ,cok üzülüyorum evet , pek çok insan farkli da düsünebilir ama bizim icin önemli bir kriter esit egitim firsati .yani egitim isi kritik ,bu konuda alinan kararlar baska konulara benzemiyor ,ilerde keske kaldirmayabilir :((

  16. Kızım ilk doğduğunda ve sonraki 3 yılda 2. cocuk düşüncem yoktu. 2 çocuğu birden istediğimiz özel okulda okutamayız istediğimiz imkanları sunamayız diye. Ancak şimdi farklı düşünüyorum kızım büyüyor ve aslında bir kardeş ihtiyacının ne kadar önemli olduğunu farkediyorum okuduğu okuldan daha da önemli. Biz de kardeşimle ikimiz devlet okullarında ve anadolu lisesinde okuduk. O zaman yaşadığımız şehirde özel okul dahi yoktu ama kardeşim lisede iken babamın işleri bozuldu deprem oldu vs ve o lise son ve universiteyi benim kadar rahat şartlarla okuyamadı. Ben ise o esnada mezun olup çalışıp kardeşimi destekledim elimden geldiğince. Belki kardeşim ailenin ilk ve tek çocuğu olsa idi daha da sıkıntı çekecekti. Dolayısı ile ne mevcut kosullarınızı koruyacağınızın, ne de hayatın ne getireceğinin garantisi yok. Eğer 2 çocuğa asgari sağlık, eğitim vb koşulları sağlayabileceğine inanıyorsa aile, sadece özel okul sebebi ile 2. çocuktan vazgeçmemeli diye düşünüyorum. Kaldı ki ilerleyen senelerde burs veren özel okullar da var.

  17. Ben de bu konuya büyüyünce nasıl bakacaklarının aile ve çocukların kişisel özellikleriyle alakalı olduğunu düşünüyorum. Hiç sorun etmeyebilecekleri gibi yıllarca sorun edebilirler. Şartlar konusunda çok haklısınız. 3 sene önceki şartlarla bugünkü bir değil. Ben kardeşler arasında yapılacakların bir şekilde eşitlenebileceğini düşünüyorum. Biri özel okula gider, öteki devlet okuluna gider. Devlet okuluna giden ayrıca başka kursa gidebilir. Büyüdüklerinde biri devlet öteki özel üniversiteye gidebilir. İmkanlar dahilinde biri yurt dışına mastera yollanabilir vs. Kısacası o günkü şartlara göre en iyisini değerlendirmekte fayda var. Derin’i özele gönderebilirsiniz ve hiç de suçlu falan hissetmeyin. Yeri gelince Denize’ de başka fırsatlar sunarsınız.

  18. Elbette gönül ister ki her ebeveyn her çocuğuna eşit imkanlar sunsun, ama pratikte çok mümkün olmuyor. İki çocuğu da özel okula göndermek eşitlik sayılmaz ki? İleride ikisinin de başarılı(!) olacağının bir garantisi değil ki özel okul. (keşke öyle olsa) Ebeveyn tutumları, çocuğun yapısı, kişiliği, kapasitesi, öğretmenleri, sosyal çevresi vs. o kadar çok etken var ki… Düşüncelerinizde sonuna kadar katılıyorum. Bu ülkede çocuk büyüten/okutan herkese kolaylıklar…

  19. Ben de Anadolu lisesi mezunuyum. Maalesef ki kredili sistemin son mağdurlarındanım. 2,5 yılda mezun olduğumuz için çoğu dersi görmeden liseyi bitirdik. Arkadaşlarımın hemen hepsi mezun olduğumuz yıl değil de bir sonraki yıl tercih yaptılar. Dersanedeki öğretmenlerim bana da aynı şeyi önerdikleri halde babamın zorlamasınla babamın istediği bölümü okudum. Halbuki dersaneye para bile vermiyorduk, bursluydum. Ablam 2 yıl abimse 3 yıl dersaneye gittiler. Birçok kişiye nankörlük ya da ukalalık gibi geliyor bu çünkü eczacıyım ama hiç istemediğim bir bölümdü ve hala düşünürüm ben de bir yıl sonra sınava girseydim hayatım nasıl olurdu diye. Eğitim konusunda imkan varsa şartlar eşit olmalı fakat özel okulda okutamayacağız diye bir çocuğu kardeşten mahrum etmek doğru değil bence. Bu konuda tereddüt yaşayanlara sizin tavsiyenizle okuduğum Momo’yu okumalarını öneriyorum. Mutlaka okuyun.

  20. Kalemini sevdiğim Elif 🙂
    Çınar’ı okula gönderme gündemimize oturdu 1 haftadır. 2. Çocuğumuz henüz olmadığı halde “ya olursa ikisine de aynı şartları sağlamak lazım ” diye düşünmekten Çınar’ı ortalama bir anaokuluna göndermeyi düşünüyorum… Bir taraftan da ya olmazsa ikinci o zaman ÇInar’a haksızlık değil mi diyorum…
    Çok önemli bir konu bence , ellerine sağlık…

  21. Ben ailemde ortancayım bir ağabey ve bir kardeşim var ve araları çok kötü. Hep bir ona yapıldı bana yapılmadı olayı. Ama benim kardeşlerimde gördüğüm asıl durum anne ve babamın sevgisinin kıskanılması olduğunu hissediyorum. Ağabeyim 18 yaşında gurbette çalışmaya başlaması ve eşininde ailen senin için ne yapmış sözcükleri bizden tam olmasa da büyük oranda kopmasına sebep… Bende iki çocuk annesiyim ilerde çocuklarım nasıl düşünür bilemiyorum ama karakterlerinin oturmasını sağlar kendilerine güvenen, kendileriyle barışık çocuklar yetiştirirsek ve çocuklarımızı her daim dinler onlara destek olursak bu tip sorunlarla karşılaşabileceğimizi sanmıyorum.

  22. Incir'in Annesi

    Herkesin hisleri farklidir tabii bu konuda. Bizde abim ozel okula gitti, ben devlet okuluna. Sonra ikimiz de istedigimiz bolumlerde ama ayni universitede okuduk. Insanin aklindan geciyor acaba farkli olur muydu diye? Fakat ne yalan soyleyeyim bence biz kisiliklerimize uygun okullara gittik ya da kisiliklerimiz bu okullarin bakisiyla daha bir belirlendi. Iyiki abim var, iyiki beni yapmislar annemler. Hayatta kardes cok guzel sey. E bir de bu okullardan kalan arkadaslarimiz var ki tadindan yenmez.

    Bunca iki farkli egitim yoluna ragmen biz ayni ailenin icinde ayrim yapildigini dusunmeden buyuduk. Hic hissetmedim abime farkli davranildigini. Bence sevgiyi esit aldigini hisseden cocuklar egitim icin suclamaz anne babalarini. Sonucta birini okula gonderip digerini evde tutacak degilsiniz. Yeri gelir birine veremediginiz ozel okul egitimini baska seylerle desteklersiniz.

    Sevgiler,
    Firsat esiysizligi olmayacak, ayni ailenin icinde buyuyen cocuk.

  23. Bir ogretmen olarak özel okullarin cocuga katkisinin fazla abartildigini dusunuyorum. Özellikle ilk yillarda onemli olan ögretmendir ki, özel okullar genelde ögretmenlerin canini cikartma egilimindedir. Haftada 40 ila 45 saat calisirlar. Her an hazir ve enerjik olmalari, devamli yeni aile getirmeleri istenir. Yani bir cesit egitim kölesi olurlar. Ayrica calisma guvenceleri de yoktur, yillik bazda anlasma yapilir. Böyle sorunlarla ugrasan bir ogretmen ne kadar verimli olabilir? Keske veliler ilkokulu secmekte gosterdigi özeni lise caginda da gösterse… asil o zaman egitimde kaliteden bahsedebikiriz. Ne yazikki pek cok velim lise cagindaki oglunun sinifini bilmiyor, bu okula yazdirdik iste diyor. Is okul secmede degil yani, is her durumda cocugunuzun yaninda olabilmekte…