12 Yorum

Sanem’in Gebelik Günlüğü, 35. hafta

Sanem’in Gebelik Günlüğü geçen hafta katıldığı doğuma hazırlık seminerinin notlarıyla devam ediyor. 

Sanem’in tüm yazılarını buradan okuyabilirsiniz.

***

Sevgili Blogcu Anne okurları,

Geriye sayım sanki daha da hızlandı. Günler anlamadığım bir şekilde hem çok hızlı hem çok yavaş geçiyor. Hem hızlı geçiyor çünkü ben daha kafamda planladığım günlük işleri tamamlayamadan akşam olmuş oluyor hem de yavaş geçiyor çünkü bir an önce eski hareket kolaylığıma kavuşmak istiyorum.

Sanem35

Yalnız olsam yataktan burnumu dışarı çıkarmayacağım günlerde evdeki fındık ya hastalanıyor ya da kreşten arıyorlar Efe öğlen uykusuna yatmak istemiyor diye. Çocuk problem yaratmadığı sürece, aşırı mutsuz olmadığı sürece ya da hastalık gibi acil bir durum söz konusu değilse aramazlar ama bir kere almaya gittiğimde ‘Efe bugün öğlen uyumadı’ dediler. Dinlenememiş çocuğun hemen uyuması gerekmez mi, bu enerji nereden geliyor diye hala mantık yürütmeye çalışsam da o akşam ve öğlen uyumadığı her akşam babasıyla beni fazlasıyla zorladı. Hal böyle olunca kreştekilerden rica ettim bir daha öğlen uyumazsa haber verirseniz ben erken gelip alayım aşırı yorgunluk seviyesine gelmeden evde en azından uyumasa bile bir şekilde dinlenmesini sağlarım dedim. Nereden bileyim Efe’nin öğlen uykularını atlamayı adet haline getireceğini? Neredeyse haftada iki kere Efe bu öğlen de uyumadı diye aranıyorum. Çok erken değil mi öğlen uykusundan vazgeçmek için?

Özetle Efe’nin neden olduğunu anlamadığım bir şekilde bozulan öğle uykusu gerçekten sayfalarca yazabileceğim başka bir yazının konusu. Hamileliğimin sonuna yaklaştığım şu günlerde yapmak istediğim tek şey kitaplarımla birlikte koltuğa gömülmek ama 2019’a daha çok var sanki. (Duyduğumuz bir rivayete göre çocuklar 5 yasına gelince anne baba bir miktar da olsa rahat ediyormuş.)

Geçtiğimiz hafta doğum yapacağım hastanenin düzenlediği doğuma hazırlık semineri vardı. Elimdeki notlarla seminerde dinlediklerimizden bahsetmek istiyorum bu hafta.

Program şu şekildeydi:

  • Anatomi
  • Doğumun evreleri
  • Tıbbi ve alternatif ağrı kesici yöntemler
  • Partneriniz rolü
  • Bebeğin doğumu ve plasenta
  • Doğumun diğer yolları
  • Yenidoğan
  • Emzirme
  • Lohusalık dönemi

Aşağıda bu notların ayrıntılarına yer verdim. Bunların, katıldığım hastanedeki sağlık ekibinin görüş ve uygulamalarını yansıttığının altını çizmek isterim.

ANATOMİ:

Bu kısım daha çok babalara yönelikti diyebiliriz. Bebeğin kapladığı alan ve annenin sıkışıp yer değiştiren organlarından ve sona yaklaşırken her türlü yakınmanın ne kadar normal olduğundan bahsetti konuşmacı ebe.

DOĞUMUN EVRELERİ:

Doğumun 37. – 42. haftalar arasında başlaması ‘zamanında’ olarak kabul ediliyor. 42. haftayı doldurana kadar hiçbir şekilde suni sancı veya başka bir yöntemle müdahalede bulunulmuyor. 42. haftayı doldurduğunuz halde ‘suni sancı istemiyorum ben bekleyeceğim’ deme hakkınız var. Sadece bebeğin kontrolü için daha sık hastane ziyareti yapmanız gerekiyor.

Doğum kasılmalarla ya da suyun gelmesiyle başlıyor. Çoğu zaman doğumun başlaması kasılmalarla oluyor. Suyun gelmesiyle başlayan doğumlarda kasılmalar daha şiddetli hissediliyor. Çok sık olmayan bazı durumlarda ise su gelse de doğum başlamıyor. Suyunuz gelirse bizi arayın ama hemen telaşa kapılmayın, merak etmeyin bebek içeride kurumaz dedi ebe. Plasenta su yapmaya devam ediyormuş. Aynı şekilde yine pek sık rastlanmayan bir durum ise bebek doğmuş olmasına rağmen suyun patlamamış olması. Buradan şu sonucu çıkartabiliriz ki ebe de bunu söyledi zaten: Normal koşullarda su kesesine bir müdahalede bulunmuyorlar.

Doğumun ilk evresinde sırt ağrısı, regl dönemindekine benzer ağrılar, Braxton hicks kasılmaları, nişan (mucus plug) dediğimiz kanama görülüyor. Bazen doğumdan haftalar önce nişan gelebileceğini ama vücudun tekrar bunu yaptığını söyledi ebe.

Doğumun bu ilk evresinde evde yapabileceğimiz şeyler şu şekilde: Bol bol dinlenme (benim ilk doğumumda yapmadığım), enerji kaybetmemek için hafif şeyler yeme ve tabii ki sıvı alımı, rahatlatıcı nefes egzersizleri, yürüyüş, sıcak banyo/duş, sıcak şu torbası ve dikkat dağıtıp oyalayıcı şeylerle meşgul olmaya çalışmak

Vücudumuz ikinci evreye hazırlanıp kasılmaların sıklığı ve şiddeti artarken iki sancı arasındaki süre azalıyor. Doğum partnerinizin bunların kaydını tutması gerekiyor. Zira doğum başladı diye hastaneyi aradığınızda ilk sordukları “Ne kadar sıklıkla kasılman var?” oluyor. Bu evrede rahim boynu (cervix) yumuşuyor ve kısalıyor. Zaten ‘açılma’ diye bahsettiğimiz rahim boynunun ne kadar kısaldığını anlatan bir terim.

Sıvının gelmesi durumunda  (sıvının rengine ve bebeğin hareketlerine dikkat etmemiz gerekiyor) ve kasılmaların arası 4 dakikaya düşünce (bir dakika sürüyor ve 1-2 saattir bu şekilde düzenliyse) hastaneyi arıyoruz.

Aramamızı gerektiren başka durumlar ise şu şekilde : bebeğin hareketlerinde azalma/farklılık, şiddetli kanama, kasılmaların dışında sürekli devam eden bir ağrı ve size endişelendiren herhangi bir durum.

Ebeyle görüşüp, hastaneye girişiniz yapıldıktan sonra ilk olarak bebeğin kalp atışları dinleniyor, bebeğin pozisyonu kontrol edilip, vajinal muayene yapılıyor.

Aktif doğuma geçtiğinizde daha şiddetli ve düzenli kasılmalarınız oluyor. Saatte 0.5-1.0 cm olmak üzere rahim boynunuz 4-10 cm arasında kısalmış oluyor.

Sunumun bu kısmında ebe hastanenin ınternet sayfasından örnek bir doğum odası gösterdi. (Görmek isterseniz burada) Yanlış hatırlamıyorsam doğum odalarının sayısı altı civarında. Her odada duş, tuvalet, baba için koltuk/yatak, pilates topu, istediğiniz müziği çalmak için telefonunuzu bağlayabileceğiniz bir müzik seti, doğum havuzu (linkteki resim eski bir resim olduğu için oradaki doğum havuzu da biraz ilkel duruyor), bebek için yatak, bebeğe acil müdahale gerekirse özel ışıklı bir masa gibi o odada doğumun bütün evrelerini geçirebileceğiniz teçhizat bulunuyor. Doğumu da aynı odada yapıyorsunuz diye eklememe gerek yok sanırım.

Aktif doğum esnasında bulunduğunuz odada sizi sürekli ziyaret eden ve destek/bilgi veren bir ebe mevcut. Gerekli durumlarda danışmanlık almalarıyla birlikte bütün ağrı kesici/rahatlatıcı uygulamalara da hakimler. Seminerde ebenin bahsetmediği ama benim şimdi yazarken aklıma gelen ufak bir ayrıntı, bu ebeler aynı zamanda sizin bütün doğum evrenizi yazılı olarak da kayda geçiyorlar. Danca olmasına rağmen ben Efe’de tuttukları  sayfalarca kaydı açıp açıp google translate yardımıyla okudum ilk zamanlar. Yaptıkları uygulamaların yanı sıra anneyle ilgili gözlemlerini de yazıyorlar. Sizin kendinizi nasıl hissettiğinizin yanında dışarıya bu duyguları nasıl yansıttığınızı okumak çok farklı bir his.

Geçiş evresinde artık 8-10 cm açıklığa ulaşmış oluyorsunuz. Bebeğin kafası doğum kanalından aşağı inip pelvise doğru baskı yapmaya başlıyor. Bu aşamaya daha rahat gelebilmek için ve bebeğin rahatça doğum kanalında dönebilmesi için aktif kalın diye söyledi ebe. Sonra da bebek yıldızlara bakarak gelecek diye çok tatlı bir benzetme yaptı.

TIBBİ VE ALTERNATİF AĞRI KESİCİ YÖNTEMLER:

Alternatif ağrı kesici yöntemler: Nefes teknikleri – en basit şekliyle burundan nefes alıp, çok yavaş ağızdan nefes vermek (panik yaparsanız kasılmalar daha fazla acı verir dedi ebe. Benim ilk doğumumdaki durumum buydu), hareket/pozisyon değiştirme, masaj, rahatlatıcı müzik, sıcak şu torbası, sıcak duş/banyo, akupunktur (hastanenin ebeleri çok deneyimliymiş), oksijen maskesi ve steril su yatakları (iğneyle kolunuzda bir yere steril su enjekte ediliyor, endorfinler iğnenin olduğu yerde toplanınca kasılmaları hissetmiyorsunuz)

Tıbbi yöntemler: Morfin (Eğer doğuma 4 saatten fazla süre olduklarına emin iseler bu ağrı kesici yöntemi öneriyorlar. Morfin aldıktan sonra hastanede kalmanız şart), entonox/gülme gazı, epidural (bu ağrı kesici yöntem annenin 4 cm açıklığa ulaşmasının çok uzun sürdüğü durumlarda teklif ediliyor. Zaten minimum 4 cm açılmış olmanız gerekiyor, aksi takdirde doğum yavaşlayıp durabilir. Ebe baş ağrısı, ateş gibi yan etkilerden de bahsetti ama önemli başka bir şey daha var ki epidural takılınca hareketler sınırlanıyor çünkü bebeğin ve annenin sürekli takip edilmesi gerekiyor. İlk doğumumda burada bahsettiğim şekilde 4 cm açıklığa ulaşmam çok uzun sürdüğü için ve çok yorgun düştüğüm için epidural almıştım fakat bu sefer ağrı kesici almadan, panik yapmadan, müziğin ve doğum havuzunun tadını çıkarmak istiyorum.) Pudendal blok (ilk defa duydum, zaten çok yaygın bir yöntem değilmiş. Vajinadan pelvik duvara doğru pelvik kasları rahatlatmak için yerleştirilen bir blok)

PARTNERİNİZİN ROLÜ:

Elini tutun, sırtına masaj yapın, nefes tekniklerini hatırlatın, yemesini ve içmesini hatırlatın, cesaretlendirin, tuvalete gitmesine yardım edin, hareket etmesi için yardım edin, ıkınma esnasında aktif olarak destek olun.

Ve kendiniz için de mola almayı ihmal etmeyin! (İki kişiye birden bakmak istemiyoruz diye ufak bir espri yaptı burada ebe. Sevgilimi hatırladım o an, artık son aşamaya gelip ıkınmaya başlamadan hemen önce, ebe Efe’nin başını göstermişti anneme ve Ender’e. O dakikaya kadar çok sakin olan canım, o anda ben bayılacağım sanırım demişti de ebe de onu biraz hava almaya göndermişti.)

BEBEĞİN DOĞUMU VE PLASENTA:

Artık 10 cm açıklığa ulaştınız ve önleyemediğiniz bir ıkınma hissi geldi. Bu noktadan sonra ebeyle irtibatı kesmemeniz gerekiyor. Çünkü ne zaman ıkınıp, ne zaman bırakacağınızı o söyleyecek. Sunumu yapan ebe perineye çok dikkat ettiklerini ve yırtılmaması için özel çaba sarfettiklerinin çok üstünde durdu. Bu durumda ebenin komutlarını çok iyi dinliyoruz. Çok hızlı itme hiç iyi değil. Epizyotomiden hiç bahsetmedi ama ben ilk gebeliğimde ebeye sormuştum bunu. Çok nadir başvurdukları bir yöntem olduğunu söylemişti.

Bebeğinize kavuştuktan 1 saat sonrasına kadar plasentanızı da doğuruyorsunuz. Rahim bazen çok rahatlayıp, kasılmalar durduğu için, kasılmaları yapan aynı hormondan bir iğne yapıyorlar. Ben plasenta için kullandıkları “Hayat Ağacı” (tree of life) tabirini çok seviyorum. Efe kucağımda plasentayı da doğurduktan sonra hayranlıkla bakmıştım hayat ağacıma. Gerçekten büyük bir mucize!

Küçük yırtılmalara ebe 3 hafta içinde eriyen bir dikiş yapıyor. Daha ciddi yırtılmalar varsa uzman bir doktor çağırıyor.

DOĞUMUN DİĞER YOLLARI:

Eğer bebeğin durumunda bir terslik varsa, anne doğum kasılmalarından ve ıkınmalaradan bitkin düşmüşse vakum yöntemini uyguluyorlar. Bunu bir doğum uzmanı uyguluyor. Vakum bebeği çekmiyor, sadece itmelerde bebeğin kafasının arkaya gitmesini önlüyor. Babalardan biri forseps sordu. Ebe Danimarka’da forsepsin çok kullanılmadığını söyledi.

Vakum da ise yaramazsa sezaryene alıyorlar. Sezaryende spinal anestezi uygulanıyor. Doğum partneri anneyle birlikte oluyor. Normal doğumda yanınızda sadece bir ebe var. Sezaryen olması gereken durumlarda ise doğumda bir ok kişinin bulunması (ebe, 2 doğum uzmanı, 1 anestezi uzmanı, 2 tane doğum uzmanı ve 2 tane anestezi uzmanı için olmak üzere 4 hemşire) gerektiğinden özür dileyerek bahsetti ebe. Mahremiyete gerçekten çok önem veriyorlar.

YENİDOĞAN:

Bebek doğar doğmaz annenin göğsüne veriliyor.

Ten tene temas bebeğin sakinleşip, rahatlaması için çok önemli.

Işıklar kısılıyor.

İlk emzirme. Bebekler emme refleksi ile doğduğu için doğar doğmaz sarıp sarmalanmadan annenin göğsüne yatırılmasının öneminden bahsetti ebe. Eğer bebeği sararsanız o sıcaklıkla tekrar uyku haline geçip, emme refleksini kaybedebilir dedi.

K vitamini iğnesi her durumda yapılıyor ama siz yapılmasın diyebilirsiniz.

İlk haftalar ziyaretçileri kısıtlayın dedi ebe. Gelecek olan yarım saatten fazla kalmasın, gelirken de çiçek yerine yemek getirsin taze anne babaya dedi. Bazen merak ediyorum gözlem için buranın ebelerini Türkiye’deki herhangi bir doğum ünitesine göndersek ne düşünürler. Büyük bir sektör haline gelen sadece konuklara yönelik süslemeler, ikramlar… Burada o kadar çok yalnız başına doğuran çift gördüm ki… Doğumdan sonra rahatladıklarında ya da hastaneden çıkışta eşi dostu geçtim en yakınlarına haber veren. Ben de Akdeniz kanlıyım, gidelim yalnız doğuralım sonra haber veririz gibi bir durum söz konusu olamaz. Paylaşmak isterim hemen heyecanımı zira Efe doğduktan çok değil birkaç saat sonra ilk skype görüşmesini yapmıştı yanımızda bulunamayan yakınlarımızla. Öte yandan ilk saatler, günler ebeveyn ve bebek için gerçekten çok önemli. Zaten nasıl olduğunu anlamadığınız bir hızda geçiyor her şey. Şahsi fikrim ortasını bulmak lazım. Ne ortadan kaybolmak ne de her şeye müdahale etmek. Anneyle/babayla bebeğine ait o ilk zamanların güzelliğini doya doya yaşamalarına izin vermek lazım.

EMZİRME:

Geçtiğimiz haftalarda emzirme ayında,  benim burada tekrar etmeme gerek olmayacak kadar çok bahsedilen emzirmenin önemi üzerine konuştu ebe.

Emzirme pozisyonlarından bahsetti. Benim geçen hafta “bu sefer bu şekilde deneyeceğim“ listemde de olan gece emzirmelerinde annenin dinlenmesine imkan sağlayan yan yatarak emzirmeyi uzun uzun anlattı.

Bebeğiniz ne kadar çok ve hangi sıklıkla isterse o kadar emzirin diye söyledi.

Bebeğin beslendiğine dair işaretler: normal pembe ten rengi, uyanık ve tetikte, emmeye karşı ilgisi var, mutlu, uyuşmuş ve hareketleri yavaşlamış değil ve tabii ki ıslak bezler.

Bebeğin ilk hafta sadece yüzü sarıysa problem yok ama bütün vücudu sarıysa kötüye işaret. Yine de endişelendiğiniz her durumda Danimarka’da size özel bebek hemşirenizi arıyorsunuz.

İlk haftalar önceliğiniz dinlenmek ve bebeğinizi emzirmek olsun dedi. Ten tene teması unutmayın diye de ekledi.

LOHUSALIK DÖNEMİ:

6-8 hafta arasında kanamanızın olması normal ama yine de endişelendiğiniz herhangi bir durumda doktorunuzu arıyorsunuz. Dinlenmenize ve sıvı alımınıza çok dikkat ediyorsunuz.

Burada ikinci gebeliğiniz ise ve herhangi bir problem yoksa doğumdan sonra 4-8 saat içerisinde çıkışınız yapılıyor.

Takip eden gün de eve bebeği ve anneyi kontrol etmek için bir ebe geliyor. İşitme ve topuktan kan testi bu esnada yapılıyor.

İlk bir hafta 7/24 her türlü sorunuzda arayabileceğiniz emzirme hattı var.

Bir haftadan sonra bebekle ve kendinizle ilgili her türlü soru için bebek hemşirenizi arayabiliyorsunuz.

**

Buraya kadar notlarımı sıkılmadan okuduysanız çok teşekkür ederim. Tekrar hatırlatmak isterim ki; buradaki notlar normal doğumla ilgili genel bilgiler de olsa benim (Danimarka’da) doğum yapacağım hastanenin anne ve bebeğe yaklaşımıyla ilgili yorumlarımı da içermektedir. Tıbbi ya da değil, herhangi bir tavsiye gözetmemektedir. Lütfen burada yazılanlarla ilgili kafanıza takılabilecek herhangi bir konuda doktorunuza danışınız.

Haftaya görüşmek üzere (umarım),

Sanem.

12 yorum

  1. Sanem tesekkurler ayrintili paylasimin icin. Ben iki dogumumu da normal olarak Isvec’te yaptim, sureclerimiz, ebelerin ve hastanelerin yaklasimi oldukca benzermis oyle goruyorum. Ebelik sisteminin bu kadar harika isliyor olmasina hayranim, keske Turkiye’de de gereken onemi gorebilseler. Doktorlari ancak durumun kritik olacagi bir anda goruyorsunuz ve ebelerin hepsi oldukca yetkin ve doktorlardan da saygi goruyorlar. Ben ikinci dogum sonrasi kendimi cok iyi hissetmeme ragmen hemen cikmak yerine bir gece kalmistim sadece, evde buyuk kizimin yanina gitmeden once biraz daha toparlanmis olmak ve ilk 24 saati bebekle basbasa gecirmis olmak adina. Burada dogum sonrasi emzirme hattini arama icin bir kisit yok, dogum sonrasi diger sorunlara iliskin ilk hafta herhangi bir soru icin dogum sonrasi klinigi, izleyen uc ay da hamileligi izleyen ebe ve onun bagli oldugu klinik aranabiliyor. Sorunsuz ve olabildigince hizli bir ikinci dogum diliyorum sana. Benim buyuk olan kizimda dogumdan once degil ama dogumdan sonra “aksam yemeklerini yemeyi reddettme, erken uyuma,” vb duygusal dalgalanmalar oldu dogrudan bebekle baglantili, bunlar 9. ayda hala devam etmekle beraber 2-3 aydan itibaren oldukca azaldi. Efe’nin ogle uykusunun gelen bebekle ilgili bir endise ile baglantili olup olmadigini da biraz sorgulayin isterseniz. (Gerci tamamen normal de olabilir her bebegin/cocugun ritmi farkli).

    • Oglen uykusu icin dedigin ihtimali de degerlendirdim ama tepki olsaydi krestekilere degil bana yapardi gibi geliyor yine de buyuyen gobegimle ilgili anlamlandiramadigi seyler oldugunu seziyorum. cok hareketli oldugunda zarar verebilecegini gorup gobegimi korumaya aldigim zaman daha cok ustume geliyor. tabu haline getirmeden yumusak bir sekilde kacmaya calisiyorum insallah son haftalarda daha fazla zorlanmam =)
      sevgiler..

  2. Pasaklı Kız

    Ne kadar güzel işleyen bir sistem. Kendi doğumumu ve hastane ortamını düşününce o kadar üzülüyorum ki burdaki duruma. Keşke Türkiyede de böyle olsaydı. Hayırlı sağlıklı doğumlar dilerim size. Allahım kolaylıklar versin 🙂

  3. Ben de biri normal (suni sanci ve vakum ile) ikincisi de sezeryan iki doğum yaptım Norveç’te. İşleyis nerdeyse aynı. Devlet hastanesi ikili test yapmiyor by cok kotu, ozel hastaneye gittiginizde ise sadece ultrason ile ense kalinligi bakiliyor kan testi yapilmiyor. Yasal değilmiş . Sanirim çok fazla kurtaj olmasından cekiniyorlar ve risk varsa bunu paylaşmıyorlar. Doğumdan sonra 3 gün hastanede kalıniyor ve bu tam bir uygulamalı kurs şeklinde geçiyor. Bebek bakımı ile ilgili herşey anlatılıyor. Normal doğuma verilen önem çok büyük , ikinci bebeğim makat geliş olduğu için döndürme operasyonu denedi doktorlar. Üç doktor bir ebe baya zorladilar beni, ağrı olunca bıraktılar hiç ısrar etmediler. Bunu duyan Türkiye deki kadın doğum doktorum dehşete düştü. Çağ dışı bir operasyon nasıl izin verirsin diye bana çıkışti, cok endişelendim cok şükür bir sorun olmadı. Ama doktorun istersen makat geliş de doğurabilirsin çok insan yapıyor demesi garipti doğrusu, o kadar da değil dedim ☺
    Sağlıklı bir doğum olmasını diliyorum, kardeş Kıskançlıgini da hiç düşünme illa olacak diye bişey yok, bizimkiler maşallah geçiniyorlar ☺

    • Norvec’teki uygulamaya sasirdim dogrusu! Bize hep Norvec standartlari, Danimarka’dan daha iyi gibi geliyor. Burada ozel hastane yok ve saglik hizmetleri cok gelismis durumda. Ozel sigorta yaptirmaniza gerek kalmayacak kadar kapsamli oturma izniyle hak kazandiginiz saglik karti.
      Burada da sadece ikili test yapiliyor ama suphlenedikleri bir durum olursa ileri testler yapiyorlar. Bununla birlikte normal dogumu cok desteklemelerine ragmen, ornegin iri bebek olarak ongordukleri durumlarda sezaryen secenegi taniyorlar anneye.
      Kiskanclik konusuna gelince, kardes kiskancligi yasanmasindan cekinmiyorum da adil olamamaktan korkuyorum. =)
      sevgiler..

  4. Sekiz ay boyunca bulantı ve kusmalardan dolayı sadece simit beyaz peynir ayran ile beslenme akabinde ödemin en babasına sahip olmak ve 19′ a çıkmış tansiyon, ebenin muayene ederken “Alttan muayene de kasılıyorum yavaş olur musunuz” lafıma “Doktor kontrol et dedi, Doğuramayacaksan ne demeye yattın buraya” lafı ve akabinde neredeyse bileğine kadar içime sokması elini ya da benim acı ile öyle hissetmem, 2 cm de kalan açılma olayı , zaten bir ay önce doğuma girmiş olmanın verdiği korku 🙁 Preeklampsi olmak üzerine sabah 10:00’dan akşam 17:00’e kadar sunni sancı çekip Beylikdüzü’ nden Çapa’ ya ambulansla gidip sezaryen ile doğurmak.

    Tüm bunlara rağmen bir ben var ki ikinciyi düşünen 🙂

    • Cok uzuldum sizin adiniza. Malesef bu tur hikayeleri cok duyuyorum. Kadinlara hamileysen sikayete etmeye hakkin yok mantigiyla yaklasan diger “kadinlar” en fenasi sanirim.. ama yine de icinizdeki heyecani oldurememis olmalari cok guzel! umarim ikinci gebeliginizde her sey cok daha guzel olur! sevgiler..

      • Çok teşekkür ederim. Güzel oğlum şimdiden kardeşi için ayakkabı seçiyor alışverişe gidildiğinde (kardeşimiz portakalda vitamin bile değil halbuki) 🙂

  5. Çok kıymetli bilgiler için teşekkürler!

  6. Türkiye’nin anneyi strese sokan, korku dolu sistemiyle ilgili haberleri sık sık duyuyoruz, gerçekten çok üzücü. Hollanda’da da çok benzer bir sistem var, ben 35 haftalık hamileyim, ilk önceleri biraz garipsemiştim doktordan uzak, ebelerle başbaşa ilerleyen süreci. Ama bu bile zamanla size başlı başına doğal bir durumun içinde olduğunuz duygusunu aşılıyor.
    Hollanda’da artı olarak doğum sonrasında en az bir hafta olacak şekilde (ihtiyacınız olduğunu düşünürlerse daha da uzatılabiliyor süre) her gün evinize loğusa&bebek hemşiresi geliyor, 8 saat sizinle kalıyor, emzirme tekniklerini gösteriyor, emzirmenize yardımcı oluyor, sizin ve bebeğinizin günlük bakımlarını yapıyor, evin hijyen koşullarını sağlamak için temizlik yapıyor. Hatta sizin ruh sağlığınız için özel isteklerinizi (alışveriş, yemek vs) yerine getiriyor. Ebe de iki günde bir sizi ziyaret ediyor, topuktan kan alma gibi işlemleri evde yapıyor. Her şey yolunda giderse 10 günü tamamladıktan sonra takip ve aşı işlemleriniz için sizi çocuk bakım merkezine yönlendiriyorlar.
    Şimdilik görüdüğüm kadarıyla sistem tıkır tıkır işliyor. En azından ben ilk 35 haftalık deneyimlerimden gayet memnunum. Anne adayı olarak insiyatifin sizin elinizde olduğunu ve şimdiden bedeniniz ve bebeğinizle ilgili kararları ancak sizin verebileceğini biliyor, mahremiyetinize ve kararlarınıza saygı gösteriyorlar.
    Umarım yakın gelecekte Türkiye’ye de benzer bir sistemle tanışır.

    Sevgiler.