13 Yorum

Sanem’in Gebelik Günlüğü, 36. hafta

Sanem’in Gebelik Günlüğü’nde artık bekleyişe geçmek üzereyiz. 

Sanem’in tüm yazılarını buradan okuyabilirsiniz.

***

Sevgili Blogcu Anne okurları,

Bugün itibariyle 36. haftayı bitirmiş bulunuyorum. İnanamıyorum nasıl bu kadar hızlı geçti zaman.. Ben hala çok hazır hissetmiyorum kendimi ama ben hazır hissetmedikçe bu kız kendini sürekli hatırlatıyor. Gece uykularım kaçıyor, sabaha kadar evde dolanıyorum sonra bütün gün ruh gibi oluyorum. Penguen gibi yürümeye başladım. Gece yatakta sağımdan soluma dönemiyorum. Ne yesem dokunuyor, midem yanıyor. Sanırım artık hiç yer kalmadı içeride.

Sanem36

Efe’ye hamileyken 36. haftada hastane çantama kadar her şey hazırdı. Şimdi de yapılacak çok şey kalmadı aslında ama erken bir doğum söz konusu olursa ufak çapta bir kaos yaşayabiliriz. Bu yapılacak ufak tefek şeyler çok strese sokuyor beni elimde olmadan. Telaşlı bir hal geliyor üstüme. Özellikle hazırlık kasılmaları yaşadığımda ya gerçeğe dönerse işler bitmedi daha diye belki de gereksiz yükleniyorum kendime. Buna rağmen işleri hızlandırmak gibi özel bir çabaya da girmiyorum. Tam bir çelişki içerisindeyim anlayacağınız.

Geçen hafta doktor kontrolüne gitmem gerekiyordu. Daha önce bahsettim mi hatırlamıyorum ama aile hekimimizden çok memnun değilim. Bilgisine, tecrübesine güveniyorum ama özellikle Efe’yle ilgili konularda kendisinden yeteri kadar bilgi alamadığımı hissediyorum. Sorularım geçiştiriliyormuş gibi geliyor. Tamam ben hamileliğin getirdiği hasssasiyetle belki içimde çok evhamlar yaşıyorum ama doktorumuza bunu yansıtmadan bilgi almaya çalıştığımı düşünüyorum.

Söz konusu sadece Efe de değil. Karşılaştırma yapmam gerekirse Efe’ye hamileyken başka bir belediyeye bağlı olarak oturduğumuz için doktorumuz farklıydı. Doktorla olan ilk kontrolümde özellikle bana Danca bilip bilmediğimi gözetmeksizin bir sürü broşür vermişti. Kaynaklardan nasıl yararlanacağımı anlatmıştı. Eğer broşürleri okurken Dancayla ilgili bir sıkıntı yaşarsam her zaman yardıma hazır olduğunu söylemişti. Düşünüyorum da, bu doktorumuz sadece ne gerekliyse onu yaptı. Kan tahlilleri ve hastaneye gönderilecek formları doldurma. Bu kadar. Bazı unuttuğu testleri görüştüğüm ebe söyledi ve benim dosyama hatırlatma olarak doktorumuzun okuması için ekledi. İşin doğrusu benim de ikinci gebeliğim olduğu için sistemin nasıl işlediğini bildiğimden çok üzerinde durmadım. Fakat baktım ki hem hamilelikle ilgili hem Efe’yle ilgili olan durumlarda ayaklarım geri geri gidiyor ben de oturup bugün doktorumuzu değiştirdim. Oldukça uzun sürdü araştırma aşaması. Elimde referans yok fakat belli kriterler belirledim kendime. Kliniklerin internet sayfalarından detaylı bilgilere ulaşabiliyorsunuz. Çok detaya girmeden şöyle söylebilirim: bulduğum klinik 3 çocuğu olan genç bir doktor çiftin. Halden ufak çocuğu olan anlar diyerek seçimimde olumlu puan aldılar diyebilirim. Başka bir artı daha var ki kliniklerinde bir de ebe çalışıyor. Keşke çok önce yapsaydım bu değişimi diye hayıflansam da geç olsun güç olmasın demişler.

Endişelerimin çoğu Yüksel ailesi olarak üçümüzün yeni bebek geldikten sonraki adaptasyon süreciyle ilgili. Bir gün o kadar da zor olmaz diyorum. Bir gün inşallah tımarhaneye kaçmam diyorum. Nasıl olacak bilmiyorum ama geçtiğimiz haftasonu ufak bir deneme yaptık diyebilirim. Deren gelince uzun süre arkadaşlarımızı rahat rahat ağırlayamayız diyerek bize çağırdık. İki italyan, bir çinli ve bir türk aile bir araya gelince çok değişik konular konuşuluyor. Fakat bu sefer evde biri dokuz aylık (çinli ailenin bir oğlu var) biri iki buçuk yaşında iki çocuk bir de doğumu oldukça yaklaşmış bir hamile olunca konu hep çocukların üzerine döndü.

İtalyan aileler sıkılmadı mı derseniz hepsinde çok hayranlıkla izlediğim bir çocuk sevgisi var. (Ben Efe’den önce de çocuklara uzak olmasam da bir ortamda verin bu bebeği kucağıma, annesi ben oyalarım sen işine bak demişliğim yok.) Lou ile doğumumuzu aynı hastanede yaptık, doğum tecrübelerimizden bahsettik haliyle. Bana Çin’de doğum ile ilgili çok şaşırdığım şeyler anlattı. Özel mi, devlet mi gibi çok ayrıntı bilmiyorum ama Çin’de hastanelerde hiçbir şekilde gebeye ağrı kesici verilmediğini, kadınların üçerli, beşerli aynı anda doğumhanede bulunup doğum yaptığını, dolayısıyla babaların katı suretle doğumhaneye girmesinin yasak olduğunu, sesiniz biraz fazla çıktığında ebenin size gayet güzel azarladığını duymuş muydunuz? Ben kulaklarıma inanamadım. Türkiye’deki uygulamalardan şikayet ediyoruz bazen ama insan beterin beteri var demekten alamıyor kendini.

Günün bombasını ise Efe yaptı. Misafirlerimiz gitmek üzereyken Kaleb bebeği kucağıma almak istedim. Hem çok sevimliydi, hem de Efe’nin ne tepki vereceğini çok merak ettim işin doğrusu. Çünkü Efe o saate kadar Kaleb’in mama sandalyesini kullanmasına, oyuncaklarıyla oynamasına ses etmemişti. Yan yan baksa da… Bebeği kucağıma aldığım sırada Efe babasının yanındaydı, odanın öbür ucunda. Beni görünce güldü sonra bana doğru koşmaya başladı. Tamam dedim o kadar da değilmiş. Kreşte eşya paylaşmayı öğreniyor ama annesini kıskanacak haliyle diye de hafiften sevinmedim dersem yalan olur. Fakat Efe ne yaptı dersiniz? Hemen yanımda duran Elena’nın kucağına atladı! Sen başka bebeği kucağına alırsan ben de başkasının bebeği olurum dedi akıllı bidik oğlum ve kendi de dahil olmak üzere hepimizi kahkahalara boğdu. Kardeşi geldiğinde ilk zamanlar büyük tepkileri olmaz gibi geliyor ama ne zaman ki Deren’in “geçici” değil “kalıcı” olduğunu anlayacak, işte asıl hikaye o zaman başlayacak.

Haftaya görüşmek üzere,

Sanem.

13 yorum

  1. Aşkım ne kadar güzel yazmışsın 😉

  2. Efenin yaptığına çok güldüm 🙂 Sana karşı hamle bak sen efeye 🙂 Kıskançlık yapı meselesi, her çocuk kıskanır ve kardeşine zarar verir diye birşey yok ama tabiki az biraz olacaktır ama kardeşine zarar verme durumuna gelmez bu yaptığına bakılırsa. Benim kızımsa tam bir sevgi ve ilgi arsızı. Bizde de halamız geldi bebeğiyle misafirliğe, En çok benim işime yaradı :p İşten gelince kucak kucak gezdiğimiz kızım, bi babaanneye bi halaya, artık kim bebekle ilgileniyorsa onun yanına gider oldu 🙂
    Doğumda yaklaştı, sen zaten tecrübeli bir annesin, inşallah kolaycacık oluverir doğumun ve sonraki süreç çok çok iyi gider. Allah yardımcınız olsun 🙂

  3. Kıskançlık elbette olacak, kaçarı yok. Hem de çocuğun yaşıyla bile alakası yok, büyük çocuk KAÇ YAŞINDA OLURSA OLSUN yaşanacak. Ama şiddeti, süresi, çocuğun karakterine kalmış bişey. Yaşla çok alakalı olmadığını düşünüyorum ben artık. Nitekim oğlumla ablasının arasında 10 yaş var, abla kıskanıyor, kabullendim artık. Yapacak birşey yok 🙂

    • Kesinlikle cocugun yasiyla alakasi yok! Bizzat kendimden biliyorum. Kizkardesimle 20 yas var aramda. Ilk dogdugu zamanlar annem babam kizim diye ona seslendikce deli oluyordum =) Tahtimi salladi cadi!

  4. Az kaldı Sanem hanım, hadi hayırlısı . Efe de maşallah , çok tatlıymış.

  5. Efe’nin yaptığı beni çok güldürdü, siz de ne güzel yazmışsınız:) Umarım hayırlısıyla, sağlıkla, kolaylıkla olur doğumunuz ve Efe de sizi hep böyle güldürür:) Abisi olan bir minik cadı olarak ben çok sürmez koruyup kollamaya başlar gibi hissediyorum Efe Deren’i 🙂

  6. Sizin gibi anne babaya sahip olan Efe’cik eminim kardeşine sizin kendilerine gösterdiğiniz kadar hatta daha çok sevgi gösterecektir 🙂 Kıskanmak o kaçınılmaz, erkek kardeşim doğduğunda ki kendisini ısrarla annemlere sipariş ettiğim halde kıskanmışım (ben hatırlamıyorum ama 😀 ) o zaman on iki yaşında olan ablam bana akıl veriyormuş “Bende seni kıskandım ama annemler hepimizi çok seviyor merak etme” diye Şimdi en küçüğümüz 30 yaşında haftada ikiden fazla onu arasın ben az aranayım ve bunu öğreneyim ne yalan söyleyeyim “heee arama sen beni oğlunu ara hep” diye mini sitem ederim yani 😀 anne baba sevgisi ilgisi her zaman isteniyor yaş kaç olsa 🙂

    Bu arada annem ilk doğumunu aynı Çinde ki yöntemler ile yapmış on kadın aynı anda sıra sıra dizilip muayene ve doğum yapmışlar. Arada perde filan yok annem odayı ilk görünce ben girmem diyince hemşire “iyi git evde doğur o zaman” diye çemkirince güç bela girdim ama hiç o kadar utanmamıştım hayatımda der 🙂