9 Yorum

Minnet

‘Anneeee, Cumhuriyet olmasaymış kadınlar mal gibi satılacakmıııış!’ dedi geçenlerde…

Atatürk haftası ya bu hafta, bu konuları işliyorlar okulda…

‘Erkekler dört tane kadınla evlenebilecekmiş o zaman!’ 

Evet canım, dedim, Cumhuriyet kadınlara eşitlik getirdi. En güzel yönetim biçimidir demokrasi… Kadın-erkek hep eşittir, bütün insanlar eşittir. 

Oradan çıktık, ülkenin durumunu konuştuk. Hala Cumhuriyete karşı olanlar olduğundan, hep olacağından, ama iyiliğin, eşitliğin, demokrasinin hep galip geleceğinden bahsettik.

Müthiş bir tecrübe bunları çocuklarınla konuşmak… Bir yandan kendi öğrendiklerini yeniden gözden geçiriyorsun. Hap gibi yuttuğun ezberlerin farkına varıyor, aslolanı ve olması gerekeni yeniden keşfediyorsun.

Şu an ben evdeyim, bilgisayar başında… Etrafımızda üç dört tane okul var, az önce sirenleri çaldı hepsinin… Gözlerim doldu, evde, tek başıma… 

Oğlum ise okulda, sıkıcı, ezber dolu bir törende, muhtemelen arkadaşlarıyla kikirdiyor. Belki ona bile cesaret edemiyor, bilmem…

Siren sırasında çocuklar ne hisseder? Bazen birbirimize bakıp gülerdik. Bazen de gözlerimiz dolardı o anı düşününce…

Benim için Atatürk demek eşitlik demek, iyilik demek, barış demek, aydınlık demek…

Ama en çok da insan olmak, insan yerine konulmak demek.

Bugün, her şeye rağmen, tüm korkularıma rağmen, bir kadın olarak bir erkekle -kağıt üzerinde de olsa- eşit haklara sahipsem, bu o ve onun getirdikleri sayesinde.

Sırf bu yüzden bile minnet borçluyum.

Screen Shot 2014-11-10 at 9.17.21 AM

9 yorum

  1. KESİNLİKLE…

  2. Aynen oyle sevgili Elif,
    Bugun bunlari yazip, okuyabiliyorsak hep onun bize tanidigi haklar sayesindedir. En cok biz kadinlarin bunun kiymetini bilip, cocuklarimizi da ona gore yetistirmemiz gerekiyor.
    Ne guzel, ne aydin bir lidermis ki hep ileriyi hesap ederek adimlarini atmis. Saygiyla ve ozlemle aniyoruz, anacagiz…

  3. İnsanları astıran yaktıran bombalatan bir adama minnet duyduğunuz sürece, onu sadece okul kitaplarından tanıdığınız sürece, Tayyip karşıtı söylemlerinizin de değeri düşer. İnsanların değerlerini ayaklar altına alan bir gecede yapılan devrim tarzını beğenirseniz, bir gecede yapılan başka devrimlere itiraz hakkınızı kendiniz yok etmiş olursunuz. Bu, insanın en başta kendi içinde sancısını çektiği bir iki yüzlülük olur. Biraz tarih okusanız keşke. Mesela http://www.derintarih.com ..

  4. Sevda hanım, insanların hangi değerleri ayaklar altına alınmış yapılan devrimlerle, lütfen beni aydınlatır mısınız? Seçme-seçilme hakkı, daha kolay bir alfabeyle okuyup yazabilmek, uluslararası ticaretin önünü açacak ağırlık/saat/takvim kavramları, çok eşliliğe son, kadının kendi çocuğu üzerinde velayet hakkına sahip olabilmesi (ki bunlara medeni hukuk anlamında çok ilaveler yapılabilir) …. ilk aklıma gelen devrimler, çok merak ediyorum hangisi hangi değerlerimize aykırı ya da siz hangisini sindiremiyorsunuz? Bence iki yüzlülük, hem bu haklardan faydalanıp hem de söz konusu “adam”a her fırsatta sövmektir. Gerçi bilemem belki siz, kendi rızanızla bu haklardan faydalanmıyorsunuzdur, ama o zaman bir kadın olarak tek başınıza çarşıya da çıkmamanız gerekir, malum medeni kanundan önce kadınların toplum içindeki hayatı pek minnet duyulasıydı.

    • Naklettikleriniz okul kitaplarında ezberletilenler. Eskisi de iyiydi ama Avrupalılaşmak için değiştirdik mi deselerdi. İngiltere hala mille, inçle, libreyle, galonla ölçüm yaptığı için uluslararası ticaret yapamıyor mu. Biz aslını ve kökünü sevmeyen ve inkar etmek isteyen bir toplum gibi küçük düşürüldük fakat farkında bile değiliz. İsmet İnönü’nün notlarında var Latin harflerinin kabulü için Arap harflerinin zor okunduğu yalanına başvurmak zorundaydık diye. M.Kemal’in de harf devriminden sonra da Arap harfleriyle not aldığını okumuştum. Osmanlıca okumayı biliyorum, yani Türkçe cümleler Arap harfleriyle yazılmıştır onu okursunuz. Pek pratik yapmadan kesintisiz okunabiliyor çünkü çok kolay. Ve okullarda beynimize kazınan önyargıları bir tarafa bırakınca, köşeli dümdüz ve katı latin harflerine göre Arap harflerini çok daha estetik buluyorum. Ayrıca Osmanlı’da kadınların durumunun gerçekten de pek minnet duyulası olduğuyla alakalı uzun bir yazı okumuştum bir dergide, hem de Fransız bir kadın seyyahın gözünden. Neyse, kadınların tek başına çarşıya çıkamadığı gibi durumların var olduğuna bile inanabiliyorsanız çok fazla birşey söylemeye gerek yok. Herkesin doğrusu farklı olabilir. Doğrulardan değil, neyi doğru bulursa bulsun insanların ruhunun incinmesinden söz ediyorum aslında. Rencide edilmesinden söz ediyorum. Sadece şunu merak ediyorum.. Kendi doğru bulduğunuz şeyin öyle bulmayan insanlara devrim adı altında dayatılmasını doğru buluyor musunuz? Bu sorunun cevabını lütfen bana değil kendinize verin. Böyle yaparsanız, günün birinde sizin nefret ettiğiniz şeylerin de devrim adı altında size kabul ettirilmesini doğru bulmuş olmaz mısınız aslında? Bunun ne yaman bir çelişki olduğunu göremiyor musunuz? Mesela kadınların çarşafa girmesi, ya da erkeklerin sarık sarması zorunluluğu kanunu çıksa ne hissedersiniz? İnsanlar bunun aynını hissetmiş ve yaşamışlar sizin çok minnet duyduğunuz Atatürk yüzünden. Sarıklarını çıkarmayıp, şapkayı reddedenlerin nasıl asıldığını duymadınız mı yoksa. Ya Tayyip’in büyük kurtarıcı olduğunu çocuklarınız okulda öğrensin ister miydiniz? Annesinin babasının adını ezberlemesini. İnsanlar bunu hala yaşıyor. Bilmem anlatabildim mi? “Benim doğrum, en doğru, en güzel, en modern” noktasına takılmış olanların, “ama devrim şartları gereği öyle bazı yanlışlar yapılmak zorunda kalınmış” gibi kazurat bir gerekçeye sığınmadan, insanların hislerini önemsemesini ummak, çok da büyük ütopya değildir herhalde diye düşünerek yazdım işte.

  5. Sevda hanim bravo! Mukemmel anlatmissiniz..bugun gercekten turkiyede her kesimden insani ve zihniyetini hakkiyla elestiren ve ataturku de es gecmeyen insanlarin olmasi beni mutlu ediyor..evet artik Ataturk de elestirilebiliyor..bundan hoslanmayanlar var bunun sozkonusu dahi yapilmasini istemeyenler var..lakin bunlara ragmen bu hem ozgurlukcu olduunu iddia eden ama Ataturk e ve fasist devrimlere karsi toz kondurmayanlara ragmen guzel gelismeler bunlar…ve ben bundan cok hosnutum.. devrim diye birilerinin yasam tarzina saldiran onu da birakin yasamm hakkini elinden alan insanlara karsi asla bir muhabbet besleyemem..iste bunlari ve ayrintilarini kimse bilmiyor..yillarca yutturuldugumuz ezberletilen gerceklerle en guzel yillarimizi gecirdijk..fakat cocuklarimi bunlara kayitsiz sartsiz teslim olan degil neye inandigini bilen objektif yaklasan gerektiginde okulda ataturk sevecenligi yapan toplumi da bu riyakarliga boyun egmek zorunda birakan ogretmenlerine karsi bile soz soyleyebilen fikir beyan eden cocuklar olarak yetistirecegim… ha benim icin kimsnein inanci yasam tarzi onemli degil..basimdaki tabi oldugum insan hangi inanca ve yasam tarzina ship olursa olsun onemli olan toplumu kucaklayan herkese esit yaklasan ( zor ama) bir insan olmasi onemli..yani benim inancima hizmet etmesi diye bir tutkum ve bencilligim yok..biktim artik bunlardan..

  6. Ve bugun bakarim ki yorumum onaylanmamis!

    • Bloga ilk kez bırakılan yorumlar denetime takılıyor. Eğer uzunluğu belirli bir karakterin üzerindeyse o zaman ‘istenmeyen’ kutusuna düşebiliyor, ki sizin durumunuzda da bu olmuş.

  7. Elif hanım Atatürk’ ü çok seviyorum. Ülkemi kurtardığı için değil sadece, bizleri önemsediği için. Ben bize dayatıldığı iddia edilen kitaplar haricinde pek çok başka kitap da okudum. Üstelik Sevda hanım görüşünde olan tarihçilerin kitaplarını da. Ama o kitaplarda sanki zorlama bir Atatürk’ ü önemsiz gösterme, ne var canım herkes yapardı bu işleri deme, ileri gidip Osmanlı Padişahı yaptırdı deme iddiaları bile var. Olsun. Herkes herşeyi tartışsın. Eskiden kavga çıkarır, cinnet geçirirdim. Ama dedem bir gün dedi ki, dedem padişahlığı çocukluğunda yaşamış biri. Şimdi rahmetli oldu. “evladım, kimsenin Türkü adam yerine koymadığı bir dönemde o adam bize sahip çıktı, ömrünü adadı dedi. Bu kolay gibi gözüküyor ama sorun bakalım kocalarımıza 12 ay askerlik yapan 50 yıl anlatır o adamın ömrü cephede düşmana, mecliste dost görünenlerle mücadelede geçmiş, şimdikiler gibi asarım keserim dememiş, yapmış, bir Kubilay için nerdeyse orduyu kaldırmış, bir Hatay için savaşı bile göze almış, bu ulusa herşeyi öğretmiş ama uşaklığı öğretemememiş, iyi de etmiş, Sevda Hanımı bilmem ama ben ezanı duyduğum her anımda ona ve tüm şehitlerimize bir dua yolluyorum. Varsın Sevda hanımlar sevmesin onlar da yerinde sağolsun ama ben Atatürkümü ilk duyduğum andan beri seviyorum, o benim de ailemin de Atatürk’ ü. Astırdığı adamlara gelince o dönemlerde neler olduğu Nutukta, İstiklal Mahkemeleri kitabının yazarı eski 9 Eylül rektörünün kitabında (adını şimdi hatırlayamadım da) var sayı sayı, olay olay buyursunlar okusunlar. Bu arada derin tarih sitesine de baktım ama biraz magazinsel bir tarih, fazla sübjektif. Bilmeyenleri tatmin edebilir ama benim gibi aileden tarihle ilgili biriyseniz çok da tatmin edici olmuyor. Sevgiler……..