19 Yorum

DubleAnne olmak bana çok yakıştı

Prima’yla Beş Yıldızlı Söyleşiler’in bu ayki konuğu Duble Anne Gülin Ağırman.

‘Çalışan ve koşturan anne olmaktan memnunum’ diyen Gülin ile anne olmak, çalışan anne olmak ve tabii ki ikiz annesi olmak üzerine konuştuk. 

***

Screen Shot 2014-11-06 at 2.33.15 PM

Bize kendini kısaca tanıtır mısın?
82 doğumluyum. Ankaralıyım. Evlilik sebebiyle taşındığım Bursa’da yaşıyorum yedi yıldır. ODTÜ Endüstri Mühendisliği mezunu, ardından Uludağ Üniversitesi İşletme Yüksek Lisansı mezunuyum. Otomotiv sektöründe çalışıyorum. 2013 Mayıs ayında ikiz kızlarım Nil ve Ela’yı kucağıma aldım.

Anne olmadan önceki ve ikiz annesi olduktan sonraki Gülin’i nasıl tanımlarsın?
Yurtiçi-yurtdışı, şehir içi-şehir dışı sürekli gezerdik. İki hafta sonu üst üste evde durduğumuz olmazdı hiç; muhakkak dışarıda olurduk. Ben iş yerimin fotoğraf kulübüne üye idim; kulüple de sık sık fotoğraf çekim gezilerine giderdik. Eşim de öykü yazım atölyesine gidiyordu. Haftanın üç günü akşam yüksek lisans derslerim vardı, işten çıkıp koşa koşa derse giderdim. Bunlar dışında sürekli kitap okuma, haftada bir sinema keyfi, dostlarla brunchlar, cafe’ler, piknikler, müzeler, tatiller…  Hayatımızı oluşturan bütün bu şeylerden aldığımız keyfi saçtığımız keyfimizvebiz adlı bir blogumuz var, ona da yazı yetiştirirdik. Kızlarımız olmadan önce yaşamımız bunlardan ibaretti.

Bu söyleşilere katılan annelere “Anne olan bir kadının hayatı Çocuktan Önce ve Çocuktan Sonra olarak ikiye ayrılıyor. Katılıyor musun?” diye soruyorum ama çoğul çocuk annelerine sormaya korkuyorum bu soruyu…
Kesinlikle ayrılıyor. Ama ben çocuktan sonraki hayatımdan çok memnun bir anneyim. Benimki çok planlı ve istenen bir gebelikti. Kafa olarak hazırdım; beş yıldır evliydik, hem çalışıp hem de yüksek lisans yaptığım dönem geride kalmıştı, o zaman için yeterince gezmiş-tozmuş, düzensiz hayata doymuş gibiydik. Kariyerde de tam çocuk molası dönemecine girmiştim. Şanslıyız ki tam da istediğimiz zaman oldu, zorlamadan, sağlıkla ve sorunsuz. Bu sebeple belki de ben çocuktan sonraki hayatın getireceklerine çok hazırdım. Anne olmayı çok istiyordum, anne olmayı çok da sevdim.

Hamileliğe nasıl hazırlandın?
Hamileliğe çok hazırdım, kadın doğum doktoruna gidip “anne olmak istiyorum” demiştim. Kontrollerimi olmuştum, bir dahiliye uzmanına gidip check-up yaptırmıştım; her hangi bir hastalığım ve gebelik engelim çıkmayınca folik asit kullanmaya başlayıp beklemeye koyuldum. Hemen de oldu çok şükür ki. Bizim hikayemizde asıl sürpriz olan kısım bir değil iki bebeğin olmasıydı!

Tepkin ne oldu?
Davul-zurna ile karşıladığımı söyleyemeyeceğim maalesef. Panik oldum ve ağladım. Büyük sürpriz olmuştu çünkü. Tedavi falan yoktu, hiç beklemiyordum böyle bir şeyi, ailemizde olduğunu da bilmiyordum. Ya taşıyamazsam, ya iyi bakamazsam, ya erken doğarlarsa, ya sağlık sorunları olursa…

Meğer ikiz genetik hikâyemizde varmış, anneannem iki defa ikiz doğurmuş ancak erken dünyaya gelen bebekler o yıllarda kuvöz imkânı da olmadığından yaşamamışlar. Kısa sürede kendimi ikiz olayına alıştırdım ve çok da memnun kaldım. Şimdi iyi ki de ikiz olmuşlar diyorum. Kendimi çok şanslı hissediyorum. “Dubleanne” olmak üzerime yapıştı ve bence bana çok yakıştı!

Screen Shot 2014-11-06 at 3.03.24 PM

Halk arasında çoğul bebek annelerine yöneltilen ‘Doğal mı, tedavi mi?’ sorusundan sen de nasibini alıyor musun?
Evet. Ben de çoğul gebeliği hep tedavi ile oluyor sanırdım, o nedenle çok yadırgamıyorum. Ama asla kimseye ”tedavi mi?” diye sormazdım. Bu sorunun altında rencide edicilik gizli nerden bakarsanız bakın. Ben bu düşünce tarzını rahatsız edici buluyorum, tüp bebek de olsa başka tedavi yöntemleri ile de olsa sonuçta o bebek o ailenin biyolojik olarak. Kaldı ki aile olmanın çok farklı çeşitleri de var (evlat edinmek gibi); biyolojik bağlılık her şey demek de değil ve kategorize etmenin lüzumu yok. Günümüzde hala bunları konuşuyor olmayı üzücü buluyorum.

Hamilelik, doğum ve lohusalık sürecin nasıldı?
Mükemmel bir hamileliğim oldu benim. İkiz gebesi olmama rağmen sabah bulantısı, kanama, düşük tehlikesi, gebelik şekeri, ödem, varis gibi hiç ama hiçbir gebelik sorunu yaşamadım. 22 kilo aldım ve çatlamadım bile. Haftanın her günü düzenli spor yaptım; üç gün yüzme, dört gün yürüyüş. Asıl ilginç olan; iki doktorum olduğu dolayısı ile çok sık kontrol edildiğim ve hiçbir erken doğum belirtim olmadığı halde pat diye erken doğurdum. Üç gün öncesi doktordaydım, kontrolde açılmam yoktu. 34. haftada suyum aniden gelip sabaha karşı acile yetiştiğimizde bile açılmam sıfırdı. Böyle bir gebelik süreci sonrası erken doğum büyük şoktu ben ve ailem için. Bu nedenle tozpembe gebeliğin aksine doğum ve sonrasındaki üç ay tam tersi kötü giden süreçler oldu.

Nasıl?
On gün kuvözde kaldı kızlarım. Şanslıydık ki solunum makinesine bağlanmadılar. Yine de çok yıpratıcıydı. Erken doğum şoku üstüne prematürelik döneminin verdiği stres… Kızlarım çeneleri kuvvetlenemediği ve kuvözdeyken biberona alıştıkları için beni emmediler.

Zor olmuş olmalı senin için…
İlk üç ay geçtikten sonra alıştım-alıştık. Sıkıntılar azaldı, çoğu bitti hatta. Ben bebekli hayata iki ile başladığım için normalim bu oldu ve kısa sürede buna da adapte olabildim. Öldürmeyen güçlendirir neticede. Kendi sistemimizi kurduk, organizasyonun başında ben olacak şekilde tüm ailece kenetlendik ve elbirliğiyle çok da başarılı bir iş çıktı ortaya. Kızlarımızı sağlıklı ve sorunsuz şekilde bugünlere getirdik şükür ki.

Screen Shot 2014-11-07 at 1.08.40 PM

Şimdi nasıl başa çıkıyorsun? Yardımcın var mı?
Ailem Ankara’da benim, eşiminki de Kırıkkale’de. 30. haftada doğum iznime ayrılmamdan itibaren anneler sırayla yanıma gelmeye başladılar.  34’te de doğum yaptım. Tam 18 aydır annelerle beraberiz; iki-üç haftalık sürelerle sırayla yanımızda kalıyorlar.

Bakıcı?
Denedik ama ciddi bazı sıkıntılar yaşadık ve vazgeçtik. Neyse ki anneler kızlarıma tek bakmaya gönüllü oldular. Muazzam bir iş bölümü yaptık. Gündüz bakan kişinin minimum yorulup maksimum derece kızlara odaklanması amacımızdı. Ben yiyeceklerini akşamdan hazırlarım, anneler sadece ısıtıp yedirir. Giyimlerini hazır eder, alışverişlerini yaparım. İş çıkışı oyalanmadan eve gider bayrağı devralırım ki anneler dinlensin. Dışarıda gezme ve banyo yaptırma gibi en az iki kişi gereken işleri ben gelince yaparız ve akşamları anneleri kendi odalarına gönderirim. Zaten evim için bana yıllardır gelen gündelikçim var; düzenli ve sürekli olarak temizlik ve ütü yapılıyor. Anneler de kızlardan başka bir şeye emek harcamıyor.

Ne güzel, ne büyük şans!
Annelerimin hakkını ödeyemem. Kızlarım doğduğundan beri anne yarısı oldular zaten; ikiz olunca biri benim kucağımda olsa diğeri muhakkak anneanne veya babaannede idi. Kokularına alışkınlar, ben işe başlarken de hiç yadırgamadılar, onları bıraktığım kişiler yabancı değildi. Çok şanslıyız, Allah annelerime sağlık versin. Kendi canından birinin evladına bakması kadar değerli bir şey olamaz. Aynı şehirde olup da bu konuda yardımcı olmayan-olamayan nice ebeveynler varken annelerimin yüzlerce kilometre uzaktan kendi düzenlerini bozup gelmesi büyük nimet benim için. Dedelerin de büyük fedakârlığı söz konusu tabii, onlar da bu sürede hep yalnız kalıyorlar.

Kesinlikle çok şanslısın, ve dediğin gibi, Allah onlara kuvvet versin. Peki, tek bir çocukla bile emzirme, ek gıdaya geçiş, tuvalet eğitimi… gibi süreçler yeterince zorken ikisiyle nasıl başa çıkıyor ikiz anneleri, bunu merak ederim ben de…
Kızlarımı fazla emzirme şansım olmadı. Çeneleri gelişmemişti ve emerek kilo kaybediyorlardı, biberonu emmek de daha kolaylarına geliyordu. Ama emmiyorlar diye sütümü vermekten vazgeçmedim, tam sekiz ay boyunca süt sağdım. Bebekleri prematüre olup da damla süt veremeyen annelere göre şanslı sayıyorum kendimi, tüm olumsuzluklara rağmen azmim sayesinde sütüm kesilmedi hatta bol oldu. Arttırmak için ne formül varsa uyguladım ve sonuçta 1,5 bebeklik süt çıkarabildim kuzularıma her gün. Kalan ihtiyacımızı da formül sütle takviye ediyorduk. Ek gıdaya geçişimiz en güzel dönemlerimizden biridir bu nedenle, kızlarım çok sevmişlerdi ek gıdayı ve formül süt ihtiyacımız kalmamıştı artık. Organik, güvenilir ve sağlıklı gıda takıntım oldu bu süreçte. Bebek yemekleri yapmaktan ayrı bir keyif alıyorum, blog’umda da kızlarıma yaptığım besleyici bebek yemeği tariflerimi paylaşıyorum. Tuvalet eğitimine henüz girmedik, ama eminim ki miniklerim ve ben bunun da üstesinden kolaylıkla geliriz. Onlara güveniyorum.

Screen Shot 2014-11-06 at 3.26.01 PM

Öyle kolaymış gibi anlatıyorsun ki neredeyse ikiz anneliğine özeneceğim!
Yaklaşım tarzı önemli ebeveynlikte bence. Ben süreçlerimizin hiçbirine sorun gözüyle bakmadım, olduğu gibi kabullendim. İkizleri olanın fazla mükemmeliyetçi olmaması gerekiyor bence. Bebek bakımı hakkında çok kitap okudum hamileyken, zannetmiyorum ki birebir uygulanabilsin hepsi. Sadece bilinçli olmak adına, kafada bir yerde bulunsun bilgiler diye okumak lazım. Çünkü her bebek kendi kitabını yazıyor, buna imzamı atarım. Siz ve bebekleriniz memnunsanız sıkıntı yoktur bence, o nedenle fazla mükemmeliyetçi olmamalı.

İş-ev dengesi nasıl kurdun? Farklı bir düzen kurmuş olmayı tercih eder miydin?
Ben yoğun bir bireysel ve bencil hayattan sonra aşırı verici konumda olduğum bir hayata geçtiğim için annelik sürecimin başında çok bunaldım, en çok da sürekli evde olmaktan. Kızlarım on aylıkken işe döndüm. Daha erken dönmek isterdim, zorunlu olarak uzatmak durumunda kalmıştım bakıcı ile bazı olaylar yaşadığımızdan.

İşe geri dönmek bana iyi geldi açıkçası. Çalışan ve koşturan anne olmaktan şimdilik memnunum. Çalışmayıp evde olsaydım eminim ki bu beni mutsuz edecekti ve ben kızlarıma bu kadar güler yüzle yaklaşamayabilirdim. Ben çalışan anne çocuğu idim. Kızlarımın da ileride ekonomik özgürlüğü olan bireyler olmasını ve sağlıklı-dengeli hayatları olmasını arzu ederim. Onlara en iyi rol modelin kendim olacağımı düşünüyorum, umarım seçimimden dolayı benimle gurur duyarlar büyüyünce ve çalışan anne çocuğu olmanın eksikliğini hissetmezler.

Öte yandan, alternatif ne olabilirdi dersen sanırım en azından ilk üç yıl çalışan annelerin yarı-zamanlı ya da home-office çalışması gibi bir düzen olsa en mantıklısı olurdu. Zaten üç yaşında kreş ve sonrasında yıllarca devam edecek olan okul süreci başlıyor yavruların ve onlar okuldayken anneler tam zamanlı çalışmaya dönebilirdi rahatlıkla. Keşke böyle olsaydı.

Screen Shot 2014-11-07 at 11.53.00 AM

Çocuklar olduktan sonra eşinle ilişkiniz nasıl etkilendi?
Çocuklardan sonra isimlerimiz “annesi” ve “babası” oldu. En büyük etki bu. Normalde aşkım diye hitap ederken, sadece kızgınken isimlerimizi söylerken artık sadece bu sıfatlar hepimizin kullandığı.

Doğumdan hemen sonra eşim iş sebebiyle İtalya’ya gitmek durumunda kaldı. Arada kısa süreli gelip giderdi; bir sene sürdü böyle. Bu dönem kızlardan çok benim ona ihtiyacım vardı aslına bakılırsa; o yokken daha da çok sorumluluk bende olduğundan pek vakit bulamıyordum dinlenmek ve deşarj olmak için. Tesellim en azından kızlarımın anne ilgisine daha çok ihtiyaç duyduğu döneme denk geldi eşimin yokluğu; ben kızlarıma tüm enerjimi verebilirken onlar babalarının yokluğunun henüz farkında değildiler. Artık akılları eriyor; eşim arada sırada kısa süreli gittiğinde özlemeye, aramaya başlıyorlar. Bu zorunlu uzak kalışla baba figürü tabii tam oturmadı bizim ailede. Anneanne ve babaanne kadar emek veremedi kızlarına maalesef. Şurada son birkaç aydır düzenli olarak akşamları babanın eve geldiği bir ailedeler. Onunla vakit geçirmeye bayılıyorlar. Umarım artık uzun süreli gidişleri olmaz.

Birbirinize vakit ayırabiliyor musunuz?
Çiftlerin çocuktan sonra birbirine özel vakit ayırmaları gerektiğine inanıyoruz; ailedeki herkesin sağlığı ve mutluluğu için şart olduğunu düşünüyoruz bunun. Hele bizim gibi babanın uzaklara gittiği ve ikiz bebek gelmiş bir ailede anne-babanın ne kadar az baş başa vakit geçirebildiği düşünülünce olmazsa olmaz bir şey. Kızlarımız daha küçükken İstanbul’a falan gelirdik, 14 aylık olduklarında da onları bırakıp bir haftalığına baş başa Avrupa’ya gittik. Çok da memnun kaldık ve mutlaka bu tarz kaçamaklar yapmaya karar verdik.

Bir günün nasıl geçiyor?
Haftanın beş günü tam zamanlı çalışan bir anneyim. İş çıkışı koşa koşa eve giderim. Kızlarımı besler, bakımlarını yapar, giydiririm. Hemen hemen her gün dışarı çıkarırım. Dönüşte evde oyunlar oynar mümkün olduğunca kaliteli vakit geçirme aktiviteleri yaparız. Yeme-içme faslı sonrasında saat dokuz gibi uyuyorlar. Yatma saatim 01:00’dir. Bana kalan bu uzun zaman dilimine çok şey sığdırmaya çalışırım: kızlarımın yemeklerini yaparım, blog yazarım, alışveriş yaparım, kitap okurum, eşimle dizi izleriz ya da sinemaya gideriz. Haftasonu dışarı çıkarız, bazen arkadaşlarla bazen baş başa. Evde annelerin gece de kalıyor olmasının avantajı bu tabii ki.

Senin geçtiğin yoldan geçecek olanlara ne gibi tavsiyelerde bulunmak istersin?
İkiz anne adayı ve annelerine tavsiyem durumdan zevk almaya çalışmaları. Ben ikizlere hamileliğimi öğrenip ilk şoku atlattıktan sonra pozitif bakış açımı işletmeye başladım ve bugün diyebilirim ki başardım. Bir kere #kardeşşart diye düşünenlerdendim, tek gebelik süreci ve tek doğumla aynı anda iki kardeş büyük mutluluk sebebi oldu benim için. Artık #ikizşart diyorum mesela!

Bir de tüm annelere hatıralarını biriktirmeyi öneririm. Hatıralara çok ama çok değer veririm ben. Blog yazıyorum, www.dubleanne.com en büyük arşivimiz. Kızlarıma büyük bir “masumiyet müzesi” oluşturuyorum. Prematüre tulumlarımız, hastane bilekliklerimiz, minik minik kıyafetlerimiz, ilk ayakkabılarımız, bebek şekerlerimiz, o kadar çok şey var ki bu müzede. Bunları koymak için özel birer sandık yaptırmayı düşünüyorum, üstünde kızlarımın ismiyle… Bir de, kızlarım ikişer kilo doğmuştu. O zaman Prima Premium Care Prematüre “0” numara ile başlamıştık bezli hayatımıza, şu an 4+ kullanıyoruz Aktif Bebe serisinde! Her bedenden birer tane anı olsun diye saklıyorum “masumiyet müzemiz” de… Adı üzerinde, Prima ile Söyleşiler olduğu için yeri gelmişken eklemek istedim.

Screen Shot 2014-11-07 at 12.09.12 PM

Annelik yapmanın seni en çok zorlayan tarafı ne? İkiz olmalarının dışında tabii…
Yüklediği aşırı manevi sorumluluk diyebilirim; tek ya da ikiz fark etmeden. Anne olana kadar gayet bireysel takılırken anne olduğunda senin canın ama senden başka birinin sorumluluğunu yükleniyor kalbin. Bazen çok derin düşününce ürperiyorum. Bana bir şey olursa ne olur, ne yaparlar bensiz gibi… Paranoyaya bağlayabilir insan, ince bir çizgi.

Bunun dışında yaşadıklarım ikiz olmanın getirdikleri. İkisi birden aynı anda iki bacağıma yapışıp kucak isteyince ne yapacağımı bilemiyorum mesela. Seçim yapmak durumunda kalmak ve biri kucağınızda iken diğerinin olamaması ve onunla göz göze gelmek… Vicdan azabı birçok ikiz annesinin yaşadığı duygu. O kadar çok isterdim ki dört kolum olsun ve ben aynı anda ikisini birden bağrıma basabileyim…

Bunu başka ikiz/üçüz annelerinden de duymuştum, ama inan vicdan azabı tek ya da sıralı çocukların olsa da baki… Peki, anneliğin en sevdiğin tarafı nedir?
Anneliği çok ama çok sevdim ben. Her şeyi ile. Şu tarafı bu tarafı diyemem, her tarafı ile mutlu ediyor beni annelik. Kızlarım doğdu ve ben anne oldum. Derler ya bir bebek doğduğunda aslında bir anne doğar… Kızlarım daha içimdeyken anne olmuştum ben aslında.

Screen Shot 2014-11-07 at 1.29.11 PM

Sence sen neyi iyi yapıyorsun?
Bence ben kızlarımı hem sevgimle hem de sağlıklı besinlerle iyi besliyorum. Evet, sanırım besleme işini iyi yapıyorum hem maddi hem manevi olarak. Sevgisini somut olarak belli eden bir anneyim ben; dokunarak, sarılarak, öperek, koklayarak. Dokunmatik bir anneyim, mesela kızlarımı uyuturken muhakkak dokunurum bir yerlerine; ellerini tutarım, saçlarını ya da ayaklarını okşarım. Gülümsemeye dikkat ederim öz bakımlarını yaparken, zaten genelde güler yüzlüyümdür o nedenle zor olmaz.

Neyi daha iyi yapmak isterdin?
Annelik içgüdülerimi daha çok dinleyebilmeyi isterdim. Bir de tabii yaptığım her şeyi daha iyi yapmak isterdim. Sonu yok bunun.

Çocuktan önceki hayatına dair en çok neyi özledin?
Çok düşünüp çok zor buldum: Daha sık ve uzun süre boyunca kitap okuyabilmeyi her halde. Tatillerde şezlonga uzanır bir günde bir kitap bitirirdim. Bu yaz kızlarımla gittiğim tatillerde bir kitabı anca bitirebildim.

Başka çocuk düşünüyor musun?
Bu sorudan çok korkuyorum çünkü büyük konuşmaktan çok korkan biriyimdir. İkiz bebekler benim tercihim değildi ama Allah bana iki evlat bağışladı aynı anda. Kuzularıma sağlıklı uzun ömürler versin. Benim bir daha çocuk sahibi olma gibi bir planım yok, bunun için elimden gelen önlemi alıyorum ama Allah’ın planı nedir bilemem. Olmayanlara ve çok isteyenlere nasip etsin inşallah.

Screen Shot 2014-11-07 at 1.33.08 PM

“Asla yapmam” deyip de yaptığın şeyler var mı?
Çok iddialı olacak ama büyük konuşmayı sevmediğimden ”asla” dediğim büyük bir şey olmadı bugüne kadar. Ufak tefek dersen, belki demişimdir ve zaten kesin başıma gelmiştir onlar da)

En son ne zaman kendine vakit ayırdın? Nasıl?
Her gün akşam kızlarım uyuduktan sonra kendime ayırdığım vakit oluyor. Blog yazmak bu vakitlerde yapmayı en sevdiğim şey. Ayrıca bu aralar eşimle  “Breaking Bad” izliyoruz. Son zamanlarda sadece kendime özel ayırdığım en güzel vakit masaj için SPA merkezine gitmekti.

Cümleyi tamamlar mısın: Şimdiki aklım olsa…
Şimdiki aklım olsa yine aynı kararları verir aynı yollardan giderdim. Memnunum hayatımda beni ben yapan her şeyden.

Boşluğu doldurur musun: Anne olmadan önce … derdim/ zannederdim / düşünürdüm.
Anne olmadan önce gelecek endişem yoktu, hayatın o kadar kafa yormaya değer olmadığını düşünürdüm, su akar yolunu bulurdu. Gerçi şimdi de çok farklı değilim ama mesela siyaset hiç ilgi alanıma girmezken şimdi nasıl bir ülkeye, nasıl bir dünyaya büyüyor kızlarım diye endişeliyim açıkçası.

Anne olunca neyi anladın?
Annemi, emeklerini, fedakârlıklarını, neden bu kadar verici olabildiğini… Aynı anda hem çok güçlü hem de çok kırılgan olabileceğimi… Grinin varlığını- hayata sadece siyah ve beyaz diye keskin sınırlarla bakmamayı… Uğruna canını bile verebilme noktasında sevmenin ne demek olduğunu…

Tek cümleyle: sence kime ANNE denir?
Geçenlerde bahsi geçmiş bir cümle vardı, çok sevmiştim ben onu: bedeniyle doğuran yüreğiyle büyüten kişidir anne. Başka cümleye gerek var mı?

Prima

Bu söyleşi Prima’nın desteğiyle yayınlanmıştır ancak yazdıklarım kendi fikirlerimdir. Prima’yla Beş Yıldızlı Söyleşiler’in tamamını buradan okuyabilirsiniz.

Yorum yap

Girilmesi gerekli alanlar işaretlidir. *

19 yorum

  1. Güliiinnnn! Ne kadar güzel bir söyleşi olmuş! Harika bir annesin sen 🙂
    O kadar özenlisin ki her şey için, bebeklerinin her şeyi ama her şeyi için. Blogunu takip edenler zaten bilirler, doğumgünleri veya diğer özel günleri için ne çok uğraştığını emek verdiğini. Çok takdir ediyorum seni. Ela ve Nil çok şanslılar senin gibi bir anneleri olduğu için 🙂

    • Bir de çok beğendiğim bir özelliğin, bebeklerin ikiz diye herşeylerini aynı yapmaman. Onlara ayrı birer birey olduklarını hissettiriyorsun bence. Kıyafetlerinden tut, biriktirdiğin anılara kadar herşeylerini ayrı ayrı ve kendilerine özgü yapıyorsun. Bence çok takdir edilesi bir şey.

      • Pelincim çok çok teşekkür ediyorum güzel yorumların için 🙂 🙂 takdir edilmek mutlu ve motive ediyor insanı cidden. Sağol içtenliğin için 🙂

  2. Çok güzeldi bi yazıydı. Hepinizin eline sağlık 🙂 Keyifle okudum .

  3. Bu yazı bana iyi geldi, çalışmaktan vicdan azabı duymayan anne;) Kendimi buldum, sağlıkla büyütün kızlarınızı. Sevgiler:)

  4. Pelincim çok çok teşekkür ediyorum güzel yorumların için 🙂 🙂 takdir edilmek mutlu ve motive ediyor insanı cidden. Sağol içtenliğin için 🙂

  5. …”Yeme-içme faslı sonrasında saat dokuz gibi uyuyorlar. Yatma saatim 01:00’dir. Bana kalan bu uzun zaman dilimine çok şey sığdırmaya çalışırım: kızlarımın yemeklerini yaparım, blog yazarım, alışveriş yaparım, kitap okurum, eşimle dizi izleriz ya da sinemaya gideriz. ..” bana biraz fazla tozpembe geldi.bende 5 gün tam zamanlı çalışıyorum.tek çocuğum 21 de uyuyor o saatten sonra bunları yapmak mümkün değil. süper güçlerimiz yok.gerçekçi bir anlatım olsa daha zevkle okurdum.çocuklarınızı sağlıkla büyütmeniz dileğiyle..

    • yorum için teşekkür ederim 🙂 sizi üzmek istemezdim ama yazdığım tamamen gerçek. erken doğum yaptığım bu sebeple doğum sonrası depresyon geçirdiğim, ilk üç ay çok zorlandığım, kızlarımın emmemesinden dolayı sekiz ay geceli-gündüzlü süt sağmaya uğraştığım ne kadar gerçekse bu da gerçek 🙂 olumsuz şeyleri yazdığımda neden “yalan bunlar!!!” demiyorsunuz da olumlu noktalardan vurmaya çalışıyorsunuz??? üstelik sıraladığım her şeyi aynı gün yapıyorum demedim; bazen kitap okuyup yatıyorum, bazen yemeklerini yapıyorum kızların sonra bir yazı yazıp yatıyorum, bazen o saatlerde dışarı çıkıyorum sadece. her gün aynı şeyi ve illa hepsini yapmıyorum, benim de canım var di mi? 🙂 üstelik bahsettiğim “kızları uyutup her akşam bara gidip sabahlara kadar dans ediyorum” gibi bir şey de değil hani 🙂

  6. Çiğdem-Üzüm

    Bu aralar biz de Breaking Bad izliyoruz, bebek kokulu masum hayatlarımızın böylesi heyecanlara ihtiyacı var demek ki Gülin:)) Maşallah hepinize, çok güzelsiniz.

  7. Ne kadar pizitif, güzel, güleryüzlü bir annesiniz. Sizin gibi annelerin olmasi cok güzel..güzeller güzeli cocuklariniz sizin gibi donanimli, enerjik bir anneleri oldugu icin leride sizinle gurur duyacaklardir. Bence hem samimi hemde icten bir yazi olmus. Bende anlamiyorum neden insanlar kötü, negatif birsey okudugunda evet evet cok dogru diyorlarda, güzel, olumlu bir yazi okuduklarinda bunu gercek disi buluyorlar. Cok tuhaf..

    • çok teşekkür ederim yorumunuz için 🙂 kesinlikle hak veriyorum size. bence sebebi milletçe mazlum edebiyatından daha keyif alıyor oluşumuz, baksanıza direk söylemiş ” gerçekçi olsaydı daha zevkle okurdum” diye. Gerçekçiden kastı sanıyorum ki bolca “yandım, bittim, mahvoldum, ikiz çocuk bakmak çok zor” şeklinde olumsuz cümleler dolu bir söyleşi yazısı 🙂 🙂 Ben ne kadar çektiysem bu hayatta o kadar zevk alacakmış yani 🙂 Olumlu şeylere tahammülümüz yok. Yazıda eksik var fazlası yok üstelik, yerin müsaitliği kadar anlatabildim kendimi, o nedenle sadece buraya bakarak acılarımın az mutluluğumun abartı olduğu yönünde bir eleştiriyi hak etmediğimi düşünüyorum. Oysa bakınız itiraflar köşesine, yazılanlar Türk filmini aratmayan cinsten olunca onlarca yorum geliyor. Hemcinsim seviyor maalesef kendinden beter olanları görmeyi. Pozitif modellere tahammül yok. Olumlu yazılarda takdir eden yorumlar ne kadar az. Pozitif düşünceyi destekleyen biri olarak ben ikiz anne adaylarına güzel örnek olmaya çalışıyorum. Sadece bu yazı için böyle değil, kendi sitemde de yaklaşımım bu yönde, tüm hayatımda bu şekilde olumlu bakış açısına sahibim şükür ki. Bir de insanlar pozitif düşünce tarzı ile kanseri bile yeniyorlar 🙂 🙂

  8. Merhaba Gülin,
    Ben senin bir alt dönemindenim:) kızlarını Allah bağışlasın, hep birlikte olun..
    Kızların kendi kendilerine uyuyor mu? Kızımı sallayarak uyutuyorum, ama 14 aylık oldu, ne sallanmak, ne yatağında yatmak ne de uyumak istiyor:)
    Uyutma faslını atlatsam en azından onu karanlıkta sallarken uykum gelmeyecek:))
    Sevgiler

    • Merhaba 🙂 Ne güzel tesadüf. Sağol, Allah hepimizin evlatlarını bizlere bağışlasın inşallah. Uyku düzeni bizim için en karmaşık konulardan oldu: geç yatıp geç kalkma problemimiz vardı yaşlarına kadar. İlk başta 12 hatta 1’de uyurlardı. Sonra kademe kademe önce çektik 10 aylarında falan 10da uyumaya başladılar. Sonra ikinci aşama uyku eğitime geçtim 8:30-9:00a çektik uykuları, gündüz uykusu da bir veya iki oluyor artık. Kızları akşamları uyku vakti gelince süt içme, alt değişme, pijama giyme sonrası kendi yataklarına koyuyoruz. Yatıyorlar. Ben de ikisinin yatağının yanında yerde bir müddet yatıyorum veya oturuyorum. Onlar uykuya dalana kadar. Bazen 2 dk oluyor bu süre bazen de yarım saat 🙂 🙂 Önceden yorganda yerde döne döne uyurduk, uyumaları sonrası yataklarına götürürdük. Son bir aydır direkt yataklarımızda bu şekilde uyuyoruz. 18 aylık olduk artık. Gündüz tek uyku olunca daha rahat oluyor akşam uykuya dalmaları, bunu tavsiye ederim. Biz hiç sallamadık ama.

    • Emine Hanım merhaba. Ben salladım. Emzirirken uyuttum. Kucağımda ayakta gezdirdim. Her şeyi yaptım yani, kötü dedikleri ne varsa. Ama sonra uyku eğitimi işine geçince hepsi bitti. Şimdi sadece hastayken ayakta sallanmak istiyor, onun dışında tatile bile gitsek yatağında kendisi uyur. 16 aylık oldu. Size uyku eğitimi metodlarını araştırmanızı, ve size ve bebeğinize en uygun olacak metodu belirleyip uygulamanızı tavsiye ederim. 14 ay ayakta sallamak için fazla yorucu, size de yazık. Hem kendisi uykuya dalmayı bilmediği için gece yarısı uyansa yine sizi isteyecektir. Siz tekrar uyutana kadar zaman geçer ve uykusu açılır, ki bebeklerin günde yaklaşık 13 saat uykuya ihtiyaçları olduğu düşünülürse bu kötü bir kayıp olur. Kendi uyumayı öğrenirse bu sorun ortadan kalkar.
      Ben K.West metodunu kendimize göre biraz uyarlayıp değiştirip uyguladım ve şimdilik başarılı oldu. Kimbilir önümüzde daha ne dönemeçler var ama olsun, onları da bir şekilde aşarız.
      Sevgiler

  9. Merhabalar herkese,
    Gündüz uykusunda da aynı şekilde uyuyor öu oğlunuz? Gece ve gündüz uyku eğitimini eş zamanlı mı verdiniz?
    Sevgilerimle,

    • Evet Emine Hanım, aynı şekilde uyuyor, yatağına koyuyorum, müziğini açıyorum, uyku arkadaşlarını bırakıyorum yanına ve uyuyor. Eş zamanlı yapılmak zorunda diye düşünüyorum, çünkü aksi halde bebeğin kafası karışır. “Öğlen sallanıyorum, gece yatağıma bırakıp gidiyorlar beni, ne yapacağımı şaşırıyorum” moduna geçer ve kızılca kıyamet kopabilir 🙂