7 Yorum

Elif Y’nin İkinci Gebelik Günlüğü

Blogcu Anne Gebelik Günlükleri’nin yeni yazarlarından Elif Yılışın Curi, halihazırdaki gebe yazarım Sanem‘in yerini alıyor. O da onun gibi, ikinci bebeğini bekliyor ve Sanem gibi, yurtdışında (Danimarka yerine Almanya’da) yaşıyor. 

***

Merhaba sevgili Blogcu Anne okurları,

Çok sevdiğim ve hep zevkle okuduğum, Blogcu Anne – Gebelik Günlükleri’nde yazıyor olmanın mutluluğundayım. Her hafta sizlere, burada hamilelik günlüğü başlığıyla, benim için çok özel ve heyecanlı olan bu sürecimi paylaşacağım.

Elif15

Ben Elif. Almanya’nın Essen şehrinde yaşıyorum. 40 yaşındayım ve en güzel, şahane dönemim diyebilirim. Resim öğretmenliği okudum ama kendime ressamım diyebiliyorum. Yeryüzünde kızımdan sonra, sanat benim en hassas noktamdır…

Türkiye’nin Maraş şehrinde doğdum ama asıl Mersin’de büyüdüm diyebilirim, ki bu nedenle tipik Akdeniz kadınıyımdır. Öğrencilik yıllarım yine bir Akdeniz şehri olan Anktakya/Hatay’da geçti. Çok severim, hala özlerim bu güzel ve dokusu özel şehri…

Öğretmenlik yapmak istemediğim ve de sanatsal alanda hem master yapmak, hem de Avrupa’nın sanatsal güzelliklerini yüreğime katmak adına dokuz yıl önce Almanya’da yaşamaya karar verdim.  Ama unuttuğum bir şey vardı; sanatçının yaşamı ve eğitimi dünyanın her yerinde zordu. Ben de eğitimi diğer Avrupa ülkelerinden çok farklı bu ülkede payıma düşeni almıştım.

Almanya’ya dair hayallerimi  yavaş yavaş yitirirken 2008 yılında eşimle tanıştım, hem de hayran olduğum Antakya şehrinin insanıydı… Sıcacık ve güpgüzel bakıyordu, aşık oldum. Almanya’dan ayrılma hayallerimden yavaş yavaş uzaklaşıyordum. Bir süre sonra evlilik planı yaparken bulduk kendimizi, hele çocuklara olan sevgi dolu yaklaşımıyla, enerjisiyle bu adam ne güzel baba olur dedirtiyordu bana!

Ben anne olmak için  programlanmış bir kadın değildim ve derdim ki; bu özgürlüğü bırakıp asla oturup çocuk bakamam, geçmişte öyle beylik laflar etmişimdir ki of of yani… Ama işte aşık olduğum adamın çocuk aşkı beni de sarıp sarmaladı ve birlikteliğimizin 10. ayında evlendik, kızımızı da aşkla ve aceleyle hemencecik yapıverdik.

Tam 4,5 yıldır üç kişilik güzel bir aileyiz, ve burası da artık bizim ülkemiz oldu. Elbette doğdunuz topraklardan, ailenizden uzak olmak kolay değil ama son yıllarda ülkemde yaşanan anti-demokratik uygulamalarla geri dönüş planlarımızı rafa kaldırdık… Şimdilik çocuklarımızı daha sağlıklı bir ortamda büyütme kararındayız.

Çocuklarımız demişken, biz yaklaşık 1,5 yıldır ikinci çocuğu yapma planını uygulamaya koymuştuk. Benim 40 yaş olmam, eşimin 38 yaşında olması daha fazla ertelemeye engeldi. Bu yıl gerçekleştirmek istediğim sanatsal projelerimi yine rafa kaldırmıştık. Ve işte Ağustos ayının son günleri çok güzel bir heyecana gebe olduğumu öğrendiğim an mutluluğum tarif edilemezdi. Çünkü son 1,5 yıldır çok istediğimiz ve beklediğimiz bir haberdi.

Yedi gün sonra kadın doğum doktoruna gidip kan değerime baktırdık ve evet hormonal değerlerdeki artış da doğruluyordu. Artık ikinci bebeğine beş haftalık hamile bir kadındım. Fakat Almanya’da hamilelik dokuzuncu haftaya dek resmileşemediği için beklemedeydik.

Ve benim için kabus altıncı haftanın Pazar gününde başladı. Kokular ve bulantılar birden bire aniden geldi, hele eşimin her parfüm kullanmasından sonra  evden kendimi atmak hatta gücüm olsa adamımı boğmak istediğim feci günlerdi. Yemeden, içmeden kusarak geçirilen dördüncü günden sonra bir sabah evimize gelen acil doktoru derhal ambulansla hastaneye yatırılmam gerektiğini söyledi. Dokuz günlük hastane ve serumla beslenme sürecinden sonra eve çıktım ama kabus dolu günlerim bitmemişti; ilk gebeliğimde de aynıydım ama bu defa çok daha yoğun ve erken başlamıştı.

Buna doktorun yanıtı; ‘artık vücudun bu hormonu tanıyor o nedenle bu kadar erken reaksiyonlar başladı, bu çok normal’ oldu. Bulantıların çeşitleri varmış, benim yaşadığım şiddetli türü her 1000 kadından dördü yaşamaktaymış, hatta buna tıpta “hyperemesis gravidarum” denilmekteymiş.

Benim için resmen işkenceydi. Her şey mi kokar, sosyallığınız pat diye gidiyor, canınızdan bir parça olan çocuğunuza sarılamıyorsunuz, oynayamıyorsunuz, uykunuz yok ve sürekli midenizden dindiremediğiniz kusma istekli ataklar. İnsanı resmen psikolojik olarak bitiren bir süreç, hele ailenizden uzaklarda yaşıyorsanız böyle zamanlarda daha bir duygusal yanınız ortaya çıkıyor. Ama bu zor süreçte benim şansım dediğim, dünya iyisi arkadaşlarım vardı ve bana aileme yardımlarını asla unutamam, onların yardımlarıyla çok güzel şekilde atlattık. Hepsine buradan tek tek teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız, hep ve daima…

Dokuz haftanın sonunda elime verilen Mutterpast (gebelik bilgilerinizi içeren bir defter) ile resmileşmişti artık hamileliğim. Yaşadığım ülkede gebelik çok keyiflidir, sağlık kasamız bir dolu aktiviteleri “yoga, pilates, yüzme, akapunktur, gebelik masajı ve eşlerle beraber olan doğal doğum egzersizlerini” ücretsiz sunmaktadır. Almanya doğal doğumu destekleyen Avrupa ülkelerinden biridir. Hamilelliğin olmazsa olmazı sağlık defterini (mutterpast) dışarı çıkarken mutlaka yanınıza almalısınız, onsuz markete dahi gidilmemelidir, o denli elzem bir defterdir.

40 yaşında anne olmanızın bedeninize elbette güzel etkileri var, kendinizi daha bir güzel, daha bir üretken hissediyorsunuz ama elbette riskleri de var. Mesela bu hafta amniyosentez testi randevumuz vardı. Kızımda da yaptırmıştım bu testi ve  risklerini biliyorum, ama bebeğimle ilgili acabaların olmadığı stressiz bir gebelik yaşamak istiyorum.

Amniyosentez günü çok heyecanlıydık eşimle… İlk değildi yaptıracağımız bu test, hatta bildiğimiz bir süreçti belki de onun içindi bu kaygı, bilemiyorum. Ama beş yıl önce aynı testi yaptırdığımız, o tatlı ve sevecen doktoru gördüğüm an tüm kaygım uçup gitti. Biraz sohbet ettik, rahatlattı beni ve eşimi sonra geçtik dev ekranda ultrason görüntülü kontrole. Bebeğimin, başını, kollarını, bacaklarını, parmaklarını, ayaklarını, tüm iç organlarını milim milim ayrıntılı görmek çok güzeldi. Kalp atışında gözlerim yine doldu, vee beklenen merak edilen şeyi sorduk cinsiyetini… Evet, bir kızımız daha olacaktı, bizim için cinsiyeti çok önemli değildi ama işte yine de bilmek istiyoruz, malum o yenemediğimiz merak!..

Amniyosentez sonrası ilk 24 saat çok önemli… Evet yatağa bağımlı kalmadan, normal aktiviteleri abartmadan bugünü atlatmak gerekiyor. Bu defa yeni bir teknik denendi, zira içerdeki miniğim biraz hareketli bir halde olduğu için, şırıngayla suyu çekip-geri vererek şu alındı. Başlarda biraz acı vardı ama şu an her şey gayet normal ve ağrısız geçmekte…

Bebeğimizin kromozon ve genetik testlerinin sonucunu haftasonu öğreneceğiz. O zamana dek evrene pozitif enerjimizi yolluyoruz ve sabırla bekliyoruz… Her şey çok güzel olacak.

Haftaya buradan hepinize, bizimle ilgili iyi haberleri vermek ümidiyle şimdilik hoşçakalın.

Elif Y.

***

Elif Y’nin tüm yazılarını buradan, diğer gebe yazarların Gebelik Günlüklerini buradan okuyabilirsiniz. 

7 yorum

  1. Merhaba Elif,

    Simdilik ortak olan Persembe gunlugumuz haric guzel bir tesaduf daha var. Ben Almanya’da dogdum. Annem guzel deneyimlerini ozellikle ilk gebeligim suresince cok anlatmisti. Simdi seninkini de merakla takip edecegim.

    Sevgiler,
    Sanem.

    • merhaba Sanem, pc. suara evde yktu malum akilli telefonlardan yorumlari göremiyorum, biraz gec oldu cevap yazmam. Almanyada dogumus olman ne güzel bir tesadüf evet, annen cok hakli burda gebelik cok keyiflidir 🙂 hepsini tek tek anlaticam… Benden kocaman sevgiler, saglikla ve güzellikle bebegini kucagina alman dilegimle, Sevgiler.

  2. Hosgeldiniz ve iyi sanslar. Ultrason iyi gectiyse bence hicbir sorun olmayacak ama nazar degmesin, tahtaya vuruyorum. Hyperemesis gecirdiginiz icin cok uzuldum. Gectigimiz yaz ilk gebeligimi ve maalesef 9. haftada ilk dusuk teshisimi yasamim. Yedinci haftadan kurtaj oldugum 11. haftaya kadar gunde en azindan alti kez kustum. Yudum yudum yavas yavas ictigim sudan banyoya kosusumu ve banyoya varamayisimi cok net hatirliyorum. Bir arkadasiyim gunde yirmi kere kusuyordu, ben sanslilardanim… Simdi yine esimle calismalara baslayacagiz :). Ama isin aci kismi beni korkutan HG, dusuk yapmis olmak degil.

    • merhaba Deniz, cok tesekkür ederim sansa ihtiyacim var. Hyperemesis hakikaten berbat bir sey 🙁
      Ilk gebeliginin bu sekilde sonuclanmasina üzüldüm. Bu tarz kusmalarin düsüge neden oldugunu sanmiyorum hatta burda dr. bunun gebeligin daha iyi bir noktada oldugunun habercisi oldugunu söylüyorlar. Ben o dönemi dr.un önerisiyle, b6 vitamin takviyesiyle gecirdim. Hic olumsuz enerji yüklemeyin inanin kusmalar düsüge sebep olmuyor ben bu sürecte (10 hafta) tam 10kg. verdim. Olumlu enerji verin ve akisina birakin her sey cok daha iyi olacaktir. Sevgiler

  3. Down sendromu suphedi olsun olmasin amniyosentez mi yapiliyor? Bir cok riski var diye biliyorum bi terslik yoksa neden yapiliyor anlamadim?

    • Burda yasiniz 40 ise her sekilde amniyosenteze gönderiliyorsunuz, tabii zorunlu degil isterseniz. Ben acaba ile stresli bir sürec gecirmemek adina yaptirdim. Kizimdada yaptirmistim riski var elbette, ama simdilik hersey yolunda 🙂 sonuclarin gelmesini bekliyorum.
      Sevgiler.

  4. merhaba Sanem, pc. suara evde yktu malum akilli telefonlardan yorumlari göremiyorum, biraz gec oldu cevap yazmam. Almanyada dogumus olman ne güzel bir tesadüf evet, annen cok hakli burda gebelik cok keyiflidir 🙂 hepsini tek tek anlaticam… Benden kocaman sevgiler, saglikla ve güzellikle bebegini kucagina alman dilegimle, Sevgiler…