6 Yorum

Eğitim ve gelişim sürecinde Güz’ün hikayesi…

Ben Derin’e hamileyken, kızkardeşim Ece’nin arkadaşı Belde de ilk çocuğuna hamileydi.  Bir gün Ece, ”Belde doğurmuş!” dediğinde çok da sevinememiştik, çünkü hepimiz henüz çok erken olduğunu biliyorduk.

Belde, 24 haftalık doğan oğlu Güz’ün hikayesini bundan üç sene önce burada paylaşmıştı. Bugün 17 Kasım Dünya Prematüre Farkındalık Günü ve yeniden söz Belde’de… 

***

Mutluluğun resmini yap dese biri bana ben şöyle bir resim yapardım:

Yemyeşil bir doğanın içinde, sürekli akan bir nehrin önünde, bir ev ve ağaçlar çizerdim. Bir çocuk çizerdim yüzünde kocaman bir gülümseme, kollarını açmış iki  yana koşuyor ve derin bir nefesle hayatı içine alıyor.

BİR NEFESMİŞ HAYAT diyor… 

Üç yıl önce Güz’ün hikayesini bu şekilde bitirmişim.  Ve ben şimdi size mutluluğun resmini göndererek bu yazıya başlamak istiyorum…

Guz

Resimde kollarını açmış olan o güz-el çocuk artık 5 yaşında; anaokuluna gidiyor. Güz’ün doğum hikayesini, zorlu hastane ve eve alışma süreçlerini sizlerle paylaşmıştım. Hatırlatma olması açısından Güz 24 hafta 630gr. 30 cm. doğdu. Prematüre bebeklerin geçirebileceği sorunlardan (PDA-NEC-ROP-BPD-vb.)  bir kısmını geçirdi ve 6 ameliyat geçirdi; 11 ay yoğun bakımda kaldı…

“Prematüre bebek 37 haftadan önce doğan bebeklere denir: Prematüre bebekleri doğdukları gebelik haftasına göre sınıflarsak: 24-31 Hafta ileri derece prematüre / 32-35 Hafta orta derece prematüre / 36-37 Hafta Sınırda prematüre”

Prematüre bebeklerin hastane süreçleri geçirebilecekleri sorunlar ile ilgili pek çok kaynak ve bilgiye daha kolay ulaşılabiliyor artık.

17 Kasım Dünya Prematüre Bebekler Günü’nde farkındalık yaratabilmek adına bugün bahsetmek istediğim Güz’ün büyüme ve gelişim sürecinde nelere odaklandığımız.

Bugün artık Güz kadar küçük bebekleri daha kolay yaşatabiliyorlar; yeni doğan yoğun bakım şartları beş sene öncesine göre biraz daha iyi. Yine de ülkenin her yerinde bu durum böyle değil tabii ki ve umarım bir an önce doktor ve hastane şartları düzenlenir ve ailelerin bilinçlendirilmesi için çalışmalar yapılır. Ailelerin prematürelik hakkında ve neler yaşayabilecekleri ile ilgili bilgilendirme bu süreci sağlıklı geçirebilmek adına çok önemli.

Asıl dikkat çekmek istediğim diğer çok önemli olduğunu düşündüğüm bir konu da hala hastane sonrası eğitim anlamında çok boşlukların ve yetersizliklerin olması. Ailelerin bir prematüre bebeğin nasıl büyütüleceği ile ilgili doğru yönlendirilebileceği yerlerin ve kişilerin çok az olması ciddi bir sorun.

Hastane sonrası bebeklerin gelişimsel takiplerinin yapılabileceği; Fizik tedavi, Özel eğitim, Dil-konuşma terapisi, Duyu bütünleme terapisi, Floortime, Çocuk psiko terapisi vb. eğitimler için prematüre çocuklar odaklı devlet destekli merkezler açılmalıdır ve gerekli çocukların eğitim gereksinimleri desteklenmelidir.

Ailelerin eşit sosyal haklara sahip olabilmesinin, çocuklarının geleceği ve maddi yükümlülükler arasında tercih yapmak zorunda kalmamalarının da çok önemli olduğunu düşünüyorum.

Bugün bu tip eğitimler konusunda yönlendirme ancak özel merkezler tarafından yapılıyor. Özel merkezler ise konu ile ilgili yetkinliklerinin çok iyi araştırılarak gidilmesi gereken yerler.

Bu tip bir sürecin içine giren aileler hastane süreçlerindeki maddi yükler ardından ikinci bir kere daha hayatlarında ciddi zorluklar yaratacak masraflarla karşılaşıyorlar. Sırf bu masrafları karşılayamayacak durumda olan aileler bebeklerine ihtiyacı olan yeterli donanımı kazandıramıyor ki bu bebeğin ileriki hayatı için çok ciddi kayıplar demek. Ya da başka zorlukları göze alarak çocuğum için en iyisini yapmalıyım mantığı ile yola devam ediliyor. Bu iki seçenek arasından birini seçmek gerçekten kolay değil, sorumluluk ve yükümlülük getirisi ise çok fazla.

Güz’ün hastane sürecinde başladığımız sonrasında da üç yaşına kadar devam ettiğimiz fizik tedavi sürecinde dönmesi, oturması, emeklemesi, ayakta durması, yürümesi için zorlu ve yoğun bir süreç geçirdik. Bunların her biri normal şartlarda kendi kendine gelişen bir durum iken prematüre bebeklerde bilinçli olarak öğretilmesi ve uygulanması gereken hareketler.

İki yaşından itibaren rutin yaptırdığımız Denver II ve Bayley gelişim testlerinde büyük kas, küçük kas hareketlerinin gelişiminde, vücut konsantrasyonu ve dengesinde, öz bakım ve becerisiyle ilgili yukarıda da bahsettiğim çeşitli eğitimleri alması gerektiği sonuçları çıkıyordu. Bu yüzden biz de bugün hala devam ettiğimiz bir eğitim ve gelişim sürecine başladık…

Bu eğitimler bize ve Güz’e ne kazandırdı kısaca bahsetmek istiyorum:

Özel eğitimde Güz’ün bilişsel becerileri, küçük kas hareketleri ve öz bakım becerileriyle ilgili eğitimler aldık..

Kalem tutma, sınırlı boyama, makas kullanma, kesme-katlama, el-göz koordinasyonu çalışmaları yanında örüntü, kavram çalışmaları ile ilgili yöntemler uyguladık çalışmalar yaptık.

Böylece Güz’ün hastane ve hastalıkları nedeniyle olması gereken gelişiminde kaybettiği zamanı özel eğitim desteğiyle perçinlemeye çalıştık.

Konuşma ve dil terapisinde öncelikle beslenmesindeki sorunlar sebebiyle yutma ve çiğneme ile ilgili zorlukları aşmaya çalıştık. Daha sonra da dil ve konuşma ile ilgili çalışmalar yaptık. Bu çalışmalarda Güz’ün sesleri doğru kullanımı, alıcı dil gelişimi ve kendini ifade etmesi çalışıldı. Konuşma ve dil terapisi hem zayıf kalmış ağız kaslarını güçlendirdi hem de alıcı/ifade eden dil gelişimiyle çalışıp, telaffuz ve sesleri doğru söyletme adına çalışmalar yapıldı.

Duyu bütünleme terapisinde oyun oynayarak vücut proporsiyonunu düzeltme, güçlendirme ve denge çalışmalarının yanında dokunma, koklama vb. duyusal çalışmalar yaptık. Duyu bütünleme terapisi özellikle prematüre çocuklar için önemli çünkü ilk doğduklarında karşılaştıkları medikal zorluklar ve müdahaleler bir takım hassasiyetler doğuruyor. Anneyle olan ilişkileri kısıtlı olduğundan duyuları adına çocuklar bazı deneyim eksiklikleri yaşamaktadırlar. Duyu bütünleme terapisi yardımıyla birbirinden farklı işlem gören duyular bütünlük kazanmaktadır.

Floortime eğitiminde Güz’ün ilgi gösterdiği oyunlardan yola çıkarak önce duyusal oyunlardan destek alarak iletişim becerileri üzerinde çalışıldı. İlk zamanları, az nesnelerle Güz’ün kişiye ve oyuna odaklanması sağlandı. İletişim bir çocuk için oyun oynamak anlamına geldiğinden öncelikle kişiyle ortak ilgi kurması sağlandı, ardından Güz mimiklerini, kelimelerini, jestlerini kullanarak ilişki başlatmayı öğrendi. Sonrasında zamanla benlik algısı gelişmeye başlayan Güz sembolik oyunlar oynamaya başladı ve basit problemlere çözüm bulmaya başladı. Duyusal hassasiyetleri göz önünde bulundurularak bu oyunlar oynadı. Prematüre doğan bebekler genellikle bebeklerinde ebeveynleriyle geçirdikleri zamandan mahrum kaldığından bazı iletişim becerileri tam oluşamamaktadır. Bu gelişimi desteklemek adına Floortime eğitimi etkili olmaktadır.

Çocuk Psikoterapisi de prematüre çocukları destekleyen bir yönelim olmaktadır. Güz şimdilik bir kere terapiste gitti ancak ileride gitmesini istiyoruz. Tabiî ki bu terapilerin maddi yükümlülüğü olduğundan biraz erteledik. Bebeklerin ilk bir yılı çok kritiktir. Ebeveynlerle, özellikle anneyle yaşadıkları deneyimler çocukların kişiliğini şekillendirir. Ancak Prematüre çocuklar anne ile ilişkilerinden mahrum kaldığından ve vücutlarına yapılan müdahaleleri kontrol edemediğinden ilerde bazı zorluklar yaşayabilirler. Bazen çocuklarda takıntılar, farklı kaygılar, korkular olabilir. Kendi vücudunu kontrol etmek adına bu takıntılar beliriyor. Psikoterapi oyun yoluyla çocukların iç dünyalarına ulaşıyor ve bastırılan duygular, korkular ve öfkeler ortaya çıkarılıyor. Çocuk bu duygularına anlam verebiliyor aynı zamanda anne ve baba da bilgilendirildiğinden çocukların neden bazı şekillerde davrandığını anlayabiliyor.

Tüm bu geçirdiğimiz eğitim süreçleriyle Güz’e şimdi de ve özellikle ileriki zamanlarda çok fazla artılar katacağına inanıyorum.

Kendi adıma ise bugün çevreme baktığımda kendim dahil pek çok yetişkinde var olan, sorun diye tanımladığımız şeylerin aslında daha çocukken, gelişme ve büyüme sürecinde yapılan yanlışlardan, önemsenmeyen, görmezden gelinen ya da kabul edilmeyen sorunlardan kaynaklandığını düşünüyorum.

Elbette ki bütün bir hayatta tam doğru ve eksiksiz davranamayız ne kendimiz, ne de çocuğumuz için; ya da her şeyi kontrol edemeyiz.

Yapabileceğimiz en iyi şey kendimizi bilinçlendirmek, farkında olmak ve durumu sorgulamak. Gerçeği görmemizi ve bu gerçeği kabul etmemizi ancak bu sağlıyor. Sorunların varlığını kabul etmek bile o sorunların çözümü için ciddi bir katkı sağlıyor.

Kendimce formülüm görmezden gelmemek, sorgulamak, gerçeği anlamak/görmek, kabullenmek ve çözüme odaklanmak.

Sonrası hayata kalıyor ve sade-ce hayat oluyor…

Sevgiler,

Belde Akyol Dilber

***

Sizin de söyleyecek sözünüz varsa Blogcu Anne’de konuk yazar olabilirsiniz. Konuk yazarlık hakkında buradan bilgi alabilir, diğer konuk yazar yazılarına buradan ulaşabilirsiniz.

6 yorum

  1. Belde Akyol Dilber

    Elif’çiğim bir kez daha teşekkür ediyorum.. Güz’ e hep ses oldun… sevgiler…

  2. Oğlumla yaklaşık aynı yaşlarda Güz.
    Büyük mücadeleleri beni çok etkilemişti ve şimdi bile çok net hatırlıyorum.
    Güz den haber aldığıma çok mutlu oldum.
    Umarım herşey ama herşey Güz için çok çok daha iyi olur.
    İzmir’den Sevgiler.

  3. Inanc ve azminize hayran olmamak elde degil. Oglusunuzla beraber nice yillara 🙂

  4. Incir'in Annesi

    Premature bebeklere verilen saglik hizmetlerinin onemini anlama imkani bulmustum Iskoc bir arkadasim Kanada’da dogum yaptiginda. Premature dogan bebegini ISkocyaýa goturmeyi dusunmuyordu orada Kanada’da aldigi saglik hizmetini alamayacagi icin. Bu yuzden oradaki isini birakmama karari almisti. Simdi Meghan da cok tatli, cok guzel bir kiz cocugu ama atlattiklari zorluklar cok muthis cabalar gerektirmisti.