22 Yorum

Televizyon: Gözden ırak, gönülden ırak

‘Biz çok televizyon seyredilen bir ev değiliz’ desem de, bundan yaklaşık bir buçuk sene öncesine kadar çocukların her okul dönüşü televizyonun karşısına kurulduğu, bizim de kendimize bellediğimiz bir dizi (en son Kuzey Güney) eşliğinde kafamızı dağıttığımız, haber/tartışma programlarını takip ettiğimiz bir programımız vardı (daha ne olsun?).

Televizyon sürekli açık değildi, belirli şeyler için açılırdı. Çocukların okuldan sonra iki bölüm çizgi film seyretme programı vardı, onlar yattıktan sonra da biz açar dizi mizi varsa seyrederdik.

Yaklaşık bir buçuk senedir ekranın hayatımızdaki yeri radikal bir şekilde değişti. Sadece televizyonu değil, düzenli iPad tüketimini (ki genelde hafta sonlarıydı) sıfırladık. Televizyonda çizgi film kanalları çıkmıyor artık (sayılır), iPad’in de çoğu zaman iş yerinde kalması gerekiyor (gibi bi şey), dolayısıyla her şey çok daha kontrollü hale geldi.

Her şey bir tesadüf eseri oldu aslında: Ben bi gün Gezi Parkı’na gitmiştim, sonra orada biz böcek gibi gazlanırken medya penguen belgeseli göstermişti. Ben eve koşa koşa gelip haberleri açmıştım, Taksim’de neler olduğunu seyredebilmek için, ancak Türk medyasına göre Taksim’de hiçbi şey olmuyordu. Sonra ‘olaylar gelişti.’

Geçen yaz Kadıköy’e göç ederken Digitürk’le de yollarımızı ayırınca dedik ki ‘Eve televizyon bağlatmayalım.’ Ne hayrını gördük bugüne kadar hm?! Evet, Kıvanç Tatlıtuğ’u seyretmek oldukça ‘hayırlı’ bir işti, ancak Kuzey Güney bitmişti, ve hatta medyadan o kadar sıdkımız sıyrılmış ve diziyle falan beynimizi uyuşturacak halimiz o kadar kalmamıştı ki Kurt Seyit ve Şura bile ilk bölümünden sonra beni ekrana bağlayamamıştı. Hem bira şişesinin bile sansürlendiği, ‘eşcinsel’ kelimesinin telaffuz edilemediği dizileri seyretmemek de kayıp değildi.

Ve biz hakikaten televizyon bağlatmadık. Daha doğrusu, interneti bağlatırken ‘kerhen’ bağlattık. Ve fakat bizim evin yüzde ellisi hala evde çizgi film kanallarının çıktığını bilmiyor. İlk başta hanehalkı arasında tepkiyle karşılaşılan bu olay artık kabullenildi. Hafta sonları dışında kimse kalkıp da ‘TV seyredelim’ demiyor, dendiğinde de evde halihazırdaki DVD’lerden koyuyor, ya da YouTube’dan Hababam Sınıfı falan açıyoruz.

Teknoloji evet süper bi şey, hatta şu an kendimi maddi manevi tatmin ettiğim bir gelişme, Allah razı olsun. Lakin o kadar çok bilinmeyeni var ki bu denklemin, temkinle yaklaşmanın en doğrusu olduğunu düşünüyorum ben.

Biz küçükken bir sürü şey yoktu. Geçen hafta Dünyalı Blog’da işin abur cubur boyutunu anlatmıştım, aynısının benzeri ekran için söylenebilir: Bir kere çocuk televizyon kanalı diye bir şey yoktu. Ne vardı, ben size söyleyeyim: Uykudan Önce vardı. Adam Olacak Çocuk vardı. Haftada bir, Pazar sabahları Red Kit vardı. Sonra hafta içi çizgi filmler olmaya başladı, okul dönüşü He-Man, She-Ra falan vardı. Klementin vardı bi tane, hala tüylerimi ürpertir hatırlatınca. Tom & Jerry, Temel Reis, ne bileyim Değiş Tonton falan vardı.

Şiddet, Tom & Jerry’de Tom’un Jerry’i kovalaması, Jerry’nin Tom’un kuyruğunu ateşe vermesinden ibaretti. Şimdinin ultrasüpersonik yaratıklarını düşününce oldukça masum kalıyor.

Çocuk kanalı diye bir şey olmamakla birlikte, bırak 24 saat çizgi film yayını olmasını, devlet kanalında ‘Televizyonunuzu kapatmayı unutmayınız’ yazısını bugün gibi hatırlayan bir nesiliz biz.

Screen Shot 2014-11-18 at 9.57.32 AM

Kısacası her şey ayarında, dozunda, daha da önemlisi kısıtlıydı. Doyumsuz değildik, Adam Olacak Çocuk‘u Pazar günü seyreder, biter bitmez bir sonraki pazarı iple çekerdik.

Bilgisayar oyunlarıyla Commodore 64’le tanıştık biz. Gameboy’lar girdi sonra hayatımıza, çok sonra. Öyle arabada giderken film seyredelim, yok ailemizle yemeğe gittiğimizde masaya tableti çıkaralım diye bir şey yoktu ki… Annemler bizi kebapçıya götürdüğünde bahçedeki çocuk parkında oynardık, o da olmadı masada oturur kendi kendimizi eylemeye çalışır, ne bileyim, kürdanlardan ev falan yapardık.

Ve önemlisi: Reklam yoktu. Bugün bu kadar televizyon kanalının olmasının yegane sebebi olan Reklam, ‘Akşama ba-ba-cı-ğııım, unutma Ül-ker ge-tir!’den ibaretti. ‘Anneciğim anneciğim baksana, şampuanım bitmiş alsana’ derdik en fazla. Oyuncak reklamı falan görmezdik ekranda, görüp de ‘Lego’nun yenisi çıkmış, My Little Pony’nin evi varmış’ diyen yoktu aramızda.

Şimdi, inanılmaz bir reklam ve çizgi film ve oyuncak sağanağıyla baş etmeye çalışıyoruz. Bu, işin bir kısmı. Diğer kısmı ise, ekran insanı aptallaştırıyor, uyuşturuyor, beynini tüketiyor, şişmanlatıyor, ve daha neler neler.

Evet, bu kolay değil ve evet, bir çocuğun arkadaşları arasındaki popülaritesinin minecraft oynama sıklığıyla ölçüldüğü bir devirde yaşıyoruz. Bunlarla başa çıkmak, ‘Yoksa çocuğumun arkadaşları arasında ‘ezik’ olarak yaftalanmasına sebep oluyor muyum?’ diye düşünmemek zor…

Ancak bu ekran ve tablet olayının ‘sonsuzluğu’ beni o kadar çok rahatsız ediyor ki bu konuda bir şeyler yapmam gerektiğini düşündüm. O kadar ‘ulaşılabilir’ hatta gözümüze girebilir durumda ki çizgi filmler, bu kadarından fazla rahatsız oldum. Ve sınırlamak çok zor, sürekli ‘Bi tane daha, bi bölüm daha’ yüzünden çocuğumla kavga etmekten bıktım. Ve çizgi film kanallarıyla yollarımı ayırdım. Ne de olsa olmayan bir şeyi seyredemezsiniz. 

Şansıma, oğlanın öğretmeni hafta arası ekran yasağını destekliyor. Bu, düzenimizi kurmamıza yardımcı oldu: ‘Ben bilmem, öğretmenin bilir. Bak, o da böyle düşünüyor.’ 

‘Çocuğumu televizyonun başından kaldıramıyorum’ diyen anne babalara ‘Çocuğumu oto koltuğuna oturtamıyorum’ diyenlere sorduğum soruyu sormak istiyorum: Çocuğunuzun üçüncü kattan düşmesine göz yumar mıydınız?  Ve bir de, acaba siz ekranla nasıl bir ilişki kuruyorsunuz?

Evet, demokratik ebeveynlik iyi bir şey, evet, çocuklara ‘Ben öyle dedim diye!’ yerine sebep-sonuç ilişkisini anlatmak lazım, ama bazen de bazı sıkıntıları ortadan kaldırmak için radikal kararlar gerekiyor.

Bizim evde ekran gitti, kavga bitti. Şimdilik…

22 yorum

  1. Daha bu sabah sizi düşündüm. Instagramdaki veFacebook taki fotolarınızı düşündüm. Deniz’le Derin pek televizyon izlemiyor galiba ama nasıl oluyor bu diye düşündüm.
    Vee üzerine bu yazı geldi.

    Evet ben hiç tv izlemeyen bir anneyim ve bununla da gurur duyuyorum.Evde tv ile ilgili sürekli bir kısıtlama ve dediğiniz gibi kavga var. Haftada bir gün televiyonsuz gün ilan ettim.Harika bir gün geçiriyoruz o günlerde. Ama tamamen kaldırmak nasıl olur bilemiyorum ki başarabilir miyim acaba?

    Bir de benim oğlum okul çıkışı babaanneye gidiyor ve orada ben onu alıncaya kadar tv izliyor. Buna engel olamıyorum.
    Kesinlikle katıldığım ve üzerinde çok düşündüğüm bir konuya değinmişsiniz. Tebrik ediyorum sizi.

  2. Bizde de bu uygulama yeni başladı bakalım şimdilik fena gitmiyor.. Şu ipad meselesini de halledersek süper olacak..

  3. Gezi sonrasında aydınlanma dediğim şeyi biz de yaşadık. Önce iki kanala düştük. Sonra digiturk iptal edildi. 9 ay önce fişi çıkardık. Ondan beri de hiç takılmadı. Can küçük ancak televizyona bağımlı olabilecek kadar da büyük aslında. Evdeki şey onun için kara kutu. Başka bir yere gittiğinde -çoğunlukla açık görüyor- heyecandan nutku tutuluyor çocuğun. Şimdi belki arkadaşlarıyla konuşamıyor. Belki oyuncakları bilmiyor. Ilerde iletişime geçtiği zaman onu bu popüleriteden uzak tutmuş olacağım. Belki üzülecek. Belki çocukça gündemleri takip edemeyecek. Bu benim için problem değil. Sadece onun eksik hissetmesine mi sebep olurum bilemiyorum. Aslında bu bir dilemma. Çünkü biz buyuz. O da bizim evladımız bizim kurallarımızla büyüyecek. Aynı zamanda bir kişiliği de var. O da bir birey. Iste tam da bu noktada bunun ne aile için ne kadar önem arz ettiği mühim. Bu üçüncü kattan atlamak kadar hayati ise aile için bu ikilemi direk çözüyor.

  4. Benim eşim tam bir tv bağımlısıydı, seyretmese de ses olsun diye o tv sürekli açık dururdu, bana da fenalık gelirdi. Ne zaman ki kızıma hamile kaldım ve çocuklar, tv vs okumaya başladım, eşimi ikna edip, tv’mizi bir derneğe bağışlayıverdim. O gün bu gündür yani tam 3,5 yıldır evimizde tv yok. Kızım ilk üç yıl ipad dahil hiçbirşey seyretmedi, yavrum varlığından haberdar olmadığı şeyi talep de edemedi:) Hala tv’miz yok ve o kadar alıştık ki hiç eksiklik hissetmiyorum. Kızımı henüz kreşe vermedim fakat yakın zamanda vermeyi düşünüyorum, işte orada pepee bilmemne ile tanıştığı zaman ister mi yaşayıp görücez.

  5. Biz TV konusunda o kadar başarılı olamadık maalesef, itiraf etmeliyim ki çok çaba da göstermedim bu konuda,kendimi kınıyorum 🙂 Ama Ipad öyle değil, baktım ki bizim oğlan Ipad müptelası olacak önce yasakladım,olmadı tabii,her gün kavga kıyamet evde..Hain anne oldum ben,” ama okulda herkesin Ipad’i vardı,o niye oynamasındı” kendince de haklıydı.. Okulun aile kaynaşma pikniğine gittiğimde gördüm ki 5 çocuktan 3’ü pikniğe Ipad ile gelmiş 🙁 Mis gibi havada koşup oynamaktansa birbirlerine Ipad’de oyun gösteriyorlardı ki bunlar daha anasınıfında .. Sonra çocuğumla zıtlaşmadan neyapabilirim diye düşündüm, fark ettim ki Demir’in derdi oyun oynamak değil habire yeni oyunlar indirmek.. Ben de uygulamaya sınırlama koydum,artık bizde App Store çıkmıyor, Demir çok oyun yüklediği için çökmüş 🙂 Yapacak bi’ şey yok, eh eldeki oyunlar da bi’ süre sonra sıkıyor tabii, sonuçta kavga yok, zıtlaşmak yok , artık Ipad nerede diye soran kimse de yok.. Oğlum mutlu ,ben mutlu 🙂

  6. elifcigim biz de bir kusur senedir tv’siz yasiyoruz. Evdekini kaldirdik. En guzeli bu cunku.

  7. Bence de sorun tv’nin evde varlığına devam etmesi; çocuğa hak olarak verilmeyen bir konu için ebeveynin hala hak talep edebilmesi. Eşimle ortak kararımız ile kızımız doğduğunda tv’leri kaldırıp üst kata koyduk. 21 aylık kızımız hiç bu beyin öldürücü alete maruz kalmadı. En az 3 yaşına kadar bu düzenin devamı onun gelişimi açısından çok önemli bunun farkındayız. Eğlence için alınan bu aletlerin aslında sadece çocukların değil erişkinlerinde yaratıcılıklarını öldürdüğü, düşünme yetilerini ellerinden aldığını hepimiz görüyoruz.

  8. az seyretmek iyi oluyor.baya azalttık ama karadayı ve kara para aşk a kıyamıyorum.izleyemezsem internetten izliyorum

  9. Ben de henüz hamileyim ve bu hafta 8. aya giriyoruz.. Çocuklarım dünyaya gelmeden önce bu evin tvsiz olmasını istedim, istedik..Yaklaşık 6 ay önce tvyi iptal ettirdik evde, eşim futbol vs hiç sevmez, ben de dizilerden hiç haz etmem, hele yarışma programlarına karşı bir nefretimiz var resmen (arada 3-5 tanesini tenzih ederim).. Bizde National, Discovery ve türevleri özellikle haftasonları sabahtan itibaren açık olurdu, inanın onlarda da o kadar keyifli belgeseller var ki bazıları tabiri yerindeyse reality show ötesi, özellikle tüm bir pazarı bunları izleyerek tv karşısında yatarak geçirdiğimizi bilirim.. Yani haftasonları evde olduğumuz sürece tv full açıktı, ayrıca hiçbirşey izlemeseniz de her akşam minimum 1 saatiniz zap yapmakla geçiyor, her akşam ve minimum 1 saat! Biz de bu arada kendimizi biz fazla tv seyretmeyiz diye avutuyoruz!
    Sonunda tvyi iptal ettik, zaten en çok arada film kiralardık, şimdi de aynı şeyi yapıyoruz laptopı tvye bağlayarak yada seçme belgesel vs koyup izliyoruz canımız istediğinde.. En güzeli de ne biliyor musunuz? Arkadaş çevremizde bizden sonra tvsini iptal ettirenler oldu, bu süper birşey! Buradaki yorumlarda da gördüm tvsini iptal eden dostları, bunu bir hareket haline dönüştürebiliriz belki yavaş yavaş.. Böyle böyle 3-5 arkadaş derken çocuklarımızın da yanlız olmayacağını tahmin ediyorum bu konuda, yani ezik hissetmeyecekler.. Oldu ki çevrelerinde hiç arkadaşları yok böyle, biz istersek haftasonu çocuklarımızla yapacağımız ani çadır kampları vs ile bu boşluğu doldururuz, evde tv yok, oyun yok diye çocuklarımın anlatacak bir hikayesi olmayacak mı? Mesela çocuklarımı AVMlere de tıkmayı düşünmüyorum pek, istedik mi dışarıda yapacak o kadar aktivite var ki, unutmayalım ki tvler ipadler boşlukları dolduruyor, ben ne kadar boş bırakırsam o kadar gereksiz şeyle dolacak o minik kafalar.. Varsın insanlara yardım etmenin ne güzel birşey olduğunu çocuk programlarından öğrenmesinler, ben bizzat yapacağım organizasyonlarla çocuklarımın insanlara yardım etmenin hazzını almasını sağlarım.. İnsanların bu konuda gittikçe daha da bilinçleneceğine de inancım sonsuz, tabi ki bunu hiçbir şekilde içselleştiremeyecek ve dahi eleştirecek bir kesim var, ama zaten onlar da benim ailemin etrafında olmasını istediğim kitle değil..

  10. Tv toplumların uyuşturucusudur demiştim bir anne bebek platformunda, daha hamile idim, hemen üstüme çullandı çok bilmiş anne güruhu, ne demek istemişmişm, çocuğum doğsun da görürmüşüm, ne iyi temenniler almıştım 🙂 ne olacaktı iki dakika kendime vakit ayıramayacak mıydım tvye mi muhtaç kalacaktım ? Hayır tabiki, çocuğum doğdu ve ben tvye ihtiyaç duymadım. Ben 7 sene önce istanbulu terk ettiğimde hayatımdan tvyi çıkartmıştım, tvlerin içi boş yanlı ve yanlış haber ve diziler ile toplumumuzu uyuttuğunu ve uyuşturduğunu düşünüyorum, bazı yabancı belgeselleri izlemeye devam ettim evet bir süre, sonra neden para ödüyorum dedim ki, sıradan parasız olaya geçince izleyecek bir şeyimiz de kalmamış oldu, velhasıl boşuboşuna minik bir tv durup durur evde. Kızım 3 yaşına gelince ara ara bişiler açmaya başladık, baktım ilgisi az, dedim engellemeyeyim gene de, hani yasak engelleme ile daha çok düşerler ya..Baktım çocuk kanalları da berbat, arada reklamlar, bir gün baktım ezan okuyan bardak reklamı çıktı haa dedim tamam artık bu iş böyle olmaz. Bahçede sokakta oynasın, resim yapsın, kitap okusun, boş vakit geçirsin ama tv izlemesin dedim, kısa süren bu macera sona erdi. Sonra laptoptan bikaç bişi açmaya başladım, sinema ve tiyatro çok sever. Heidi başı çekiyor, sorun görmedim şarkı ve heidi türevi şeyler izlemesine üstelik almancaya da merak salmıştı 🙂
    Velhasıl çocuklarda belli bir yaştan sonra kontrollü bişeyler izletilebilir. Elzem değildir. Yetişkinler içinse hayıt diyorum, hele türk dizileri, tamamen karşıyım, diyeceksiniz ki nereden biliyorsun izlemiyorsun ki, tahmin ediyorum, ne olabilir ki diyorum. Çocuklarda ipad ve oyunlarına, tv karşısında geçen zamana karşıyım, zararlı olduğuna inanıyorum. Bunun yerine spor, dans, sanat, müzik, evde kendikendine oynama gibi şeyleri faydalı buluyorum artı doğa, hayatımızın parçası hep doğa, soğukta da yağmurda da çamurda da bahçe ve doğa, orman ve oyun diyorum. Nereden bulacağız şehirde öyle doğa diyenlere de, valla yol yakınken kaçın diyorum 🙂 seygılar.

  11. ek yapatım, masada yemek yerken tablet çıkaranları kınıyorum, çocuk koşup oynar, hiç sorun olmuyor açıkçası, ne olacak azıcık gürültü yapsın mum gibi mi duracak adı üstünde çocuk bu 🙂

  12. bizim de evde hiç tv olmadı kızımız da bilmiyor bizim ipadimiz de yok çok eiziğiz 🙂 çok iyi karar çocuklar bunlarsız çok mutlu ve yapacak çok şey var

  13. elinde ipadle restoranda arabada çocukların annelerini babalarını kınıyorum, almayın bence bu bizim elimizde biz de tv izlemeyen evinde tv olmayan bi aileyiz çok mutluyuz çocuklarımız geri kalmadı şükür. çok daha aktif çok daha uyumlu huzurlu ve mutlular bizim çevremizde böyledir. çevremizi değiştirmek bizim elimizde. başka bir hayat mümkün !

  14. Biz şu şekilde kısıtladık; Hafta içi yarım saat, ödevden sonra, hafta sonu 1 uzun çizgi film. (Hangi akşama denk gelirse, ctesi yada pazar akşamı. Tabletin babanın işine gitmesi gerekiyordu (hakkaten gitti, arada bir geldiğinde de gizlice bir çekmeceye giriyor 🙂 Telefonlarımızda ise oyun yok. Sadece arada fotograf çekerken foto bakıyorlar. Günlük yarım saatlik tv zamanında ise reklamsız kanal yahut hard diskten 2 bölüm pembe panter yada tom&jerry vs. Sınırları koymak zor olmadı, yazın kaçan ipin ucunu çabuk yakaladık.İsyan filan da çıkmadı.
    Yanlız okulda arkadaşları arasında bahsi geçen, oyunlara konu olan star wars çok istendi ve ben daha “ama erken mi, ne kadarını anlayabilir, şiddet bu yaş için çok yok mu” diye vızırdanırken, geçen hafta babası ile kronolojik sıradan 1. episode ile başladılar seyretmeye. 3. bölüm geldiğinde napıcaz bilmem (kolu bacağı kesilen, ateşlere düşen anakin meselesi) Neyse, sana soracaktım Elif, sizinkilerin de sevdiğini bildiğim için, seyretti mi sizinkiler? Yoksa sadece kulaktan dolma mı SW bilgileri?

  15. Dvd izlenmeyecek ise, bizim evde tv=açılmayan karakutu demek oluyor.

  16. Yazinizla dusuncelerime tercuman oldunuz. Bizde de ayni sekilde tv yok ipad yok kavga yok 🙂 iliskilerde yipranmiyor, sizde daha az kafa yoruyorsunuz. Daha cok ugras bulmak gerekiyor fakat kavga etmekten iyidir 🙂

  17. O değilde çocuklarıyla oturup kiraz mevsimi izleyen zihniyeti ben anlamıyorum.Bütün okul izliyor bizimkiler hariç. Eve gelip talep ediyorlar. Olmayınca aramızda problem çıkıyor.

  18. 4 yaşındaki oğlum bugüne kadar hiç tv izlemedi, tablet … vb… kullanmadı. Gittiğimiz misafirliklerde tv’nin açık olduğu mekanlarda ”lütfen televizyonu kapatır mısınız?” derdi. İşimiz bilgisayarla alakalı olduğundan gün boyunca bilgisayar ve tablet açık/ortada olmasına karşın hiç talep etmedi.

    Malesef ki doğru yaptığımıza inandığımız bu tavrımız için toplum tarafından o kadar çok yargılandık ki anlatamam. Gittiği spor okulunda arkadaşları ”tvlerde izlediği ninja gibi uçmaktan” esinlenerek hareket ederken, benim oğlum uzaylı oldu. Neden izletmiyorsun, gelişimi için faydalı … vb… ikna edici sözler de cabası. Yazık ki ülkede her konuda olduğu gibi çocuk yetiştirmede de ayaklar baş olmuş, doğru yaptığın için eleştiri alır bir hal almışız.

  19. :)))) elifcim çok güzel anlatmışsın, ama bazı arkadaşlar çok kati köşeli konuşmuş:)))Biz de evimizde televizyon izlemiyoruz; i pad vermiyoruz çocuğumuza ama maalesef geçen zaman içinde yemeğe çıktığımızda ipad vermek zorunda kaldığımız durumlar oldu. Mutlu muyduk? Hayır, ama ya çocuğunuz hiç ama hiç durmak istemiyor, oturmuyorsa..yani anlık durumlar geneli yansıtmıyor olabilir..kimse kimseyi kınamasın bence. Hepimiz doğru ortak akılda birleşiyoruz zaten:) Bir de demokratik ebeveynlik, çocuğa sınır koymayı, sebep göstermeden “hayır” demeyi de içeriyor bence. Şöyle okumuştum bir yerde, çocuk yapmaması gereken davranışı, aslında sınırı görmek için yapıyormuş. Böylelikle ebeveynden aldığı uyarı çocuğun kendisini güvende hissetmesini de sağlıyormuş.

  20. Tv’yi çok severim, karşısında büyüdüm ama eğitici olduğuna inanmıyorum. Çocukken her anlamda etkilemiştir beni ama şu an, sadece bir eğlence kaynağı olarak görüyorum bir yetişkin olarak. Türkiye’de daha çok komedi kaynağı oluyor gerçi, diziler yavan ve uzun, yarışmalar saçma ve amaçsız, reality showlar ise orijinallerinden daha çirkef. Ülkenin genel manyaklığı ekrana da yansıyor, üstüne üstlük her türlü sansüre rastlamak mümkün. Avrupa ülkelerinde gece geç saatlerde, çocukların o saatte tv karşısında olmaması varsayılarak sansür minimuma indirilir, her şey yayınlanabilir, Türkiye’de ise sanki çocuklar her an tv karşısında, sigara bile sansürleniyor ki bir çok ailede sigara içiliyor, çocuk onu zaten görüyor.

  21. Nikki..avrupa tv konusunda katipmiyorum. Orda dogmus ve buyumus biri olarak. Biz orda sahsen saat 7 sonra tv bakamiyorduk. Cunku orda hersey sinirsiz heran herseyi gorebiliyordun..ornek. bir grup gencin ilk bagimli madde deneyimi….yada bir evli ciftin korkunc fantazileri..ben turkiyede yasiyorum artik..bazen insanlardan duyuyorum avrupa soylr avrupada boyle…keske imkan olsada her oyle diyeni bir kac sene orda yasama.sansi olsa onlar gibi..