27 Yorum

İç ses

Geçen yaz gittiğim BlogHer konferansında, The Bloggess yazarı Jenny Lawson beni, kendimde olduğunu bildiğim ve fakat bir türlü yüzleşemediğim bir gerçekle yüzleştirmişti. Bazı insanların içinde bir iç ses varmış, onlara aslında göründükleri kadar iyi olmadıklarını durmadan hatırlatan… Etraftaki insanlar, çevresel faktörler, elle dokunulur gerçekler bile bir insanın kendi şartları ve imkanları dahilinde başarılı olduğunu ortaya sererken, bu iç ses sürekli ona ‘Sen o kadar iyi değilsin ki… Şanslısın sadece… Doğru zamanda, doğru yerdeydin, o kadar… Senin yerinde başkası da olsaydı yapardı tüm bunları… Bir gün bütün foyan ortaya çıkacak’ der dururmuş.

Impostor (Sahtekar) Sendromu‘ymuş bunun adı… Kişinin hedefine ulaşmak için daha fazla çalışması, çıktığı yoldaki engelleri öngörerek önlem almasına da yarayan bu tür korkular, bir yandan da ciddi bir bedel ödetirmiş ona…

Jenny konferansta bunlardan bahsedip, bu hislerin psikolojide bir ismi bile olduğunu söyleyince ‘Aman Tanrım!’ dedim, ‘Beni anlatıyor. Bu benim! Yalnız değilim. Garip de değilim! Bunların bir adı bile var!’

Hayatım boyunca elde ettiğim ne varsa başarı olarak görmedim ben… Hep ‘Benim yaptığımı herkes yapar, bunda bir şey yok ki?’ deyip durdum. İlkokuldan sonra Türkiye’nin sayılı okullarından birini kazandım, çünkü ilkokul öğretmenim çok iyiydi. Geçmişte çok severek yaptığım bir işim oldu, işimde iyi de oldum, iyi insanlarla tanıştım, iyi işler başardım, ama şanslıydım çünkü doğru insanlarla çalışıyordum. Blog yazdım, hatırı sayılır bir okur kitlem oldu, benim yazdıklarım sayesinde hiç aklında yokken doğal doğum yaptığını ya da etraftan aldığı itirazlara rağmen çalışmaya ara verip çocuk büyütmenin kendisi için doğru bir karar olduğunu fark ettiğini veya saçını kimse için -çocuğu için bile- süpürge etmemeye karar verdiğini söyleyenler oldu ama ne vardı ki bunda, herkes blog yazardı. Kitap yazdım, iyi bir yayınevine bastırttım, iyi de sattırdım, bu sebeple seminerler verdim, insanlarla tanıştım, ama sadece şanslıydım.

Bu iç ses belki hep orada vardı ama en çok da 2006 senesinin 25 Kasım’ından beri daha yüksek sesle konuşmaya başladı benimle… Bundan sekiz sene önce bugün, ilk bebeğimi kucağıma aldığımdan beri de konuşuyor. Yanlış bir şey yaparsam yargılıyor, doğru yaptıklarımın ise hakkını bana vermiyor. Ne de olsa yaptıklarımı herkes yapar, herkes anne oluyor

O bebeğim şimdi büyüdü, birçok işini kendisi halleden, arkadaşları arasında sevilen, sınıfın kitaplığındaki kitapların hepsini bitiren ilk öğrenci olduğu için öğretmeninden takdir alan, birçok konuda bana hayat dersi veren, her kendimden şüphe ettiğimde aslında doğru yolda olduğumu hissettiren ve sadece ve sırf kendisi olduğu için bile benim için gurur kaynağı olan bir çocuk oldu, ve fakat o iç ses hala ve hep orada: Bunlar senin başarın değil… Senin yaptığını herkes yapardı.

Evet, benim yaptığımı herkes yapardı belki ve zaman ne gösterecek bilmiyorum ama sekiz sene önce kucağıma aldığım ipekböceği bugün sevgi dolu, bilinçli, düşünceli, merak eden, tutkulu bir çocuk olduysa bunda benim de (bizim de) payı vardır herhalde, değil mi? Bugün bunu kendime vereceğim ve diyeceğim ki o iç sese: Sen sus. Bugün sus. Ben iyiyim. İyi bir anne, iyi bir kadın, iyi bir insanım. Çocuklarım için uğraşıyorum, ama kendimi unutmamaya, ileride onları bu fedakarlıklardan sorumlu tutmamaya çalışarak… Güzel işler yapıyorum, yaptıklarımın dünyayı değiştirmeyeceğinin ama bir yerlerde birilerine ulaşabildiğimin bilincinde olarak… Bugün kitap yazdıysam blog yazdığım için, blog yazıyorsam anne olduğum için, anne olduysam Deniz ve Derin’in sayesinde, evet. Ama onlar bugün elde ettiklerimi elde etmeye, bugün olduğum/olmaya gayret ettiğim insan olmaya teşvik ettiyse, bunları gerçekleştiren de benim. Bunun için de kendimi tebrik ederim. En azından bugün… O yüzden bugün sus sen iç ses. (Bunları yazmak çok zordu ve değiştirmemek için kendimi zor tutuyorum)

Beni sadece iyi bir anne değil, daha iyi bir insan olmaya teşvik eden meleklerimin birincisi, güzel oğlum, canım Deniz’im, iyi ki doğdun. Sayende bu dünya daha güzel, bu hayat daha çekilir, her şey daha renkli. Seni çok ama çok seviyorum.

Deniz

25 Kasım 2006

27 yorum

  1. Elif ne güzel bir yazi, ne güzel bir fotograf! Nice yillara…

    Bu arada her aksam “Kesinlikle ikinci cocuk istemiyorum, beceremem” diye yataga giren ben ben böyle yazilar okuyunca birden cesaretleniveriyorum, icim umutla doluyor. Hadi hayirlisi 🙂

  2. evet bazen insan sanslıdır..ama unutmamak gerekir “sans hazırlıklı olana gelir” 🙂
    nice sağlıklı seneleree.. 🙂

  3. Nice nice sağlıklı mutlu seneleriniz olsun hep beraber inşallah!

  4. Muhtesem bir yazı olmuş kaleminize kalbinize sağlık. Iyi ki varsınız Elif hanım sizi okumak bana okadar iyi geliyor ki tekrar teşekkür ederim…

  5. Iyi ki dogmus Deniz!!! Unutma Elif, sen de etrafindaki herkes icin, yazdiklarinla dokundugun bizler icin bir sanssin.
    Eger basardigin her sey sirf sansa, tesadufe dayali olsaydi bir devamliligi olmazdi. Sen iyi bir yazarsin, anneliginin ne kadar iyi oldugunu zaten ogullarinin sana olan sevgisi gosteriyordur.
    Daha nice guzel yillariniz olsun birlikte!

  6. Of gözlerim doldu Elif..iyiki anne olmuşsun,iyiki meleklerin dünyaya gelmiş,blog yazmışsın..iyiki..

  7. İyi ki doğmuş Deniz oğlan. İyiki anneliğin sayesinde bloğunla biz de tanıştık. Evet bu blog bir şanssa bizler çok şanslıyız 😉

  8. “Herkes yapar, ben şanslıydım” diye birşey yok bence! Herkes yapamaz. Bazı zamanlar vardır ki; insan kendi şansını kendi yaratır. Çalışır, çabalar, emek verir. Bunlarında meyvelerini toplar.

    Hiç birşey yapmayıp şanslı olan insan gördünüz mü? Tabiki Hayır!

    Lütfen içinizdeki sesi susturun 🙂

  9. ay ne kadar da güzel yazıyorsunuz tam da içimde olduğum durumu aydınlattınız. bunu nasıl yapıyorsunuz? bu da mı bir şans?
    denize de nice mutlu yıllar…..

  10. Çok içten, çok samimi… İyi ki doğdun Deniz, iyi ki doğurdun Elif! Şans faktörü her zaman önemli ama asıl önemli olan onu kullanbilmek. Ali Sabancı’ nın bir söyleşisinde dinlemiştim. Hayatta herkese bir takım kartlar dağıtılır, önemli olan bu kartlarla en iyi eli yapabilmektir demişti. Çok hoşuma gitmişti… Sen de becerin ve azminle sahip olduğun yeteneği, şansı en iyi şekilde kullanabilen bir insansın… Bu herkesin harcı değil ve evet bu yapan bizzat sensin! Sevgiler… (not: bu kendine güven bana da bulaşsın lütfen!)

  11. deniz’in doğum günü kutlu olsun. Yazı yine çok güzel. Yeni bir sendrom öğrenmiş olduk 🙂 Türkiye’de birşeyler yapıp da o iç sesi olmayan var mı emin değilim 🙂

  12. Hakkını yeme blogcu anne… sen iyi bir annesin, iyi bir bloggersin, iyi bir dinleyici, iyi bir insansin… koyver gitsin… kiskananlar catlasin 🙂

  13. Bence o iç ses bundan sonra tamamen sussun, kendine haksızlık etme Elif.. Evet bir sürü blogger , bir sürü yazar var ama neden bütün bloglar seninki veya senin gibi bir kaç başka anneninki kadar bilinmiyor ? Bütün bunları şansa bağlayamazsın, bu bilinçtir, bur tercihtir, bu meraktır, hatta belki bu tutkudur .. Sırf blog yazmış olmak için yazmıyorsun sen, araştırıyorsun, taa Amerika’lara BlogHer konferanslarına gidiyorsun, bizim gözümüz,kulağımız oluyorsun daha ne olsun 🙂 Bu arada Deniz’e mutlu sağlıklı bir ömür diliyorum.. Ömrü boyunca istemediği hiç bir şeyi yapmak zorunda kalmasın, hayat karşısına hep iyilikler,güzelikler çıkarsın inşallah, sevgiler ..

  14. İyi ki varsın Elif , yazılarını her gün hiç sıkılmadan ve sabırsızlıkla okuyorum. Bu herkesin başarabileceği bir şey değil . Nice mutlu yıllara Deniz ..
    .

  15. Güzel (sadece fiziki anlamda degil) bir ogulun ve iyi bir annenin doğduğu gün kutlu olsun!

  16. iyi ki doğdun deniz! 🙂

  17. bu kadar güzel anlatılabilir, eline sağlık. deniz’e de mutlu yıılar .

  18. Elif hanım, tam da bugün Denizin doğum hikayesini okudum sabah güncel yazı olmayınca. Bu ne tesadüf 🙂 İyi ki doğmuş Deniz 🙂 Deniz ellerinizde ve şaşkın şaşkın bakışınız 🙂

  19. Iki oğlum var, büyüğü 3.5 yaşinda ve ufaklık 3 aylık. ..sizi sevgiyle takip ediyorum, cok öğreniyorum, cok eğleniyorum. ..

    Deniz’e harika bir hayat dilerim, iyi ki doğmuş, iyi ki size ilham vermiş. ..

  20. Evet sevgili Elif pek çoğumuzu anlatıyor bu sendrom farkettirdiğin için teşekkür ederim, lakin sadece iç ses mi dışardan da pek çok zaman karşılaşmadık mı (ya da kendi adıma konuşayım ben karşılaşmıştım) okulda iyi olurz sen aslında daha iyi olabilirdin, bir sürü kitabı nefes almadan bitirirdim kitap okuyacağım diye kendini unutacaksın ve şimdi hemen aklıma gelmeyen bir sürü ‘daha iyisini yapabilecekken yapamadığımı/yapmadığımı hatırlatan cümle. Acaba ben mi gerçekten kendi değerlerimi tam kapasite kullanamadım hep söyledikleri bana verilmiş zekaya fırsatlara eğitim imkanlarına ve şanslara ihanet ettim yoksa derlesen toplasan çıkacak olan sonuç şu anki ben’dim de mükemmelliyetçi bir aile tarafından mı sürekli yetersizlik hissine boğuldum.

  21. Iyi ki dogdun Deniz! Nice guzel yaslara.
    Arkadaslarim anne oldugundan beri, bebeklerinin dogum gunletrinde onlarin da anneliginin yeni yasini kutluyorum. Cunku evet o bebekler, cocuklar buyuyorlarsa kesinlikle sizlerin sayesinde. O yuzden senin de anneliginin yeni yasi kutlu olsun Elif 🙂

    O bastakileri okurken de ayni ben dedim. Ayni ben. Oh be ben de yalniz degilmisim. Ama haklisin susmali o ses arasira. Sustur sen onu bugun. Biliyorum cok sessiz kalmaz ama bugun sussun 🙂

  22. Elif’cim iyi doğurmuşsun, iyi ki anne olmuş, iyi ki iyi ki yazmışsın 🙂 Deniz’in o minik burnundan bir öpücük kondururum. Nice yaşlara 🙂

  23. iyi ki dogmus, iyi ko dogurmus, iyi ki annelige dogmussun, o sayede seni tanidik. bu imposter sendromundan kadinlar daha fazla muzdaripmis, kendim dahil. cok zor kurtulmak, ote yandan, ovunmek ayip, alcakgonulluluk de bize ogretilen birsey. dengeyi bulmak cok zor.

  24. En sevdiğim yazı şekli birkaç saniyede beyninden geçer.birkaç dakikada şahane bişey ortaya çıkar.iç sesin sana haksızlık yapmayı bıraksın,sen örnek bir anne,örnek bi kadın,örnek bi insansın(benim için )sevgilerimle

  25. çok tatlısınız ya yazım tarzının duygulanırız anlatmanız konuşur gibi karşılık sohbet eder gibi nice güzel sağlıklı ve huzur yıllara olsun …

  26. Iyiki dogmussun yakisikli Deniz..Elif hanim nedense ben blogunuzu takip ettigimden beri sizin her anlamda, ve elinizi attiginiz her alanda ne kadar mükemmel oldugunuzu söyleyip duruyorum.. kendinize cok büyük haksizlik ediyorsunuz.. ama isin güzel yani haksizlik ettiginizi kendinizde fark etmissiniz. Ve o sese söyleyin ki sussun! Fakat bir günlügüne degil, hic konusmamacasina sussun!

  27. Sevgili Elif, uzun zamandır blogunu takip ediyorum, pek çok yazına da yorum yapmışlığım var ama iç ses ile ilgili bu yazı beni başka bir vurdu. Yukarıdaki pek çok yorum benim yerime de konuştuğu için tekrar etmemek amacıyla yorum bırakmamıştım ama bu hafta okuduğum bir yazı hemen bu yazını hatırlattı:
    http://www.5harfliler.com/zeki-kizlarin-cikmazi/
    Gecikmeli de olsa Deniz’in doğum gününü kutlarım. Yeni yaşında istediği olmasa da ihtiyaç duyduğu her şeyi elde eder umarım…