1 Yorum

Ucu olmayan şehir

Bundan 20 sene önce, üniversite öğrencisi olarak İstanbul’a geldiğimde halamla yaşamaya başlamıştım, Çiftehavuzlar’da… Bir yardımcısı vardı halamın, Sultan. Haftada bir temizliğe gelirdi, taaaaaaa Dudullu’dan. O zamanlar Dudullu ”taaaaaaa Dudullu”ydu. Nerede olduğunu, nasıl gidildiğini bilmezdim. Çok uzak olduğunu bilirdim sadece. Sorardım Sultan’a: Nasıl gidip geliyorsun? Trenle derdi. Ama trene ve trenden de bayağı bir yürürdü.

Geçenlerde bir görüşme için Dudullu’ya gitmem gerekti, 20 dakikada VIRT diye oradaydım.

Bundan yaklaşık 25-30 sene önce iş sebebiyle babamların eline toplu bir para geçmiş. N’apsak, bu parayı nasıl değerlendirsek falan dediklerinde o zamanların pek başarılı bir emlakçısıyla görüşmüşler, ‘İstanbul’da, Kurtköy’den arsa alın’ demiş adam. Babamlar ciddiye almamışlar adamı, İstanbul nireeee, Kurtköy nire, bu herif bizimle dalga mı geçiyor diye. (Şimdi sorsan pişmanlar tabii!)

90’ların sonuna doğru, artık İstanbul’un kurdu olmama ramak kalmışken, o zamanlar Mersin’de yaşamakta olan kuzenim İstanbul’a gelmişti. Arabayla karşıya (Anadolu’dan Avrupa’ya) geçerken Maslak’ta yükselmekte olan kuleleri görüp (hayatında Amerika’ya gitmemiş olmasına rağmen) ohaaaaa İstanbul Amerika gibi olmuuuuuş demişti.

Halbuki ondan önce, Mersin’de yaşadığım dönemlerde İstanbul’a gelişlerimde hatırlıyorum bu şehirden nasıl etkilendiğimi… ‘Ne kadar yeşil’ derdim, çok ilginç gelirdi bana apartmanlarla iç içe olması ağaçların… ‘Gölgeli’ ağaçların… Ne de olsa Mersin’in sırık palmiyelerinin gölgesi olmazdı, hasrettik oralarda bu serinliğe…

Şimdi, en son Mayıs ayında Mersin’e gittim ve oranın İstanbul’a oranla daha yeşil kaldığını hissettim. İstanbul’daki beton-yol-beton-yol zincirlerinin arasında resmen hasret kalmışız yeşile… ‘Ağaçlandırma’nın otoyol kenarına yapılan kenar süsü gibi peyzaj işlerinden ibaret olduğu bu güzelim şehir nasıl da böyle talan edildi?

Ne zaman ve nasıl böyle büyüdü?

Cevabını Ekümenopolis veriyor.

Screen Shot 2014-11-18 at 11.37.54 PM

Ekümenopolis’i duyardım da hep, ilk kez Gezi’den sonra seyretme fırsatı buldum. 2013 sonbaharında… Film Gezi direnişinden önce çekilmiş (2010’da), ancak seyredince Gezi’nin neden meydana geldiğini anlıyor ve ‘olmaması imkansızmış’ diyorsunuz. Ve tabii ki -halihazırdaki iktidara yapılan tüm eleştiriler baki olmakla birlikte- bugünlerin tohumlarının 12 seneden çok daha önce atıldığını da görüyorsunuz.

‘Ucu olmayan şehir’ demekmiş Ekümenopolis.

ekümenopolis, 1967 yılında yunanlı şehir plancısı constantinos doxiadis tarafından ortaya atılan, günümüzün kentleşme ve nüfus artışı hızları göz ününe alındığında, gelecekte dünyadaki bütün kentleşmiş alanların ve megapollerin kuşaklar halinde birbirleriyle birleşeceği ve tek bir şehir oluşturacağı fikrini temsil eden bir terimdir.

istanbul’daki ekolojik eşikleri aştınız, nüfus eşiklerini aştınız, ekonomik eşikleri aştınız. nereye gidecek bunun sonu derseniz, doğan kuban’ın söylediği şeyi söyleyeceğim size: kaos.

kentsel dönüşüm planlarıyla koskoca bir şehri bir finans merkezine dönüştürmeye çalışan bu yeni projenin istanbul’da yarattığı travma, koca bir kültür mirasının ruhsuz ve bunaltıcı bir beton yığınına dönüşmesi şeklinde tezâhür ederken, istanbul ile birlikte orada yaşayan insanları da dibe çekmekten geri kalmıyor. bu sayede, tüm gelişimini ve büyümesini tek bir şehir üstüne inşa etmiş bir ülkenin de nereye varacağını göreceğiz.

diyor ekşisözlük’teki 2010 tarihli bu yorum.

Son zamanlarda kiminle memleket meseleleri hakkında konuşsam aynı soruyu sorarken buluyorum kendimi: Ekümenopolis’i seyrettiniz mi? Yanıt genelde HAYIR oluyor.

Seyredin. Seyredin, ve bir zamanların sırça köşklü İstanbul’unun nasıl da sistemli bir şekilde ucu olmayan bir şehre dönüştürüldüğünü, çocuklarımıza nasıl bir beton yığını bırakıyor olduğumuzu görün.

Bir yorum

  1. Tüylerim ürperdi. Biz nasıl varlıklarız, neden doymuyoruz, hırs ve kin içinde yaşıyoruz?
    Finans Merkezi projesinin bir parçası olarak İstanbul’a taşınmam gerekirse vicdanım hiç rahat etmeyecek, en azından bunu biliyorum.
    Filmi izlemedim, listeme ekliyorum hemen.
    Ekşisözlük’teki tespitler de çok yerinde.
    Sağol Elif, paylaşımın için.
    Sevgiler..