4 Yorum

Üretme isteğinden doğan bir girişim: Uykucu Bebek

Sosyal medya, çocuk sahibi olduktan sonra yepyeni bir kariyere başlamak isteyen kadınların hem çıkış, hem toplanma noktası oldu. Anne olmanın eve bağlayıcı etkisinin panzehiri, birbiriyle ortak noktası olan, birbiriyle konuşmak, paylaşmak isteyen annelerin kurtarıcısı, birlikte iş yapmak isteyen kadınların birleştiricisi oldu.

Bu kadınlardan biri de Uykucu Bebek girişiminin arkasındaki isim Nihan Öztürk. 2013 Mayıs’ında kucakladığı Rüzgar oğluna kadar oldukça aktif bir kariyer hayatı olan, oğlundan sonra ise kendine bambaşka bir yol çizen Nihan’la geçtiğimiz haftalarda Moda’da buluştuk. ‘Kahve içelim’ diye çıktığımız buluşma öyle yoğun bir sohbete döndü ki konuşmadığımız konu kalmadı. Ancak o kadar sohbeti bir fotoğrafla belgelemeyi de atladık, ona yanarım…

Nihan’ın hikayesinin başlangıcı da de pek çok girişimci anneninki gibi: Yoğun bir kurumsal hayat… Ardından annelik… Ve ardından, hem çocuğuyla vakit geçirme, hem de daha elle dokunulur bir şey yapma isteğiyle ortaya çıkan bir iş.

Nihan’la bir araya gelmemizin sebebi her ne kadar Uykucu Bebek idiyse de kariyer seçiminden hamilelikte beslenmeye, çocuktan sonraki değişimden memleketin hallerine kadar birçok konuda konuştuk. Sosyal medyadaki selamlaşmalarımız sırasında gün yüzüne çıkmayan ortak noktalarımızı fark ettik, örneğin, işletme oku, sonrasında her işi yaparsın’ diye yola çıkılan bir üniversite hayatı… Nihan da benzer arayışlarla işletme okuduktan sonra yurtdışına, Londra’ya gitmiş ve orada finans okumuş. Şimdi -tıpkı benim kendime ‘Neden işletme?’ diye sorduğum gibi- ‘Neden finans?’ diye soruyor o da… ‘Keşke beni manevi anlamda da tatmin edecek bir alanda okusaydım’ derken bulduk birbirimizi karşılıklı… Ama o zamanlar öyleydi, iş garantili alanlarda okumak doğrusuydu… Yaratıcılığa, ‘yüreğinin götürdüğü yere gitmeye’ cesaret edemedik, cesaretlendirilmedik…

UykucuBebek1

Bu yüzden değil mi ki çoğu anne -ve hatta baba, ve hatta çocuksuz insanlar da- yoğun bir kurumsal hayatın sonunda ‘Artık yeter’ deyip kendine yeni bir yön çiziyor? Hayattan beklentilerini belirledikleri noktada kimi için dönüm noktası çocuk, kimi için bir hastalık, bazen de tek bir farkındalık anı oluyor. Nihan da böyle yapmış kendisine… Eğitim için gittiği Londra’dan dönüşte çalıştığı AB projeleri, ardından Uykucu Bebek’e zemin hazırlayan Nike ve Mavi gibi markalardaki tecrübelerinden sonra geçirdiği ciddi bir hastalıkla sorgulamaya başlamış birçok şeyi… Bu zor süreci eşinin ve ailesinin desteğiyle aştığını söyleyen Nihan, ‘her tecrübeden öğrenecek bir şey var’ diyenlerden… ‘İşte o dönem hayatıma çok güzel renkler katıldı diyebilirim. Daha yumuşak bakmaya başladı gözlerim sanki; kızdığım, üzüldüğüm, değiştirmeye çalıştığım birçok şey önemini yitirdi ve aklımdaki tek şey hayata yeniden dahil olabilmekti’ olarak anlatıyor bunun hayatındaki öğretici etkisini…

2012 yılında hamile kalması ve 2013 Mayıs’ında oğlu Rüzgar’ın doğmasıyla yepyeni bir sayfa açılmış Nihan’ın hayatında…

Rüzgar’dan sonra tam zamanlı, uzun mesaili bir işte çalışamayacağıma karar verdim. Çalışma hayatının, başarının, kariyerin tatminini yaşamıştım, ama bir bebeği büyütmenin, onun her evresini görmenin nasıl bir şey olduğu benim için yepyeniydi. Bir tercih yapmalıydım, ya bebeğime bir bakıcı bakacak ve ben yoğun iş hayatıma geri dönüp deneyecek nasıl oluyor yaşayarak öğrenecektim ya da ona ben bakacaktım. Kendi adıma doğru bulduğum bir tercih yaptım, ve oğlumu büyütmeyi seçtim.

Elbette bedel ödemiş bu karar için… O kadar okudun kariyerini çöpe mi atacaksın’la bu saatten sonra eşinin eline mi bakacaksın arasında gidip gelen tepkiler almış. Ama üniversite, Londra, projeler, markalarda yöneticilikler, … bunları tekrar kazanabileceğini ancak oğluyla geçen bir seneyi tekrar geri alamayacağını hatırlatmış kendine… Bir yandan çalışan annelerin gücüne hayranlık duyar ve yaptıklarını müthiş değerli bulurken, kendisi farklı yönde bir tercih yapmaya karar vermiş.

Ve, ‘onca sene okuduktan sonra çocuk bakmak için işi bırakan’ birçok kadın gibi boş duramamış o da… Senelerce her sabah 6’da kalkıp işe giden, koşturan birinin 24 saat eve kilitlenmesi elbette kolay olmamış. Kurtlanmaya başlamış bir süre sonra… Ve bu kurtlanma Uykucu Bebek’i çıkarmış ortaya, biraz da tesadüf eseri…

Rüzgar 2 aylıkken bir arkadaşım hediye olarak Ergo cocoon kundak getirdi bana… Rüzgar aslında huzurlu, mutlu bir bebekti ama kendi kendini çok fazla uyandırıyordu. O akşam Ergo Cocoon’u giydirdim ve Rüzgar o kundakla aralıksız 8 saat uyudu. Tabii ben ve eşim meraktan ve panikten uyuyamadık! Devam eden akşamda da yine benzer bir uykucuyla karşılaştık. Dünyamız değişti resmen… Uzun yıllar tekstilde çalışmış biri olarak bu ürünü neden ben satmıyorum ki dedim; önce bir google’ladım, Türkiye’de satan bir firma olmadığını görünce firma sahibiyle temasa geçtim. Uzun görüşmeler sonrası, tanıtım mektupları, CVler gönderildi, firma sahibi bana daha önce bir distribütörlüğüm olmadığı için distribütörlük veremeyeceğini söyleyen bir email yolladı.

İşte Nihan’ın ‘girişimci’ hikayesi burada ilginç ve ilham verici bir hal alıyor… Ben olsam ‘Hay Allah, tüh‘ der, ‘kısmet değilmiş’ diye vazgeçerdim. Ancak o öyle yapmamış.

O gece 2 gibi oturup ona “Neden olmasın?” başlığıyla bir email yazdım, çünkü firma sahibi de bu işe bebeği dolayısıyla başlayan yine bir anne girişimciydi… E-mailimin kapanış cümlesi olarak “Senin bu ürünü oturup dikebilmek gibi bir yeteneğin varmış ve sen bu markayı bir dünya markayı yapabilmişsin, bu harika bir şey… Neden benim bunu Türkiye’de yapamayacağımı düşünüyorsun? Buna cesaretim var” yazdım.

Ve bir saat içinde firma sahibinden emailinden çok etkilendiğini ve distribötürlüğü verdiğini söyleyerek onu tebrik eden bir yanıt almış… Böylelikle, müthiş bir sevinçle başlamış Uykucu Bebek serüveni de…

Screen Shot 2014-11-27 at 7.03.54 AM

Uykucu Bebek adı, Ergo Cocoon’un Rüzgar’ı uykucubebeğe dönüştürmesinden gelmiş…  Siteyi tanınır hale getirmeye çalışırken, başka markalar da sıraya girmiş. Bebek kıyafetleri, organik bebek uyku tulumu, nefes alan ve terletmeyen kumaştan kundaklar derken yakın zamanda bebekler için ürettiği eldiven ve patiklerle bilinen Goumi Kids’le de ‘exclusive’ distribütörlük anlaşması yapmış. Nihan başka markaların da yolda olduğunu söylerken bir yandan da ekliyor:

Yavaş yavaş ilerlemek istiyorum ben, sakin sakin, kavgasız gürültüsüz. Benim için kilit olan, beni çalışmaya iten şey başarı veya alkış değil. Üretme isteği. Boş durmayı, beklemeyi, zamanın akıp geçmesini ve orada sadece anne kimliğiyle durmayı tercih etmiyorum, hayatın içine katılmayı akmayı seviyorum. Çünkü bir kadın sadece anne değil, ya da olmamalı…

Hızla ve hevesle giriştiği işinde zorlandığını da inkar etmiyor Nihan. ‘Annelik ve girişimcilik inanılmaz zor yürüyordu, tahmin ettiğimden dahi zordu. Her noktada yanımda olan bu hayattaki şansım eşim yine en büyük desteğimdi, onun yazılım firmasının olması sitemizin çabuk ayağa kalkmasında büyük bir etkendir’ diyor.

Bir işi severek yapmanın çok önemli olduğu konusunda da birleşiyoruz Nihan’la… Özellikle sevdiği markaları, kullandığı veya kullanacağı markaları önermeye dikkat ettiğini belirtiyor o da…

Bu benim için önemli bir kriter. Örneğin ErgoPouch, dolgusu dahi elyaf içermeyen, %100 pamuktan üretilmiş bir uyku tulumu. Onu kullanırken hala oğlum o kadar rahat ediyor ki, ‘Neden diğer annelerin çocukları da bu rahatlıkta uyku tulumlarında uyumasınlar’ diye cidden aklımdan geçiyor. ‘Gece üstünü açan bebek’ diye bir gerçek var. ‘Uykusuz anne’ gerçeği var. Bebeğin gece uyurken terlememesi, rahat etmesi bence çok önemli. Benim getirdiğim bir marka bunu sağlıyor, bunu bilmek dahi çok güzel.

Screen Shot 2014-11-27 at 7.23.05 AM

İşini yaparken özel olarak dikkat ettiği şeyin her şeyi satmak, ya da çok çok satıp büyümek olmadığını vurguluyor.

Doğru işi yaparsam ve bunu da doğru bir şekilde yaparsam ve en önemlisi zaman ayırırsam bunun mutlaka doğru kişiye ulaşacağını düşünüyorum. Uykucu Bebek sayesinde çok güzel insanlarla tanışma, çalışma fırsatı buldum. Bazen bir müşterimle yemek yedim ve yemek bittiğinde artık birbirimize ismimizle hitap eden iki arkadaş olduk; bazen bir blogger’la şakalaşırken buldum kendimi, bazen bir firmanın marka müdürüyle ürünlerim hakkında konuşurken birden bir sonraki görüşmede nerede kahve içsek acaba dedik, bu anların dahi tadını çıkarıyorum aslında…

Çok az şanslı insanın sevdiği işi yaptığı gerçeğinde de birleşiyoruz Nihan’la. ”Eğer bu azınlıktaysam buna şükretmeliyim. İşimle ilgili her yaptığım şeyde kendime tekrarladığım hep şu: iyi ki uykucu bebek var”. 

Umarım hep de olur. Ve belki Nihan’ın büyük bir azimle çıktığı bu yol, ‘acaba yapabilir miyim?’ diyen başka annelere de ilham olur…

UykucuBebek2

***

Uykucu Bebek’in ürünlerini web sitesinden inceleyebilir, Facebook, Twitter ve Instagram‘daki hesaplarını takip edebilirsiniz.

4 yorum

  1. Hoş yazı olmuş,her bir satırından ayrı etkilendim.Kaleminize sağlık.
    Başarılı kadın güçlü olmayabilir ama güçlü kadınlar her zaman başarıyı yakalarlar.Nihan güçlü kadın.Bence en doğru olanı yapmış. Bir cümle de “””bunları tekrar kazanabileceğini ancak oğluyla geçen bir seneyi tekrar geri alamayacağımı hatırlatmış kendine…””Bence herkes tercih etme aşamasında kaldığında bu soruyu kendine sormalı. Para kazanılır,kariyer yapılır ama çocuğunla,ailenle gerçirdiğin anları parayla alamassın. Bunun tecrübesini bir sonrakin de edemessin. Hayatta yine bazı şeyleri sorgulamak,anlamak için ciddi hastalıklar geçirmeye de gerek yok ama merak ettim ayrıca geçirdiği ciddi rahatsızlık neydi diye…
    Herkesin kendine böylesi güzel başlangıçlar yapabilecek enerji ve cesareti bulması dileğiyle…
    Selamlar
    Nihat A.

  2. böyle anneleri gercekten yürekten tebrik ediyorum.Hiçbir kadın boş oturup ahlanıp vahlanmamalı elbet basarabilcekleri işler vardır.Yeter ki cesaretleri olsun.sevgiler..

  3. İnstagram sayesinde tanıdım Nihan’ı.
    Ankarada yaşayan bi blogger anne olarak tulum arayışına girdiğim sırada bana o kadar çok destek oldu ki. Gece gündüz sorduğum her soruya ayrıntılı cevap vererek içimi rahatlattı ve o uyku tulumuyla gece üstünü açan bebeğime çözüm oldu.
    Hep imrendim ve takdir ettim. Yolun açık olsun Nihan, başarın daim olsun. Sizi de burada böyle bir güzel röportaja yer verdiğiniz için ayrıca tebrik ediyorum.
    sevgiler
    seda

  4. Gayet başarılı bir girişim, en sevdiğim yanı açgözlülük ve kandırmacalık kokmaması. Yolu açık olsun.